1 Mayıs 2005 Pazar

Ejder ve Kaplan - II: Tayvan'ın Özgün Savaş Uçağı


… Ve Kaplan

Bir ada devleti olan Tayvan’daki hava üslerinin dağılımına bakmak bile bu ülkenin uyguladığı genel stratejiyi anlamak için yeterlidir. Ülkedeki 18 hava üssünden sadece iki tanesi doğu kıyısında konuşludur.

Tayvan’ın esas stratejisi, ülkeyi olası bir Çin saldırısından korumak ve Tayvan Boğazı’nın güvenliğini sağlamaktır. Ancak bu ülkenin karşılaştığı en büyük sorun içinde bulunduğu izolasyon durumu ve bu izolasyonun savunma yapısına negatif etkisidir. Uluslar arası camia Çin’in temsilcisi olarak Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanımaktadır. Bunun bir uzantısı olarak süregelen ambargo ve / veya satış kısıtlamaları modern silah sistemlerinin envantere alınmasını güçleştirmiştir. Bu durumun neticesinde Tayvan bazı sistemleri, gelişen ekonomik ve teknolojik altyapısının elverdiği ölçüde yurt içinde geliştirme yoluna gitmiştir. Bu çalışmaların en başta gelen ürünleri Ching Kuo savaş ve AT-3 eğitim uçakları ile Sky Sword I / II / IIA ve Hsiung Feng füzeleridir.



Tayvan silahlı kuvvetlerinin içinde bulunduğu durum en açık şekliyle 1996 yılında Çin ile olan krizde ortaya çıkmıştır. Çin’in Tayvan Boğazı’ndaki füze denemeleri ile alevlenen bu krizde Tayvan ordusunun Çin’in özellikle füze tehdidine cevap vermeye muktedir olmadığı ortaya çıkmıştır. Silahlı kuvvetlerin toplam 350000 civarında olan aktif personel mevcudu, Çin ordusu karşısında oldukça küçük kalmaktadır.

Mevcut durum karşısında Tayvan’ın geliştirdiği stratejik politika, üç aşamadan oluşmaktadır:

1. Başta Tayvan Boğazı olmak üzere ada etrafındaki kara suları üzerinde mutlak hava üstünlüğünü sağlamak.

2. Adaya yönelebilecek abluka tehdidini bertaraf edebilmek

3. Adaya yönelebilecek her türlü amfibik harekatı ve hava saldırısını önleyebilmek.

Görüldüğü gibi Tayvan için hava savunma sistemleri ve modern savaş uçakları en öncelikli ihtiyaç kalemleridir. Bir yandan Patriot ve I-HAWK gibi füze sistemlerini envaterine katıp gelişmiş bir komuta kontrol altyapısı kurmaya çalışan bu ülke, bir diğer yandan da nitelik açısından PLAAF’tan üstün bir kuvvet idame etmek için çabalamaktadır. Dünyanın en başta gelen elektronik üreticilerinden olan bu ülke, bu kabiliyetini savunma sanayisinde de sonuna kadar etkin biçimde kullanmaktadır.

Ülke savunmasında deniz kuvvetleri ile birlikte en ağır yükü üstlenen hava kuvvetlerinde genel olarak Batı yapımı sistemlerin egemen olduğu görülmektedir. 2003 itibariyle Tayvan Hava Kuvvetleri’nin envanterinde 57 Mirage 2000-5, 90 F-5E / F, 146 F-16A / B, 128 Ching Kuo ve 28 AT-3 bulunmaktaydı. Tayvan Hava Kuvvetleri’nin en başta gelen sorunları personel eğitiminin niteliği ve dolayısıyla personelin kalitesi, lojistik altyapısının yetersizliği ve komuta – kontrol – koordinasyon sisteminin yeterince etkin olmamasıdır.


“Özgün Savunma Uçağı”na Giden Yol ve Ching Kuo

Tayvan 1974 – 1986 yılları arasında lisans altında 300 adet F-5E / F üretmişti. Ancak 1980’li yılların ortalarından itibaren faydalı hizmet sürelerinin sonlarına yaklaşan F-104 Starfighter ve F-5’lerin yerine geçecek bir modern çok rollü savaş uçağı gereksinimi ortaya çıktı. Tayvan bu uçağı ABD’den tedarik etmek istiyordu ve en önde gelen adaylar F-16 ile tek motorlu F-5 türevi olan F-20 Tigershark idi. Ancak ÇHC ile ilişkilerini geliştirmek isteyen Reagan yönetimi 1982 yılında Tayvan’a ambargo uygulama kararı aldı. ABD hükümetinin kararı silah satışını yasaklıyordu ancak teknik yardım konusunda bir kısıtlama getirmiyordu. Bu gelişme üzerine Tayvan ihtiyacı olan modern savaş uçağını kendisi geliştirmeye karar verdi.

Tayvan’ın Aerospace Industrial Development Corporation (AIDC) önderliğinde 1982 yılında başlanan proje esas olarak 4 alt projeden oluşmaktaydı. Bunlar:

1. Ying Yang Projesi (Gövde tasarımı, General Dynamics desteği ile)

2. Yun Han Projesi (Motor tasarımı, Allied Signal desteği ile)

3. Tian Lei Projesi (Aviyonik tasarımı, Westinghouse desteği ile)

4. Tian Chien Projesi (Silah sistemleri)

İlk prototipin Aralık 1988’de tamamlanmasından sonra ilk uçuş Mayıs 1989’da gerçekleştirildi. Uçağın adı, devlet başkanı Chiang Ching Kuo’dan gelmektedir.

Ching Kuo genel görünüm itibariyle F-16 ile benzerlik arzetmektedir. Performans bakımından F-5’ten üstün olmakla birlikte F-16 ile başa baş olduğu söylenebilir ancak menzili bu uçaktan daha kısadır. F-16 gibi “blended body” şeklinde bir gövde tasarımına sahiptir ve yine bu uçaktaki gibi kanat kök ucu uzantıları (Leading Edge Root Extensions – LERX) belirleyici aerodinamik özelliklerindendir.

Ching Kuo toplam 6 adet silah taşıma istasyonuna sahiptir. Belli başlı silahları arasında 5 km menzilli IR güdümlü Tien Chien I (Gök Kılıcı I); 60 km menzilli ve aktif radar güdümlü Tien Chien II (Gök Kılıcı II); anti radar füzesi Tien Chien IIA ve 80 km menzilli aktif radar + IIR güdümlü Hsiung Feng II anti gemi füzesi bulunmaktadır. Dikkati çeken bir husus, Ching Kuo gibi küçük bir savaş uçağının anti gemi görevlerinde 3 adet Hsiung Feng II taşıyabilmesidir. Bu da Tayvan’ın stratejik ihtiyaçlarının bir uzantısıdır. Uçakta APG-67 türevi olan Golden Dragon GD-53 Doppler çok modlu radarı bulunmaktadır.

IDF projesinin en sorunlu ayağını motor kısmı oluşturmuştur. Allied Signal ortaklığıyla kurulan ITEC (International Turbine Engine Corporation) tarafından geliştirilen TFE-1042 motoru yeterli performansı sağlayamamıştır. Bu motorun geliştirilecek daha kuvvetli bir başka motorla değiştirilmesi projesi ise F-16 ve Mirage-2000 tedarikleri ile birlikte rafa kaldırılmıştır. Artyanma ile 41.8 kN güce erişebilen TFE-1042 motoru ile Ching Kuo en fazla Mach 1.2 sürate erişebilmektedir.

Başlangıçta 250 adet üretilmesi planlanan Ching Kuo’dan, Eylül 1991’de alınan karardan sonra toplam 130 adet üretilmiştir ve Temmuz 2000 itibariyle üretim sona ermiştir. Yapılan bazı değerlendirmeler bu uçağın, Su-27 / 30 hariç PLAAF envanterindeki tüm savaş uçaklarından daha üstün olduğu yönündedir. Yapılan 150 F-16A / B ve 60 Mirage 2000 alımı ile Tayvan ihtiyacı olan nitelik üstünlüğünü sağlama yönünde önemli adım atmıştır ancak yüksek kaza kırım oranları personel eğitimi konusundaki acil ihtiyacı gözler önüne sermektedir. İleride IDF’nin yerine geçmek üzere Advanced Defensive Fighter (ADF) isimli bir uçağın geliştirilmesi planlanmaktadır.

Hiç yorum yok: