9 Şubat 2016 Salı

26 Ocak 2016 Salı

Ağır Aheste Nakliye Helikopteri

Kısa süre önce sosyal medya ve internet sitelerinde yayınlanan ve bir adet CH-47F Chinook'u  üretim hattında gösteren bir fotograf, Türkiye'nin ağır nakliye helikopteri tedarik serüveninde önemli bir dönüm noktasına yaklaşıldığının göstergesi gibiydi.

30 yıllık bu hikaye, Türkiye'nin savunma planlama ve tedarik mekanizmasının hal-i pürmelâlini gözler önüne seriyor: Bir o kadar da acıklı, iç karartıcı ve hayret uyandırıcı nitelikte.

23 Ocak 2016 Cumartesi

Aptal Bombalarla Akıllı Harekât Yapılabilir mi?

Rus Savunma Bakanlığı tarafından 19 Ocak günü, Suriye'deki Hmeymim Hava Üssü'nden havalanan Su-24 (NATO kodu "Fencer") taktik bombardıman uçaklarının, Deyri Zor'daki "terörist hedefleri" bombalarken çekilmiş bir videosu yayınlandı.

Video kaydında, kanat altına yerleştirilmiş GoPro tipi yüksek çözünürlüklü kameralar ve klasik (güdümsüz) tipte genel maksat bombaları ile donatılmış Su-24'lerin kalkışı, bombalarını bırakmaları ve üsse dönüşleri görülüyor.

Yaklaşık 1:30 dakikalık video, Rusya'nın Suriye'de sürdürdüğü harekâtla tekrar gündeme gelen Rus hava kuvvetlerinin etkinliği ve modernizasyonu konusuna dair ipuçları sunmakta.

19 Ocak 2016 Salı

İnci Taneleri: Myanmar'ın Dikkat Çekici Askeri Hamlesi

Son bir ay içinde Güneydoğu Asya'nın küçük bir ülkesinde savunma sanayii alanında iki önemli gelişme oldu. Bunlar, tek başlarına büyük birer haber değeri taşımayan, ancak bölgedeki güç dengeleri açısından önemli ipuçları veren olaylardı.

Myanmar ya da diğer adıyla Burma'da önce 24 Aralık günü yeni nesil bir firkateyn olan F14 borda numaralı Sin Phyu Shin hizmete girdi, bu yılın ilk haftasında ise Sanayi Bakanlığı kontrolündeki beş ayrı üretim tesisi, askeri sistem üretiminde kullanılmak üzere Savunma Bakanlığı emrine girdi.

Dünyanın en fakir ülkelerinden olan Myanmar'ın, jeopolitik konumu nedeniyle yürütmekte olduğu savunma programları özel bir ilgiyi hak ediyor. Zira bu ülke, Filipinler ve Vietnam ile birlikte Çin ile Atlantik Bloku arasındaki mücadelenin en önemli cephelerinden biri haline gelmiş durumda.

12 Ocak 2016 Salı

30 Aralık 2015 Çarşamba

Başlıksız

Eser: Portrait de Jaime Sabartes
Pablo Picasso
Geleceğe dair hayal kurmanın en cezbedici yanı, insana gerçek dünyada sahip olmadığı bir özgürlük hissini vaat etmesi olabilir. Görece sınırsız bir manevra alanı içinde, sınırsız kaynaklarla, sınırsız enerjilerle işler başarılabilir, hedeflere ulaşılabilir gelecek hayallerinde. Kaynaklar sınırlı olursa ya da daha kötüsü, sınırlı oldukları fark edilirse onlara "hayal" değil, "plan" demek gerekir.

Gelecek hayallerinin bir diğer güzel özelliği, zamandan bağımsız olmaları. Mühlet kavramı planlara özgü zira. Hayallerimizde yaşlanmayız, güçsüz düşmeyiz, kırılmaz ve üzülmeyiz. Yaşlandığımızı, güçsüzleştiğimizi, kırıldığımızı ve üzüldüğümüzü fark ettiğimiz anda hayaller planlar dönüşmüş olabilirler.

Bu yeni 365 günlük turda kendim için, ailem için, işim için, Siyah Gri Beyaz için hayaller kurabilmeye devam etmek istiyorum.

Siyah Gri Beyaz okuru için de aynısını diliyorum.

28 Aralık 2015 Pazartesi

Palavra Dedektörü: Milli!

"Millilik" kavramı ne yazık ki uzun süredir bağlamı oldukça esnetilmiş ve muğlaklaştırılmış bir şekilde kullanılıyor. Bir ürün ya da çözümün neye göre ve ne oranda milli olduğunu belirlemek kolay değil. Yer yer dezenformasyona varan bu kafa karışıklığını vurgulayan iki ayrı haber girdi Palavra Dedektörü'nün menziline:

A Haber televizyon kanalında 26.12.2015 tarihinde yayınlanan Ajans Hafta Sonu programında muhabir Kerim Ulak, Hakkari Şemdinli'de görev yapan bir birliğe konuk oldu. Yayınlanan haber dosyasında, birliğin yaptığı görevler ve kullandıkları teçhizatlar tanıtıldı.

Yayının sunulduğu şu satırlar ve muhabirin kullandığı benzer ifadeler dikkat çekici:

27 Aralık 2015 Pazar

Gelişen Teknolojilerle Birlikte Türkiye’nin İHA Yol Haritası Paneli

25 Aralık günü, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, STM ve SETA işbirliğinde "Gelişen Teknolojilerle Birlikte Türkiye’nin İHA Yol Haritası" paneli düzenlendi.

Dr. Murat Yeşiltaş'ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde, SSM İnsansız ve Akıllı Sistemler Daire Başkanı Yakup Taşdelen, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ünver Kaynak, STM'den Danışman Cengiz Karaağaç, TUSAŞ'tan Remzi Barlas, Vestel Savunma Sanayii'nden Süha Özgür Dinçer ve Baykar'dan Haluk Bayraktar konuşmacı olarak yer aldılar.

Panel daha ziyade, İHA teknolojileri Türkiye'deki belli başlı İHA projelerinin güncel durumlarına ilişkin bilgi sunumu şeklinde gerçekleşti. Konuşmacı sayısının çok oluşu ve panelin 1100'de başlaması nedeniyle soru - yanıt kısmı oldukça sınırlı kaldı.

İzlenim ve değerlendirmelerim şu şekilde:

17 Aralık 2015 Perşembe

26 Kasım 2015 Perşembe

Rus Uçağının Düşürülmesi Olayının 5N1Ş'si

24 Kasım günü Türkiye'nin Suriye sınırında gerçekleşen bir olay, bir anda dünya gündeminde bir numaraya oturdu. Olayın vehameti, pek çok kişiye 3'ncü Dünya Savaşı'nın başlamış olduğunu düşündürtecek kadar büyüktü.

Askeri teknolojilerin odağında olduğu, giderek artan sayıda tekil olayların, uluslararası da dahil olmak üzere çok boyutlu ve çok karmaşık sonuçlar doğurmakta olduğunu görüyoruz. 2012 Haziran'ında Türk RF-4E jetinin Suriye tarafından düşürülmesi, T-LORAMIDS yüksek irtifa hava savunma ihalesine dair süreç ve ihalenin iptali kararı bu olguya iki örnek.

Ancak 24 Kasım günü gerçekleşen olay herhalde, sonuçlarının ağırlığı açısından çok daha başka bir yerde duracak. Konu halen sıcaklığını koruyor, yeni gelişmelerle olayların seyri her an değişebilir. Fakat bu durum, olayın kendisini analiz etmeye engel değil. Bunun için de gazetecilerin meşhur 5N1K prensibini, ufak bir değişiklikle kullanmaya karar verdim.

20 Kasım 2015 Cuma

Yüksek İrtifa, Uzun Menzil, Karışık Kafalar - III: Türkiye Nike Hercules'ü Seçti

CNN Türk'ten Kenan Şener'in 15 Kasım tarihli "Türkiye Çin Füzesi Almaktan Vazgeçti" başlıklı haberi, klasik tabirle gündeme bomba gibi düştü. Haberinde Şener, Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi Projesi'nde (T-LORAMIDS: Turkish Long Range Air and Missile Defence System) Çin ile iki yıldır yürütülen görüşmelerin sonuçsuz kaldığını ve projenin tümden iptal edildiğini bildiriyordu.

Nitekim Milli Savunma Bakanlığı'ndan (MSB) 17 Kasım günü -açık ve anlaşılır olmaktan epey uzak bir Türkçe ile- yapılan resmî açıklama ile, projenin 13.11.2015 tarihli Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) kararı ile iptal edildiği, yeni bir proje kurgusu ve modeli ile tedarik çalışmalarının sürdürüleceği duyuruldu.

MSB'nin açıklamasının ertesi günü (18 Kasım), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATV ve A Haber kanalları ortak özel yayınında verdiği mülakatta proje ile ilgili sorulan soruya verdiği yanıtta, iptal kararının arka planına ilişkin bilgiler verdi. 26 Ekim günü SETA'da düzenlenen "Stratejik Hava Savunma Sistemleri ve Türkiye'nin Yol Haritası" panelinde konuşan Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir ile ASELSAN ve ROKETSAN yetkilileri de satır aralarında önemli bazı ipuçları vermişlerdi.

Siyah Gri Beyaz'da Türkiye'de savunma alanında yürütülmekte olan projelerle ilgili yazmayı pek tercih etmiyorum. TX/FX ile birlikte bu proje önemli bir istisna. Zira bu projelerin Türkiye'deki ulusal savunma ve güvenlik mekanizmasının güncel durumlarına ilişkin önemli ipuçları barındırdıklarını düşünüyorum. 26.09.2013 tarihli SSİK kararı ile başlayan ve iptal ile sonuçlanan süreç bu açıdan tam bir ibretler külliyatı haline geldi.

Başka bir deyişle, ihaleye ve adaylara ilişkin teknik değerlendirmeden ziyade, ihale sürecinin ortaya çıkardığı sorunlara odaklanmayı tercih ediyorum.

Sırayla gidelim.

16 Kasım 2015 Pazartesi

28 Ekim 2015 Çarşamba

Stratejik Hava Savunma Sistemleri ve Türkiye'nin Yol Haritası Paneli

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) düzenlediği Stratejik Hava Savunma Sistemleri ve Türkiye'nin Yol Haritası başlıklı panel 26 Ekim günü SETA'nın merkez binasında bulunan konferans salonunda düzenlendi.

SETA Güvenlik Araştırmaları Masası Başkanı Dr. Murat Yeşiltaş'ın moderatörlüğünde düzenlenen panele konuşmacı olarak Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir, MEF Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kibaroğlu, İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Sıtkı Egeli, ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kaval ve ROKETSAN Genel Müdür Yardımcısı Sartuk Karasoy katıldılar.

Basının yoğun ilgi gösterdiği panelde, SSM'den daire başkanı seviyesinde yoğun katılım vardı. Panele konu sistemlerin son kullanıcısı olan hava kuvvetlerinden ise iki personel, dinleyiciler arasında hazır bulundu.

Savunma ve güvenlik alanında örneği çok görülmeyen bir etkinlik olan panele ilişkin notlarım ve değerlendirmelerim şu şekilde:

21 Ekim 2015 Çarşamba

TOBB Savunma Sanayii Meclisi Toplantısı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Savunma Sanayii Meclis Toplantısı dün (20 Ekim) TOBB İkiz Kuleler yerleşkesinde gerçekleştirildi.

Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir'in de katıldığı toplantının gündemi, ihracat odaklıydı. Müsteşara ilaveten SSM'den Müsteşar Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Celal Sami Tüfekçi ve Uluslararası İşbirliği Daire Başkanı Asuman Vangölü de toplantıya katıldı.

Toplantıda sunum ve tartışmaların merkezinde ihracat olduğu için tüm konuşmaların bir şekilde 2023 yılı için belirlemiş olan USD25 milyarlık ihracat hedefine bağlanması kaçınılmazdı. Sanıyorum bu nedenle de toplantı, herhangi bir somut sonuç ya da fayda yaratamadı. Zira söz konusu hedefin komedi derecesine varacak şekilde gerçeklerden kopuk oluşu, sektörü ve sektörün geleceği ile ilgili yapılan tartışmaları kaçınılmaz biçimde kısır döngüye sokuyor. Ayrıntılarına aşağıda değineceğim.

Toplantıda aldığım notlar ve gözlemlerim şu şekilde:

Toplantının açılış konuşmasını, Meclis Başkanı Yılmaz Küçükseyhan yaptı. Küçükseyhan, Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği (SASAD) tarafından bir süre önce açıklanan 2014 Yılı Sektör Performans Raporu'ndan bazı veri ve istatistikleri paylaştı. Bunlardan öne çıkanlar şöyle:

17 Ekim 2015 Cumartesi

30 Eylül 2015 Çarşamba

Rus Hava Kuvvetleri'nin Suriye Çıkarması

Eylül ayının başında ABD istihbarat kaynakları tarafından Amerikan basınına, Rusya'nın Suriye'deki iç savaşa daha yoğun şekilde müdahil olmaya başladığına dair bilgiler servis edildi.

Uydu fotografları ile desteklenen bu iddialar, Lazkiye'de Basel el Esad Uluslararası Havaalanı'nda yoğun bir askeri faaliyete işaret etmekteydi. Aynı dönemde, Rus Deniz Kuvvetleri'ne ait bir çıkarma gemisi, İstanbul Boğazı'ndan güvertesinde kamyon ve BTR-82A zırhlı muharebe araçları ile yüklü şekilde güney istikametinde seyrederken görüntülenmiş; söz konusu gemi ve yükleri kısa süre sonra Suriye'de ortaya çıkmıştı. Rus askeri personelinin sadece Tartus'taki üs ile ilgili ya da danışman olarak değil, bilfiil Esad rejimi güçleri ile birlikte muharip olarak iç savaşa dahil olmaya başladıkları anlaşılıyordu.

Nitekim kısa süre sonra Rusya'nın Suriye İç Savaşı'na müdahalesine ilişkin daha fazla bilgi akmaya başladı. Suriye rejimine sağlanan desteğin nitelik ve niceliği, sadece iç savaşın değil, bölgedeki güç mücadelelerinin de seyrini değiştirebilecek boyutlarda.

17 Eylül 2015 Perşembe

Ortadoğu Savaş Uçağı Piyasasında Son Durum

Geçtiğimiz Cuma günü Kuveyt'in, 28 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağının hükümetlerarası satış yolu ile tedariği için anlaşmaya varmış olduğu haberi, havacılık camiasına bomba gibi düştü.

Sözleşme görüşmeleri halen devam eden satış gerçekleşirse bu, Typhoon için Suudi Arabistan ve Umman'dan sonra Ortadoğu'da üçüncü satış başarısı olacak. Böylelikle Typhoon, en önemli rakibi Fransız Dassault Rafale karşısında 3 - 3 eşitliği sağlamış oldu. Rafale, bu yıl içinde arka arkaya Mısır, Hindistan ve Katar'da satış başarısı yakalayarak büyük sükse yaratmıştı.

Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölgede savaş uçaklarına yapılan yatırımlar, pazarın dünya çapında gidişatı üzerinde de önemli rol oynuyor. Dolayısıyla üreticiler, bir diğer önemli pazar olan Asya Pasifik ile birlikte Ortadoğu'ya özel ilgi gösteriyor.

10 Eylül 2015 Perşembe

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Palavra Dedektörü: Palavrada Gökleri Aşıp Uzaya Çıkmak

Gazeteciler ve özellikle köşe yazarları tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de çoğunlukla birer "araç" ve "aracı"dırlar. Siyasal iktidarın veya yakın olunan siyasi hareketlerin, devletin çeşitli kurum ve kuruluşlarının ve özel şirketlerin kendilerine verdikleri bilgi ve belgeleri, üzerlerine bir şeyler katarak okuyucuya ulaştırırlar.

Eğer gazeteci / köşe yazarı eser miktarda bilgi birikim, araştırma kabiliyeti ve fikrî namusa sahip ise, kendisine iletilenlerin üzerine somut araştırma çıktısı, bilgi ve yorum katar. Eğer bunlardan yoksun ise, ortaya deli saçması ya da en iyi ihtimalle kara mizah ürünü yazılar çıkar.

Son zamanlarda Palavra Dedektörü, yetişemeyeceğim kadar çok sinyal vermeye başladı. Takvim adlı basın bülteninin araçlarından Ergün Diler'in 28 Ağustos tarihli "Göktürkler" başlıklı yazısı da bunların en nadidelerinden biri. Bir uzay mühendisi olarak bu yazısından dolayı kendisine "Galaktik Lale" ödülü naçizane layık gördüm, ilk fırsatta da takdim etmek istiyorum.

Gelelim yazının, yazarına Galaktik Lale ödülü kazandıran satırbaşlarına:

19 Ağustos 2015 Çarşamba

İran ve İnsansız Hava Araçları

İran, Şah döneminde ABD'nin desteği ve teknoloji transferi ile kurulan havacılık sanayii birikimini, İslam Devrimi ve sonrasındaki uluslarası yaptırımlara rağmen korumayı ve geliştirmeyi başardı. Bu performansın en göz önündeki örnekleri, F-14 Tomcat, F-4E Phantom II, F-5 gibi 1970'lerin ikinci yarısında tedarik edilen savaş uçaklarının bakım, onarım ve yenileme faaliyetlerinin yurtiçi imkânlarla yapılması, hala uçabilir durumda tutulmaları ve hatta bazı yerli geliştirme projelerinde altlık olarak kullanılmalarıdır.

Aynı başarı, Şah döneminin sonlarında elde edilmeye başlanan uzaktan kumandalı keşif uçağı sistemleri tecrübesinin geliştirilerek insansız hava aracı (İHA) sanayiinin kurulmasında da gösterildi. Özellikle 1990'lardan itibaren roket ve füze teknolojileri ile birlikte en yoğun ArGe ve üretim faaliyetlerinin İHA alanında yürütüldüğü görülüyor.

İran'ın teorik ve uygulamalı bilimlerdeki insan kaynakları kapasitesi, tersine mühendislik ve yaptırımların çevresinden dolaşmadaki maharet ile birleşince ortaya çok sayıda İHA projesi çıktı. Bu İHA'lar hem İran ordusu hem de İran'ın müttefiki ülke ve örgütler tarafından yaygın olarak kullanılıyor. Dolayısıyla İHA'lar, İran'ın yürütmekte olduğu dış politikanın önde gelen araçları haline geldiler.

Başka bir ifade ile İran, aynı İsrail gibi bir İHA gücü haline geldi. Bu gücün yakından incelenmesi, Türkiye için de önemli dersler çıkarabilir.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Ulusal Güvenlik Politikalarını Birlikte Tasarlamak

İngiliz Savunma Bakanlığı, hazırlanmakta olan yeni Stratejik Savunma ve Güvenlik Gözden Geçirme (SDSR; Strategic Defence and Security Review) ve Ulusal Güvenlik Strateji (NSS; National Security Strategy) belgelerine kamunun katkısını almak amacıyla bir 5 Ağustos günü internet üzerinde bir forum sitesi açtı. Site üzerinden 18 Eylül gününe kadar görüş bildiriminde bulunulabilecek. Katkı sağlamak için herhangi bir koşul bulunmuyor.

2010 yılında kurulan Ulusal Güvenlik Kurulu (NSC; National Security Council) tarafından hazırlanan SDSR ve NSS belgeleri, İngiltere'nin ulusal savunma ve güvenlik stratejisini, bu strateji doğrultusunda alınacak kararların çerçevesini belirliyor (Ayrıntılar için Milli Güvenlik Kurulu'nun hazırlamış olduğu İngiltere'nin "Yeni Ulusal Güvenlik Yaklaşımı" başlıklı raporu tavsiye ederim). Her iki belge de 5 yılda bir güncelleniyor.

SDSR, İngiliz hükümetinin "belirsizlik çağında" İngiltere'nin güvenliğini nasıl sağlayacağını belirleyen bir belge olarak tarif ediliyor. Bu belge içinde yer alan karar ve eylem planları, NSS'nin çizdiği çerçeve içinde şekillendirilmiş. Başka bir ifadeyle SDSR, NSS'nin bir ürünü.

2010 yılında kurulan NSC'nin ilk ürünleri olan bu iki belge, İngiltere'nin ulusal güvenlik mekanizmasında bir reform ve yeniden yapılanmanın da yan ürünleri aslında. Nitekim NSS'de, halihazırda mevcut ulusal güvenlik anlayışının 10 - 20 yıl öncesine göre ciddi farklılıklar içerdiği, ulusal güvenlik algılarında ciddi bir değişim ve dönüşümün gerekli olduğu, bu dönüşümün de ancak uygun bir yapısal modernizasyon ile mümkün olduğu vurgulanıyor. Ayrıca SDSR, savunma tedarik, geliştirme ve modernizasyon programlarının yapısını da çatıyor, savunma bütçesinin dengeli kullanımının koşullarını belirliyor. Siyah Gri Beyaz'ın sadık okurları, 2010 yılında açıklanmasından kısa süre sonra içeriğini özetlediğim ilk SDSR'nin epey ses getiren kararlarını hatırlayacaktır (Bkz: İngiltere'de Yer Yerinden Oynuyor).

Burada esas dikkati çekmesi gereken husus, İngiltere gibi dünya siyasetinde belirleyici rol oynayan bir nükleer güç olan ülkede devletin, ulusal savunma ve güvenlik stratejisinin temel belgelerini hazırlarken kendi kamuoyunun görüş ve katkılarına başvuruyor olması. Bu katkıların, belgelerin hazırlanmasında ne derece belirleyici rol oynayacağı tartışılabilir, ancak ortada bir geribesleme mekanizmasının bulunuyor olması dikkat çekici. Zaten geribesleme, sağlıklı işleyen bir demokrasi için ön koşuldur.

Peki Türkiye'de ulusal savunma ve güvenlik stratejisi nasıl belirleniyor?

9 Ağustos 2015 Pazar

31 Temmuz 2015 Cuma

Palavra Dedektörü: Hayalet Yazılım, Hayalet İHA, Hayalet Zekalar

Türkiye'nin Kuzey Irak ve Suriye'deki IŞİD ve PKK hedeflerine karşı yürütmekte olduğu harekât, çok önemli derslerle dolu. Bu derslerin birincisi, yeni nesil savaşlara hazırlık ile ilgili. Diğeri ise, ulusal savunma ve güvenlik konularında politika geliştirme çarkını döndürürken, kamuoyunu hazırlama ve algı yönetimi konularının ne kadar önemli olduğu. Bu iki husus da, iki ayrı yazının konusu. Tatil dönüşü kafa ve enerji resetlendiğine göre sırada fazla beklemeyecekler.

Ancak Sabah gazetesinin 31 Temmuz tarihli haberi, Palavra Dedektörü'nün atlayamacağı kadar eğlenceli. Uzun zamandır okurken aynı anda hem bu kadar iğrenmemiş hem de bu kadar eğlenmemiştim. Propaganda yapmaya çalışırken taramalı tüfekçilik oynayan çocuk seviyesine inilmiş.

Neredeyse baştan aşağı palavra ve saçmalıklarla bezenmiş, okuyucuyu aptal yerine koymaktan utanmayan bir zihniyetin ürünü olan bu kepazeliği, doğrusunu not düşme adına ciddiye almak durumundayım. 

9 Temmuz 2015 Perşembe

29 Haziran 2015 Pazartesi

İşçinin Hikayesi, İşçiliğin Hikayesi

Michael Glawogger’ın 2005 yapımı “Workingman’s Death” (İşçinin Ölümü) isimli belgesel – filmi ile ilgili kısa bir araştırma yaptıktan sonra, dünyanın çeşitli köşelerindeki işçi hikayelerini, etkileyici bir sinematik anlatımla izleyeceğimi düşünmüştüm. Filmi izledikten sonra, işçiliğin ve geçirdiği dönüşümün hikayesini izlediğimi anladım. Workingman’s Death, çok fazla teorik alt metin kaygısı olmayan bir film. Olanı, olduğu gibi gösteriyor ve sadece bu yüzden izleyeni kendi ağırlığı ile sarıyor. İzleyeni, kendi teoriler dünyasına yabancılaştıracak kadar yalın bir şekilde yapıyor bunu.

22 Haziran 2015 Pazartesi

"Karda Donuyorsun, Uyumak Tatlı Geliyor Ama Ölüyorsun"

Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği (SASAD), kısa süre önce "Savunma ve Havacılık Sanayii Performans Raporu 2014" başlıklı bir rapor yayınladı.

Rapor, Türk savunma sanayiinin 2014 yılı içinde gerçekleştirdiği üretim, ciro, dışalım ve dışsatım gibi performans göstergeleri ile altyapı ve kapasite göstergelerini sunması, bunlar üzerinden genel bir resim çizmesi açısından önemli.

Ve rapor, görünen yüzeyi azıcık kazındığında ardında sakladığı esas resmi barındırıyor olması nedeniyle daha da önemli.

Biraz kazımaya çalışalım.

18 Haziran 2015 Perşembe

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Siyasi Partilerin 2015 Genel Seçim Beyannamelerinde Savunma Sanayii

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri öncesinde, seçimlere katılan siyasi partiler ardı ardına seçim beyannamelerini, basın toplantıları ile açıkladılar. 

Seçim beyannamesi kabaca, bir siyasi partinin seçim sonucu iktidara gelmesi halinde uygulayacağı politikaların ve yerine getirmeyi vaat ettiği uygulamaların sıralandığı bir belge, bir çeşit taahhütname olarak tarif edilebilir. Bu bakımdan seçim beyannamesi, siyasi partinin ülke yönetimine dair genel bakışını, sorunları tasnifleme ve ele alma tarzını gösteren önemli bir belgedir. Başka bir deyişle, seçim beyannamesinden partinin ülkenin sorunlarına yaklaşımını okumak mümkündür.

Ben de, 2015 seçimleri öncesinde önde gelen siyasi partilerin kamuoyu ile paylaştıkları seçim beyannamelerinde, ilgi alanım olan savunma sanayiine yönelik çözüm önerileri ve vaatleri tespit etmeye, bunları yorumlamaya çalıştım.

22 Mayıs 2015 Cuma

Türk Dış Politikasının Güncel Sorunları Paneli

Dün (20 Mayıs) Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler bölümünün düzenlediği haftalık konferans serisinin 71'ncisi olan, Türk Dış Politikasının Güncel Sorunları Paneli'ne (Contemporary Issues in Turkish Foreign Policy)  katıldım.

Prof. Dr. Hüseyin Bağcı moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelin konuşmacıları, Emekli Büyükelçi ve MHP Milletvekili Deniz Bölükbaşı ile Başbakanlık Başmüşaviri ve eski Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar idi.

Yaklaşık 2 saat süren konferans, zaten yüksek olan beklentimin de ötesinde bir entelektüel tad ve doyum sundu bana. İzlenimlerimi paylaşmak isterim.

18 Mayıs 2015 Pazartesi

IDEF 2015 İzlenimleri

12'nci uluslararası savunma sanayii fuarı IDEF 2015, 5 - 8 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Beylikdüzü'ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi.

TÜYAP'ın sunduğu istatistiklere göre, fuara 54 ülkeden 781 kurum ve kuruluş katıldı. 77 ülkeden 20 bakan, 6 genelkurmay başkanı, 20 bakan yardımcısı, 3 genelkurmay başkan yardımcısı, 7 kuvvet komutanı ve 15 müsteşar görüşmeler için fuara geldi. Karşılaştırma için IDEF 2013'e 51 ülkeden 791 kurum ve kuruluş katılmıştı.

Fuarın açık kaldığı süre boyunca ziyaretçi olarak katılım sağladım. Çekmiş olduğum fotograflara buradan erişebilirsiniz.

Gözlem ve değerlendirmelerim ise şöyle:

12 Mayıs 2015 Salı

20 Nisan 2015 Pazartesi

Siyah Gri Beyaz 10 Yaşında

Eser: "The Passion of Creation"
Leonid Pasternak

Bu dahil Siyah Gri Beyaz'da yayımladığım altıyüzaltmış yazının hepsi ayrı bir doğum sürecinden geçti. Bazıları bir oturuşta, bazıları birkaç haftada meydana geldi. İlk yazıları yazarken yeni mezun genç bir mühendistim. Şimdi evli, bir çocuk babasıyım; ömrümün Cahit Sıtkı'nın tarif ettiği yerdeyim.

10 yılın ardından, Siyah Gri Beyaz için yazarken ve dahi yazmak için araştırırken ve hatta zaman zaman yazmayı beceremezken hala 10 yıl önceki gibi heyecan duyabiliyorum. Bu beni şaşırtıyor. Onuncu yılda yalnız değilim: Dünyanın en iyi eleştirmeni (eşim) ve dünyanın en acar asistanı (oğlum) var ekipte. Onlarsız zaten yapayalnız, değersiz ve beceriksizim.

"Yürümekle varılmaz lâkin varanlar yürüyenlerdir"... Ne kadar da doğru bir söz. Hatta bu 10 yılda Siyah Gri Beyaz'ın bana öğretebildiği tek şey bu oldu sanırım. Bilmediğim, bilmenin sınırından dahi geçemediğim ne kadar çok şey olduğunu da gösterdi ayrıca. Bilmek, görmek için "yolun kalan yarısı" yeter mi, emin değilim.

Yürüyerek göreceğim.

Siyah Gri Beyaz okuruna, bu on yıllık yolda bana eşlik ettiği için en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Arda Mevlütoğlu

16 Nisan 2015 Perşembe

(Daha da) Sessiz Denizaltıların Peşinde

Geçtiğimiz yıl Ekim ayında İsveç, Soğuk Savaş yıllarını anımsatan bir gündem yaşadı. Stockholm açıklarında tespit edilen bir sinyalin, yabancı bir mini denizaltıya ait olabileceği şüphesi ile, ülkenin tüm donanması teyakkuza geçti. Söz konusu sinyalin, olağan şüpheli Rusya'ya ait bir denizaltı olması olasılığı, heyecan ve gerilimi artırsa da, günler süren körebe oyunu sonuçsuz kaldı.

Ancak bu olayın yansımaları devam ediyor. Özellikle denizaltı teknolojilerine yapmış olduğu yatırım ve geliştirdiği teknolojilerle bu alanda güçlü bir konuma sahip olan İsveç'te gündem, denizaltı tespit ve gizlenme teknolojilerine odaklanmış durumda. Başka bir deyişle İsveç, durumdan vazife çıkararak hem denizaltıların daha sessiz çalışması için, hem de denizaltıları daha iyi tespit edebilmek için yenilikçi teknolojilere ağırlık vermekte.

21'nci yüzyılın dretnotları olan denizaltıların çeşitli alt sistemlerine yönelik (tahrik, hedef tespit, silah vb) yenilikçi, çığır açan teknoloji ve fikirler üzerinde çalışılıyor. Aynı ana muharebe tanklarında olduğu gibi, kritik bir eşiğe yaklaşıldığını hissediyorum. Bu kapsamda özellikle Kuzey Avrupa'daki çalışmaları yakından takip etmekte fayda var, zira İsveç, Hollanda ve Almanya'da savunma gündeminin üst sıralarında denizaltılar bulunuyor.

14 Nisan 2015 Salı

İnsansız Hava Araçlarında Beka Kabiliyeti

İnsansız hava araçlarının kullanımı, askeri ihtiyaçlar tarafından şekillendirilmiş ve özellikle teknolojideki gelişmelere paralele olarak son 25 yıllık dönemde hızla artmıştır. Personel ve malzeme riskini asgariye indirerek düşman bölge üzerinde istihbarat toplama, keşif ve gözetleme gibi yüksek riskli görevlerde İHA’ların kullanımı yaygınlaşmaktadır. Bu yönelim, İHA’ların düşman hava savunma sistemlerine karşı korunmalarının ve muhtemel tehditlere karşı göreve devam edebilme yeteneklerinin geliştirilmesi ihtiyacını doğurmuştur.

Tasarım özellikleri itibariyle insanlı hava araçlarından önemli farklılıklara sahip olan İHA’ların, kendini koruma ve tehditlerden sakınma teknik, yöntem ve sistemleri de, insanlı platformlardan farklılıklar gösterebilmektedir.

13 Nisan 2015 Pazartesi

25 Mart 2015 Çarşamba

Türk Phantom'ları

McDonnell Douglas F-4 Phantom II, havacılık tarihinde özel bir yere sahip sayılı uçaklardandır. İlk prototipin ilk uçuşunun üzerinden 50 yıldan fazla zaman geçen Phantom’un Türkiye’deki hikayesinin sonuna yaklaşılmış bulunuyor.

Türkiye’ye, 1952 yılında NATO’ya katılmasından kısa süre sonra ABD’den çok miktarda askeri teçhizat, araç ve gereç yardımı yapılmaya başladı. Bu askeri yardımlar ile Türk Hava Kuvvetleri, hızlı ve geniş kapsamlı bir modernizasyon sürecine girdi. Sonuçta kısa süre içinde kuvvet, neredeyse tamamen ABD kaynaklı eğitim ve taktikler üzerine, yine Amerikan yapımı uçak ve teçhizatla donatılmış şekilde yapılandırıldı.

Bu dönemde, 1950’li ve 1960’lı yıllarda başta ABD olmak üzere NATO müttefiklerinden yardım ile büyük miktarlarda Republic F-84F Thunderstreak ve North American F-100 Super Sabre uçakları alındı. Ancak 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasından kısa süre sonra patlak veren kriz ve Yunanistan’la bozulan ilişkiler, 1970’li yılların başından itibaren yeni bir çok rollü savaş uçağı ihtiyacını gündeme getirdi.


16 Mart 2015 Pazartesi

26 Şubat 2015 Perşembe

Mısır'ın Rafale Siparişi ve Isınan Levant Gökleri

Fransız Dassault Aviation şirketi tarafından 12 Şubat günü yapılan açıklama, havacılık ve savunma gündeminde büyük ses getirdi. Açıklamaya göre şirket, Mısır'la, 24 adet Rafale savaş uçağı satışı için anlaşmıştı. Fransa ve Mısır hükümetleri arasındaki savunma anlaşmanın bir parçasını teşkil eden bu satışla birlikte Kahire yönetimi ayrıca bir adet de FREMM firkateyni sipariş veriyordu.

24 adet Rafale, bir adet FREMM ve Rafale'lerde kullanılmak üzere çok sayıda AASM (Armement Air-Sol Modulaire) hassas güdümlü havadan yere füze, MICA havadan havaya füze ve bazı kaynaklara göre Black Shaheen seyir füzelerini kapsayan yaklaşık USD6 milyarlık çatı sözleşme 16 Şubat günü Fransız Savunma Bakanı Jean Yves Le Drian ve Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el Sisi tarafından imzalandı.

Açıklama iki açıdan önem taşıyor:

1. Bu satış, Rafale'nin ilk ihracat başarısı. Hindistan tarafından, MRCA (Multi Role Combat Aircraft; Çok Rollü Muharip Uçak) ihalesinde Ocak 2012'de seçilen ancak proje sözleşmesi bir türlü imzalanamayan Rafale, böylelikle ilk kez anavatanı dışında bir ülkeye satılmış oluyor.

2. 2014 Haziran ayında açıklanan Gowind korvet siparişi ile birlikte bu son alım, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki krizlerin arasında süregiden silahlanma yarışına Fransa'nın güçlü bir şekilde dahli anlamına geliyor. 

Söz konusu yarışın en önemli kulvarlarından birini de, bölge ülkelerinin hava kuvvetlerinin yeni tedarik ve modernizasyon programları teşkil ediyor. Mısır'ın bu alandaki faaliyetlerini yakından incelemek, Ortadoğu ve özellikle Doğu Akdeniz'in yeni jeopolitiğini anlamak için faydalı olabilir.

24 Şubat 2015 Salı

24.02.2015 RF-4E Kazası ve Fara Tutulmuş Tavşan Hali

Bugün 2030 sularında haber ajanslarına düşen bir haber, Süleyman Şah Türbesi'nin Şah Fırat Operasyonu ile taşınması ile ısınmış gündeme bomba gibi düştü, tansiyon birden yükseldi.

Doğan Haber Ajansı'na göre bir askeri helikopter Malatya Akçadağ ilçesine bağlı Ekinciler mevkiinde düşmüştü. Olayda bir askerin şehit olduğu, üç askerin ise yaralandığı bildiriliyordu.

Kısa süre sonra Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), twitter hesabından Malatya 7'nci Ana Jet Üssü'nden havalanan iki F-16 tipi uçakla irtibatın kesildiğini duyurdu. AFAD müteakip twitlerinde uçakların düştüğünü, personel için arama - kurtarma faaliyetlerinin başladığını duyurdu.

Bu arada başka çeşitli basın - yayın organlarında düşen uçakların F-4 ve RF-4 olduğuna dair bilgiler çıktı.

En nihayetinde Genelkurmay Başkanlığı, resmî web sitesinde saat 2130'da bir açıklama yaparak, 7'nci Ana Jet Üssü'nden havalanan iki RF-4E tipi keşif uçağının düştüğünü, dört pilotun malesef şehit olduğunu açıkladı.

Olay, Türkiye'de özellikle savunma ve güvenlik alanında ve çoğunlukla kriz dönemlerinde karşılaşılan, "fara tutulmuş tavşan" halinin tipik bir örneğine dönüştü.

14 Şubat 2015 Cumartesi

Palavra Dedektörü: Almanya'ya Denizaltı Satmışız!


Dün (13 Şubat) çeşitli gazete ve internet sitelerinde yer alan bir haber pek çok vatandaşı gururlandırdı. Nasıl gururlandırmasın ki?

Almanya'ya denizaltı satmışız!

11 Şubat 2015 Çarşamba

26 Ocak 2015 Pazartesi

Avrupa'da Denizaltı Savaşları

Derinlerin sessiz bekçileri denizaltılar, sessizlik ve görünmezlik yetenekleri ile, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ülkelerin en stratejik silahları olageldiler. Savaş dışı harekât, barışı koruma ve tesis etme görevleri, özel kuvvet ve istihbarat oeprasyonlarının önem kazandığı özellikle son on yıllık süreçte denizaltıların önemi daha da arttı.

Bu durum, Asya - Pasifik'in ön plana çıkması; deniz korsanlığı; enerji ve ticaret hatlarının güvenliği; Suriye, Libya, Irak gibi çatışmalara çokuluslu müdahaleler gibi harekâtların artması ile birleşince, dünya genelinde denizaltı geliştirme ve tedarik projelerinin seyrinde önemli değişiklikler oldu.

Modern denizaltı geliştirme faaliyetlerinde, özellikle Avrupa'da, tam da bu sınıf gemilerin hak ettiği biçimde sessiz, derinden ama çok şiddetli bir savaş yaşanmakta. Bu savaşa yakından bir bakış, yakın gelecekteki denizaltı tasarım eğilimlerine ilişkin fikir sağlayabilir.


19 Ocak 2015 Pazartesi

INSAS: Bir Tüfeğin Düşündürdükleri

Hint basınında geçtiğimiz hafta yayınlanan haberlere göre Hindistan Meclisi Savunma Daimi Komitesi, ülkenin savunma sanayiindeki bilgi birikimi, deneyim ve altyapısına rağmen neden dünya çapında kaliteli bir piyade tüfeği üretmeyi başaramadığını sorgulayan bir rapor yayınladı.

Raporun dili ve ele aldığı konu dikkat çekici, zira dünyada savunmaya en fazla bütçe ayıran, nükleer silahlara ve ciddi bir sanayi altyapısına sahip ülke, INSAS (Indian National Small Arms System; Hint Milli Hafif Silah Sistemi) adlı bir piyade tüfeğini halihazırda üretmekte. 

Bu haberlerin çıkmasından kısa süre sonra War is Boring adlı sitede Robert Beckhusen imzası ile "India's Anti Terror Troops Despise Their Assault Rifle" (Hint Terörle Mücadele Birlikleri Piyade Tüfeklerinden Nefret Ediyor) başlıklı bir makale yayınlandı. INSAS tüfeğinin gelişimi ve sorunlarını genel hatları ile ele alan yazıda son derece ilginç bilgiler yer alıyor. Bunlara bir örnek olarak tüfeğin, nişancısının suratına yağ püskürtmesi bile sıralanmış!

Peki neden böyle oldu? Nükleer füzeden savaş uçağına pek çok sistem üreten, Mars'a sonda gönderen, devasa bir bütçeye ve insan kaynağına sahip Hindistan bir tüfeği doğru dürüst üretmeyi beceremedi mi? Yoksa sorunun başka sebepleri mi var?

13 Ocak 2015 Salı

Yoda Emekli Oldu: Müthiş Bir Kariyerin Ardından

Emeklilik ikramiyesi ne kadar
tutmuştur acaba?
Geçtiğimiz hafta bir devir, sessiz sedasız kapandı. Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) savunma ve güvenlik teknolojileri, eğilimleri ve gündemini belirleyen, dolaylı olarak bu alanlarda dünya ölçeğinde bir etki ve ilham gücüne sahip bir isim, sahneden indi.

ABD Savunma Bakanlığı'na (Pentagon) bağlı "Net (Safi) Değerlendirme Bürosu"nun (Office of Net Assessment; ONA) kurucusu ve 42 (kırkiki) yıldır yöneticisi olan, "Yoda" lakaplı 94 (doksandört) yaşındaki Andrew  Walter Marshall, emekliye ayrıldı.

Marshall, kariyeri boyunca 8 ABD Başkanı (Richard Nixon, Gerald Ford, Jimmy Carter, Ronald Reagan, George H.W. Bush, Bill Clinton, George W. Bush ve Barack Obama) ile çalışmış, her yeni Başkan tarafından görev süresi uzatılmış bir stratejist. Uluslararası güvenlik stratejileri alanında, her ne kadar ön plana çıkmayı sevmese ve basın önünde kendini göstermese de, sembolleşmiş bir isim.

10 Ocak 2015 Cumartesi

Palavra Dedektörü: Gerçeğe Offset Vermek

Anadolu Ajansı'nın (A.A.) 9 Ocak tarihli ve "Türk Savunma Sanayi[sic] İhracatta Hız Kesmedi" başlığı ile verilen bir haber, dikkatimi çekti (tam metni yazının sonunda). Haber, yalan ya da yanlış bilgi içermiyor; yanıltıcı sayılamaz; propaganda olarak da değerlendirmek acımasızlık olur; palavra ise hiç değil. Ancak Türk savunma sanayiinin kabiliyet ve rekabetçiliğini net ve sağlıklı bir şekilde ölçmemizi engelleyen bir bakışı yansıttığı için dedektöre takıldı.

Çünkü bu haberin ele aldığı gösterge ve verileri sunuş biçimi, sektörde de sıkça görülen bir kendi kendini kandırma halini yansıtıyor; amacı bu olmasa bile.

Öncelikle haberin içeriğini ele alalım.

5 Ocak 2015 Pazartesi

29 Aralık 2014 Pazartesi

Başlıksız

Eser: Reading Alone
Tito Lessi

Yıllar önce yazdığım yazılara ve aldığım notlara göz gezdirdiğimde sıkça "ben bunu ne zaman yazmışım?" ya da "bunu yazarken ne düşünmüşüm?" gibi sorular sorduğum oluyor. Hatta daha da artan sıklıkta, unutmuş olduğumu farkettiğim bir bilgiyi görüyor, hafızamın tozlanmış raflarına kendi kendime üflüyorum.

Her geçen yıl daha da fazla oluyor bu. Geçmişteki ben, şimdiki bana bir şeyler anlatıyor, gösteriyor, öğretiyor.

Arkada kalan ben her yıl daha fazla şey öğreniyor ve her yeni yıl doğan bilgisiz, cahil ve zayıf bana öğretmeye çabalıyor. Kum saati gibi.

Siyah Gri Beyaz okurunun da bir önceki yıldan daha fazla öğrendiği ve öğrettiği bir yıl geçirmesini temenni ederim.

25 Aralık 2014 Perşembe

Sonuçsuz Kalmış Bir Havacılık Sanayii Girişimi: Pinto'nun Türkiye Macerası

Pinto / Super Pinto Türkiye'de üretilip hizmete girseydi
nasıl görünürdü?
Çizim: Arda Mevlütoğlu
Türk havacılık sanayii, çok sayıda yarım kalmış projeyle dolu. Bunlardan bazıları ekonomik ya da siyasi sebepler, bazıları öngörüsüzlük, vizyonsuzluk ya da kolaycılık, bazıları ise sadece gaflet ve dalalet nedeniyle akamete uğramış.

Geriye dönüp "olsaydı ne olurdu" sorusunu tekrar tekrar sormak faydasız. Ancak geçmişteki süreçler ve yaşanan tecrübeler sağlıklı, objektif ve mantıklı bir şekilde tahlil edilebilirse, aynı hataların tekrarlanması riskinin önüne geçilebilir. Ne yazık ki bu risk hala devam ediyor.

İşte böyle bir (başka) tecrübe de, Super Pinto hafif jet eğitim uçağının yurtiçinde üretimi için yapılan girişim.

23 Aralık 2014 Salı

Palavra Dedektörü: Uçaksavarı Kıtalararası Füzeye Dönüştürmek!


Siyah Gri Beyaz'da yazı frekansını artırmak için bir "hinlik" düşündüm: Basın takibi. Başta günlük basın olmak üzere, savunma ve güvenlik alanındaki haber ve makalelerdeki yanlış bilgi, propaganda ya da vahim hataları elimden geldiğince tespit edip ifşa etmeye çalışacağım. F-16 resmi yerine Mirage koymak gibi (malesef) vahim sınıfına sokamadığım hatalardan ziyade safsata, abartı ya da okuyucuya psikolojik harp niteliği taşıyan çöpleri hedefliyorum.

Türk basınının içinde bulunduğu lağım çukuru, bana bol malzeme vereceğe benziyor.

İlk örneğimiz, hükümet bültenlerinden Haber7.com sitesinden

13 Aralık 2014 Cumartesi