29 Ocak 2020 Çarşamba

İran'ın Ukrayna Yolcu Uçağını Düşürmesi Olayı ve Anlattıkları

8 Ocak günü İran’ın başkenti Tahran yakınlarında Ukraine International Airlines (UIA) havayollarına ait bir yolcu uçağı düştü. Olayda uçaktaki 176 kişi hayatını kaybetti.

İran, olaydan üç gün sonra uçağı yanlışlıkla düşürdüğünü itiraf etti. Uçak, havalimanı yakınlarında bulunan İran Devrim Muhafızları Ordusuna ait bir hava savunma bataryasından ateşlenen füzelerle vurulmuştu.

Bu trajik olay, üç ayrı boyutta incelenmeyi hak ediyor:

i. İran’ın askeri kapasitesi
ii. İran devlet mekanizması
iii. Hava savunma sistemi mimarisi

Bu boyutlara geçmek için öncelikle olayın otopsisini yapmak gerekiyor.



Olay

8 Ocak günü Ukrayna'nın başkenti Kiev'e gitmek üzere Tahran İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı'ndan kalkan Ukraine International Airlines (UIA) havayollarına ait UR-PSR tescilli ve PS752 sefer sayılı Boeing 737-800 tipi bir yolcu uçağı, kalkıştan kısa süre sonra 0614 sularında havalimanının kuzeyindeki Şahidşehr yakınlarına düştü. Olayda uçaktaki 176 kişiden kurtulan olmadı.[1]

Uçağın düşmesinden kısa süre sonra İranlı yetkililerden kazanın nedeni olarak teknik arızayı gösteren açıklamalar geldi. Ancak uçağın düşmesinden birkaç saat önce İran'ın Irak'ta Anbar'daki el Esad ve Erbil'deki Amerikan üslerine füze saldırısı düzenlemiş olması nedeniyle uçağın düşürülmüş olması yönünde şüpheler hızla yoğunlaştı.[2] İran bu saldırıları, Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Irak Haşdi Şabi milisleri Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el Mühendis ile beraberindekilerin 3 Ocak günü Bağdat Uluslararası Havalimanı'nda füze ile öldürülmelerine karşılık olarak gerçekleştirmişti. İran'ın Ortadoğu coğrafyasındaki en etkili ismi ve nüfuzunun sembolü haline gelen Süleymani'nin öldürülmesi, ülkede büyük infial yaratmış, başta dini lider Ayetullah Ali Hamaney olmak üzere tüm İranlı yetkililer intikam açıklamaları yapmıştı.

Uçağın düşmesinden kısa süre sonra sosyal medya üzerinden yayılan ve uçağın düşme anı ile enkaz alanını gösteren fotoğraf ve videolar, var olan kuşkuları arttırdı. Başta Bellingcat olmak üzere açık kaynak istihbaratı ve bağımsız araştırmacı gazetecilik yapan sosyal medya hesapları ve siteler, açık kaynaklardan elde edilebilen ipuçları üzerinden giderek uçağın İran hava savunması tarafından düşürülmüş olduğu savını destekleyici değerlendirmeler yapmaya başladılar. 17.07.2014 tarihinde 298 kişinin ölümüyle sonuçlanan Malezya Havayolları'na ait MH17 sefer sayılı Boeing 777-200ER yolcu uçağının vurulma olayında olduğu gibi, açık kaynak istihbaratının yoğun bir mesai harcayacağı tahmin ediliyordu.

İran'ın, enkazdan çıkarılan uçuş kayıt cihazının, uçağın üreticisi Boeing firmasına, dolayısıyla ABD'ye teslim edilmeyeceğini açıklaması; enkaz alanının hemen olaydan birkaç saat sonra iş makinalarıyla tamamen temizlenmesi ve dolayısıyla ipucu elde etmenin imkansızlaşması, uçağın gerçekten vurulup vurulmadığının tespitini güçlendirecek gelişmeler olarak yorumlandı.[3] Elde yalnızca uçağın vurulduğunu düşündüren bir video kaydı ile bir füze parçasına ait olan ancak enkaz alanında çekildiği kesin olarak teyit edilemeyen bir fotoğraf vardı. Söz konusu fotoğrafta, İran'ın da envanterinde bulunan 9K331 Tor M1 (NATO kodu SA-15 "Gauntlet") tipi hava savunma sisteminde kullanılan 9M331 tipi füzeye ait burun kısmı görünüyordu.[4] Fotoğrafın, enkaz alanında çekildiğini düşündüren güçlü emareler olmakla birlikte daha geniş açıdan, çevredeki arazinin, nirengi oluşturabilecek detayların görünmüyor olması umut kırıcıydı.

Ancak daha fazla araştırma yapmaya gerek kalmadı. Zira İran 11 Ocak günü uçağın yanlışlıkla düşürüldüğünü ve olaydaki sorumluluğunu resmen kabul etti. Bu itirafla birlikte uçağın Tor M1 sistemi tarafından vurulduğu da kesinlik kazandı.[5]

Açıklamadan kısa süre sonra İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri Komutanı General Amir Ali Hacızade, uçağı vuran sistemin Devrim Muhafızlarına ait olduğunu, uçağın bir seyir füzesi olarak algılandığını, sistemin radarında tespit edildiği anda ateş izni istendiğini ancak muhabere şebekesinin elektronik karıştırmaya maruz kalması nedeniyle irtibat kurulamadığını söyledi.[6]


Tor M1 Hava Savunma Sistemi

Ukrayna uçağını vuran Tor M1, Rus yapımı bir alçak irtifa hava savunma sistemi. İran Rusya’ya 2005 yılı sonunda imzalanan bir sözleşme ile 29 adet Tor M1 siparişi vermiş, bu sistemlerin teslimatı 2007 yılında tamamlanmıştı.[7]

Geliştirme çalışmalarına 1980'lerde başlanan Tor, 9K33 Osa (NATO kodu SA-8 "Gecko") sisteminin halefi. Sistemin öncelikli hedefleri seyir füzeleri ile alçaktan uçan uçak ve helikopterler. İlk modelleri 1991 yılında hizmete girmeye başladı.

İran'a ait Tor M1 hava savunma sistemi geçit töreninde
Tor, arama ve takip radarı, füzeler ile komuta - kontrol birimi dahil tüm bileşenlerin aynı paletli araç şasisi üzerinde bulunduğu bir hava savunma sistemi. Füze fırlatıcı tüpleri barındıran kule üzerindeki mekanik olarak dönen ve E/F bandında çalışan arama radarı aynı anda 48 hedef için atış kontrol verisi üretebiliyor. Komuta - kontrol sisteminin önceliklendirmesine göre G/H bandında çalışan takip radarına aktarılan hedeflerden aynı anda iki tanesi takip edilebiliyor.[8] Kulenin ön tarafındaki takip radarı, ateşlemeden sonra füzeye hedefe ulaşana kadar güdüm verisi üretiyor. Füze, komuta - kontrol sistemi ile takip radarının yanında bulunan bir veri bağı anteni ile veri alışverişi yapıyor.[9]

Kule içinde sekiz adet bulunan tüpler içindeki 9M331 füzelerinde, yaklaşma tapası bulunuyor. 167kg toplam ağırlığa sahip 9M331 füzesinin parça tesirli harp başlığının ağırlığı 15kg. Bu füze ile Tor M1, 10m irtifaya ve 1.5km asgari menzile kadar hedefleri önleyebiliyor.

Tor'un savaş gemilerine uyarlanmış 3K95 Kinjal (NATO kodu SA-N-9 "Gauntlet") ve kutup koşullarına uygun şekilde tadil edilmiş Tor-M2DT gibi türevleri de bulunuyor.[10] Ayrıca Çin tarafından da HQ-17 adlı bir kopyası geliştirilip üretildi.[11] Tor M1 aynı zamanda Yunanistan ve Güney Kıbrıs tarafından da kullanılan bir sistem.


İran’ın Hava Savunma Şemsiyesi

İran çok sayıda farklı tipte hava savunma sistemlerine sahip. Bunlar, Şah döneminde ABD ve İngiltere’den alınanlar, devrimden sonra Rusya ve Çin’den alınanlar ile yerli üretim sistemler olarak gruplandırılabilir. Yerli üretim hava savunma silah ve radar sistemlerinin bir kısmı, Şah döneminde alınanların yerli imkânlarla geliştirilen türevleri.

İslam Devrimi'nden önce İran, bölgenin en gelişmiş hava savunma şemsiyesine sahipti. ABD ve İngiltere'nin desteğiyle ülke çağında çok sayıda erken ihbar radarı ve hava savunma füze sistemi kurulmuş, bu şebekeye en son F-14A Tomcat av - önleme uçakları da eklenmişti.

1970'lerin başından itibaren İran, özellikle SSCB'ye karşı hava savunma erken ihbar kabiliyetini geliştirmek için İngiltere'den üç adet S-330 ve iki adet S-404 radarı; ABD'den ise dokuz adet AN/FPS-6, dokuz adet AN/FPS-88 ve sekiz adet AN/TPS-43 radarı aldı. Tüm bu sistemlerin teslimatları 1971 - 1976 arasında tamamlandı. Bunlara ilaveten İngiltere'den Rapier kısa menzil, ABD'den ise HAWK orta menzil hava savunma sistemleri, İsviçre'den ise 35mm GDF uçaksavar topları alındı.

Devrim'den sonra Batı ile kopan ilişkiler ve hemen ardından Irak ile sekiz yıl süren savaş nedeniyle, diğer unsurlarda olduğu gibi hava savunma kabiliyetinde de ciddi kayıplar ve bunun sonucunda zayıflama oldu. Bu dönemde SSCB ile görece iyi seyreden ilişkilerin bir sonucu olarak hava savunmaya yönelik alımlar yapıldı. Ayrıca Iran - Contra Skandalı'nda ortaya çıktığı üzere HAWK sistemleri için çok sayıda yedek parça temin edilerek en azından acil ihtiyaçlar giderildi.[12]

Savaştan sonra yerli savunma sanayiine yapılan yatırımlarda her ne kadar füze programları öne çıksa da ABD ve İsrail'e karşı savunma kurabilmek için mevcut hava savunma sistemlerinin modernizasyonu ile yerli muadillerinin geliştirilmesi faaliyetlerine de ağırlık verildi. Bu çalışmaların somut çıktıları 2000'lerin sonlarından itibaren görülmeye başlandı.[13]

Ancak füze projeleri ve nükleer program kapsamında kurulan tesis ve altyapılar nedeniyle hava savunma şemsiyesinin geliştirilmesi ihtiyacı daha da belirginleşti. Bu kapsamda yoğun bir hazır alım faaliyeti yürütüldü. 1999 – 2011 arası dönemde Belarus’tan iki adet Vostok E uzun menzilli erken ihbar radar sistemi; Çin’den üç adet JY-14 uzun menzilli erken ihbar radar sistemi; Rusya’dan iki adet 1L119 Nebo uzun menzilli erken ihbar radar sistemi, iki adet Kasta 2E2 alçak irtifa uzun menzil erken ihbar radar sistemi ve iki adet 1L222 Avtobaza M elektronik istihbarat sistemi alındı. [14] Ayrıca hava savunma silah sistemi olarak Rusya'dan 2007 yılında 29 adet Tor M1 teslim alındı. Siparişi 2007 yılında verilmiş olan S-300 hava savunma sisteminin teslimatı, nükleer programdan dolayı uygulanan yaptırımlar nedeniyle 2016'ya kadar gerçekleştirilmedi.[15]

Günümüzde İran Silahlı Kuvvetleri (Arteş) ve Devrim Muhafızları Ordusu envanterindeki hava savunma füze sistemleri şu şekilde gruplandırılabilir:[16] [17]

i. Uzun menzilli: S-300PMU2 (SA-20c “Gargoyle”), S-200 (SA-5 “Gammon”), Bavar 373, Seyyad 1 / 2 / 3
ii. Orta menzilli: MIM-23 HAWK, Mirsad, Hordad 3, Raad 1 / 2, Talaş, Seyyad 1 / 2
iii. Kısa menzilli: Tor M1 (SA-15 “Gauntlet”), Rapier, Ya Zehra 1 / 2 / 3

Sistemlerin ve sistemlerde kullanılan füzelerin isimlendirme şekli nedeniyle projelerin takibi kolay değil. Bazı durumlarda, daha önceden envantere alınmış yabancı menşeili bir sisteme, uygulanan iyileştirme ardından yeni bir isim verilebiliyor. Ayrıca yerli üretim sistemlerin seri üretim durumları ve sayıları hakkında da açık kaynaklarda sağlıklı veriye ulaşmak mümkün değil.

