26 Mayıs 2011 Perşembe

BAE Systems'in Türkiye'ye Tip 26 Teklifi

BAe Systems Türkiye'ye, geliştirmekte olduğu Tip 26 Global Combat Ship (GSC; Küresel Savaş Gemisi) firkateyn projesinde ortaklık teklif ediyor.

10 - 13 Mayıs tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar Merkezi'nde düzenlenen IDEF 2011 fuarında, kuruluşun kurumsal iletişim yöneticisi Peter Edwards ve suüstü gemileri için uluslararası iş geliştirme yöneticisi Garry Lea, değerli dostum Cem Devrim Yaylalı ile birlikte benimle, tekliflerinin ayrıntıları ve gemi ile ilgili teknik bilgileri paylaştılar.


Tip 26 Firkateyni

İngiliz Kraliyet Deniz Kuvetleri (RN; Royal Navy) hizmetindeki Tip 22 ve Tip 23 sınıfı firkateynlerin yerini almak üzere geliştirilen Tip 26 için Denizaltı Savunma Harbi (DSH; Anti Submarine Warfare) ve genel maksat ağırlıklı bir görev profili öngörülüyor.

Proje 4 yıl önce, kavramsal tasarım çalışmaları ile başlatılmış  ve bu çerçevede çeşitli tasarım seçenekleri değerlendirilmiş. Kavramsal tasarım aşamasının 2009 yılında tamamlanmasından sonra ihtiyaç tanımlama (Concept of Operations; CONOPS) ve değerlendirme (assesment) çalışmalarına geçilmiş. 15 ayı geride bırakılan değerlendirme safhasının toplam 4 yıl sürmesi planlanmış. Bu 4 yıllık süreçte geminin altsistem seçimi ve ayrıntılı tasarımı gerçekleştirilecek.

Tip 26'lardan RN için 12 - 13 adet inşa edilmesi öngörülüyor (Bu sayı ilk başlarda daha yüksekti ancak en son bütçe kesintileri ve SDSR dokümanı çerçevesinde bu sayıya indirildi - A.M.). Modüler bir tasarıma sahip olacak şekilde tasarlanan geminin, farklı silah ve sensör sistemlerinin entegrasyonu ile değişik görev tiplerine kolayca uyarlanabilmesi hedeflenmiş.


İşbirliği Teklifi

BAe Systems yetkilileri, Türkiye'nin TF-2000 hava savunma firkateyni projesi kapsamında Tip 26 üzerinde şekillenmiş ve

1. Risk paylaşımı
2. Ortak tekne tasarımı (common hull), özgün ihtiyaca göre şekillendirilmiş silah / sensör donanımı,
3. Nihaî tasarımın birlikte şekillendirilmesi

sacayakları üzerine şekillendirilmiş bir sınai işbirliği modeli teklif ettiklerini belirttiler.

Lea ve Edwards, BAe Systems'in Tip 26 teklifinin arkasında İngiliz hükümetinin de tam desteği olduğunu vurguladılar. (Hatta bu vurguyu görüşmemiz sırasında sık sık yinelediler. Buradan da İngiliz tarafının bu işbirliğini ticari bir ortaklıktan öte bir bağlamda algıladığı izlenimi edindim)

Firma yetkilileri, BAe Systems'in neden bu tür bir teklifle geldiği sorusuna, sektördeki gelişmelerin firmaları işbirliğine daha açık hale getirdiği yanıtı verdiler. Öte yandan FNSS'in başarılı bir işbirliği modeli olduğunu, bu işbirliği sayesinde karşılıklı kazanımların sağlandığını ve BAe Systems'in yeni ihracat pazarlarına erişebildiğini ifade ettiler. Benzer bir şekilde Tip 26'nın da, Türkiye'nin konumu ve ilişkileri dolayısıyla yeni ve farklı pazarlara sunulabileceğini eklediler.

Uluslararası işbirliği imkanlarının araştırılması dahilinde firma geçtiğimiz Eylül ayında Brezilya'ya teklifte bulunmuş. Bu ülkenin, deniz kuvvetleri modernizasyonu kapsamında oldukça kabarık bir alışveriş listesi bulunmakta. Türkiye'de de muhtemel ortaklar ve altyüklenicilerle ilgili bir sanayi araştırması yapılmış, potansiyel partnerlerin belirlendiğini belirttiler.

Garry Lea, eğer gerçekleşirse, "Türk Tip 26'sının tamamen Türk tasarımı, Türk inşası ve Türk sistemleri ile donatılmış olacağını" vurguladı. Bu çerçevede gemi için bir "çözüm havuzu" (solutions pool) teşkil edileceğini, gemi için İngiliz ve Türk donanmaları tarafından tercih edilmiş ve/veya ortak ülkelerin şirketleri tarafından geliştirilmiş sistemlerden, üçüncü ülkelerin kendi ihtiyaçlarına uygun konfigürasyonu seçeceğini aktardılar. Bu açıdan Tip 26'yı, aşağı yukarı Alman Blohm & Voss tasarımı MEKO (MEhrzweck-KOmbination) modüler firkateyn tasarımına benzer bir şekilde sunuyorlar - her ne kadar, Cem Devrim Yaylalı'nın da işaret ettiği üzere MEKO'lar asla isimlerinin haklarını bu açıdan tam verememiş olsalar da.


Tip 26 - Teknik Veriler

BAe Systems yetkilileri, Tip 26 temel tasarımının Tip 45 Daring sınıfı hava savunma destroyeri ile müşterek bir muharebe komuta kontrol sistemi mimarisine sahip olduğunu belirttiler. Halen değerlendirilmekte olan tasarımda geminin toplam boyu 145m, genişliği 19m, deplasmanı ise yaklaşık 5,500t. 28kt sürate sahip ve 15kt sürat rejiminde azami menzili yaklaşık 7,000 deniz mili.

Geminin sensör ve silah sistemleri arasında BAe Systems 127mm/54 Mk45 Mod4 baş top, MBDA CAMM (Common Anti-air Modular Missile), BAe Insyte üretimi ARTISAN 3D+ 3 boyutlu radar bulunmakta. Bir adet Merlin ya da WildCat helikopterinin operasyonuna uygun pist ve hangarı bulunan gemiden ayrıca insansız hava, suüstü ve sualtı araçları da kullanılabilecek.


Değerlendirme

Dünyanın en büyük savunma sanayii şirketlerinden olan BAe Systems'in askeri gemi inşa kolu oldukça sıkıntılı bir dönemden geçmekte. Malezya, Lekiu sınıfının devamı olarak iki adet firkateyn için 2006 yılında bir sözleşme imzalandı ancak sipariş Ağustos 2009'da iptal edildi. Brunei için üç adet Nakhoda Ragam sınıfı korvet inşa edildi ancak Brunei sultanı, gemilerin tamamlanmasından sonra teslim almayı reddetti. Uzun süre limanda demirli bekleyen gemilere en sonunda Cezayir talip oldu. Umman için $652 milyonluk Khareef Projesi kapsamında inşa edilmekte olan üç adet korvetin teslimatında, mühendislik ve teknik sorunlar nedeniyle önemli gecikmeler yaşanmakta. Yunanistan'da ise, birikmiş alacakların tahsil edilememesi nedeniyle Super Vita hücumbot sözleşmesini tek taraflı feshetti.

Öte yandan Hollandalı Damen Schelde, SIGMA korvet tasarımı ile oldukça iyi bir satış grafiği tutturmuş durumda; Fransa da, FREMM ve Gowind tasarımları ile pazar paylarını en azından koruma niyetindeler. Tüm bu ortam ve şartlar içinde MilGem, YTKB-400 gibi tasarımlar ve STAMP, STOP, Alper, GENESİS gibi altsistemlerle yeni bir oyuncu olarak ortaya çıkmakta olan Türkiye var. Dearsan'ın YTKB-400 karakol botunu, daha Türk Deniz Kuvvetleri'ne yeni teslim edilmişken yabancı bir ülkeye satması, Yonca Onuk'un Ortadoğu ve Asya pazarındaki muazzam başarıları ve MRTP serisi ile birlikte ASELSAN'ı da bu pazarda güçlendirmesi önemli doneler.

İşte burada, kritik bir yol ayrımına doğru hızla ilerleyen BAe Systems'in yeni bir açılım gerçekleştirmek istediği anlaşılıyor. Hem yeni ihraç pazarlarına girmek hem de büyük çaplı savaş gemisi tasarım ve üretiminde söz sahibi olarak kalmaya devam etmek için uluslararası işbirliğine, muhtemelen rakiplerinden daha fazla ihtiyaçları bulunuyor.

Peki Tip 26 projesine ortaklık Türkiye'ye ne kazandırır, ne kaybettirir?

Öncelikle Türkiye askeri gemi inşa sanayiinin yeni inşa etmekte olan bir ülke. Bu sürecin kaderi MilGem projesine bağlı. MilGem ile birlikte Türk savunma sanayii, Türk Deniz Kuvvetleri ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM), askeri bir geminin kavramsal ve ayrıntılı tasarımı, ihtiyaç tanımı ve CONOPS, ana ve altsistemlerin seçimi, üretimi ve entegrasyonu, klaslama, test, doğrulama ve seri üretim konularında büyük tecrübe ve birikim kazanmış durumda. Bu bilgi birikimi ve sinerji, Türkiye'ye, LPD ve TF-2000 gibi çok daha cüretkâr projelere soyunmak için de özgüven kazandırdı.

MilGem'in başarı ile seri üretime geçmesi ve hizmete girmesi, TF-2000 için başarıyı garanti etmez. Arkasında MEKO başarısı olan Blohm & Voss MEKO A100 korveti ile Polonya (MEKO A100 Gawron) ve Malezya'da (MEKO 100RMN) çok büyük başarısızlıklar yaşadı, kendi anavatanında K130 korveti ile ciddi sıkıntılar geçirdi. ABD'nin LPD17 San Antonio amfibi çıkarma gemisinde yaşadığı sorunlar malûm.

Hal böyle iken, sınırları ve içeriği iyi tanımlanmış bir işbirliğinin, teknoloji, bilgi birikimi kazanımı ile risk ve maliyet paylaşımı konularında avantajları bulunabileceğini düşünüyorum. Risk ve maliyetin paylaşımı, askeri gemi inşa sanayiinin altyapı yatırımını gerçekleştirmesi açısından da önem taşımaktadır.

Ancak şuna da inanıyorum ki, böyle bir işbirliğine Türkiye muhtaç da değildir. Başka bir deyişle, Türkiye Tip 26 projesine katılmayı reddetmekle çok bir şey kaybetmez; bu işbirliğine BAe Systems'in ihtiyacı çok daha fazla. Bu avantajı iyi kullanmak gerekir.

Ki zaten İngilizler'in aşmaları gereken iki devasa boyutta psikolojik engel bulunuyor: "Sultan Osman" ve "Reşadiye" adında...

4 yorum:

Ali Doğan dedi ki...

Sayın Arda Bey Bildiğim Kadarıyla Bizim TF2000 Dediğimiz Proje AAW Olmasını İstiyoruz.BAE System Alt Sistemler Konusunda Bize Yardımcı Olacaksa Bizim İçin yararlı Olmaz mı ?

Adsız dedi ki...

sayın arda bey bu bağlamda mbda camm için bir lisanlı üretim söz konusu olabilicek mi ve üçüncü ülkelere pazarlanması izni olabilir mi?

Adsız dedi ki...

Böyle bir işbirliği, yeni yeni palazlanan Gemi tasarım ve inşa sanayiğimizin ipini çekmekten başka bir şeye yaramaz.

İşbirliklerinin akılcı ve insanı cezbedici yönleri vardır, İnsanın gözünü boyayan da budur.Bu olayda da bu açıkca görülüyor.

Halbuki temel argüman hiç bir zaman değişmez, Bu kanı ve teri, tek başına ya dökeceksin ya dökeceksin. Başkada bir yol yok.

Başarısız bir TF-2000 yapmayı yeğlerim. Bana yapmayı öğretir hiç olmazsa.

Adsız dedi ki...

ben bu işten hoşlanmadım. biz bir yol tutmuştuk yapıyorduk kafamıza göre.