Doğu Akdeniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğu Akdeniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29/08/2020

Türk – Yunan F-16 Kapışması: HUD’dan Görünenler

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) 28 Ağustos günü bir açıklama yayınlayarak, daha önce bir NAVTEX ile ilan edilmiş bölgeye yaklaşan Yunan savaş uçaklarına yönelik gözle teşhis ve bölgeden uzaklaştırma yapıldığını bildirdi. Açıklama ile birlikte, bu görev sırasında Türk F-16'sının başüstü göstergesinin (Head Up Display - HUD) kaydettiği video kaydının bir kısmı da paylaşıldı.

Yunan F-16 savaş uçağı ile yapılan ve literatürde "it dalaşı" (dogfight) olarak geçen mücadeleyi gösteren, aynı zamanda pilotların telsiz konuşmalarını da içeren kayıt, Türk kamuoyunda büyük heyecan yarattı.

Doğu Akdeniz'de son dönemde giderek artan ve bir süredir NAVTEX atışmalarının eşlik ettiği gerilim içinde bu video kaydı, içeriği itibariyle olmasa da vurguladığı ve hatırlattığı bazı askeri-teknik, siyasi ve jeopolitik konular itibariyle önem taşıyor.

18/04/2019

Doğu Akdeniz'den Kuzey Kutbu'na: Yakın Çeper, Uzak Çeper

Son 6 ay içinde Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Kuzey Kutup Bölgesi arasında mekik dokudum. Fiziksel olarak değil malesef, zihinsel olarak.

15 Kasım'da, Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR) ve 21. Yüzyıl İçin Planlama Grubu işbirliği ile Ankara Rahmi Koç Müzesi'nde düzenlenen "Doğu Akdeniz ve Türkiye Çalıştayı - 1"de, "Doğu Akdeniz'deki Deniz Güçleri" başlıklı bir bildiri sundum.

15 Şubat günü, yine KÜDENFOR tarafından İstanbul Rahmi Koç Müzesi'nde düzenlenen "Değişen Arktik Jeopolitiği" çalıştayında, "Arktik Bölge ve Askeri Stratejik Gelişmeler" başlıklı bir bildiri sundum.

Bir ay kadar sonra, 18 Mart günü de İstanbul Türk Ocağı ve KKTC Ada Kent Üniversitesi'nin Gazimağusa'da düzenlediği, "Kıbrıs Meselesi: Dünü, Bugünü ve Yarını" çalıştayında, "Doğu Akdeniz'deki Askeri Dengeler ve Türkiye" başlıklı bir bildiri sundum.

2 Nisan günü ise Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) 2019 Bahar Semineri kapsamında "Karadeniz'de ve Doğu Akdeniz'de Jeopolitik Mücadele" başlıklı bir seminer verdim.

Bunlar dışında 12 Aralık günü Milli Savunma Üniversitesi Atatürk Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nde (MSÜ ATASAREN) ve 4 Ocak günü MSÜ Alparslan Savunma Bilimleri Enstitüsü'nde (MSÜ SAVBEN) "Vakalar Üzerinden Savunma Teknolojilerinin Dönüşümü" başlıklı birer konferans verdim. Bunlar, jeopolitik gündemden biraz nefes almamı sağladı.

Bir buçuk ay içinde Kuzey Kutbu'ndan Karadeniz'e ve oradan Doğu Akdeniz'e geçiş, düşünsel seviyede bile kolay değil. Ancak bu "seyahatin" duraklarının, araştırma ve çalışma alanlarıma giren bazı ortak noktaları bulunuyor:

17/01/2019

Rusya Federasyonu’nun Doğu Akdeniz’deki Deniz Gücü

Marine Deal News gazetesinin Aralık 2018 sayısı için kaleme aldığım makale:

