Global Panorama'nın Odak İran serisinin yeni bölümünde ABD & İsrail - İran Savaşı'ndaki son gelişmeleri Doç. Dr. Sıtkı Egeli ile birlikte yorumladım.
Global Panorama'nın Odak İran serisinin yeni bölümünde ABD & İsrail - İran Savaşı'ndaki son gelişmeleri Doç. Dr. Sıtkı Egeli ile birlikte yorumladım.
HRA Jeopolitik kanalında Harun Reşit Aydın'ın konuğu olarak ABD & İsrail - İran Savaşı'na dair gözlem ve değerlendirmelerimi paylaştım.
Global Panorama “Odak İran” programının üçüncü bölümünde ABD & İsrail - İran Savaşı'nın askeri, teknolojik ve stratejik boyutlarını Prof. Dr. Mustafa Aydın ve Doç. Dr. Sıtkı Egeli ile konuştuk.
Kamuoyunda savunma, güvenlik, teknoloji ve jeopolitik konularında yürütülen tartışmaların sağlıklı bir zeminde ilerleyebilmesi için basın kuruluşları ile uzmanlar arasında kurulan ilişkinin belirli profesyonel ilkelere dayanması önemlidir.
Bu kapsamda, televizyon, radyo, yazılı basın ve dijital yayın organlarından gelen görüş, mülakat veya program davetlerinin değerlendirilmesinde izlenen prensipler aşağıda ilgili kuruluşların dikkatine sunulmuştur.
Odaya girip, "ne bu hal yahu, kendini Fenerbahçe'ye benzetmişsin!" dediğimde, kalan son enerji kırıntısıyla gülmüştü. Yoğun bakımda, yorulmuş kalbi vücuduna yetmeye çalışırken. Şanssızlığı işte, o fanatik Fenerbahçeli, ben de (eskiden) fanatik Beşiktaşlıydım. Futbol hastası olduğum yıllarda çok atışırdık. Son zamanlarda da moral olsun diye sataşırdım çok sevdiği takımından dolayı.
Bir hafta on gün sonra da artık daha fazla gücü kalmadı; evinde, uykusunda son nefesini verdi.
Raporları, filmleri gösterdiğim profesörün, "bu hasta ne zaman öldü?" diye sormasının üstünden yaklaşık 18 yıl geçmişti. Annemin insanüstü gayretleriyle deyim yerindeyse Azrail'den çaldığı 18 yıl...
Babamı, yol göstericimi, dayanağımı öylece kaybettim. Yıkadım tertemiz, kabrine yerleştirdim, yolculuğuna uğurladım.
Kalemimi güçlü sanırdım, ama neyi nasıl yazacağımı bilmiyorum. Ölünün arkasından kötü konuşulmaz elbet ama bir süredir eş, dost, akraba, herkesten onun hakkında duyduğumuz iyi şeyler hep aynı başlıklar altında toplanıyor gibi; laf olsun diye söylenmediklerini düşündürüyor. Çok farklı insanların aklında hep o özelliklerle kendine yer etmiş. Bu nedenle kendimi büyük bir sorumluluk üstlenmiş gibi hissediyorum.
Sırtıma bir yük yükledi de gitti.
![]() |
| Selim Mevlütoğlu (1953 - 2026) |
![]() |
| Eser: Die Toteninsel Arnold Böcklin |
Asıl anlamı, hızlı bir şekilde yürümek, koşarak gitmek olan bu kelime, yaygın kullanımda "yoğun çaba harcamak, uğraşmak, ağır mesai altında olmak" gibi anlamlar için kullanılıyor. "Nasılsın?" sorusuna, "Koşturuyorum" derken mesela, aynı anda birden fazla meseleye odaklanmış halde, yoğun -hatta olağanüstü- bir tempo içinde çalışıldığı mesajını içeriyor.
"O kadar meşgulüm ki, bir sürü işe aynı anda yetişmeye çalışıyorum, oradan oraya koşturuyorum".
Ben bunun, en hafifinden, samimiyetsizlik olduğunu; dahası, zora gelemeyen, çalışmanın, çabalamanın ne olduğunu bilmeyen bir duruşu yücelttiğini düşünüyorum.
Mirasyedileri ya da derbederleri ayrı tutarak, yaşı, makamı, mevkisi ne olursa olsun insan zaten çabalamak zorunda değil midir? Hele modern insan, şehirde ya da köyde, kendine ve ailesine bir hayat sunmak ve o hayatı korumak için; üretmek ya da paylaşmak için; yükselmek ya da en azından var kalmak için çabalamak hem de aynı anda pek çok sorunu çözmek, pek çok işi başarmak için uğraşmak zorunda değil midir?
"Koşturmak" zaten rutin değil midir? Koşturmadığın zaman ne yapıyorsun mesela?
"Nasılsın?" sorusuna "Her zamanki gibi. Pek çok iş üzerinde çalışıyorum, pek çok sorun çözmeye çalışıyorum." gibi bir yanıt vermek daha samimi sanki.
Siyah Gri Beyaz okuruna da geride bıraktığımız yıldakinden daha fazla iş üzerinde çalışacağı, daha fazla sorunla mücadele edip daha fazla çözümler üreteceği bir yıl diliyorum.
Not: İş, akademi ve uzun süren bir gribin ardından bir süredir sevgili babamın geçirdiği ağır sağlık sorunları nedeniyle hem Siyah Gri Beyaz hem de Silahlar ve Tereyağı aksadı. Sadık takipçiden özür diler ve anlayışını devam ettirmesini rica ederim.
Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve 12.11.2025 tarihinde "Altay tankı, Türk kara harp endüstrisi ve fırsatlar" başlığı ile yayımlanan makalem.
28 Ekim 2025 tarihinde düzenlenen törenle gerçekleştirilen Altay ana muharebe tankının Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) ilk teslimatı ve tankın seri üretiminin gerçekleştirileceği BMC firmasının Kahramankazan'daki tesislerinin açılışı hem Altay projesi hem de Türk savunma sanayisi açısından büyük bir dönüm noktasını teşkil etmektedir. Uzun ve zorlu bir süreç sonunda ortaya çıkan Altay, Türkiye’nin kendi imkanlarıyla geliştirip ürettiği ilk ana muharebe tankıdır. Endüstriyel boyutta ise, modern bir ana muharebe tankı gibi farklı mühendislik disiplinleri ve alt sektörleri bir araya getiren bir ürünün ortaya konulması, Türk savunma sanayisinin ulaşmış olduğu olgunluk seviyesini göstermektedir. Zira, zorlayıcı teknik ve askeri istekleri karşılaması gereken bir platformun tasarım, test ve üretim süreçlerinin başarıyla tamamlanması, askeri kara araçları sektöründeki ana oyuncuların, küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ), üniversite ve araştırma kurumlarının son kullanıcı ve kamu ile başarılı bir eşgüdümü sayesinde mümkün olabilmektedir.
Global İlişkiler Forumu (GİF) tarafından hazırlanan podcast serisinin 35'inci
bölümünde GİF İcra Komitesi Başkanı Büyükelçi (E) Selim Yenel'in konuğu
olarak, savunma sanayii ve küresel jeopolitik gelişmeler hakkındaki
görüşlerimi paylaştım.
Programda,
• Yeni nesil savaşın doğası, yapay zekâ, insansız sistemler, siber harp ve hava gücünün artan stratejik rolü,
• Savunma sanayiinin diplomatik ve stratejik bir araç haline gelişi,
• F-35 projesi, Türkiye’nin konumu ve KAAN programının geleceği,
• Bağımlılık ve savunma sanayiinde “yönetilebilir bağımlılık” kavramı,
• Eğitimli insan kaynağının önemi ve teknoloji tabanlı orduların ihtiyaç duyduğu nitelikli personel,
• Türkiye’nin savunma diplomasisi ve bölgesel güç projeksiyonu,
• Jeopolitik belirsizlik döneminde caydırıcılık ve stratejik dayanıklılık konularını ele aldık.
HRA Jeopolitik Youtube kanalında Harun Reşit Aydın'ın konuğu olarak NATO'nun yeni konumlanması, savunma harcamaları, Türkiye'nin NATO'daki yeri ile Türkiye - İsrail rekabeti hakkındaki görüşlerimi paylaştım.
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) tarafından, Emine Gözde Toprak
moderatörlüğünde 02.07.2025 tarihinde gerçekleştirilen canlı yayında
İran-İsrail çatışmasının askeri ve teknolojik boyutlarını yorumladım.
Konuyla ilgili, İRAM tarafından yayımlanan makalem: İran-İsrail Çatışması Tarafların Askerî ve Teknolojik Kabiliyetlerine İlişkin Ne Söylüyor?
İngiliz Royal United Services Institute (RUSI) tarafından Justin Bronk imzasıyla Mart ayında "Airborne Electromagnetic Warfare in NATO: A Critical European Capability Gap" başlıklı bir rapor yayımlandı. Rapor, NATO üyesi ülkelerin hava kuvvetlerindeki elektromanyetik harp (EH) yeteneklerinin bir resmini çekiyor ve özellikle Avrupa'daki müttefiklerin bu alandaki yetersizliklerini vurguluyor. Rapora göre, NATO ülkeleri EH konusunda hala büyük ölçüde ABD'ye bağımlı ve bu durum özellikle ABD'nin (Asya Pasifik gibi) başka bölgelere odağını kaydırmasıyla birlikte ittifak için bir risk teşkil ediyor.
![]() |
| Eser: "Portrait of Diego Martelli" Edgar Degas |
![]() |
| Teknoloji transferi süreci (Kaynak: University of Kansas) |
![]() |
| Eser: "Solitude at Dusk" ChatGPT, OpenAI |