Türk Hava Kuvvetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Hava Kuvvetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09/09/2025

TFX Projesi: Ne? Ne İçin? Nasıl? - 6

"Planı olmayan bir hedef sadece bir dilektir" 
Antoine de Saint-Exupéry




IDEF 2025 savunma sanayii fuarı Milli Muharip Uçak (MMU) Kaan ve geniş ölçekte Türk Hava Kuvvetleri (HvKK) muharip uçak projeleri ile ilgili önemli gelişmelere sahne oldu ve ayrıca bunlara dair bazı bilgi ve ipuçlarını toplama fırsatı sundu.

IDEF 2025 savunma sanayii fuarı sırasında, 26 Temmuz günü Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile Endonezya'nın havacılık ve savunma sanayii kuruluşları PT Republik Aero Dirgantara (PT RAD) ve PT Dirgantara Indonesia (PTDI) ile ortak bir çerçeve anlaşması imzaladı. Bu anlaşma doğrultusunda Endonezya'ya satılması planlanan 48 adet Kaan için PT RAD, Endonezya’da uçakların üretimine yönelik altyapı hazırlıkları, fabrika kurulumu ve yerel tesislerin işletilmesi konularında sorumluluk üstlenecek. Ayrıca Kaan’ın mühimmat entegrasyonu kapsamında, PT RAD ve Türkiye’nin önde gelen savunma sanayii kuruluşlarından ROKETSAN tarafından ortak bir şirket kurulması öngörülüyor. Bu şirket, proje kapsamında belirlenen mühimmatların üretiminde görev alacak. İmzalanan çerçeve anlaşması, Endonezya'yla Kaan sözleşmesi imzalanması yolunda önemli bir adım oldu.

Öte yandan IDEF 2025 sırasında basına yaptığı açıklamada TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Kaan'ın üç adet prototipinin üretim hattında olduğunu, bunlardan bir tanesinin yer testleri, diğer ikisinin de uçuş testleri için üretildiğini kaydetti. Demiroğlu, söz konusu iki prototipin uçuş testlerine 2026 Nisan ayın başlayacağını açıkladı. Yine Demiroğlu'nun açıklamalarına göre Kaan'ın 2028 yılında General Electric F110 motoru ile; 2032-2033'ten itibaren de milli motor TF35000 ile teslim edilmesi planlanıyor.

Yine IDEF 2025 sırasında bir başka önemli anlaşma daha imzalandı. 23 Temmuz günü Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey, Türkiye’nin Eurofighter Typhoon savaş uçağı alımına ilişkin bir mutabakat muhtırası imzaladı. Bu anlaşma, 2022 sonbaharında ivme kazanan süreçte önemli bir dönüm noktasını teşkil ediyor. Açık kaynaklara yansıyan haberlere göre Türkiye 40 adet Typhoon alımı planlıyor. Typhoon'un hangi modelinden alınacağına dair resmi bir açıklama yapılmamış olsa da Tranche 4 adlı son model olduğuna dair yorumlar var. 

F-16V alım sürecinin durmuş olduğuna dair bilgiler var. Öte yandan Block 30 modeli F-16'lar için Özgür modernizasyonu devam ediyor ancak başta Murad AESA radar olmak üzere görev sistemleri henüz kullanıma hazır değil. Proje tüm bileşenleri ile tamamlandığında Türk F-16'ları büyük bir kabiliyet genişlemesi yaşayacak, ancak buna daha biraz var gibi görünüyor. 

Velhasıl, hava gücünü eklektik bir yaklaşımla modernize ediyor Türkiye. Kaan, bu yapbozun en büyük parçası ve diğer parçalara nasıl uyacağı ya da diğer parçaların Kaan'a nasıl ekleneceği ise kocaman bir soru işareti.

12/08/2025

Teknoloji ve Kabiliyet Perspektifinden Türk Hava Gücünün Evrimi

23 Temmuz’da İstanbul’da düzenlenen IDEF 2025 17’nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı sırasında Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey, Türkiye’nin Eurofighter Typhoon muharip uçağı alımına ilişkin bir mutabakat muhtırası imzaladı. Yapılan açıklamaya göre alım, 40 adet Typhoon'u içeriyor. 

