11 Ekim 2019 Cuma

Barış Pınarı Harekâtı - 10-11.10.2019

Harekâtın ilk gününün sonunda Tel Abyad ve Resulayn'daki 11 köy PYD'den temizlendi.

Batı kamuoyunda ve hükümetlerinde Türkiye'ye yönelik tepkilerin dozajı giderek artıyor. Finlandiya ve Norveç'ten sonra Hollanda da Türkiye'ye yönelik silah ambargosu uygulama kararı aldı. Almanya’nın AB’den Sorumlu Devlet Bakanı Michael Roth, Suriye harekatı nedeniyle Türkiye’ye silah satışının durdurulmasını talep etti.



Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, TSK Komuta Kademesi’nin de katılımıyla Barış Pınarı Harekâtı ile ilgili toplantı yaptı. Bakan Akar toplantıda 342 PKK/PYD-YPG’li teröristin etkisiz hale getirildiğini söyledi.

Harekâttaki ilk şehit Astsubay Çavuş Ahmet Topçu oldu. Ardından Piyade Uzman Çavuş Abdülhamit Bilgen, Piyade Uzman Onbaşı Yunus Mermer ve İstihkam Uzman Çavuş Hacı Bebek de şehit oldular.



Suriye Milli Ordusu’na bağlı Sultan Murad Tümeni de Ceylanpınar üzerinden Resulayn’ın doğusuna doğru ilerlemeye başladı.

Terör örgütü Şanlıurfa ve Mardin'in ilçelerine havan ve roketlerle saldırdı. Biri bebek yedi sivil hayatını kaybetti, 70'den fazla sivil de yaralandı.

İlk Değerlendirmeler

Harekâtın ilk 48 saatinin sonunda şu tespitleri yapmak mümkün:

1. Hava ve kara bombardımanı Tel Abyad ve Resulayn'a yoğunlaşmıştır. Bu iki kent ve çevresindeki hedefler aralıklarla topçu, ÇNRS ve hava taarruzu ile vurulmaktadır.

Burada yakın hava desteğinin sürekliliği ve sürati açısından önemli bir husus öne çıkıyor.

Harekâtın şu ana kadarki aşamasında yakın hava desteğinden ziyade büyük ölçüde sabit hedeflerin ya da sınıra yakın seyyar hedeflerin vurulduğu görülüyor. Ancak kara birliklerinin ilerlemesi ve PYD'li teröristlerle sıcak temasın artması ve yoğunlaşması ile birlikte süratli topçu ve yakın hava desteği ihtiyacı artacaktır. Bu durumda da yalnızca savaş uçakları değil, SİHA ve taarruz helikopteri desteği de bir gereklilik olarak öne çıkacaktır. Bu hava desteğinin sağlanabilmesi için de harekât alanındaki hava sahasının kontrolü sağlanmalıdır.

Harekât sahasındaki sabit hedeflerin bir kısmının Türk hava sahası içinden vurulması mümkündür. Bunlar özellikle takviyeli beton yapılar veya yeraltı yapılarındaki mühimmat depoları, barınaklar vb olabilir. Ancak yakın hava desteği ihtiyacının artması ile birlikte savaş uçakları ve taarruz helikopterlerinin harekât sahasına girmesi ve daha uzun süreler burada bulunması bir zaruriyet olacaktır.

Bu durum da, Spear III gibi çok uzun menzilli ve aynı anda çok sayıda taşınabilen mühimmatların önemini vurgulamaktadır.

2. Harekâtın başından itibaren OPSEC / INFOSEC konuları üzerinde büyük bir titizlikle durulduğu gözlenmektedir. Görevli personelin harekât sahasından yaptığı sosyal medya paylaşımı sayısının oldukça düşük seviyede olduğu görülmektedir. Bu, harekât ve personel güvenliği açısından sevindirici bir gelişmedir. Ancak kamu diplomasisi ve halkla ilişkiler açısından aynı manzara ne yazık ki mevcut değildir.

3. Batı ülkelerinden birbiri ardına ambargo kararları gelmesi, beklenmedik bir gelişme değildir. Bu yaptırımların, savunma sanayiinin ihtiyaç duyduğu bileşen, alt sistem ve parça temininde sıkıntılar yaşatacağı aşikardır. Öte yandan, yaptırım uygulamasa da bazı ülkelerin şirket ve/veya şahıslarının Türkiye ile savunma sanayii alanında iş yapmaktan kaçınmaları da sürpriz olmayacaktır. Bu gelişmeler kısa ve orta vadede bazı savunma geliştirme projeleri ve üretim programlarına olumsuz etkide bulunacaktır. Ancak akılcı yönetilen bir savunma teknolojisi politikası ile yerli ve yabancı alternatiflerin oluşturulmasını sağlayabilir.

4. Afganistan, Irak, Libya ve Suriye'de tekrar tekrar görülmüştür ki, büyük çaplı ve uzun süreli asimetrik harp tipi harekâtlarda klasik ve güdümlü mühimmat sarfiyatı her türlü öngörü ve analizin üstünde bir oranda gerçekleşmektedir. Barış Pınarı Harekâtı'na yönelik hazırlıkların uzun süredir devam etmekte olduğu düşünülür; Hendek, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarının deneyimleri de hesaba katılırsa, kayda değer bir silah, mühimmat ve yedek parça stoğunun yapılmış olmasının muhtemel olduğu sonucuna varılır. Ancak uluslararası camiada Türkiye'ye uygulanan ve dozajının artması muhtemel baskı ile yaptırımlar; harekât sırasında doğabilecek tedarik ihtiyaçlarının karşılanmasını zorlaştırabilir.


Kaynak: Suriye Gündemi

Hiç yorum yok: