18 Şubat 2019 Pazartesi

Rus Il-20M Uçağının Vurulması Olayının Anlattıkları

Ortadoğu Analiz dergisinin 85'inci sayısı için kaleme aldığım makale:

17 Eylül gecesi yerel saatle 22:00 sularında, Rus Hava Kuvvetlerine ait İlyuşin Il-20M (NATO kodu "Coot A") tipi bir elektronik istihbarat uçağı, Suriye'nin güneydoğusundaki Hımeymim Hava Üssü'ne iniş için yaklaşırken radardan kayboldu. Uçağın, o sırada Lazkiye'ye bir taarruz gerçekleştirmekte olan İsrail savaş uçaklarına ateş açan Suriye hava savunma bataryaları tarafından yanlışlıkla vurulduğu ortaya çıktı. Uçakta bulunan 15 Rus mürettebat hayatını kaybetti. Olay, Rusya ile İsrail arasında bir krize neden oldu.

Olayın oluş şekli ve sonrasındaki gelişmeler, Rusya'nın Doğu Akdeniz'de etki alanını geliştirme çabaları ile bu yöndeki kapasitesinin değerlendirilmesinde kullanılabilecek önemli veriler sunmakta. Bunun için de öncelikle vakanın teknik analizinin yapılması gerekmektedir.

Olayın Cereyan Şekli

17 Eylül gecesi Rus basını, Il-20 tipi bir uçakla Hımeymim üssüne dönüşü sırasında, Suriye sahiline yaklaşık 35km mesafede irtibatın kesildiğini duyurdu. İlk haberlerde, irtibatın, İsrail savaş uçaklarının Lazkiye'ye düzenlediği saldırı sırasında kesildiği kaydediliyordu. Bundan kısa süre sonra CNN, ABD askeri kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Rus uçağının Suriye hava savunması tarafından düşürüldüğünü bildirdi.

Rus uçağının radardan kaybolduğu sırada İsrail Hava Kuvvetlerine ait F-16 tipi savaş uçakları, Lazkiye'deki hedeflere bir bombardıman gerçekleştirmekteydi.

18 Eylül sabahı bir açıklama yayımlayan Rus Savunma Bakanlığı, Il-20M tipi uçağın Suriye hava savunması tarafından ateşlenen S-200 (NATO kodu SA-5 "Gammon") tipi bir hava savunma füzesi ile vurularak düştüğünü duyurdu. Açıklamada Il-20M'nin, Lazkiye'ye GBU-39 SDB tipi hassas güdümlü bombalarla saldıran dört adet F-16I tarafından kalkan olarak kullanıldığı, uçağın Banyas'ın 30km batısında denizde olduğu kaydedildi. Açıklama ile birlikte paylaşılan haritadaki bilgilere göre 17 Eylül günü yerel saatle 20:31’de Hımeymim Hava Üssü’nden kalkış yapan Il-20M, önce doğu ardından da kuzey yönünde uçarak İdlib güneyinde bir tam tur attıktan sonra Akdeniz üzerinden kalktığı üsse dönüş rotasına giriyor. Uçakla irtibat, yerel saatle 22:07’de kesiliyor. Açıklamaya göre bu sırada bölgede İsrail uçaklarına ilaveten, Fransız Deniz Kuvvetlerine ait FREMM sınıfı Auvergne firkateyni de bulunuyor.

Rus savunma kaynakları, İsrail uçaklarının Akdeniz üzerinden ve güney yönünden uçarak, Auvergne’nin üzerinden doğuya yöneldiğini, o esnada iniş bacağında olan Il-20M’yi kendilerine kalkan olarak kullanarak GBU-39 bombalarını Lazkiye’deki hedeflere bıraktıklarını iddia etmekte.

Olayla ilgili bir açıklama yapan İsrail Silahlı Kuvvetleri sözcüsü, Suriye hava savunmasının füzeleri ateşlediği sırada İsrail jetlerinin kendi hava sahalarına dönmüş olduğunu, Lazkiye'ye saldırı sırasında Rus uçağının yakında olmadığını, Suriye hava savunma bataryalarının hedef gözetmeden ateş açmış olduğunu belirtti.

Gün içinde bir açıklama yapan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin olayı, trajik bir tesadüfler zinciri olarak nitelendirdi. Putin’i telefonla arayan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirdi ve ülkesinin olayla ilgili elindeki bilgileri paylaşacağını belirtti. Nitekim kısa süre sonra İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Amikam Norkin başkanlığındaki bir heyet Moskova’ya giderek Rus yetkililerle görüşmeler gerçekleştirdi.

24 Eylül günü ise Rus Savunma Bakanı Sergey Şoygu, ülkesinin Suriye'nin hava savunmasını takviye edeceğini, bu kapsamda merkezi bir komuta kontrol sistemi, dost - düşman tanımlama sistemi ve S-300 (NATO kodu SA-10 "Grumble") hava savunma sistemi sevkedeceğini açıkladı. Şoygu açıklamasında, Suriye'nin S-300 sistemi için daha önce sipariş vermiş olduğunu ancak 2013 yılında sözleşmenin iptal edildiğini ekledi. Açıklamadan yaklaşık iki hafta kadar sonra S-300 sistemini meydana getiren unsurlar Suriye'ye ulaştı. Sevkiyatın bu kadar kısa süre içinde gerçekleştirilebilmiş olması, Rusya'nın hizmet dışına alarak depoda sakladığı eski nesil S-300PM tipi hava savunma sisteminin yenilenerek teslim edilmesiyle açıklanabilir.


Il-20M ve Suriye’deki Başlıca Rus Elektronik İstihbarat Unsurları

Dört turboprop motora sahip olan ve İlyuşin Il-18 yolcu uçağı üzerinden geliştirilen Il-20M, farklı tip ve nitelikte algılayıcı sistemlerle donatılmış bir elektronik istihbarat uçağı. Uçak üzerinde elektrooptik kameralar, radarlar ve elektronik istihbarat sistemleri bulunuyor. Temel Il-20M versiyonu, A-87P uzun menzil foto keşif sistemi, Igla-1 keşif radar sistemi ile Vişnaya muhabere dinleme ve kestirme sistemi ve Kvadrat 2 ve Romb 4 sinyal istihbarat sistemleri ile donatılmış. 2000'li yılların başından itibaren elektrooptik keşif sistemleri başta olmak üzere uçağın görev sistemlerinin modernize edildiği biliniyor. Jane's All the World's Aircraft'a göre 1972 - 1976 yılları arasında 20 kadar Il-20M hizmete girdi. Bu uçaklar özellikle Japon Denizi üzerinde yoğun uçuşlar gerçekleştirmekte ve Japon Hava Kuvvetleri tarafından sık sık önlenmekte. 2013 yılında da bir Il-20M Karadeniz'de Türk hava sahasına tehlikeli şekilde yaklaşmış, Türk Hava Kuvvetlerine ait F-16'lar tarafından kendisine refakat edilmişti.

Il-20M, Rusya’nın Suriye iç Savaşı’na 2015 Eylül ayından itibaren aktif şekilde müdahil olmasından sonra bu ülkeye sevkettiği ilk uçaklar arasında. Rus Hava Kuvvetlerine ait savaş uçaklarının bombardımanları için hedef tespiti ile yerdeki birliklerin ihtiyaç duyduğu istihbaratın sağlanması açısından en önemli platformlardan biri.

Rusya, 2015 yılından bu yana Il-20M’ye ilaveten Suriye’ye farklı tiplerde elektronik harp ve istihbarat sistemleri de sevketmiştir. Bunların en önemlileri arasında Tu-214R elektronik istihbarat uçağı ile Krasuha-4 elektronik dinleme ve taarruz sistemi sayılabilir. Radar istihbarat uyduları, kara konuşlu arama tarama radarları, uçak konuşlu erken ihbar radarları ile radar güdümlü mühimmatların yayınlarını tespit, teşhis ve sınıflandırma ile bunlara elektronik harp uygulama kabiliyetine sahip Krasuha-4'in menzili açık kaynaklarda 300km olarak geçmekte. Çok geniş bir band aralığında çalışan sistemden bir tanesinin Hımeymim Üssü’ne konuşlandırılmış olduğu biliniyor.

Bunlara ilaveten 2015 Kasım ayında bir Su-24 uçağının Türk Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesinden sonra Rusya, Suriye’ye S-400 (NATO kodu SA-21 “Growler”) ve S-300 hava savunma sistemleri konuşlandırmıştı. Türkiye’nin de sipariş vermiş olduğu S-400 hava savunma sistemi bünyesindeki 91N6 (NATO kodu “Big Bird”) 3 boyutlu arama radarının azami hedef tespit ve teşhis menzili açık kaynaklarda 600km civarında verilmektedir.


Suriye Hava Savunması ve S-200

Suriye, 1982 savaşında İsrail’e karşı uğradığı ağır hezimetten sonra özellikle hava savunma şemsiyesini geliştirmek için büyük kaynaklar harcadı. İç savaşın başladığı 2011 yılında toplam 50,000 civarında personeli bulunan Hava Savunma Komutanlığı bünyesinde iki adet Uçaksavar Tümeni (24'ncü ve 26'ncı Uçaksavar Tümenleri) bulunmaktaydı. Bünyesinde toplam 25 Hava Savunma Tugayı ve iki Hava Savunma Füze Alayı yer alan bu iki tümenin toplamda 130 civarında bir batarya gücüne sahip olduğu tahmin edilmekteydi. İç savaşta hava savunma sistemlerinin ve personelinin korunmasına büyük önem verilmiş olmakla birlikte bu gücün kayda değer şekilde zayıflamış olduğu tahmini yapılabilir.

Il-20M'yi vurduğu kaydedilen ve Suriye’nin en uzun menzilli hava savunma sistemi olan S-200 (NATO kodu SA-5 "Gammon"), Sovyetler Birliği’nde 1960'lı yılların sonlarında hizmete girdi. Rus yapımı olan S-200'lerin öncelikli tasarım amacı, geniş bir alana yayılmış stratejik üs, tesis ve altyapıların düşman bombardıman uçaklarına karşı savunulması. Suriye, bu füzelerden 1980'lerin başında üç alayı donatacak miktarda tedarik etmişti. S-200'e ilaveten Suriye Hava Savunması envanterinde, S-75 Dvina (NATO kodu SA-2 "Guideline"), S-125 Peçora (NATO kodu SA-3 "Goa"), Kub (NATO kodu SA-6 "Gainful"), Osa (NATO kodu SA-8 "Gecko") ve Buk (NATO kodu SA-17 "Grizzly") hava savunma füze sistemleri ile yeni tedarik edilen Pantsir S1 (NATO kodu SA-22 "Greyhound") ve ZSU-23-4 Şilka alçak irtifa hava savunma sistemleri bulunuyor.

Yarı aktif radar güdümlü S-200 sisteminin teorik azami önleme menzili, kullanılan füzenin tipine bağlı olarak 180 - 300km arasında değişmekte. Sistemde kullanılan tüm füzelerin gövde boyları 10.8m, harp başlığı ağırlıkları ise 217kg. Sistemin hedef arama radarının menzilinin de 300km dolaylarında olduğu kaydediliyor.

Suriye'nin, toplam altı üste konuşlandırdığı S-200'lerin en azından bir kısmının Rusya tarafından yakın geçmişte modernize edildiğine dair bilgiler mevcut.
Suriye hava savunması, İsrail'in yoğunlaştırdığı hava saldırılarına karşı S-200 sistemini yoğun olarak kullanıyor. Bu saldırılara karşı önlem olarak Suriye, 2016 Ocak ayında Halep'in kuzeyindeki Kuveyres Hava Üssü'ne bir batarya S-200 sevketmişti. 2018 yılının Nisan ayında Şanlıurfa'nın Hilvan; Temmuz ve Eylül aylarında da Gaziantep'in Nurdağı ilçelerine bu füzeden birer adet düşmüştü. Her üç olayda da kısa süre önce İsrail Hava Kuvvetlerinin Halep civarındaki hedeflere taarruzları söz konusuydu.


Değerlendirmeler

Rus Savunma Bakanlığı’nın yayımladığı harita incelendiğinde ve tarafların açıklamaları alt alta konduğunda, Il-20M’nin vurulduğu sırada Doğu Akdeniz’de ve özellikle Lazkiye bölgesinde yoğun bir deniz ve hava trafiği olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Rus tarafı İsrail F-16’larının önce Fransız firkateynini ardından da Il-20M’yi kendilerine siper ettiklerini; İsrail tarafı da Suriye hava savunmasının her yöne doğru hedef gözetmeden ateş açtığını iddia etmektedir.

İsrail, 2017 başından itibaren Suriye’deki hedeflere yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırmış durumdadır. Bu saldırılar çoğunlukla Doğu Akdeniz ve Lübnan hava sahası üzerinden, F-15 ve F-16I uçaklarından ateşlenen uzun menzilli hassas güdümlü bomba ve füzelerle gerçekleştirilmektedir. Öte yandan kısa süre önce hizmete girmeye başlayan F-35I savaş uçağının da bu saldırılarda görev almaya başladığına dair iddialar mevcuttur. Nitekim bir süre önce İsrail Hava Kuvvetleri tarafından bu uçağı Beyrut üzerinde uçarken gösteren bir fotoğraf yayımlanmıştır. İsrail’in saldırılarında öncelikli hedeflerin İran’ın Suriye’deki askeri varlığı olduğu kaydedilmektedir.

Olayın teknik açıdan değerlendirmesini sağlıklı bir biçimde yapmak zordur, zira eldeki verilerin büyük kısmı tarafların yaptıkları açıklamalardan ibarettir. Ancak olayın gerçekleşme şekli, Rusya’nın askeri kapasitesi ile Suriye’deki varlığına ilişkin önemli ipuçları taşımaktadır. Şöyle ki:

Il-20M, dört motorlu, savaş uçaklarına kıyasla büyük gövdeli ve yavaş uçan bir uçaktır. Radar sistemleri için F-16I gibi küçük, hızlı ve çevik bir uçağa göre çok daha açık ve net bir hedef izi bırakır. Dolayısıyla İsrail F-16I’larının, Il-20M’nin büyük radar izini kendilerine siper etmiş olmaları yüksek olasılığa sahiptir.

Öte yandan, İsrail’in saldırı öncesinde, sırasında ve sonrasında bölgedeki hedef tespit, teşhis ve takip sistemlerine yönelik olarak elektronik taarruz uygulamış olması kuvvetle muhtemeldir. Bu kapsamda başta Suriye ve Rusya’ya ait olmak üzere bölgedeki algılayıcı sistemleri yanıltıcı, aldatıcı ve köreltici sistem, teknik ve taktiklerin uygulanmış olması beklenir. İsrail, elektronik harp alanında tecrübeli ve donanımı kuvvetli bir ülkedir. Bu alandaki kabiliyet ve tecrübelerini yıllar içinde pek çok savaş ve operasyonda sınayarak güncellemiş, teknolojik altyapısının da desteği ile ileri bir seviyeye getirmiştir. Dolayısıyla Lazkiye’ye taarruz gerçekleştiren dört F-16I’nın yoğun bir aktif ve pasif elektronik harp şemsiyesi altında görev yapmış olması mümkündür.

Burada, Rusya açısından iki temel zafiyet öne çıkmaktadır:

Birincisi, Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki görev gücüne bağlı savaş gemileri ile Hımeymim Üssü başta olmak üzere kara konuşlu radar ve elektronik harp sistemlerinin İsrail uçaklarını tespit edememiş oluşudur. Bölgedeki hava, kara ve deniz konuşlu çok sayıda farklı tip ve nitelikteki radar ve elektronik harp sisteminin mevcudiyeti göz önüne alındığında, tüm bu sistemlerden en az birinin bile dört adet F-16I’yı (ve muhtemelen bu görev kolunu destekleyen diğer İsrail uçaklarını) tespit edemeyecek nitelikte olması düşük olasılıktır. Dolayısıyla, İsrail’in uyguladığı aktif ve pasif elektronik harp tedbirlerinin, Rus sistemlerini aldatmış ya da köreltmiş olması olasılığı öne çıkmaktadır. Bu ise, Rus elektronik karşı-harp teknik, teknoloji ve taktikleri bakımından bir zafiyete işaret etmektedir.

Dahası, Rus Savunma Bakanlığı, daha önceden Suriye’deki operasyonlara yönelik eşgüdümü sağlamak için İsrail’le kurulmuş olan iletişim hattının, İsrail tarafından saldırıdan yalnızca bir dakika önce kullanılmış olduğunu kaydetmiştir. Bu açıklama zımnen, Rusya’nın İsrail savaş uçaklarının varlığından, saldırıdan yalnızca bir dakika önce haberinin olduğu şeklinde yorumlanabilir. Bölgedeki yoğun Rus hava, deniz ve kara unsuru varlığına rağmen en azından Il-20M için bir sakınma ve kaçınma önlemi alınamamış olması dikkat çekicidir.

İkincisi, Rusya ile Suriye arasında yakın, kesintisiz ve yüksek süratli olması beklenen askeri eşgüdüm açısından bir zafiyetin ortaya çıkmış oluşudur. Il-20M, Hımeymim Üssü’ne inişi sırasında, piste yaklaşık 30 – 35km mesafede ve sistemleri kapalı iken vurulmuştur. Suriye hava savunmasının İsrail uçaklarını vurmak veya en azından caydırmak amacıyla farklı yön ve irtifalara yoğun salvolarla füze ateşlemiş olması mümkündür. Ancak en azından uçağın, bu çatışma ortamından uzaklaştırılması veya yaklaşma istikametine yönelik bir ateş açılmaması sağlanamamış görülmektedir. Bu ise, 3 yıldan fazla bir süredir bilfiil Suriye’de bulunan Rus askeri varlığının, ev sahibi ülke ile yakın ve etkin bir iletişim ve eşgüdüm mekanizması tesis edememiş olduğunu düşündürmektedir.

Teknik ayrıntıları titizlikle incelenmeyi hak eden bu olay, Rusya’nın Doğu Akdeniz özelinde denizaşırı kuvvet aktarım ve bulundurma kapasitesi ile ilgili önemli veriler sunmaktadır. Bu olayla bir kez daha görülmüştür ki kuvvet aktarımı yalnızca askeri / teknik kapasite meselesi değildir: Siyasi ve diplomatik kabiliyetlerin de üst seviyede esneklik ve reaksiyon süratine sahip olmaları gerekmektedir.

11 yorum:

Adsız dedi ki...

teşekkür ederim emeğinize sağlık

cemal kalıntaş dedi ki...

Emeğiniz sağlık . Bir sorum olacak Arda Bey Türk hava sahasının nerdeyse dibine kadar gelip operasyon yapan İsrail uçaklarını bizim sistemlerimiz tespit edebiliyormu. Okadar yakına geliyorlarki onlara atılan füzeler bizim topraklarımıza düşüyor gerçi bu füzelerin nden tespit edilmediği yada edilse bile önleme yapılmadıgı/yapamadıgı ayrı bir soru işareti

Adsız dedi ki...

SA-5 217 kg harp başlığı ağırlığı 7100 kg

Arda Mevlutoglu dedi ki...

Sn Adsız (22 Şubat 2019 10:48)
Uyarınız için teşekkür ederim. Yazarken hata yapmışım, kastettiğim harp başlığı ağırlığı idi. Düzelttim.

Sn cemal kalıntaş,
Özellikle Barış Kartalı HEİK ve NATO'nun hava savunma erken ihbar ağından gelen bilgiler ile, bölgeye yönelik ciddi bir radar kapsamamız var. İsrail uçaklarının tespit ve takip edilmiş olduklarını düşünüyorum.

Füzelerin tespiti ayrı bir konu. Hızları, boyutları ve uçuş sürelerine göre tespit edilmeleri mümkün olabilir ancak hava soluyan hedeflere (uçak, helikopter, İHA gibi) göre çok daha zor olduğu aşikar.

Adsız dedi ki...

Rusların suriyedeki cesitli erken ihbar sistemlerinin İsrail karıştırmasından etkilenmeyen unsurları olsa dahi, merkezi bir komuta kontrol sistemi zafiyeti de soz konusu olabilir.
Uygur

cemal kalıntaş dedi ki...

Teşekkürler Arda Bey

mulo ottoman dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
mulo ottoman dedi ki...

Çalışmalarınız için teşekkürler arda bey.

mulo ottoman dedi ki...

Çalışmalarınız için teşekkürler arda bey.

Adsız dedi ki...

Sizce Abd benzeri siyonist lobiler oluşumlar rusyadada aktif mi?

Adsız dedi ki...

Elinize sağlık, güzel bir değerlendirme. Çalışmalarınızın ve güzel yazılarınızın devamını dilerim.