MİT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MİT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

08/06/2012

MİT'ten Bir İlk: Politika Yapımı için İstihbarat Analizi Konferansı

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), tarihinde ilk kez dış dünyaya açık, uluslararası bir konferans düzenledi.

Teşkilat bünyesinde 2010 yılında kurulan İstihbarat Araştırmaları Merkezi” (İSAMER) tarafından 4-5 Haziran 2012 tarihleri arasında düzenlenen "İstihbarattan Karar Almaya: Politika Yapımı için İstihbarat Analizi" başlıklı konferansa yerli ve yabancı akademisyenler ile bürokratlar katıldı.

Konferans, MİT'in geçirmekte olduğu dönüşüm ve evrim açısından bir dönüm noktasını teşkil ediyor.

Konferans ile ilgili MİT resmî sitesindeki duyuru: http://www.mit.gov.tr/icinta.html

Etkinlik ile ilgili Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi ORSAM'da yayınlanan haber ve değerlendirmelere aşağıdaki bağlantılardan erişilebilir:




MİT’in Düzenlediği Uluslararası Analiz Konferansı’ndan İzlenimler, Oytun Orhan, ORSAM Ortadoğu Uzmanı, 08.06.2012


MİT Tarihinde İlk Defa Açık Konferans Düzenledi, Hasan Kanbolat, ORSAM Başkanı, 07.06.2012

19/08/2010

İnsan İstihbaratı - MİT'in Twitter Uyarısı

Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinin istihbarat ve istihbarata karşı koyma alanında yaratabilecekleri tehlikelere dikkat çeken Robin Sage Deneyi'ni ve konuyla ilgili düşüncelerimi bir süre önce paylaşmıştım.

Habertürk gazetesinin 19 Ağustos tarihli sayısında, konuyla ilgili Türkiye'den ilginç bir haber yer alıyor. 

Habere göre, Milli İstihbarat Teşkilatı, kamu kurum ve kuruluşlarına bir bilgi notu göndererek, Twitter paylaşım sitesinin teşkil edebileceği risklere dikkat çekmiş. Haberde aktarıldığına göre bilgi notunda Twitter'ın özellikle, güncel olaylarda kamuoyu tepkisini maniple edebilme avantajı verdiği, bunun da "karşı unsurlar" tarafından devlet ve kamu aleyhine kullanılabileceğine dikkat çekilmiş.

19/04/2010

Hakan Fidan: MİT'in Müstakbel Yeni Müsteşarı

Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) halihazırdaki müsteşarı Emre Taner'in görev süresi Mayıs ayında yaş haddinden doluyor. Kendisinin görevi zaten 4 kez uzatılmıştı.

Taner'in yerine atanması beklenen yeni müsteşar olarak, 42 yaşındaki Dr. Hakan Fidan öne çıkmış bulunuyor. Müsteşar Yardımcığı görevine atanan Hakan Fidan, eğer Taner'in selefi olarak MİT'in başına geçerse bu göreve getirilen en genç bürokratlardan biri olmasının yanı sıra, Sönmez Köksal'dan sonra teşkilat dışından atanan ikinci isim olacak.

Fidan'ın kariyeri incelendiğinde iki husus özellikle dikkat çekiyor: İstikrarlı bir yükseliş ve uluslararası görev tecrübesi.

23/06/2006

İsimsizlik...

Emin Çölaşan'ın Sabah Ketene ile ilgili "Kahraman" başlıklı yazısı epey gürültü kopardı... Evinin önünde öldürülen Ketene'nin istihbarat teşkilatımız adına PKK'ya karşı operasyonlarda aktif rol aldığını yazan Çölaşan, bazı operasyonları hakkında bilgiler veriyordu.

İyi ama bunlar konuşulmaz, bilinmez, duyulmaz.. Hiçbirimiz gündelik hayatta "oh bugün de evimin önünde bomba patlamadı, şükürler olsun MİT çok güzel çalışıyor" diyor muyuz? Ancak belki de gerçekten bugün evimizin önünde bir bomba patlayacaktı ve MİT tüm imkanlarını seferber ederek bunu önledi. Ve bunun için mensupları kimbilir ne belalara bulaştı. "Intelligence Services for Dummies" diye bir kitap varsa eminim ki şantaj, rüşvet, suikast vesaire bir sürü "bel altı" hareketin tarifi de vardır. Hep aklıma gelen bir örnektir, "Syriana" filminden... Koskoca bir ülke bekasını korumak, kendi şirketlerinin çıkarını korumak için yıllarca yetiştirdiği istihbaratçısını harcıyor, düzinelerce insanı bir anda buhar edebiliyor, milyarlarca dolar rüşvet dağıtabiliyor. Sıradan vatandaş kimliğinde ve hele tatlı su naifliğinde asla anlaşılamayacak bir şey bu.

29/05/2006

PKK'nın Silah Depolarını Bulan Gizemli Uçak


Savaş Muhabiri Vedat Yenerer'in "Ateş Ortasında" (Ümit Yayıncılık - 2001) isimli kitabını incelerken, 210. sayfada çok ilginç bir bilgiyle karşılaştım. Bu sayfada, PKK ile mücadelenin en ateşli olduğu dönemde yeraltı madenlerini belirlemekte kullanılan Rus-İsrail ortak yapımı bir uçağın Türkiye'ye test uçuşu için davet edildiği, uçağın içinde MOSSAD ve KGB ajanlarının bir arada çalıştığı, uçuşta Türk kurmaylarının da bulunduğu yazıyordu. Yenerer'in ifadesine göre "Tupolev'den biraz daha küçük olan" bu uçağın rotası Güneydoğu Anadolu üzerinden geçiyordu ve uçak söz konusu bölgeye gelince göstergeler bazı yerlerde yeraltında metal bulunduğuna dair sinyaller vermeye başlamıştı. Koordinatları işaretlenen bu yerler araştırılınca PKK'nın yeraltı silah depoları ortaya çıkarılmıştı, zaten asıl amaç da buydu. Daha sonra da (güya) uçağın "fazla pahalı olduğu" gerekçesiyle alımından vaz geçilmişti.