19 Haziran 2013 Çarşamba

Geribesleme Mekanizması

Amaç – araç uyumu, ilerlemenin ya da başarının özüdür. Bu uyum, belirgin, somut bir hedef ile bu hedefe ulaşmak için kullanılacak aracın bir birine uygunluğunu gerektirir. Başka bir deyişle araç, amaca ulaşmak için gerekli niteliklere sahip olmalıdır.

Kontrol Teorisi bu aracı “kontrol sistemi” olarak adlandırır. Kontrol sistemi, içinde bulunulan odanın sıcaklık ve nemini, 100 metre koşucusunun hız ve temposunu, yolcu uçağının irtifasını, güdümlü füzenin tarayıcı başlığını, şirket yönetim kurulunun finansal stratejilerini belirler.

Bir kontrol sisteminin üç temel bileşeni vardır: Kontrolün amaçları (girdiler), kontrol sistemi ögeleri ve sonuçlar (çıktılar). Kontrol sisteminin amacı, bileşenler vasıtası ile girişleri, istenen sonuca ulaşacak çıktıları elde etmek için kullanmaktır. Bir kontrol sistemi olarak otomatik pilot, istenen irtifa seviyesine ulaşmak için hız ya da motor devri gibi girdileri kullanır.

İster bir makine olsun ister siyasi ya da ticari bir mekanizma, sistemler iki ana kategoriye ayrılır: Açık çevrim ve kapalı çevrim sistemler.

13 Haziran 2013 Perşembe

Türk Hava Kuvvetleri’nde F-100 Super Sabre, Bölüm - 2

Havacılık araştırmacısı Levent Başara, ilki 2011'de yayımlanan "Türk Hava Kuvvetleri'nde F-100 Super Sabre" adlı çalışmasının ikinci cildini Hobbytime Yayıncılık ile çıkardı.

Türkçe ve İngilizce hazırlanan kitap, 76 sayfadan oluşuyor. Başta Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı arşivi olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışındaki kaynaklardan sağlanan görsellerle içeriği zenginleştirilen kitapta, birçoğu daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış yaklaşık 230 fotoğraf bulunuyor. F-100 Super Sabre'nin 30 yıllık tarihine ışık tutan serinin son kitabı, tüm havacılık meraklıları ve özellikle modelciler için önemli bir başucu kitabı niteliğinde.

Türk Hava Kuvvetleri tarihine ilgi duyan tüm araştırmacılara şiddetle tavsiye ederim. Hava kuvvetlerimizin tarihine ilişkin kaliteli, doyurucu ve özenli çalışmalar ne yazık ki bir elin parmak sayısına henüz ulaşabilmiş değil. Başara'nın kitabı bu açıdan çok değerli ve önemli.

Çalışmanın bu cildinin konu başlıkları:
  • F-100'ler Kıbrıs Üzerinde
  • Kıbrıs Barış Harekâtı’nda F-100'ler
  • Danimarka F-100'leri
  • F-100’lerle Harbe Hazırlık Eğitimi
  • F-100’lerin Envanterden Çıkışı
  • ABD’ye Geri Dönüş
  • Son Durak Hurdalık
  • Geriye Kalanlar
  • Çeşitli F-100 Fotoğrafları
  • Kuyruk Numaraları
  • Şehitler Listesi

28 Mayıs 2013 Salı

Doğu Akdeniz'de Kim Daha İyi Görüyor, Kim Daha İyi Duyuyor?

Doğu Akdeniz'de yeni bulunan enerji kaynakları ve bunların paylaşımı konusundaki ihtilaflar, bölgeyi yeni bir potansiyel "sıcak nokta" haline getirdi. Arap Baharı sürecinin devamında 2011'den bu yana devam eden iç savaş ile mahvolan Suriye'nin oluşturduğu jeopolitik kara delik, Türkiye - İsrail gerginliği, İsrail'in bölgedeki askeri - politik açılımları gibi etkenler de bu noktanın sıcaklığını artırdı.

Bilhassa münhasır ekonomik bölge paylaşım krizi ile ortaya çıktı ki, kıyıdaş ülkelerin askeri - istihbari kaynakları, iddialarını savunmada son derece hayati öneme sahip. Bu önem, 2012 Haziran'ında Türk Hava Kuvvetleri'ne ait bir RF-4ETM keşif uçağının Suriye tarafından düşürülmesi olayı ile daha da dramatik şekilde vurgulandı.

Anlaşıldı ki, Doğu Akdeniz'deki stratejik resmi tam ve net gören ülke, bu bölgedeki hak ve hukukunu korumada tartışmasız güce sahip.

Peki bu konuda durum nedir? Doğu Akdeniz ülkelerinin hava ve deniz konuşlu istihbarat, keşif ve gözetleme (İGK; Intelligence, Surveillance, Reconnaissance; ISR) kabiliyetleri ne seviyede? Açık kaynakları tarayarak, Mayıs 2013 itibariyle bölge ülkelerinin elindeki aktif hizmette bulunan İGK kabiliyetlerinin bir dökümünü çıkardım.

Umarım bölge dengeleri ve jeopolitiğen ilgi duyan okura yardımı olur.

23 Mayıs 2013 Perşembe

IDEF 2013 İzlenimleri

IDEF 2013 11. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı, 7 - 10 Mayıs tarihleri arasında İstanbul'daki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlendi.

Fuara 52 ülkeden toplam 794 firma katıldı. Bu firmalardan 255'i yerli, 539'u yabancı idi. IDEF'e çeşitli ülkelerden 22 Bakan, 4 Bakan Yardımcısı, 5 Genel Kurmay Başkan Yardımcısı, 6 Kuvvet Komutanı ve 8 Müsteşar katıldı.

Fuarın tamamına katıldım. Bu açıdan oldukça yorucuydu. 1999'dan bu yana katıldığım IDEF, farkettim ki artık eskisi gibi heyecan vermiyor bana. Belki de yaşlanıyorumdur.

Fuarda dikkatimi çeken firmalara ilişkin notlarımı en sona ekledim, öncesinde gözlemlerimi paylaştım. Bu sefer fuar yazısını tek seferde yazmak istedim, biraz uzun oldu bu yüzden. Sabrı veya gözleri yorulan ya da bu yazıyı iki haftadır beklemekten sıkılan okuyucudan peşinen özür dilerim.

Not: Fuarda çekmiş olduğum fotograflara buradan erişebilirsiniz.

17 Mayıs 2013 Cuma

VII. Ulusal Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Kurultayı


Makine Mühendisleri Odası (MMO) Eskişehir Şubesi tarafından düzenlenen VII. Ulusal Uçak, Havacılık ve Uçak Mühendisliği Kurultayı (UHUMK), 3 – 4 Mayıs tarihleri arasında Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.

Düzenleme Kurulu’nda yer aldığım kurultaya, “İnsansız Hava Aracı Görev Ve Performans İsterlerlerinin Tanımlanmasında Simülasyon Teknolojilerinin Kullanımı” başlıklı bildiriyle katıldım.

MMO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Ünal konuşmasında, Türkiye’de havacılık ve uzay sektörünün, toplam isithdamdaki payının binde 5 olduğunu, bu oranın gelişmiş ülkelerde yüzde 1’den fazla olduğunu söyledi. AB üyesi ülkelerin havacılık ve uzay sektörlerinden elde edilen gelirin 10% kadarının ArGe çalışmalarına aktarıldığını söyleyen Ünal, bu oranın Türkiye’de 4% ile sınırlı kaldığını, ayrıca yeterli altyapı ve fizibilite çalışması yapılmadan, plansız ve programsız şekilde çok sayıda havacılık fakülte ve yüksekokulu açıldığını söyledi.

Açılış konuşmalarından sonra, “Özgün, Çağdaş ve Özgür Hava Aracı Tasarımında Yazılım Sorunları” başlıklı bir panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Arsev Eraslan, ODTÜ’den Prof. Dr. İsmail Hakkı Tuncer, İTÜ’den Prof. Dr. Adil Yükselen, TOBB ETÜ’den Prof Dr. Ünver Kaynak ile TAI’den Gürsel Eraslanoğlu katıldı. Konuşmacıların değindikleri hususlar, ana başlıkları ile şöyle:

26 Nisan 2013 Cuma

Simülasyon Teknolojileri ve İnsansız Hava Araçları

Giriş (*)

Teknolojideki gelişmeler doğrultusunda İnsansız Hava Araçları'nın (İHA) kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Çok farklı faydalı yük ve motor donanımına sahip, farklı görev ve kabiliyetlere sahip İHA'lar kullanıma girmiştir. Bunlar arasında elden atılan ve birkaç metre çapındaki bir bölgede uçabilen mini İHA'lardan, atmosferin üst katmanlarında 24 saatten fazla havada kalabilen stratejik İHA'lara kadar, çok sayıda farklı tip ve görevde hava aracı tasarlanıp üretilmeye başlanmıştır.

Görev ve kullanım alanına göre İHA'larda çok farklı tiplerde faydalı yükler taşınabilir hale gelmiştir. 1970'li yıllarda silahlı kuvvetler hizmetine giren ilk İHA'larda sadece elektrooptik sensörler bulunurken günümüzde ayrıca çeşitli tiplerde radar, elektronik istihbarat (ELINT; Electronic Intelligence) ve sinyal istihbaratı (SIGINT; Signals Intelligence) donanımı, telsiz ve uydu muhabere (SATCOM; Satellite Communications) gibi farklı sistemler kullanılmaktadır.

Kullanılabilecek faydalı yüklerin sayı ve çeşidindeki bu artış, ihtiyaca uygun görev sistemi seçimini, İHA tasarım ve üretim sürecinin en önemli aşaması haline getirmiştir. Mümkün olan en maliyet – etkin İHA platformunun tasarımı için, modelleme ve simülasyon teknolojilerinin kullanımı öne çıkan bir çözüm yöntemi olmuştur. İHA platformunun ve görev sistemlerinin isterlerinin belirlenmesi, prototiplenmesi ve karşılaştırılması için, analiz ve simülasyon araçları, objektif, düşük maliyetli ve düşük riskli bir ortam sunmaktadır.

25 Nisan 2013 Perşembe

Siyah Gri Beyaz 8 Yaşında

Eser: "Okuyan Genç Adam"
Ignat Bednarik

Kaynak: readingandart.blogspot.com
8 yıl önce Siyah Gri Beyaz'a ilk yazılarımı yazarken savunma teknolojileri, jeopolitik ve strateji konularında bildiklerimi paylaşma hevesim vardı. Bir çeşit "bildiklerini paylaşma ve yayma sorumluluğu" taşıyordum sanki.

Aradan geçen yıllar boyunca, ilgilendiğim konularda ayakları yere sağlam basan yorum ve değerlendirmeler yapmak için bilgi birikimimin aslında ne kadar yetersiz olduğunu anladım. Bunda yaklaşık bir buçuk yıldır çıkardığım Dört Deniz Bülteni'nin de büyük katkısı oldu. Siyah Gri Beyaz sitesine bu adı neden verdiğimi tekrar keşfettim.

Ve Siyah Gri Beyaz benim not defterim oldu. Üzerinde düşündüğüm, yazmak istediğim her konu, bir kılcal damar sistemi gibi, başka konulara bağladı beni. Araştırdıkça ve okudukça öğrendiklerimi de Siyah Gri Beyaz'la paylaştım, paylaşıyorum.

Ve Siyah Gri Beyaz benim öğretmenim oldu. Fikir sahibi olmak için bilgi sahibi olmayı öğretti. Doğru bilgiye ulaşmanın çok zor ama sonucu bir o kadar da haz veren bir çaba olduğunu öğretti.

Umarım okur da benimle aynı hazzı alıyordur.

18 Nisan 2013 Perşembe

Ya İçindesindir Sistemin Ya Dışında...

Can Dündar Milliyet gazetesinde bugün (18 Nisan) yayınlanan yazısında, Afganistan'ın Kunar eyaletinde düzenlenen NATO hava saldırısı sonucunda hayatını kaybeden 11 çocuk ile, 16 Nisan günü ABD'nin Boston kentindeki maraton sırasında düzenlenen bombalı terörist saldırıda ölen 8 yaşındaki Martin Richard'ın basında ve kamuoyunda yarattığı tepki farkını gündeme taşımış. 8 yaşındaki Martin için gösterilen tepkinin 11 çocuk için gösterilmeyişini eleştirmiş ve sorgulamış.

Halbuki ortada sorgulanacak pek fazla bir durum yok. Dünya çapında binlerce insanın Martin için, Kunarlı 11 çocuktan daha fazla üzülmesi, Martin'in ölümünün basında daha fazla yer alması son derece normal ve beklenmesi gereken bir sonuç.

15 Nisan 2013 Pazartesi

Evdeki Hesap Çarşıya Uymayınca


Northrop firması tarafından 1984 yılında
yayınlanan bir F-20 reklamı. F-20 savaş uçağı,
savunma projelerinin siyasi gelişmelere ne kadar
bağlı olduklarını göstermesi açısından ibretliktir.
(Kaynak: ebay)
Clausewitz, meşhur deyişi ile savaşı, siyasetin farklı araçlarla icrası olarak tanımlar. 20. yüzyılda, 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki dönemde dış politika icrasında savaş kavramının yanına terörizm ile birlikte savunma sanayii de, artan bir oranda girmeye başlamıştır. Sadece cephede yürütülen savaş değil, bu savaşı yürütmek için kullanılacak askeri mekanizmanın nitelik ve niceliği de bir dış politika aracı haline gelmiştir.

Bu yüzden mesela Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin kaç batarya S-300 hava savunma sistemi siparişi verdiği değil, bu sistem için verdiği siparişin ta kendisi uluslararası bir krizin öznesi olmuştur.

Benzer şekilde savunma sistemi geliştirme projeleri ile birlikte bunların satışı (ya da satışının engellenmesi), uluslararası ilişkilerde önemli bir konu durumunda. Belli bir ihtiyaca yönelik sistemin geliştirilmesi (ya da geliştirilmesine izin verilmemesi), satışı (ya da satışına izin verilmemesi) gibi kararlar, devletlerarası ve sektörel çok ciddi yan etkiler doğurabilmekte. A400M, JSF F-35 gibi projeler sadece birer sistem geliştirme projesi değil, aynı zamanda paktların, müşterek politikaların sembolleri haline geldi.

Bir uçağın üretildiği fabrikanın, bir siyasetçinin seçim bölgesinde yer alması (V-22 örneğindeki gibi), ihtiyaç miktarı ve teknik analizlerin önüne geçebilmekte. Ya da sırf iki ülke arasındaki ilişkilerin seviyesinin yükseltilmesi için hiç ihtiyaç olmayan bir sistemin alımı için onay verilebilmekte.

Bazen de savunma sanayii firmaları, ticari risk alarak, piyasa araştırmaları ve teknolojik yönelimler doğrultusunda kendi kaynak ve inisiyatifleri ile sistem geliştirmeyi tercih edebiliyorlar. Oldukça riskli bir yöntem bu ve bazen sonuçları son derece ağır olabiliyor.

1980'li yıllardan bu konuda
iki ibret hikayesi var. Dikkatle incelenmeleri gerekir, zira günümüz için de geçerli olabilecek dersler barındırıyorlar satır aralarında.

25 Mart 2013 Pazartesi

Milli Savunma için Milli Sınıflandırma Sistemi

ABD'nin kullandığı füze sınıflandırma şablonu.
Tasnifi, takibi ve sınıflandırması kolay.
Kaynak: Aerospaceweb.org
"İlk Yerli Yapım Tanksavarımız UMTAŞ'a Tam Not"

Geride bıraktığımız hafta içinde basında yer alan bir haberin yaygın şekilde kullanılan başlığı bu. ROKETSAN tarafından geliştirilen ve helikopter ve insansız hava araçlarından fırlatılan uzun menzilli tanksavar füzeden, UMTAS'tan bahsediliyor. Galat-ı meşhura dönüşmek üzere olan ismi ile "UMTAŞ" denmiş. "Uzun Menzilli Tanksavar Anonim Şirketi" mi yoksa İstanbul'da yerleşik "Uluslararası Makine Ticaret A.Ş. - UMTAŞ" mı kastediliyor? Başlığın ve haberin içeriğinden ilkinin kastedildiği belli. Gazetecinin savunma teknolojilerine dair bilgisizliği açıklayıcı olabilir ama aslında çok ciddi bir ihtiyacın da göstergesi bu -sıkça yapılan- hata.

Kaldı ki UMTAS'ın bir başka adı da var, muhtemelen ihracat pazarına yönelik: LRAT (Long Range Anti Tank). Kardeşi, orta menzilli füze olan OMTAS'ın da adı MRAT (Medium Range Anti Tank).

"Cobra başarıyla test edildi"

Bir başka gazetede yer alabilecek bu hayali başlık neyi anlatıyor olabilir? OTOKAR üretimi taktik tekerlekli personel taşıyıcı Cobra aracının test edildiğini mi? Yoksa Bell üretimi AH-1 Cobra helikopteri test uçuşuna mı çıkmış? Veyahut 1960'lı yıllarda kullanılan Alman yapımı Cobra tanksavar füzesi depolardan çıkarıldı da çalışıyor mu diye mi denendi acaba?

17 Şubat 2013 Pazar

Bir Kitle İmha Silahı Olarak Cehalet

Eser: Eric Drooker (www.drooker.com)
Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli stratejistlerden Erol Mütercimler, "Geleceği Yönetmek" adlı kitabının [1] "Stratejik Hamleler, Stratejik Sorunlar ile Etki Odaklı Harekât" bölümünün "Bilgi Yönetimi Nedir? Ne Değildir?" başlıklı kısmında, Şebnem Arıkboğa'nın "entelektüel sermaye" tarifini alıntılayarak bilgi yönetimi ve katma değeri üzerinde duruyor. Mütercimler'in atıfta bulunduğu Arıkboğa'nın tarifi şöyle:

"Entelektüel sermaye üç bölümden oluşmaktadır. Bunlar, insan sermayesi, yapısal sermaye ve müşteri sermayesidir. Burada önemli olan bu üçünün ayrı ayrı toplanması değil, bunların karşılıklı etkileşimi ve birlikte oluşturdukları sinerjik etkidir. Eğer bu üç sermaye türü birbirini tamamlamıyorsa ve birlikte etkin olarak çalışamıyorlarsa entelektüel sermayeden söz etmek mümkün değildir." [2]

Ticari bir yönü de olan bu tanım aslında tam olarak ulusal güvenlik ve kamuoyunun bilgilendirilmesi konularına da uyarlanabilecek bir kapsamda. Çünkü ulusal güvenlik konusunda kamuoyunun doğru ve net biçimde bilgilendirilmesi, politika yapıcıların ve strateji kurucuların sırtlarını dayananacakları bir duvarın örülmesi için şarttır. Başka bir deyişle, kendisine dürüst ve net davranılmış bir kamuoyu, strateji geliştirme ve uygulama sırasında askeri ve sivil mekanizmalara yardımcı olacaktır.

Burada, devlet mekanizması (ordu ve sivil bürokrasi ile hükümet), basın - yayın organları ile bilim çevresi arasında etkin ve sağlıklı bir iletişimin önemi öne plana çıkıyor. Bu yapı, kamuoyunu doğru bilgilendirme görevi de göreceği gibi, strateji geliştirilmesi için sağlıklı bir altılığı da inşa edecektir. Örneğin kriz durumlarında krizi, en az zararla atlatmak ve azami fayda sağlayacak şekilde yönebilmek, böyle bir yapının sağlıklı işleyebilmesi ile mümkün olacaktır.

Konuyu, yakın dönemde gündemi işgâl etmiş iki olay, iki ibret üzerinden açmakta fayda var.

6 Şubat 2013 Çarşamba

İsviçre'nin Gripen Seçimi: Maliyet - Etkinlik Nedir?



İsviçre, hava kuvvetleri hizmetindeki Northrop F-5E/F Tiger savaş uçaklarını yeni nesil modern bir savaş uçağı ile değiştirmek için Partial Tiger Replacement (Tiger Kısmî İkamesi) adlı bir tedarik programı yürütüyor. Proje kapsamında  Teklife Çağrı Dosyası 07.01.2008 tarihinde yayınlandı. Saab JAS-39C/D Gripen, Eurofighter EF-2000 Typhoon ve Dassault Rafale ile teklif verdi. [1]

Her ne kadar tedarik edilecek uçak sayısı 20 - 30 arası gibi çok yüksek olmayan bir miktarla sınırlı olsa da, ihale özellikle Eurofighter ve Dassault arasında büyük çekişmeye sahne oldu. Zira her iki firma da dünya çapında çok iddialı projelerde rakiplerdi ve İsviçre ihalesindeki teknik değerlendirme ve karşılaştırma sonuçları, bu uçakları söz konusu büyük ihalelerde avantajlı konuma geçirebilirdi.

İhale süreci devam ederken, İsviçre Hava Kuvvetleri'nin teknik değerlendirme raporunun basına sızması ve raporun içeriği büyük gürültü kopardı. Zira rapor, teknik olarak Dassault Rafale'yi ilk sıraya koyarken pek çok kriterde Eurofighter Typhoon'un beklentilerin son derece altında bir kabiliyete sahip olduğu dikkat çekiyordu. Üçüncü aday olan Gripen ise en düşük maliyetli çözüm olarak öne çıkıyordu.[2]

Tüm bu gürültüden sonra 30.11.2011 tarihinde Gripen'ın seçildiği duyuruldu. 100% oranında offset içeren teklif ile İsviçre Saab'dan 22 adet Gripen E alacak. Gripen NG modeli üzerine şekillendirilmiş bu uçaktan aynı zamanda İsveç Hava Kuvvetleri de kısa süre önce tedarik kararı almıştı.

İşte bu projenin ayrıntıları için Air Forces Monthly dergisinden Georg Mader, emekliye ayrılmadan hemen önce İsviçre Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Markus Gygax ile bir röportaj gerçekleştirdi. Sorulara oldukça açıksözlü ve ayrıntılı yanıtlar veren Gygax'ın beyanlarının satır aralarında modern hava kuvvetlerinin önündeki teknik ve ekonomik soru ve sorunlara dair ipuçları da bulmak mümkün.

Air Forces Monthly dergisinin Ocak 2013 sayısında yayınlanan röportajın Gripen tedarik projesi ile ilgili kısmını Türkçe'ye çevirerek aşağıda sundum. Ayrıca kendi değerlendirmelerimi de sonuna ekledim.

4 Şubat 2013 Pazartesi

İran'ın "Volksjäger" Tasarımı Hakkında

İran'da, 1979 İslam Devrimi'nin yıldönümü kutlamaları çerçevesinde 2 Şubat Cumartesi günü, Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinejad ve üst düzey askeri yetkililerin katıldığı bir törenle, "Kahir 313" adı verilen bir savaş uçağı kamuoyuna tanıtıldı.[1] [2]

Bilim kurgu filmlerinden çıkmışa benzeyen bir dış görünüşe sahip olan Kahir 313'ün tanıtılacağı, törenden bir hafta önce Savunma Bakanı Tuğgeneral Ahmed Vahidi tarafından duyurulmuştu.

İran resmî haber ajansları tarafından ABD yapımı F/A-18'e benzer kabiliyette olduğu iddia edilen Kahir 313'ün, İran Hava Savunma Endüstrisi Kurumu tarafından geliştirildiği açıklandı.

Uçağın teknik özellikleri hakkında bilgi veren Vahidi, Kahir 313'ün, "gelişmiş bir profile ve son derece düşük radar kesit alanına sahip, çok alçak irtifada uçabilen" bir uçak olduğunu ayrıca kısa pistlerden iniş kalkış gerçekleştirebildiğini söyledi. Vahid iayrıca uçağın yapımında gelişmiş malzemelerin kullanıldığını ve "son nesil güdümlü gelişmiş mühimmatların" kullanılabildiğini de ifade etti.

İran basını ayrıca uçağın 1,000 saat uçuş testi gerçekleştirdiğini iddia etti ve gerçek prototipe ait olduğunu iddia ettiği bir video kaydı yayınladı. Videoda şekil olarak Kahir 313'e ait gibi görünen bir uçak uçarken görülüyor ancak yayınlanan görüntünün uzaktan kumandalı ölçekli bir modele ait olma olasılığı da mevcut.

Tören sırasında çekilmiş ve İran basını tarafından alışılmışın dışında bir şekilde, oldukça ayrıntılı servis edilen fotograflar, uluslararası havacılık camiasında yoğun ilgi ve tartışmalara neden oldu. Bu, doğal bir sonuçtu, zira Kahir 313 oldukça sıradışı bir görünüme sahip. Ayrıca uçağın bazı özellikleri, en basit ifade ile oldukça "garip". [3] [4]

Ancak biraz daha yakından bakınca, modern bir "Volksjäger"e[5] benzeyen Kahir 313, İran'ın Batı'ya, Basra Körfezi ülkelerine ve kendi halkına karşı yürütmekte olduğu propaganda savaşına dair ilginç ipuçları içeriyor.

25 Ocak 2013 Cuma

Caydırıcılık Üzerine

Kaynak: StephanKinsella.com
Caydırıcılık: Bir saldırganlığı önlemek ve engellemek için önlem alma işi (Türk Dil Kurumu sözlüğü)

Caydırıcılığın özünde "engellemek" bulunmakta. Engelleme için ise, bir dizi önlem ve hazırlık ile altyapısı sağlanan, psikolojik yönü oldukça kuvvetli bir "duruş" gerekmekte. Dolayısıyla caydırıcılık aslında bir bakıma, hasmın mevcut veriler ve değerlendirmeler ışığında kendi kendine vardığı bir sonuç anlamı kazanıyor. Yani hasmınıza "saldırırsam başıma ne gelir?" sorusunu sordurma (ve bunu sürdürülebilir kılma) yetisidir caydırıcılık.

Caydırıcılık sadece durağan değildir. Değişen ve gelişen koşullar karşısında hızlı konum değiştirebilme ve tutum geliştirebilme kabiliyetinden de beslenir. [1]

İki "kıssa" ile irdelemeye çalışalım caydırıcılığın değişik boyutlarını:

15 Ocak 2013 Salı

Afrika Bildiğiniz Gibi: Mali İç Savaşı ve Serval Harekâtı

Fransız Silahlı Kuvvetleri 11 Ocak günü Batı Afrika ülkelerinden Mali'deki aşırı İslamcı militan gruplara karşı bir hava ve özel kuvvet harekâtı başlattı. Harekât, aslında uzun süredir "geliyorum" diyen bir sürecin sonucu: Mali'deki etnik ve dini terörün Sahra-altı Afrika'da bir kara delik oluşturması tehlikesine karşı bir süredir Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler nezdinde yoğun bir girişim mevcuttu. Ancak Afrika Birliği'nin müdahalede geç kalması ve ülkedeki militan grupların ani ve etkili saldırıları, Fransa'nın liderliğinde acil bir saldırı sonucunu doğurdu.

Ölçeği çok geniş olmayabilir ancak Mali, Avrupa'nın kuvvet aktarım kabiliyeti, Afrika'daki aşırı İslamcı hareketlerin varlığı ve kıtada yakın - orta vadede gerçekleşmesi muhtemel güç mücadelelerinin seyri açısından ipuçları ile dolu gibi görünüyor.

6 Ocak 2013 Pazar

7. Ulusal Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Kurultayı

Makina Mühendisleri Odası (MMO) Eskişehir Şubesi'nin düzenlediği ve benim de Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu (UHUM MEDAK) üyesi olarak düzenleme kurulunda yer aldığım 7. Ulusal Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Kurultayı (UHUMK), 3 - 4 Mayıs tarihlerinde Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü'nde gerçekleştirilecek.

