7 Ağustos 2018 Salı

4, 16, 35, 57, 2020... - 2

"Aç doymam, tok acıkmam sanır"
Türk atasözü


ABD vatandaşı rahip Andrew Brunson'ın tutuklanması ile başlayan, ev hapsine alınmasından sonra tırmanan Türkiye - ABD krizi, Vaşington yönetiminin geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'e yönelik yaptırım kararı alması ile daha da derinleşti.

Aynı zaman zarfında, ABD Savunma Bakanlığı'nın 2019 bütçe tasarısına yönelik Temsilciler Meclisi ve Senato taslakları birleştirildi ve Temsilciler Meclisi'nde 26 Temmuz, Senato'da da 1 Ağustos'ta onaylanarak 3 Ağustos günü ABD Başkanı'nın onayına sunuldu.

1 Ağustos 2018 Çarşamba

30 Temmuz 2018 Pazartesi

29 Haziran 2018 Cuma

4, 16, 35, 57, 2020... - 1

Farnborough 2016 fuarında çektiğim bir fotoğraf
Uçağın silüetleri, proje ortağı ülkelerin isimleri ve renkleriyle
birlikte kaldırım boyunca işlenmişti.

21 Haziran günü ABD’nin Texas eyaletindeki Fort Worth’de bulunan Lockheed Martin şirketinin tesislerinde düzenlenen tören, çeşitli nedenlerden dolayı Türk kamuoyunun gündeminde kayda değer şekilde yer buldu kendisine. Törenin konusu, Türk Hava Kuvvetleri için üretilmiş ilk F-35A savaş uçağının takdimi idi. Törenin kendisi değil ancak öncesi ve sonrası esas tartışma konusu.

Benzerlerini son yıllarda sıkça gördüğümüz üzere (Suriye’nin RF-4 uçağımızı düşürmesi, S-400 alımı gibi), teknik ayrıntıların aslında oldukça karmaşık askeri ve siyasi yansımalarının olduğu, domino taşı etkisi şeklinde zincirleme reaksiyona yol açtığı (ya da açmak üzere olduğu) bir başka durumla karşı karşıyayız. Teknik ve askeri bir konunun, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini ve jeopolitik konumunu etkilemesi (veya bunun tersi) olası.

F-35’i gündeme taşıyan gelişme, ABD Senatosu’nda kabul edilen bir yasa tasarısı oldu. Aslında henüz Türkiye’ye yönelik alınmış bir yaptırım kararı ya da ambargo yok; süreç uzun ve bir miktar da karmaşık. Ancak iyi tahlil edilmesi, Türkiye’nin karşı adımlarını dikkatli bir şekilde planlaması için şart.

24 Haziran 2018 Pazar

31 Mayıs 2018 Perşembe

25 Nisan 2018 Çarşamba

Siyah Gri Beyaz 13 Yaşında

Eser: Man on a Balcony
Gustave Caillebotte
Psikolojide "akış" olarak tanımlanan bir kuram var, İngilizce'de "flow" olarak geçiyor. Macar psikolog Mihaly Csikszentmihalyi tarafından geliştirilmiş.[*] Bir insanın bir işe tüm ilgisi ile odaklandığı zaman çevresiyle, zaman olgusuyla ve hatta temel ihtiyaçlarına varacak kadar kendisiyle bağını koparmış olması hali. Bir aktiviteyle uğraşırken ona odaklanma, tüm zihinsel enerjinin hedefe ulaşmak için seferber edilmesini tarifliyor.

Akış hali için bazı etkenler ya da kriterler var. En önemlisi, uğraşılan aktivitenin birey için belli bir zorluk derecesine sahip olması. Bir nevi çözülmesi gereken, basit olmayan bilmece gibi: Ulaşılabilir ancak ulaşılması için kişinin bilgi, beceri ve emeğini ciddi şekilde harcaması gereken bir hedef. Zamana ve fiziksel ihtiyaçlara dair farkındalığın azalması ile birlikte, aktivite sırasında en üst seviye huzur, tatmin ve dinginlik hissi ortaya çıkıyor.

Kafamı kaldırıp 13 yılın nasıl geçmiş olduğuna şaşakaldığımda, Siyah Gri Beyaz'ın beni bir akış hali içine çekmiş olduğunu fark ediyorum.

Okura, bu deneyimde beni yalnız bırakmadığı için teşekkürlerimi sunuyorum.





*: https://www.ted.com/talks/mihaly_csikszentmihalyi_on_flow?language=tr

24 Nisan 2018 Salı

Çin Yenilenen Hava Kuvvetleri ile ABD’ye Meydan Okuyor

Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve 19.03.2018 tarihinde "Çin yenilenen hava kuvvetleri ile ABD’ye meydan okuyor" başlığı ile yayımlanan makalem.


Şubat ayı başında Çin Halk Kurtuluş Ordusu Hava Kuvvetleri, yeni geliştirilen J-20 savaş uçağının hizmete girmiş olduğunu açıkladı. Geliştirme çalışmalarına 1990’ların sonlarında başlanan ve Chengdu Aerospace Corporation (CAC) tarafından üretilen J-20, sahip olduğu yetenekler itibariyle pek çok gözlemci tarafından beşinci nesil bir savaş uçağı olarak sınıflandırılıyor. Bu bakımdan Çin’in, ABD’den sonra beşinci nesil bir savaş uçağını aktif hizmete alan dünyada ikinci ülke olduğu değerlendirmesini yapmak mümkün.

J-20, Çin’in son 20 yılda büyük bir ivme ile sürdürdüğü askeri modernizasyon hamlesinin en önemli aşamalarından biri. Bu hamle özellikle son yıllarda kuvvet aktarımı (power projection), alan hakimiyeti ve uzun erim odaklarında ilerlemekte. Çin, bilim ve teknolojide kaydettiği ilerlemelerin de katkısıyla tedarik ve modernizasyon projelerini elektronik ve siber harp, füze sistemleri ile deniz ve hava platformlarına yoğunlaştırmış bulunuyor. Yürütülen projelerin kısa süre içinde erişmeleri beklenen olgunluk seviyesi ile de Asya – Pasifik bölgesinde ABD’yi geride bırakmasının yanında Çin’in küresel bir askeri güç haline gelebileceği değerlendirmeleri yapılıyor.

Çin’in askeri havacılık alanında yürütmekte olduğu projeler, bu dönüşümün değerlendirilmesi açısından önemli ipuçları barındırmakta.

23 Nisan 2018 Pazartesi

28 Mart 2018 Çarşamba

28 Şubat 2018 Çarşamba

Javelin Olayı

ABD Savunma Bakanlığı, web sitesi aracılığı ile savunma firmaları ile imzalanan ve gizlilik derecesi taşımayan sözleşmelere ilişkin ayrıntıları düzenli olarak paylaşır. 22 Şubat günü yayımlanan basın açıklamasındaki sözleşmelerden biri ise, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Bu alıma konu olan sistem ve alımın zamanlaması, bir dizi doğrudan ve dolaylı etkiler sahip.

Ne gibi etkiler bunlar? Yanıtlamaya çalışmadan önce yapılan açıklamayı ve satışı yapılan sistemi incelemekte fayda var.

20 Şubat 2018 Salı

Hesap Hataları



Murat Yetkin’in yazdığı “Meraklısı için Entrikalar Kitabı”, istihbarat konularına ilgi duyanların, casus hikayelerine meraklı olanların bir oturuşta okuyup bitirebilecekleri, akıcı bir dille yazılmış bir kitap. Yakın tarihteki pek çok önemli siyasi olayın perde arkasındaki operasyonlara, plan ve kurgulara dair hızlı bir tur vaat ediyor okuyana. Özellikle Türkiye’nin yakın tarihindeki bazı önemli olay ve kişilerle ilgili kısımlar, siyasi tarihimize farklı bir bakış açısı sunuyor.[1]

Ancak bu kitapta benim en çok ilgimi çeken, stratejik istihbarat ve “hesap hataları” ile ilgili verdiği kısa ama önemli ipucu idi. Soğuk Savaş’ın son döneminde ABD’nin Sovyetler Birliği’nin gerçek güç ve kapasitesine ilişkin değerlendirmeleri ve bu değerlendirmeler üzerine inşa ettiği stratejilerin sonuçlarına kısaca değinilmişti. Burada değinilen hesap hataları, konunun özü itibariyle oldukça karmaşık teknik, politik ve bürokratik bir konu. Özünde organizasyonel psikolojiye bile dokunan bir kördüğüm.

19 Şubat 2018 Pazartesi

Savunma ve Havacılık: Bir Devrin Sonu

Benim için çok zor bir yazı bu. Defalarca başlayıp silip yeniden yazdım. Yitip giden bir dostun ardından ne söylenir? Birlikte geçirilen güzel zamanlardan bahsetmek en güzeli herhalde: İlk tanışma anı olabilir; dostun bıraktığı izden, kattıklarından, yaptığı iyiliklerden..

Savunma ve Havacılık dergisinin yayın hayatı sona erdi.

7 Şubat 2018 Çarşamba

25 Ocak 2018 Perşembe

Zeytin Dalı Harekâtı - 24.01.2018

PYD/YPG tarafından Kilis's atılan roket nedeniyle iki kişi hayatını kaybetti, 11 kişi yaralandı.

Gün boyunca topçu ve hava bombardımanı devam etti. Tespit edilen 47 hedefe 27 uçak tarafından atış yapıldı.

Harekâtın başından bu yana öldürülen terörist sayısının 287 olduğu açıklandı.

24 Ocak 2018 Çarşamba

Zeytin Dalı Harekâtı - 23.01.2018

Fasılalarla devam eden topçu ateşi ile girilen harekâtın dördüncü gününde, Barşah Dağı'ndaki çatışmalar devam etti. Dağın çeşitli kesimlerinden ÖSO'nun geri çekildiğine dair haberler geldi. Obüs ve tank atışları gün boyunca devam etti; basında yer alan haberlere göre tanklar zırh delici mermilerle ÖSO mevzilerini hedeflediler.

Gün içinde önce Üsteğmen Oğuz Kaan Usta'nın, ardından da Uzman Çavuş Mehmet Muratdağı'nın şehadet haberleri geldi. Böylelikle harekâtta TSK'nın verdiği şehit sayısı üçe yükseldi.

23 Ocak 2018 Salı

Zeytin Dalı Harekâtı - 22.01.2018

Harekâtın ilk iki günü sonunda sınırdan yaklaşık 7.5km içeri girildi ve en az 11 köy ele geçirildi. Üçüncü gün çatışmalar özellikle Raco, Şedia ve Surki bölgelerinde yoğunlaştı.

Üçüncü günün en önemli gelişmesi, Afrin'in doğusundaki Azez'den yeni bir cephenin açılmasıydı.

22 Ocak 2018 Pazartesi

Zeytin Dalı Harekâtı - 21.01.2018

Harekâtın ikinci gününde Kara Kuvvetleri'ne ait birlikler sınırı geçerek Afrin'e doğru ilerlemeye başladı.

Yerel saatle 1100 sularında Kara Kuvvetleri'ne ait birlikler, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) unsurları ile birlikte Kilis'in Gülbaba köyünden sınırı geçerek 5km kadar ilerlediler.

Genelkurmay Başkanlığı'ndan 1120'de yapılan basın açıklamasında o zamana kadar toplam 153 hedefin ateş altına alındığı bildirildi.

21 Ocak 2018 Pazar

Zeytin Dalı Harekâtı - 20.01.2018

Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyindeki Afrin bölgesine yönelik bir süredir hazırlıklarını devam ettirdiği askeri harekât 20 Ocak günü resmen başladı.

Harekâtın öncelikli hedefi, Suriye İç Savaşı sırasında ülkenin kuzeyinde güç kazanan, PKK terör örgütünün Suriye kolu PYD'nin Afrin bölgesinden temizlenmesi. Afrin, Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye sınırı boyunca "Kürt koridoru" olarak bilinen yapının kurulması açısından stratejik öneme sahip bölgelerden biri. Türkiye, bu koridora ve aynı zamanda bölgedeki IŞİD unsurlarına karşı 2016 Ağustos ayında Fırat Kalkanı Harekâtı'nı başlatmış, Azez - Cerablus hattında 2 bin kilometrekarelik bir cep oluşturmuştu.

Harekât, sınırdaki obüs, çok namlulu roketatar sistemleri ve hava kuvvetlerinin yoğun bombardımanı ile başladı. Topçu ateşleri ve jetlerin bombardımanları, televizyon kanalları tarafından naklen yayımlandı.

Harekâtın başladığı, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 1735'te yayımlanan bir basın açıklaması ile duyuruldu.

17 Ocak 2018 Çarşamba

30 Aralık 2017 Cumartesi

Başlıksız

Eser: The Rock
Peter Blume
"Anı biriktirmek" güzel bir ifade. "Hayal biriktirmek" de. "Eser biriktirmek" de. Genel olarak biriktirmek güzel, değerli.

Çünkü biriktirmek aşamalı bir eylem. Yalnızca toplamayı içermiyor. Topladıktan sonra tasniflemeyi, muhafaza etmeyi de öğütlüyor. Anıları da, hisleri de, eserleri de toplamalı, tasnif etmeli, titizlikle muhafaza etmeli.

Geçen her saniye, her gün, her yıl, daha fazlasını biriktirmeye vesile, bu açıdan bakılacak olursa.

Siyah Gri Beyaz okuruna nice ve nice biriktirme fırsatları dilerim.

26 Aralık 2017 Salı

Ortadoğu Savunma Pazarı: Alışveriş Listeleri de Faturalar da Kabarık

Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve 18.12.2017 tarihinde "Ortadoğu'da Silahlanma Yarışı Bütçeleri Zorluyor" başlığı ile yayımlanan makalem. Makaleyi kaleme alırken Katar Fransa'ya 12 adet ilave Rafale savaş uçağı (+36 opsiyon ile birlikte) ve 490 adet VBCI zırhlı muharebe aracı siparişi vermişti (Hatırlatması için Emre Altuntaş'a teşekkür ederim)

Katar İngiltere ile 10 Aralık günü 24 adet Typhoon savaş uçağının alımı için yaklaşık $8 milyar tutarında bir anlaşma imzaladı. Bu alım maddi boyutu kadar teknik ve siyasi gerekçeleri ile de dikkat çekici nitelikte. Zira Katar, 2015 Eylül ayında Fransa ile 24 adet Rafale jeti için $7 milyarlık, bu yıl Haziran ayında da ABD ile 36 adet F-15QA için $12 milyarlık sözleşmeler imzalamıştı. Halihazırda yalnızca 12 adet Fransız yapımı Mirage 2000 tipi jete sahip olan Katar, bu üç sipariş ile birlikte toplam 84 uçaktan oluşan modern bir karma filoya sahip olacak. Suudi Arabistan ve BAE öncülüğündeki koalisyon ile yaşanan kriz ile zor bir dönemden geçmekte olan Katar için bu alım aynı zamanda diplomatik bir manevra olarak da önem taşıyor.

Kağıt üstünde 84 uçaklık bu filo, Katar gibi küçük bir ülke için büyük bir kabiliyet artışı gibi görünse de, özellikle idame edilebilirlik ve personel temini açısından ciddi sorunları da içermekte. Benzer sorunlar diğer bölge ülkeleri için de geçerli. Başta Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere Ortadoğu ülkeleri son yıllarda büyük boyutlu silah alımları gerçekleştirmekteler. Bunda Doğu Akdeniz’deki yeni hidrokarbon kaynağı keşifleri, Suriye İç Savaşı, İran’dan algılanan tehdit, Yemen harekâtı gibi çeşitli etkenler rol oynuyor.

Bölge ülkelerinin gerçekleştirdiği bu alımlar, sahip olunan ya da kurulması veya geliştirilmesi istenen stratejik ilişkilerin doğrudan yansımaları şeklinde gelişiyor. Dolayısıyla Ortadoğu’nun, savunma sanayii sektörünün uluslararası ilişkiler boyutunun en belirgin şekilde gözlendiği bölge olduğunu iddia etmek mümkün. Bunda, söz konusu alımlarda idame edilebilirlik, etkin kullanım ya da lojistik gibi hususların çoğunlukla ikinci planda tutulmasının büyük payı var.

14 Aralık 2017 Perşembe

Yunanistan'ın Silahlanma Hamleleri

F-16V Yunan Hava Kuvvetleri renkleri ile
(Kaynak: Lockheed Martin)
Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve 04.12.2017 tarihinde "Yunanistan'ın Silahlanma Hamleleri" başlığı ile yayımlanan makalem:

Ekim ayından bu yana savunma alanında Yunanistan kaynaklı üç önemli gelişme yaşandı. 17 Ekim günü ABD Dışişleri Bakanlığı, Yunan Hava Kuvvetleri’nin elindeki F-16 savaş uçaklarının modernizasyonu için $2.4 milyarlık bir satışa onay verdi. Kasım ayı başında da Yunan Hava Kuvvetleri, İsrail’de düzenlenen “Blue Flag 2017” (“Mavi Bayrak 2017”) adlı tatbikata katıldı. 6 Kasım günü ise ABD’li Lockheed Martin şirketi, Yunan Deniz Kuvvetleri’ne ait dört adet P-3B Orion deniz karakol ve gözetleme uçağının modernizasyonu için $260 milyonluk bir sözleşme imzaladı.

Bu birbirinden bağımsız gibi görünen üç ayrı olay aslında daha geniş ölçekte Yunanistan’ın içinden geçtiği ağır ekonomik krizden sonra silahlı kuvvetlerini yenileme ve Doğu Akdeniz’in değişen jeopolitik dengelerinde kendisine bir yer açma çabalarının uzantısı olarak ele alınabilir. Ülke, 1996 yılındaki Kardak Krizi’nden hemen sonra geniş kapsamlı bir savunma projesi başlatmış, çok sayıda yeni sistem alımı gerçekleştirmişti. Bu tedarik süreci, ekonomik krizle birlikte 2000’lerin sonunda akamete uğradı. Buna karşın Atina yönetimi, ulusal güvenliğini sağlamak ve Ege ile Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korumak için bölgedeki diğer aktörlerle ilişkilerini geliştirdi. Bir yandan da silahlı kuvvetlerinin harekât ve eğitim faaliyetlerini belli bir seviyede korumaya azami özen gösterdi. Tedarik ve modernizasyon faaliyetlerinde ise yakın zamanda hareketlenme başladı. Öte yandan Ortadoğu’da artan karışıklıklar ile birlikte Avrupa’ya doğru oluşan göç dalgası ile Rusya’nın Doğu Akdeniz’de artan etkinliği, Yunanistan’ın NATO nezdindeki konumunu öne çıkardı. Bunda, Türkiye’nin son dönemde ABD ve bazı Avrupa ülkeleri ile ilişkilerinin gerilmesinin de rol oynadığı iddia edilebilir.

12 Aralık 2017 Salı

Rusya'nın Stratejik Nüfuz Operasyonları



Business Insider sitesinde Jim Edwards imzasıyla 3 Aralık günü "British security services are vastly outgunned by the Russian counterintelligence threat" (İngiliz güvenlik servisleri Rus karşı istihbarat tehdidi karşısında büyük bir zafiyet içinde) başlığı ile bir haber yayımlandı.[1]

Haberde, İngiliz güvenlik ve istihbarat kurumlarının hem personel sayısı hem de altyapı olanakları açısından, Rusya'ya karşı büyük bir zafiyet içinde olduğu kaydediliyor.

8 Aralık 2017 Cuma

30 Kasım 2017 Perşembe

26 Ekim 2017 Perşembe

Uçağın Gemisi


Kuvvet aktarımı, bir ülkenin askeri, siyasi, ekonomik, kültürel varlığını sınırları ötesinde bir bölgeye, belirlenmiş bir hedef doğrultusunda aktarabilme ve bu hedefe varmak için eşgüdümlü şekilde kullanabilme olarak tanımlanabilir. Bu kabiliyetin belki en önemli bileşeni deniz kuvvetleri, deniz kuvvetleri açısından da en önde gelen aracı uçak gemileri kuşkusuz.

Tabi ki kuvvet aktarımı kabiliyetini inşa eden diğer bileşenler de mevcut: Hava ve deniz kargo vasıtaları, denizaltılar, ulaşım ve iletişim sistemleri gibi. Ancak konu askeri bağlamda ele alındığında, uçak gemileri en önemli kuvvet aktarımı araçları olarak öne çıkıyor. Bunda, uçak gemilerinin sağladığı askeri ve teknik imkânların yanında, taşıdıkları siyasi ve psikolojik özgül ağırlıkları da önemli rol oynuyor.

Uçak gemisi aslında çok geniş bir yelpazeye yayılan gemileri tanımlayan bir terim. Çok kabaca "üzerinden uçakların iniş - kalkış yapabildiği gemi" şeklinde nitelendirilebilir. Bu tanım, ABD Deniz Kuvvetleri'nde bulunan nükleer tahrikli, 90 - 100 bin ton deplasmana sahip gemileri de, 25 - 30 bin tonluk uçak taşıyabilen çıkarma gemilerini de kapsayabiliyor. Teknik olarak çok yanlış bir ifade de olmuyor belki. Ancak bu gemilerin siyasi ve psikolojik önemleri devreye girince tanımlar, terimler önemlerini de etkilerini de kaybedebiliyor.


Uçak gemisi ihtiyacını, harekât konseptini, askeri, siyasi ve psikolojik etkisini kapsamlı bir şekilde tanımlayabilmek kolay değil, konunun girift niteliğinden dolayı. Meseleyi çok farklı yönlerden ele almak mümkün.

“Uçak” tarafından başlayalım.

