12 Ekim 2009 Pazartesi

Nekrofilinin ve Haysiyetsizliğin Pençesinde...

Ne oldu şimdi?

Küçücük bir kızcağızın cesedi üzerinden nekrofiliyle bezenmiş nefret kusanlar ne diyor şimdi?

Hani nerede hakkaniyet, hak, adalet?

Kim verecek bu kuklalığın hesabını?

* * *

Olayın olduğu günün akşamında, DTP milletvekillerinden biri NTV canlı yayınına katılmıştı. Başka bir konu için: DTP milletvekillerinin zorla ifade vermeye götürülmeleri konusunda.



Milletvekili konuşmasına "Taziye evinden geliyorum. Küçük bir kıza roket atılmış". Dedi.

Ve takip eden günlerde de Taraf ve şurekası ve dahi paçalarından ilkellik akan ana akım Türk solu o ifadeye sıkı sıkıya sarıldı, kendi hesaplarını görmek için atladı bu rokete.

Roketle bir kızın vurulması ne demektir?

Roketle nişan alınmadan br yer bulunmaz. Roket görerek atış silahıdır. Hedefi nişangâha alırsınız.

Daha sonra bazı başka kaynaklarda, kızcağızın havan mermisi düşmesi sonucu hayatını kaybettiği iddia edildi.

Havan görerek atış silahı değildir. Havanda hedefe doğrudan atış yapmazsınız. Eğik atış prensibi geçerlidir. Merminin sapması çoktur. Yani bir havanla 14 yaşında minicik bir kızı vurmak için şans bile yetmez.

Daha sonra Genelkurmay krokilerle açıklama yaptı, dedi ki "Olay günü havan atışı yok. Atışın yapıldığı iddia edilen karakollar havan menzilinin dışında. Bunu biz yapmadık"

Ama TSK diyorsa yalan! TSK diyorsa ajitasyon he mi?

Daha soruşturma bitmemiş, araştırma bitmemiş. Mermilerin dumanı tütüyor daha!

Sonradan ortaya çıktı ki:

40mm bombaatar mermisi. Daha önceden atılmış, düşmüş bir yere, patlamamış.

Ceylancan ise bu mermiyi bulmuş. Oynarken patlamış. Kızcağızın vücudunda bacak ve kolları sağlam, karnı ve göğsü parçalanmış.

* * *

Türk solunun sergilediği bu nekrofil, haysiyetsiz ve düpedüz faşist tavrı aklım havsalam almıyor.

Ekşi sözlükte "all rights rezerved" rumuzlu kullanıcı dilimin ucuna gelenleri söylemiş mesela:


suçluluğu ispatlanana kadar herkes suçsuzdur önermesi bizde yanlış işliyor. misal aklımıza "kötü" olarak kazınmış bir karakter varsa ve ortada bir kötülük varsa bu kötülüğü otomatik olarak aklımızdaki "kötü" karaktere bağlıyoruz. ve buna kendimizi o kadar kaptırıyoruz ki, yanılıyor olabileceğimizi söyleyenler de o "kötü" ile birlikte "kötü" damgası yiyor.

ceylan önkol feci şekilde ölmüş veya öldürülmüş. insani duygularını kaybetmemiş hiçbir insan bu ölüm karşısında içi cız etmeden duramaz. bu yüzden ceylan hakkında "siz hala asker yapmamış deyin, o küçücük bedeni annesinin eteklerinde paramparçaydı" ajitasyonu olaya olan subjektif bakış açınızı haklı kılmaz. ceylan önkol'un feci ölümü taraf'ta haber oldu. asli hedefi tsk karşıtlığı olan taraf'ın ileri sürüldü iddia edildi tarzı habercilik yöntemiyle bizlere sunduğu haberden hemen sonra askere isyan başladı. biz ne dedik? (bkz: #16957864) "...zaten şu dakikada aklı başında birisi, haberin gerçek olup olmadığını öğrenmeden sağa sola sallamaya başlamaz. ama işte "malzeme" çıkınca akıl başta kalmıyor..."

haber çıktığından beri genel kanı şuydu: askeri üsten koyun otlatmakta olan zavallı bir kızın üzerine kasten havan mermisi atılmış ve bu mermi kızın feci şekilde ölümüne sebep olmuş. oysa daha soruşturma ile ilgili net bir bilgimiz bile yoktu. askerin geç müdahalesini eleştirebilirsiniz, doğru. askerin o bölgede görev yapacak personelini daha mantıklı ve profesyonel şekilde seçmesi gerektiğini de söyleyebilirsiniz, ki %100 katılırım. tamam da asker ne zaman suçlu ilan edildi? orayı kaçırmışım ben.

aradan zaman geçti. bugün, hurriyet.com.tr'de bir haber çıktı. (bkz: http://www.hurriyet.com.tr/...em/12670474.asp?gid=229 )

haberde "..ortaya çıkan ilk ve kesin bulgunun patlayıcının havan topu olmadığını.." gibi bir ibare geçiyor. ama biz ısrarcıyız, kesin asker yapmıştır. "kim yapmış onu bulun kardeşim" diyenler var. oysa ki "ilk ve kesin" bulgu olarak bahsediliyor havan mermisi olmadığından. henüz soruşturma bitmiş değil ki.. "havantopu değil, mayin değil, el bombasi değil, demek ki super sheep" deniyor, dalga geçiliyor. dedik ya, kafada "kötü" etiketli birisi var ve ortada kötülük var. beyin kötülüğü kötüye bağlamış bir kere. bugün hurriyet.com.tr'de çıkan haber ölümün askeriyeden atılan havan mermisi sebebiyle gerçekleştiğinin ispatlandığını yazsaydı da önyargı değişmeyecekti, "havan topu atılmamış" deyince de değişmedi, "amerika vurmuş" dense bile değişmeyecek.

hadi zavallı kızın yakınları, belki yaşadıkları olayların, belki geçmişin, belki duydukları sesin, belki de sadece ceylan'ı kaybetmenin verdiği acının etkisiyle askeri suçluyorlar. peki sizin mantığınızı kullanmak için engeliniz nedir?
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=17018327

Türk entelejensiyası kendi topraklarına, kendi insanına bu kadar hıyanet içinde olmuş muydu hiç?

Farkına varıyor mu acaba bu süreçte fikrini, vicdanını satanlar bizzat kendilerinin Türkiye'de adamakıllı solun yeşermesini engellediklerini? Bu haysiyetsiz, bu basiretsiz, bu satılık amorf tavırların, Türkiye'de ırkçılık ve kör faşizmin güçlendirdiğini, vicdanlı, sağduyulu, objektif bir solu Türkiye'de kendi elleri ile öldürdüklerini, bu kepazeliklerle TSK ve tüm devler kurumlarında kurumsal özeleştiri ve demokratikleşmenin önünü kestiklerini...

Türk solu nekrofili ve mazohizmin esaretinden kurtulduğu, sağduyu ve mantığı seçtiği gün Türkiye'de bir şeyler güzelleşmeye başlayacak.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Emin değilim. Bir oğlan buna benzer şekilde birkaç sene önce de ölmüştü sanırım. Olay yerine tek bir yetkili bile gitmemiş. Açıklama günler sonra yapılıyor. İngiliz vatandaşa yüklü tazminat ödeniyor ancak Ceylan'ın ailesine bakılacak mı ondan şüpheliyim.

Masum değiliz hiçbirimiz... Hiçbirimiz...