Coğrafi konumu, tarihi, ekonomik ve doğal kaynak altyapısı özellikleri itibariyle Doğu Akdeniz tarih boyunca jeopolitik güç savaşlarına ve bölgesel rekabetlere sahne olmuştur. Bu sürecin son halkası, özellikle Kıbrıs adası etrafında 2000'li yıllarda yapılan hidrokarbon kaynak keşifleridir. Bölgenin daha da artan jeopolitik önemi ve son yıllardaki artan güvenlik sorunları, kıyıdaş ülkelerin ulusal çıkarlarını korumak için savunma ve güvenlik harcamalarını artırmalarına neden olmuştur. Bu kapsamda, Doğu Akdeniz’de bulunan ülkelerin deniz güçleri ve donanmalarına yaptıkları yatırımlar özellikle ön plana çıkmıştır. Bu modernizasyon süreci, bölgesel bir güç rekabetinin yansıması olarak devam etmektedir. Öte yandan başta Suriye ve Libya’daki çatışmalar nedeniyle kıyıdaş olmayan ülkelerin de bölgedeki donanma varlıklarını artırdıkları gözlenmektedir: Rusya Federasyonu bölgede daimi bir deniz gücü bulundurmaktadır, NATO’nun da SNMG2 görev kuvveti bölgededir.

Doğu Akdeniz’deki deniz gücü dengesine dair değerlendirmede bulunmak için öncelikle, kıyıdaş ülkeler ile bölgedeki diğer ana donanma güçlerinin nitelik ve niceliksel olarak ayrı ayrı incelenmesinde yarar vardır.

14/12/2017

Yunanistan'ın Silahlanma Hamleleri

F-16V Yunan Hava Kuvvetleri renkleri ile
(Kaynak: Lockheed Martin)
Anadolu Ajansı için kaleme aldığım ve 04.12.2017 tarihinde "Yunanistan'ın Silahlanma Hamleleri" başlığı ile yayımlanan makalem:

Ekim ayından bu yana savunma alanında Yunanistan kaynaklı üç önemli gelişme yaşandı. 17 Ekim günü ABD Dışişleri Bakanlığı, Yunan Hava Kuvvetleri’nin elindeki F-16 savaş uçaklarının modernizasyonu için $2.4 milyarlık bir satışa onay verdi. Kasım ayı başında da Yunan Hava Kuvvetleri, İsrail’de düzenlenen “Blue Flag 2017” (“Mavi Bayrak 2017”) adlı tatbikata katıldı. 6 Kasım günü ise ABD’li Lockheed Martin şirketi, Yunan Deniz Kuvvetleri’ne ait dört adet P-3B Orion deniz karakol ve gözetleme uçağının modernizasyonu için $260 milyonluk bir sözleşme imzaladı.

Bu birbirinden bağımsız gibi görünen üç ayrı olay aslında daha geniş ölçekte Yunanistan’ın içinden geçtiği ağır ekonomik krizden sonra silahlı kuvvetlerini yenileme ve Doğu Akdeniz’in değişen jeopolitik dengelerinde kendisine bir yer açma çabalarının uzantısı olarak ele alınabilir. Ülke, 1996 yılındaki Kardak Krizi’nden hemen sonra geniş kapsamlı bir savunma projesi başlatmış, çok sayıda yeni sistem alımı gerçekleştirmişti. Bu tedarik süreci, ekonomik krizle birlikte 2000’lerin sonunda akamete uğradı. Buna karşın Atina yönetimi, ulusal güvenliğini sağlamak ve Ege ile Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korumak için bölgedeki diğer aktörlerle ilişkilerini geliştirdi. Bir yandan da silahlı kuvvetlerinin harekât ve eğitim faaliyetlerini belli bir seviyede korumaya azami özen gösterdi. Tedarik ve modernizasyon faaliyetlerinde ise yakın zamanda hareketlenme başladı. Öte yandan Ortadoğu’da artan karışıklıklar ile birlikte Avrupa’ya doğru oluşan göç dalgası ile Rusya’nın Doğu Akdeniz’de artan etkinliği, Yunanistan’ın NATO nezdindeki konumunu öne çıkardı. Bunda, Türkiye’nin son dönemde ABD ve bazı Avrupa ülkeleri ile ilişkilerinin gerilmesinin de rol oynadığı iddia edilebilir.