“Her savaş alanının ardında ikinci bir savaş alanı vardır”
Emin er Reyhani
Giriş
2010, ABD ve Avrupalı büyük savunma sanayii şirketlerinin Ortadoğu
bölgesinden sorumlu iş geliştirme yöneticileri için oldukça hareketli geçti.
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ve silahlı kuvvetlerini yeniden kurma
sürecindeki Irak geride bıraktığımız sene çok sayıda yüksek bütçeli savunma
tedarik programı başlattı. KİK ülkelerinin 2010 yılındaki savunma sistemi
siparişlerinin toplamı yaklaşık $68.3 milyar tutarında gerçekleşti ve bu
rakamın 2011 yılı içinde $73 milyara çıkması bekleniyor. Sadece Irak’ın, Aralık
2010 itibariyle siparişlerinin toplam tutarı $10 milyar civarında. Bunda, ABD
muharip unsurlarının ülkeden çekilmesinin ve artan güvenlik ve istikrar
sorunlarının payı yüksek.
KİK ülkelerinin bu alışveriş merakının en başta gelen etkeni kuşkusuz
İran. İran’ın nükleer programı ve İsrail’le arasındaki gerginliğin yanısıra,
Irak’ın işgâl sonrası dönemde yeniden inşası ve son olarak bölgedeki aşırı
İslamcı akımlar ile asimetrik tehditler, bütçelerden silahlanmaya ayrılan payın
yüksek kalmasını sağlamakta.
Bölge ülkelerinin savunma ve güvenlik algılarında son dönemde öne çıkan
en önemli etken ise, Tunus’ta başlayan halk isyan hareketleri ve iç çatışma
tehlikesi olmuş durumda.
2011’in başında Tunus’ta başlayan protestoların, yönetim değişikliği
ile sonuçlanması ve ardından dalga dalga tüm Ortadoğu dünyasına yayılan halk
hareketleri, önce Mısır’da Hüsnü Mübarek yönetimini devirdi, ardından da diğer
Arap ülkelerini etkisi altına aldı: Libya’daki çatışmalar iç savaşa dönüştü, Yemen
ve Ürdün gibi ülkelerde geniş çaplı gösteriler düzenlendi. En son olarak da
Bahreyn’deki halk gösterileri, kısmî bir Şii – Sünni çatışmasına dönüştü ve en
sonunda Suudi Arabistan’ın başını çektiği KİK bünyesindeki Yarımada Kalkanı
(Peninsula Shield) kuvvetleri, stratejik önemi haiz tesisleri korumak için 14
Mart’ta ülkeye girdi. KİK’in bu hamlesi, İran’ın şiddetli tepkisini çekti, KİK –
İran ilişkileri gerildi.
Öyle görülüyor ki, Irak’taki istikrarsızlık ve İran başta olmak üzere
iki ana dış tehdide karşı savunma ve güvenlik işbirliği geliştiren KİK
ülkeleri, artık sosyo-ekonomik sıkıntılar altında bunalan halkın isyanı ve
muhtemel iç çatışmaların teşkil ettiği iç tehditlere karşı da birlikte hareket
etme amacını taşıyor.