13 Ekim 2010 Çarşamba

3. Deniz Sistemleri Semineri


 
İlki 21 Ekim 2008’de düzenlenen Deniz Sistemleri Semineri’nin üçüncüsü, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Kongre ve Kültür Merkezi’nde (KKM) gerçekleştirildi.

İki gün süren seminer, askeri denizcilik alanında faaliyet gösteren ana ve alt yüklenici firmalar ile yan sanayi, üniversite ile son kullanıcı ve tedarik makamlarını buluşturmayı hedefliyor. Bu yıldan itibaren Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe ayrıca yerli tersanelerin yanı sıra yabancı askeri gemi üretici firmalardan da ilk kez katılım gerçekleştiriliyor.

ODTÜ KKM’deki konferans salonlarındaki sunumlar ve açık alanlardaki sergilerden oluşan s
eminerin açılış konuşmasını, Deniz Sistemleri Semineri'ni hayata geçiren ve bu konuda yoğun çabalar harcayan E.Y.Müh.Kd.Albay Zafer Betoner yaptı.
Betoner'in ardından kürsüye gelen Savunma Sanayii İmalatçıları Derneği (SASAD) Genel Sekreteri Kaya Yazgan, askeri denizcilik sektörünün bugünkü konumu ve sorunlarını ele alan bir konuşma yaptı. Yazgan, Kaynak Kullanımı Destek Fonu (KKDF) kullanımına ilişkin bürokratik sorunlar, Teklife Çağrı Dosyalarının (TÇD) sadece yetkin üreticilere yayınlanması hususu ve yatırım ve teşvik sıkıntılarını vurgulayan, sektöre ilişkin genel bir çerçeve çizdi.

Daha sonra Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar kürsüye geldi. Bayar, diğer alanlarda
olduğu gibi askeri denizcilik sektöründeki tüm proje faaliyetlerinin de SSM tarafından hazırlanan Sektörel Strateji Dokümanı paralelinde gerçekleştirildiğini belirtti. Uzun vadeli nihai hedefin, tüm askeri maksatlı suüstü gemilerin alt sistemleri ile birlikte tasarım ve inşasının yurtiçi imkânlarla gerçekleştirilmesi olduğunu ifade etti.

Bayar, askeri denizcilikle ilgili önceki seminer ve çalıştaylarda zaman zaman aktardığı bir anektodu, biraz daha detaylandırarak anlattı. 2005 yılında, MilGem projesini gemi inşa sanayiine anlatmak ve yatırımcıları savaş gemisi üretimine teşvik etmek için SSM tarafından TÜBİTAK'ta bir tanıtım toplantısı düzenlendiğini, bu toplantı sonunda neredeyse hiçbir firmanın hedeflerine inanmadığını ancak bugün Türkiye'de mevcut 150'den fazla tersanenin yetkililerinin neredeyse her gün müsteşarlığın kapısını aşındırdığını anlattı. Müsteşar, 5 yıl önceki dönemde sivil gemi inşa piyasasının hareketli olduğu için tersanelerin savunma sanayiine tenezzül etmediğini ancak şimdi durumun tersine döndüğünü ifade etti. (Bu arada konuşmasında aktardığına göre, MilGem projesinde halen 50'den fazla alt yüklenici firma ve bu firmalara iş yapan 200'den fazla yan sanayi firması bulunuyor)

Bayar, "gelinen noktada artık sadece 6-7 adet uzman ve yetkin tersane ile çalışacağız, aslında bu bile yüksek bir sayı" dedi. Bu, SSM'nin askeri denizcilik ile ilgili olarak uzun süredir ifade ettiği stratejik yaklaşım (Bu yaklaşımın açılımını daha sonra Deniz Araçları Daire Başkanı Serdar Demirel yaptı). Müsteşarın aktardığına göre, "en son LPD ihalesi ile bu kapı (tersane seçim süreci - A.M.) artık kapanmış durumda".

Bayar'ın konuşmasında dikkat çeken bir ayrıntı, HAVELSAN'ın "Ağ Destekli Komuta Kontrol Sistemi" çalışmasından bahsetmesi oldu. Bunu, orta vadede şekillenmeye başlayacak olan TF-2000 hava savunma harbi firkateyninin merkezinde yer alması gereken komuta kontrol sisteminin HAVELSAN tarafından geliştirileceği şeklinde algıladım.

ODTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Volkan Atalay, üniversitelerinde askeri denizcilik alanı ile ilgili 80'den fazla araştırma ve geliştirme (ArGe) projesinin yürütüldüğünü, ODTÜ olarak bu alanda kurulacak Mükemmeliyet Merkezlerine evsahipliği yapmaya hazır olduklarını ifade etti. Atalay'ın saydığı örnek projeler arasında denizaltılar için akustik aldatıcı sistem, atmosferik yaşam destek ünitesi ve insansız sualtı aracı projeleri dikkat çekiyor. Atalay ayrıca, Kasım ayı sonunda SSM ile birlikte ODTÜ Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren firmalara yönelik olarak "Teknokent Savunma Sanayii Platformu"nun oluşturulacağını bildirdi.

A
skeri denizcilik sanayiinin durumu ve SSM tarafından ele alınan projelerle ilgili kapsamlı bir konuşma yapan SSM Deniz Araçları Daire Başkanı Serdar Demirel, 2009 yılında SSM tarafından yürütülmekte olan toplam proje sayısının 226 olduğunu, dairesi tarafından yürütülen 14 adet platform projesinin toplam değerinin yaklaşık USD 8,000,000,000 olduğu bilgisini verdi.

Başında bulunduğu dairenin "Harp Gemileri", "Amfibi Gemiler", "Destek Gemileri" ve "Bot Grubu" olmak üzere 4 ana çalışma grubundan oluştuğunu ve bu Sektörel Strateji Dokümanı uyarınca bu gruplarda çalışmaya yetkin ve uygun görülen tersanelerin seçim aşamasında olduklarını belirten Demirel, Bot Grubu için Yonca Onuk tersanesinin yanına bir adet daha tersane ekleneceğini, bir arada ele alınan Yardımcı Sınıf Gemiler ile Firkateyn / Korvet gemi üreticileri için de toplam 4 tersanesinin seçileceğini aktardı. Denizaltılar için zaten Gölcük Tersane Komutanlığı tek merkez olacak ve Tip 214TN Yeni Tip Denizaltı Projesi ile birlikte bu tersaneye muazzam bir altyapı yatırımı yapılacağı bilgisini edindim.

Serdar Demirel konuşmasının mevcut ve planlanan projelere ayırdığı bölümünde TF-2000 Yeni Nesil Hava Savunma Harbi Firkateyni projesinde gelinen durum ile ilgili bilgiler sundu. Demirel'in aktardığına göre TF-2000 projesinde SSM tarafından yürütülen fizibilite çalışması tamamlanmış durumda. Fizibilite çalışması kapsamında,
  • Dünyadaki benzer platformlara yönelik literatür araştırması yapılmış,
  • Alt sistemlere yönelik yayımlanana Bilgi İstek Dosyası'na (BİD) cevap sunan 35 firmanın 46 adet cevap dokümanının incelenmiş,
  • 08.03.2010 tarihinde TÜBİTAK, üniversite ve 17 yerli firmaya gemide yer alacak silah ve elektronik sistemlere ilişkin bilgi verilmiş ve ArGe ve yurtiçi geliştirme proje teklifleri sunmaları istenmiş,
  • TÜBİTAK ve 12 yerli firmadan 90 adet alt sisteme ilişkin sunulan teklifler incelenmiş,
  • SSM bünyesindeki MEBS, EHA, RFM ve ArGe Daireleri ile proje kapsamında değerlendirilebilecek alt sistemlere yönelik koordinasyon toplantıları yapılmış,
  • Dünyadaki benzer platformlara ziyaretler düzenlenmiş.
Demirel'in sunumunda aktardığı, sözleşmesi henüz imzalanmamış ancak faaliyetleri devam eden başlıca projeler ve bu projelere ilişkin 2010 yılı gelişmeleri ise şu şekilde sıralanmıştı:
  1. Havuzlu Çıkarma Gemisi (LPD), 1 adet: TÇD yayınlandı
  2. Denizaltı Kurtarma Ana Gemisi, 1 adet: İstanbul Denizcilik ile sözleşme görüşmeleri
  3. MTA Sismik Araştırma Gemisi, 1 adet: Teklif Bekleme
  4. Kurtarma ve Yedekleme Gemisi, 2 adet İstanbul Denizcilik ile sözleşme görüşmeleri
  5. Acil Müdahale ve Dalış Eğitim Botu, 2 adet: TÇD hazırlık
  6. Amfibi Gemi (LST), 2 adet: ADİK ile sözleşme görüşmeleri
  7. Yelkenli Okul Gemisi, 2 adet: TÇD hazırlık
  8. TF-2000, 4 adet: Fizibilite çalışması tamamlandı
  9. Denizde İkmal Muharebe Destek Gemisi, 1 adet: Proje Yönetim Planı hazırlık çalışmaları
Ve önümüzdeki dönemde, TÇD, sözleşme imza ya da plan aşamasında ele alınacak, bir başka deyişle 2011 yılından itibaren SSM gündeminde üst sıralara yerleşecek projeler olarak da şunlar sıralandı:
  1. MilGem diğer gemiler
  2. LPD
  3. TF-2000
  4. Türk Tipi Hücumbot
  5. Mayın Tarama Gemileri
  6. TF-100
  7. Hava Yastıklı Çıkarma Aracı (LCAC)
  8. Yelkenli Okul Gemisi
  9. Denizde İkmal ve Muharebe Destek Gemisi
  10. LHD
Gerek halihazırda yürütülen gerekse planlanan projelerin nitelik ve nicelik açısından boyutları dikkat çekici şekilde büyük. Bu da, bu kadar çok sayıda ve iddialı projeyi beslemeye yetecek bir bütçe mekanizmasının mevcut olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor doğal olarak...

Serdar Demirel ayrıca, askeri denizcilik sanayiine ilişkin teknoloji yatırımı konusuna da değindi. Ana tahrik, dikey atış lançeri, radar ve sonar teknolojileri, ısıtma, havalandırma, iklimlendirme sistemleri, ve modern silahlar (kinetik enerji, lazer vb) alanlarında yurtdışı işbirliği imkânlarının araştırılacağını; Türk firma ve araştırma kurumlarının tümü elektrikli gemi, sualtı intikal vasıtası, denizaltılar için güdümlü mermi, lazer ve kinetik enerji sistemleri, rail-gun silahları, sualtı elektrooptik algılayıcılar gibi belli başlı teknoloji alanlarında çalışmalar yapmasının faydalı olacağını belirtti.

Öte yandan, şu ana kadar askeri denizcilik alanında yapılan ihracat bedeli toplam yaklaşık USD 500,000,000. Yapılan satışlar ise Gürcistan, Mısır (Geliştirilmiş Ani Müdahale Botu; Yonca Onuk); BAE, Malezya, Pakistan, KKTC (Ani Müdahale Botu; Yonca Onuk); Pakistan, Gürcistan (Süratli Devriye Botu; Yonca Onuk); Romanya (Devriye Botu; İstanbul Denizcilik); Malezya (STAMP; ASELSAN) şeklinde.

Seminerde kürsüye çıkan diğer konuşmacılar ve sunumlarında dikkatimi çekip not aldığım ayrıntılar şu şekilde:

Hayrettin Uzun, HAVELSAN Yönetim Kurulu Başkanı

  • Yeni Tip Karakol Botu (YTKB) Projesi çerçevesinde ilk gemi olan P1200 borda numaralı AB200'ün hizmete girişi 2010 sonunda gerçekleşecek.
  • HAVELSAN'ın LST projesinde görev alması ile ilgili sözleşme görüşmeleri devam ediyor.
  • Uzun, HAVELSAN'ın bir "entegratör" şirket olduğunun altını birkaç kez çizdi.
  • Uzun'un konuşmasında dikkatimi en fazla, altyüklenicilerle ilişkilerine dair söylediği "(altyüklenicilerle) mühendislik süreçlerimizi uyuşturduk, eksiklik finansal süreçlerde" yorumu çekti. Bunu, projelerde altyüklenicilere verilecek iş payları ve maliyet ile ödeme konularında genel sıkıntıların mevcut olduğu şeklinde yorumladım.

Faruk Yarman
, HAVELSAN Genel Müdürü

  • HAVELSAN'ın deniz sistemlerindeki hedeflerini, 1. Deniz platformlarında ana entegratör olmak, 2. özgün sistemler üretmek, 3. ihracat şeklinde sıraladı.
  • İstanbul Tuzla'da kısa süre önce açılan Deniz Savaş Yönetim Sistemleri Merkezi ile ilgili bilgi verdi.

Haluk Kaban
, RMK Sahil Güvenlik SAR Gemi Proje Müdürü

Sahil Güvenlik Arama ve Kurtarma Gemisi Projesi ile ilgili bilgiler sundu:

  • İlk gemi teslimatı 2011 Eylül ayına planlı. İkinci geminin bu sene Kasım ayında denize indirilmesi, 2., 3. ve son gemilerin 2012 yılında hizmete girmeleri öngörülüyor.
  • İlk gemi, TCSG Dost denize indirildiğinde deplasmanı 1,000t imiş. Donatıldıklarında, tam yükle 1,700t deplasmana sahipler.
  • Proje kapsamında bugüne kadar 370,000 sayfa, 50,000 paftadan oluşan 19,700 adet doküman oluşturulmuş. Bu dokümanları oluşturmak, düzenlemek ve arşivlemek için kurulan doküman ofisinde 7 kişi çalışıyor.
  • RMK Marine, proje için TAI'den Entegre Lojistik Destek yazılımı satın almış. Proje ile ilgili lojistik süreçler bu yazılım ile takip ediliyor.
  • Proje kapsamında 9,000 adet malzemenin kodlaması, 1,500 kalem yedek parçanın tarif ve tasnifi gerçekleştirilmiş.
  • Proje personelinin eğitimi kapsamında toplam 35,000 sayfalık 61 adet doküman oluşturulmuş; 50 mühendis ve teknisyen 7 ay boyunca çeşitli konularda eğitim almış.

Ignacio Mosquera
, Navantiaİspanyol Deniz Kuvvetleri için inşa edilen ve Avustralya için de bir türevi inşa edilecek olan Juan Carlos I sınıfı LHD çıkarma gemisi ile ilgili bilgiler sundu. Bir LHD sınıfı geminin bu kadar kapsamlı, bu kadar komplike bir tasarım olacağını tahmin etmemiştim.

Mosquera, Türkiye'nin LPD ihalesi için Navantia'nın Juan Carlos I'in küçültülmüş bir vesiyonunu mu sunacağına ilişkin soruya, "ihalenizde öyle isterler var ki, en az Juan Carlos I sınıfında bir gemi ile bunu karşılayabiliriz. Bazı tadilatlar elbet olacaktır ancak tonaj açısından küçük bir gemi olmaz" diye cevap verdi. Dipnot olarak Juan Carlos I'in yaklaşık 28,000t deplasmana sahip olduğunu eklemeliyim.

Öte yandan Juan Carlos I, devasa tonajına rağmen mütevazi sayılabilecek bir silah yüküne sahip: Gemide 4 adet 20mm ve 2 adet 12.7mm uzaktan kumandalı namlu bulunuyor ayrıca gerektiğinde takılmak üzere nokta savunma füze sistemi imkânı da mevcut.

Ekber Onuk, Yonca OnukSeminerin en etkileyici, bilgi-yoğun ve derli toplu sunumlarından birini yaptı Ekber Bey.

  • MRTP konseptinde stealth form optimizasyonu için KİMETSAN ile birlikte çalışılıyor.
  • Dünyada yüksek hızlı tekne sanayiinde, ileri teknolojiden ziyade iyi malzemeye ağırlık verilmekte.
  • Ticaret konvoylarının korsanlara karşı savunulması için ASELSAN ile birlikte geliştirilen Kangal konseptini SSM, önümüzdeki günlerde İspanya'daki bir konferansta sunacak.
  • Pakistan, MRTP-33'lerine önümüzdeki günlerde Çin yapımı C-705 gemisavar füzeleri entegre edilecek.
  • "Her şey kontrol altındaysa yeterince hızlı değilsindir"
  • "Her ölümlü, adı, anısı, eseri son kez anılıncaya kadar yaşar"
MEKO A200 ve Thales I-MAST sensör kulesi 

  MEKO MESHD Konsepti 
Jens Balle, Blohm und Voss

Seminerin bir başka başarılı sunumunda Balle, konseptten ve görev tanımından (CONOPS) sistem tasarımı ve üretime giden süreci çok güzel, rafine bir şekilde özetledi. Bu açıdan Türk sanayisine örnek teşkil etmesi gereken bir sunumdu.

Balle sunumunda, Thales'in I-MAST çözümünün MEKO A-200 firkateynine entegrasyonu ile ilgili bilgi sundu.

