17 Ağustos 2010 Salı

22'nci Yüzyılın Savaş Gemisi

İngiliz Savunma Bakanlığı'na bağlı Naval Design Partnering Team (NDP; Askeri Denizcilik Tasarım İşbirliği Ekibi), başta İngiltere’nin Tip 22 ve Tip 23 firkateynlerinin yerini alacak Future Surface Combatant (FSC) projesi olmak üzere çok sayıda ileri teknoloji içeren donanma ArGe projesini yürütüyor.

NDP’nin ana görevleri arasında, askeri denizcilik alanındaki yeni teknolojilerin tespiti, bu alanda araştırmalar yapılması, savunma bakanlığı ve endüstriye yol gösterilmesi ile kavramsal tasarım projeleri yer alıyor.

İşte bu kavramsal projelerden belki de en ilginci, 22CF projesi.


22CF, yani uzun hali ile 22nd Century Frigate (22’nci Yüzyıl Firkateyni), adından da anlaşılacağı gibi, 22’nci yüzyılda görev yapacak bir firkateyn tipi savaş gemisi. NDP, 22CF projesi ile, hazırlık ve inşa çalışmalarına 21'nci yüzyılın son çeyreğinde başlanıp 2100 yılı civarında hizmete alınacak bir savaş gemisinin kavramsal tasarımı üzerinde çalışıyor.

Aslında 22CF, bir çeşit beyin fırtınası projesi. Gelecek yüzyılın başında askeri denizcilik alanında öne çıkacak teknoloji alanlarının tespiti ve bunlara ilişkin öngörülerin şekillendirildiği ve bir savaş gemisi formunda karar vericilere sunulduğu kapsamlı bir zihin jimnastiği çalışması.

Jane’s Navy International’dan Richard Scott’un "Imagineering the Future Frigate" başlıklı makalesinde aktardığına göre, NDP proje ekibi, 6 ana grup üzerinde odaklanmış. Bunlar:

Malzeme,
Sensörler ve muhabere,
Silah sistemleri,
Güç jeneratörleri,
Tahrik sistemi ve
Yerleşim / tekne formu

22CF firkateyninin başlıca özellikleri şöyle:

5 kişilik mürettebat tarafından idare edilen gemi, dünyanın herhangi bir yerinde, 150 gün ikmalsiz görev yapabilecek. Bu personele ilaveten 23 adet insan ve/veya robotik bakım/onarım "personeli" ile insani yardım görevleri için 50'ye kadar destek personeli için de yer mevcut.

Tasarlanan gemi 128m boyunda bir çeşit trimaran. Denge unsuru olarak her iki yanda bulunan tekne formları aynı zamanda tahrik sistemlerine de ev sahipliği yapıyor. Hava araçlarının bulundurulduğu hangar, geminin pruvasına doğru açılıyor. Hava araçlarının iniş kalkışı geminin önünden yapılıyor. Deniz araçları ise, kıç tarafında bulunan iki hangarda saklanıyor.

Pruvada çok amaçlı bir silah lançer sistemi bulunuyor. Bu lançerden kara, deniz ve hava hedeflerine karşı kullanılabilecek lazer, elektromanyetik ve mikrodalga enerjili silahlar kullanılıyor. Savaş dışı harekâtlar ve asimetrik harp harekâtları için ölümcül olmayan silah sistemleri de düşünülmüş.

Yenilenebilir ve çevre dostu enerji kullanımı prensibi uyarınca, gemide fosil / karbon bazlı herhangi bir yakıt kullanılmıyor. Geminin kendi kendine yetebilmesi ve denizde ikmale ihtiyaç duymaması öngörülmüş. Tahrik sistemi hidrojen ya da metanol bazlı yakıt hücresi üzerine inşa edilmiş. Ana tahrik sisteminde "Rim Drive" teknolojisi kullanılmış. Yön verme ve denge için "biometrik yüzgeç" (biometric flippers) adı verilen, esnek dümenler kullanılıyor. Bu yüzgeçler düşük süratlerde, aynı bir balık gibi geminin hareketini sağlıyor ve ayrıca dalga enerjisini elektrik enerjisine çevirecek bir sistem ile destekleniyor. Geminin güç ihtiyacı için, 12 deniz mili sürate kadar uçurtma-yelken (kite propulsion) sistemi de kullanılıyor.

Yenilenebilir enerji demişken güneşi de unutmamak gerek: Geminin üstyapısının arka kısmı güneş panelleri ile kaplı.

Ancak geminin son derece yüksek olacağı aşikâr olan enerji ihtiyacı için nükleer enerji de bir diğer seçenek olarak NDP'nin çizim masasında bulunuyor.

Mekanik, elektronik vb sistemler, hata ve arızalara karşı kendi kendilerini takip edebiliyor, oluşabilecek arızalara teşhis koyabiliyor. Geminin son derece kompleks bir otomasyon altyapısına sahip olması, çok sayıda değişik tipte aktif ve pasif sensörlerden gelen verileri birleştirip analiz etmesi ve belli bir dereceye kadar özerk karar alabilmesi tasarlanmış. Bu da, gemi personel ihtiyacını, 5 gibi son derece düşük bir sayıya düşürmüş.

NDP, yaklaşık 6 ay süren bu kavramsal tasarım çalışmasının sonuçlarını, İngiliz Kraliyet Gemi İnşa Mühendisleri Kurumu'nun (Royal Institution of Naval Architects) 9-10 Haziran 2010 tarihleri arasında düzenlediği Warships 2010 konferansı ve University College London'un 8 Temmuz 2010 günü düzenlediği Marine Unconventional Design Symposium sempozyumunda sunmuş.

Her ne kadar bilimkurgu filmlerinden fırlamış, biraz da "uçuk" sayılabilecek bir fantezi gibi görünse de, bu tür beyin fırtınaları, gelecekte hakim olacak teknolojilerin ve dolayısıyla konsept ve doktrin belirleme çalışmaları açısından son derece faydalıdır.



"Dahi odur ki, ileride herkesin takdir ve kabul edeceği şeyleri ilk ortaya koyduğu vakit, herkes onlara delilik der.", Mustafa Kemal ATATÜRK, 1926

Hiç yorum yok: