23 Haziran 2006 Cuma

İsimsizlik...

Emin Çölaşan'ın Sabah Ketene ile ilgili "Kahraman" başlıklı yazısı epey gürültü kopardı... Evinin önünde öldürülen Ketene'nin istihbarat teşkilatımız adına PKK'ya karşı operasyonlarda aktif rol aldığını yazan Çölaşan, bazı operasyonları hakkında bilgiler veriyordu.

İyi ama bunlar konuşulmaz, bilinmez, duyulmaz.. Hiçbirimiz gündelik hayatta "oh bugün de evimin önünde bomba patlamadı, şükürler olsun MİT çok güzel çalışıyor" diyor muyuz? Ancak belki de gerçekten bugün evimizin önünde bir bomba patlayacaktı ve MİT tüm imkanlarını seferber ederek bunu önledi. Ve bunun için mensupları kimbilir ne belalara bulaştı. "Intelligence Services for Dummies" diye bir kitap varsa eminim ki şantaj, rüşvet, suikast vesaire bir sürü "bel altı" hareketin tarifi de vardır. Hep aklıma gelen bir örnektir, "Syriana" filminden... Koskoca bir ülke bekasını korumak, kendi şirketlerinin çıkarını korumak için yıllarca yetiştirdiği istihbaratçısını harcıyor, düzinelerce insanı bir anda buhar edebiliyor, milyarlarca dolar rüşvet dağıtabiliyor. Sıradan vatandaş kimliğinde ve hele tatlı su naifliğinde asla anlaşılamayacak bir şey bu.



Amma ve lakin eğer "bugün evimizin önünde bomba patlamasını önleyen" insanlardan bahsedecek olursak işler işte böyle karışıyor. Bazı şeyler duyulur, görülür, bilinir ama unutulur.

"The Mitrokhin Archives" isimli iki cilt bir kitap var, konuyla derinlemesine ilgilenenlere şiddetle tavsiye ederim. Toplamda 1000+ sayfa, okumak epey yorucu. Ancak içinde çok ilginç bilgiler var. Bir yerinde KGB'nn İtalya'da -senesini hatırlamıyorum, 1960'lar olmalı- bir ayda yaptığı ve yaptırdığı eylemlerle ilgili bir doküman vardı: Düzenlenen suikastler, dağıtılan rüşvetlerin toplamı, yazdırılan makaleler, tertiplenen konferans ve mitingler, vs.. uzayan bir liste. KGB bütün bu kirli işleri neden yaptı? Ülkesinin, SSCB'nin çıkarları için. O çıkarlar ne idi? Bir NATO ülkesinin istikrarsızlaşması, ve dolayısıyla kendisine rakip olmaması belki, belki komünist ideolojinin yayılması, belki hepsi belki daha da fazlası... Hatta belki bu işler için KGB ajanları komünist ideolojiye taban tabana düşecek eylemler yaptılar, belki Marx, Engels, Lenin'e ihanet ettiler? Bir insan, ülkesini, ona ihanet etmeyi içine sindirebilecek kadar sevebilir mi?

Unutulacağını, asla farkedilmeyeceğini, asla takdir edilmeyeceğini bile bile fedakarlıklar yapan insanlar var. Geride bir imzaları bile kalmıyor. Filmlerden başladım örnek vermeye hazır, "The Recruit"te CIA binası girişinde görev başında hayatını kaybeden ajanlarla ilgili bir köşe vardı. Her bir ölü ajan için bir yıldız ve ölüm yılı. Hepsi o, gün bile yok. Sadece bir yıldız. "Munich" filminde Avner'in annesi, ki filmdeki en pragmatik karakterdi, çok etkileyici bir şey söylemişti: "Ne yaptığını duymak, bilmek istemiyorum. Ne yapman gerektiyse onu yaptın"

İsimlerini bilmediğimiz ve asla bilemeyeceğimiz pek çok insan ne yapmaları gerekiyorsa onu yapıyorlar, en azından bugün yapmaları gereken her şeyi yaptılar. Ben kendi adıma bundan eminim, çünkü bugün evimin önünde bomba patlamadı, şirketim iflas etmedi, bir devlet büyüğüne suikast düzenlenmedi.

Ben Emin Çölaşan'ın, Sabah Ketene'nin anısına, istemeden dahi olsa, saygısızlık ettiğini düşünüyorum.

Hiç yorum yok: