Ortadoğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ortadoğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18/06/2025

İran - İsrail Savaşı

İsrail, 13 Haziran erken saatlerde İran'a yönelik geniş kapsamlı bir saldırı başlattı. Bu saldırı, iki ülke arasında bir süredir devam eden ve 2024 yılında iki kez karşılıklı füze saldırılarıyla tırmanan gerilimi savaşa dönüştürmekle kalmadı, aynı zamanda bölge (ve hatta belki de dünya) jeopolitiğinde yeni bir kırılmayı tetikledi. 

Böylelikle, yaklaşık 20 yıldır bölgeye dair pek çok analiz ve araştırmanın üzerinde durduğu iki soru da yanıtlanmış oldu: İsrail İran'a saldıracak mı ve nasıl saldıracak? Şimdi ise yeni bir soru var: Bu saldırı bölgesel ve hatta küresel bir savaşa dönüşecek mi?

Belki de aslında çoktan başlamış olan 3. Dünya Savaşı'nın sadece yeni bir cephesi açılmıştır. 

26/09/2019

Abkayk - Hurays Saldırıları

14 Eylül günü yerel saatle 0400 sularında Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ın kuzeydoğusundaki Abkayk ve Hurays'ta bulunan petrol tesislerine bir saldırı düzenlendi. İnsansız hava araçları (İHA) ve seyir füzelerinin kullanıldığı saldırı sonrasında tesislerde ciddi hasar meydana geldi ve bundan dolayı Suudi Arabistan'ın petrol üretiminde kayda değer ölçüde düşüş oldu. Bu aksamadan dolayı küresel piyasalarda petrolün varil fiyatında hızlı bir sıçrama oldu.

Suudi Arabistan ve müttefiki saldırıdan doğrudan İran'ı sorumlu tutarken İran iddiaları reddetti, Husiler ise saldırıyı üstlendi.

Olaydan kısa süre sonra ABD bölgeye takviye birlik ve hava savunma sistemi gönderme kararı aldı.

Bu saldırı, plan ve icrası ile doğrudan ve dolaylı etkileri bakımından hem dikkatle çalışılması ve hatta ibret alınması gereken bir vaka.

26/12/2017

Ortadoğu Savunma Pazarı: Alışveriş Listeleri de Faturalar da Kabarık

Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve 18.12.2017 tarihinde "Ortadoğu'da Silahlanma Yarışı Bütçeleri Zorluyor" başlığı ile yayımlanan makalem. Makaleyi kaleme alırken Katar Fransa'ya 12 adet ilave Rafale savaş uçağı (+36 opsiyon ile birlikte) ve 490 adet VBCI zırhlı muharebe aracı siparişi vermişti (Hatırlatması için Emre Altuntaş'a teşekkür ederim)

Katar İngiltere ile 10 Aralık günü 24 adet Typhoon savaş uçağının alımı için yaklaşık $8 milyar tutarında bir anlaşma imzaladı. Bu alım maddi boyutu kadar teknik ve siyasi gerekçeleri ile de dikkat çekici nitelikte. Zira Katar, 2015 Eylül ayında Fransa ile 24 adet Rafale jeti için $7 milyarlık, bu yıl Haziran ayında da ABD ile 36 adet F-15QA için $12 milyarlık sözleşmeler imzalamıştı. Halihazırda yalnızca 12 adet Fransız yapımı Mirage 2000 tipi jete sahip olan Katar, bu üç sipariş ile birlikte toplam 84 uçaktan oluşan modern bir karma filoya sahip olacak. Suudi Arabistan ve BAE öncülüğündeki koalisyon ile yaşanan kriz ile zor bir dönemden geçmekte olan Katar için bu alım aynı zamanda diplomatik bir manevra olarak da önem taşıyor.

Kağıt üstünde 84 uçaklık bu filo, Katar gibi küçük bir ülke için büyük bir kabiliyet artışı gibi görünse de, özellikle idame edilebilirlik ve personel temini açısından ciddi sorunları da içermekte. Benzer sorunlar diğer bölge ülkeleri için de geçerli. Başta Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere Ortadoğu ülkeleri son yıllarda büyük boyutlu silah alımları gerçekleştirmekteler. Bunda Doğu Akdeniz’deki yeni hidrokarbon kaynağı keşifleri, Suriye İç Savaşı, İran’dan algılanan tehdit, Yemen harekâtı gibi çeşitli etkenler rol oynuyor.

Bölge ülkelerinin gerçekleştirdiği bu alımlar, sahip olunan ya da kurulması veya geliştirilmesi istenen stratejik ilişkilerin doğrudan yansımaları şeklinde gelişiyor. Dolayısıyla Ortadoğu’nun, savunma sanayii sektörünün uluslararası ilişkiler boyutunun en belirgin şekilde gözlendiği bölge olduğunu iddia etmek mümkün. Bunda, söz konusu alımlarda idame edilebilirlik, etkin kullanım ya da lojistik gibi hususların çoğunlukla ikinci planda tutulmasının büyük payı var.

17/09/2015

Ortadoğu Savaş Uçağı Piyasasında Son Durum

Geçtiğimiz Cuma günü Kuveyt'in, 28 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağının hükümetlerarası satış yolu ile tedariği için anlaşmaya varmış olduğu haberi, havacılık camiasına bomba gibi düştü.

Sözleşme görüşmeleri halen devam eden satış gerçekleşirse bu, Typhoon için Suudi Arabistan ve Umman'dan sonra Ortadoğu'da üçüncü satış başarısı olacak. Böylelikle Typhoon, en önemli rakibi Fransız Dassault Rafale karşısında 3 - 3 eşitliği sağlamış oldu. Rafale, bu yıl içinde arka arkaya Mısır, Hindistan ve Katar'da satış başarısı yakalayarak büyük sükse yaratmıştı.

Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölgede savaş uçaklarına yapılan yatırımlar, pazarın dünya çapında gidişatı üzerinde de önemli rol oynuyor. Dolayısıyla üreticiler, bir diğer önemli pazar olan Asya Pasifik ile birlikte Ortadoğu'ya özel ilgi gösteriyor.

21/10/2014

Bölgesel Jeopolitik Gelişmeler ve Savunma Teknolojileri: 2020 Öngörüleri

Eser: "Geopoliticus Child Watching
the Birth of the New Man"
Salvador Dali
Bu makaleyi, geçtiğimiz hafta Bahçeşehir Üniversitesi tarafından düzenlenen İleri Teknolojiler Çalıştayı için hazırlamıştım. Çalıştay programında son gün oturumunda konuşmacı olarak duyurulmuş olmama rağmen, herhangi bir açıklama ya da mazeret göstermeden bildirimi sunmama fırsat verilmedi. Her ne kadar önemli eksiklikleri olsa da, makaleyi aşağıda paylaşıyorum. Çalıştay için hazırlamış olduğum sunumu da geliştirip ayrıca paylaşacağım.


1.   Giriş

Savunma teknolojileri, doğası gereği ekonomik, ticari, askeri ve bilimsel çok sayıda boyuta sahip, disiplinlerarası bir konudur. Savunma teknolojilerinin yönünü ve kapsamını belirleyen ana etken, ülkelerin askeri güçlerinin ihtiyaçlarıdır. Bu ihtiyaçlar ise, ulusal güvenlik algısının ve ulusal stratejilerin ışığında şekillendirilmektedir. Dolayısıyla savunma teknolojileri, üreten ya da tedarik eden (müşteri) ülkelerin jeopolitik gündemleri ve güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmektedir.

Savunma sanayiinin sadece ulusal güvenliği kurma ve korumada bir araç değil, aynı zamanda ulusal ekonomiye katma değer sağlayan bir sektör olduğu hususu gözden kaçırılmamalıdır. Bu katma değer, sadece ulusal ihtiyaçların karşılandığı, iç pazara yönelik bir sektörel faaliyet olarak değerlendirilmemelidir. Savunma sanayii bir dışsatım (ihracat) kalemi olarak aynı zamanda bir uluslararası ilişkiler ve yumuşak güç (soft power) unsurudur. Başka bir deyişle savunma teknolojilerinin ihracatı, ülkelerin uluslararası ilişkilerinin ana konularından biridir.

Bu ana hususlardan hareketle, savunma teknolojilerine yönelik kısa, orta ve uzun vadeli eğilimleri tespit etmek için, bu teknolojilerin geliştirilmesine yön veren bölgesel jeopolitik gelişmelerin incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, dünya çapında halen gündemde olan başlıca jeopolitik kriz bölgeleri ve bu bölgelerin savunma sistem ihtiyaç ve eğilimlerine etkileri genel bir çerçevede incelenecek, tespitler ışığında 2020'li yıllara dair değerlendirme ve görüşler paylaşılacaktır.

27/03/2012

DIMDEX ve Körfez Ülkelerinin Donanma Modernizasyon Projeleri

Katar'ın başkenti Doha'da iki yılda bir düzenlenen DIMDEX (Doha International Maritime Defence Exhibition & Conference) uluslararası denizcilik sergisinin üçüncüsü, dün başladı.

28 Mart'a kadar sürecek sergide 15,000m2 kapalı alanda 150'de fazla kurum ve kuruluş yer alıyor. Ayrıca Doha limanında 11 farklı donanmadan toplam 14 savaş gemisi sergileniyor.

17/03/2011

İkinci Savaş Alanına Hazırlık: Körfez Ülkelerinin Askeri Modernizasyonu

“Her savaş alanının ardında ikinci bir savaş alanı vardır”

Emin er Reyhani



Giriş

2010, ABD ve Avrupalı büyük savunma sanayii şirketlerinin Ortadoğu bölgesinden sorumlu iş geliştirme yöneticileri için oldukça hareketli geçti. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ve silahlı kuvvetlerini yeniden kurma sürecindeki Irak geride bıraktığımız sene çok sayıda yüksek bütçeli savunma tedarik programı başlattı. KİK ülkelerinin 2010 yılındaki savunma sistemi siparişlerinin toplamı yaklaşık $68.3 milyar tutarında gerçekleşti ve bu rakamın 2011 yılı içinde $73 milyara çıkması bekleniyor. Sadece Irak’ın, Aralık 2010 itibariyle siparişlerinin toplam tutarı $10 milyar civarında. Bunda, ABD muharip unsurlarının ülkeden çekilmesinin ve artan güvenlik ve istikrar sorunlarının payı yüksek.

KİK ülkelerinin bu alışveriş merakının en başta gelen etkeni kuşkusuz İran. İran’ın nükleer programı ve İsrail’le arasındaki gerginliğin yanısıra, Irak’ın işgâl sonrası dönemde yeniden inşası ve son olarak bölgedeki aşırı İslamcı akımlar ile asimetrik tehditler, bütçelerden silahlanmaya ayrılan payın yüksek kalmasını sağlamakta.

Bölge ülkelerinin savunma ve güvenlik algılarında son dönemde öne çıkan en önemli etken ise, Tunus’ta başlayan halk isyan hareketleri ve iç çatışma tehlikesi olmuş durumda.

2011’in başında Tunus’ta başlayan protestoların, yönetim değişikliği ile sonuçlanması ve ardından dalga dalga tüm Ortadoğu dünyasına yayılan halk hareketleri, önce Mısır’da Hüsnü Mübarek yönetimini devirdi, ardından da diğer Arap ülkelerini etkisi altına aldı: Libya’daki çatışmalar iç savaşa dönüştü, Yemen ve Ürdün gibi ülkelerde geniş çaplı gösteriler düzenlendi. En son olarak da Bahreyn’deki halk gösterileri, kısmî bir Şii – Sünni çatışmasına dönüştü ve en sonunda Suudi Arabistan’ın başını çektiği KİK bünyesindeki Yarımada Kalkanı (Peninsula Shield) kuvvetleri, stratejik önemi haiz tesisleri korumak için 14 Mart’ta ülkeye girdi. KİK’in bu hamlesi, İran’ın şiddetli tepkisini çekti, KİK – İran ilişkileri gerildi.

Öyle görülüyor ki, Irak’taki istikrarsızlık ve İran başta olmak üzere iki ana dış tehdide karşı savunma ve güvenlik işbirliği geliştiren KİK ülkeleri, artık sosyo-ekonomik sıkıntılar altında bunalan halkın isyanı ve muhtemel iç çatışmaların teşkil ettiği iç tehditlere karşı da birlikte hareket etme amacını taşıyor.

31/01/2011

Önce Tunus, Sonra Mısır, Sonra...?

2010, Ortadoğu ülkelerinin, özellikle Körfez İşbirliği teşkilatı (GCC; Gulf Cooperation Council) ülkelerinin savunma alanında yaptığı muazzam yatırımlara sahne oldu. Başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), milyarlarca dolarlık tedarik ve ortak üretim projeleri başlattılar. Bu iki ülkeyi, daha düşük miktarlarda da olsa Fas, Mısır, Libya gibi diğer Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri takip etti.

GCC ülkelerinin savunma alımlarında, bazı dikkat çeken ortak noktalar bulunuyor:

21/10/2010

Suudi Arabistan'ın Alışveriş Listesi

ABD Savunma Bakanlığı'na bağlı Savunma Güvenlik ve İşbirliği Kurumu (DSCA) bugün ABD Kongresi'ne 4 adet bilgi notu gönderdi. Bu 4 bilgi notu, bir süre önce kamuoyuna yansıyan ve büyük ses getiren bir satış paketini oluşturuyor. Suudi Arabistan, ABD'ye toplam bedeli 60 Milyar Dolar'ı aşan dev bir sipariş veriyor.

Paket özet olarak şu şekilde:


09/09/2006

Lübnan ve Türkiye İçin Önemi


Lübnan'ın Türkiye açısından öneminin son dönemde bilhassa iki olaydan sonra çok daha fazla arttığını düşünüyorum. Bu iki olay da:

1. GKRY'in AB üyeliği,

2. Türkiye'nin enerji alanındaki -Bakü-Tiflis-Ceyhan projesinin hayat geçmesiyle sembolik olarak vücut bulan- artan önemi.

Açmak gerekirse,

Kıbrıs adası Levant'ın eşiğinde ve Anadolu'nun hemen altında, çok ilginç bir pozisyonda bulunmakta. Aynı anda hem bir ileri karakol (popüler deyimiyle "asla batmayacak bir uçak gemisi") hem de bir düğüm noktası durumunda.

28/03/2006

İsrail Seçimleri

Takip edebildiğim kadarıyla İsrail kamuoyu, 1973 savaşından sonra bazı radikal dönüşümler geçirdi. Daha önce 1967 savaşından sonraki Yıpratma Savaşı (War of Attrition) yönetimi kayıtsız şartsız izleme eğiliminde erozyona sebep olmuştu. Zira İsrail ekonomisinin beslemesi gereken büyük bir askeri yapı var ve her ne kadar biz buradan göremesek de İsrail'de paranoya haline gelmiş bir "köşeye sıkışmışlık" hissi hakim. Haksız sayılmazlar..

1982'deki "Peace for Galilee" harekatı, yani Lübnan'ın işgali, bahsettiğim huzursuzluğu doruğa çıkardı. Hükümeti protesto gösterileri düzenlendi, savaşa katılmayı reddeden asker ve subaylar oldu, ki bu İsrail için muazzam bir şoktu.

26/03/2006

İran - Irak Savaşı

Şii Fars - Sünni Arap tarihi düşmanlığı bir yana, savaşın görünürdeki sebebi, iki ülke arasındaki Şatt-ül Arap su yoluna bağlı olan sınır anlaşmazlığıdır. Buna ilaveten iki ülke arasındaki kara sınırı boyunca da çeşitli bölgeler üzerinde anlaşmazlıklar bulunmaktaydı, ki bu bölgeler Kuzey Irak'a kadar uzanmaktadır.

Bu arada Saddam Hüseyin'in savaş kararını bir hafta sonu tatilinde, yeğeni ile ayak üstü tartışarak aldığı söylenir. Saddam'ın liderlik yaptığı dönemdeki icraatlarına bakılacak olursa, çok da absürd bir iddia değildir bu.

İngiltere'nin 1970'lerin başında Körfez'den çekilmesi, iki ülke arasındaki güç dengesini değiştirmişti. 1970'lerin başlarında sınır boyunca zaman zaman sınırlı ölçekte çatışmalar yaşandı. İran'ın bazı kritik petrol bölgelerini ele geçirmesi, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri de gerginleştirdi. Irak, Şah karşıtlarını, İran da Kuzey'deki Kürtler'i el altından desteklemeye başladı (gerçi İran'ın Kürtler'e olan desteğinin başlangıcı 1960'lara dayanır). 1973'teki Yom Kippur Arap - İsrail Savaşı bu çekişmeyi bir süre dondurdu, ama savaştan sonra her şey kaldığı yerden - artarak- devam etti. Gerginliğin hat safhaya ulaştığı 1975'te iki ülke anlaşmazlığı çözmek üzere masaya oturdu: Bunda Şah İran'ının ABD desteği ile askeri açıdan büyük ölçüde güçlenmesinin de etkisi vardır.

01/02/2006

Fuller: Turkey Smarter than US on the Subject of Syria and Iran

Ali H. ASLAN, Washington
Zaman: 18.01.2006

One of the leading experts on the Islamic World in the United States Graham Fuller, preparing a new book titled "Future of Turkey in the Middle East", shared his assessments with Zaman about Turkish-American relations in the axis of Iraq, Iran, and Syria.

Fuller thinks it is very positive for Turkey not to support to the US on the subjects that they consider do them wrong, but should rather follow an "independent" policy. With this, he says, Turkey is heard and followed more in the region; it becomes a door open to the West and a door to change in the area.

27/01/2006

HAMAS

Hamas'ın kuruluş amacı İsrail devletini yok etmek ve İslami temellere dayalı bir Filistin devleti kurmak.

Filistin'de 2004 yılının aralık ayında Yaser Arafat'ın ölümüyle başlayan ve Ocak 2005'te Mahmud Abbas'ın devlet başkanlığıyla devam eden siyasi süreç, 18 Ocak 2005'te yapılan parlamento seçimlerinde radikal dinci Hamas örgütünün zaferiyle sonuçlandı.

132 sandalyeli Filistin Meclisi'nde Hamas 76 sandalye kazanırken, Filistin lideri Mahmud Abbas’ın El Fetih hareketi 43 sandalyede kaldı.

10/11/2005

Why Arabs Lose Wars?

Norvel B. De Atkine


The author, a retired U.S. Army colonel, draws upon many years of firsthand observation of Arabs in training to reach conclusions about the ways in which they go into combat. His findings derive from personal experience with Arab military establishments in the capacity of U.S. military attache and security assistance officer, observer officer with the British-officered Trucial Oman Scouts (the security force in the emirates prior to the establishment of the UAE), as well as some thirty years of study of the Middle East.~ Ed.

27/10/2005

"İsrail haritadan Silinmelidir" Söylemi


İran’ın muhafazakâr Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecad, çok sert bir çıkış yaparak İsrail’in haritadan tamamen silinmesi gerektiğini söyledi.

Filistin’den gelecek yeni saldırı dalgasının İsrail’i yok edeceğini iddia eden Ahmedinecad’ın açıklamalarına İsrail ve Fransa’dan tepki geldi. Tahran’da düzenlenen “Siyonizmsiz Dünya” başlıklı bir konferansa katılan İran Cumhurbaşkanı, Filistin’de işgal edilen topraklardaki çatışmaların kader savaşının bir parçası olduğunu ifade etti. Ahmedinecad, yüzyıllardır süren savaşın Filistin topraklarında sonlanacağını belirterek, Ayetullah Ali Hamaney’e ithafen “İmamın da söylediği gibi; İsrail haritadan silinmeli.” dedi. Ortadoğu’da Siyonist bir rejim kurulmasının dünyada baskı uygulayan ülkelerin İslam dünyasına karşı bir hareketi olduğunu savunan Ahmedinecad, “İslam ümmeti, topraklarının kalbinde ezeli bir düşmanının yaşamasına izin vermeyecektir.” şeklinde konuştu. Ahmedinecad, İsrail devletini tanıyan bir belgeye imza atanların İslam dünyasını teslim belgesine imza atmış olacaklarını da ileri sürdü.

İranlı üst düzey bir yetkilinin yıllardan sonra ilk kez İsrail’e karşı bu kadar sert bir tavır koyduğu belirtilirken Ahmedinecad’a ilk tepki Fransa’dan geldi. Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jean Baptiste Mattei, bu açıklamaları not ettiklerini belirtirken, “Bu sözler gerçekten söylendiyse sertçe kınıyoruz.” dedi. İran’ı, “açık bir tehdit” olarak gördüklerini vurgulayan İsrail Dışişleri Bakanı Silvan Şalom ise “atom bombası yapmak için Tahran’ın zaman kazanmaya çalıştığını” iddia etti. İsrail’in yok olmasına yönelik İran’dan gelen açıklamaların daha önce de yapıldığına işaret eden bakan, İran’ın ‘nükleer’ dosyasının en kısa zamanda BM Güvenlik Konseyi’ne getirilmesi gerektiğini savundu.

http://www.zaman.com.tr/?hn=223979&bl=dishaberler&trh=20051027

03/05/2005

"Tanker Savaşları"


“Tanker Savaşları”, İran Irak savaşı'nın daha ziyade 1984 - 1987 arasındaki periyodunda cereyan eden ve iki tarafın karşılıklı Basra Körfezi'ndeki petrol trafiğine saldırılarının gerçekleştiği döneme verilen isim... Bu dönem, İran - Irak savaşı'nın etkilerinin küresel ölçeğe genişlemesine ve savaşa dolaylı da olsa büyük güçlerin müdahil olmasına sebep olmuştur. Tanker Savaşları sırasında ayrıca dünyadaki petrol fiyatları hatırı sayılır ölçüde artmıştır.

İlk olarak Irak, mayıs 1981'de Basra Körfezi'nin büyük kısmını tek taraflı olarak açık bölge ilan etmiş ve buraya giren tüm gemileri vuracağını ilan etmiştir. İran için hayati öneme sahip petrol nakliyatı bu bölgeden gerçekleşmektedir, bu nakliyatın devamı İran'ın korkunç maliyetleri bulan savaşı finanse etmesi için gereklidir. 1981'den 1984'e kadar olan safhada Irak tarafından daha ziyade kısıtlı ölçekte saldırılar gerçekleşmiş, bazı İran petrol platformları ve limanları vurulmuştur.