Anlaşma, Türk Hava Kuvvetleri’nin (HvKK) neredeyse yüz yıllık modernizasyon serüveninde yalnızca bir durak niteliğinde. Typhoon, yeni teknolojiler, çok uluslu üretim ve farklı harekât konseptleri ile dikkat çekse de asıl önemini, Türkiye’nin hava gücünün geçirdiği uzun ve katmanlı dönüşümün son halkalarından biri olmasıyla kazanıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki ahşap gövdeli çift kanatlı uçaklardan, radar kesit alanı düşürülmüş beşinci nesil jetlere uzanan bu serüven, yalnızca mühendislik ve sanayi ilerlemeleriyle değil, aynı zamanda siyasi tercihler, güvenlik tehditleri ve ittifak ilişkileri ile de şekillendi. 

Türk Hava Kuvvetleri’nin modernizasyon süreci, kabaca her on-yirmi yılda bir yaşanan “teknolojik sıçramalar” ile tanımlanabilir. Bu sıçramalar, çoğu zaman yeni bir uçak alımıyla sembolleşse de gerçekte çok daha geniş kapsamlı bir dönüşümü temsil eder: motor teknolojisinden aviyonik sistemlere, silah yüklerinden eğitim ve bakım doktrinlerine kadar uzanan bir yenilenme dalgası. Örneğin 1950’lerin başında F-84G Thunderjet'in hizmete girmesi, yalnızca jet çağına giriş değil; aynı zamanda NATO entegrasyonunun, Batı standartlarında bakım-idame altyapısının ve yeni doktrinlerin başlangıcıydı. Benzer şekilde 1987’de F-16 Fighting Falcon’ların envantere girmesi, dördüncü nesil muharip uçak teknolojisinin yanı sıra, yeni nesil aviyonikler, "fly-by-wire" uçuş kontrolü ve hassas güdümlü mühimmat gibi pek çok yeniliği beraberinde getirdi.

Bu teknolojik evrim, küresel ölçekte muharip uçak tasarımlarının nesiller bazında gelişimiyle de doğrudan bağlantılı. Birinci nesil jetlerden günümüzün sensör füzyonu ve yazılım odaklı beşinci nesil platformlarına uzanan çizgi, sadece hız, menzil ve manevra kabiliyetindeki artışlarla değil; elektronik harp yetenekleri, düşük görünürlük teknolojileri, veri bağı ağları ve çok rollülük anlayışıyla da şekillenmiştir. HvKK’nin envanterine giren her yeni uçak tipi, Türkiye’nin bu küresel teknolojik trende hangi aşamada ve hangi ittifak ilişkileri içinde dahil olduğunun da göstergesi oldu. Typhoon alımı askeri, teknolojik ve stratejik katmanlarda, modern Türk hava gücünün değişim ve dönüşüm sürecinde yeni bir dönemin başlangıcının habercisi. Bu sefer Türkiye, tasarım, üretim ve harekât konsepti ABD'den farklı bir muharip uçağı hizmete almaya hazırlanıyor.

Bu yazıda, Türk hava gücünün modernleşme sürecini teknolojik perspektiften ele alacağım. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki ilk adımlardan Soğuk Savaş döneminin hızlı jet modernizasyonlarına, dördüncü nesil uçakların getirdiği dijital dönüşümden insanlı-insansız ortak harekât konseptlerine uzanan bu süreç, yalnızca askeri teknolojinin değil, Türkiye’nin güvenlik vizyonunun da hikâyesidir. 

Sonraki yazılarda Türk hava gücünün dönüşümünü askeri ve siyasi düzlemlerde incelemeyi planlıyorum.

30/08/2024

50’nci Yılında Türk Fantomları

30 Ağustos 2024, McDonnell Douglas F-4E Phantom II savaş uçağının Türk Hava Kuvvetlerinde hizmete girişinin 50’nci yıldönümü idi. Havacılık tarihinde özel bir yere sahip, sayılı uçaklardan olan ve Türkiye’de de “Baba Fantom” ya da sadece “Baba” olarak anılan F-4, 1958 ile 1981 yılları arasında çeşitli modellerde 5,000’den fazla üretildi. Pek çok savaş, çatışma ve harekâtta görev almış olan F-4 halen İran, Yunanistan ve Türkiye’de uçmaya devam ediyor.

Phantom ile hem pilot ve yer personeli hem de havacılığa tutkulu kitleler arasında çok özel bir bağ bulunuyor. Bu uçak yalnızca görüntüsü ve güçlü J79 motorlarının gürültüsü ile değil aynı zamanda öncülük ettiği dönüşüm ile de Türk askeri havacılık tarihinde özel bir yere sahip. Zira Fantom’un hizmete girişi, modern Türk hava gücünün oluşum sürecinin de başlangıcını teşkil ediyor.

F-4E Phantom II’nin, en büyük kullanıcılarından olan Türk Hava Kuvvetlerindeki tarihi, bu bakımdan da önem taşıyor.

22/04/2023

TFX Projesi: Ne? Ne İçin? Nasıl? - 5

Milli Muharip Uçak (MMU), 16.03.2023 tarihinde motorlarını çalıştırarak kendi gücü ile piste çıktı ve bir süre ilerledi. Böylelikle projede taksi denemeleri başlamış ve projede büyük bir dönüm noktası aşılmış oldu. Bundan sonraki aşamalar, hangardan çıkış (roll-out) ve ilk uçuş olacak. 2026-2027 arası olarak belirlenmiş ilk uçuş tarihi önce 2025, sonra 2024'e çekilmiş, en son da TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil tarafından 2023 sonu olarak açıklanmıştı.

MMU'yu aslında bir "proje" değil bir "program" olarak değerlendirmek gerekiyor. Kabaca ifade etmek gerekirse, program bir projeler bütünüdür. Hedeflenen amaçlar doğrultusunda tasarlanan ve yönetilen projeler bütünü, programı oluşturur. Bu bakımdan MMU programının, bir çok projeden (ve onları meydana getiren alt projelerden) oluştuğunu ifade edebiliriz. Hatta MMU programının bileşenlerinden birinin, prototipi 16 Mart günü motorlarını çalıştırmış uçak olduğunu da iddia etmek mümkün.

Daha yalın bir ifade ile, MMU programını, yalnızca yeni nesil bir savaş uçağı geliştirme işi olarak ele almamak gerek. Benim bakış açıma göre MMU, MMU(askeri), MMU(sınai) ve MMU(siyasi) olmak üzere üç ana projeden oluşan bir program.


29/08/2020

Türk – Yunan F-16 Kapışması: HUD’dan Görünenler

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) 28 Ağustos günü bir açıklama yayınlayarak, daha önce bir NAVTEX ile ilan edilmiş bölgeye yaklaşan Yunan savaş uçaklarına yönelik gözle teşhis ve bölgeden uzaklaştırma yapıldığını bildirdi. Açıklama ile birlikte, bu görev sırasında Türk F-16'sının başüstü göstergesinin (Head Up Display - HUD) kaydettiği video kaydının bir kısmı da paylaşıldı.

Yunan F-16 savaş uçağı ile yapılan ve literatürde "it dalaşı" (dogfight) olarak geçen mücadeleyi gösteren, aynı zamanda pilotların telsiz konuşmalarını da içeren kayıt, Türk kamuoyunda büyük heyecan yarattı.

Doğu Akdeniz'de son dönemde giderek artan ve bir süredir NAVTEX atışmalarının eşlik ettiği gerilim içinde bu video kaydı, içeriği itibariyle olmasa da vurguladığı ve hatırlattığı bazı askeri-teknik, siyasi ve jeopolitik konular itibariyle önem taşıyor.

18/04/2020

Türk Tipi İHA Operasyonu ve Savunma Projeleri

Gazeteci dostum Tolga Özbek'in Youtube kanalının 18.04.2020 tarihli yayınına misafir olarak Bahar Kalkanı Harekâtı, harekâtta İHA'ların kullanımı ve Türk Hava Kuvvetlerinin projeleriyle ilgili değerlendirmelerimi paylaştım.

07/08/2018

4, 16, 35, 57, 2020... - 2

"Aç doymam, tok acıkmam sanır"
Türk atasözü


ABD vatandaşı rahip Andrew Brunson'ın tutuklanması ile başlayan, ev hapsine alınmasından sonra tırmanan Türkiye - ABD krizi, Vaşington yönetiminin geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'e yönelik yaptırım kararı alması ile daha da derinleşti.

Aynı zaman zarfında, ABD Savunma Bakanlığı'nın 2019 bütçe tasarısına yönelik Temsilciler Meclisi ve Senato taslakları birleştirildi ve Temsilciler Meclisi'nde 26 Temmuz, Senato'da da 1 Ağustos'ta onaylanarak 3 Ağustos günü ABD Başkanı'nın onayına sunuldu.

29/06/2018

4, 16, 35, 57, 2020... - 1

Farnborough 2016 fuarında çektiğim bir fotoğraf
Uçağın silüetleri, proje ortağı ülkelerin isimleri ve renkleriyle
birlikte kaldırım boyunca işlenmişti.

21 Haziran günü ABD’nin Texas eyaletindeki Fort Worth’de bulunan Lockheed Martin şirketinin tesislerinde düzenlenen tören, çeşitli nedenlerden dolayı Türk kamuoyunun gündeminde kayda değer şekilde yer buldu kendisine. Törenin konusu, Türk Hava Kuvvetleri için üretilmiş ilk F-35A savaş uçağının takdimi idi. Törenin kendisi değil ancak öncesi ve sonrası esas tartışma konusu.

Benzerlerini son yıllarda sıkça gördüğümüz üzere (Suriye’nin RF-4 uçağımızı düşürmesi, S-400 alımı gibi), teknik ayrıntıların aslında oldukça karmaşık askeri ve siyasi yansımalarının olduğu, domino taşı etkisi şeklinde zincirleme reaksiyona yol açtığı (ya da açmak üzere olduğu) bir başka durumla karşı karşıyayız. Teknik ve askeri bir konunun, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini ve jeopolitik konumunu etkilemesi (veya bunun tersi) olası.

F-35’i gündeme taşıyan gelişme, ABD Senatosu’nda kabul edilen bir yasa tasarısı oldu. Aslında henüz Türkiye’ye yönelik alınmış bir yaptırım kararı ya da ambargo yok; süreç uzun ve bir miktar da karmaşık. Ancak iyi tahlil edilmesi, Türkiye’nin karşı adımlarını dikkatli bir şekilde planlaması için şart.

31/01/2017

TFX Projesi: Ne? Ne İçin? Nasıl? - 4

İngiltere Başbakanı Theresa May'in Ankara ziyareti sırasında 28 Ocak günü, iki ülke başbakanları huzurunda İngiliz BAE Systems ve TUSAŞ şirketleri genel müdürleri, bir anahat anlaşması imzaladılar.

Müzakereleri bir süredir devam eden ve imza aşamasına gelmiş GBP100 milyonluk (yaklaşık USD125.15 milyon) anlaşmanın ilk aşaması olan bu imza ile, TFX olarak da bilinen Milli Muharip Uçak (MMU) projesinde önemli bir aşama tamamlanmış, uzun ve çetrefilli bir yolun ilk adımı da atılmış oldu.

Bu proje ile ilgili daha kaç "Ne? Ne İçin? Nasıl?" yazısı yazılacağını tahmin etmek çok zor. Yolun bundan sonrasının nasıl olacağına dair fikir yürütmeden önce, geriye bakıp şimdiye kadar kat edilmiş kısmını hatırlamakta fayda var.

24/11/2016

Bir Sempozyum, Bir Seminer, İki Konferans

Kasım ayı yoğun geçiyor. Her sene sonbahar ayları, seminer, konferans ve benzeri etkinliklerle sıkışıktır ancak bu sene savunma sektöründe Ekim - Kasım arasında ciddi bir yığılma oldu.

Siyah Gri Beyaz'a bir süredir fazla vakit ayıramıyorum. Bahanesini bu sıkışıklığa atıp vicdanımı temizleyerek katıldığım etkinliklere dair izlenimlerimi paylaşayım.

Katıldığım dört etkinlik şunlar idi:

Yük Sertifikasyonu Testleri Sempozyumu: 1-2 Kasım, Crowne Plaza Otel, Ankara
İstanbul Güvenlik Konferansı: 2-4 Kasım, Raddison Blu Otel, İstanbul
Kara Sistemleri Semineri: 7-8 Kasım, ODTÜ Kongre ve Kültür Merkezi, Ankara
2. Ulusal Radar Konferansı: 17 Kasım, Savunma Sanayii Müsteşarlığı

23/06/2016

TFX Projesi: Ne? Ne İçin? Nasıl? - 3

Savunma ve Havacılık dergisinin 172'nci sayısında "Ülkemizin Mavi Göklerdeki Elçileri: Türk Yıldızları" başlığı ve İbrahim Sünnetçi imzası ile yayımlanan makalede, Türk Hava Kuvvetleri (HvKK) bünyesindeki hava gösteri filosu olan Türk Yıldızları'nın tarihçesi ve gelecek planları ile ilgili ayrıntılar yer alıyor.

Makalenin "2016 Gösteri Programı ve Geleceğe Dönük Hedefler" alt başlıklı son kısmında ise, filonun halen kullandığı NF-5A/B 2000 uçaklarının halefleri ve bunlara geçiş aşamaları aktarılmış. Buna göre halen hizmetteki NF-5A/B 2000'lerin faydalı kullanım ömürleri 2020'de dolacağı için, bu uçakların HvKK envanterindeki F-16C/D Block 30'larla değiştirilmesi planlanmış bulunuyor. Makalede aktarıldığına göre yapısal iyileştirme çalışmalarının tamamlanmasından sonra F-16 Block 30'ların 2018 yılından itibaren Türk Yıldızları hizmetine verilmesi öngörülmekte. Bu uçakların da 2030'dan itibaren Milli Muharip Uçak (TFX) ile değiştirilmesi hedeflenmiş.

Bu bilgiyi bir kenara koyalım. Zira HvKK'nin ve dolayısıyla TFX'in geleceğine dair önemli ipuçları içeriyor.

TÜBİTAK tarafından 11 - 12 Mayıs tarihlerinde Ankara Bilkent Otel'de düzenlenen "Türk Havacılık ve Uzay Çalıştayı"nın son gün oturumunda, Hava Kuvvetleri'nden Yüzbaşı Musa Yıldırım tarafından "Millî Muharip Uçak Projesinin Teknoloji ve Sanayileşme Açısından Önemi" başlıklı bir sunum yapıldı.

Bu sunumun gerek içeriği gerekse genel yapısı ve hatta başlığı, TFX projesine ilişkin başka önemli ipuçları sunuyor.

Bu ipuçlarını takip etmeden önce güncel durumu kısaca özetlemekte fayda var.

15/02/2016

Türkiye'nin Son Anda İptal Edilen Eğitim - Taarruz Uçağı Projesi

Tarih: 26 Ekim 1977 Çarşamba. Yer: Ulus'ta, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na ait Ankara Palas Oteli Konferans Salonu.

Geniş konferans salonunda "U" düzeninde iki sıra yerleştirilmiş masalar, ortada geniş bir alan ve o alanın bir ucunda, metal kaide üzerinde bir uçak maketi.

Masalardaki takım elbiseli kitlede gergin bir bekleyiş gözleniyor. Onların karşısındaki basın mensuplarında da merak hakim. Zira saat 11:00'de başlayacağı duyurulan imza töreni bir türlü başlayamıyor. Tatlı ve tuzlu pastalar çoktan tüketilmiş, çaylar soğumuş.

Derken, içeri giren bir başka takım elbiseli yetkili, eline mikrofonu alıyor ve hem basın mensuplarına hem de o salona imzaya çağırılan isimlere, imza töreninin 29 Ekim'e ertelendiğini duyuruyor. Davetlilerin hayreti yüzlerinden okunabiliyor.

Ama o tören hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir.

Türkiye'nin İtalya ile MB339 jet eğitim ve taarruz uçağı ortak üretim projesi bu şekilde son anda iptal ediliyor.

Nedeni ve nasılı için dört yıl öncesine, 1973'e dönmek gerek.

25/03/2015

Türk Phantom'ları

McDonnell Douglas F-4 Phantom II, havacılık tarihinde özel bir yere sahip sayılı uçaklardandır. İlk prototipin ilk uçuşunun üzerinden 50 yıldan fazla zaman geçen Phantom’un Türkiye’deki hikayesinin sonuna yaklaşılmış bulunuyor.

Türkiye’ye, 1952 yılında NATO’ya katılmasından kısa süre sonra ABD’den çok miktarda askeri teçhizat, araç ve gereç yardımı yapılmaya başladı. Bu askeri yardımlar ile Türk Hava Kuvvetleri, hızlı ve geniş kapsamlı bir modernizasyon sürecine girdi. Sonuçta kısa süre içinde kuvvet, neredeyse tamamen ABD kaynaklı eğitim ve taktikler üzerine, yine Amerikan yapımı uçak ve teçhizatla donatılmış şekilde yapılandırıldı.

