Güncelleme: Radikal gazetesinde Deniz Zeyrek imzasıyla 10 Temmuz günü yayınlanan haber, konuyla ilgili kuşkuları dile getirmiş durumda. Uçağın vurulmamış olma ihtimali gün geçtikçe güçleniyor. Bu nedenle yazının başlığını, içeriğine dokunmadan değiştirme ihtiyacı hissettim.A. M (10.07.2012)
Dün (22 Haziran) foto keşif uçuş görevi için saat 1030'da Malatya Erhaç 7. Ana Jet Üssü'nden kalkan, 173'ncü Filo'ya bağlı bir RF-4ETM ile, saat 1158'de, Hatay'ın güneybatısında, deniz üzerinde iken iletişim kesildi.
Doğu Akdeniz'deki durum ve Suriye ile gerginleşen ilişkiler, olayı bir anda hızla büyüme ve kontrolden çıkma riskine sahip bir kriz haline getirdi. Uçağın nasıl ve nerede düşmüş olduğuna ve pilotların durumuna dair çok uzun bir süre hiç bir resmî kanaldan bir açıklama gelmedi.
Ne var ki, gece saatlerine doğru, Türk hükümetinin ve Suriye askeri sözcüsünün açıklamaları, olayın seyrini değiştirdi. Suriye tarafı, uçağın çok alçaktan ve yüksek süratle uçtuğunu, Suriye hava sahasını ihlal etmesini müteakip sahile 1km kala uçaksavar topçusu ile vurulduğunu ve Lazkiye açıklarında sahilden yaklaşık 8mil uzakta denize düştüğünü açıkladı. Pilotların akıbeti ile hala belirsizliğini korumakta. Son 24 saat içinde pilotların kayıp olduğu, sağ salim kurtarıldıkları ve Suriye'nin elinde rehin oldukları da dahil çok fazla çelişkili haber geçildi. Türk ve Suriye unsurlarının müşterek bir arama kurtarma (A/K) harekâtı icra edildiği bilgisi de mevcut. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın açıklamasına göre Türk Deniz Kuvvetleri'nin dört adet hücumbotu, bölgede A/K helikopterleri ile birlikte görev yapıyor.
Konu hem askeri / teknik, hem hukuki hem de siyasi yönleri ile oldukça karışık ve ne yazık ki devletimizin bilgi akışındaki ataleti ve zaafiyeti nedeniyle spekülasyona son derece açık. Spekülasyon ve günah alma mayınları ile dolu bir tarlada adım atmaya çalışarak edindiğim ilk izlenim ve değerlendirmelerim şu şekilde:
Dün (22 Haziran) foto keşif uçuş görevi için saat 1030'da Malatya Erhaç 7. Ana Jet Üssü'nden kalkan, 173'ncü Filo'ya bağlı bir RF-4ETM ile, saat 1158'de, Hatay'ın güneybatısında, deniz üzerinde iken iletişim kesildi.
Doğu Akdeniz'deki durum ve Suriye ile gerginleşen ilişkiler, olayı bir anda hızla büyüme ve kontrolden çıkma riskine sahip bir kriz haline getirdi. Uçağın nasıl ve nerede düşmüş olduğuna ve pilotların durumuna dair çok uzun bir süre hiç bir resmî kanaldan bir açıklama gelmedi.
Ne var ki, gece saatlerine doğru, Türk hükümetinin ve Suriye askeri sözcüsünün açıklamaları, olayın seyrini değiştirdi. Suriye tarafı, uçağın çok alçaktan ve yüksek süratle uçtuğunu, Suriye hava sahasını ihlal etmesini müteakip sahile 1km kala uçaksavar topçusu ile vurulduğunu ve Lazkiye açıklarında sahilden yaklaşık 8mil uzakta denize düştüğünü açıkladı. Pilotların akıbeti ile hala belirsizliğini korumakta. Son 24 saat içinde pilotların kayıp olduğu, sağ salim kurtarıldıkları ve Suriye'nin elinde rehin oldukları da dahil çok fazla çelişkili haber geçildi. Türk ve Suriye unsurlarının müşterek bir arama kurtarma (A/K) harekâtı icra edildiği bilgisi de mevcut. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın açıklamasına göre Türk Deniz Kuvvetleri'nin dört adet hücumbotu, bölgede A/K helikopterleri ile birlikte görev yapıyor.
Konu hem askeri / teknik, hem hukuki hem de siyasi yönleri ile oldukça karışık ve ne yazık ki devletimizin bilgi akışındaki ataleti ve zaafiyeti nedeniyle spekülasyona son derece açık. Spekülasyon ve günah alma mayınları ile dolu bir tarlada adım atmaya çalışarak edindiğim ilk izlenim ve değerlendirmelerim şu şekilde:

































