HUGAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HUGAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09/09/2025

TFX Projesi: Ne? Ne İçin? Nasıl? - 6

"Planı olmayan bir hedef sadece bir dilektir" 
Antoine de Saint-Exupéry




IDEF 2025 savunma sanayii fuarı Milli Muharip Uçak (MMU) Kaan ve geniş ölçekte Türk Hava Kuvvetleri (HvKK) muharip uçak projeleri ile ilgili önemli gelişmelere sahne oldu ve ayrıca bunlara dair bazı bilgi ve ipuçlarını toplama fırsatı sundu.

IDEF 2025 savunma sanayii fuarı sırasında, 26 Temmuz günü Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile Endonezya'nın havacılık ve savunma sanayii kuruluşları PT Republik Aero Dirgantara (PT RAD) ve PT Dirgantara Indonesia (PTDI) ile ortak bir çerçeve anlaşması imzaladı. Bu anlaşma doğrultusunda Endonezya'ya satılması planlanan 48 adet Kaan için PT RAD, Endonezya’da uçakların üretimine yönelik altyapı hazırlıkları, fabrika kurulumu ve yerel tesislerin işletilmesi konularında sorumluluk üstlenecek. Ayrıca Kaan’ın mühimmat entegrasyonu kapsamında, PT RAD ve Türkiye’nin önde gelen savunma sanayii kuruluşlarından ROKETSAN tarafından ortak bir şirket kurulması öngörülüyor. Bu şirket, proje kapsamında belirlenen mühimmatların üretiminde görev alacak. İmzalanan çerçeve anlaşması, Endonezya'yla Kaan sözleşmesi imzalanması yolunda önemli bir adım oldu.

Öte yandan IDEF 2025 sırasında basına yaptığı açıklamada TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Kaan'ın üç adet prototipinin üretim hattında olduğunu, bunlardan bir tanesinin yer testleri, diğer ikisinin de uçuş testleri için üretildiğini kaydetti. Demiroğlu, söz konusu iki prototipin uçuş testlerine 2026 Nisan ayın başlayacağını açıkladı. Yine Demiroğlu'nun açıklamalarına göre Kaan'ın 2028 yılında General Electric F110 motoru ile; 2032-2033'ten itibaren de milli motor TF35000 ile teslim edilmesi planlanıyor.

Yine IDEF 2025 sırasında bir başka önemli anlaşma daha imzalandı. 23 Temmuz günü Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey, Türkiye’nin Eurofighter Typhoon savaş uçağı alımına ilişkin bir mutabakat muhtırası imzaladı. Bu anlaşma, 2022 sonbaharında ivme kazanan süreçte önemli bir dönüm noktasını teşkil ediyor. Açık kaynaklara yansıyan haberlere göre Türkiye 40 adet Typhoon alımı planlıyor. Typhoon'un hangi modelinden alınacağına dair resmi bir açıklama yapılmamış olsa da Tranche 4 adlı son model olduğuna dair yorumlar var. 

F-16V alım sürecinin durmuş olduğuna dair bilgiler var. Öte yandan Block 30 modeli F-16'lar için Özgür modernizasyonu devam ediyor ancak başta Murad AESA radar olmak üzere görev sistemleri henüz kullanıma hazır değil. Proje tüm bileşenleri ile tamamlandığında Türk F-16'ları büyük bir kabiliyet genişlemesi yaşayacak, ancak buna daha biraz var gibi görünüyor. 

Velhasıl, hava gücünü eklektik bir yaklaşımla modernize ediyor Türkiye. Kaan, bu yapbozun en büyük parçası ve diğer parçalara nasıl uyacağı ya da diğer parçaların Kaan'a nasıl ekleneceği ise kocaman bir soru işareti.

12/08/2025

Teknoloji ve Kabiliyet Perspektifinden Türk Hava Gücünün Evrimi

23 Temmuz’da İstanbul’da düzenlenen IDEF 2025 17’nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı sırasında Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey, Türkiye’nin Eurofighter Typhoon muharip uçağı alımına ilişkin bir mutabakat muhtırası imzaladı. Yapılan açıklamaya göre alım, 40 adet Typhoon'u içeriyor. 

Anlaşma, Türk Hava Kuvvetleri’nin (HvKK) neredeyse yüz yıllık modernizasyon serüveninde yalnızca bir durak niteliğinde. Typhoon, yeni teknolojiler, çok uluslu üretim ve farklı harekât konseptleri ile dikkat çekse de asıl önemini, Türkiye’nin hava gücünün geçirdiği uzun ve katmanlı dönüşümün son halkalarından biri olmasıyla kazanıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki ahşap gövdeli çift kanatlı uçaklardan, radar kesit alanı düşürülmüş beşinci nesil jetlere uzanan bu serüven, yalnızca mühendislik ve sanayi ilerlemeleriyle değil, aynı zamanda siyasi tercihler, güvenlik tehditleri ve ittifak ilişkileri ile de şekillendi. 

Türk Hava Kuvvetleri’nin modernizasyon süreci, kabaca her on-yirmi yılda bir yaşanan “teknolojik sıçramalar” ile tanımlanabilir. Bu sıçramalar, çoğu zaman yeni bir uçak alımıyla sembolleşse de gerçekte çok daha geniş kapsamlı bir dönüşümü temsil eder: motor teknolojisinden aviyonik sistemlere, silah yüklerinden eğitim ve bakım doktrinlerine kadar uzanan bir yenilenme dalgası. Örneğin 1950’lerin başında F-84G Thunderjet'in hizmete girmesi, yalnızca jet çağına giriş değil; aynı zamanda NATO entegrasyonunun, Batı standartlarında bakım-idame altyapısının ve yeni doktrinlerin başlangıcıydı. Benzer şekilde 1987’de F-16 Fighting Falcon’ların envantere girmesi, dördüncü nesil muharip uçak teknolojisinin yanı sıra, yeni nesil aviyonikler, "fly-by-wire" uçuş kontrolü ve hassas güdümlü mühimmat gibi pek çok yeniliği beraberinde getirdi.

Bu teknolojik evrim, küresel ölçekte muharip uçak tasarımlarının nesiller bazında gelişimiyle de doğrudan bağlantılı. Birinci nesil jetlerden günümüzün sensör füzyonu ve yazılım odaklı beşinci nesil platformlarına uzanan çizgi, sadece hız, menzil ve manevra kabiliyetindeki artışlarla değil; elektronik harp yetenekleri, düşük görünürlük teknolojileri, veri bağı ağları ve çok rollülük anlayışıyla da şekillenmiştir. HvKK’nin envanterine giren her yeni uçak tipi, Türkiye’nin bu küresel teknolojik trende hangi aşamada ve hangi ittifak ilişkileri içinde dahil olduğunun da göstergesi oldu. Typhoon alımı askeri, teknolojik ve stratejik katmanlarda, modern Türk hava gücünün değişim ve dönüşüm sürecinde yeni bir dönemin başlangıcının habercisi. Bu sefer Türkiye, tasarım, üretim ve harekât konsepti ABD'den farklı bir muharip uçağı hizmete almaya hazırlanıyor.

Bu yazıda, Türk hava gücünün modernleşme sürecini teknolojik perspektiften ele alacağım. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki ilk adımlardan Soğuk Savaş döneminin hızlı jet modernizasyonlarına, dördüncü nesil uçakların getirdiği dijital dönüşümden insanlı-insansız ortak harekât konseptlerine uzanan bu süreç, yalnızca askeri teknolojinin değil, Türkiye’nin güvenlik vizyonunun da hikâyesidir. 

Sonraki yazılarda Türk hava gücünün dönüşümünü askeri ve siyasi düzlemlerde incelemeyi planlıyorum.

17/07/2025

Çelik Kubbe ve Stratejik Hava Savunması

Türkiye'nin "Çelik Kubbe" projesini, hava tehditlerinin nitelik ve nicelik bakımından gelişimi perspektifinden incelediğim "Çelik Kubbe ve Stratejik Hava Savunması" başlıklı makalem, Kriter dergisinin Temmuz-Ağustos 2025 sayısında yayımlandı.

Bölgemizdeki son gelişmeler, stratejik hava savunmasının ve genel çerçevede hava gücünün önemini gözler önüne serdi.

Hava ve füze savunması, günümüzün giderek karmaşıklaşan güvenlik ortamında, ülkelerin en öncelikli stratejik ihtiyaçlarından biri haline gelmiş durumda. Ancak bu ihtiyaç, hem teknolojik hem de maliyet açısından son derece zorlu bir alana işaret ediyor.

Ancak bu zorluklar, hava savunmasının gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Tam tersine, bu sistemler; stratejik caydırıcılık, kriz yönetimi ve savaş zamanı kuvvet korunması açısından vazgeçilmezdir

Yazımda da değindiğim üzere, mutlak surette aşılamaz bir hava savunma kalkanı inşa etmek pratikte neredeyse imkânsızdır. Savunma şemsiyesini taarruzi kapasite ile birlikte ele almak; caydırıcılığı cezalandırıcı güç ile harmanlamak esas olmalıdır.

Yakın çevremizdeki olaylar tekrar göstermiştir ki hava gücünün bölgesel rekabette geri kalması ile var olmaması arasında fark yoktur.





02/05/2025

Avrupa'nın Elektronik Harp Açığını Türkiye Kapatabilir mi?

İngiliz Royal United Services Institute (RUSI) tarafından Justin Bronk imzasıyla Mart ayında "Airborne Electromagnetic Warfare in NATO: A Critical European Capability Gap" başlıklı bir rapor yayımlandı. Rapor, NATO üyesi ülkelerin hava kuvvetlerindeki elektromanyetik harp (EH) yeteneklerinin bir resmini çekiyor ve özellikle Avrupa'daki müttefiklerin bu alandaki yetersizliklerini vurguluyor. Rapora göre, NATO ülkeleri EH konusunda hala büyük ölçüde ABD'ye bağımlı ve bu durum özellikle ABD'nin (Asya Pasifik gibi) başka bölgelere odağını kaydırmasıyla birlikte ittifak için bir risk teşkil ediyor.

29/04/2025

Türk Havacılık - Uzay Sanayiinin Yükselişi ve İtalya ile İşbirliği

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin davetlisi olarak, Türkiye-İtalya Dördüncü Hükümetlerarası Zirvesi'ne katılmak üzere 29 Nisan günü İtalya'nın başkenti Roma'ya gitti.

İki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması yanında zirvenin en önemli gündem maddelerinden biri, iki ülke arasındaki savunma ve havacılık işbirliğinin geliştirilmesi. Baykar'ın kısa süre önce Piaggio Aerospace şirketini satın alması, kısa süre sonra da Leonardo ile imzaladığı işbirliği anlaşması, bu kapsamda önemli dönüm noktalarını teşkil ediyor.

Türkiye'nin İtalya ile havacılık ve uzay alanındaki işbirliğinin geçmişini 1970'li yıllardan başlatmak mümkün. Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) modernizasyonu kapsamında AB-204 / 205 tipi genel maksat ve AB-204AS ve AB-212ASW donanma helikopterleri ile F-104S avcı uçaklarının tedariki ile başlayan bu süreç, 1990'lı yıllardan itibaren SF-260D eğitim uçağı montajı, sonrasında da Meltem (ATR-72ASW) ve Martı (AB-412EP) programları ile devam etti. Göktürk-1 projesi ile de uzay sektöründe işbirliğinin temelleri atıldı.

Küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmeler şimdi iki ülkeye de bu işbirliğini bir sonraki aşamaya taşımak için önemli fırsatlar sunuyor. Bu fırsatları; Türkiye'nin havacılık - uzay sektörünün gelişim süreci ve günce programları ile birlikte Centro Studi di Politica Internazionale (CeSPI) için kaleme aldığım "Türkiye’s Rise in Aerospace Industry and Cooperation with Italy" başlıklı makalemde inceledim.

Makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

18/03/2025

Dronun Ruhu, CONOPS

Ukrayna Savunma Bakanlığı, 2025 yılı içinde tam 4.5 milyon FPV (First Person View) tipi dron satın alacağını duyurdu. Bu rakam, yalnızca Ukrayna'nın savaşta izlediği stratejiyi değil aynı zamanda modern savaş alanının dönüşümünü de yansıtmakta.

Üçüncü yılı geride bırakan Rusya-Ukrayna Savaşı'nda FPV dronlar yaygın şekilde kullanılıyor. Ancak burada önemli olan, FPV dronların kendisi değil, bunların savaş ortamında nasıl kullanıldığıdır. Bu noktada kritik olan ayrım şudur: FPV dronlar zaten vardı; ancak askeri sahada bu şekilde kullanılmaları yeni bir inovasyondu.

14/09/2024

F-35 Sipariş Defteri

Son güncelleme:
26.06.2025

F-35 için katılımcı ve müşteri ülkelerin kesinleşmiş (anlaşma ya da sözleşmeye bağlanmış) ya da beyan edilmiş alım adetleri:

30/08/2024

50’nci Yılında Türk Fantomları

30 Ağustos 2024, McDonnell Douglas F-4E Phantom II savaş uçağının Türk Hava Kuvvetlerinde hizmete girişinin 50’nci yıldönümü idi. Havacılık tarihinde özel bir yere sahip, sayılı uçaklardan olan ve Türkiye’de de “Baba Fantom” ya da sadece “Baba” olarak anılan F-4, 1958 ile 1981 yılları arasında çeşitli modellerde 5,000’den fazla üretildi. Pek çok savaş, çatışma ve harekâtta görev almış olan F-4 halen İran, Yunanistan ve Türkiye’de uçmaya devam ediyor.

Phantom ile hem pilot ve yer personeli hem de havacılığa tutkulu kitleler arasında çok özel bir bağ bulunuyor. Bu uçak yalnızca görüntüsü ve güçlü J79 motorlarının gürültüsü ile değil aynı zamanda öncülük ettiği dönüşüm ile de Türk askeri havacılık tarihinde özel bir yere sahip. Zira Fantom’un hizmete girişi, modern Türk hava gücünün oluşum sürecinin de başlangıcını teşkil ediyor.

F-4E Phantom II’nin, en büyük kullanıcılarından olan Türk Hava Kuvvetlerindeki tarihi, bu bakımdan da önem taşıyor.

30/06/2024

3. Dünya Savaşı Çıkabilir mi? (Yoksa Zaten Çıktı mı?)

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik olarak 24 Şubat 2022'de başlattığı istila harekâtının üzerinden yaklaşık 2.5 yıl, HAMAS militanlarının İsrail'e 7 Ekim 2023 tarihli saldırısından sonra İsrail'in Gazze'ye yönelik sistematik soykırım harekâtı başlatmasının üzerinden de yaklaşık sekiz ay geçti. Her iki savaşın da sona ermesine yönelik ufukta bir umut görünmüyor. Tüm bunların üstüne de Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, İsviçre'de yayımlanan haftalık Die Weltwoche dergisine verdiği ve 15 Haziran'da yayımlanan mülakatında üç ya da dört aydan kısa bir süre içinde dünyayı ciddi bir çatışmanın beklediğini belirtmişti. Vucic bu öngörüsünü 24 Haziran günü Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında tekrarlayarak Avrupa ve dünyadaki mevcut durumun ileriki aylarda kızışmasını beklediğini söyledi.

Aynı gün, Habertürk televizyonunda canlı yayında soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bu konuyla ilgili olarak sorulan, "Siz Filistin meselesi başladığında 7 Ekim'de onun öncesinde Şubat 2022'de Rusya- Ukrayna savaşı başladığında bu çatışmaların yayılma riskine bölgesel manada dikkat çekmiştiniz. Sırbistan Başkanı Vucic'in de '3-4 ay içinde bölgesel bir savaş bekliyoruz' kabilinden açıklaması oldu. Bir de sizin o meşhur 7 Ekim'in sonrasında 'büyük savaş büyük barış' zihinlere kazınan söyleminiz var. Buradan bakarsak gerçekten bir 3. Dünya Harbi beklentisi de dahil olmak üzere bölgesel küresel bir savaş beklentisi içinde olmalı mı dünya? Bizim bu konudaki hazırlığımız nedir?" şeklindeki soruya şu yanıtı verdi:

"Bence dünya bu senaryoyu ciddiye almalı, bu tehdidi ciddiye almalı. Böyle bir risk var. Bunu biz baştan beri diyoruz."

Tartışma yaratan bu açıklamadan kısa süre sonra, Milli Savunma Bakanlığı tarafından 27 Haziran günü düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 3. Dünya Savaşı ihtimalinin göz ardı edilmemesine dair açıklamalarına yönelik gelen sorulara şunları söyledi:

“Birinci ve ikinci dünya savaşlarında olduğu gibi topyekûn bir risk var mı derseniz tabii ki bir ihtimal. Biz MSB olarak savunma ve güvenliğimize yönelik değerlendirmelerimizi yapıyor ve güncellenmesi gereken bütün planlarımızı yeni değerlendirmeler ışığında yapıyoruz. En hazırlıklı ülkelerden biri olduğumuzu da rahatlıkla söyleyebiliriz. TSK zaten dinamik bir ordu. Birçok coğrafyada sürekli faaliyetler icra eden bir ordu. Kendi planlarını, kendi lojistiğini test etmiş onaylatmış bir ordu. Dünyanın birçok noktasında barışı destekleme faaliyetleri de yapıyor. Üçüncü dünya savaşı gibi karanlık bir tabloyu başta ülkemiz olmak üzere kimse istemez, ama Ordumuzun da her türlü senaryoya hazır olduğunu belirtmek gerekir.”

Üst üste gelen bu açıklamalar, arka planda Ukrayna, Gazze savaşları da olunca yoğun tartışmalara neden oldu. Bu, bir süredir dünya çapında da siyaset, ordu ve akademi çevrelerinde de üzerinde düşünülen, tartışılan bir soru: Yeni bir dünya savaşının eşiğinde miyiz?

Belki de 3. Dünya Savaşı çoktan başlamıştır?

18/05/2024

F-16'nın Hikayesi - 2

Dizinin önceki yazısı için:
• F-16'nın Hikayesi - 1



İki kez ilk uçuş gerçekleştiren ilk YF-16A prototipinden sonra, 72-1568 numaralı ikinci YF-16A 9 Mayıs 1974 tarihinde ilk kez havalandı. Bundan kısa süre sonra da rakip tasarım Northrop YF-17, 9 Haziran 1974'te ilk kez uçtu. İkinci YF-17 prototipi de 21 Ağustos'ta havalanacaktı.

LWF projesinde aday tasarımların uçuş programları 1974 sonuna kadar yoğun şekilde devam etti. Ancak LWF o sırada ABD'de ne devlet kurumlarının ne de kamuoyunun gündeminde ön sıralarda değildi: 1974 yılı, ABD siyasetinde, derin etkiler bırakacak önemli gelişmelere sahne olmaktaydı.
 
Watergate ve Kıbrıs
 
Skandal, 17 Haziran 1972 günü başkent Washington'da bulunan Watergate İş Merkezi'ndeki Demokrat Parti seçim bürosuna dinleme cihazları yerleştirmek için gizlice giren beş kişinin yakalanması ve bu beş kişinin Beyaz Saray'la bağlantılarının ortaya çıkması ile patlak vermişti. Başlatılan soruşturma, basının da ısrarlı takibi ile kısa sürede önce Başkan Richord Nixon'un yakın çalışma ekibi, sonra da kendisi üstünde yoğunlaştı. Nixon, ülke siyaseti ve kurumlarına yayılmış bir dinleme, komplo ve sabotaj şebekesinin başında olduğu ve bu şebekeye yönelik soruşturmayı engellediği suçlamaları karşısında daha fazla direnemeyerek 9 Ağustos 1974'te görevinden istifa etti. Onun yerine yardımcısı Gerald Ford geçti.
 
Tam da o günlerde, dünyanın bir başka köşesinde önemli askeri ve siyasi etkileri olacak gelişmeler yaşanmaktaydı.

17/04/2024

Gösterişli Bir Hiçbir Şey: İsrail - İran Müşterek Fiilî Atışlı Hava Savunma Tatbikatı

Kıyam-1 balistik füzesinin Ağustos 2010'daki
test atışı (Kaynak: AFP/Getty Images)
İsrail 1 Nisan günü, İran'ın Suriye'nin başkenti Şam'daki büyükelçilik yerleşkesinde yer alan konsolosluk binasına hava saldırısı düzenledi. Saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusundan ikisi general rütbesinde yedi İranlı ile altı Suriyeli hayatını kaybetti. İran, ağır bir yanıt vereceğini açıkladı

ABD kaynakları en son 12 Nisan'da, İran'ın iki gün içinde İsrail'e yönelik saldırıya geçeceğini bildirmişti. Nitekim İran ve İsrail, son birkaç gündür hava sahalarında denetimi sıkılaştırmış, hava trafiğini kısıtlamıştı. 

Beklenen İran saldırısı, 13 Nisan gece saatlerinde başladı. İran'ın İsrail'e doğru çok sayıda kamikaze İHA (KİHA) uçurduğuna dair haberler ABD kaynaklı olarak sosyal medyada yer aldı. İran, "Sadık Vaat" adlı bir harekât başlattığını duyurdu. Irak üzerinden İsrail'e doğru uçan KİHA'ların görüntülerinin paylaşılmaya başlamasından bir süre sonra, İran'ın seyir füzeleri ve balistik füzeler de ateşlediği yönünde bilgiler yayıldı. Bir süre sonra da İsrail'in çeşitli kesimlerinde hava taarruzu sirenleri çaldı, hava savunma sistemlerinin faaliyetleri videolara yansıdı. 

Saldırı, İsrail'in olası karşılığı ya da İran'ın müteakip füze salvoları ile kısa süre içinde bölgesel bir savaşın patlak verme riskine sahip idi. Neyse ki bu, henüz gerçekleşmiş değil. Her iki ülkenin de bölgesel bir savaşı göze alabileceğine dair fazlaca emare de bulunmuyor. Bununla birlikte olay, askeri - teknolojik bakımdan pek çok önemli tartışma ve araştırma başlığını gündeme getirmiş bulunuyor.

31/01/2024

F-16'nın Hikayesi - 1

Dizinin diğer yazısı için:
F-16'nın Hikayesi - 2



F-16, son 50 yılda Türkiye’nin ulusal savunmasında, askeri ve diplomatik ilişkilerinde ve bölgedeki neredeyse tüm çatışma ve savaşlarda doğrudan ve dolaylı olarak sayısız kez rol oynamış bir uçak.

20 Ocak 1974 tarihindeki ilk uçuşunun üzerinden 50 yıl geçmiş ve görünen o ki, dünya göklerinde en az 2040’lara kadar F-16 görmeye devam edeceğiz. Bu da 90 yıla yakın bir program ömrü anlamına gelir. 1974 tarihinde uçan YF-16 ile bugünkü en modern versiyon olan Block 70 arasında dış görünüş benzerliği dışında neredeyse hiçbir ortak nokta yok. Uçağın yapısal tasarımı, motor ve aviyonikleri büyük bir dönüşüm geçirdi. Halen de Block 70 adı altında yeni sistemlerin eklenmesi ile gelişimini sürdürüyor.