Bu dönemde, 1950’li ve 1960’lı yıllarda başta ABD olmak üzere NATO müttefiklerinden yardım ile büyük miktarlarda Republic F-84F Thunderstreak ve North American F-100 Super Sabre uçakları alındı. Ancak 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasından kısa süre sonra patlak veren kriz ve Yunanistan’la bozulan ilişkiler, 1970’li yılların başından itibaren yeni bir çok rollü savaş uçağı ihtiyacını gündeme getirdi.


29/09/2014

Türkiye'nin Gerçekleşmeyen F-14 Tomcat Alımının Hikayesi

Benim gibi pek çok askeri havacılık meraklısının bu sevdaya düşmesinde, Top Gun filminin ve bu filmin esas başrolünde oynayan F-14 Tomcat savaş jetlerinin payı büyüktür. Grumman şirketi üretimi olan bu karizmatik savaş uçakları, büyük gövdeleri, açısı değişebilen kanatları, çift kuyruk dikmeleri ve hizmet verdikleri ABD Donanması'nın gösterişli filo amblemleri ile pek çok gencin odalarının duvarlarını, defter kaplarını ve hayallerini süsledi.

F-14 Tomcat'in, ABD haricindeki tek kullanıcısı İran. Bu ülke, uçakları Şah döneminde satın almıştı. Devrimden sonra Batı ile ilişkileri kopmasına ve ambargo altında olmasına rağmen halen kullanmaya devam ediyor.


Ancak belki de, F-14'lerin ABD dışındaki tek kullanıcısı Türkiye olacaktı. Satır aralarında, perde arkasında kalmış bir girişim sonuçlanmış olsaydı eğer...

17/09/2013

Levant'ta Kriz: Türk Jetleri, Suriye Helikopterini Düşürdü

16 Eylül 1430 sularında Doğan Haber Ajansı, "Hatay'ın Yayladağı İlçesi'nde Suriye sınırına 400 metre uzaklıkta, Suriye topraklarında savaş uçağı düştüğü ihbarı üzerine bölgeye ekipler sevk ediliyor" şeklinde bir haber geçti. Haber zaten bir süredir kimyasal silah krizi ve uluslararası müdahale tartışmaları nedeniyle yüksek olan tansiyonun daha da artmasına neden oldu. 2012 Haziran ayında Suriye'nin Türk Hava Kuvvetleri'ne ait bir RF-4ETM keşif uçağını düşürmüş olması akıllara geldi hemen.

Kısa süre sonra haber değiştirildi ve bir Suriye helikopterinin, sınırın Suriye tarafında 400m öteye düştüğü bilgisi verildi. Bu bilgi tansiyonun kısmen düşmesini sağladı.

Derken akşam 1845 sularında Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'ın açıklaması, tam anlamıyla gündeme bomba gibi düştü: Arınç, "Suriye’ye ait bir Mi-17 helikopteri bugün Hatay Güveçli bölgesinde 2 km hava sahası ihlalde bulunmuştur. Tüm uyarılara rağmen ihlalin devam etmesi nedeniyle söz konusu helikopter Malatya’dan havalanan hava kuvvetlerimize ait jetlerimizle füze ile vurularak düşürülmüştür" şeklinde konuştu. Kısa süre sonra da Genelkurmay Başkanlığı, radar iz kayıtlarını içeren bir harita ile birlikte bir basın açıklaması yayınladı.

Olay özellikle Türk kamuoyunda birden "savaşa mı girildiği" endişesine sebep oldu. Kadrolu tele-stratejistler ekranlarda komutancılık oynamaya başladılar. Geçtiğimiz sene yaşanan RF-4 krizinde aşina olduğumuz isimler, aynı şekilde saçmalamaya devam ettiler.

16 Eylül günü yaşanan olay önemli, ancak ne komplo teorilerine ne de savaş borularına mahal verecek bir içeriğe sahip. Olayın bileşenleri tek tek dikkatlice incelendiğinde bu manzara açığa çıkıyor zaten. Şöyle ki:

28/06/2013

TFX Projesi: Ne? Ne İçin? Nasıl? - 2


7 – 10 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen IDEF uluslararası savunma sanayii fuarında TAI, milli muharebe uçağı geliştirme projesi kapsamında üzerinde çalışılan üç ayrı tasarım seçeneğini ilk kez kamuoyu ile paylaştı.


Kavramsal tasarım sözleşmesi için TAI ile sözleşme görüşmelerine başlanması için Savunma Sanayii İcra Komitesi’nin (SSİK) 15.12.2010 tarihli toplantısında karar alınmıştı. TAI ile USD20 milyon bütçeli kavramsal tasarım projesi sözleşmesi 23.08.2011 tarihinde imzalanmıştı.

Proje kamuoyuna duyurulduktan kısa süre sonra görüş ve izlenimlerimi “TFXProjesi – Ne? Ne İçin? Nasıl?” başlıklı yazı ile paylaşmıştım. Üzerinden yaklaşık 2.5 yıl geçen bu yazıyı, IDEF’te sergilenen kavramsal tasarımların da yardımıyla güncellemek istedim.

Öncelikle mevcut durumun resmini çekmekle işe başlayayım. Önceki yazıdan bu yana bu resmin içeriği de değişti. Sonra resmi nasıl yorumladığımı aktaracağım.

13/06/2013

Türk Hava Kuvvetleri’nde F-100 Super Sabre, Bölüm - 2

Havacılık araştırmacısı Levent Başara, ilki 2011'de yayımlanan "Türk Hava Kuvvetleri'nde F-100 Super Sabre" adlı çalışmasının ikinci cildini Hobbytime Yayıncılık ile çıkardı.

Türkçe ve İngilizce hazırlanan kitap, 76 sayfadan oluşuyor. Başta Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı arşivi olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışındaki kaynaklardan sağlanan görsellerle içeriği zenginleştirilen kitapta, birçoğu daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış yaklaşık 230 fotoğraf bulunuyor. F-100 Super Sabre'nin 30 yıllık tarihine ışık tutan serinin son kitabı, tüm havacılık meraklıları ve özellikle modelciler için önemli bir başucu kitabı niteliğinde.

Türk Hava Kuvvetleri tarihine ilgi duyan tüm araştırmacılara şiddetle tavsiye ederim. Hava kuvvetlerimizin tarihine ilişkin kaliteli, doyurucu ve özenli çalışmalar ne yazık ki bir elin parmak sayısına henüz ulaşabilmiş değil. Başara'nın kitabı bu açıdan çok değerli ve önemli.

Çalışmanın bu cildinin konu başlıkları:
  • F-100'ler Kıbrıs Üzerinde
  • Kıbrıs Barış Harekâtı’nda F-100'ler
  • Danimarka F-100'leri
  • F-100’lerle Harbe Hazırlık Eğitimi
  • F-100’lerin Envanterden Çıkışı
  • ABD’ye Geri Dönüş
  • Son Durak Hurdalık
  • Geriye Kalanlar
  • Çeşitli F-100 Fotoğrafları
  • Kuyruk Numaraları
  • Şehitler Listesi

12/07/2012

RF-4E Olayı: Sorunu Bileşenlerine Ayırmak

2011 İzmir Hava Gösterileri sırasında sergilenen
bir RF-4ETM. Uçağın kanat altlarında hassas güdümlü
bombalar bulunuyor. Kanat üzerindeki AN/ALQ-178 RWR
sisteminin alıcısına dikkat. Bu alıcı, Genelkurmay
tarafından yayınlanan bir fotografta
görülüyor.
(Fotograf: Arda Mevlütoğlu)
Türk Hava Kuvvetleri'ne ait bir RF-4ETM keşif uçağının 22 Haziran günü Doğu Akdeniz'de düşmesi ile patlak veren ve Türkiye ile Suriye arasında iyice artan bir gerginliğe neden olan kriz, Genelkurmay Başkanlığı'nın 11 Temmuz tarihli açıklaması ile iyice içinden çıkılmaz bir Arapsaçına dönüşmüş durumda.

Konu ile ilgili olarak sıcağı sıcağına ilk izlenim ve tahminlerimi, 23 Haziran günü "Doğu Akdeniz'de Yeni Kriz: Suriye Türk Jetini Düşürdü" başlıklı yazım ile paylaşmış, ancak bazı gelişmeler ve olayın seyrinin değişmesi neticesinde başlığı "Doğu Akdeniz'de Yeni Kriz: Suriye Türk Jetini Düşürdüğünü İddia Etti" şeklinde değiştirmiştim.

Bunu yapmamın nedenine değineceğim. Ancak öncelikle derin bir nefes almalı, daha en başından beri yapılmış olması gerekeni yapmalıyım: Problemi bileşenlerine ayırmak gerek.

23/06/2012

Doğu Akdeniz'de Yeni Kriz: Suriye Türk Jetini Düşürdüğünü İddia Etti

Güncelleme: Radikal gazetesinde Deniz Zeyrek imzasıyla 10 Temmuz günü yayınlanan haber, konuyla ilgili kuşkuları dile getirmiş durumda. Uçağın vurulmamış olma ihtimali gün geçtikçe güçleniyor. Bu nedenle yazının başlığını, içeriğine dokunmadan değiştirme ihtiyacı hissettim.A. M (10.07.2012)


Dün (22 Haziran) foto keşif uçuş görevi için saat 1030'da Malatya Erhaç 7. Ana Jet Üssü'nden kalkan, 173'ncü Filo'ya bağlı bir RF-4ETM ile, saat 1158'de, Hatay'ın güneybatısında, deniz üzerinde iken iletişim kesildi.

Doğu Akdeniz'deki durum ve Suriye ile gerginleşen ilişkiler, olayı bir anda hızla büyüme ve kontrolden çıkma riskine sahip bir kriz haline getirdi. Uçağın nasıl ve nerede düşmüş olduğuna ve pilotların durumuna dair çok uzun bir süre hiç bir resmî kanaldan bir açıklama gelmedi.

Ne var ki, gece saatlerine doğru, Türk hükümetinin ve Suriye askeri sözcüsünün açıklamaları, olayın seyrini değiştirdi. Suriye tarafı, uçağın çok alçaktan ve yüksek süratle uçtuğunu, Suriye hava sahasını ihlal etmesini müteakip sahile 1km kala uçaksavar topçusu ile vurulduğunu ve Lazkiye açıklarında sahilden yaklaşık 8mil uzakta denize düştüğünü açıkladı. Pilotların akıbeti ile hala belirsizliğini korumakta. Son 24 saat içinde pilotların kayıp olduğu, sağ salim kurtarıldıkları ve Suriye'nin elinde rehin oldukları da dahil çok fazla çelişkili haber geçildi. Türk ve Suriye unsurlarının müşterek bir arama kurtarma (A/K) harekâtı icra edildiği bilgisi de mevcut. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın açıklamasına göre Türk Deniz Kuvvetleri'nin dört adet hücumbotu, bölgede A/K helikopterleri ile birlikte görev yapıyor.

Konu hem askeri / teknik, hem hukuki hem de siyasi yönleri ile oldukça karışık ve ne yazık ki devletimizin bilgi akışındaki ataleti ve zaafiyeti nedeniyle spekülasyona son derece açık. Spekülasyon ve günah alma mayınları ile dolu bir tarlada adım atmaya çalışarak edindiğim ilk izlenim ve değerlendirmelerim şu şekilde:

05/06/2012

Türkiye TX / FX Projesinde Ortağını Seçti: İsveç

TX / FX projesinde ciddi bir karar eşiği çoktan geçilmiş de haberimiz yokmuş...

ABD merkezli modelleme ve simülasyon şirketi Ternion'un, internet sitesinde 2 Şubat günü yayınlanan kısa bir bilgi notuna göre, TAI, TX / FX projesinin kavramsal tasarım çalışmalarında kullanmak üzere bu firmanın FLAMES isimli simülasyon yazılımını satın almış. Aynı firmanın 29 Mart tarihli bilgi notuna göre ise, TAI, söz konusu yazılım için kendi tesislerinde eğitim hizmeti almış.

Ternion firması, TAI'nin projede tasarım çalışmalarını Saab ile birlikte yürüttüğü bilgisini eklemiş. Nitekim firmanın web sitesi incelendiğinde Saab firmasının da tecrübeli bir FLAMES kullanıcısı olduğu görülüyor.

Dolayısıyla, TX / FX projesindeki yabancı teknoloji sağlayıcısı ortağın kim olduğu sorusu yanıtını bulmuş görünüyor: İsveç (Saab).

Bu ayrıca, Türkiye'nin TX / FX için Güney Kore ile bir ortaklığa gitmeyeceği anlamına da geliyor.