25 Ocak 2006 Çarşamba

Denizaltı Doktrinimiz

Türk Deniz Kuvvetleri'nin denizaltı filosu'nun güncel durumu şu şekildedir:

6 adet Ay sınıfı (Tip 209 / 1200)

S347 Atılay
S348 Saldıray
S349 Batıray
S350 Yıldıray
S351 Doğanay
S352 Dolunay

1975 - 1989 arasında hizmete giren bu botların ilk üçü HDW Kiel, geri kalanları Gölcük tersanelerinde inşa edilmiştir.

1,250t deplasmana sahip olan bu denizaltılar silah olarak klasik torpido, SST-4 ve Mk37 ModII/III kullanmaktalar.



İlk iki denizaltının emekliliği planlanmaktadır. Geri kalan dört denizaltı modernizasyona tabi tutulacak ancak modernizasyon programının içeriği henüz netleşmiş veya duyurulmuş değil. Silah, atış kontrol ve tahrik sistemlerinde iyileştirme beklenebilir (Şahsen ben AIP entegrasyonu beklemiyorum)



4 adet Preveze sınıfı (Tip 209 / 1400)
S353 Preveze
S354 Sakarya
S355 18 Mart
S356 Anafartalar

Preveze sınıfı denizaltılar 1994 - 1999 arasında hizmete girdiler. Modern atış kontrol ve silah sistemleriyle donanmış bu botlar Türk denizaltı filosunun gençleşmesine önemli ölçüde katkıda bulundular. Preveze sınıfı denizaltılar ile birlikte Türk Deniz Kuvvetleri UGM-84 Sub Harpoon kabiliyeti ile tanıştı.

1,450t deplasmana sahip bu denizaltılar ayrıca Link-11 (ROL-11) data link sistemi sayesinde diğer su üstü ve hava unsurlarından veri transferi yaparak, taktik resme daha iyi hakim olabilmekteler.

Preveze sınıfı botlar torpido olarak klasik torpido, Mk37 ModII/III ve Mk24 ModII Tigerfish kullanıyorlar.



4 adet Gür sınıfı (Tip 209 / 1400 Mod)
S357 Gür
S358 Çanakkale
S359 Burak Reis
S360 Birinci İnönü

İlk ikisi hizmete girmiş, diğer ikisi inşa halnde olan Gür sınıfının, genel olarak Preveze sınıfı ile hemen hemen aynı özelliklere sahip olmakla birlikte, alt sistem bazında önemli farklılıkları mevcuttur. Gür sınıfı halen silah, muhabere ve atış kontrol sistemleri açısından benzerleri arasında en gelişmiş denizaltılardandır.

Gür sınıfı denizaltılar, Preveze sınıfına ek olarak DM2A4 torpidolarını (ana silah olarak) kullanırlar. Bu torpidoların Türk Deniz Kuvvetleri'ne teslimatında bazı sorunlar yaşanmıştı


Peki Türk denizaltılarının görevi nedir?

Burada ufak bir es verip strateji ile denizler arasındaki ilişkiyi irdelemek gerek...

Bir ülkenin ulusal güvenlik stratejisi, ilgi ve çıkarlarının yayıldığı coğrafyadan bağımsız olarak düşünülemez: Bir ülkenin, başkentinden 5,000km ötedeki bir bölgede çıkarı varsa, öyle ya da böyle istediği zaman o mesafeyi bağımsız olarak aşabilecek, 5,000km ötede tek başına harekat icra edebilecek imkan ve kabiliyete sahip olmalıdır.

Aşağıdaki resme dikkat çekmek isterim:




Bölgesel güç olarak Türkiye'nin öncelikle hakim olması gereken coğrafya budur. Bu bölge Türkiye'nin doğal, ekonomik, tarihi ve kültürel hinterlandıdır. Bu bölgenin her tarafında Türk'ün izi vardır. Bu bölgede kimi yerlerde hala Osmanlı'dan kalan tapular ve kanunlar geçerlidir. Bu bölgede kimi yerlerde anlaşmazlıklarda Türkiye arabuluculuğa davet edilmektedir. Bu bölgedeki çatışmaları durduran ve başlatan ülkeler listesinin başında Türkiye vardır. Kısacası bu bölgede, tabirimi mazur görünüz, Türkiye'nin borusu öter.

Bu donanma açısından şu demektir: Bu coğrafyadaki herhangi bir "mavi" noktada Türkiye, tek başına, su üstü ve / veya denizaltı savunma harbi (DSH), mayın temizleme, amfibi ve benzeri deniz harekatı icra edebilmelidir. Hatta artan asimetrik tehditler ve barışı koruma harekatları gibi etkenler gerektiğinde bu coğrafyanın ötesine de kendi başımıza uzanmamızı gerektirebilir. "Savaş, politikanın başka araçlarla icrasıdır"; ulusal menfaatlerimiz yarın bir gün Hint Okyanusu'nda bayrak göstermemizi zorunlu kılabilir, hiç belli olmaz. Çılgın bir dünyada yaşıyoruz.

Gelelim denizaltılara...

Hayır henüz gelmeyelim, onun yerine bu satırların yazıldığı sıcak ofisten tam tamına 13,224.30km uzağa (GoogleEarth sağolsun) gidelim... Falkland Adaları'nın açıklarındayız.

Arjantin, üzerinde hak iddia ettiği Falkland (Arjantinliler Malvinas diyor) Adaları'na Nisan 1982'de asker çıkardı. Bu olay üzerine İngiltere'de iktidarda bulunan Margaret "Demir Lady" Thatcher derhal orduya emir vererek bölgeye bir deniz görev gücü (Task Force) gönderdi. Bu görev gücü iki adet uçak gemisi (HMS Invincible ve HMS Hermes), 23 adet çeşitli sınıflardan destroyer ve fırkateyn , 6 adet denizaltı ve çeşitli destek gemilerinden oluşmaktaydı. Arjantin'in döneme göre güçlü sayılabilecek bir donanması bulunuyordu, en başta gelen unsuru ise Veinticinco De Mayo uçak gemisi idi.[1]

Ancak 2 Mayıs 1982 günü, Arjantin'e ait 2. Dünya Savaşı'ndan dönemi bir kruvazör ve ulusal gurur sembolü bir gemi olan ARA General Belgrano, İngiltere'nin Churchill sınıfı HMS Conqueror denizaltısı tarafından, 2. Dünya Savaşı'ndan kalma klasik bir torpidoyla vurularak batırıldı. Bu olay daha sonra büyük tartışmalar yaratmış, Belgrano'nun TEZ (Total Exclusion Zone - içindkei her türlü geminin hedef kabul edileceği bölge) dışında vurulduğu iddia edilmiştir. Ancak Belgrano'nun batmasının, deyim yerindeyse "haddini aşan" bir sonucu olmuştur ki, bu da Arjantin donanmasının 2 Mayıs'tan sonra bir daha limanlarından ayrılamadığıdır. 2. Dünya Savaşı'ndan kalma bir zırhlının batması, bütün deniz kuvvetleri üzerinde psikolojik ve taktik etki yaratmıştır.[2] Denizde üzerindeki baskı ortadan kalkan İngiliz donanması hareket serbestisi kazanmıştır. Bu serbesti, zaferi getiren en önemli etkenlerden biri olmuştur.

Belgrano olayını not düşelim.

Bir başka not daha düşelim bu savaşa dair:

Her yerde "kaynak kodları" satışı sebebiyle Arjantin Exocet'lerinin patlamadığından dem vurulur da (İngiltere'nin de envanterinde olan Exocet'ler hani), hiç bir yerde Arjantin denizaltılarının elindeki Mk37 ve SST-4 tel güdümlü torpidoların hiç birinin çalışmadığı söylenmez.[3]

Falkland Savaşı'nın deniz muharebe doktrinleri üzerindeki en büyük etkisi savaş gemilerinin kısa menzil öz savunma sistemlerinin geliştirilmesi ve güdümlü füzelerin gemiler üzerindeki tehdidinin net biçimde anlaşılması olmuştu (CIWS, Phalanx vb). Ancak perde arkasında (daha doğrusu sular altında) kalan bir diğer önemli sonuç da, denizaltıların harbin gidişatı üzerindeki etkilerinin ulaştığı boyutların görülmesidir.

Türkiye'ye dönelim...

Yukarıdaki resme bakarak Türkiye'nin bölgesindeki denizlerde hakimiyet kurması için ne gibi vasıtalar kullanması gerektiği, hangi ülkeler ile rekabet içinde olacağı üç aşağı beş yukarı görülüyor. Özellikle ülke ismi saymak, "vs" türü karşılaştırmalar yapmak şahsen hoşuma giden bir şey değil. Ancak belli başlı iki rakibin Rusya ve Yunanistan olarak göründüğünü belirtirsem yanılmış olmam sanırım.

Rusya 1990'ların ortalarından bu yana Türkiye'nin Karadeniz'de askeri üstünlüğünü kabul etmiş durumdadır. Rusya'nın Karadeniz donanması bakım ve idame zorlukları içindedir ve en son Ukrayna ile olan üs krizinde (evveliyatında Ukrayna'ın hepten Atlantik Bloku'na kaybından kelli) görüldüğü üzere, stratejik ve taktik konumlanması da sıkıntılıdır. Rus Deniz Kuvvetleri kapsamlı bir yeniden yapılanma ve modernizasyon çabaları içerisindedir, boyut olarak küçülme hedeflenmekte, daha hafif tipte gemilere yönelinmektedir. Ancak bu çalışmalar da ekonomik ve siyasi durum sebebiyle yeteri kadar hızlı yürümemektedir (burada kağıt üstündeki plan, proje, fikir vb değil, yürürlükteki, realize edilmiş projeleri ve güncel durumu baz almaktayım)

Ya komşu?

Madem konumuz denizaltılar, önce Yunanistan'ın denizaltı filosunun durumuna bir bakalım:



4 adet Glavkos sınıfı (Tip 209 / 1100)
S110 Glavkos
S111 Nereus
S112 Triton
S113 Proteus

209 sınıfının tonaj açısından en küçük botları olan Glavkos'lar, 1971 - 1972 yılları arasında hizmete girdiler. 1,125t deplasmana sahip olan bu botlar, 1993 - 2000 yılları arasında Neptune I adı verilen bir modernizasyon programına tabi tutuldular. Bu program ile denizaltılara;

UGM-84 Sub Harpoon atış kabiliyeti
FAS (Flank Array Sonar)
UNISYS atış kontrol sistemi
Argos AR-700 ESM
INS, GPS eklendi.

Glavkos sınıfı torpido olarak Alman yapımı SUT Mod 0 kullanmaktadır.


4 adet Poseidon sınıfı (Tip 209 / 1200)
S116 Poseidon
S117 Amphitrite
S118 Okeanos
S119 Pontos

Genel olarak Türk Deniz Kuvvetleri'ndeki Ay sınıfı denizaltılarla bazı benzerlikler arz eden Poseidon'lar, 1979 - 1980 yılları arasında hizmete girdi.

Poseidon sınıfı botlar, 31.05.2002'de imzalanan anlaşmaya göre Neptune II adı verilen bir modernizasyon programına tabi tutulacaklar.[4] Bu programda 3 + 1 bota AIP (Air Independent Propulsion - havadan bağımsız tahrik) yeteneği kazandırılacak (bunun için teknenin gövdesi kesilerek 6.5m uzatılacak). 2004 yılında S116 Poseidon'un hangara (evet hangara! ruhum hala havacı benim!) girmesiyle başlayan projede her bir denizaltı üzerindeki çalışma 3 yıl sürecek. Projenin kapsamı kabaca şu şekilde:

AIP kabiliyeti için Siemens PEM yakıt hücresi ilavesi
STN Atlas ISUS-90-15 komuta kontrol sistemi
FAS (Flank Array Sonar)
SATCOM
Link-11
UGM-84 Sub Harpoon kabiliyeti


4 adet Papanikolis sınıfı (Tip 214)
S120 Papanikolis
S121 Pipinos
S122 Matrozos
S123 Katsonis

AIP (Air Independent Propulsion - havadan bağımsız tahrik) kabiliyetini haiz Papanikolis sınıfı denizaltılar, Yunanistan açısından önemli biravantaj ve güç çarpanı teşkil etmekte. Alman Tip 212'nin bir üst versiyonu olarak da nitelenebilecek 214'lerin diğer müşterisi 3 adet botla Güney Kore. Her biri yaklaşık 430 milyon $'a mal olan bu denizaltıların ilki olan S120 Papanikolis 22.04.2004 tarihinde denize indi ve halen testleri devam ediyor. İkinci bot Pipinos'un inşasına halen Skaramanga'da devam ediliyor ve bu sene Kasım ayında denize inmesi planlanmış. Pipinos aynı zamanda Yunanistan'da inşa edilen ilk denizaltı olma ünvanına da sahip.

Papanikolis'lerin esas silahı olarak Alman yapımı DM2A4'lerin sipariş verilmesi gündemde (sancılı geçen ve önceleri WASS Black Shark'ın gündemde olduğu bu süreç sonunda anlaşma imzalandı mı bilmiyorum).[5]

1,800t deplasmana sahip olan bu denizaltıların sonar sistemleri 2005 sonunda henüz belirlenmemişti.

Papanikolis'lerin bazı genel özellikleri şöyle:

1,250 deniz mili menzil (dalışta, yakıt hücresi ve 4kt sürat ile)
UGM-84 Sub Harpoon
CIRCE torpido karşı tedbir sistemi
Elbit TIMNEX II ESM
STN Atlas ISUS-90-15 komuta kontrol sistemi
Link-11
SATCOM
INS, GPS


Sonuç olarak Ocak 2006 itibarıyla Yunan Deniz Kuvvetleri'nin aktif denizaltıları 4 adet Glavkos ve 3 adet Poseidon sınıfıdır. Modernizasyonda olan 1 adet Poseidon sınıfı ve testleri devam eden 1 adet Papanikolis sınıfı bot yakında hizmete başlayacaktır.

Türkiye'ye dönelim...

Gür sınıfının tamamlanması ve 4 adet Ay sınıfının modernizasyonu ile Türkiye bölgesinin en güçlü denizaltı filosuna sahip olacaktır iddiası abartılı değildir. Türkiye'nin ulusal çıkarları deniz aşırı kuvvet projeksiyonu ve açık deniz donanmasını dikte ettirdiğine göre, bu sularda harekat yapabilecek denizaltılar da haliyle envanterdekilerden farklı olmak zorundadır. Bu ihtiyaçlara cevap verebilecek yegane konvansiyonel çözüm AIP denizaltılardır, zaten dünyada da denizaltı konusunda yönelim bu şekildedir.

Eğer Türkiye bölgesel bir güç, bir açık deniz gücü olacaksa, her şeyden önce kendi konsept ve doktrinlerini geliştirmeli, tedarik ve modernizasyon stratejisini bu yönde oluşturmalıdır. Yani piyasaya çıkan en son denizaltıyı ve torpidoyu satın almak bir güç çarpanı demek değildir. 1995'ten beri gündemde olan AIP denizaltı tedariğinin ötelenip, ikinci paket 4 denizaltıların Gür sınıfı olarak seçilmesinin tek sebebi ekonomi değildir; açıktır ki bu bir konsept, ve tasarımın yansımasıdır. Savunma sanayiinin olgunlaşması ve özgün çözümlerin oluşturulması için zaman ve kaynak ayırırken bir yandan da kuvvet güncel tutulmaktadır, doğru olan da budur. Henüz tam manasiyle olgunlaşmamış AIP teknolojisini bugün almaktansa, ArGe'ye yoğunlaşıp, bir yandan da hiç de aşağı kalmayan çözümlere yönelmek, akılcı olan çözümdür. Türkiye'de bu akılcığın en parlak örneği olarak MilGem'i görüyoruz diye düşünüyorum. Umarım yakın gelecekte denizaltılar için atış kontrol sistemi, torpido karşı tedbir sistemi, sonar vb gibi sistemlerle de görürüz.




M. Arda Mevlütoğlu




The San Luis reportedly did manage to conduct an attack. The submarine fired three MK 37 and three or four West German SST-4 torpedoes at surface ship targets. All were reportedly fired at ranges of 8000 yards with the submarine at maximum operating depth. No hits were achieved. The submarine subsequently returned to its base. Apparently that submarine spent the remainder of the war in port while technicians attempted to repair the fire control computers.

Atlas already has lost one international contest to its rival. In March, Portugal selected WASS torpedoes for the country’s 214-class submarines, making them the first German-made subs to be equipped with foreign torpedoes, said a German Ministry of Defense official.

Later this year, Greece and Spain are expected to choose between Atlas and WASS torpedoes.

Spain is building Navantia S-80 subs. The Greeks are building 214-class subs, made under license by Hellenic Shipyards in Skaramanga, Greece, a subsidiary of Germany’s ThyssenKrupp Marine Systems.

The Greek contest for 51 heavyweight torpedoes has been contentious.

WASS initially bid 60 million euros ($78 million). Atlas offered a choice of configurations that would cost 90 million or 97 million euros. Meanwhile, Germanos, an Athens-based long-time supplier to Atlas, proposed a deal to produce the DM2A4 in Greece.

In March 2003, the political leaders of the Greek Ministry of National Defense invited WASS to negotiate a contract. But talks slowed over the torpedo’s integration into the submarine’s ISUS 90-15 combat system, and both firms raised their bid price: WASS to 129.5 million euros, Atlas to 110.7 million.

In January 2004, the Navy decided on the integration of the DM2A4 torpedo, putting it at odds with the Defense Ministry. The stalemate ended in July when ministry officials canceled the competition.

The last act in this drama took place on March 31, when Defense Minister Spilios Spiliotopoulos — visiting the Germanos facilities in northern Greece — repeated the government’s intention to award — without a competition — a contract to the Greek company only if “all necessary certifications and warranties would have been secured by the company” prior to the contract signing.

“We were selected by the Greek Ministry of Defense,” said the WASS source. “But the Germans then said the cost of integrating the torpedoes with the combat management system — which was produced by Atlas — would be zero if the DM2A4 was chosen. The competition was canceled, which was a cause of concern to the Greek Navy.”

In reaction to the Greek drama and the Atlas torpedo’s problems, Singapore has requested a live presentation of the DM2A4. Pelzer said Singaporean Navy officials would get a demonstration in late April at the German MoD’s test facilities in Eckernförde.

WASS is not yet planning a similar demonstration of the Black Shark. “There is no tender yet, but when there is, we will look at trials,” he said.

Atlas’ Young said none of the potential customers has yet asked for a comparative live analysis of the two systems.

Makalede ufak bir hata var; Portekiz'in Tip 214 aldığı yazılı. Portekiz Tip 209PN satın almıştı.

Hiç yorum yok: