28/03/2018
28/02/2018
Javelin Olayı
ABD Savunma Bakanlığı, web sitesi aracılığı ile savunma firmaları ile imzalanan ve gizlilik derecesi taşımayan sözleşmelere ilişkin ayrıntıları düzenli olarak paylaşır. 22 Şubat günü yayımlanan basın açıklamasındaki sözleşmelerden biri ise, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Bu alıma konu olan sistem ve alımın zamanlaması, bir dizi doğrudan ve dolaylı etkiler sahip.
Ne gibi etkiler bunlar? Yanıtlamaya çalışmadan önce yapılan açıklamayı ve satışı yapılan sistemi incelemekte fayda var.
Ne gibi etkiler bunlar? Yanıtlamaya çalışmadan önce yapılan açıklamayı ve satışı yapılan sistemi incelemekte fayda var.
20/02/2018
Hesap Hataları
Murat Yetkin’in yazdığı “Meraklısı için Entrikalar Kitabı”, istihbarat konularına ilgi duyanların, casus hikayelerine meraklı olanların bir oturuşta okuyup bitirebilecekleri, akıcı bir dille yazılmış bir kitap. Yakın tarihteki pek çok önemli siyasi olayın perde arkasındaki operasyonlara, plan ve kurgulara dair hızlı bir tur vaat ediyor okuyana. Özellikle Türkiye’nin yakın tarihindeki bazı önemli olay ve kişilerle ilgili kısımlar, siyasi tarihimize farklı bir bakış açısı sunuyor.[1]
Ancak bu kitapta benim en çok ilgimi çeken, stratejik istihbarat ve “hesap hataları” ile ilgili verdiği kısa ama önemli ipucu idi. Soğuk Savaş’ın son döneminde ABD’nin Sovyetler Birliği’nin gerçek güç ve kapasitesine ilişkin değerlendirmeleri ve bu değerlendirmeler üzerine inşa ettiği stratejilerin sonuçlarına kısaca değinilmişti. Burada değinilen hesap hataları, konunun özü itibariyle oldukça karmaşık teknik, politik ve bürokratik bir konu. Özünde organizasyonel psikolojiye bile dokunan bir kördüğüm.
19/02/2018
Savunma ve Havacılık: Bir Devrin Sonu
Benim için çok zor bir yazı bu. Defalarca başlayıp silip yeniden yazdım. Yitip giden bir dostun ardından ne söylenir? Birlikte geçirilen güzel zamanlardan bahsetmek en güzeli herhalde: İlk tanışma anı olabilir; dostun bıraktığı izden, kattıklarından, yaptığı iyiliklerden..
Savunma ve Havacılık dergisinin yayın hayatı sona erdi.
Savunma ve Havacılık dergisinin yayın hayatı sona erdi.
07/02/2018
25/01/2018
24/01/2018
Zeytin Dalı Harekâtı - 23.01.2018
Fasılalarla devam eden topçu ateşi ile girilen harekâtın dördüncü gününde, Barşah Dağı'ndaki çatışmalar devam etti. Dağın çeşitli kesimlerinden ÖSO'nun geri çekildiğine dair haberler geldi. Obüs ve tank atışları gün boyunca devam etti; basında yer alan haberlere göre tanklar zırh delici mermilerle ÖSO mevzilerini hedeflediler.
Gün içinde önce Üsteğmen Oğuz Kaan Usta'nın, ardından da Uzman Çavuş Mehmet Muratdağı'nın şehadet haberleri geldi. Böylelikle harekâtta TSK'nın verdiği şehit sayısı üçe yükseldi.
Gün içinde önce Üsteğmen Oğuz Kaan Usta'nın, ardından da Uzman Çavuş Mehmet Muratdağı'nın şehadet haberleri geldi. Böylelikle harekâtta TSK'nın verdiği şehit sayısı üçe yükseldi.
23/01/2018
22/01/2018
Zeytin Dalı Harekâtı - 21.01.2018
Harekâtın ikinci gününde Kara Kuvvetleri'ne ait birlikler sınırı geçerek Afrin'e doğru ilerlemeye başladı.
Yerel saatle 1100 sularında Kara Kuvvetleri'ne ait birlikler, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) unsurları ile birlikte Kilis'in Gülbaba köyünden sınırı geçerek 5km kadar ilerlediler.
Genelkurmay Başkanlığı'ndan 1120'de yapılan basın açıklamasında o zamana kadar toplam 153 hedefin ateş altına alındığı bildirildi.
Yerel saatle 1100 sularında Kara Kuvvetleri'ne ait birlikler, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) unsurları ile birlikte Kilis'in Gülbaba köyünden sınırı geçerek 5km kadar ilerlediler.
Genelkurmay Başkanlığı'ndan 1120'de yapılan basın açıklamasında o zamana kadar toplam 153 hedefin ateş altına alındığı bildirildi.
21/01/2018
Zeytin Dalı Harekâtı - 20.01.2018
Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyindeki Afrin bölgesine yönelik bir süredir hazırlıklarını devam ettirdiği askeri harekât 20 Ocak günü resmen başladı.
Harekâtın öncelikli hedefi, Suriye İç Savaşı sırasında ülkenin kuzeyinde güç kazanan, PKK terör örgütünün Suriye kolu PYD'nin Afrin bölgesinden temizlenmesi. Afrin, Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye sınırı boyunca "Kürt koridoru" olarak bilinen yapının kurulması açısından stratejik öneme sahip bölgelerden biri. Türkiye, bu koridora ve aynı zamanda bölgedeki IŞİD unsurlarına karşı 2016 Ağustos ayında Fırat Kalkanı Harekâtı'nı başlatmış, Azez - Cerablus hattında 2 bin kilometrekarelik bir cep oluşturmuştu.
Harekât, sınırdaki obüs, çok namlulu roketatar sistemleri ve hava kuvvetlerinin yoğun bombardımanı ile başladı. Topçu ateşleri ve jetlerin bombardımanları, televizyon kanalları tarafından naklen yayımlandı.
Harekâtın başladığı, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 1735'te yayımlanan bir basın açıklaması ile duyuruldu.
Harekâtın öncelikli hedefi, Suriye İç Savaşı sırasında ülkenin kuzeyinde güç kazanan, PKK terör örgütünün Suriye kolu PYD'nin Afrin bölgesinden temizlenmesi. Afrin, Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye sınırı boyunca "Kürt koridoru" olarak bilinen yapının kurulması açısından stratejik öneme sahip bölgelerden biri. Türkiye, bu koridora ve aynı zamanda bölgedeki IŞİD unsurlarına karşı 2016 Ağustos ayında Fırat Kalkanı Harekâtı'nı başlatmış, Azez - Cerablus hattında 2 bin kilometrekarelik bir cep oluşturmuştu.
Harekât, sınırdaki obüs, çok namlulu roketatar sistemleri ve hava kuvvetlerinin yoğun bombardımanı ile başladı. Topçu ateşleri ve jetlerin bombardımanları, televizyon kanalları tarafından naklen yayımlandı.
Harekâtın başladığı, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 1735'te yayımlanan bir basın açıklaması ile duyuruldu.
17/01/2018
30/12/2017
Başlıksız
![]() |
| Eser: The Rock Peter Blume |
"Anı biriktirmek" güzel bir ifade. "Hayal biriktirmek" de. "Eser biriktirmek" de. Genel olarak biriktirmek güzel, değerli.
Çünkü biriktirmek aşamalı bir eylem. Yalnızca toplamayı içermiyor. Topladıktan sonra tasniflemeyi, muhafaza etmeyi de öğütlüyor. Anıları da, hisleri de, eserleri de toplamalı, tasnif etmeli, titizlikle muhafaza etmeli.
Geçen her saniye, her gün, her yıl, daha fazlasını biriktirmeye vesile, bu açıdan bakılacak olursa.
Siyah Gri Beyaz okuruna nice ve nice biriktirme fırsatları dilerim.
Çünkü biriktirmek aşamalı bir eylem. Yalnızca toplamayı içermiyor. Topladıktan sonra tasniflemeyi, muhafaza etmeyi de öğütlüyor. Anıları da, hisleri de, eserleri de toplamalı, tasnif etmeli, titizlikle muhafaza etmeli.
Geçen her saniye, her gün, her yıl, daha fazlasını biriktirmeye vesile, bu açıdan bakılacak olursa.
Siyah Gri Beyaz okuruna nice ve nice biriktirme fırsatları dilerim.
26/12/2017
Ortadoğu Savunma Pazarı: Alışveriş Listeleri de Faturalar da Kabarık
Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve 18.12.2017 tarihinde "Ortadoğu'da Silahlanma Yarışı Bütçeleri Zorluyor" başlığı ile yayımlanan makalem. Makaleyi kaleme alırken Katar Fransa'ya 12 adet ilave Rafale savaş uçağı (+36 opsiyon ile birlikte) ve 490 adet VBCI zırhlı muharebe aracı siparişi vermişti (Hatırlatması için Emre Altuntaş'a teşekkür ederim)
Katar İngiltere ile 10 Aralık günü 24 adet Typhoon savaş uçağının alımı için yaklaşık $8 milyar tutarında bir anlaşma imzaladı. Bu alım maddi boyutu kadar teknik ve siyasi gerekçeleri ile de dikkat çekici nitelikte. Zira Katar, 2015 Eylül ayında Fransa ile 24 adet Rafale jeti için $7 milyarlık, bu yıl Haziran ayında da ABD ile 36 adet F-15QA için $12 milyarlık sözleşmeler imzalamıştı. Halihazırda yalnızca 12 adet Fransız yapımı Mirage 2000 tipi jete sahip olan Katar, bu üç sipariş ile birlikte toplam 84 uçaktan oluşan modern bir karma filoya sahip olacak. Suudi Arabistan ve BAE öncülüğündeki koalisyon ile yaşanan kriz ile zor bir dönemden geçmekte olan Katar için bu alım aynı zamanda diplomatik bir manevra olarak da önem taşıyor.
Kağıt üstünde 84 uçaklık bu filo, Katar gibi küçük bir ülke için büyük bir kabiliyet artışı gibi görünse de, özellikle idame edilebilirlik ve personel temini açısından ciddi sorunları da içermekte. Benzer sorunlar diğer bölge ülkeleri için de geçerli. Başta Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere Ortadoğu ülkeleri son yıllarda büyük boyutlu silah alımları gerçekleştirmekteler. Bunda Doğu Akdeniz’deki yeni hidrokarbon kaynağı keşifleri, Suriye İç Savaşı, İran’dan algılanan tehdit, Yemen harekâtı gibi çeşitli etkenler rol oynuyor.
Bölge ülkelerinin gerçekleştirdiği bu alımlar, sahip olunan ya da kurulması veya geliştirilmesi istenen stratejik ilişkilerin doğrudan yansımaları şeklinde gelişiyor. Dolayısıyla Ortadoğu’nun, savunma sanayii sektörünün uluslararası ilişkiler boyutunun en belirgin şekilde gözlendiği bölge olduğunu iddia etmek mümkün. Bunda, söz konusu alımlarda idame edilebilirlik, etkin kullanım ya da lojistik gibi hususların çoğunlukla ikinci planda tutulmasının büyük payı var.
Katar İngiltere ile 10 Aralık günü 24 adet Typhoon savaş uçağının alımı için yaklaşık $8 milyar tutarında bir anlaşma imzaladı. Bu alım maddi boyutu kadar teknik ve siyasi gerekçeleri ile de dikkat çekici nitelikte. Zira Katar, 2015 Eylül ayında Fransa ile 24 adet Rafale jeti için $7 milyarlık, bu yıl Haziran ayında da ABD ile 36 adet F-15QA için $12 milyarlık sözleşmeler imzalamıştı. Halihazırda yalnızca 12 adet Fransız yapımı Mirage 2000 tipi jete sahip olan Katar, bu üç sipariş ile birlikte toplam 84 uçaktan oluşan modern bir karma filoya sahip olacak. Suudi Arabistan ve BAE öncülüğündeki koalisyon ile yaşanan kriz ile zor bir dönemden geçmekte olan Katar için bu alım aynı zamanda diplomatik bir manevra olarak da önem taşıyor.
Kağıt üstünde 84 uçaklık bu filo, Katar gibi küçük bir ülke için büyük bir kabiliyet artışı gibi görünse de, özellikle idame edilebilirlik ve personel temini açısından ciddi sorunları da içermekte. Benzer sorunlar diğer bölge ülkeleri için de geçerli. Başta Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere Ortadoğu ülkeleri son yıllarda büyük boyutlu silah alımları gerçekleştirmekteler. Bunda Doğu Akdeniz’deki yeni hidrokarbon kaynağı keşifleri, Suriye İç Savaşı, İran’dan algılanan tehdit, Yemen harekâtı gibi çeşitli etkenler rol oynuyor.
Bölge ülkelerinin gerçekleştirdiği bu alımlar, sahip olunan ya da kurulması veya geliştirilmesi istenen stratejik ilişkilerin doğrudan yansımaları şeklinde gelişiyor. Dolayısıyla Ortadoğu’nun, savunma sanayii sektörünün uluslararası ilişkiler boyutunun en belirgin şekilde gözlendiği bölge olduğunu iddia etmek mümkün. Bunda, söz konusu alımlarda idame edilebilirlik, etkin kullanım ya da lojistik gibi hususların çoğunlukla ikinci planda tutulmasının büyük payı var.
14/12/2017
Yunanistan'ın Silahlanma Hamleleri
![]() |
| F-16V Yunan Hava Kuvvetleri renkleri ile (Kaynak: Lockheed Martin) |
Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve 04.12.2017 tarihinde "Yunanistan'ın Silahlanma Hamleleri" başlığı ile yayımlanan makalem:
Ekim ayından bu yana savunma alanında Yunanistan kaynaklı üç önemli gelişme yaşandı. 17 Ekim günü ABD Dışişleri Bakanlığı, Yunan Hava Kuvvetleri’nin elindeki F-16 savaş uçaklarının modernizasyonu için $2.4 milyarlık bir satışa onay verdi. Kasım ayı başında da Yunan Hava Kuvvetleri, İsrail’de düzenlenen “Blue Flag 2017” (“Mavi Bayrak 2017”) adlı tatbikata katıldı. 6 Kasım günü ise ABD’li Lockheed Martin şirketi, Yunan Deniz Kuvvetleri’ne ait dört adet P-3B Orion deniz karakol ve gözetleme uçağının modernizasyonu için $260 milyonluk bir sözleşme imzaladı.
Bu birbirinden bağımsız gibi görünen üç ayrı olay aslında daha geniş ölçekte Yunanistan’ın içinden geçtiği ağır ekonomik krizden sonra silahlı kuvvetlerini yenileme ve Doğu Akdeniz’in değişen jeopolitik dengelerinde kendisine bir yer açma çabalarının uzantısı olarak ele alınabilir. Ülke, 1996 yılındaki Kardak Krizi’nden hemen sonra geniş kapsamlı bir savunma projesi başlatmış, çok sayıda yeni sistem alımı gerçekleştirmişti. Bu tedarik süreci, ekonomik krizle birlikte 2000’lerin sonunda akamete uğradı. Buna karşın Atina yönetimi, ulusal güvenliğini sağlamak ve Ege ile Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korumak için bölgedeki diğer aktörlerle ilişkilerini geliştirdi. Bir yandan da silahlı kuvvetlerinin harekât ve eğitim faaliyetlerini belli bir seviyede korumaya azami özen gösterdi. Tedarik ve modernizasyon faaliyetlerinde ise yakın zamanda hareketlenme başladı. Öte yandan Ortadoğu’da artan karışıklıklar ile birlikte Avrupa’ya doğru oluşan göç dalgası ile Rusya’nın Doğu Akdeniz’de artan etkinliği, Yunanistan’ın NATO nezdindeki konumunu öne çıkardı. Bunda, Türkiye’nin son dönemde ABD ve bazı Avrupa ülkeleri ile ilişkilerinin gerilmesinin de rol oynadığı iddia edilebilir.
Ekim ayından bu yana savunma alanında Yunanistan kaynaklı üç önemli gelişme yaşandı. 17 Ekim günü ABD Dışişleri Bakanlığı, Yunan Hava Kuvvetleri’nin elindeki F-16 savaş uçaklarının modernizasyonu için $2.4 milyarlık bir satışa onay verdi. Kasım ayı başında da Yunan Hava Kuvvetleri, İsrail’de düzenlenen “Blue Flag 2017” (“Mavi Bayrak 2017”) adlı tatbikata katıldı. 6 Kasım günü ise ABD’li Lockheed Martin şirketi, Yunan Deniz Kuvvetleri’ne ait dört adet P-3B Orion deniz karakol ve gözetleme uçağının modernizasyonu için $260 milyonluk bir sözleşme imzaladı.
Bu birbirinden bağımsız gibi görünen üç ayrı olay aslında daha geniş ölçekte Yunanistan’ın içinden geçtiği ağır ekonomik krizden sonra silahlı kuvvetlerini yenileme ve Doğu Akdeniz’in değişen jeopolitik dengelerinde kendisine bir yer açma çabalarının uzantısı olarak ele alınabilir. Ülke, 1996 yılındaki Kardak Krizi’nden hemen sonra geniş kapsamlı bir savunma projesi başlatmış, çok sayıda yeni sistem alımı gerçekleştirmişti. Bu tedarik süreci, ekonomik krizle birlikte 2000’lerin sonunda akamete uğradı. Buna karşın Atina yönetimi, ulusal güvenliğini sağlamak ve Ege ile Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korumak için bölgedeki diğer aktörlerle ilişkilerini geliştirdi. Bir yandan da silahlı kuvvetlerinin harekât ve eğitim faaliyetlerini belli bir seviyede korumaya azami özen gösterdi. Tedarik ve modernizasyon faaliyetlerinde ise yakın zamanda hareketlenme başladı. Öte yandan Ortadoğu’da artan karışıklıklar ile birlikte Avrupa’ya doğru oluşan göç dalgası ile Rusya’nın Doğu Akdeniz’de artan etkinliği, Yunanistan’ın NATO nezdindeki konumunu öne çıkardı. Bunda, Türkiye’nin son dönemde ABD ve bazı Avrupa ülkeleri ile ilişkilerinin gerilmesinin de rol oynadığı iddia edilebilir.
12/12/2017
Rusya'nın Stratejik Nüfuz Operasyonları
Business Insider sitesinde Jim Edwards imzasıyla 3 Aralık günü "British security services are vastly outgunned by the Russian counterintelligence threat" (İngiliz güvenlik servisleri Rus karşı istihbarat tehdidi karşısında büyük bir zafiyet içinde) başlığı ile bir haber yayımlandı.[1]
Haberde, İngiliz güvenlik ve istihbarat kurumlarının hem personel sayısı hem de altyapı olanakları açısından, Rusya'ya karşı büyük bir zafiyet içinde olduğu kaydediliyor.
08/12/2017
30/11/2017
26/10/2017
Uçağın Gemisi
Kuvvet aktarımı, bir ülkenin askeri, siyasi,
ekonomik, kültürel varlığını sınırları ötesinde bir bölgeye, belirlenmiş bir
hedef doğrultusunda aktarabilme ve bu hedefe varmak için eşgüdümlü şekilde
kullanabilme olarak tanımlanabilir. Bu kabiliyetin belki en önemli bileşeni
deniz kuvvetleri, deniz kuvvetleri açısından da en önde gelen aracı uçak
gemileri kuşkusuz.
Tabi ki kuvvet aktarımı kabiliyetini inşa eden diğer bileşenler de mevcut: Hava ve deniz kargo vasıtaları, denizaltılar, ulaşım ve iletişim sistemleri gibi. Ancak konu askeri bağlamda ele alındığında, uçak gemileri en önemli kuvvet aktarımı araçları olarak öne çıkıyor. Bunda, uçak gemilerinin sağladığı askeri ve teknik imkânların yanında, taşıdıkları siyasi ve psikolojik özgül ağırlıkları da önemli rol oynuyor.
Uçak gemisi aslında çok geniş bir yelpazeye yayılan gemileri tanımlayan bir terim. Çok kabaca "üzerinden uçakların iniş - kalkış yapabildiği gemi" şeklinde nitelendirilebilir. Bu tanım, ABD Deniz Kuvvetleri'nde bulunan nükleer tahrikli, 90 - 100 bin ton deplasmana sahip gemileri de, 25 - 30 bin tonluk uçak taşıyabilen çıkarma gemilerini de kapsayabiliyor. Teknik olarak çok yanlış bir ifade de olmuyor belki. Ancak bu gemilerin siyasi ve psikolojik önemleri devreye girince tanımlar, terimler önemlerini de etkilerini de kaybedebiliyor.
Uçak gemisi ihtiyacını, harekât konseptini, askeri, siyasi ve psikolojik etkisini kapsamlı bir şekilde tanımlayabilmek kolay değil, konunun girift niteliğinden dolayı. Meseleyi çok farklı yönlerden ele almak mümkün.
“Uçak” tarafından başlayalım.
Tabi ki kuvvet aktarımı kabiliyetini inşa eden diğer bileşenler de mevcut: Hava ve deniz kargo vasıtaları, denizaltılar, ulaşım ve iletişim sistemleri gibi. Ancak konu askeri bağlamda ele alındığında, uçak gemileri en önemli kuvvet aktarımı araçları olarak öne çıkıyor. Bunda, uçak gemilerinin sağladığı askeri ve teknik imkânların yanında, taşıdıkları siyasi ve psikolojik özgül ağırlıkları da önemli rol oynuyor.
Uçak gemisi aslında çok geniş bir yelpazeye yayılan gemileri tanımlayan bir terim. Çok kabaca "üzerinden uçakların iniş - kalkış yapabildiği gemi" şeklinde nitelendirilebilir. Bu tanım, ABD Deniz Kuvvetleri'nde bulunan nükleer tahrikli, 90 - 100 bin ton deplasmana sahip gemileri de, 25 - 30 bin tonluk uçak taşıyabilen çıkarma gemilerini de kapsayabiliyor. Teknik olarak çok yanlış bir ifade de olmuyor belki. Ancak bu gemilerin siyasi ve psikolojik önemleri devreye girince tanımlar, terimler önemlerini de etkilerini de kaybedebiliyor.
Uçak gemisi ihtiyacını, harekât konseptini, askeri, siyasi ve psikolojik etkisini kapsamlı bir şekilde tanımlayabilmek kolay değil, konunun girift niteliğinden dolayı. Meseleyi çok farklı yönlerden ele almak mümkün.
“Uçak” tarafından başlayalım.
24/10/2017
27/09/2017
Hava ve Füze Savunması: Basit Bir Simülasyon
Hava savunması oldukça karmaşık ve teknik boyutu derin bir kavram. Bunun nedeni hem hava savunmasına konu tehditlerin (seyir füzeleri, uçaklar, balistik füzeler vb) hem de bunları algılayacak ve önleyecek sistemlerin farklı niteliklere sahip olması. Kamuoyu bu olgu ile yakın zamanda epey hemhal olmuş durumda.
Bu konuya farklı bir açıdan bakış getirebilmek için oldukça basit bir deney yaptım. Bilgisayar ortamında bir simülasyon ile yaptığım bu deney, hava savunmasına dair çok temel bazı kaideleri bir kez daha hatırlattı.
Bu deneyde, bir seyir füzesi saldırısını simüle ettim. Bu füzeyi erken tespit edebilmek için en uygun hava savunma erken ihbar radar ağını kurmaya çalıştım.
Senaryonun ve çıktılarının ayrıntılarına girmeden önce seyir füzelerine kısaca değinmekte fayda var.
Bu konuya farklı bir açıdan bakış getirebilmek için oldukça basit bir deney yaptım. Bilgisayar ortamında bir simülasyon ile yaptığım bu deney, hava savunmasına dair çok temel bazı kaideleri bir kez daha hatırlattı.
Bu deneyde, bir seyir füzesi saldırısını simüle ettim. Bu füzeyi erken tespit edebilmek için en uygun hava savunma erken ihbar radar ağını kurmaya çalıştım.
Senaryonun ve çıktılarının ayrıntılarına girmeden önce seyir füzelerine kısaca değinmekte fayda var.
22/09/2017
DSEI 2017 İzlenimleri
DSEI 2017 fuarı, 12 - 15 Eylül tarihleri arasında Londra'daki ExCeL fuar merkezinde gerçekleştirildi.
DSEI, iki yılda bir düzenlenen ve daha ziyade kara ve deniz sistemlerine odaklanan bir fuar. Hava sistemlerine yönelik olarak ürün ve çözümler, Farnborough Hava Şovu'nda sergileniyor.
Fuarda ev sahibi İngiltere’nin gündemindeki proje ve ihtiyaçlar yanında, özellikle Irak, Suriye ve Afganistan’daki çatışmalar ile gündeme gelen sistem ve çözümlerin inceleme fırsatı vardı. Ayrıca son dönemde artan Rusya tehdidi karşısında savunma bütçelerini artıran ve çok sayıda tedarik ve modernizasyon projesi başlatan Doğu Avrupa ülkelerinin gündemlerini de incelemek mümkündü.
Fuarda çektiğim fotograflara buradan ulaşabilirsiniz.
DSEI, iki yılda bir düzenlenen ve daha ziyade kara ve deniz sistemlerine odaklanan bir fuar. Hava sistemlerine yönelik olarak ürün ve çözümler, Farnborough Hava Şovu'nda sergileniyor.
Fuarda ev sahibi İngiltere’nin gündemindeki proje ve ihtiyaçlar yanında, özellikle Irak, Suriye ve Afganistan’daki çatışmalar ile gündeme gelen sistem ve çözümlerin inceleme fırsatı vardı. Ayrıca son dönemde artan Rusya tehdidi karşısında savunma bütçelerini artıran ve çok sayıda tedarik ve modernizasyon projesi başlatan Doğu Avrupa ülkelerinin gündemlerini de incelemek mümkündü.
Fuarda çektiğim fotograflara buradan ulaşabilirsiniz.
08/09/2017
22/08/2017
Kore Yarımadası’nda Kriz ve Bazı Değerlendirmeler
Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve 21.08.2017 tarihinde "Kore Yarımadası'nda 'zafer'in bedeli ağır olacak" başlığı ile yayımlanan makalem:
Kuzey Kore ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında bir süredir devam eden ve özellikle son bir ayda tırmanan gerilim, dünya kamuoyunda bir nükleer savaş endişesine neden oldu. Nükleer silahlara sahip Kuzey Kore’nin ABD ve Güney Kore’ye karşı meydan okuyucu tavrı, birbiri ardına gerçekleştirdiği füze denemeleri ve karşılıklı tehditler, bu son krizin sıcak çatışmaya dönüşme riskini artırdı. Kaygıların, önceki krizlere kıyasla daha yüksek olmasının en önemli nedenlerinden birinin, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in, Kuzey Kore’ye gösterilen “stratejik sabır döneminin” sona erdiğini açıklamış olduğunu iddia etmek mümkün.
Nitekim ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford 14-17 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirdiği Çin ziyaretinin son gününde Kuzey Kore'ye askeri müdahalenin "korkunç" olacağı ancak ihtimaller arasında yer aldığı şeklinde bir açıklama yaptı. Dunford’dan kısa süre sonra da Savunma Bakanı Jim Mattis, Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye ya da ABD’ya yapacağı bir saldırının ciddi askeri sonuçları olacağını, bu ülkeye karşı askeri seçeneklerin masada olduğunu söyledi. Bu açıklamaların, Kuzey Kore’nin, ABD üslerinin bulunduğu stratejik öneme sahip Pasifik’teki Guam Adası’na füze saldırısı tehdidinden geri adım atmasından sonra gelmesi dikkat çekici.
Kuzey Kore ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında bir süredir devam eden ve özellikle son bir ayda tırmanan gerilim, dünya kamuoyunda bir nükleer savaş endişesine neden oldu. Nükleer silahlara sahip Kuzey Kore’nin ABD ve Güney Kore’ye karşı meydan okuyucu tavrı, birbiri ardına gerçekleştirdiği füze denemeleri ve karşılıklı tehditler, bu son krizin sıcak çatışmaya dönüşme riskini artırdı. Kaygıların, önceki krizlere kıyasla daha yüksek olmasının en önemli nedenlerinden birinin, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in, Kuzey Kore’ye gösterilen “stratejik sabır döneminin” sona erdiğini açıklamış olduğunu iddia etmek mümkün.
Nitekim ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford 14-17 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirdiği Çin ziyaretinin son gününde Kuzey Kore'ye askeri müdahalenin "korkunç" olacağı ancak ihtimaller arasında yer aldığı şeklinde bir açıklama yaptı. Dunford’dan kısa süre sonra da Savunma Bakanı Jim Mattis, Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye ya da ABD’ya yapacağı bir saldırının ciddi askeri sonuçları olacağını, bu ülkeye karşı askeri seçeneklerin masada olduğunu söyledi. Bu açıklamaların, Kuzey Kore’nin, ABD üslerinin bulunduğu stratejik öneme sahip Pasifik’teki Guam Adası’na füze saldırısı tehdidinden geri adım atmasından sonra gelmesi dikkat çekici.
14/08/2017
Karadeniz'de Sessiz Rekabet
2015 Kasım ayında bir Su-24 savaş
uçağının düşürülmesinin ardından Türkiye – Rusya ilişkileri kopma noktasına
gelmişti. Bu gerilim, geçtiğimiz yıl 15 Temmuz darbe girişiminden kısa süre
sonra yerini yakınlaşmaya ve ilişkilerin tamirine bıraktı. Bu sürecin en medyatik
yansımalarından biri de S400 hava savunma sistemi alımı için yürütülen
görüşmeler oldu.
S400, Türk kamuoyunu yalnızca hava
savunma sistemi ihtiyacına yönelik alınması düşünülen bir sistem olması
nedeniyle ilgilendirmiyor. Bu sistem aynı zamanda Rusya’nın Karadeniz Havzası’nda bir süredir uygulamakta olduğu A2/AD (Anti Access – Area Denial; Erişimi Engelleme / Alan Hakimiyeti) stratejisinin temel unsurlarından biri. Rusya
A2/AD’yi, çeşitli uzun menzilli füze sistemleri ile deniz ve hava gücünün
modernizasyonu ile Karadeniz’de uygulamakta.
Ve dolayısıyla Karadeniz’de Türkiye
ile belli bir mesafeyi korumaya özen gösteren bir rekabet yürütmekte.
07/08/2017
31/07/2017
28/06/2017
31/05/2017
18/05/2017
IDEF 2017 İzlenimleri
Uluslararası savunma sanayii fuarı IDEF’in 13’üncüsü,
9 – 12 Mayıs tarihleri arasında TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde
gerçekleştirildi.
Bu yıl ilk kez Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen IDEF’e, TÜYAP verilerine göre 50 ülkeden 818 firma ile 135
heyet katıldı. Fuarı ayrıca iki devlet başkanı 30 Bakan, 6 Genelkurmay Başkanı,
16 Bakan Yardımcısı, 5 Genelkurmay Başkan Yardımcısı, 10 Kuvvet Komutanı ve 15
Müsteşar ziyaret etti. Karşılaştırma için IDEF 2015'e 54 ülkeden 781 firma ve
kurum katılmış; 77 ülkeden 20 bakan, 6 genelkurmay başkanı, 20 bakan
yardımcısı, 3 genelkurmay başkan yardımcısı, 7 kuvvet komutanı ve 15 müsteşar
ziyaret etmişti.
Fuarı ikinci gününden itibaren takip ettim. Fuar
süresince çektiğim fotograflara buradan erişebilirsiniz.
Fuara ilişkin gözlem ve değerlendirmelerim şu
şekilde:
29/04/2017
Füze Tehdidi ve Türkiye'nin Yaptıkları (ve yapmadıkları?)
Türkiye’nin hava savunma şemsiyesi
kurma yönündeki çalışmaları, özelikle son birkaç yıldır gündemin üst
sıralarında yer alıyor. Bu konunun bu kadar yoğun tartışılmasının belki de en
önemli sebebi, T-LORAMIDS (Turkish Long Range Air and Missile Defence System)
ihalesinde Çin’in teklifinin seçilmesi oldu. Bu seçim, Türkiye – NATO ilişkilerinde
ciddi bir gerilime neden oldu ve zaten ihale 2015 Kasım ayında iptal edildi.
Ancak bu ihaleyi doğuran
ihtiyaçlar, 1970’li yıllardan bu yana sürüyor. Türkiye ne yazık ki, başta uzun
menzil yüksek irtifa olmak üzere çok katmanlı, etkili bir hava savunma sistemi
ağı kurabilmiş değil. Bu şemsiyeyi yerli olanaklar kurmak için çok ciddi
atılımlar yapıldı; Korkut, Hisar ailesi, önce TKRS (TRS-22XX) ve ardından EİRS
radar projeleri gibi. Görünen o ki, bağımsız ve etkili bir hava savunma ağının
işler duruma geçmesi, 2020’lerin ilk yarısını bulacak.
Burada, geçmişe göz atıp, stratejik
hava savunma sistemi ihtiyacımızı doğuran balistik (ve akabinde seyir) füze
tehdidinin yıllar içinde gelişimini incelemekte fayda var. Zira böylelikle,
Türkiye’nin bu konuda aldığı (ve almadığı) tedbirleri, bunların muhtemel
nedenlerini anlamak kolaylaşıyor.
27/04/2017
Stajyer Kurmaylık: ABD'nin SDCFP Sistemi
Değişen ortam
koşullarına uyum sağlayabilmek, varlığı sürdürmenin en önde gelen koşulu.
Değişim ve dönüşüm, kontrollü bir şekilde uygulanabilirse, gelişmenin aracı
olabiliyor. Bu kontrolü sağlayabilmek de kendi niteliklerine hakim olmaya ve
değişim ihtiyaçlarının neler olduğunu tespit edebilmeye bağlı. Bu, hem bireysel
hem de kurumsal bazda geçerli.
Günümüzde (hem
bireysel hem de kurumsal ölçekte) değişim ve dönüşümü etkileyen etkenlerin en
başında teknoloji geliyor. Teknolojinin hızlı değişimi, hayat koşullarımızı,
yaşam biçimimizi, iş ve ticaret hayatını, sanatı ve doğal olarak savaşı
değiştiriyor; bunlara yeni biçimler, anlamlar ekliyor. Dolayısıyla iş yapmak,
ülke yönetmek, ilham vermek ya da savaşmak için yenilikçi ve çok katmanlı
şekilde düşünebilmek, farklı görüş açılarından bakabilmek gerekiyor.
Askerlerin,
özellikle stratejik vizyona sahip olması gereken lider personelin, yani
kurmayların bu değişim ve dönüşümün öncüleri olabilmesi gerekli. Ancak burada
şöyle bir açmaz var: Bu personel, kurmay olana kadar belli bir düşünce ve eylem
teorisi ve pratiği içinde tecrübe kazanıyor. Ancak teknoloji altlığında değişim
ve dönüşümü yönetebilmek için, klasik, geleneksel kalıpların dışına
çıkabilmeleri gerekli. Başka bir ifade ile, sadece asker değil, aynı zamanda iş
adamı, teknokrat ve girişimci ruhlarına sahip olmalılar.
Ancak bu "çok
ruhluluk" ile askeri devrim (AD) yönetilebilir*. Nitekim ABD, bu ihtiyaca
yönelik olarak 1990’larda çok ilginç bir uygulama başlatmış: Secretary of
Defense Corporate Fellows Program (SDCFP; Savunma Bakanlığı Kurumsal Burs
Programı).
SDCFP basitçe, ABD ordusunda geleceğin kurmaylarının savunma & havacılık sanayii ve diğer sektörlerde önde gelen şirketlerde bir yıl süreyle staj yaptığı bir ordu - özel sektör işbirliği programı.
SDCFP basitçe, ABD ordusunda geleceğin kurmaylarının savunma & havacılık sanayii ve diğer sektörlerde önde gelen şirketlerde bir yıl süreyle staj yaptığı bir ordu - özel sektör işbirliği programı.
24/04/2017
Siyah Gri Beyaz 12 Yaşında
![]() |
| Eser: Otoportre Emile Friant |
İlkokul ve ortaokuldaki günlük tutma denemelerim hep hüsranla sonuçlanmıştı. En uzun süreli günlük tutma girişimimin, Mayıs ayına kadar dayandığını hatırlıyorum. Sonra da bir daha denemedim zaten.
Şimdi düşünüyorum da, bunun en başta gelen sebebi galiba, her gün bir şeyler yazmak için kendimi zorlamamdı. O gün ne yaşamış olursam olayım, yazmam gerekiyordu. "Günlük" tutmayı kelime anlamı ile uygulamaya çalışıyordum. Kendimi böyle bir boyunduruğa sokunca, heves ve enerjimin bir yerden sonra tükenmesi doğal sonuçtu.
Halbuki günlüğü, o gün yaşadıklarımı kayda geçirmek yerine, hayal ettiğim, düşündüğüm şeyleri tarihe not etmek için tutsaydım, muhtemelen şimdi ciltler dolusu günlüklerim olacaktı.
Siyah Gri Beyaz, bunun farkına varmamı sağladı: Mesleki ve akademik günlüğüm olarak. Sık sık geriye gidiyor, eski yazdıklarımı okuyor, hem hafızamı tazeliyor hem de geçmişteki kendimle hasret gideriyorum.
Siyah Gri Beyaz okuruna da, geride kalan 12 yılda beni yalnız bırakmadığı için en içten şükranlarımı sunuyorum.
Şimdi düşünüyorum da, bunun en başta gelen sebebi galiba, her gün bir şeyler yazmak için kendimi zorlamamdı. O gün ne yaşamış olursam olayım, yazmam gerekiyordu. "Günlük" tutmayı kelime anlamı ile uygulamaya çalışıyordum. Kendimi böyle bir boyunduruğa sokunca, heves ve enerjimin bir yerden sonra tükenmesi doğal sonuçtu.
Halbuki günlüğü, o gün yaşadıklarımı kayda geçirmek yerine, hayal ettiğim, düşündüğüm şeyleri tarihe not etmek için tutsaydım, muhtemelen şimdi ciltler dolusu günlüklerim olacaktı.
Siyah Gri Beyaz, bunun farkına varmamı sağladı: Mesleki ve akademik günlüğüm olarak. Sık sık geriye gidiyor, eski yazdıklarımı okuyor, hem hafızamı tazeliyor hem de geçmişteki kendimle hasret gideriyorum.
Siyah Gri Beyaz okuruna da, geride kalan 12 yılda beni yalnız bırakmadığı için en içten şükranlarımı sunuyorum.
14/04/2017
Füze Savunması Üzerine: “Left of Launch”
![]() |
| Musudan (Hwasong 10) balistik füzesi fırlatma anında |
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Kuzey Kore arasındaki gerilim, karşılıklı tehditler ve gövde gösterileri ile hızla tırmanıyor. Kuzey Kore’nin ardı ardına gerçekleştirdiği füze denemeleri ve göreve yeni başlayan ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları, dünyanın dikkatini Kore Yarımadası’na çevirmiş durumda. Bu gerginliğin bir sıcak çatışmaya dönüşmesi çok uzak bir olasılık değil. Ancak bu olasılığı dünya güvenliği için kaygı verici hale getiren esas etken, Kuzey Kore’nin sahip olduğu füzeler ve daha da önemlisi nükleer silah kapasitesi.
Bu gerilimin merkezinde, Kuzey Kore’nin füze gücü bulunuyor. Ülke, kaynaklarının büyük kısmını balistik füze geliştirme programlarına ayırmış durumda. Bu çalışmaların sonucunda da çok sayıda farklı menzil ve kabiliyetlerde füzeler üretti. Ayrıca bu füzeleri ve üretim teknolojilerini Suriye, Mısır, İran gibi ülkelere sattı.
Kuzey Kore’nin füzelerine karşı ABD, Güney Kore ve Japonya uzun süredir füze savunma sistemlerine yoğun yatırımlar yapmakta. Bu sürecin son hamlesi olarak ABD Mart ayında, Güney Kore’ye THAAD (Terminal High Altitude Air Defense) füze savunma sistemi konuşlandırmaya başladı. ABD ayrıca bölgeye ilave kuvvet sevketmeye devam ediyor.
Ancak anlaşılan o ki, Kuzey Kore’nin füze gücüne karşı ABD bir süredir sessiz bir savaş yürütmekte. ABD basınına geçtiğimiz ay yansıyan haberlere göre ABD’nin, yeni uygulamaya koyduğu “Left of Launch” (Fırlatmanın solu) doktrini kapsamında yürüttüğü siber harp ve sabotaj faaliyetleri, Kuzey Kore’nin füze programlarına ciddi zarar verdi.
Peki nedir “Left of Launch”?
12/04/2017
23/03/2017
Hava Savunma Füzelerinin Düellosu
16 Mart'ı 17 Mart'a bağlayan gece İsrail Hava
Kuvvetleri'ne bağlı savaş uçakları, Suriye hava sahasına, ülkenin
güneybatısından girerek bir taarruz gerçekleştirdiler. Suriye ordusundan 17
Mart günü yapılan açıklamada, dört İsrail savaş uçağının Palmira yakınlarında
bir hedefi vurduğu, Suriye hava savunması tarafından açılan ateşle bir İsrail
uçağının düşürüldüğü, bir diğerinin ise hasar aldığı iddia edildi.
İsrail Savunma Kuvvetleri'nden 17 Mart günü yapılan
açıklamada ise Suriye'deki bir hedefin vurulduğu, İsrail jetlerine atılan
uçaksavar füzelerinden birinin savunma sistemi tarafından havada imha edildiği
bildirildi. Aynı sabah bir füze parçası, Ürdün'ün kuzeybatısındaki İrbid
yakınlarına düştü.
İsrail'in açıklaması iki nedenden ötürü son derece
dikkat çekici: 1. İsrail, bugüne kadar Suriye'de gerçekleştirdiği saldırıların
neredeyse hiçbirini resmen kabul etmemekteydi. 2. Bu, bir hava savunma
füzesinin havada başka bir hava savunma füzesi tarafından vurulmasına dair
bilinen ilk olay.
17/03/2017
21/02/2017
Ateş Gücünün Dağıtılması – Distributed Lethality
“Eğer yüzüyorsa savaşır!” Bu slogan, ABD Deniz Kuvvetleri’nin (US Navy; USN) bir süredir
gündeminde. Çıkış noktası ise, Rusya ve Çin’in deniz kuvvetlerine yaptıkları
yatırımlar ve uyguladıkları A2AD (Anti Access Area Denial; Erişimi Engelleme /
Bölgeden Men etme) stratejisi. Rusya A2AD’yi Karadeniz’de, Çin ise Güney Çin
Denizi’nde etkin bir biçimde yürütmekte.
A2AD kabaca,
düşmanın belli bir bölgeye erişimini veya o bölgede harekât yapmasını
engellemek amacıyla kullanılan taktik ve teknikler bütünü olarak
tanımlanabilir. Türkiye aslında A2AD’nin tarihteki en başarılı örneklerinden
birini uygulamıştır: Çanakkale Harbi’nin deniz safhası, İtilaf donanmasının
Çanakkale Boğazı’ndan geçişinin kıyı topçusu ve mayınlar marifetiyle
engellemesi ile sonuçlanmıştır. Müteakiben kara harbi safhası ile kesin sonuç
alınmıştır.
Modern A2AD
stratejilerinin odağında, yüksek süratli ve hassas güdüm kabiliyetli füzeler
(balistik füzeler ve seyir füzeleri), deniz mayınları, hava savunma topçu ve
füze sistemleri bulunuyor. Korvet ve hücumbotlar, denizaltılar, seyir /
gemisavar füzesi ateşleyebilen uçaklar da A2AD’nin öne çıkan platformları. Farklı
yönlerden gelen çok sayıda gemisavar füzesi ve akıllı deniz mayınları ile
mücadele etmek, bunu aynı anda çok sayıda küçül, hızlı ve atik hücumbot /
korveti takip kovalarken yapabilmek, Soğuk Savaş’ın simetrik harp ortamına göre
şekillendirilmiş günümüz donanmalarının harcı değil.
08/02/2017
31/01/2017
TFX Projesi: Ne? Ne İçin? Nasıl? - 4
İngiltere Başbakanı Theresa May'in Ankara ziyareti sırasında 28 Ocak günü, iki ülke başbakanları huzurunda İngiliz BAE Systems ve TUSAŞ şirketleri genel müdürleri, bir anahat anlaşması imzaladılar.
Müzakereleri bir süredir devam eden ve imza aşamasına gelmiş GBP100 milyonluk (yaklaşık USD125.15 milyon) anlaşmanın ilk aşaması olan bu imza ile, TFX olarak da bilinen Milli Muharip Uçak (MMU) projesinde önemli bir aşama tamamlanmış, uzun ve çetrefilli bir yolun ilk adımı da atılmış oldu.
