2 Eylül 2019 Pazartesi

Devam Eden Savaş Uçağı Geliştirme Projeleri ve Bazı Değerlendirmeler - 1


Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemi alımından dolayı F-35 projesinden çıkarılması ve uçakların teslim edilmemesi, yeni nesil savaş uçağı ihtiyacını kamuoyunun gündemine oturttu. Bu ortamda, Rusya’nın başkenti Moskova’da düzenlenen MAKS 2019 havacılık fuarına katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte yeni geliştirilen Su-57 savaş uçağını birlikte incelemesi, aynı zamanda Rus savunma sanayii firmalarının Su-35 ve Su-57 uçakları ile ilgili Türkiye ile görüşmelerin yürütüldüğünü açıklamaları, konuyu daha da sıcak ve popüler hale getirdi.

Ancak Su-57 uzun süredir askeri havacılık camiasının çok yakından takip ettiği bir uçak. 5’inci nesle mensup olarak değerlendirilen Su-57, pek çok ileri teknolojiyi bünyesinde barındırıyor. Bu nesle mensup diğer bazı uçak projeleri de benzer şekilde geliştirme süreçlerinin değişik kademelerinde bulunuyorlar.

Savaş uçakları, belli bazı kabiliyet parametrelerinin tarihsel gelişimi bakımından çeşitli şekilde gruplandırılmaktalar. Üzerinde kesin bir fikir birliği olmasa da en yaygın görüşe göre savaş uçaklarının nesilleri şu şekilde sıralanabilir:

1’inci Nesil: İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda ortaya çıkan ve 1950’lerin ortalarına kadar geliştirilmiş savaş jetleri. F-86 ve MiG-15 en bilinen örnekleridir. Sesaltı sürat rejiminde uçarlar ve ana silahları makinalı tüfek, top ve havadan havaya güdümsüz roketlerdir.
2’nci Nesil: Artyanıcılı, yüksek performanslı turbojet motorlara sahiptirler. 1950’li ve 1960’lı yıllar arasında üretilmişlerdir. Atış kontrol radarları, ilk kızılötesi güdümlü havadan havaya füzeler bu uçaklarda görülmeye başlamıştır. MiG-21, F-5 örnek olarak verilebilir.
3’üncü Nesil: 1960’lı ve 1970’li yıllar arasında ortaya çıkmışlardır. Havadan yere güdümlü mühimmat, yarı aktif radar güdümlü havadan havaya füze, elektrooptik hedefleme sistemleri, gelişmiş manevra kabiliyeti gibi özellikleri vardır. MiG-23 ve F-4 örnek olarak verilebilir.
4’üncü Nesil: 1970’ler ve 1990’lar arasında kullanıma girmişlerdir. Çok rollülük, gelişmiş aviyonikler, veri bağları ve çok işlevli radarlar devreye girmiştir. F-16, MiG-29 örnek olarak verilebilir.
5’inci Nesil: 2000’lerin başlarından itibaren ortaya çıkmışlardır. Kompozit malzemeler, artyanıcısız sesüstü sürate ulaşma ve sesüstü süratlerde seyir (supercruise), itki yönlendirme, gelişmiş veri bağları ve sensöz füzyonu gibi yetenekleri vardır. F-35, F-22 bu neslin öncüleridir.
6’ncı Nesil: Bu nesle mensup uçakların kabiliyetleri üzerinde net bir görüş birliği yoktur. Yapay zeka ve otomasyonun etkin kullanımı, insanlı – insansız uçakların birlikte görev yapabilmeleri, gelişmiş insan – makine arayüzü gibi özellikler sıralanabilir.

Halen devam etmekte ya da tamamlanmak üzere olan 5’inci nesil savaş uçağı geliştirme projeleri yakından incelendiğinde, hem teknoloji hem de geniş perspektifte askeri – stratejik bağlamlarda bazı dikkat çekici hususlar ön plana çıkıyor. Bunlar yalnızca askeri havacılık alanında, teknik / teknolojik konular değil, aynı zamanda sanayi ve teknoloji politikası, savunma endüstrisi ve hatta jeopolitik parametreleri içeriyor. Bu ortak paydaları ve öne çıkan askeri, teknolojik ve politik eğilimleri tespit edebilmek için, en önde gelen sekiz projeyi mercek altına almak gerekiyor. Bu projeler şöyle:

1. Su-57
2. J-20
3. FC-31
4. KFX
5. FCAS
6. Tempest
7. F-35
8. MMU

Bahsi geçen projelerin tarihçe, teknik özellikler ve harekât doktrini bakımlarından resimlerinin çekilmesi, bu değerlendirmeyi yapmayı sağlayacak.

20 Ağustos 2019 Salı

KaleTalks - S-400’ler ve Sonrası: Türkiye’yi Neler Bekliyor?

Kale Grubu'nun düzenlediği "Kale Talks" etkinlikleri kapsamında, 23 Temmuz günü Prof. Dr. Serhat Güvenç ile birlikte "S-400'ler ve Sonrası - Türkiye'yi Neler Bekliyor?" başlıklı paneline katıldım.

Gazeteci Işın Eliçin'in yönetiminde düzenlenen panelde S-400 hava savunma sisteminin özellikleri, teslimatının siyasi, stratejik ve askeri etkileri ve F-35 uçağı üzerine konuştuk. Benim için keyif verici bir deneyimdi.

Video kaydı aşağıdadır:



15 Ağustos 2019 Perşembe

Uzay Harbi - C4Defence Makaleleri

Soğuk Savaş'ın başından bu yana uzay askeri bir rekabet ve harekât sahası oldu. ABD ve SSCB arasındaki uzay yarışı, yalnızca bilimsel ve teknolojik gelişmişlik seviyesi rekabeti değildi. Gorillerin karşılıklı yumruklarını göğüslerine vurarak meydan okumaları gibi, askeri gücün ve kabiliyetin taşındığı yeni bir ortamdı.

Son yıllarda uzayın askeri amaçlarla kullanımı, hem teknolojideki gelişmeler hem de bu alanda yeni ülkelerin de lige girmesi ile yoğunlaştı.

Ben de bir süredir hem bu alandaki sistem ve teknolojiler hem de konunun tarihçesini çalışıyorum. Konuyla ilgili C4Defence dergisinde yayımlanan makalelerimin bağlantıları aşağıda:



1. Durumsal Farkındalığın Uzay Boyutu (Sayı 12)

2. Atmosferin Ötesindeki Soğuk Savaş (Sayı 68)

3.
V-2 Füzesi ve Uzay Yarışının Başlangıcı (Sayı 69)

4. Uydusavar Füze Sistemleri (Sayı 70)

5. Uzay Konuşlu Lazer Sistemleri (Sayı 71)

6. İstihbarat Uyduları (Sayı 72)

7. Uydu Tabanlı Konumlama ve Seyrüsefer Sistemleri (Sayı 74)

8. Uydu Fırlatma Sistemleri (Sayı 75)

9. Ay'a Dair Askeri Projeler (Sayı 76)

10. ABD'nin Yıldız Savaşları Projesi (Sayı 77)

14 Ağustos 2019 Çarşamba

29 Temmuz 2019 Pazartesi

Rusya'nın Yeni Elektronik Harp Kabiliyetleri

TASS haber ajansı tarafından 10 Haziran günü, Rusya'nın yeni elektronik harp (EH) yöntemleri denediğine dair bir haber yayımlandı.[1]

Komutanlığın yayımladığı bir basın açıklamasına dayandırılan haberde, Rus Silahlı Kuvvetlerinin Merkez Askeri Bölge Komutanlığına mensup yaklaşık 500 personelin, kara konuşlu üç farklı EH sistemini kullanarak düşman uçaklarını karıştırmak ve köreltmek için geliştirilen yeni bir yöntemin denendiği kaydedildi.

Bu haberin satır arasında, Rusya’nın elektronik harbe verdiği önemin ve bu kabiliyetini nasıl bir doktrin çerçevesinde kurguladığına dair önemli ipuçları var.

25 Temmuz 2019 Perşembe

30 Haziran 2019 Pazar

31 Mayıs 2019 Cuma

Savunma ve Havacılık Sanayii 2018 Performans Raporu ve Bazı Değerlendirmeler

Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği (SASAD) 22 Nisan günü, 2018 yılı Sektör Performans Raporu'nu yayımladı.

Performans raporu her yıl, SASAD üyesi kurum ve kuruluşlara gönderilen anket formlarına alınan yanıtların derlenmesi ile elde edilen veri ve göstergelerle hazırlanıyor.

SASAD'ın açıklamasına göre 2018 raporu, 87 firma ve kurumun verdiği yanıtlarla hazırlanmış. SASAD, bu veri setinin sektör performansının %90'ından fazlasını yansıttığı kaydetmiş.

2017 performans raporundaki verilerde, yeni kurulan MSB Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü (ASFAT) ilk kez yer almıştı. Bu değişiklik, sektörde toplam istihdam edilen çalışan sayısı ve toplam ciro göstergelerde kendini göstermişti. 2018 verilerinde de THY Teknik ilk kez katılmış. Bu ekleme de aynı şekilde göstergelere yansımış.

IDEF 2019 fuarından hemen önce yayımlanan raporda paylaşılan veriler incelendiğinde sektörün genel durumu ve gidişatına dair bazı ipuçları elde etmek mümkün.

26 Mayıs 2019 Pazar

11 Mayıs 2019 Cumartesi

IDEF 2019 İzlenimleri


14’ncü uluslararası savunma sanayii fuarı IDEF 2019, 30 Nisan – 3 Mayıs tarihleri arasında, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Organizasyon firmasının verilerine göre, fuara 53 ülkeden 1,061 katılımcı firma ve temsilcilik katıldı. Fuarı 70 ülke ve üç uluslararası kuruluştan savunma sanayii alanında görevli 150 heyet ziyaret etti.

Fuara dair notlarım ve gözlemlerim şu şekilde:

24 Nisan 2019 Çarşamba

Siyah Gri Beyaz 14 Yaşında

Eser: The Lonely Man
Clark Hulings
Geride kalan on dört yılın sonunda öğrendiklerim arasında belki de en önemlisi, öğrenmenin, karatahtaya ve hatta belki dev bir zımpara kağıdına tebeşirle yazmaya benzediğidir.

Öğrendikçe, öğrenilecek daha ne kadar çok şey olduğunu görmek. Belki de öğrenilmesi gereken tek ve yalnız tek şey bu.

Matematikte bunun karşılığı, "evrenin ve diğer her şeyin modellendiği tek bir denklem bulmaya çalışmak" olurdu herhalde.

Konu ne olursa olsun; güzel sanatlardan uzay teknolojisine, bir şeyi anlamak için o şeyi meydana getiren tüm ana ve yardımcı bileşenleri anlamak gerek. Her birinin de kendi ana ve yardımcı bileşenleri olduğunu öğrenerek. Bitmek bilmeyen bir iniş, dibi olmayan bir kuyuya.

Siyah Gri Beyaz benim için böyle bir kuyu. Sadık okuyucuya, bu inişte beni yalnız bırakmadığı için teşekkürlerimi sunarım.

18 Nisan 2019 Perşembe

Doğu Akdeniz'den Kuzey Kutbu'na: Yakın Çeper, Uzak Çeper

Son 6 ay içinde Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Kuzey Kutup Bölgesi arasında mekik dokudum. Fiziksel olarak değil malesef, zihinsel olarak.

15 Kasım'da, Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR) ve 21. Yüzyıl İçin Planlama Grubu işbirliği ile Ankara Rahmi Koç Müzesi'nde düzenlenen "Doğu Akdeniz ve Türkiye Çalıştayı - 1"de, "Doğu Akdeniz'deki Deniz Güçleri" başlıklı bir bildiri sundum.

15 Şubat günü, yine KÜDENFOR tarafından İstanbul Rahmi Koç Müzesi'nde düzenlenen "Değişen Arktik Jeopolitiği" çalıştayında, "Arktik Bölge ve Askeri Stratejik Gelişmeler" başlıklı bir bildiri sundum.

Bir ay kadar sonra, 18 Mart günü de İstanbul Türk Ocağı ve KKTC Ada Kent Üniversitesi'nin Gazimağusa'da düzenlediği, "Kıbrıs Meselesi: Dünü, Bugünü ve Yarını" çalıştayında, "Doğu Akdeniz'deki Askeri Dengeler ve Türkiye" başlıklı bir bildiri sundum.

2 Nisan günü ise Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) 2019 Bahar Semineri kapsamında "Karadeniz'de ve Doğu Akdeniz'de Jeopolitik Mücadele" başlıklı bir seminer verdim.

Bunlar dışında 12 Aralık günü Milli Savunma Üniversitesi Atatürk Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nde (MSÜ ATASAREN) ve 4 Ocak günü MSÜ Alparslan Savunma Bilimleri Enstitüsü'nde (MSÜ SAVBEN) "Vakalar Üzerinden Savunma Teknolojilerinin Dönüşümü" başlıklı birer konferans verdim. Bunlar, jeopolitik gündemden biraz nefes almamı sağladı.

Bir buçuk ay içinde Kuzey Kutbu'ndan Karadeniz'e ve oradan Doğu Akdeniz'e geçiş, düşünsel seviyede bile kolay değil. Ancak bu "seyahatin" duraklarının, araştırma ve çalışma alanlarıma giren bazı ortak noktaları bulunuyor:

12 Nisan 2019 Cuma

31 Mart 2019 Pazar

MILDESIGN 2019

Geçtiğimiz Cumartesi (23 Mart) günü, FNSS şirketinin davetlisi olarak MILDESIGN 2019 askeri kara aracı tasarım yarışmasında, aday tasarımların jüri değerlendirme gününe katıldım.

İlki 2011, ikincisi 2015 yılında düzenlenen MILDESIGN, öğrenci ve profesyonel olmak üzere iki ana kategoride düzenleniyor. Yarışmanın 2019 sürümünde, adaylardan insanlı ve ihtiyaç halinde uzaktan komuta edilebilen, balistik korumaya sahip, görev ve yetenekleri modüler olarak değişebilen, yenilikçi bir askeri kara aracının kavramsal tasarımını sunmaları isteniyor.

Yarışmaya katılan aday tasarımlar ve jüri üyelerinin bu tasarımları değerlendirirken yaptıkları tartışmalardan faydalanarak, yeni nesil askeri kara aracı tasarımı üzerine bazı notlar aldım.

23 Mart 2019 Cumartesi

18 Şubat 2019 Pazartesi

Rus Il-20M Uçağının Vurulması Olayının Anlattıkları

Ortadoğu Analiz dergisinin 85'inci sayısı için kaleme aldığım makale:

17 Eylül gecesi yerel saatle 22:00 sularında, Rus Hava Kuvvetlerine ait İlyuşin Il-20M (NATO kodu "Coot A") tipi bir elektronik istihbarat uçağı, Suriye'nin güneydoğusundaki Hımeymim Hava Üssü'ne iniş için yaklaşırken radardan kayboldu. Uçağın, o sırada Lazkiye'ye bir taarruz gerçekleştirmekte olan İsrail savaş uçaklarına ateş açan Suriye hava savunma bataryaları tarafından yanlışlıkla vurulduğu ortaya çıktı. Uçakta bulunan 15 Rus mürettebat hayatını kaybetti. Olay, Rusya ile İsrail arasında bir krize neden oldu.

Olayın oluş şekli ve sonrasındaki gelişmeler, Rusya'nın Doğu Akdeniz'de etki alanını geliştirme çabaları ile bu yöndeki kapasitesinin değerlendirilmesinde kullanılabilecek önemli veriler sunmakta. Bunun için de öncelikle vakanın teknik analizinin yapılması gerekmektedir.

15 Şubat 2019 Cuma

INF Antlaşması ve Bir Garip Küsüşme Hikayesi

Çizim: Konstantin Maler
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump 1 Şubat günü, ülkesinin Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler (Intermediate Range Nuclear Forces - INF) antlaşmasından çekileceğini açıkladı. Kısa süre sonra da Rusya benzer bir açıklamayla antlaşmadan çekildiğini duyurdu.

Trump, ülkesinin INF yükümlülüklerini yerine getirmeyi 2 Şubat itibariyle bırakacağını ve altı ay içinde resmen çekilmiş olunacağını ancak bu süreçte Rusya INF'i ihlal eden harp başlığı, füze ve fırlatıcıların üretim ve konuşlandırılmasından vazgeçerse tekrar dönmeyi değerlendirebileceklerini söyledi. Hemen ardından Moskova da yeni füze geliştirme projeleri üzerinde çalıştığını açıkladı.

INF, 1987 yılında ABD ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) arasında imzalanmıştı. Antlaşma, Avrupa'da nükleer bir savaşın önlenmesini sağlamış, bu bakımdan da Soğuk Savaş'ın tarafları arasındaki gerilimin kayda değer şekilde düşmesine katkıda bulunmuştu. Nitekim kısa süre sonra da SSCB'nin dağılmasıyla birlikte Soğuk Savaş sona erdi.

Taraflar INF'den çekilmelerine kadarki süreçte birbirlerine, bir masa tenisi maçı ahenginde karşılıklı suçlamalar yönelttiler. Çeşitli füze projelerinin zikredildiği bu atışmanın sonunda her iki ülke de antlaşmadan çekildi.

Ve böylece, kimilerinin "Soğuk Savaş 2.0" olarak adlandırdığı bu dönemde, yeni bir sürece girildi.

4 Şubat 2019 Pazartesi

28 Ocak 2019 Pazartesi

Rusya'nın Ohotnik-B Projesi

Geçtiğimiz hafta içinde Novosibirsk Uçak Üretim Kurumunun pistinde, Rusya'nın yeni geliştirdiği Ohotnik-B (ОХОТНИК-Б; Rusça "Avcı") adlı insansız hava aracı (İHA) prototipi görüntülendi. Bundan kısa süre önce de kuyruğunda ve gövdesinin altında bu uçağın silüeti resmedilmiş 053 gövde numaralı bir Su-57 görülmüştü. Bu semboller doğal olarak, Ohotnik-B'nin Su-57 ile birlikte görev yapacak şekilde geliştirildiğine dair bir emare olarak algılandı. 

Rusya'nın askeri elektronik sistemler üreticisi KRET Genel Müdür Yardımcısı Vıladimir Miheyev, TASS haber ajansına 2016 yılında verdiği bir mülakatta, Rusya'nın üzerinde çalıştığı altıncı nesil savaş uçağının insanlı ve insansız olmak üzere iki modelde üretileceğini, bu uçakların birlikte, kol halinde uçarak görev yapacağını söylemişti.

Dolayısıyla Rusya'nın, insanlı ve insansız muharip uçakların birlikte görev yapacağı bir kurgu üzerinde çalıştığına dair elimizde kuvvetli ipuçlarının bulunduğunu iddia edebiliriz.

Buradan hareketle Ohotnik-B'nin, hava gücü alanında gerçekleşmesi beklenen bir dönüşümün Rus Hava Kuvvetleri özelindeki temsilcisi olduğunu söyleyebiliriz.

18 Ocak 2019 Cuma

Yemen'deki İHA Saldırısı ve Düşündürdükleri

10 Ocak günü, Yemen'deki el Enad Hava Üssü'nde düzenlenen bir törene, Husiler tarafından bir insansız hava aracı (İHA) ile saldırı gerçekleştirildi. Patlayıcı ile donatılmış bir İHA, tören alanının tam üstünde patladı.

Saldırıda ilk belirlemelere göre altı asker öldü, 12 asker de yaralandı. Ağır yaralanan Yemen askeri istihbarat şefi Muhammed Salif Tamad'ın 14 Ocak günü ölmesiyle can kaybı sayısı yediye çıktı. Saldırıda yaralananlar arasında Genelkurmay Başkanı Yardımcısı General Salih El Zindani, Lahic kenti valisi General Ahmed Turki de bulunuyor.

Husilerin saldırıda, yeni geliştirilen "Kasif 2K" (İngilizce transliterasyonu "Qasef". Bazı kaynaklarda Kasif K2 olarak da geçiyor) adlı bir İHA'yı kullandıkları kaydedildi. Yemenpress Haber Ajansı ise saldırıda Kasif 1 İHA'sının kullanıldığını belirtti.

İran basını, saldırının ertesi günü Asir kentindeki Suudi Arabistan ordu birliklerine aynı tip bir İHA ile saldırı düzenlendiğini duyurdu. Bu saldırının sonuçları ile ilgili herhangi bir ayrıntı paylaşılmadı.

Çok sayıda yüksek rütbeli Yemen ordu mensubunun katıldığı, kalabalık bir tören olmasından dolayı, olay anında çok sayıda kamera kayıttaydı. Bundan dolayı da, olayı, saldırı anı, öncesi ve sonrasında yaşananlarla birlikte farklı açılardan etraflıca incelemek mümkün oldu.

17 Ocak 2019 Perşembe

Rusya Federasyonu’nun Doğu Akdeniz’deki Deniz Gücü

Marine Deal News gazetesinin Aralık 2018 sayısı için kaleme aldığım makale:

Coğrafi konumu, tarihi, ekonomik ve doğal kaynak altyapısı özellikleri itibariyle Doğu Akdeniz tarih boyunca jeopolitik güç savaşlarına ve bölgesel rekabetlere sahne olmuştur. Bu sürecin son halkası, özellikle Kıbrıs adası etrafında 2000'li yıllarda yapılan hidrokarbon kaynak keşifleridir. Bölgenin daha da artan jeopolitik önemi ve son yıllardaki artan güvenlik sorunları, kıyıdaş ülkelerin ulusal çıkarlarını korumak için savunma ve güvenlik harcamalarını artırmalarına neden olmuştur. Bu kapsamda, Doğu Akdeniz’de bulunan ülkelerin deniz güçleri ve donanmalarına yaptıkları yatırımlar özellikle ön plana çıkmıştır. Bu modernizasyon süreci, bölgesel bir güç rekabetinin yansıması olarak devam etmektedir. Öte yandan başta Suriye ve Libya’daki çatışmalar nedeniyle kıyıdaş olmayan ülkelerin de bölgedeki donanma varlıklarını artırdıkları gözlenmektedir: Rusya Federasyonu bölgede daimi bir deniz gücü bulundurmaktadır, NATO’nun da SNMG2 görev kuvveti bölgededir.

Doğu Akdeniz’deki deniz gücü dengesine dair değerlendirmede bulunmak için öncelikle, kıyıdaş ülkeler ile bölgedeki diğer ana donanma güçlerinin nitelik ve niceliksel olarak ayrı ayrı incelenmesinde yarar vardır.

12 Ocak 2019 Cumartesi

31 Aralık 2018 Pazartesi

Başlıksız

Eser: Hope/Hopeless
Jason Werner
"Ka bir tekerlektir" der Stephen King, meşhur Kara Kule serisinde. Kader ya da takdiriilahi şeklinde ifade edilebilecek bir anlamı vardır King evreninde.

Ka olsun, kader olsun ve hatta zaman olsun, dev bir tekerlektir. Döner, yine ve yine döner. Önünde duranı ezer. İçinde ya da esiri olanı hep aynı noktaya getirir ama yönlendirebileni yeni yollara götürür.

Zaman, durmadan dönen bir tekerlek. Direnmek değil, yönetmek gerek.

Siyah Gri Beyaz okuruna bu zor işte kolaylıklar diliyorum.

30 Aralık 2018 Pazar

Uzay Ajansı ve Türkiye’nin Uzay Teknolojilerindeki Yeri

Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve 26.12.2018 tarihinde "Uzay Ajansı ve Türkiye’nin uzay teknolojilerindeki yeri" başlığı ile yayımlanan makalem.



Türkiye Uzay Ajansı (TUA), 13 Aralık günü Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 23 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kuruldu. Kararname, en az 20 yıllık bir sürecin tamamlanmasını ve çok daha uzun, zorlu bir sürecin başlangıcını temsil etmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. TUA’nın kuruluşu, özellikle konunun ilgilileri ve havacılık ve uzay sanayii sektörü tarafından uzun süredir takip edilen bir konuydu.

29 Aralık 2018 Cumartesi

30 Kasım 2018 Cuma

Kerç Boğazı Müsademesi ve Karadeniz'de A2/AD

25 Kasım Pazar günü Kırım Yarımadası'nın doğusundaki Kerç Boğazı, Rusya ve Ukrayna deniz unsurları arasında kısa süreli bir çatışmaya sahne oldu. Olay, 2014 yılından bu yana Ukrayna'nın doğusundaki çatışmalar ve Kırım'ın ilhakından dolayı süren gerilimin, iki ülke arasında topyekûn savaşa dönüşmesi riskini gündeme getirdi.

Nitekim Ukrayna meclisi 26 Kasım günü sıkıyönetim ilan etti. Rusya bölgedeki askeri varlığını takviye ederken Ukrayna ordusu tam teyakkuza geçti.

Kerç Boğazı'nda yaşanan bu müsademe, Rusya'nın Kırım merkezli olarak Karadeniz'de yürütmekte olduğu A2/AD stratejisinin bir yansıması olarak ele alınabilir.

26 Kasım 2018 Pazartesi

10 Kasım Bombalı İHA Saldırıları Üzerine Bazı Notlar

Bölücü terör örgütü PKK, 10 Kasım günü Şırnak'ta insansız hava araçlarıyla (İHA) bir dizi saldırı gerçekleştirdi. Önce sabah erken saatlerde Beytüşşebap ilçesindeki komando alay komutanlığına bomba yüklü bir İHA ile bir saldırı gerçekleştirildi. Basına yansıyan haberlere göre bu İHA, askerler tarafından vurularak düşürüldü. Kısa süre sonra da, 10 Kasım Atatürk'ü anma törenleri sırasında Şırnak Valiliği binasına bir başka bombalı İHA ile saldırı yapıldı. Valilik binası girişine süzülerek inen İHA'nın içindeki harp başlığı büyük şans eseri patlamadı. Bu iki saldırıdan sonra örgüt, aynı gün içinde Şırnak'ın farklı bölgelerindeki askeri üslere altı ayrı saldırı girişiminde bulundu.

Toplam 10 İHA'nın kullanıldığı saldırılarda büyük şans eseri ölen ya da yaralanan olmadı.

Bir süre sonra da, 22 Kasım günü  Hakkari’nin Derecik ilçesinde bir adet patlayıcı yüklü İHA ile bir diğerine ait parçalar ele geçirildi.

Terör örgütlerinin İHA'ları taarruzi maksatlarla kullanımı son yıllarda yaygınlaştı. Bu konuda Suriye İç Savaşı, deyim yerindeyse bir laboratuar ortamı sağladı. PKK'nın da kendi payına faydalandığı görülüyor. Bu son gelişmeler, örgütün izlemesi muhtemel yeni taktiklerle bunlara karşı alınabilecek tedbirler üzerinde titizlikle durulmasını hatırlatan birer uyarı sinyali gibi.

10 Kasım saldırısının analizi, bu konuda önemli ipuçları sağlıyor.

12 Kasım 2018 Pazartesi

13 Ekim 2018 Cumartesi

30 Eylül 2018 Pazar

20 Ağustos 2018 Pazartesi

Kurumsal Disleksi

İlköğretim çağını çoktan geçmiş bir birey, önüne konan çok basit bir metni bile okuyamıyorsa, onun hakkında ne düşünülür? Veya adını soyadını dahi yazamıyorsa? Akla ilk gelen açıklama, zeka geriliği olur muhtemelen.

Peki kurumlar, kendi içlerindeki ve çevrelerindeki gelişmelere göre doğru kararlar alamıyor, eylem ya da tepkilerinde en iyi olasılıkla geç kalıyorlarsa bunun sebebi ne olabilir? Yalnızca kötü yönetim veya hantal teşkilatlanma mı?

Birey bazında okuma ve öğrenme güçlüğünün tıbbi bir açıklaması var: Disleksi. Ve disleksi zeka seviyesi ile ilgili bir durum değil: Tam tersine yüksek zihinsel kapasiteye sahip bireyler de disleksik olabiliyor.

Benzer şekilde, kurumların da disleksik olmasından bahsedilebilir. Kurumlar da, insanlar gibi algı ve muhakeme yetenekleri yüksek olmasına rağmen okuma ve öğrenme güçlüğü çekebilir.

7 Ağustos 2018 Salı

4, 16, 35, 57, 2020... - 2

"Aç doymam, tok acıkmam sanır"
Türk atasözü


ABD vatandaşı rahip Andrew Brunson'ın tutuklanması ile başlayan, ev hapsine alınmasından sonra tırmanan Türkiye - ABD krizi, Vaşington yönetiminin geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'e yönelik yaptırım kararı alması ile daha da derinleşti.

Aynı zaman zarfında, ABD Savunma Bakanlığı'nın 2019 bütçe tasarısına yönelik Temsilciler Meclisi ve Senato taslakları birleştirildi ve Temsilciler Meclisi'nde 26 Temmuz, Senato'da da 1 Ağustos'ta onaylanarak 3 Ağustos günü ABD Başkanı'nın onayına sunuldu.

1 Ağustos 2018 Çarşamba

30 Temmuz 2018 Pazartesi

29 Haziran 2018 Cuma

4, 16, 35, 57, 2020... - 1

Farnborough 2016 fuarında çektiğim bir fotoğraf
Uçağın silüetleri, proje ortağı ülkelerin isimleri ve renkleriyle
birlikte kaldırım boyunca işlenmişti.

21 Haziran günü ABD’nin Texas eyaletindeki Fort Worth’de bulunan Lockheed Martin şirketinin tesislerinde düzenlenen tören, çeşitli nedenlerden dolayı Türk kamuoyunun gündeminde kayda değer şekilde yer buldu kendisine. Törenin konusu, Türk Hava Kuvvetleri için üretilmiş ilk F-35A savaş uçağının takdimi idi. Törenin kendisi değil ancak öncesi ve sonrası esas tartışma konusu.

Benzerlerini son yıllarda sıkça gördüğümüz üzere (Suriye’nin RF-4 uçağımızı düşürmesi, S-400 alımı gibi), teknik ayrıntıların aslında oldukça karmaşık askeri ve siyasi yansımalarının olduğu, domino taşı etkisi şeklinde zincirleme reaksiyona yol açtığı (ya da açmak üzere olduğu) bir başka durumla karşı karşıyayız. Teknik ve askeri bir konunun, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini ve jeopolitik konumunu etkilemesi (veya bunun tersi) olası.

F-35’i gündeme taşıyan gelişme, ABD Senatosu’nda kabul edilen bir yasa tasarısı oldu. Aslında henüz Türkiye’ye yönelik alınmış bir yaptırım kararı ya da ambargo yok; süreç uzun ve bir miktar da karmaşık. Ancak iyi tahlil edilmesi, Türkiye’nin karşı adımlarını dikkatli bir şekilde planlaması için şart.

24 Haziran 2018 Pazar

31 Mayıs 2018 Perşembe

25 Nisan 2018 Çarşamba

Siyah Gri Beyaz 13 Yaşında

Eser: Man on a Balcony
Gustave Caillebotte
Psikolojide "akış" olarak tanımlanan bir kuram var, İngilizce'de "flow" olarak geçiyor. Macar psikolog Mihaly Csikszentmihalyi tarafından geliştirilmiş.[*] Bir insanın bir işe tüm ilgisi ile odaklandığı zaman çevresiyle, zaman olgusuyla ve hatta temel ihtiyaçlarına varacak kadar kendisiyle bağını koparmış olması hali. Bir aktiviteyle uğraşırken ona odaklanma, tüm zihinsel enerjinin hedefe ulaşmak için seferber edilmesini tarifliyor.

Akış hali için bazı etkenler ya da kriterler var. En önemlisi, uğraşılan aktivitenin birey için belli bir zorluk derecesine sahip olması. Bir nevi çözülmesi gereken, basit olmayan bilmece gibi: Ulaşılabilir ancak ulaşılması için kişinin bilgi, beceri ve emeğini ciddi şekilde harcaması gereken bir hedef. Zamana ve fiziksel ihtiyaçlara dair farkındalığın azalması ile birlikte, aktivite sırasında en üst seviye huzur, tatmin ve dinginlik hissi ortaya çıkıyor.

Kafamı kaldırıp 13 yılın nasıl geçmiş olduğuna şaşakaldığımda, Siyah Gri Beyaz'ın beni bir akış hali içine çekmiş olduğunu fark ediyorum.

Okura, bu deneyimde beni yalnız bırakmadığı için teşekkürlerimi sunuyorum.





*: https://www.ted.com/talks/mihaly_csikszentmihalyi_on_flow?language=tr

24 Nisan 2018 Salı

Çin Yenilenen Hava Kuvvetleri ile ABD’ye Meydan Okuyor

Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve 19.03.2018 tarihinde "Çin yenilenen hava kuvvetleri ile ABD’ye meydan okuyor" başlığı ile yayımlanan makalem.


Şubat ayı başında Çin Halk Kurtuluş Ordusu Hava Kuvvetleri, yeni geliştirilen J-20 savaş uçağının hizmete girmiş olduğunu açıkladı. Geliştirme çalışmalarına 1990’ların sonlarında başlanan ve Chengdu Aerospace Corporation (CAC) tarafından üretilen J-20, sahip olduğu yetenekler itibariyle pek çok gözlemci tarafından beşinci nesil bir savaş uçağı olarak sınıflandırılıyor. Bu bakımdan Çin’in, ABD’den sonra beşinci nesil bir savaş uçağını aktif hizmete alan dünyada ikinci ülke olduğu değerlendirmesini yapmak mümkün.

J-20, Çin’in son 20 yılda büyük bir ivme ile sürdürdüğü askeri modernizasyon hamlesinin en önemli aşamalarından biri. Bu hamle özellikle son yıllarda kuvvet aktarımı (power projection), alan hakimiyeti ve uzun erim odaklarında ilerlemekte. Çin, bilim ve teknolojide kaydettiği ilerlemelerin de katkısıyla tedarik ve modernizasyon projelerini elektronik ve siber harp, füze sistemleri ile deniz ve hava platformlarına yoğunlaştırmış bulunuyor. Yürütülen projelerin kısa süre içinde erişmeleri beklenen olgunluk seviyesi ile de Asya – Pasifik bölgesinde ABD’yi geride bırakmasının yanında Çin’in küresel bir askeri güç haline gelebileceği değerlendirmeleri yapılıyor.

Çin’in askeri havacılık alanında yürütmekte olduğu projeler, bu dönüşümün değerlendirilmesi açısından önemli ipuçları barındırmakta.

23 Nisan 2018 Pazartesi

28 Mart 2018 Çarşamba

28 Şubat 2018 Çarşamba

Javelin Olayı

ABD Savunma Bakanlığı, web sitesi aracılığı ile savunma firmaları ile imzalanan ve gizlilik derecesi taşımayan sözleşmelere ilişkin ayrıntıları düzenli olarak paylaşır. 22 Şubat günü yayımlanan basın açıklamasındaki sözleşmelerden biri ise, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Bu alıma konu olan sistem ve alımın zamanlaması, bir dizi doğrudan ve dolaylı etkiler sahip.

Ne gibi etkiler bunlar? Yanıtlamaya çalışmadan önce yapılan açıklamayı ve satışı yapılan sistemi incelemekte fayda var.

20 Şubat 2018 Salı

Hesap Hataları



Murat Yetkin’in yazdığı “Meraklısı için Entrikalar Kitabı”, istihbarat konularına ilgi duyanların, casus hikayelerine meraklı olanların bir oturuşta okuyup bitirebilecekleri, akıcı bir dille yazılmış bir kitap. Yakın tarihteki pek çok önemli siyasi olayın perde arkasındaki operasyonlara, plan ve kurgulara dair hızlı bir tur vaat ediyor okuyana. Özellikle Türkiye’nin yakın tarihindeki bazı önemli olay ve kişilerle ilgili kısımlar, siyasi tarihimize farklı bir bakış açısı sunuyor.[1]

Ancak bu kitapta benim en çok ilgimi çeken, stratejik istihbarat ve “hesap hataları” ile ilgili verdiği kısa ama önemli ipucu idi. Soğuk Savaş’ın son döneminde ABD’nin Sovyetler Birliği’nin gerçek güç ve kapasitesine ilişkin değerlendirmeleri ve bu değerlendirmeler üzerine inşa ettiği stratejilerin sonuçlarına kısaca değinilmişti. Burada değinilen hesap hataları, konunun özü itibariyle oldukça karmaşık teknik, politik ve bürokratik bir konu. Özünde organizasyonel psikolojiye bile dokunan bir kördüğüm.

19 Şubat 2018 Pazartesi

Savunma ve Havacılık: Bir Devrin Sonu

Benim için çok zor bir yazı bu. Defalarca başlayıp silip yeniden yazdım. Yitip giden bir dostun ardından ne söylenir? Birlikte geçirilen güzel zamanlardan bahsetmek en güzeli herhalde: İlk tanışma anı olabilir; dostun bıraktığı izden, kattıklarından, yaptığı iyiliklerden..

Savunma ve Havacılık dergisinin yayın hayatı sona erdi.

7 Şubat 2018 Çarşamba

25 Ocak 2018 Perşembe

Zeytin Dalı Harekâtı - 24.01.2018

PYD/YPG tarafından Kilis's atılan roket nedeniyle iki kişi hayatını kaybetti, 11 kişi yaralandı.

Gün boyunca topçu ve hava bombardımanı devam etti. Tespit edilen 47 hedefe 27 uçak tarafından atış yapıldı.

Harekâtın başından bu yana öldürülen terörist sayısının 287 olduğu açıklandı.

24 Ocak 2018 Çarşamba

Zeytin Dalı Harekâtı - 23.01.2018

Fasılalarla devam eden topçu ateşi ile girilen harekâtın dördüncü gününde, Barşah Dağı'ndaki çatışmalar devam etti. Dağın çeşitli kesimlerinden ÖSO'nun geri çekildiğine dair haberler geldi. Obüs ve tank atışları gün boyunca devam etti; basında yer alan haberlere göre tanklar zırh delici mermilerle ÖSO mevzilerini hedeflediler.

Gün içinde önce Üsteğmen Oğuz Kaan Usta'nın, ardından da Uzman Çavuş Mehmet Muratdağı'nın şehadet haberleri geldi. Böylelikle harekâtta TSK'nın verdiği şehit sayısı üçe yükseldi.

23 Ocak 2018 Salı

Zeytin Dalı Harekâtı - 22.01.2018

Harekâtın ilk iki günü sonunda sınırdan yaklaşık 7.5km içeri girildi ve en az 11 köy ele geçirildi. Üçüncü gün çatışmalar özellikle Raco, Şedia ve Surki bölgelerinde yoğunlaştı.

Üçüncü günün en önemli gelişmesi, Afrin'in doğusundaki Azez'den yeni bir cephenin açılmasıydı.

22 Ocak 2018 Pazartesi

Zeytin Dalı Harekâtı - 21.01.2018

Harekâtın ikinci gününde Kara Kuvvetleri'ne ait birlikler sınırı geçerek Afrin'e doğru ilerlemeye başladı.

Yerel saatle 1100 sularında Kara Kuvvetleri'ne ait birlikler, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) unsurları ile birlikte Kilis'in Gülbaba köyünden sınırı geçerek 5km kadar ilerlediler.

Genelkurmay Başkanlığı'ndan 1120'de yapılan basın açıklamasında o zamana kadar toplam 153 hedefin ateş altına alındığı bildirildi.

21 Ocak 2018 Pazar

Zeytin Dalı Harekâtı - 20.01.2018

Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyindeki Afrin bölgesine yönelik bir süredir hazırlıklarını devam ettirdiği askeri harekât 20 Ocak günü resmen başladı.

Harekâtın öncelikli hedefi, Suriye İç Savaşı sırasında ülkenin kuzeyinde güç kazanan, PKK terör örgütünün Suriye kolu PYD'nin Afrin bölgesinden temizlenmesi. Afrin, Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye sınırı boyunca "Kürt koridoru" olarak bilinen yapının kurulması açısından stratejik öneme sahip bölgelerden biri. Türkiye, bu koridora ve aynı zamanda bölgedeki IŞİD unsurlarına karşı 2016 Ağustos ayında Fırat Kalkanı Harekâtı'nı başlatmış, Azez - Cerablus hattında 2 bin kilometrekarelik bir cep oluşturmuştu.

Harekât, sınırdaki obüs, çok namlulu roketatar sistemleri ve hava kuvvetlerinin yoğun bombardımanı ile başladı. Topçu ateşleri ve jetlerin bombardımanları, televizyon kanalları tarafından naklen yayımlandı.

Harekâtın başladığı, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 1735'te yayımlanan bir basın açıklaması ile duyuruldu.