5 Mayıs 2005 Perşembe

Karadeniz Havzası'nda Küresel Güç Mücadelesi



Sovyetler Birliği'nin yıkılması, Karadeniz bölgesindeki güç dengelerini alt üst etti. Bölgeye kıyısı olan Sovyet uydusu ülkeler, özellikle Bulgaristan, Romanya, Moldova gibileri yüzlerini Batı'ya çevirerek istikameti NATO-AB olarak belirlediler, kabaca 10 yıl gibi bir sürede Atlantik kampının üyeleri olma seviyesine ulaştılar. Güneydoğu Karadeniz'de ise Gürcistan - Azerbaycan ekseni tercihini yaptı, Ukrayna'da tercih yapıldı ve/veya yaptırıldı. Geldik günümüze.. Rusya Karadeniz'de çok küçük bir alana sıkıştı, bölge ülkeleri üzerindeki etkisini (influence) teker teker kaybetmekte, askeri güç bakımından da bölgede üstünlüğü Türkiye - NATO'ya kaptırmış durumda..



Hakimiyet mücadelesinin ABD-Rusya sığlığında olmadığı tesbiti çok önemlidir. Türkiye'nin bu keşmekeşte yerini ve adımlarını sağlam tutması için hayati önemi haizdir. Zira Soğuk Savaş ve ona dair tüm paradigmalar Berlin Duvarı'na ilk çekicin vurulmasıyla tarihe karışmıştır. Artık ittifakların savaşları değil, savaşların oluşturduğu ittifaklar söz konusudur.


Kelimeler bazen hadlerinden fazlasını anlatabiliyor.. Resimler ise "musibet" niteliğinde çok daha fazlasını.. Eğer konu jeopolitik ve jeostrateji ise haritalar bazen inanılmaz bir mesaj-yoğun yapıda olabilmekte.. Buyrunuz bir örnek: 



Bu kadar şekille, açıklamayla dolu bir haritaya sadece bir göz atmak bile bölgenin ne menem bir cadı kazanı olduğunu anlamaya yeter..

Bu haritanın sadece Karadeniz Havzası ile ilgili olan kısmına odaklanalım şimdi..

Karadeniz adına yaraşır biçimde bir kara delik olma hüviyeti kazanmakta yavaş yavaş. Gelişen ve geliştikçe enerjiye bağımlılığı artan Çin ve Hindistan gibi güçlerin ilgilerini buraya çekmekte, AB'yi, Japonya'yı, ABD'yi çekim gücüne almakta, mesafeleri kısaltmakta, uzay-zamanı bükmekte. Bölgeye hakim olan ittifak çok önemli bir kale kazanmış olur. Yardımcı rollerde Bulgaristan, Romanya, Ukrayna'nın olduğu bir Türk - İngiliz - Amerikan filminin vizyonda yerini alacağını öngörmek pek de yanlış olmaz diye düşünüyorum. Gişe hasılatından en fazla korkan ülkeler arasında da herhalde Rusya, Çin ve Fransa vardır. Kavganın nesnesi bugün petrol - doğal gaz olsa bile özneler ve cümle yapısı çok da fazla değişmiş değil.

Türkiye'nin inisiyati bulundurduğu KEİK oluşumu burada bence son derece büyük bir önem kazanmakta. Arasında tarihi bir rekabetin bulunduğu Rusya'ya karşı önemi bir koz. Manevra alanı ve etrafındaki çember fazlasıyla daralmış bir Rusya'nın, rahatlamak için Türkiye'ye doğru açılım yapması doğal bir sonuç olacaktır (yardımcı oyunculara yapacağı markajlarla birlikte). Akıllıca değerlendirildiği takdirde bu açılımlar Türkiye'nin elini kuvvetlendirebilir. Artık öyle bir dünyadayız ki rakipler aynı zamanda partner de olabiliyor.

Örnek #1: Çin'e silah ambargosunun kalkması için yoğun çaba gösteren AB, Sudan'da bu ülkeye yoğun baskı uygulamış, Sudan'ın petrol satışının engellenmesi için büyük çaba sarfetmişti. Sudan'ın en büyük petrol müşterisinin kim olduğu da Bilmece #1 olsun..

Yukarıdaki harita üzerine konuşulması, kafa yorulması ve tartışılması gereken daha çok şey var ama kahvem bitti…

1 yorum:

Ali Macit dedi ki...

haritalar gözükmüyor tekrar koyarsanız sevinirim