roket ve füzeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
roket ve füzeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30/04/2026

Rapor: From Ballistics to Cruise: Turkiye's Missile Developments

Doç. Dr. Sıtkı Egeli ile birlikte, International Institute for Strategic Studies (IISS) bünyesindeki Missile Dialogue Initiative için hazırladığımız, "From Ballistics to Cruise: Turkiye's Missile Developments" başlıklı raporumuz yayımlandı.

Raporda, Türkiye'nin füze programlarına dair tarihsel süreci ve bu alanda izlenen stratejiyi inceledik.

Bölgesel füze tehditleri ve savunma sanayinde bağımsızlık hedefi, Türkiye'nin geniş bir balistik füze ve seyir füzesi portföyü oluşturmasındaki ana etkenler oldu. Soğuk Savaş sırasında, Türkiye'nin Sovyetler Birliği ile sınır komşusu olan bir NATO müttefiki olması, balistik füze tehdidini artıran bir unsur idi. Bu dönemde Türkiye, füze savunması ve caydırıcılık bağlamında, NATO'nun kolektif savunmasına, Amerika Birleşik Devletleri'nden aldığı nükleer garantilere ve hava gücünün caydırıcı değerine güvendi.

Bu yaklaşım, 1980'lerin sonlarında ve 1990'ların başlarında değişmeye başladı. İran-Irak savaşı ve Irak'ın Körfez Savaşı sırasında gerçekleştirdiği Scud saldırıları, sivil yerleşim merkezlerinin ve askeri altyapının füze saldırılarına karşı zafiyetlerini gözler önüne serdi. Komşu ülkelerin kimyasal ve biyolojik silah programları ve füzelerinin kabiliyetlerindeki gelişmeler riskleri artırırken, NATO füze savunma konuşlandırmaları konusundaki sürtüşmeler, yalnızca İttifak yardımına güvenmenin hatalı olacağını ortaya koydu. 1990'ların ortalarına gelindiğinde Türkiye, füze savunma seçenekleri ve misilleme yeteneklerinin yanı sıra daha gelişmiş bir savunma sanayi altyapıs kurmaya yöneldi.

Rapor, Türkiye'nin bu alanda izlediği çıkan stratejinin çerçevesini çizip uygulanmasını incelemekte. Türkiye'nin balistik ve seyir füzesi programlarının kökenlerini ve durumunu ele alınıp ve füzelerin nasıl insanlı hava gücünün önemli bir tamamlayıcısı, hatta bazı durumlarda onun yerine geçen bir unsur haline geldiğini gösteriyor. Bu doğrultuda ilk adımlar, 1990'ların ortalarında Çin ile işbirliği ve ROKETSAN ile TÜBİTAK SAGE tarafından yürütülen çalışmaların yoğunlaştırılması da dahil olmak üzere, yerli üretim ve teknoloji transferine öncelik vermişti.

Balistik füze programında Türkiye, sınırlı ölçekte sistem hazır alımı yaparken aynı zamanda ulusal bir tasarım ve üretim altyapısı kurarak çift yönlü bir yaklaşım izledi. Türkiye, 1997 yılında Füze Teknolojisi Kontrol Rejimi'ne (FTKR) katıldı. Ayrıca ABD'den 72 adet MGM-140 ATACMS füzesi satın aldı ve bunları 1998'deki Suriye krizi sırasında bölgeye konuşlandırdı. Geliştirme programları sonunda 150-300 kilometrelik menzilin ötesine ilerledi. Tüm bu gelişmeler, güçlü bir siyasi destek ile sürdürüldü: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2025 yılında 800 km ve üzeri menzilli füzelerin stoklarını artırma ve 2.000 km'nin üzerinde menzilli bir füzenin geliştirilmesini hızlandırma yönündeki talimatı başta olmak üzere.

Türkiye'nin seyir füzesi programına gelince, 2000'li yılların başlarında kara hedeflerine yönelik saldırı çalışmaları, endüstriyel hazırlık seviyesi ve ihracat kontrolleri nedeniyle kritik alt bileşenlere erişimin kısıtlanması sonucu on yıl boyunca askıya alındı ​​ve 2013 yılında yeniden başlatıldı. Seyir füzesi gelişimi, yerli motor geliştirme sayesinde mümkün oldu ve bu da seyir füzesi ailelerinin ve insansız platformlardan fırlatma da dahil olmak üzere çoklu platformlar için tasarlanmış daha küçük saldırı seçeneklerinin genişlemesine yol açtı.

Rusya-Ukrayna savaşı ve İran-İsrail çatışmalarında füze kullanımı, hem uzun menzilli hassas silahların operasyonel değerini hem de hava ve füze savunmasının bunlara karşı koymadaki zorluklarını göstermiştir. Füze testlerine ilişkin coğrafi sınırlamalar da Türkiye'nin kararlarını şekillendirmiştir. Türkiye, uzay fırlatma araçlarını desteklemek ve uzun menzilli balistik füze testlerini mümkün kılmak için Somali'de bir uzay limanına yatırım yapmakta. Bazı gelişmiş projeler için zaman çizelgeleri ve performans belirsizliğini korurken, Türkiye'nin güdümlü silah sektörü, yirmi birinci yüzyılın başlarındaki temel seviyesinden neredeyse tamamen farklı bir hale geldi. Balistik, seyir ve hipersonik itme sistemleri üzerine daha fazla Ar-Ge çalışması devam etmektedir.

Raporun tam metnine buradan erişebilirsiniz.

16/11/2025

Rapor: İran’ın Balistik Füze Programı ve Kabiliyetleri

İran'ın balistik füze programının tarihçesi, altyapısı ve kapasitesini incelediğim " İran’ın Balistik Füze Programı ve Kabiliyetleri" başlıklı raporum, İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) tarafından yayımlandı.

Çalışmada, aşağıdaki sorulara yanıt sunmaya çalıştım:

• İran'ın balistik füze program ve kapasitesinin güncel durumu nedir?

• Bu program, başlangıcından günümüze hangi tarihsel evrelerden geçmiştir?

• Yaptırımlara rağmen devam eden füze programının kurumsal çerçevesi, teknolojik altyapısı ve insan kaynağı nasıldır?

⁠⁠• İran’ın balistik füzeleri, 12 günlük İran–İsrail çatışmasında nasıl bir sınav vermiştir?

• İran’ın füze programı, bölgesel güç dengeleri ve Türkiye’nin güvenlik mimarisi açısından ne tür stratejik sonuçlar doğurmaktadır?

Raporun tam metnine buradan erişebilirsiniz.

17/04/2024

Gösterişli Bir Hiçbir Şey: İsrail - İran Müşterek Fiilî Atışlı Hava Savunma Tatbikatı

Kıyam-1 balistik füzesinin Ağustos 2010'daki
test atışı (Kaynak: AFP/Getty Images)
İsrail 1 Nisan günü, İran'ın Suriye'nin başkenti Şam'daki büyükelçilik yerleşkesinde yer alan konsolosluk binasına hava saldırısı düzenledi. Saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusundan ikisi general rütbesinde yedi İranlı ile altı Suriyeli hayatını kaybetti. İran, ağır bir yanıt vereceğini açıkladı

ABD kaynakları en son 12 Nisan'da, İran'ın iki gün içinde İsrail'e yönelik saldırıya geçeceğini bildirmişti. Nitekim İran ve İsrail, son birkaç gündür hava sahalarında denetimi sıkılaştırmış, hava trafiğini kısıtlamıştı. 

Beklenen İran saldırısı, 13 Nisan gece saatlerinde başladı. İran'ın İsrail'e doğru çok sayıda kamikaze İHA (KİHA) uçurduğuna dair haberler ABD kaynaklı olarak sosyal medyada yer aldı. İran, "Sadık Vaat" adlı bir harekât başlattığını duyurdu. Irak üzerinden İsrail'e doğru uçan KİHA'ların görüntülerinin paylaşılmaya başlamasından bir süre sonra, İran'ın seyir füzeleri ve balistik füzeler de ateşlediği yönünde bilgiler yayıldı. Bir süre sonra da İsrail'in çeşitli kesimlerinde hava taarruzu sirenleri çaldı, hava savunma sistemlerinin faaliyetleri videolara yansıdı. 

Saldırı, İsrail'in olası karşılığı ya da İran'ın müteakip füze salvoları ile kısa süre içinde bölgesel bir savaşın patlak verme riskine sahip idi. Neyse ki bu, henüz gerçekleşmiş değil. Her iki ülkenin de bölgesel bir savaşı göze alabileceğine dair fazlaca emare de bulunmuyor. Bununla birlikte olay, askeri - teknolojik bakımdan pek çok önemli tartışma ve araştırma başlığını gündeme getirmiş bulunuyor.

17/12/2022

Akıncı'ya Süpersonik Füze, MİDLAS ve Jet İHA'lar

DefenceTurk kanalının 17.12.2022 tarihli "Ağ Merkezli Sohbetler - 44" yayınına katılarak TRG-230İHA denemesi, MİDLAS ve Bayraktar Kızılelma hakkındaki görüşlerimi paylaştım.


 



22/03/2022

Rusya'nın Ukrayna'ya Kinjal Taarruzu Ne Anlatıyor?

Rusya Savunma Bakanlığı 19 Mart günü Ukrayna'nın batısındaki İvano Frankivsk yakınlarındeki Delyatin'de bulunan bir yeraltı mühimmat deposunu Kinjal tipi havadan atılan hipersonik füze sistemiyle vurduğunu duyurdu. Bu, Kinjal füzesinin gerçek harekât ortamındaki ilk kullanımı olması nedeniyle önemli bir gelişme idi. Ertesi gün, 20 Mart'ta Rus Savunma Bakanlığı bir başka Kinjal füzesiyle Nikolayev'deki bir yakıt deposunun vurulduğunu açıkladı.

Kinjal, Rusya'nın yakın dönemde hizmete aldığı yeni nesil füzelerinden biri. Havadan ateşlenebilen, uzun menzilli ve nükleer harp başlığı ile de donatılabiliyor. Rusya'nın Kinjal dahil bir dizi yeni nesil seyir füzesi ve balistik füze üzerinde yoğun geliştirme ve test faaliyetleri yürüttüğü biliniyor, bu füzeler özellikle Batı savunma camiası tarafından yakından takip ediliyordu. Nitekim Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) 2021 Yılı Faaliyet Raporu'nda da hipersonik füze denemelerindeki artışa dikkat çekilmişti.

Kinjal'in kullanımı askeri ve siyasi olarak ne anlam ifade ediyor? Bu sorunun kısa yanıtını "evet, bir anlamı var ancak o kadar da büyük değil" şeklinde vermek mümkün. Uzun yanıtı için ise öncelikle bazı temel tanım ve kavramları sunmak gerek.

30/05/2021

Demir Kubbe ve Sürdürülebilir Asimetri

Demir Kubbe ve Sürdürülebilir Asimetri [PDF]

Mayıs ayı başında Kudüs’teki Şeyh Cerrah bölgesindeki Filistinlilerin evlerinden çıkartılmasıyla ilgili süren bir davanın yarattığı gerilim, aynı günlerde el Aksa camii çevresindeki olaylar ve bunların neden olduğu çatışmalar, kısa süre içinde Gazze Şeridi ile İsrail’in güneyi arasında karşılıklı ateşlenen çok sayıda füzenin başrolünde oynadığı bir çatışmaya dönüştü. Yaklaşık 10 gün süren karşılıklı bombardıman süreci sonunda Mısır'ın ara buluculuğunda varılan ateşkes anlaşması, 21 Mayıs saat 02.00'de başladı.

Bu çatışmada, bir tarafta Gazze’den HAMAS ve İslami Cihad’ın salvolar halinde ateşledikleri roketler, diğer tarafta da bunları havada vurmak için Iron Dome hava savunma bataryalarının ateşledikleri Tamir füzeleri ön saftaydı. Iron Dome ile bir diğer unsur olarak Spike NLOS adlı uzun menzilli güdümlü füzenin de yaygın kullanımı dikkat çekti: İsrail ordusu tespit ettiği roket batarya ve mevzilerini, uçuşu sırasında uzaktan kumanda edilebilen Spike NLOS füzeleriyle vurdu.

Çatışma boyunca Gazze Şeridi'nden atılan çok sayıda roketin ve onları havada vurmak için Iron Dome (Demir Kubbe) füze savunma sistemlerinden ateşlenen füzelerin gece karanlığındaki köşe kapmaca oyununu tüm dünya anlık olarak televizyon ve sosyal medyadan takip etti. Büyük çoğunluğu gece saatlerinde ateşlenen roketler ve onları kovalayan Tamir’lerin havadaki kıvrak manevraları, uzun pozlama ile çekim yapan kameraların yakaladığı görsel olarak etkileyici ama aynı zamanda düşündürücü fotoğraflarla belgelendi.[1]

Bu füze düellosunun bir tarafında teknolojik olarak oldukça ileri bir mekanizma, diğer tarafında ise sınırlı kaynaklara sahip bir yapı bulunuyor. Her biri birkaç yüz dolar maliyet ile üretilebilen çok sayıda roketi vurmak için, roket başına en az iki adet, her biri ortalama $20 ila 50 bin maliyetli Tamir ateşlendi. Öte yandan açık kaynaklara göre bir Iron Dome bataryasının fiyat etiketi $40-50 milyon dolaylarında. Yani ortada sadece teknoloji değil, kabiliyet ve maliyet bakımlarından da büyük bir asimetri var.

Öyle görülüyor ki, Iron Dome sisteminin, roketleri havada vurmaya ilaveten en önemli ikinci görevi, bu asimetriyi sürdürmek.


25/04/2020

Akıllı Füzeler Daha da Akıllanıyor: Gray Wolf ve Golden Horde Projeleri

Hassas güdümlü mühimmatlar ve özellikle seyir füzeleri ilk kez yaygın olarak 1991 Körfez Savaşı'nda kullanıldı. O zamandan bu yana da elektronik, bilgisayar ve algılayıcı alanlarındaki gelişmelerin katkısıyla performansları ve kabiliyetleri hızla gelişti. Elektronik bileşenlerin ve algılayıcı sistemlerin boyutlarının giderek küçülmesi, yapay zeka ve yüksek kapasiteli veri iletişim sistemlerinin de denkleme girmesiyle bu gelişim son yıllarda ivme kazandı.

Akıllı füzelere en yoğun yatırım yapan ülkelerin başında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) geliyor. ABD'de yürütülen çok sayıda hassas güdümlü füze ve bomba geliştirme ve modernizasyon projesi arasında iki tanesi özellikle dikkat çekici. Bunlar, ABD Hava Kuvvetlerinin yürüttüğü Gray Wolf (Bozkurt) ve Golden Horde (altın sürü, altın ordu) projeleri. Bu projeler ile birlikte akıllı füzelerin yalnızca çok yüksek isabet hassasiyeti ile hedeflerini vuran mühimmatlar değil, aynı zamanda uçuş ve taarruz planlarını kendileri hazırlayabilen, birbirleriyle ve diğer dost unsurlarla gerçek zamanlı veri haberleşmesi yapabilen sistemlere dönüştürülmesi planlanıyor.

Gray Wolf, bu kabiliyete sahip düşük maliyetli, sürüler halinde ateşlenebilen seyir füzelerinin geliştirilmesi projesi. ABD Hava Kuvvetleri bu projeyi, halen devam eden ilk aşamasının tamamlanmasından sonra rafa kaldıracak. Esas öncelik, mevcut silah sistemlerine yukarıda belirtilen kabiliyetlerin kazandırılmasını amaçlayan Golden Horde'a verilmiş durumda.

15/02/2019

INF Antlaşması ve Bir Garip Küsüşme Hikayesi

Çizim: Konstantin Maler
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump 1 Şubat günü, ülkesinin Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler (Intermediate Range Nuclear Forces - INF) antlaşmasından çekileceğini açıkladı. Kısa süre sonra da Rusya benzer bir açıklamayla antlaşmadan çekildiğini duyurdu.

Trump, ülkesinin INF yükümlülüklerini yerine getirmeyi 2 Şubat itibariyle bırakacağını ve altı ay içinde resmen çekilmiş olunacağını ancak bu süreçte Rusya INF'i ihlal eden harp başlığı, füze ve fırlatıcıların üretim ve konuşlandırılmasından vazgeçerse tekrar dönmeyi değerlendirebileceklerini söyledi. Hemen ardından Moskova da yeni füze geliştirme projeleri üzerinde çalıştığını açıkladı.

INF, 1987 yılında ABD ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) arasında imzalanmıştı. Antlaşma, Avrupa'da nükleer bir savaşın önlenmesini sağlamış, bu bakımdan da Soğuk Savaş'ın tarafları arasındaki gerilimin kayda değer şekilde düşmesine katkıda bulunmuştu. Nitekim kısa süre sonra da SSCB'nin dağılmasıyla birlikte Soğuk Savaş sona erdi.

Taraflar INF'den çekilmelerine kadarki süreçte birbirlerine, bir masa tenisi maçı ahenginde karşılıklı suçlamalar yönelttiler. Çeşitli füze projelerinin zikredildiği bu atışmanın sonunda her iki ülke de antlaşmadan çekildi.

Ve böylece, kimilerinin "Soğuk Savaş 2.0" olarak adlandırdığı bu dönemde, yeni bir sürece girildi.

14/04/2017

Füze Savunması Üzerine: “Left of Launch”



Musudan (Hwasong 10) balistik füzesi
fırlatma anında
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Kuzey Kore arasındaki gerilim, karşılıklı tehditler ve gövde gösterileri ile hızla tırmanıyor. Kuzey Kore’nin ardı ardına gerçekleştirdiği füze denemeleri ve göreve yeni başlayan ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları, dünyanın dikkatini Kore Yarımadası’na çevirmiş durumda. Bu gerginliğin bir sıcak çatışmaya dönüşmesi çok uzak bir olasılık değil. Ancak bu olasılığı dünya güvenliği için kaygı verici hale getiren esas etken, Kuzey Kore’nin sahip olduğu füzeler ve daha da önemlisi nükleer silah kapasitesi.

Bu gerilimin merkezinde, Kuzey Kore’nin füze gücü bulunuyor. Ülke, kaynaklarının büyük kısmını balistik füze geliştirme programlarına ayırmış durumda. Bu çalışmaların sonucunda da çok sayıda farklı menzil ve kabiliyetlerde füzeler üretti. Ayrıca bu füzeleri ve üretim teknolojilerini Suriye, Mısır, İran gibi ülkelere sattı.

Kuzey Kore’nin füzelerine karşı ABD, Güney Kore ve Japonya uzun süredir füze savunma sistemlerine yoğun yatırımlar yapmakta. Bu sürecin son hamlesi olarak ABD Mart ayında, Güney Kore’ye THAAD (Terminal High Altitude Air Defense) füze savunma sistemi konuşlandırmaya başladı. ABD ayrıca bölgeye ilave kuvvet sevketmeye devam ediyor.

Ancak anlaşılan o ki, Kuzey Kore’nin füze gücüne karşı ABD bir süredir sessiz bir savaş yürütmekte. ABD basınına geçtiğimiz ay yansıyan haberlere göre ABD’nin, yeni uygulamaya koyduğu “Left of Launch” (Fırlatmanın solu) doktrini kapsamında yürüttüğü siber harp ve sabotaj faaliyetleri, Kuzey Kore’nin füze programlarına ciddi zarar verdi.

Peki nedir “Left of Launch”?

29/04/2016

Katyuşa'lar, HIMARS'lar ve Ötesi

Suriye sınırındaki yerleşim birimlerine ve özellikle son dönemde Kilis'e düşen roketler can kaybına ve halkta paniğe neden olmakta.  2011 Mart ayından bu yana devam eden Suriye İç Savaşı'nda savaşan tarafları, hangi bölgenin ne zaman hangi grup tarafından ele geçirildiğini, hangi örgüt ve grupların hangi ülkelerin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini takip etmek mümkün değil. Ne var ki Türkiye - Suriye sınırının boyunca süregiden çatışmalar sırasında, ama hedef gözetilerek ama "yanlışlıkla" Türk şehirlerine düşen roketlerin, boyutlarından çok daha büyük etkiler doğurmakta olduğu da bir gerçek.

Sıklıkla "Katyuşa" olarak adlandırılan bu roketler ile bunlara karşı uygulanabilecek önlemler, çok daha karmaşık bir politik - stratejik denklemin yalnızca bir boyutu.

Bu denklemi çözmek için de, her zamanki gibi öncelikle eldeki bilgileri bir kenara not ederek işe başlamak gerek.

28/03/2016

Havadan Atılan Güdümlü Topçu Roketleri

F-16'nın kanatları altında dört adet IAI Sky Sniper görülüyor
Roket
Topçu roketi
Güdümlü topçu roketi
Havadan atılan güdümlü topçu roketi

Şubat ayı sonunda İsrailli IAI (Israel Aerospace Industries) şirketi, Sky Sniper isimli yeni bir havadan atılan güdümlü silah sisteminin tanıtımını yaptı.

Sky Sniper aslında, savaş uçağından atılabilen, GPS güdümlü bir topçu roketi.

Roket, en yalın tanımı ile, roket motorunun yarattığı itki ile hedefe tevcih edilen mühimattır. Roket motoru ise, içerdiği yakıtı, havaya ihtiyaç duymaksızın yakıp yüksek bir etki gücü yaratan motor çeşididir. Bu yakıtın katı ya da sıvı halde türevleri kullanılabilir.

Topçu roketi, muharebe sahasında ateş desteği sağlamak üzere topçu birlikleri tarafından kullanılan rokettir. Çoğunlukla çok namlulu roketatar (ÇNRA) sistemlerinden fırlatılırlar. Geniş bir alanı baskılamak için kullanılırlar.

Güdümlü topçu roketleri, çeşitli güdüm - kontrol sistemleri ile isabet hassasiyeti artırılmış topçu roketleridir. Lazer, INS/GPS gibi sistemler ve kanatçıkları ve/veya itki motorları yardımı ile uçuş sırasında yörünge düzeltme ve vuruş aşamasında son manevra yapabilirler (Ör: GMLRS, Romah, Accular, WS-22, SS-AV-40)

Havadan atılan güdümlü topçu roketinin esprisi ise, roket gövdesinin yer çekimini zaten taşıyıcı platform ile yenmiş olmasıdır. Bu sayede menzili ve taşıyıcı platformun hızından dolayı uçuş hızı büyük ölçüde artmış olacaktır.

Basit ve bir o kadar da etkileyici bir inovasyon aslında. İlginçtir ki, son dönemde benzeri sistemler görülmeye başladı.