Balle ayrıca MESHD adlı helikoper çıkarma ve amfibik destek gemisi konseptini tanıttı.

Ian Leach, BAe Systems

Meslek hayatımda bugüne kadar gördüğüm en kötü sunumlardan biri idi. Büyük çoğunluğunda İngiliz Deniz Kuvvetleri için geliştirilen ve hizmete girmeye başlayan Tip 45 sınıfı destroyerlerin tanıtıldığı sunum, 5-6 adet güzel görünümlü fotograflarla bezenmiş yansı ve bir broşürü olabildiğince sıkıcı bir ses tonu ile hızlı hızlı okuyan, bezmiş bir satış yöneticisinden ibaretti. Sunum o kadar sıkıcıydı ki, BAe Systems'in Türkiye'den herhangi bir beklentisi kalmamış olduğunu düşünmeye başladım.

Bu rezil sunumun ilaç niyetine tek dikkate değer ayrıntısı, İngiltere'nin Türkiye'ye, TF-2000 projesi için Tip 26 projesini teklif ettiği bilgisi idi.

BAe Systems TF-2000 gibi dev bir proje için, iddialı bir gemi olan Tip 26'yı teklif ediyor ve bu teklifi Türk gemi inşa sanayiine sunmak için elindeki en önemli fırsatı Tip 45 broşürünü bezgin bir şekilde okuyarak harcıyor... İlginç...

Doç Dr. Ali Can Takinacı, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ata Nutku Gemi Model Deney Laboratuvarı

Doç. Dr. Takinacı, İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi bünyesindeki Ata Nutku laboratuarının kabiliyetleri ve yapılan çalışmalar ile ilgili, gurur verici başarı öyküleri ile dolu bir sunum yaptı.

Laboratuar, kendi imkânları ile bir form optimizasyonu yazılımı geliştirmiş. Bu yazılım ile yurtiçi ve yurtdışı kurum ve kuruluşlara danışmanlık ve ArGe servisi sağlanıyor.

MilGem Projesi kapsamında 1997 yılında yapılan ön tasarım çalışması.
Proje daha sonra bugünkü halini aldı.  
  • Türk Deniz Kuvvetleri için inşa edilen Yarbay Kudret Güngör gemisi için laboratuar bir form optimizasyonu çalışması yaparak 12% kadar direnç kazanımı sağlamış.
  • MilGem projesi kapsamında 1997 yılında bir ön tasarım çalışması gerçekleştirilmiş. ve bu tasarıma ilişkin teknik şartname hazırlanmış (Bu proje iptal edildi ve MilGem, bugünkü hali ile daha sonra tekrar başlatıldı. MilGem'in bu ilk ön tasarımına dair bir çizim, dönemin Savunma ve Havacılık dergisinde de gösterilmişti).
  • MilGem projesi için tekne form optimizasyonu gerçekleştirilmiş.
  • ADİK tersanesi için LCT form optimizasyonu gerçekleştirilmiş.
  • FNSS için Pars 6x6 amfibik araç ve Seyyar Yüzücü Hücum Köprüsü araçları için yüzebilirlik testleri ve hidrodinamik değerlendirme çalışmaları yapılmış.
  • YTKB projesi kapsamında teklif edilen aday gemilerden biri için tekne form optimizasyonu çalışması yapılmış. Bu çalışma sonucunda dalga direncinde 20% gibi olağanüstü bir kazanç sağlanmış.
  • Sahil Güvenlik SAR35 bot modernizasyonu projesi çerçevesinde gemilerin hidrodinamik performanslarının artırılmasına yönelik çalışmalar yapılmış. Sonuçta 12 - 15kt olan süratleri 29 - 31kt'a çıkartılmış.
  • Gölcük Tersane Komutanlığı için, "Nostaljik Torpido Taşıma Gemisi" projesi kapsamında baş formu Kahraman Nusrat mayın gemisi, kıç formu ise "avcı botu" şeklinde olanbir gemi için hidrodinamik testler yapılmış. Doç. Dr. Takinacı bu projenin inşa edilip edilmediğini bilmediğini söyledi.
  • Seyyar yüzer dozer (AZMİM) araç projesi için su jeti hidrodinamik testleri gerçekleştirilmiş. Aracın paletli olmasından dolayı bu projenin kendilerini çok zorladığını söyledi.
  • LST için yine form optimizasyonu ve hidrodinamik testler gerçekleştirilmiş.
  • MilGem için sonar kubbesi tasarımı yapılmış. Sonuçta ortaya çıkan kubbe, gemiye fazladan direnç getirmeyecek kadar başarılı olmuş.
  • Ata Nutku Laboratuarı, ABD Sahil Güvenlik teşkilatı için geliştirilen ACDSIM adlı gemi manevra simülasyonu yazılımını, çok yüksek meblağlar ödeyerek kaynak kodları ile birlikte satın almış. Daha sonra bu yazılım üzerinde kendi ihtiyaçları doğrultusunda özelleştirmeler yapmışlar.
  • Pervane ile ilgili çalışmalar için Dudullu İMES sanayi sitesindeki dökümcülerle çalışılıyor.
  • Laboratuar modernizasyonu ve yeni laboratuarlar için ödenek ve desteğe ihtiyaçları var. Milli Savunma Bakanlığı'ndan bu konuda olumlu sinyaller alınmakta imiş.

Richard Streeter
, Thales

Thales'in elektronik destek ve karşı tedbir çözümlerini tanıttı.

TDzKK'nın kullandığı Thales üretimi sistemler şu şekilde verilmiş:
5 adet Kılıç 1: Cutlass ESM
6 adet Kılıç 2: Sealion ESM
8 adet MEKO: Cutlass / Sealion
6 adet Burak: DR2000
4 adet Doğan: DR3000

4 adet Preveze: Porpoise ESM
2 adet Ay: Sealion ESM
4 adet Ay: DR2000 ESM
4 adet Gür: Sealion ESM

Kara platformu: 4 adet IMSS: DR3000
Thales olarak Türkiye'deki en öncelikli hedefleri, Ay sınıfı denizaltı modernizasyonu. bu proje kapsamında Sealion ESM sisteminin yeni versiyonunu teklif ediyor. Bu projeye çok önem verdikleri, sunumun büyük kısmında Sealion sisteminin teknik özelliklerine yer ayırmalarından anlaşılıyordu. Buna ilaveten gelecekteki suüstü muharebe platformları için APX serisi ESM sistemlerini teklif ediyorlar. APX-1 türevi suüstü platformlar ve APX-U sistemi ise denizaltılar için üretimde.

Ziya Ulusoy, HAVELSAN

Ulusoy, HAVELSAN'ın denizaltılara yönelik olarak geliştirmekte olduğu üç adet ürünü tanıttı. Bunlar:
  1. SEDA denizaltı komuta kontrol sistemi
  2. Sinarit yazılım geçerleme ve ve işlevsel test platformu
  3. DVBS bilgi dağıtım sistemi
SEDA (Sonar Entegre Denizaltı Atış Kontrol Sistemi) sistemini HAVELSAN, öyle sanıyorum ki ilk kez 3. Deniz Sistemleri Semineri'nde bu kadar kapsamlı olarak kamuoyu ile paylaştı. Sistemin ana hatları şu şekilde:

Sistem, denizaltıdaki TAS (Towed Array Sonar), FAS (Flank Array Sonar), PRS (Passive Ranging Sonar), CTA (Cylindirical Transducer Array), CHA (Cylindirical Hydrophone Array), MAS (Mine Avoidance Sonar) ve ONA (Ownship Noise Analysis) sensörleri ile diğer akustik olmayan sensörlerden gelen verileri bir araya getiriyor.

SEDA, 6 adet konsoldan oluşuyor. Bunlar:

2 adet Sonar konsolu
1 adet Silah konsolu
1 adet komuta kontrol konsolu
1 adet taktik seyrüsefer konsolu
1 adet akustik olmayan sensör (periskop, radar, ESM, datalink, WAIS) konsolu

SEDA'nın tanıtımı için hazırlanmış 3D animasyonda konsolun işleyişi ve geminin çeşitli altsistemleri ile nasıl entegre olduğu, bir muharebe senaryosu eşliğinde tanıtılıyordu. Bu videoda silah konsol ekranında DM2A4, MK48 Mod6AT'yee ilaveten Mk37 torpidosunu görmek beni biraz şaşırttı. Ayrıca videoda denizaltı, bir Ticonderoga kruvazörünü vuruyordu!

Bir diğer sistem olan Sinarit, SEDA'nın alt bileşenlerinin sanal ortamda test edilmesini sağlayan bir çeşit Sistem Entegrasyon Laboratuarı. Sinarit, her bir alt sistemin, farklı senaryolarda nasıl etkileşim göstereceğini ve bu şekilde tasarımda nasıl değişiklikler yapılması gerektiğini belirlemeye yardımcı bir araç olarak düşünülmüş.

Ulusoy, SEDA sisteminin bir bütün olarak Tip 214TN'ler kullanılmayacağını ancak bu sistemi oluşturan bazı alt sistem ve bileşenlerin entegre edileceğini söyledi. Sunumdan sonra, Tip 214TN'lere yetişmeyecekse SEDA'yı bir bütün olarak hangi platformlar için hedeflediklerini sordum (Ay modernizasyonu? Gelecekteki muhtemel Preveze ve/veya Gür modernizasyonu?) Aldığım cevaptan sonra edindiğim izlenim, SEDA'nın öncelikli hedeflerinden birinin modernizasyon projeleri olduğu, Tip 214TN projesinden bağımsız devam etmesine rağmen öncelikle Ay ve daha sonra yurtiçi ve muhtemelen yurtdışı modernizasyon projelerinin esas hedef pazar olduğu şeklinde oldu.

Son ürün olarak tanıtılan DBDS (Denizaltı Bilgi Dağıtım Sistemi), HAVELSAN'ın suüstü gemiler için geliştirdiği GBDS ve GVDS sistemlerinin bir ardılı aslında. Denizaltının INS Cayro, EMLOG, SODOLOG, derinlik sensörü, CTD probe ve D/GPS sensörlerinden gelen veriyi birleşitirip ilgili unsurlara dağırıyor, geminin alt sistemleri arasında haberleşmeyi sağlıyor.

Ulusoy, HAVELSAN olarak deniz alanındaki öncelikli hedeflerinin Tip 214TN'ler için Mk48 Mod6AT entegrasyonu, Mayın Tarama Gemisi ve denizaltı modernizasyonu olduğunu söyledi.

Ünal Koyaz, ASELSAN

Koyaz genel olarak ASELSAN'ın deniz sistemlerine ilişkin sistem mühendisliği süreçleri ile ilgili oldukça teorik ve genel çerçeveli bir sunum yaptı. Ancak bu aşırı teorik sunumda benim asıl dikkatimi çeken, bir soruya verdiği cevapta, ASELSAN olarak sadece alt sistem üreticisi değil aynı zamanda sistem entegratörü olmayı da hedeflediklerini söylemesi oldu. Bu ilginç, zira tam olarak aynı hedef bizzat HAVELSAN Yönetim Kurulu Başkanı tarafından da dile getirildi. Bu iki şirket deniz sistemleri konusunda ana entegratör olmayı hedeflerken görev ya da "domain" paylaşımı mı yaptılar, bu paylaşım doğal oalrak mı gelişti ya da aslında bir paylaşımdan ziyade "deniz savaş sistemleri konusunda entegratör olarak tanımlanma" konusunda bir rekabet mi var, açıkçası anlayamadım.

Seminerde izleyici olarak katıldığım son sunum, AMI International'dan Bob Nugent'inki idi. Nugent, gemi savaş yönetim sistemi pazarının şu anki ve gelecekteki durumuna ilişkin son derece keyifli ve bilgi-yoğun bir sunum yaptı. Ayrıca bazı ilginç tespitler de yaptı:
  • Nugent, Türkiye'nin askeri denizcilik pazarı açısından çok ilginç bir ülke olduğunu, dünyadaki her bir platform tipine ait genel trendlerin hepsinin ayrı ayrı aynı zamanda görülebildiğini söyledi.
  • Ayrıca Türkiye'nin, donanma projelerinin yönelimini idame ettirme kabiliyetine sahip ender NATO ülkelerinden biri olduğunu söyledi. Başka bir ifade ile Türkiye, askeri deniz sistemlerine yatırım trendini muhafaza edebilme kabiliyetine sahip (imiş).
  • Suüstü ve sualtı savaş gemisi piyasasına genel hatları ile bakılacak olursa, denizaltı pazarının nispeten dengeli olduğunu, mayın avlama gemisi ve destroyer piyasasının küçüldüğünü, korvet ve firkateynlerin arttığını ancak 700t'a kadarki karakol gemisi ve OPV piyasasının patladığını söyledi.
  • Bir başka yönelim, amfibik çıkarma ve destek gemilerinin giderek daha büyümesi (Türkiye'deki LPD projesininin gidişatını da bu yönelime örnek olarak verdi)
  • İkinci el gemi transferi ve ömür uzatma maksatlı modernizasyon piyasasının hacmen küçük ancak artış trendinde olduğunu belirtti.
  • Nugent ayrıca, Türkiye, Brezilya ve Güney Kore'nin savaş yönetim sistemi alanında çok sağlam adımlarla dünya piyasasına girdiklerini, bu ülkelerin küresel rekabeti çok zorlayacaklarını ve dikkate alınmaları gerektiğini söyledi.
  • Savaş yönetim sistemi açısından Türkiye'nin TF-2000, Brezilya'nın yeni firkateyn ve korvet, Suudi Arabistan'ın yeni korvet, firkateyn ve OPV projelerinin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Genel Değerlendirme

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Deniz Sistemleri Semineri, artık giderek daha oturmuş bir yapıya sahip olmuşa benziyor. Bunda, bu uğurda olağanüstü emek harcayan Zafer Betoner'in çabası çok büyük muhakkak. Seminere SSM'nin evsahipliği yapması ile birlikte Deniz Kuvvetleri ve tersane katılımı da artmış, ayrıca sergi alanının da genişlemiş olması başka bir kayda değer gelişme.

İçerik açısından en dikkat çekici detayların başında, bu seneki sunumların daha temkinli, daha somut olması idi. Geçtiğimiz seneki seminerde çok fazla vaat ve "her türlü çözümü gerçekleştirmeye hazırız" türü söylem mevcuttu; bu sene daha somut hedef ve öneriler getirilmiş, bu da bir başka olumlu nokta.

ASELSAN sadece sistem mühendisliği yaklaşımının özetlendiği bir sunum ile katıldı seminere. Herhangi bir ürün ya da proje tanıtımı, sergi standı uygulaması gerçekleştirmedi.

Ne yazık ki, Ağ Merkezli Muharebe, Ağ Destekli Yetenek (ADY) gibi kavramların sektörde net bir şekilde anlaşılamadğını, daha da kötüsü, bu kavramların ürün ve kabiliyetlerin niteliklerine göre farklı şekillerde yorumlanmaya başlandığına şahit oldum. ADY için platform odaklı bir yaklaşımdan bile bahsedildi, ki bu, ADY'nin tüm var olma felsefesine taban tabana zıttır; hava ulaşımını geliştirmek için otoyol inşa etmeyi teklif etmeye benzer. Üzülerek gördüm ki, Türk Savunma Sanayiinin bu gibi güncel konsept ve teknolojileri takip etmek için yabancı kaynakları mot-a-mot çevirmekten çok daha fazlasını yapması gerekiyor.

Tersaneler ve ana yükleniciler arasında, özellikle sözleşme hükümleri ve iş payı konusunda tatlı sert (olduğunu umduğum) bir çatışma sezdim. Bu ilişkilerin net, dengeli ve kararlı bir şekilde kurulabilmesi için anlaşılan SSM'ye çok iş düşüyor.

Umarım bu seminer, askeri denizcilik sektörümüzün "durumsal farkındalığı"nı geliştirmede üstüne düşen görevi başarıyla yerine getirir. Yememiz gereken daha çok fırın ekmek var zira, sadece biri eksildi.



Not: Seminer ile ilgili değerli dostum Cem Devrim Yaylalı'nın izlenimlerine buradan erişebilirsiniz.

1 yorum:

Ekskavatör Operatörü dedi ki...

Gerçekten geçen senelere göre daha güzel bir program gerçekleşti bu sene.

İTÜ'nün deney labratuvarı hakkında duyduklarım bana hem övünç hem de Ankara Rüzgar Tüneli gibi benzer bir örnekten dolayı üzüntü vermekte. Bu gibi kurumlar varil ve hızı ayarlanabilir pervane ile rüzgar tüneli deneyi yapma gibi dahiyane ama aynı zamanda üzücü (maddi imkansızlıklar) fikirlere başvurmamalılar.

Bu iki kurumun kesinlikle desteğe ihtiyacı var.