13 Ocak 2015 Salı

Yoda Emekli Oldu: Müthiş Bir Kariyerin Ardından

Emeklilik ikramiyesi ne kadar
tutmuştur acaba?
Geçtiğimiz hafta bir devir, sessiz sedasız kapandı. Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) savunma ve güvenlik teknolojileri, eğilimleri ve gündemini belirleyen, dolaylı olarak bu alanlarda dünya ölçeğinde bir etki ve ilham gücüne sahip bir isim, sahneden indi.

ABD Savunma Bakanlığı'na (Pentagon) bağlı "Net (Safi) Değerlendirme Bürosu"nun (Office of Net Assessment; ONA) kurucusu ve 42 (kırkiki) yıldır yöneticisi olan, "Yoda" lakaplı 94 (doksandört) yaşındaki Andrew  Walter Marshall, emekliye ayrıldı.

Marshall, kariyeri boyunca 8 ABD Başkanı (Richard Nixon, Gerald Ford, Jimmy Carter, Ronald Reagan, George H.W. Bush, Bill Clinton, George W. Bush ve Barack Obama) ile çalışmış, her yeni Başkan tarafından görev süresi uzatılmış bir stratejist. Uluslararası güvenlik stratejileri alanında, her ne kadar ön plana çıkmayı sevmese ve basın önünde kendini göstermese de, sembolleşmiş bir isim.

Marshall'ın başında bulunduğu ONA, bir çeşit "think tank" olarak Pentagon'un savunma ve güvenlik politikalarını şekillendirmiş, işlevine oranla şaşırtıcı derecede küçük bir daire. Bu dairenin görevi, yükselen teknoloji eğilimlerin tespiti, uzun vadeli siyasi - teknolojik öngörüler ve bunlara karşılık geliştirilecek stratejilerin belirlenmesi olarak özetlenebilir. 

Marshall ve başında bulunduğu birimden, "Bilgi Küpü" başlıklı yazımda bahsetmiştim: 
ONA'nın ne yaptığını anlamak için işe adından başlamak lazım. ONA, makaleler ve raporlar üreten sıradan bir düşünce kuruluşu ya da strateji merkezi değil - zaten bu iki kavramı karşılayan kuruluşlar Türkiye'de mevcut olmadığı için aradaki ayrımı tespit etmek bizim için kolay da değil. 
ONA'nın asıl görevi, ABD Savunma Bakanlığı için "net değerlendirme"ler yapmak. Bir şeyin netinden, yani safisinden bahsetmek için bir çeşit karşılaştırma ve toplama / çıkarma işleminden bahsetmek gerekir. Stratejik boyutta bu mahsuplaştırma işlemi, elde bulunan imkânların, teknik, taktik ve teknolojilerin ve hasımda bulunan teknik, taktik ve teknolojilerin bir araya getirilmesi, yönelimlerin (trendlerin) denkleme sokulması ve bunlar ışığında öngörülerde bulunulması silsilesinden ibarettir. Dolayısıyla klasik bir etki - tepki analizi değildir ya da alınacak bir kararın muhtemel sonuçlarının değerlendirilmesi işlemi değildir. Doğasındaki gelecekbilim (fütüroloji) barındırmak zorundadır, zira dürbünle çok uzaklara bakılmaktadır. 
Başka bir deyişle net değerlendirme, resmin bütününe hakim olarak, o resmin gelecekte nasıl şekillenebileceğine dair öngörülerde bulunma sanatıdır. 
ONA'nın işlevi ve yapısı ile ilgili oldukça faydalı bir çalışma olan "Net Assesment: A Practical Guide" adlı makalesinde Bracken, Soğuk Savaş dönemindeki Sovyet nükleer tehdidi ile ilgili ABD'nin içine düştüğü yanılsamadan ve alınan yanlış stratejik kararlardan bahsediyor. 1950'li yıllarda ABD hükümeti için stratejik değerlendirmeler yapan RAND firması, Sovyetler Birliği'nin elinde bulunan Mıyasişçev M-4 (NATO kodu "Bison") ve Tupolev Tu-95 (NATO kodu "Bear") stratejik bombardıman uçaklarının kabiliyetleri hakkında yanlış bir izlenime sahipti. Bu uçakların erim ve taşıma kabiliyetleri, gerçekte olduğundan çok daha iyi bir şekilde algılanmıştı. Dolayısıyla Sovyetlerden gelecek nükleer tehdidin niteliği, bu uçakların kabiliyetleri ölçüsünde değerlendirilmekteydi. Ancak gerçekte durum farklıydı, zira bu uçakların özellikle motorları oldukça sorunluydu ve nükleer bombardıman için ABD anakarasına ulaşmaları mümkün değildi. Bu nedenle de SSCB, nükleer başlıkları ABD'ye atmak için yeterli imkân ve kabiliyete sahip değildi.
Marshall'ın çalışmaları, Çin'in askeri modernizasyon sürecine dahi ışık tutmuştu. The Economist'te yayınlanan "China's Military Rise: The Dragon's New Teeth" başlıklı makaleye göre, Çin Harp Akademisi öğretim üyelerinden General Chen Zhou, Marshall'ın kendileri için bir kahraman olduğunu ve onun yazdığı her şeyi kelimesi kelimesine tercüme ederek çalıştıklarını ifade ediyor.

Bu kadar uzun süre görevde kalmış bir ismin, yetenek ve başarıları konusunda tartışmalar yaratmamış olması düşünülemez. Kendisi hakkında Andrew F. Krepinevich ve Barry D. Watts tarafından kaleme alınan "The Last Warrior: Andrew Marshall and the Shaping of Modern American Defense Strategy" başlıklı kitaba sert eleştiriler getiren Michael Desch, "Don't Worship at the Altar of Andrew Marshall" başlıklı makalesinde, Marshall'ın bir çeşit hikmetinden sual olunmaz ikona dönüştürüldüğünü, bunun bir sebebinin de, dairesinin doğrudan ABD Savunma Bakanı'na bağlı ve çalışmalarının neredeyse tamamının en üst seviyede gizli olmasını gösteriyor. Buna göre Marshall'ın 40 yılda elde ettiği başarıları sağlıklı bir biçimde değerlendirmek neredeyse imkansız, zira çalışmalarının 1992 tarihli bir rapor haricinde hepsi gizlilik dereceli. Ayrıca Desch'e göre, Marshall'ın uzgörü yeteneklerini fazlasıyla abartan yazarlar, onun, CIA'in Sovyetler Birliği'nin ekonomik ve askeri teknolojik kabiliyetlerini aşırı abartılı bulmasına rağmen, bazı raporlarında CIA veri ve öngörülerini işine geldiği gibi kullanmaktan çekinmediğini görmezden gelmiş. Desch'in Marshall'a yönelik bir başka eleştirisi ise, Net Değerlendirme kavramının muğlaklığına ilişkin.

Krepenevich ve Watts'ın kitabında, Marshall'ın ABD savunma ve güvenlik mekanizmasına üç en önemli katkısı olarak CIA'in Sovyetler Birliği'ne ilişkin değerlendirmelerinin tutarlılık ve isabetini tartışmaya açması, yeni teknoloji ve inovasyonların ışığında bir askeri devrimin (RMA; Revolution in Military Affairs) anahatlarını herkesten önce çizmesi ve Soğuk Savaş'tan sonra Çin'in ABD'nin yeni rakibi olacağını öngörmesi sıralanmış. Desch'in bu tespitlere itirazları, CIA'in bizzat kendisinin Sovyetler Birliği'nin ekonomik ve askeri kapasitesinin tahmin edildiği kadar güçlü olmayacağına ilişkin tespitlerinin bulunuduğu ile başlıyor. Daha da ilginci Desch, Marshall'ın RMA fikrini, doğrudan Sovyetler Birliği'nin 1970'li yıllardaki teknik raporlarda geçen Askeri Teknik Devrim (MTR; Military Technical Revolution) kavramından "esinlenerek" geliştirdiğini öne sürüyor. Çin'in yükselen güç olacağı tahmininin ise Marshall'ın çağdaşı çok sayıda stratejist tarafından da dile getirilmiş olduğunu ekliyor.

Her ne kadar bu eleştirilerin önemli ölçüde haklılık payı olduğuna inansam da, Andrew Marshall gibi bir ismi özel kılan bazı nitelikler olduğunu düşünüyorum. Bunlardan ilki, Marshall'ın, son derece geniş bir entelektüel görüş açısına sahip olmasıdır.

Bir kişi, belli bir alanda dikey uzmanlığını artırdığı ölçüde farklı alanlara nüfuz edemez, yani yatayda da etki alanını genişletemezse, bir süre sonra yaratıcılığı ve bilgi üretme kabiliyeti körelir. Yeni fikir ve bilgilerin üretimi, entelektüel etki çapını artırmakla mümkündür. Bu da sadece meslek ya da ilgi alanı üzerine yoğunlaşmak değil, farklı alanlar ve konulara da eğilmek ile sağlanabilir. Başka bir deyişle kişi ya da kuruluş, ilgi ve ilişki ağını (network'ünü) genişlettiği, farklı ağlarla bağlantı kurduğu sürece yaratıcılık ve üretkenlik kapasitesini artırır.

ONA gibi kuruluşlar ve Marshall gibi kişiler, çok sayıda farklı ağa bağlantıları olan düğüm noktaları vazifesi görürler. Çok farklı ağlar arasında mesaj alış verişi sağlayabilir; gelişme ve eğilimlere çok daha geniş açıdan bakış getirebilirler. Bu da teknolojik uzgörü, stratejik planlama ve politika tasarlayabilme yeteneğini artırıcı rol oynar.

İkinci olarak, kişilerin olduğu kadar kurumların da zekâları vardır. Kurumsal zekâ, bilgi ve deneyimin içselleştirilmesi, geliştirilmesi ve korunmasına bağlıdır. Üretilen bilginin kalitesi, üretim sürecine dahil olan ağların sayısına ve kalitesine bağlıdır. Bu üretim sürecinde de Marshall gibi düğüm noktaları hayati önem taşırlar. Eğer üretilen bilgi korunup aktarılabiliyorsa, bilgi üretim sürecinde istikrar söz konusuysa, uzun vadeli ve sağlıklı strateji geliştirmek mümkün olabilir. Aksi takdirde kurumsal geri zekâlılık hasıl olur.

Ve kurumsal geri zekâlılık, cehalet ile birlikte bir ülke için en önemli ulusal güvenlik tehditlerinden biridir.

Hiç yorum yok: