18 Ocak 2019 Cuma

Yemen'deki İHA Saldırısı ve Düşündürdükleri

10 Ocak günü, Yemen'deki el Enad Hava Üssü'nde düzenlenen bir törene, Husiler tarafından bir insansız hava aracı (İHA) ile saldırı gerçekleştirildi. Patlayıcı ile donatılmış bir İHA, tören alanının tam üstünde patladı.

Saldırıda ilk belirlemelere göre altı asker öldü, 12 asker de yaralandı. Ağır yaralanan Yemen askeri istihbarat şefi Muhammed Salif Tamad'ın 14 Ocak günü ölmesiyle can kaybı sayısı yediye çıktı. Saldırıda yaralananlar arasında Genelkurmay Başkanı Yardımcısı General Salih El Zindani, Lahic kenti valisi General Ahmed Turki de bulunuyor.

Husilerin saldırıda, yeni geliştirilen "Kasif 2K" (İngilizce transliterasyonu "Qasef". Bazı kaynaklarda Kasif K2 olarak da geçiyor) adlı bir İHA'yı kullandıkları kaydedildi. Yemenpress Haber Ajansı ise saldırıda Kasif 1 İHA'sının kullanıldığını belirtti.

İran basını, saldırının ertesi günü Asir kentindeki Suudi Arabistan ordu birliklerine aynı tip bir İHA ile saldırı düzenlendiğini duyurdu. Bu saldırının sonuçları ile ilgili herhangi bir ayrıntı paylaşılmadı.

Çok sayıda yüksek rütbeli Yemen ordu mensubunun katıldığı, kalabalık bir tören olmasından dolayı, olay anında çok sayıda kamera kayıttaydı. Bundan dolayı da, olayı, saldırı anı, öncesi ve sonrasında yaşananlarla birlikte farklı açılardan etraflıca incelemek mümkün oldu.


Saldırının Analizi

Saldırıya ilişkin video kaydında, İHA'nın konuşma yapılan kürsünün hemen üstünde, yaklaşık 10m irtifada infilak ettiği görülüyor. Patlamadan hemen önce motor sesi duyuluyor ve bazı askerlerin gökyüzüne doğru bakarak, uçağın geldiği yönü tayin etmeye çalıştığı görülüyor.


Saldırıya ilişkin videolarda dikkatimi en çok çeken, kırmızı ile işaretlediğim bu asker oldu.
İHA'nın sesini duyuyor, bir terslik olduğunun farkında ama nereden geldiğini kestiremiyor.
Elindeki tüfeği sesin geldiği yöne doğrult(a)mıyor bile.
Durumsal farkındalığın (situational awareness) öneminin ete kemiğe bürünmüş hali.

Videoda kısa bir süre görüntüye giren İHA'nın, dış görünüş olarak Husilerin yaygın olarak kullandığı Kasif 1 adlı İHA'ya çok benzediği görülüyor. Açık kaynaklarda Kasif 1'in, İran yapımı Ebabil 2'nin bir kopyası ya da türevi olduğu şeklinde bilgiler mevcut.

Saldırıdan sonrasına ait video ve fotoğraflarda etrafa yayılan şarapnellerin geniş bir alanı etkilediği, kürsünün çevresindekilerin ve hemen arkasındaki sahnedekilerin büyük kısmının yaralandığı görülüyor. Yaşanan panik ve karmaşa dikkat çekici: Yaralıları etraftaki araçlara yetiştirmek için harcanan ciddi bir çaba var ancak herhangi bir düzen ya da disiplin yok.

Saldırıda kullanılan Kasif 2K'nın, yeni geliştirildiği ve öncülü Kasif 1'den türetildiği tahmin ediliyor. Nitekim uçağın dış görünüşü ve patlamadan arda kalan parçalarının incelendiğinde, Kasif 1 ile tamamen örtüşüyor. Bu durumda, Kasif 2K'nın, Kasif 1'in bazı ilave kabiliyetler eklenmiş ya da performansı geliştirilmiş bir türevi olması yüksek olasılık.

Kasif 1, Husiler tarafından bir süredir yoğun olarak kullanılan bir dolanan mühimmat (ya da kamikaze İHA). İran'ın devlete ait havacılık şirketi HESA tarafından üretilen Ebabil 2'nin bir türevi olduğu değerlendiriliyor. 2017 Mart ayında Husilerin İran'dan aldığı teknik / teknolojik destekle ilgili hazırlanan bir raporda, bu İHA'ların İran'da üretilip Umman üzerinden Yemen'e sokulduğu iddia edilmiş.

Açık kaynak verilerine göre Ebabil 2, yaklaşık 100km görev yarıçapı ve 250km/saat azami sürate sahip 75 ila 120dakika havada kalabilen ve azami 11 bin ft irtifada uçabilen bir İHA. Keşif gözetleme görevlerinde kullanıldığı belirtilse de çoğunlukla hedef uçak olarak uçaksavar birliklerinin eğitiminde kullanıldığı biliniyor.

Husiler Kasif 1'i özellikle Suudi Arabistan'ın PATRIOT hava savunma bataryalarının radarlarına karşı kullanmakta. Yemen'den Suudi Arabistan'a fırlatılan balistik füzelerin önlenmesinde kullanılan bu sistemlerin radarları sabit; dolayısıyla konumları belli ve kısa süre içinde değiştirilebilecek nitelikte değil. Husiler, söz konusu radarlara Kasif 1'lerle yaptıkları saldırıları, balistik füze salvoları ile eşgüdümlü gerçekleştiriyorlar.

Kasif 1'de, uzaktan kumandalı hobi uçaklarında da kullanılan Çin yapımı DLE-111 tipi iki pistonlu bir motor bulunuyor. Açık kaynak verilerine göre Kasif 1, 30kg patlayıcı ile donatılmış. Kasif 2'nin harp başlığı ile ilgili teyit edilebilir veri bulunmuyor. Öte yandan Kasif 2K'ye ait olduğu belirtilen deneme uçuşlarının videolarında, uçağın genelde hedefin yaklaşık 10m yukarısında infilak ettiği, saçılan şarapnellerin yaklaşık 20m yarıçaplı bir dairede toplandığı görülüyor.

Saldırıda özellikle dikkat çeken bir husus, isabet hassasiyeti. Uçak, neredeyse tam kürsünün üzerinde patlıyor. İrtifasından dolayı da, kürsü ve arkasındaki sahne merkezli geniş sayılabilecek bir alanda ölümcül etki yaratıyor.

Uçak çok büyük ihtimalle hedefine, GPS sinyalleri ile, otomatik pilot ile tevcih edilmiş olmalı. Bu durumda şu sorular öne çıkıyor:

i. Kürsünün ve sahnenin kesin koordinatları nasıl belirlendi?
ii. Uçağın, tam konuşma yapıldığı sırada, bütün önemli isimler oradayken oraya ulaşması ve tam konuşma sırasında patlatılması nasıl sağlandı?

Bu sorular da bizi, Husilerin sahada çok etkin bir insan istihbaratı ve hedef tespit çalışması yapmış olduğu sonucuna getiriyor. Törenin düzenlendiği saat, konuşmanın yapıldığı zamanın tespit edilmesi, uçağın havalanma zamanının buna göre ayarlanması, hedefe tam vaktinde ulaşmasının sağlanması beceri ve tecrübe gerektiren şeyler.

Uçağın yaklaşık hedef bölgesine kadar GPS + otomatik pilotla ulaşmış olması ve bundan sonra, yakınlardaki bir operatör ile rota düzeltmesi ve patlama komutunun verilmiş olması da bir olasılık. Başka bir deyişle vuruş aşamasınd (terminal phase) operatörler uçağın kontrolünü devralmış olabilir. Bu, hem teknik hem de taktik olarak yüksek bir beceri ve eğitim gerektirdiği muhakkak. Eğer durum bu ise, operatör ya da operatörler bölgeye fark edilmeden sızmayı, saldırıdan sonra da aynı şekilde bölgeden ayrılması başarmış demektirler, ki bu oldukça etkileyici bir başarıdır. Burada ciddi bir görev planlama becerisi söz konusu. Öte yandan havadaki bir İHA'nın, sadece uçuş değil, faydalı yük (bu durumda patlayıcı) kontrolü ile birlikte ileri operatör tarafından devralınmasını sağlamak çok kolay bir şey değildir. 


Sonuç

İran'ın Husilere çok yoğun askeri, teknik ve istihbari destek sağlıyor olduğu bilinen bir gerçek. Ancak bu desteğin, kaba tabirle yalnızca Kaşanikoflar ya da bombalarla sınırlı kalmadığı bir diğer gerçek. Husiler yalnızca Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başını çektiği koalisyon karşısında çok etkili bir mücadele yürütmekle kalmıyor, aynı zamanda bazıları inovatif sayılabilecek  araç - gereç kullanıyor. Balistik füzeler ve İHA kullanımı dışında buna güzel bir örnek, havadan havaya güdümlü füzelerin yerden ateşlenecek şekilde tadil edilmesidir.

Burada şu önemli hususun gözden kaçırılmaması gerekiyor: Husilerin İran'dan teknik, askeri ve istihbari destek alması tek taraflı bir akış değildir. İran bu destekleri sağlıyor, evet ancak Husilerin bu desteği ve eğitimi özümseyecek, kullanacak hatta daha da geliştirecek potansiyele sahip olmaları gerekmektedir. Bugüne kadarki süreçte de her iki tarafın başarılı bir "işbirliği" yürüttüğü görülüyor.

Hatta daha geniş bir ifadeyle teknoloji transferinin de aktaran ve edinen taraflar için ayrı ayrı kapasite varlığını gerektirdiğini belirtmekte fayda var. Bu sürecin mekanizmalarına daha önce değinmiştim. Bu mekanizmaların sağlıklı işleyebilmesi, alıcı tarafın kabiliyetine bağlıdır. Alıcı taraf, bilgiyi alma, işleme, bunu kullanarak yeni bilgi oluşturma ve paylaşma konularında ne denli etkin ve yetkin ise, bireysel olsun kurumsal olsun, o denli başarılı olur.

Saldırının öne çıkardığı bir diğer husus ise teknik boyutuyla ilgili: İsabet hassasiyeti, koordinasyon, istihbaratın (özellikle insan istihbaratının) etkili kullanımı. Bu kabiliyetin devlet dışı silahlı bir aktör tarafından gösterilmiş olması önemli: Yemen, aynı Suriye gibi modern harp teknik ve teknolojileri için önemli bir laboratuar işlevi görüyor. Burada "geliştirilen" teknik, taktik ve araç - gereçlerin, dünyanın çeşitli çatışma bölgelerine, çatışan taraflara, devletlere ve devlet-dışı aktörlere ulaşması zor ya da yavaş olmayacaktır.

Öte yandan özellikle Suriye'den biliyoruz ki, sahada gırtlak gırtlağa birbirleriyle çatışan örgüt ve gruplar, perde arkasında çeşitli maksatlarla silah, eleman, istihbarat vb alış-verişi yapmaktalar. Bu bakımdan, özellikle Husilerin kaydettiği teknik ve teknolojik ilerlemenin, kullandıkları taktiklerin yakından takibi, Türkiye için önem taşımakta.



Ek: Saldırıya dair videolar




1 yorum:

Tugay KEKEC dedi ki...

Bence bu saldırıda otopilot ve rota bilgileri girilerek yapılmış olması biraz düşük ihtimal gibi görünüyor. Muhtemel operatör kontrolü ile anlık görüntü (FPV) alınarak uzaktan yapılmış olabilir. Tabii ki sahaya sızmış operatörlerinde olabileceği kulağa mantıklı gelen diğer bir ihtimal