22/02/2021

Uçağın Gemisi: Hangi Uçak, Nasıl bir Gemi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 23 Ocak günü, MilGem projesinin beşinci ve İstif sınıfının ilk gemisi F515 İstanbul'un İstanbul Tersane Komutanlığı'ndaki denize iniş törenindeki konuşmasında, uçak gemisi projesine değindi. Erdoğan, "..."Anadolu gemimizden sonra yerli ve milli olarak planlayacağımız uçak gemimiz bizi bu alanda en üst lige taşıyacaktır, bunun da görüşmelerini yapıyoruz ve süratle onun da adımını inşallah atacağız..." şeklinde konuştu.[1]

Cumhurbaşkanı daha önce de 23 Ağustos 2020 tarihinde Tuzla'da çeşitli gemilerin Türk Deniz Kuvvetlerine teslim töreninde, "...Önümüzdeki yıl çok maksatlı amfibi hücum gemimiz Anadolu denizlerimizde göreve çıkacak. Gemi inşaat sektörü burada. Buradan sesleniyorum, diyorum ki, Anadolu'yu inşa ettik, gelin bir de artık şöyle bir, iki veya daha fazla uçak gemisi de inşa edelim. Herhalde yaparız değil mi? Çünkü denizlerde bu caydırıcılığa ihtiyacımız var. Sadece Anadolu yetmez, bu adımı da atmamız lazım..." diyerek bir çağrıda bulunmuştu.[2]

Cumhurbaşkanı Erdoğan uçak gemisi projesini son beş yıldır çeşitli vesilelerle gündeme getiriyor. Bu konudaki ilk somut açıklaması, Ada sınıfı TCG Burgazada korvetinin 18.06.2016 tarihindeki denize indiriliş töreninde olmuştu. Törendeki konuşmasında Erdoğan, “…Amfibi türü Anadolu gemisinden sonra artık biz kendi uçak gemimizi yapar hale geleceğiz ve uçak gemimizi inşallah yapacağız. Türk Silahlı Kuvvetleri kendi uçak gemisine de sahip olacak, bunu da başaracağız…” demişti.[3]

Dolayısıyla Cumhurbaşkanı’nın 23 Ocak konuşmasıyla birlikte, son beş yıldır giderek artan hararette tartışılan uçak gemisi projesi yeniden çeşitli boyutlarıyla tartışılmaya başlandı. Bunlardan biri de böyle bir geminin aslî unsuru olacak savaş uçağının tipi. Bu kapsamda son zamanlarda hem böyle bir gemide hem de Anadolu’da kullanılacak uçak tipine dair de çeşitli görüşler ileri sürülüyor. Türkiye'nin ABD ile yaşamakta olduğu sorunlardan dolayı da F-35B alımı, Türkiye'nin Rusya Federasyonu'ndan S-400 hava savunma sistemi alması sonucu ABD'nin uyguladığı yaptırım nedeniyle en azından görünür gelecekte imkansız görünüyor. Öte yandan deneyim elde edilmesi, eğitim ve doktrin altyapısının çatılması için ikinci el Harrier alımı da sıkça dile getirilmekte.

Gemi güvertesinden iniş - kalkış yapabilen muharip uçak sahibi olması hem o donanmayı hem de ülkeyi askeri ve siyasi bakımdan farklı bir konuma taşıyan bir kuvvet çarpanı. Son yıllarda askeri ve siyasi olarak daha geniş bir nüfuz alanına sahip olmayı hedefleyen Türkiye için de bu kabiliyet stratejik bir öncelik olarak belirlenmiş. Bu kabiliyete sahip olmanın askeri, siyasi, ekonomik ve endüstriyel boyutlardan muhasebesinin yapılması da şart, zira söz konusu olan sadece bir platformun tedariki değil bir askeri-stratejik bir dönüşümün ta kendisi.

Bu yazı, böyle bir çok katmanlı muhasebeyi hedeflemiyor.[4] Amacım, son günlerde hem Anadolu hem de zikredilen uçak gemisi için gündeme gelen uçak tipi tartışmalarına katkıda bulunmaktır. Bu yazıda verilerle destekleyerek sunacağım görüşlerim ise: İkinci el Harrier alımının fiilen neredeyse imkansız olduğu; F-35B alımının siyasi sebeplerle alımının mevcut koşullarda imkansız olduğu; siyasi koşullar elverse dahi F-35B alımının yapılmaması gerektiği ve TCG Anadolu'nun vesilesi olacağı askeri - kültürel deneyim birikimi ve dönüşüm üzerine, ekonomik ve endüstriyel imkanlar elverirse klasik kalkış - iniş yapabilen uçaklara uygun (Hindistan ve Çin'in uçak gemileri gibi) bir gemi projesinin Türkiye için daha doğru olduğudur.

10/02/2021

09/02/2021

Küresel Savunma ve Güvenlik Bülteni - Sayı 2

ABD’de Kasım ayında yapılan başkanlık seçimlerini kazanan Joe Biden’ın görevi devralışı, ABD yakın tarihinde benzerine rastlanmayan olaylara sahne oldu. ABD Kongresi’nde seçim sonuçlarının onaylanması oturumu sırasında, daha önceden Donald Trump’ın çağrısıyla Vaşington’a gelmiş ve bina dışında toplanmış çok sayıda gösterici olay çıkardı. Kongre binasına giren Trump destekçileri, oturumun düzenlendiği salon ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin odası dahil pek çok yere girdi, binaya ve eşyalara maddi zarar verdi. Çıkan olaylarda dört kişi hayatını kaybetti. Olay, ABD kamuoyunda büyük infiale neden olurken, Biden ve yardımcısı Kamala Harris’in 20 Ocak’taki yemin töreni gergin bir atmosferde gerçekleşti.

45’inci Başkan Trump’ın görevindeki en son icraatlarından biri, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile 50 adet F-35 savaş uçağı ve 18 adet Reaper silahlı insansız hava aracı (SİHA) satış anlaşmasının imzalanması oldu. BAE – İsrail ilişkilerinin normalleşmesini öngören Abraham / İbrahim Antlaşmasının gizli hükümlerinden olduğu iddia edilen F-35 satışı bir süredir ABD ve İsrail kamuoyunda tartışılmaktaydı. İsrail’in, Trump yönetiminden çeşitli garanti ve vaatler karşılığında bu satışa itirazını çekmiş olduğu iddia edilmekteydi. Başkanlık görevini devralan Biden’ın da ilk icraatlarından biri, Suudi Arabistan ve BAE ile imzalanmış silah anlaşmalarının gözden geçirilmesi kararı oldu.

Ocak ayında Sahra altı Afrika’da IŞİD bağlısı grupların saldırı ve eylemleri artış gösterdi. Nijerya, Somali, Mali ve Burkina Faso’da çatışmalar şiddetlenirken Fransa’nın bölgedeki askeri faaliyeti de paralel olarak arttı.

Yunanistan’ın Fransa ile Rafale savaş uçağı alım anlaşması imzalaması, iki ülke arasındaki askeri – stratejik işbirliği açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Doğu Akdeniz’de İsrail, İtalya ve Mısır ile ayrı ayrı askeri ilişkilerini hızla geliştiren Yunanistan’ın, finans kaynaklarını zorlama pahasına, hava ve deniz kuvvetlerinin modernizasyonu için yoğun bir çaba içinde olduğu gözlemleniyor. Bu kapsamda öne çıkan bir diğer husus, sayısı artan müşterek tatbikatlarda gözlemlendiği üzere Mısır, İsrail ve Fransız silahlı kuvvetleri ile birlikte çalışabilirlik (interoperability) konusuna verilen önem.

Bültene erişim için:

Düşük çözünürlük (PDF)

Yüksek çözünürlük (PDF)

Bültenin diğer sayılarına buradan erişebilirsiniz.