Bu proje ile ilgili daha kaç "Ne? Ne İçin? Nasıl?" yazısı yazılacağını tahmin etmek çok zor. Yolun bundan sonrasının nasıl olacağına dair fikir yürütmeden önce, geriye bakıp şimdiye kadar kat edilmiş kısmını hatırlamakta fayda var.
Müzakereleri bir süredir devam eden ve imza aşamasına gelmiş GBP100 milyonluk (yaklaşık USD125.15 milyon) anlaşmanın ilk aşaması olan bu imza ile, TFX olarak da bilinen Milli Muharip Uçak (MMU) projesinde önemli bir aşama tamamlanmış, uzun ve çetrefilli bir yolun ilk adımı da atılmış oldu.
Bu proje ile ilgili daha kaç "Ne? Ne İçin? Nasıl?" yazısı yazılacağını tahmin etmek çok zor. Yolun bundan sonrasının nasıl olacağına dair fikir yürütmeden önce, geriye bakıp şimdiye kadar kat edilmiş kısmını hatırlamakta fayda var.
26/01/2017
Ulusal Savunma Sanayiinin Aşil Topuğu, Test ve Değerlendirme
Yeşil Vadi Faciası Arapsaçına Dönüştü
Geçtiğimiz ay yaşanan Yeşil Vadi Faciası'ndan sonra açılan soruşturma, bürokratik bir arapsaçına dönüştü. Beş ilkokul öğrencisi ve iki öğretmenin hayatlarını kaybettiği olayda, test sahasının ve test faaliyetinin sorumlusu tespit edilemiyor. Silah sisteminin üreticisi, kazanın, altyüklenici tarafından üretilen bileşenin testi sırasında gerçekleştiğini, sorumluluğun altyükleniciye ait olduğunu iddia ederken, tedarik makamının hukuki bir sorumluluğu olmamasına rağmen teste onay verdiği anlaşıldı.
Yeşil Vadi'de Ne Olmuştu?
Geçtiğimiz ay yaşanan Yeşil Vadi Faciası'ndan sonra açılan soruşturma, bürokratik bir arapsaçına dönüştü. Beş ilkokul öğrencisi ve iki öğretmenin hayatlarını kaybettiği olayda, test sahasının ve test faaliyetinin sorumlusu tespit edilemiyor. Silah sisteminin üreticisi, kazanın, altyüklenici tarafından üretilen bileşenin testi sırasında gerçekleştiğini, sorumluluğun altyükleniciye ait olduğunu iddia ederken, tedarik makamının hukuki bir sorumluluğu olmamasına rağmen teste onay verdiği anlaşıldı.
Yeşil Vadi'de Ne Olmuştu?
19/01/2017
Asimetrik Harp, Beka Kabiliyeti ve Fırat Kalkanı
![]() |
| Güney Lübnan'daki Mlita Direniş Anıtı Kaynak: socks-studio.com |
Harekât, ÖSO'nun TSK'nın zırhlı ve topçu birlikleri ile hava kuvvetleri desteğinde ilerlemesi şeklinde başladı. Cerablus ve çevresindeki yerleşim yerlerinin ele geçirilmesi ve PYD'nin kurmaya çalıştığı "Kürt Koridoru"nun engellenmesini içeren ilk aşama büyük ölçüde bu hareket tarzı ile tamamlandı.
Harekâtın sonraki safhalarında TSK'nın bölgeye sevkettiği takviye kuvvetlerin, özellikle zırhlı birlik ve özel kuvvet unsurlarının arttığı gözlemlendi. Nitekim el Bab'a gelindiğinde harekâtın momentumunun ÖSO değil, TSK tarafından belirlendiği şeklinde bir görüntü vardı.
Öte yandan, aradan geçen beş aylık sürede kayıplar yaşanmadı değil. Harekâta katılan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na (KKK) ait bazı ana muharebe tankları, zırhlı muharebe aracı (ZMA) ve zırhlı personel taşıyıcı (ZPT) araçlar, başta tanksavar güdümlü füzeleri olmak üzere düşman ateşi ile hasar aldı, bazıları tümden imha oldu.
Dolayısıyla Fırat Kalkanı, özellikle yerleşim bölgeleri (meskûn mahal) içinde ve çevresinde gerçekleşen asimetrik nitelikli harekâtlara yönelik beka kabiliyetini artırıcı tedbir ve teknikleri gündeme getirdi.
16/01/2017
Yunanistan'ın EDA Hamlesi, OH-58D ve Diğerleri
![]() |
| Kasım 1994: OH-58D bir deneme uçuşu için Güvercinlik'te kalkışa hazırlanıyor Kaynak: Savunma ve Havacılık, No: 5/94 |
Kısa süre önce yayın hayatına son veren Air Forces Daily ve ardından Kokpit.aero web siteleri, Yunanistan ile ilgili ilginç bir haber paylaştı. Buna göre Yunanistan, ABD'den 70 adet Bell OH-58D Kiowa Warrior tipi silahlı keşif helikopteri alımına hazırlanıyordu.
Bilginin kaynağı, ABD Savunma Bakanlığı'na bağlı Savunma ve Güvenlik İşbirliği Dairesi (Defense Security Cooperation Agency; DSCA) idi. DSCA tarafından yayımlanan İhtiyaç Fazlası Savunma Malzemesi (Excess Defense Articles; EDA) programı listelerinde, Yunanistan'ın talepte bulunduğu ya da transferi onaylanan kalemler arasında OH-58D Kiowa Warrior helikopteri de bulunuyordu.
OH-58D transferi ile birlikte dikkat çeken diğer iki alım, CH-47D nakliye helikopterleri ve J85-GE-4A turbojet motorları. Bu hamleler, Yunanistan'ın yürüttüğü savunma politikasına dair ipuçları içermekte.
Bilginin kaynağı, ABD Savunma Bakanlığı'na bağlı Savunma ve Güvenlik İşbirliği Dairesi (Defense Security Cooperation Agency; DSCA) idi. DSCA tarafından yayımlanan İhtiyaç Fazlası Savunma Malzemesi (Excess Defense Articles; EDA) programı listelerinde, Yunanistan'ın talepte bulunduğu ya da transferi onaylanan kalemler arasında OH-58D Kiowa Warrior helikopteri de bulunuyordu.
OH-58D transferi ile birlikte dikkat çeken diğer iki alım, CH-47D nakliye helikopterleri ve J85-GE-4A turbojet motorları. Bu hamleler, Yunanistan'ın yürüttüğü savunma politikasına dair ipuçları içermekte.
12/01/2017
31/12/2016
Başlıksız
| Eser: Joey im Café Angela Selders-Kanthak |
Zor bir yıl oldu 2016. Takip eden yılın daha rahat geçeceğine dair pek işaret yok.
Bu, çok olağanüstü bir şey değil. Hiç bir şey zamanla kolaylaşmıyor. Hemen hemen hiç bir şey.
Ve bu, güzel bir şey: Yaşamak, üretmek, ilerlemek için gerekçe sunuyor insana. Zorlukları aşmadıktan, geçmedikten sonra yürümenin de yaşamanın da ne değeri var ki?
Ne değeri var söğüt gölgesinde dinlenmenin, tarlada ayaklar su toplayıncaya kadar çalışmadıkça?
Ne tadı var suyun, kör kuyular kadar susamadıkça?
2017'nin kazandıracaklarını ve kaybettireceklerini görmek için sabırsızlanıyorum.
Siyah Gri Beyaz okuruna da hak ettiği gibi yaşayacağı bir yıl diliyorum.
Bu, çok olağanüstü bir şey değil. Hiç bir şey zamanla kolaylaşmıyor. Hemen hemen hiç bir şey.
Ve bu, güzel bir şey: Yaşamak, üretmek, ilerlemek için gerekçe sunuyor insana. Zorlukları aşmadıktan, geçmedikten sonra yürümenin de yaşamanın da ne değeri var ki?
Ne değeri var söğüt gölgesinde dinlenmenin, tarlada ayaklar su toplayıncaya kadar çalışmadıkça?
Ne tadı var suyun, kör kuyular kadar susamadıkça?
2017'nin kazandıracaklarını ve kaybettireceklerini görmek için sabırsızlanıyorum.
Siyah Gri Beyaz okuruna da hak ettiği gibi yaşayacağı bir yıl diliyorum.
30/11/2016
Endotermik Güvenlik
"Endotermik", daha ziyade kimya alanında kullanılan bir terim. Kelime anlamı itibariyle "ısı alan" (endo = içeri, iç; termik = ısıl) kimyasal tepkimeleri tanımlıyor.
Endotermik tepkimeler, gerçekleşmek için dışarıdan gelecek enerjiye ihtiyaç duyarlar. Çoğu endotermik tepkimede bu enerji, ısı formundadır. Zıddı ise "egzotermik", yani ısıveren tepkimelerdir: Bunlar ise gerçekleşince enerji açığa çıkarırlar.
Bu kavramı savunma ve güvenlik alanında, düşünce yapısı ("paradigma") veya sistemin işleyişi için de uyarlamak mümkün. Güvenliğin endotermik ve egzotermik çeşitleri olduğu iddia edilebilir. Hatta çok daha genel olarak devletin yapısı ve işleyişi için de kullanılabilir; "endotermik devletlerin" varlığından bahsedilebilir (*).
Peki nedir endotermik güvenlik?
Endotermik tepkimeler, gerçekleşmek için dışarıdan gelecek enerjiye ihtiyaç duyarlar. Çoğu endotermik tepkimede bu enerji, ısı formundadır. Zıddı ise "egzotermik", yani ısıveren tepkimelerdir: Bunlar ise gerçekleşince enerji açığa çıkarırlar.
Bu kavramı savunma ve güvenlik alanında, düşünce yapısı ("paradigma") veya sistemin işleyişi için de uyarlamak mümkün. Güvenliğin endotermik ve egzotermik çeşitleri olduğu iddia edilebilir. Hatta çok daha genel olarak devletin yapısı ve işleyişi için de kullanılabilir; "endotermik devletlerin" varlığından bahsedilebilir (*).
Peki nedir endotermik güvenlik?
24/11/2016
Bir Sempozyum, Bir Seminer, İki Konferans
Kasım ayı yoğun geçiyor. Her sene sonbahar ayları, seminer, konferans ve benzeri etkinliklerle sıkışıktır ancak bu sene savunma sektöründe Ekim - Kasım arasında ciddi bir yığılma oldu.
Siyah Gri Beyaz'a bir süredir fazla vakit ayıramıyorum. Bahanesini bu sıkışıklığa atıp vicdanımı temizleyerek katıldığım etkinliklere dair izlenimlerimi paylaşayım.
Katıldığım dört etkinlik şunlar idi:
Yük Sertifikasyonu Testleri Sempozyumu: 1-2 Kasım, Crowne Plaza Otel, Ankara
Siyah Gri Beyaz'a bir süredir fazla vakit ayıramıyorum. Bahanesini bu sıkışıklığa atıp vicdanımı temizleyerek katıldığım etkinliklere dair izlenimlerimi paylaşayım.
Katıldığım dört etkinlik şunlar idi:
Yük Sertifikasyonu Testleri Sempozyumu: 1-2 Kasım, Crowne Plaza Otel, Ankara
İstanbul Güvenlik Konferansı: 2-4 Kasım, Raddison Blu Otel, İstanbul
Kara Sistemleri Semineri: 7-8 Kasım, ODTÜ Kongre ve Kültür Merkezi, Ankara
2. Ulusal Radar Konferansı: 17 Kasım, Savunma Sanayii Müsteşarlığı
15/11/2016
30/10/2016
26/09/2016
Başlıksız
Çok güzel bir şey oldu bugün
Bütün bu toz ve dumanın içinde
Dünyamıza bir güneş gibi
Kızımız Umay doğdu
Bütün bu toz ve dumanın içinde
Dünyamıza bir güneş gibi
Kızımız Umay doğdu
22/09/2016
Palavra Dedektörü: Özel Olarak Zırhlandırılmış Yalanlar
Yeni Şafak gazetesinde Kıymet Sezer imzasıyla 21 Eylül günü yayımlanan "Özel Zırhıyla Bab'a Girecek" başlıklı haber, ulusal savunma ve güvenlik konularında kamuoyunun nasıl yanıltıldığı ve yanlış yönlendirildiğine dair güzel bir örnek teşkil ediyor.
Haber metni ilk bakışta çok sayıda yanlış ve yanıltıcı bilgi içeriyor. Daha da ilginci, satır aralarında İsrail propagandası olarak değerlendirilebilecek bazı kısımları mevcut. Gazetenin ideolojik duruşu ile karşılaştırıldığında dikkat çekici bir tezat.
Madde madde gidelim.
Haber metni ilk bakışta çok sayıda yanlış ve yanıltıcı bilgi içeriyor. Daha da ilginci, satır aralarında İsrail propagandası olarak değerlendirilebilecek bazı kısımları mevcut. Gazetenin ideolojik duruşu ile karşılaştırıldığında dikkat çekici bir tezat.
Madde madde gidelim.
15/09/2016
2016 DefenseNews Top 100 Listesi ve Bazı Tespitler
Önde gelen savunma yayınlarından DefenseNews sitesi, her yıl hazırladığı "Top 100" adlı, dünyanın en büyük 100 savunma ve havacılık şirketi listesinin 2016 sürümünü 11 Eylül günü yayımladı.
Bu listede bir süredir Türkiye'den iki şirket; Türk savunma sanayiinin iki devi ASELSAN ve TUSAŞ da yer alıyor. Bu listede iki Türk şirketinin yer alıyor olmasına, özellikle Türk savunma sanayiinin karar alıcıları ve sektörün önde gelenleri tarafından büyük önem veriliyor. Bu liste, hem siyasiler hem de sektör liderleri tarafından çeşitli vesilelerle hatırlatılıyor. Bu bakımdan, DefenseNews Top 100 listesinin, Türk savunma sanayii tarafından bir nirengi noktası ya da bir "benchmark" olarak alındığını söylemek mümkün.
Listeyi birkaç yıldır yakından takip edip, içerdiği göstergeleri akademik çalışmalarımda kullanıyorum. 2016 verilerini de, kısıtlı vaktimde elimden geldiğince değerlendirip bazı tespitlere ulaşmaya çalıştım.
Bu listede bir süredir Türkiye'den iki şirket; Türk savunma sanayiinin iki devi ASELSAN ve TUSAŞ da yer alıyor. Bu listede iki Türk şirketinin yer alıyor olmasına, özellikle Türk savunma sanayiinin karar alıcıları ve sektörün önde gelenleri tarafından büyük önem veriliyor. Bu liste, hem siyasiler hem de sektör liderleri tarafından çeşitli vesilelerle hatırlatılıyor. Bu bakımdan, DefenseNews Top 100 listesinin, Türk savunma sanayii tarafından bir nirengi noktası ya da bir "benchmark" olarak alındığını söylemek mümkün.
Listeyi birkaç yıldır yakından takip edip, içerdiği göstergeleri akademik çalışmalarımda kullanıyorum. 2016 verilerini de, kısıtlı vaktimde elimden geldiğince değerlendirip bazı tespitlere ulaşmaya çalıştım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





























