24 Nisan 2019 Çarşamba

Siyah Gri Beyaz 14 Yaşında

Eser: The Lonely Man
Clark Hulings
Geride kalan on dört yılın sonunda öğrendiklerim arasında belki de en önemlisi, öğrenmenin, karatahtaya ve hatta belki dev bir zımpara kağıdına tebeşirle yazmaya benzediğidir.

Öğrendikçe, öğrenilecek daha ne kadar çok şey olduğunu görmek. Belki de öğrenilmesi gereken tek ve yalnız tek şey bu.

Matematikte bunun karşılığı, "evrenin ve diğer her şeyin modellendiği tek bir denklem bulmaya çalışmak" olurdu herhalde.

Konu ne olursa olsun; güzel sanatlardan uzay teknolojisine, bir şeyi anlamak için o şeyi meydana getiren tüm ana ve yardımcı bileşenleri anlamak gerek. Her birinin de kendi ana ve yardımcı bileşenleri olduğunu öğrenerek. Bitmek bilmeyen bir iniş, dibi olmayan bir kuyuya.

Siyah Gri Beyaz benim için böyle bir kuyu. Sadık okuyucuya, bu inişte beni yalnız bırakmadığı için teşekkürlerimi sunarım.

9 yorum:

Adsız dedi ki...

Nice güzel senelere.

mulo ottoman dedi ki...

İnşallah daha uzun yıllara arda bey

Ergun Kırantepe dedi ki...

Nice güzel senelere

Adsız dedi ki...

Hocam bu kadar kıymetli bilgileri uzun süredir bizlerle paylaştığınız ve paylaşmaya devam ettiğiniz için ne kadar teşekkür etsem azdır. Çok teşekkürler. Yazan ve okuyan tüm arkadaşların ilim ve irfanı bol olsun. Öğrenmeye, öğrendikçe ne kadar cahil olduğumuzun farkına varmaya devam.

Onur dedi ki...

Nice güzel seneler bunca yıl bilgilerinizi ve yorumlarınızı bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim

Drugut dedi ki...

Benim için harika bir kaynak, daha nice yıllara

Adsız dedi ki...

Her yazınız ayrı bir değer, teşekkürler

Arda Mevlutoglu dedi ki...

Yorumlarınız ve güzel sözleriniz için teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

'Öğrenmeyi öğrettim' size demişti bir hocam. 'Herşeyi' öğretmenin mümkün olmadığına atfen. Ana veya alt bileşenlerin 'sadece' teknik(mühendislik) olmadığını, insana dair herşeyin sosyolojik ve flu olduğunu da vurgu yaparak. Hem tekniğin(ileriye doğru) hem de sosyolojinin(dalgalı halde) sürekli devinimi de, hayatın dayattığı olağan zaman tahditi ile bireyi(kurgulanırsa kurum bunu aşabilir) yönlendiriyor. Kavrayacak kadar öğrenmek, 'öğrenen güvenilirin' fikrine yaslanmak, ve doğru bakış açısı yakalayabilme yeteneğine kavuşacak kadar öğrenme bir zorunlu tercih haline geliyor.

Güvenilir öğrenenlerden biri siz oluyorsunuz. :) Yoksa Cemil Meriç gibi kütüphaneye hapsetmek lazım kendimizi. Hocaya kitap lazım olmuş, demişler ki Cemil hoca aldı tek kopya başka yok. O kitap da elzem gitmiş yanına. Tozlu loş karmakarışık bir odada, tek başına Cemil Meriçi kitap okurken bulmuş, gözler görmüyor zor okuyor. Kitabı söylemiş lazım demiş nazik bir üslupla. Yerde ayrı ayrı duran okunmak için sıra bekleyen onlarca kitap sütunlarından birini işaret etmiş, orda, al geri getir daha ben okumadım demiş. Ömrü yetecek mi, gözler o sütuna gelene kadar dayanacak mı, hayır onu bu saatten sonra okuyacan da ne olacak, bi dünya deli sorular, kendini sorgulamalar bulmuş kitabı, onu kendi dünyasında bırakarak ayrılmış usulca. Sonsuz döngüye girmiş, okyanusta kaybolan yanlız kaşif. 500 yıl ömrümüz olsaydı, ilk 200 yılını 'herşeyin' daha büyük kısmını öğrenmek için evlenmeden, çalışmadan 'öğrenci lüksünde' geçirebilseydik güzel olur muydu? Peki o zaman da öğrenilecek 'herşey' o oranda 5-6 kat daha çok olmayacak mıydı :)

Matriks evreninde, dev duvarda çıkıntılar şeklinde duran milyarlarca küvözdeki insanlar gibiyiz. Mesele uyanıp küvözün kapağını açıp doğrulup ense kökündeki bağlantıyı sökerek ilk nefesi almakla bitmiyor, yeni başlıyor. İşbirlikçi diyor ya beni tekrar matrikse sokun, tüm bunları silin beynimden hatırlamak istemiyorum, şöyle zengin biri olmak istiyorum. Objektif ve gerçekçi düşününce, harbi harbi bu bir seçenek aslında.

Fibonacci spirali, sayıları o denklem, sonsuz aliterasyonu var, oluştuktan sonra uzaktan bakınca salınım, spiral model aynı. Ama ne hikmetse borsada elliott dalga uzmanları, bunu borsaya uyarlayıp üç günde milyoner olacaklarına bu konuda kitap yazmayı tercih ediyorlar, zira mezura esnek malzemeden ve seçenekler sonsuz:)

Selamlar. Bir Atlı