24 Ekim 2017 Salı

27 Eylül 2017 Çarşamba

Hava ve Füze Savunması: Basit Bir Simülasyon

Hava savunması oldukça karmaşık ve teknik boyutu derin bir kavram. Bunun nedeni hem hava savunmasına konu tehditlerin (seyir füzeleri, uçaklar, balistik füzeler vb) hem de bunları algılayacak ve önleyecek sistemlerin farklı niteliklere sahip olması. Kamuoyu bu olgu ile yakın zamanda epey hemhal olmuş durumda.

Bu konuya farklı bir açıdan bakış getirebilmek için oldukça basit bir deney yaptım. Bilgisayar ortamında bir simülasyon ile yaptığım bu deney, hava savunmasına dair çok temel bazı kaideleri bir kez daha hatırlattı.

Bu deneyde, bir seyir füzesi saldırısını simüle ettim. Bu füzeyi erken tespit edebilmek için en uygun hava savunma erken ihbar radar ağını kurmaya çalıştım.

Senaryonun ve çıktılarının ayrıntılarına girmeden önce seyir füzelerine kısaca değinmekte fayda var.

22 Eylül 2017 Cuma

DSEI 2017 İzlenimleri

DSEI 2017 fuarı, 12 - 15 Eylül tarihleri arasında Londra'daki ExCeL fuar merkezinde gerçekleştirildi.

DSEI, iki yılda bir düzenlenen ve daha ziyade kara ve deniz sistemlerine odaklanan bir fuar. Hava sistemlerine yönelik olarak ürün ve çözümler, Farnborough Hava Şovu'nda sergileniyor.

Fuarda ev sahibi İngiltere’nin gündemindeki proje ve ihtiyaçlar yanında, özellikle Irak, Suriye ve Afganistan’daki çatışmalar ile gündeme gelen sistem ve çözümlerin inceleme fırsatı vardı. Ayrıca son dönemde artan Rusya tehdidi karşısında savunma bütçelerini artıran ve çok sayıda tedarik ve modernizasyon projesi başlatan Doğu Avrupa ülkelerinin gündemlerini de incelemek mümkündü.

Fuarda çektiğim fotograflara buradan ulaşabilirsiniz.

8 Eylül 2017 Cuma

22 Ağustos 2017 Salı

Kore Yarımadası’nda Kriz ve Bazı Değerlendirmeler

Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve 21.08.2017 tarihinde "Kore Yarımadası'nda 'zafer'in bedeli ağır olacak" başlığı ile yayımlanan makalem:

Kuzey Kore ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında bir süredir devam eden ve özellikle son bir ayda tırmanan gerilim, dünya kamuoyunda bir nükleer savaş endişesine neden oldu. Nükleer silahlara sahip Kuzey Kore’nin ABD ve Güney Kore’ye karşı meydan okuyucu tavrı, birbiri ardına gerçekleştirdiği füze denemeleri ve karşılıklı tehditler, bu son krizin sıcak çatışmaya dönüşme riskini artırdı. Kaygıların, önceki krizlere kıyasla daha yüksek olmasının en önemli nedenlerinden birinin, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in, Kuzey Kore’ye gösterilen “stratejik sabır döneminin” sona erdiğini açıklamış olduğunu iddia etmek mümkün.

Nitekim ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford 14-17 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirdiği Çin ziyaretinin son gününde Kuzey Kore'ye askeri müdahalenin "korkunç" olacağı ancak ihtimaller arasında yer aldığı şeklinde bir açıklama yaptı. Dunford’dan kısa süre sonra da Savunma Bakanı Jim Mattis, Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye ya da ABD’ya yapacağı bir saldırının ciddi askeri sonuçları olacağını, bu ülkeye karşı askeri seçeneklerin masada olduğunu söyledi. Bu açıklamaların, Kuzey Kore’nin, ABD üslerinin bulunduğu stratejik öneme sahip Pasifik’teki Guam Adası’na füze saldırısı tehdidinden geri adım atmasından sonra gelmesi dikkat çekici.

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Karadeniz'de Sessiz Rekabet

2015 Kasım ayında bir Su-24 savaş uçağının düşürülmesinin ardından Türkiye – Rusya ilişkileri kopma noktasına gelmişti. Bu gerilim, geçtiğimiz yıl 15 Temmuz darbe girişiminden kısa süre sonra yerini yakınlaşmaya ve ilişkilerin tamirine bıraktı. Bu sürecin en medyatik yansımalarından biri de S400 hava savunma sistemi alımı için yürütülen görüşmeler oldu.

S400, Türk kamuoyunu yalnızca hava savunma sistemi ihtiyacına yönelik alınması düşünülen bir sistem olması nedeniyle ilgilendirmiyor. Bu sistem aynı zamanda Rusya’nın Karadeniz Havzası’nda bir süredir uygulamakta olduğu A2/AD (Anti Access – Area Denial; Erişimi Engelleme / Alan Hakimiyeti) stratejisinin temel unsurlarından biri. Rusya A2/AD’yi, çeşitli uzun menzilli füze sistemleri ile deniz ve hava gücünün modernizasyonu ile Karadeniz’de uygulamakta.

Ve dolayısıyla Karadeniz’de Türkiye ile belli bir mesafeyi korumaya özen gösteren bir rekabet yürütmekte.

7 Ağustos 2017 Pazartesi

31 Temmuz 2017 Pazartesi

28 Haziran 2017 Çarşamba

31 Mayıs 2017 Çarşamba

18 Mayıs 2017 Perşembe

IDEF 2017 İzlenimleri


Uluslararası savunma sanayii fuarı IDEF’in 13’üncüsü, 9 – 12 Mayıs tarihleri arasında TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Bu yıl ilk kez Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen IDEF’e, TÜYAP verilerine göre 50 ülkeden 818 firma ile 135 heyet katıldı. Fuarı ayrıca iki devlet başkanı 30 Bakan, 6 Genelkurmay Başkanı, 16 Bakan Yardımcısı, 5 Genelkurmay Başkan Yardımcısı, 10 Kuvvet Komutanı ve 15 Müsteşar ziyaret etti. Karşılaştırma için IDEF 2015'e 54 ülkeden 781 firma ve kurum katılmış; 77 ülkeden 20 bakan, 6 genelkurmay başkanı, 20 bakan yardımcısı, 3 genelkurmay başkan yardımcısı, 7 kuvvet komutanı ve 15 müsteşar ziyaret etmişti.

Fuarı ikinci gününden itibaren takip ettim. Fuar süresince çektiğim fotograflara buradan erişebilirsiniz.

Fuara ilişkin gözlem ve değerlendirmelerim şu şekilde:

29 Nisan 2017 Cumartesi

Füze Tehdidi ve Türkiye'nin Yaptıkları (ve yapmadıkları?)



Türkiye’nin hava savunma şemsiyesi kurma yönündeki çalışmaları, özelikle son birkaç yıldır gündemin üst sıralarında yer alıyor. Bu konunun bu kadar yoğun tartışılmasının belki de en önemli sebebi, T-LORAMIDS (Turkish Long Range Air and Missile Defence System) ihalesinde Çin’in teklifinin seçilmesi oldu. Bu seçim, Türkiye – NATO ilişkilerinde ciddi bir gerilime neden oldu ve zaten ihale 2015 Kasım ayında iptal edildi.

Ancak bu ihaleyi doğuran ihtiyaçlar, 1970’li yıllardan bu yana sürüyor. Türkiye ne yazık ki, başta uzun menzil yüksek irtifa olmak üzere çok katmanlı, etkili bir hava savunma sistemi ağı kurabilmiş değil. Bu şemsiyeyi yerli olanaklar kurmak için çok ciddi atılımlar yapıldı; Korkut, Hisar ailesi, önce TKRS (TRS-22XX) ve ardından EİRS radar projeleri gibi. Görünen o ki, bağımsız ve etkili bir hava savunma ağının işler duruma geçmesi, 2020’lerin ilk yarısını bulacak.

Burada, geçmişe göz atıp, stratejik hava savunma sistemi ihtiyacımızı doğuran balistik (ve akabinde seyir) füze tehdidinin yıllar içinde gelişimini incelemekte fayda var. Zira böylelikle, Türkiye’nin bu konuda aldığı (ve almadığı) tedbirleri, bunların muhtemel nedenlerini anlamak kolaylaşıyor.

27 Nisan 2017 Perşembe

Stajyer Kurmaylık: ABD'nin SDCFP Sistemi

Değişen ortam koşullarına uyum sağlayabilmek, varlığı sürdürmenin en önde gelen koşulu. Değişim ve dönüşüm, kontrollü bir şekilde uygulanabilirse, gelişmenin aracı olabiliyor. Bu kontrolü sağlayabilmek de kendi niteliklerine hakim olmaya ve değişim ihtiyaçlarının neler olduğunu tespit edebilmeye bağlı. Bu, hem bireysel hem de kurumsal bazda geçerli.

Günümüzde (hem bireysel hem de kurumsal ölçekte) değişim ve dönüşümü etkileyen etkenlerin en başında teknoloji geliyor. Teknolojinin hızlı değişimi, hayat koşullarımızı, yaşam biçimimizi, iş ve ticaret hayatını, sanatı ve doğal olarak savaşı değiştiriyor; bunlara yeni biçimler, anlamlar ekliyor. Dolayısıyla iş yapmak, ülke yönetmek, ilham vermek ya da savaşmak için yenilikçi ve çok katmanlı şekilde düşünebilmek, farklı görüş açılarından bakabilmek gerekiyor.

Askerlerin, özellikle stratejik vizyona sahip olması gereken lider personelin, yani kurmayların bu değişim ve dönüşümün öncüleri olabilmesi gerekli. Ancak burada şöyle bir açmaz var: Bu personel, kurmay olana kadar belli bir düşünce ve eylem teorisi ve pratiği içinde tecrübe kazanıyor. Ancak teknoloji altlığında değişim ve dönüşümü yönetebilmek için, klasik, geleneksel kalıpların dışına çıkabilmeleri gerekli. Başka bir ifade ile, sadece asker değil, aynı zamanda iş adamı, teknokrat ve girişimci ruhlarına sahip olmalılar.

Ancak bu "çok ruhluluk" ile askeri devrim (AD) yönetilebilir*. Nitekim ABD, bu ihtiyaca yönelik olarak 1990’larda çok ilginç bir uygulama başlatmış: Secretary of Defense Corporate Fellows Program (SDCFP; Savunma Bakanlığı Kurumsal Burs Programı).

SDCFP basitçe, ABD ordusunda geleceğin kurmaylarının savunma & havacılık sanayii ve diğer sektörlerde önde gelen şirketlerde bir yıl süreyle staj yaptığı bir ordu - özel sektör işbirliği programı.

24 Nisan 2017 Pazartesi

Siyah Gri Beyaz 12 Yaşında

Eser: Otoportre
Emile Friant
İlkokul ve ortaokuldaki günlük tutma denemelerim hep hüsranla sonuçlanmıştı. En uzun süreli günlük tutma girişimimin, Mayıs ayına kadar dayandığını hatırlıyorum. Sonra da bir daha denemedim zaten.

Şimdi düşünüyorum da, bunun en başta gelen sebebi galiba, her gün bir şeyler yazmak için kendimi zorlamamdı. O gün ne yaşamış olursam olayım, yazmam gerekiyordu. "Günlük" tutmayı kelime anlamı ile uygulamaya çalışıyordum. Kendimi böyle bir boyunduruğa sokunca, heves ve enerjimin bir yerden sonra tükenmesi doğal sonuçtu.

Halbuki günlüğü, o gün yaşadıklarımı kayda geçirmek yerine, hayal ettiğim, düşündüğüm şeyleri tarihe not etmek için tutsaydım, muhtemelen şimdi ciltler dolusu günlüklerim olacaktı.

Siyah Gri Beyaz, bunun farkına varmamı sağladı: Mesleki ve akademik günlüğüm olarak. Sık sık geriye gidiyor, eski yazdıklarımı okuyor, hem hafızamı tazeliyor hem de geçmişteki kendimle hasret gideriyorum.

Siyah Gri Beyaz okuruna da, geride kalan 12 yılda beni yalnız bırakmadığı için en içten şükranlarımı sunuyorum.

14 Nisan 2017 Cuma

Füze Savunması Üzerine: “Left of Launch”



Musudan (Hwasong 10) balistik füzesi
fırlatma anında
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Kuzey Kore arasındaki gerilim, karşılıklı tehditler ve gövde gösterileri ile hızla tırmanıyor. Kuzey Kore’nin ardı ardına gerçekleştirdiği füze denemeleri ve göreve yeni başlayan ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları, dünyanın dikkatini Kore Yarımadası’na çevirmiş durumda. Bu gerginliğin bir sıcak çatışmaya dönüşmesi çok uzak bir olasılık değil. Ancak bu olasılığı dünya güvenliği için kaygı verici hale getiren esas etken, Kuzey Kore’nin sahip olduğu füzeler ve daha da önemlisi nükleer silah kapasitesi.

Bu gerilimin merkezinde, Kuzey Kore’nin füze gücü bulunuyor. Ülke, kaynaklarının büyük kısmını balistik füze geliştirme programlarına ayırmış durumda. Bu çalışmaların sonucunda da çok sayıda farklı menzil ve kabiliyetlerde füzeler üretti. Ayrıca bu füzeleri ve üretim teknolojilerini Suriye, Mısır, İran gibi ülkelere sattı.

Kuzey Kore’nin füzelerine karşı ABD, Güney Kore ve Japonya uzun süredir füze savunma sistemlerine yoğun yatırımlar yapmakta. Bu sürecin son hamlesi olarak ABD Mart ayında, Güney Kore’ye THAAD (Terminal High Altitude Air Defense) füze savunma sistemi konuşlandırmaya başladı. ABD ayrıca bölgeye ilave kuvvet sevketmeye devam ediyor.

Ancak anlaşılan o ki, Kuzey Kore’nin füze gücüne karşı ABD bir süredir sessiz bir savaş yürütmekte. ABD basınına geçtiğimiz ay yansıyan haberlere göre ABD’nin, yeni uygulamaya koyduğu “Left of Launch” (Fırlatmanın solu) doktrini kapsamında yürüttüğü siber harp ve sabotaj faaliyetleri, Kuzey Kore’nin füze programlarına ciddi zarar verdi.

Peki nedir “Left of Launch”?

12 Nisan 2017 Çarşamba

23 Mart 2017 Perşembe

Hava Savunma Füzelerinin Düellosu



16 Mart'ı 17 Mart'a bağlayan gece İsrail Hava Kuvvetleri'ne bağlı savaş uçakları, Suriye hava sahasına, ülkenin güneybatısından girerek bir taarruz gerçekleştirdiler. Suriye ordusundan 17 Mart günü yapılan açıklamada, dört İsrail savaş uçağının Palmira yakınlarında bir hedefi vurduğu, Suriye hava savunması tarafından açılan ateşle bir İsrail uçağının düşürüldüğü, bir diğerinin ise hasar aldığı iddia edildi.

İsrail Savunma Kuvvetleri'nden 17 Mart günü yapılan açıklamada ise Suriye'deki bir hedefin vurulduğu, İsrail jetlerine atılan uçaksavar füzelerinden birinin savunma sistemi tarafından havada imha edildiği bildirildi. Aynı sabah bir füze parçası, Ürdün'ün kuzeybatısındaki İrbid yakınlarına düştü.

İsrail'in açıklaması iki nedenden ötürü son derece dikkat çekici: 1. İsrail, bugüne kadar Suriye'de gerçekleştirdiği saldırıların neredeyse hiçbirini resmen kabul etmemekteydi. 2. Bu, bir hava savunma füzesinin havada başka bir hava savunma füzesi tarafından vurulmasına dair bilinen ilk olay.

17 Mart 2017 Cuma

21 Şubat 2017 Salı

Ateş Gücünün Dağıtılması – Distributed Lethality

Eğer yüzüyorsa savaşır!” Bu slogan, ABD Deniz Kuvvetleri’nin (US Navy; USN) bir süredir gündeminde. Çıkış noktası ise, Rusya ve Çin’in deniz kuvvetlerine yaptıkları yatırımlar ve uyguladıkları A2AD (Anti Access Area Denial; Erişimi Engelleme / Bölgeden Men etme) stratejisi. Rusya A2AD’yi Karadeniz’de, Çin ise Güney Çin Denizi’nde etkin bir biçimde yürütmekte.

A2AD kabaca, düşmanın belli bir bölgeye erişimini veya o bölgede harekât yapmasını engellemek amacıyla kullanılan taktik ve teknikler bütünü olarak tanımlanabilir. Türkiye aslında A2AD’nin tarihteki en başarılı örneklerinden birini uygulamıştır: Çanakkale Harbi’nin deniz safhası, İtilaf donanmasının Çanakkale Boğazı’ndan geçişinin kıyı topçusu ve mayınlar marifetiyle engellemesi ile sonuçlanmıştır. Müteakiben kara harbi safhası ile kesin sonuç alınmıştır.

Modern A2AD stratejilerinin odağında, yüksek süratli ve hassas güdüm kabiliyetli füzeler (balistik füzeler ve seyir füzeleri), deniz mayınları, hava savunma topçu ve füze sistemleri bulunuyor. Korvet ve hücumbotlar, denizaltılar, seyir / gemisavar füzesi ateşleyebilen uçaklar da A2AD’nin öne çıkan platformları. Farklı yönlerden gelen çok sayıda gemisavar füzesi ve akıllı deniz mayınları ile mücadele etmek, bunu aynı anda çok sayıda küçül, hızlı ve atik hücumbot / korveti takip kovalarken yapabilmek, Soğuk Savaş’ın simetrik harp ortamına göre şekillendirilmiş günümüz donanmalarının harcı değil.

8 Şubat 2017 Çarşamba

31 Ocak 2017 Salı

TFX Projesi: Ne? Ne İçin? Nasıl? - 4

İngiltere Başbakanı Theresa May'in Ankara ziyareti sırasında 28 Ocak günü, iki ülke başbakanları huzurunda İngiliz BAE Systems ve TUSAŞ şirketleri genel müdürleri, bir anahat anlaşması imzaladılar.

Müzakereleri bir süredir devam eden ve imza aşamasına gelmiş GBP100 milyonluk (yaklaşık USD125.15 milyon) anlaşmanın ilk aşaması olan bu imza ile, TFX olarak da bilinen Milli Muharip Uçak (MMU) projesinde önemli bir aşama tamamlanmış, uzun ve çetrefilli bir yolun ilk adımı da atılmış oldu.

Bu proje ile ilgili daha kaç "Ne? Ne İçin? Nasıl?" yazısı yazılacağını tahmin etmek çok zor. Yolun bundan sonrasının nasıl olacağına dair fikir yürütmeden önce, geriye bakıp şimdiye kadar kat edilmiş kısmını hatırlamakta fayda var.

26 Ocak 2017 Perşembe

Ulusal Savunma Sanayiinin Aşil Topuğu, Test ve Değerlendirme

Yeşil Vadi Faciası Arapsaçına Dönüştü

Geçtiğimiz ay yaşanan Yeşil Vadi Faciası'ndan sonra açılan soruşturma, bürokratik bir arapsaçına dönüştü. Beş ilkokul öğrencisi ve iki öğretmenin hayatlarını kaybettiği olayda, test sahasının ve test faaliyetinin sorumlusu tespit edilemiyor. Silah sisteminin üreticisi, kazanın, altyüklenici tarafından üretilen bileşenin testi sırasında gerçekleştiğini, sorumluluğun altyükleniciye ait olduğunu iddia ederken, tedarik makamının hukuki bir sorumluluğu olmamasına rağmen teste onay verdiği anlaşıldı.

Yeşil Vadi'de Ne Olmuştu?

19 Ocak 2017 Perşembe

Asimetrik Harp, Beka Kabiliyeti ve Fırat Kalkanı

Güney Lübnan'daki Mlita Direniş Anıtı
Kaynak: socks-studio.com
24 Ağustos günü başlayan Fırat Kalkanı Harekâtı, halen Halep'in kuzeydoğusundaki el Bab kasabası odağında devam ediyor. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve onu destekleyen Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurları, bu stratejik kasaba ve çevresinde IŞİD terör örgütü ile şiddetli çatışmalara girmekte.

Harekât, ÖSO'nun TSK'nın zırhlı ve topçu birlikleri ile hava kuvvetleri desteğinde ilerlemesi şeklinde başladı. Cerablus ve çevresindeki yerleşim yerlerinin ele geçirilmesi ve PYD'nin kurmaya çalıştığı "Kürt Koridoru"nun engellenmesini içeren ilk aşama büyük ölçüde bu hareket tarzı ile tamamlandı.

Harekâtın sonraki safhalarında TSK'nın bölgeye sevkettiği takviye kuvvetlerin, özellikle zırhlı birlik ve özel kuvvet unsurlarının arttığı gözlemlendi. Nitekim el Bab'a gelindiğinde harekâtın momentumunun ÖSO değil, TSK tarafından belirlendiği şeklinde bir görüntü vardı.

Öte yandan, aradan geçen beş aylık sürede kayıplar yaşanmadı değil. Harekâta katılan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na (KKK) ait bazı ana muharebe tankları, zırhlı muharebe aracı (ZMA) ve zırhlı personel taşıyıcı (ZPT) araçlar, başta tanksavar güdümlü füzeleri olmak üzere düşman ateşi ile hasar aldı, bazıları tümden imha oldu.

Dolayısıyla Fırat Kalkanı, özellikle yerleşim bölgeleri (meskûn mahal) içinde ve çevresinde gerçekleşen asimetrik nitelikli harekâtlara yönelik beka kabiliyetini artırıcı tedbir ve teknikleri gündeme getirdi.