4,600’den fazla üretilmiş olan F-16, yalnızca bir askeri araç olarak değil, aynı zamanda siyasi ve diplomatik bir unsur olarak da pek çok kriz, çatışma, savaş ve müzakerenin konusu oldu. Bunun en güncel örneğini, Türkiye’nin ABD’den F-16V talebi sürecinde gördük.

Ömrünün yaklaşık olarak ilk yarısını tamamlamış, bu sürede zarfında da pek çok savaş ve çatışmada başrol oynamış bu istisnai uçağın hikayesini yazmak için 1974’ten daha geriye gitmek gerek.



22/04/2023

TFX Projesi: Ne? Ne İçin? Nasıl? - 5

Milli Muharip Uçak (MMU), 16.03.2023 tarihinde motorlarını çalıştırarak kendi gücü ile piste çıktı ve bir süre ilerledi. Böylelikle projede taksi denemeleri başlamış ve projede büyük bir dönüm noktası aşılmış oldu. Bundan sonraki aşamalar, hangardan çıkış (roll-out) ve ilk uçuş olacak. 2026-2027 arası olarak belirlenmiş ilk uçuş tarihi önce 2025, sonra 2024'e çekilmiş, en son da TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil tarafından 2023 sonu olarak açıklanmıştı.

MMU'yu aslında bir "proje" değil bir "program" olarak değerlendirmek gerekiyor. Kabaca ifade etmek gerekirse, program bir projeler bütünüdür. Hedeflenen amaçlar doğrultusunda tasarlanan ve yönetilen projeler bütünü, programı oluşturur. Bu bakımdan MMU programının, bir çok projeden (ve onları meydana getiren alt projelerden) oluştuğunu ifade edebiliriz. Hatta MMU programının bileşenlerinden birinin, prototipi 16 Mart günü motorlarını çalıştırmış uçak olduğunu da iddia etmek mümkün.

Daha yalın bir ifade ile, MMU programını, yalnızca yeni nesil bir savaş uçağı geliştirme işi olarak ele almamak gerek. Benim bakış açıma göre MMU, MMU(askeri), MMU(sınai) ve MMU(siyasi) olmak üzere üç ana projeden oluşan bir program.


11/08/2022

TRT Haber Podcast: Savaşın Geleceği: Uzayda Rekabet ve Savaş

TRT Haber'in yeni başlayan podcast serisinin ilk bölümünde, uzayda rekabet ve uzay harbini yorumladım.




28/05/2022

Top Gun: Maverick İzlenimleri

Ben dahil pek çok havacılık tutkununun gönlüne bu ateşi yerleştiren 1986 yapımı Top Gun filminin devamı olan Top Gun: Maverick, 27 Mayıs günü gösterime girdi. Filmin aslında 2019'da gösterime girmesi planlanmıştı, ancak başta COVID-19 pandemisi olmak üzere bir dizi sorundan dolayı gecikti.

Top Gun: Maverick, ilk tanıtım videolarının internete düşmesinden bu yana havacılık camiası tarafından sabırsızlıkla bekleniyordu. İlk filmin Tom Cruise ve Val Kilmer ile birlikte başrolünde F-14 Tomcat savaş uçağı vardı. Bu uçak ve filmin atmosferi, 1980'li yıllara damgasını vurmuş; Soğuk Savaş'ın en hararetli olduğu yıllarda ABD'nin askeri - endüstriyel kompleksinin kültür - sanat endüstrisi ile birlikte en başarılı kampanyalarından biri olmuştu. Bu nedenle devam filminin teması, alt metin ve mesajları da merak konusuydu.

Filmi görmeden önce beklentilerim yüksek değildi; özellikle 1986'da yüzbaşı rütbesindeki Pete "Maverick" Mitchell'ın 30 yıl sonra nasıl hala görevde olabildiği ve hala albay rütbesinde kaldığını nasıl açıklandığını merak ediyordum. Öte yandan F-14 gibi bir efsanenin yerini F/A-18E/F Super Hornet gibi bir sümsüğün almış olmasından dolayı da rahatsızdım. Yine de, senaryo ve içerik ne olursa olsun Top Gun'ı izlememek olmazdı. Nitekim ben de, eşimle birlikte izledim.



27/04/2022

Sürdürülebilir Asimetri: Demir Kubbe'den Sonra Demir Işın

İsrail Başbakanı Naftali Bennett 14 Nisan günü, yeni geliştirilen Iron Beam (Iron Beam) adlı lazer silahıyla yapılan başarılı bir denemenin videosunu sosyal medya hesabından paylaştı.

Bennett mesajında, sınıfında dünyada ilk olan Iron Beam ile insansız hava araçlarının (İHA), roket ve havan mermilerine yapılan her bir atışın maliyetinin USD3.5 olduğunu kaydetti.

Bennett'in açıklaması iki açıdan önemli: Birincisi, İsrail hava ve füze savunma şemsiyesinin en son katmanını teşkil eden Iron Beam adlı sistemin geliştirme sürecinin tamamlanmış olduğunu ilan ediyor. Bu şemsiyenin en alt katmanında Iron Dome ("Demir Kubbe") bulunurken en üst katmanında ise en son Ocak ayında deneme atışı gerçekleştirilen Arrow 3 bulunuyor.


22/03/2022

Rusya'nın Ukrayna'ya Kinjal Taarruzu Ne Anlatıyor?

Rusya Savunma Bakanlığı 19 Mart günü Ukrayna'nın batısındaki İvano Frankivsk yakınlarındeki Delyatin'de bulunan bir yeraltı mühimmat deposunu Kinjal tipi havadan atılan hipersonik füze sistemiyle vurduğunu duyurdu. Bu, Kinjal füzesinin gerçek harekât ortamındaki ilk kullanımı olması nedeniyle önemli bir gelişme idi. Ertesi gün, 20 Mart'ta Rus Savunma Bakanlığı bir başka Kinjal füzesiyle Nikolayev'deki bir yakıt deposunun vurulduğunu açıkladı.

Kinjal, Rusya'nın yakın dönemde hizmete aldığı yeni nesil füzelerinden biri. Havadan ateşlenebilen, uzun menzilli ve nükleer harp başlığı ile de donatılabiliyor. Rusya'nın Kinjal dahil bir dizi yeni nesil seyir füzesi ve balistik füze üzerinde yoğun geliştirme ve test faaliyetleri yürüttüğü biliniyor, bu füzeler özellikle Batı savunma camiası tarafından yakından takip ediliyordu. Nitekim Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) 2021 Yılı Faaliyet Raporu'nda da hipersonik füze denemelerindeki artışa dikkat çekilmişti.

Kinjal'in kullanımı askeri ve siyasi olarak ne anlam ifade ediyor? Bu sorunun kısa yanıtını "evet, bir anlamı var ancak o kadar da büyük değil" şeklinde vermek mümkün. Uzun yanıtı için ise öncelikle bazı temel tanım ve kavramları sunmak gerek.

11/02/2022

Demir Işın ve Yönlendirilmiş Enerji Silah Sistemleri

Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve 11.02.2022 tarihinde "Demir Işın ve yönlendirilmiş enerji silah sistemleri"  başlığı ile yayımlanan makalem.

 

İsrail Başbakanı Naftali Bennett Şubat başında yaptığı bir konuşmada, "Iron Dome" (Demir Kubbe) füze savunma sisteminin çok maliyetli olduğunu, roket ve füze saldırılarına karşı İsrail'in savunmasını güçlendirmek için lazer teknolojisi alanında yapılan çalışmalara hız verileceğini açıkladı. Bennett, bir "lazer duvarı" olarak tanımladığı yeni füze savunma teknolojisinin bir yıl içinde ortaya çıkarılacağını ve ilk etapta ülkenin güney kesiminde konuşlandırılacağını söyledi.

Bennett konuşmasında ayrıntı paylaşmamış olsa da pek çok gözlemci tarafından işaret ettiği sistemin "Iron Beam" (Demir Işın) adlı sistem olduğu değerlendiriliyor. Demir Işın, literatürde yönlendirilmiş enerji silah (YES) sistemi başlığı altında incelenen silah sistemlerinden biri. İlk kez 2014 yılında kamuoyuna tanıtılan sistem, İsrail'in topçu roketi ve havanlardan balistik füzelere kadar geniş bir yelpazedeki hava tehditlerine karşı kurmuş olduğu çok katmanlı hava ve füze savunma şemsiyesinin en son bileşeni. Bu şemsiyenin en alt katmanında Demir Kubbe bulunurken en üst katmanında ise en son Ocak’ta deneme atışı gerçekleştirilen Arrow 3 bulunuyor.

YES sistemleri, genel olarak elektromanyetik spektrumun belli bir kesiminde çalışan, yoğunlaştırılmış ya da odaklanmış enerjinin tahrip kabiliyetini kullanan silah olarak tanımlanabilir. Teknolojideki gelişmelerin sonucunda özellikle son on yılda artan bir ivmeyle çok farklı kabiliyetlerde YES sistemleri ortaya çıktı. Bu sistemlerin geliştirilmesinde insansız hava araçları (İHA), yüksek süratli seyir füzeleri ve küçük çaplı roketlerin teşkil ettiği tehdidin katlanarak artması etkili oldu. Nitekim İsrail'in özellikle 2000'lerin ortalarından itibaren yoğun maruz kaldığı roket saldırıları, Demir Işın'ın geliştirilmesinde ana etken oldu.

Demir Işın ve YES sistemlerinin ayrıntılarına geçmeden önce, Bennett'in yüksek maliyetine vurgu yaptığı Demir Kubbe sistemine göz atmakta fayda var.

11/11/2021

Çin’in Hipersonik Füze Gücü ve Anlamı

Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve  11.11.2021 tarihinde "Çin’in hipersonik füze gücü ve anlamı"  başlığı ile yayımlanan makalem. 


Ekim ayı içerisinde Batı basınında Çin'in yeni bir füze sistemi denediğine dair birçok haber yer aldı. Financial Times tarafından yayımlanan ve ABD kaynaklarına dayandırılan habere göre, denemesi yapılan füze, literatürde Kısmi Yörüngeli Bombardıman Sistemi (FOBS) olarak bilinen ve nükleer harp başlığıyla donatılabilen bir füzeydi. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği de hipersonik süratlerde uçabilen benzer bir füze sistemine dair denemeler yapmıştı. Çin'in de FOBS tipi bir füze sistemini geliştirip hizmete almış olması ihtimali pek çok Batılı analist tarafından endişeyle karşılandı. Bu endişenin sebebini anlamak ve olası etkilerini değerlendirmek için öncelikle hipersonik füzeler ve FOBS tekniği ile ilgili bazı temel bilgileri sunmakta fayda var.

30/05/2021

Demir Kubbe ve Sürdürülebilir Asimetri

Demir Kubbe ve Sürdürülebilir Asimetri [PDF]

Mayıs ayı başında Kudüs’teki Şeyh Cerrah bölgesindeki Filistinlilerin evlerinden çıkartılmasıyla ilgili süren bir davanın yarattığı gerilim, aynı günlerde el Aksa camii çevresindeki olaylar ve bunların neden olduğu çatışmalar, kısa süre içinde Gazze Şeridi ile İsrail’in güneyi arasında karşılıklı ateşlenen çok sayıda füzenin başrolünde oynadığı bir çatışmaya dönüştü. Yaklaşık 10 gün süren karşılıklı bombardıman süreci sonunda Mısır'ın ara buluculuğunda varılan ateşkes anlaşması, 21 Mayıs saat 02.00'de başladı.

Bu çatışmada, bir tarafta Gazze’den HAMAS ve İslami Cihad’ın salvolar halinde ateşledikleri roketler, diğer tarafta da bunları havada vurmak için Iron Dome hava savunma bataryalarının ateşledikleri Tamir füzeleri ön saftaydı. Iron Dome ile bir diğer unsur olarak Spike NLOS adlı uzun menzilli güdümlü füzenin de yaygın kullanımı dikkat çekti: İsrail ordusu tespit ettiği roket batarya ve mevzilerini, uçuşu sırasında uzaktan kumanda edilebilen Spike NLOS füzeleriyle vurdu.

Çatışma boyunca Gazze Şeridi'nden atılan çok sayıda roketin ve onları havada vurmak için Iron Dome (Demir Kubbe) füze savunma sistemlerinden ateşlenen füzelerin gece karanlığındaki köşe kapmaca oyununu tüm dünya anlık olarak televizyon ve sosyal medyadan takip etti. Büyük çoğunluğu gece saatlerinde ateşlenen roketler ve onları kovalayan Tamir’lerin havadaki kıvrak manevraları, uzun pozlama ile çekim yapan kameraların yakaladığı görsel olarak etkileyici ama aynı zamanda düşündürücü fotoğraflarla belgelendi.[1]

Bu füze düellosunun bir tarafında teknolojik olarak oldukça ileri bir mekanizma, diğer tarafında ise sınırlı kaynaklara sahip bir yapı bulunuyor. Her biri birkaç yüz dolar maliyet ile üretilebilen çok sayıda roketi vurmak için, roket başına en az iki adet, her biri ortalama $20 ila 50 bin maliyetli Tamir ateşlendi. Öte yandan açık kaynaklara göre bir Iron Dome bataryasının fiyat etiketi $40-50 milyon dolaylarında. Yani ortada sadece teknoloji değil, kabiliyet ve maliyet bakımlarından da büyük bir asimetri var.

Öyle görülüyor ki, Iron Dome sisteminin, roketleri havada vurmaya ilaveten en önemli ikinci görevi, bu asimetriyi sürdürmek.