Kurultayın ana bildiri konuları şu şekilde belirlendi:

1. Uçak, havacılık ve uzay mühendisliğinde eğitim / istihdam planlaması ve yeni açılan bölümler

2. Havacılık sektöründe yeni / ileri teknoloji yatırımları

3. Özgün hava aracı çalışmaları

4. Havacılık sektöründe yan sanayi (KOBİ) olgusu ve yeterlilik - gereklilik incelemeleri

5. Havacılıkta üniversite - sanayi işbirliğinin geliştirilmesi

6. Hava araçlarının bakım, onarım ve yenileştirilmesinde kabiliyet ve iş payı değerlendirmeleri

7. Havacılıkta sertifikasyon ve uçuş emniyeti

8. Uçak, havacılık ve uzay mühendisliğinde iş yaşamı değerlendirmeleri

28 Aralık 2012 Cuma

Başlıksız

Eser: "Melancholy"
Edward Munch
Bir tur daha bitmek üzere. Yenisinin başlamasına az kaldı.

Dünya güneşin etrafındaki bu bilmemkaçmilyonuncu turunu tamamlarken yaşanılanlar, sıradaki yeni tur sürerken yavaş yavaş unutulacak. Zaten unutulmaya başlamış olanlar daha da silikleşecek. Zaten silikleşmiş olanlar hafızalardan tamamen kaybolacak.

Bir önceki tur sırasında yaşanan muazzam hazlar, mutluluklar, acılar, hüzünler, tüketilen onca an, dünya "ileri" doğru turuna devam ederken önce hatıraya, sonra uzak anılara, sonra da hiçliğe dönüşecek. Şu anda yaşanan her şey, hissedilen her duygu doğar doğmaz hızlı bir biçimde soluyor, ölüyor.

Dünya, Güneş etrafında turuna bıkmadan, usanmadan durmadan, dinlenmeden, yavaşlamadan devam ettiği için.

Bu yeni turda yaşayacağım hazların ve mutlulukların ve acıların ve hüzünlerin daha uzun ömürlü olmasını istiyorum.

Siyah Gri Beyaz okuru için de aynısını temenni ederim.

20 Aralık 2012 Perşembe

Makinaların Yükselişi

X-47B, USS Harry Truman uçak gemisinin güvertesinde
taksi denemelerinde. Normalde kokpitteki pilotları
el ve vücut hareketleri ile yönlendiren yer personeli
neler hissediyordur acaba?
Aralık ayının başı, insansız hava aracı (İHA) teknolojileri açısından son derece önemli iki gelişmeye sahne oldu. Önce 1 Aralık günü erken saatlerde çeşitli Avrupa ülkelerinin birlikte geliştirdikleri nEUROn insansız muharip hava aracı (İMHA), Fransa'nın Istres şehrindeki Dassault tesislerinde ilk uçuşunu gerçekleştirdi. [1] 9 Kasım günü ise, Northrop Grumman tarafından geliştirilen bir İMHA prototipi olan X-47B, ABD Deniz Kuvvetleri'ne ait CVN75 Harry S. Truman uçak gemisinin güvertesinde taksi denemelerine başladı. [2]

İMHA'ların gelişimi açısından önemli iki dönüm noktası aşıldı. Peki gidişat hangi yönde? İnsansız savaş uçakları gökyüzünün tek hakimi olabilecek mi? Savaş pilotları görevlerine klimalı ofislerde mi devam edecek?

Bu soruların yanıtlarına odaklanmadan önce X-47B ve nEUROn projelerine genel hatları ile bakmakta fayda var.

12 Aralık 2012 Çarşamba

Yeni Bir Türkçe Savunma Dergisi: C4Defence

C4Defence isimli yeni bir savunma ve strateji dergisi yayın hayatına başladı.

En son Dünya Askeri Teknolojiler Ansiklopedisi'ne imza atan Sami Atalan'la birlikte, Ardan Zentürk ve Hürriyet Daily News eski Savunma Muhabiri Özgür Ekşi ve Bahadır Tokgöz liderliğinde bir ekiple hazırlanan C4Defence, sadece çevrimiçi ortamda yayınlanıyor.

Derginin çevrimiçi ve PDF biçemindeki içeriğine http://www.c4defence.com adresinden erişmek mümkün.

C4Defence'e yayın hayatında başarılar dilerim.

2 Aralık 2012 Pazar

Yüksek İrtifa, Uzun Menzil, Karışık Kafalar

Bir THAAD lançeri (Kaynak: MDA)
Suriye’de iç savaşa dönüşen kargaşa ve çatışma ortamının sınırdaş Türkiye’yi hem yerel hem bölgesel ölçekte etkilemesi kaçınılmazdı. Önemli ölçüde örselenmiş de olsa Suriye Silahlı Kuvvetleri, silahlı isyancılarla mücadele kapasitesini bugüne kadar korumayı başardı. Büyük kısmı şehir ortamında cereyan eden çatışmalarda mekanize birliklerini ve hava unsurlarını, yüksek verimlilikte olmasa ve büyük kayıplar verse de, kullanabiliyor.

Suriye’deki isyanı, Tunus, Mısır ya da Libya’dakilerden ayıran çok sayıda siyasi, askeri ve kültürel etken var. Ancak bu etkenlerden bir tanesi son günlerde Türkiye gündeminde ilk sıraya yerleşti:

Suriye’nin Kitle İmha Silahları (KİS) kabiliyeti.

29 Kasım 2012 Perşembe

1. Kara Sistemleri Semineri

Deniz Sistemleri Seminer serisinin karadaki kardeşi Kara Sistemleri Semineri'nin (KSS) birincisi, 27 Kasım günü Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın (SSM) ev sahipliğinde ODTÜ Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.

33 sunum ve 2 çalıştayın gerçekleştirildiği seminere 14 firma da sergi alanı kurarak katılım sağladı.

Deniz Sistemleri Semineri ile benzerliği sadece isim bazında kalmadı KSS'nin. Anafikir de aynı idi:

Sürdürülebilirlik. İçinin boşaltılması tehlikesi sezdiğim bu kavram ile ilgili düşüncelerimi ayrıca paylaşacağım. Ama önce bazı notlar:

26 Kasım 2012 Pazartesi

Kıyı Suları için Farklı Bir Denizaltı Tasarımı: SMX-26 Caïman

Ekim ayının son haftası Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen EuroNaval 2012 askeri denizcilik fuarı, dünya çapında askeri deniz sistemleri, tersaneler ve alt sistem üreticilerini bir araya getirdi.

Fuara, askeri denizcilik alanında iddialı olan Türkiye'den katılım, bir önceki fuarda olduğu gibi oldukça cılızdı.

Modern donanmaların ihtiyaçları ve değişen tehdit ortamları, özellikle asimetrik tehditler ve kıyı sularında muharebe başlıkları altında çok sayıda farklı çözüm ve tasarım önerisi olarak fuarda yer buldu. Ancak bunlardan bir tanesi benim özellikle dikkatimi çekti.

12 Kasım 2012 Pazartesi

Havada Asimetrik Savaş: İnsanlı Uçaklar İnsansızlara Karşı

Uçak tipleri farklı olabilir, ancak gökyüzü bu tip
görüntülere daha sık sahne olacak gibi görünüyor
(Grafik: Arda Mevlütoğlu)
ABD Savunma Bakanlığı Basın Sözcüsü George Little 8 Kasım günü, ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir General Atomics Aeronautical Systems üretimi MQ-1C Predator tipi insansız hava aracının (İHA) 1 Kasım günü, İran kıyısından 16 deniz mili uzakta ve uluslararası hava sahasında İran Suhoy Su-25 tipi savaş uçakları tarafından saldırıya uğradığını açıkladı. Açıklamaya göre İran Su-25'leri, İHA'ya 30mm otomatik topları ile saldırmışlardı. Yakın hava desteği için tasarlanan ve havadan havaya kabiliyetleri zaten sınırlı olan (söz gelimi radarları yoktur) bu uçakların bir diğer alternatif silahı kısa menzil havadan havaya füzeler olabilirdi.

Öte yandan olayı teyit eden İran tarafından Genelkurmay İkinci Başkanı Tuğgeneral Mesud Cezayeri, Amerikan İHA'sının İran hava sahasını ihlal ettiğini iddia etti. İran Hava Kuvvetleri'nde halen 1991 Körfez Savaşı sırasında bu ülkeye iltica eden ve akabinde enterne edilen 6 adet ile Devrim Muhafızları için satın alınan 5 adet Su-25 bulunuyor.

Bu ilginç olayın dikkat çekici iki özelliği var:

10 Ekim 2012 Çarşamba

5. Deniz Sistemleri Semineri

ODTÜ Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen ve 8 Ekim günü başlayan 5. Deniz Sistemleri Semineri, dün gerçekleştirilen oturumlarla kapandı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğe katılım geçen seneki seminerden daha fazla olmasına rağmen, gündemin ve projelerin içeriğinden olacak, daha az "gösterişliydi".

Son sözü en başta söylemekte fayda var: Bu seminerin ana fikri “amatörler taktikleri, profesyoneller lojistiği tartışır” idi.

8 Ekim 2012 Pazartesi

Akçakale Müsademesi: 08.10.2012

8 Ekim günü Türk topraklarına bir başka Suriye mermisi daha düştü.

Hatay'ın Altınözü İlçesi'nin sınıra yakın bölgesine bir havan mermisi düştü. Olayda can ve mal kaybı yaşanmazken, hudut birlikleri tarafından misilleme ateşi açıldı.

7 Ekim 2012 Pazar

Akçakale Müsademesi: 07.10.2012

3 Ekim günü Suriye tarafından atılan bir top mermisi ile 5 kişinin hayatını kaybettiği Akçakale'ye bugün de iki adet mermi düştü.

İlçe merkezi yakınlarındaki Toprak Mahsulleri Ofisi'nin bahçesine ve Gümrük Müdürlüğü binası yakınlarına düşen mermilerden sonra Türk topçusu misilleme atışlarına başladı.

6 Ekim 2012 Cumartesi

Akçakale Müsademesi: 06.10.2012

Akçakale'ye düşen Suriye top mermilerinin ardından gelen Türk misillemesi ve ardından takip eden gerilim, sınır boyunca yayılmışa benziyor. Topçu müsademesinin odağında artık sadece Akçakale de yok. Son iki gündür Hatay'a düşen Suriye top mermilerinin ardından, bu bölgedeki Türk topçusundan misilleme ateşleri geliyor. Dün (5 Ekim) Yayladağı'na düşen merminin ardından bugün Hatay kırsalı yine Suriye top / havan mermilerine hedef oldu.

5 Ekim 2012 Cuma

Akçakale Müsademesi: 05.10.2012

5 Ekim günü Türkiye - Suriye krizinde nispeten sakin bir gün başladı. Türkiye tarafından herhangi bir topçu ateşi rapor edilmedi. Ancak akşam saatlerinde Suriye Ordusu'nun Lazkiye kenti sınırından attığı top mermisi, Hatay'ın Yayladağı ilçesi Aşağı Pullu Yazı Köyü kırsalına düştü. Merminin Türkiye topraklarına düşmesi üzerine, ilçedeki 3'üncü Hudut Tabur Komutanlığı'na ait obüsler, Suriye topraklarına top atışı yaptı. Top mermisinin kırsal alana düşmesi, can ve mal kaybını önledi.

4 Ekim 2012 Perşembe

Akçakale Müsademesi: 04.10.2012

3 Ekim günü Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesine düşen Suriye top mermilerinin ölüm ve yaralanmalara neden olmasının ardından başlayan Türk topçusunun misilleme ateşi, gece yaklaşık 0130 sularına kadar fasılalarla devam etti. 4 Ekim sabahı 0630 - 0645 civarında Akçakale'den güneye doğru topçu ateşinin tekrar başladığına dair haberler basında yer aldı. Bu ateş muhtemelen kısa sürdü, zira bu yöndeki haberlerin devamı gelmedi.

Akçakale Müsademesi: 03.10.2012

3 Ekim Çarşamba günü Suriye ordu birlikleri ile silahlı muhalifler arasında, Türkiye sınırına yakın Rakka şehrine bağlı Telebyad ilçesinde şiddetli çatışmalar meydana geldi.

Bir süredir sınıra yakın bölgelerde yoğunlaşan çatışmalar sırasında, Türkiye tarafına zaman zaman top ve havan mermileri ile şarapnel parçaları düşmekteydi. Bu durum bölgedeki halkta panik ve korkuya neden olmaktaydı. Nitekim Suriye - Türkiye sınırı üzerindeki Şanlıurfa iline bağlı Akçakale ilçesinde halkın önemli bir kısmı, can güvenliği gerekçesi ile ilçeyi terketmişti. Özellikle son 10 - 15 günde Suriye ordu birlikleri hareket ve manevralarında daha cüretkâr ve yer yer tehditkâr davranmaktaydı.

Nitekim bugün, 3 Ekim günü korkulan oldu.

28 Eylül 2012 Cuma

Teröristlerde Görülen Keskin Nişancı Silahı Hakkında - Güncelleme

Teröristlerde Görülen Keskin Nişancı Silahı Hakkında başlıklı yazıda hakkındaki izlenim ve tahminlerimi paylaştığım keskin nişancı tüfeği ile ilgili iki yeni gelişme oldu:

1. Söz konusu tüfekten en az bir tanesi, 8 - 19 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Sessiz Destan Harekâtı sırasında, Şemdinli kırsalında ele geçirildi. Ele geçirilen tüfeğin fotografı basına dağıtıldı. Tüfeğin dürbününde, bölücü örgütün daha önce yayınladığı fotograflardaki dürbünlerden ufak bir farklılık göze çarpıyor.

2. Söz konusu tüfeğin adının "Zagros 3" olduğuna dair bir okuyucu yorumu geldi. Bu bilgiyi teyit etme imkânım yok. Öte yandan The Firearm Blog'daki editor yorumunda tüfeğin standart 12.7mm mermi kullanmıyor olabileceğine dair bir yorum yer aldı.

24 Eylül 2012 Pazartesi

Rus Ordusu'na Fransız Helikopteri

Thunder 2012 tatbikatı sırasında Eurocopter AS355 Ecureuil II
helikopterinden bina çatısına atlayan Rus Komandoları
Rusya, silahlı kuvvetlerinin yenilenmesi çalışmaları kapsamında özellikle son 5 yılda artan bir ivme ile Batı ile işbirliği içine giriyor. Bu kapsamda amfibi çıkarma gemisi, zırhlı araç, insansız hava aracı gibi ana ile algılayıcı, iletişim sistemi gibi alt sistemlerin tedariği, ortak üretimi ve bunların teknolojilerinin edinilmesi alanlarında Fransa, İtalya, Almanya, İsrail gibi ülkelerle işbirlikleri kurulmakta.

Bu işbirliği hamlesinin çok ilginç bir adımı, geçtiğimiz hafta deşifre oldu.

21 Eylül 2012 Cuma

Asimetrik Uçaksavarlar

Vietnam Savaşı sırasında ABD tarafından kullanılan
Bien Hoa Hava Üssü'nün, 16.05.1965 tarihinde Viet Kong
gerillaları tarafından düzenlenen havan saldırısından sonraki hali.
Dumanlar, infilak eden B-57 bombardıman uçaklarından yükseliyor.
(Fotograf: Shelley Hilliard)
14 Eylül Cuma günü yerel saatle 22:00 sularında ABD askeri kılığında giyinmiş 16 Taliban militanı, Afganistan'ın güney kesimindeki Helmand eyaletinde bulunan Camp Bastion askeri üssüne, eşgüdümlü bir saldırı düzenledi. Üssün güneydoğu tarafındaki güvenlik barikatları ve fizikî engellerini üç ayrı grup halinde aşıp sızmayı başaran militanlar, İngiliz Hava Kuvvetleri 51'nci Alayı ile çatışmaya girdi. İntihar bombacıları ve RPG-7 nişancıları, sızmanın akabinde girdikleri kesimde bulunan ve açık alanda parketmiş uçaklar, uçak koruganları ile yakıt depolarına saldırdı.

Gece boyunca süren saldırı ve çatışmalar sonucunda 15 militan öldürüldü, biri yaralı olarak ele geçirildi. Verdikleri zararın boyutu ise oldukça ciddiydi: ABD Deniz Piyadeleri'nden (USMC; United States Marine Corps) iki asker (ki biri, saldırıya uğrayan 211'nci Filo komutanı Yarbay Christopher Raible idi) öldürülmüş, Deniz Piyadeleri hava gücüne ait 6 adet McDonnell Douglas AV-8B Harrier II ve üç adet yakıt istasyonu tamamen tahrip edilmiş, iki adet AV-8B'ye ise ağır hasar verilmişti. Saldırıyı düzenleyen Taliban, amacının dünya çapında Müslümanlar'ın büyük tepkisini çeken "Innocence of Muslims" filmine yönelik bir intikam operasyonu düzenlemek ve üste görev yapan İngiliz Prens Harry'yi kaçırmak olduğunu açıkladı.[1] [2] [3]

Saldırı sonucu imha edilen uçaklar ile birlikte USMC, Harrier envanterinin 10% kadarını kaybetti. İmha edilen uçaklar, ISAF (International Security Assistance Force) güçlerinin Afganistan'ın en sorunlu bölgesi olan Helmand eyaletindeki harekatları sırasında yakın hava desteği sağlamakta idiler. Saldırı sonucu bölgedeki ISAF güçlerinin harekâtı akamete uğradığı gibi, zaten birliklerini kademeli olarak çekmekte olan ABD'nin, Afganistan'daki varlığına ilişkin iradesine ciddi zarar verdi. Camp Bastion gibi dünyanın en büyük ve en iyi korunan askeri üslerinden birine bu denli etkili bir saldırının düzenlenebilmiş olmasının yarattığı şok etkisi de cabası.

Dolayısıyla Taliban, bu cüretkâr saldırısı ile hem askeri-taktik hem de psikolojik açıdan büyük bir zafer kazandı.

Bu saldırının, üzerinde kafa yorulması gereken önemli bir özelliği var: İyi planlanmış ve eşgüdümlü komando / sızma harekâtlarının hava gücü üzerindeki etkisi. Başka bir deyişle "asimetrik uçaksavarların" gücü.

15 Eylül 2012 Cumartesi

İtalya'dan Filipinler'e Firkateyn Satışı: Müşterinin Ayağını Alıştırmak

Ağustos ayı başında Güneydoğu Asya'dan gelen bir haber, askeri gemi piyasasının kısa - orta vadedeki seyri açısından bazı ipuçları taşıyordu.

Habere göre, silahlı kuvvetlerini oldukça kısıtlı bütçesi ile modernize etmeye çalışan Filipinler, İtalya'nın erken emekliye ayırmaya hazırlandığı iki adet Maestrale sınıfı firkateyni satın almak için girişimlere başlamıştı. Filipinler Savunma Bakanı Voltaire Gazmin tarafından da teyit edilen satış görüşmeleri kapsamında iki geminin toplam maliyetinin yaklaşık USD280 milyon olması bekleniyor. Gazmin'in aktardığına göre sözleşme büyük olasılıkla 2013 başında imzalanacak.

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Güney Afrika Denizaltısız Kaldı

Times Live haber sitesinde 12 Ağustos günü Bobby Jordan imzası ile yayınlanan habere göre, Güney Afrika Deniz Kuvvetleri'nin Almanya'dan satın aldığı üç adet Tip 209 / 1400Sa tipi, Manthatisi sınıfı denizaltının üçü de çeşitli sebeplerle gayrıfaal durumda. Bu, ülkenin denizaltı gücünden tamamen mahrum olması anlamına geliyor.

Habere göre, denizaltılardan S103 borda numaralı Queen Modjadji denizaltısı, geçtiğimiz hafta eğitim seyrindeyken Port Elizabeth açıklarında okyanus tabanına çarparak omurgasından yaralanmış ve kuru havuza çekilmiş.

7 Ağustos 2012 Salı

Selam Olsun Sana Ey Hür Denizci!

Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli stratejlerden biri, tanımaktan onur ve gurur duyduğum Sn Cem Gürdeniz'in bu yazısını okurken gözlerim doldu. Bir ülke böyle değerlerini böyle hoyratça harcamamalı. Kendisi mektubunda tevazu göstermiş ama Sn Gürdeniz, Akdeniz Kalkanı'ndan BlackSeaFor'a, Türk Deniz Kuvvetleri'nin çok sayıda inisiyatifinin ardındaki stratejik zekanın başında gelmektedir.

Kendisi, "dışarıdakilerden" misliyle hürdür. Fikri hürdür zira, vicdanı hürdür.

Asıl siz helal ediniz komutanım hakkınızı yurttaşlarınıza. Emdiğiniz süt kadar bembeyaz üniformanıza leke sıçratmaya yeltenenleri engelleyemedik.

Arda Mevlütoğlu



CUMHURİYET DONANMASINA VEDA EDERKEN

1972 yılının Ağustos ayının ilk haftasında Deniz Lisesi öğrencisi olarak, 14 yaşında Türkiye Cumhuriyeti Bahriyesi-TCB’ nin bir denizcisi oldum. Tam tamına 40 yıl sonra, 2012 yılının gene Ağustos ayının ilk haftasında 12 Orgeneral ve Oramiralin de imzası olan Yüksek Askeri Şura kararları neticesinde emekliye sevk edildim.

Diğer bir deyişle, sahte delillere dayalı Balyoz komplosu sonucu, diğer 13 kıymetli Amiral ile birlikte, aynı zamanda silah arkadaşlarımız ve komutanlarımız olan YAŞ üyesi orgeneral ve oramirallerin onayı ile Tümamiral rütbesinde tasfiye edildim. Tasfiye edildiğimi, 18 aydır tutuklu bulunduğum Hasdal Cezaevinde televizyondan öğrendim.

Beni tasfiye veya emeklilikten daha çok yaralayan, Balyoz komplosunun bini aşkın maddi hata ve onlarca bilirkişi raporlarıyla ispat edilmiş olmasına rağmen, bu çıplak gerçeğin görülmemesi, masumiyetimizin savunulmaması ve tasfiyeye imzalarla onay verilmesi oldu.

Mustafa Kemal’in sadık bir denizcisi ve Amirali olarak Cumhuriyet Donanması ile dolu dolu geçen 40 yılın her gününden, yaptığım her görevden büyük haz ve onur duydum. Başarılardan ve başarısızlıklardan ayrı ayrı dersler çıkardım. Denizde gemi komutanı, komodor ve filo komutanı olarak değişik rütbelerde yaptığım tüm görevlerde gemimi ve gemilerimi her görev sonrası limana kazasız ve sapasağlam geri getirdim. Bayrağımızı fırkateyn komutanı olarak yedi denizlerde dolaştırma onuruna sahip oldum. Yurt içi ve yurt dışında icra ettiğim tüm kara görevleri ve toplantılarda denizlerimizdeki hak ve çıkarlarımızı sonuna kadar savundum. Lekesiz ve tertemiz geçen yıllar sonunda 2004 yılında Amirallik ile onurlandırıldım.

Sadece ben değil, benimle beraber hukuk adına, hukuk katledilerek Hasdal, Maltepe, Hadımköy ve Silivri’de bu acıları aileleri ile beraber çeken ve sahte davalar sonucu tasfiye edilen çok kıymetli, seçkin, ulusal duruşu yüksek, Atatürk’ün rotasından en küçük bir sapma göstermeyecek Deniz Kuvvetleri mensubu Amiral, subay ve astsubayların aslında tek suçu, Deniz Kuvvetlerine 90’lı yıllardan sonra tek kelime ile büyük sıçrama yaptıran üretken ve yaratıcı değerler arasında bulunmalarıydı.

Soğuk Savaş süresinde enerji toplayan ve bu enerjiyi Soğuk Savaş sonrası dönemde büyük bir ivme ile açık denizlere çıkarak, dışa vuran Cumhuriyet Donanmasını ne ekonomik krizler, ne de 1999 Gölcük depreminin yok edici enerjisi durdurabildi. Cumhuriyet Donanması özellikle 90’lı yıllardan itibaren tarihinde benzeri görülmemiş bir şekilde yükselmeye devam etti.

3 Ağustos 2012 Cuma

Teröristlerde Görülen Keskin Nişancı Silahı Hakkında

Habertürk gazetesi, 2 Ağustos Perşembe günkü internet sürümünde, Şemdinli'ye baskın yapmak isterken etkisiz hale getirilen PKK'lı gruba mensup bir teröristin üzerinden çıkan Flash bellekteki fotograflara yer verilmiş.

51 adet fotografın arasında birkaçı özellikle dikkatimi çekti. Zira bu fotograflarda beş adet, oldukça hacimli ve büyük dürbünlü keskin nişancı tüfeği görülmekteydi. Teröristler bu tüfeklerle poz vermişler, ayrıca tüfekleri değişik açılarda yerde de çekmişlerdi. Fotografların içeriği, propaganda niteliğine daha uygun görünüyordu; aslında tam da bu yüzden Habertürk gibi bir gazetenin bu denli fütursuzca yayınlamasını yadırgadım.

Söz konusu tüfeklere daha dikkatli baktığımda merakım ve ilgim daha da arttı. Çünkü bu tüfek tasarımını daha önce hiçbir açık kaynakta görmemiştim ve tüfeklerin genel duruşu, standart seri üretim kalitesinde durmuyor gibiydi. Toplama ya da çıkma malzemeden yapılmış gibi değillerdi ama, fabrikadan çıkmış bir mamül gibi de durmuyorlardı.

Konu ile ilgili kendi çapımda bir araştırma yaptım, The Firearm Blog sitesi editörü Steve J ile de konuyu tartıştım (nitekim kendisi de görüşlerini The Firearm Blog'da yayınladı) ve böyle bir silahın PKK'lı teröristlerin elinde ne aradığı, ne maksatla kullanılabileceği ve silahın cinsi üzerine fikir yürüttüm.

Öncelikle fotograflar hakkındaki gözlemlerimle başlayayım:

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Görüş Alanını Genişletmek: Gorgon Stare WAAS

İnsansız Hava Aracı (İHA) sistemlerinin istihbarat ve görüntüleme kabiliyetleri için "BBG Evi" benzetmesi, ne yazık ki kamuoyunun bilinçaltına işlenmiş durumda. Bu sistemlerin havada olması, uçtukları bölge üzerindeki her hareketi, şüpheli her durumu ya da her hedefi her şekilde görebileceklerine dair bir beklentiyi doğuruyor. "BBG Evi" söyleminin, muhtemelen kasıtsız ve yine muhtemelen dolaylı olarak sebep olduğu bu algı, İHA'ların görev yaptığı bir bölgede gerçekleşen bir baskın, saldırı ya da pusu durumunda kitlesel bir tepkiye dönüşebiliyor.

Genel olarak İHA'ların standart görev sistemi, çoğunlukla burun kısımlarına monte edilmiş bir kameradan oluşuyor. Çoğu MALE (Medium Altitude Long Endurance; Orta İrtifa Uzun Havada Kalış) tipi İHA'da ayrıca SAR (Synthetic Aperture Radar; Yapay Açıklıklı Radar) tipi radarlar ve/veya elektronik istihbarat / sinyal istihbaratı (ELINT / SIGINT) sistemleri de bulunuyor. ISR (Intelligence, Surveillance, Reconnaissance; İstihbarat, Gözetleme, Keşif) görevleri tek sistem ve tek tip sensöre bağlı gerçekleştirilmiyor; aynı hava savunması gibi iç içe geçmiş katmanlardan oluşan bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

Öte yandan, İHA'ların taşıdıkları kameralar sadece gündüz görüş tipi kameralar olmuyor. Bunlar FLIR (Forward Looking Infrared; İleri Bakışlı Kızılaltı) tipi, ısıl kameralar. Ortamın ve hedeflerin ısıl izlerini görüntüye çevirebilen, dolayısıyla gündüz ve gece her hava şartında görüntü sağlayabilen, bazı modelleri ayrıca lazerle işaretleme de yapabilen tümleşik sistemler. Bu son özellikleri ile hedef aydınlatmada da kullanılabiliyorlar. Dolayısıyla dost topçu ve hava birlikleri için hedef tespit, teşhis ve tayininde de kullanılabiliyorlar.

Ancak klasik İHA FLIR sistemlerinin çok önemli bir dezavantajı var.