Füze projeleri ve nükleer programı nedeniyle stratejik hava savunma ihtiyacı artan İran, 1992 yılında Devrim Muhafızları ve Arteş arasındaki hava savunma eşgüdümünü sağlamak için kurulmuş olan Hatemül Enbiya Hava Savunma Karargâhı adlı birliği 2008 yılında bağımsız bir komutanlık seviyesine yükseltti.[18] İlk komutanı, 2010 yılına kadar bu görevde kalan Ahmed Meygani oldu. Meygani 2010 Aralık ayında görevini Farzad İsmaili’ye bıraktı.

İran'ın hava savunma sorumluluk bölgeleri
Kaynak: Arkenstone
2018 Mayıs ayında İsmaili’nin yerine yardımcısı Ali Rıza Sabahifard getirildi. Bu değişikliğin ertesi yılı, 2019’da da “İran Hava Savunma Kuvvetleri Komutanlığı” (İHSK) kuruldu ve Arteş bünyesindeki dördüncü kuvvet komutanlığı haline getirildi.[19] Ali Rıza Sabahifard, Ayetullah Hamaney tarafından İHSK komutanlığına getirildi; Hatemül Enbiya Hava Savunma Karargahı’nın komutanlığına da Tümgeneral Abdülrahim Musevi getirildi.[20] Komutanlık bünyesinde ayrıca Hatemül Enbiya Hava Savunma Akademisi bulunuyor. Tahran'daki bu okul, komutanlığın ihtiyacı olan subaylar için üniversite seviyesinde mühendislik eğitim veriyor.[21]

Komutanlık, sekiz hava savunma yetki ve sorumluluk bölgesine sahip. Bu bölgeler ve karargâhlarının bulunduğu şehirler şunlar:[22]

1. Kuzey: Tahran
2. Merkez: İsfahan
3. Kuzeybatı: Tebriz
4. Batı: Hamadan
5. Güneybatı: Dezful (?)
6. Güneydoğu: Bender Abbas
7. Doğu: Bircend
8. Kuzeydoğu: Meşhed

Bu bölge komutanlıklarına ilaveten en son 2019 Ekim ayında, Buşehr’de Basra Körfezi bölgesinin hava savunmasından sorumlu “İran Körfezi Hava Savunma Karargahı” kuruldu.[23]


Değerlendirmeler

Açık kaynaklara yansıyan bilgiler ışığında, İran’ın Irak’taki ABD üslerine saldırısına karşılık ABD’den bir karşı saldırı beklentisi altında olduğu; bu ortamda İran hava sahasının sivil hava trafiğine kapatılmamış olmasının, topyekûn savaş algısı yaratmamak için alınmış bilinçli bir karar olduğu; ABD’den saldırı bekleyen İran hava savunmasının, rotası gizli bir askeri üsse doğru yönelen (ya da yöneleceği değerlendirilen) yolcu uçağının bir seyir füzesi olarak teşhis edildiği; bu aşamada komuta – kontrol ve muhabere ağındaki zafiyet ya da yalnızca beceriksizlikten dolayı füzelerin ateşlendiği anlaşılıyor. Dahası, olaydan kısa süre sonra Devrim Muhafızları üst düzey komutanları, uçağın İran hava savunması tarafından yanlışlıkla vurulduğunu tespit ediyorlar ancak bu bilgiyi Hamaney’e iletip Devlet Başkanı Hasan Ruhani dahil devletin üst düzeyindeki ya da ilgili makamlardaki yetkililerle paylaşmıyorlar. O kadar ki, Ruhani, çeşitli kereler denemesine rağmen askeri yetkililerle irtibat kuramıyor. İtiraf, üçüncü gün Hamaney’in müdahale etmesinden sonra geliyor.[24]

Bu bilgilerin, özellikle olaydan sonra İran devlet kademesinde yaşananlarla ilgili kısmı spekülatif olsa da yalnızca yaşananlara ve verilere bakıldığında dahi ibretlik bir vaka ile karşı karşıya olunduğunu söylemek mümkün.

i. İran’ın askeri kapasitesi

Ukrayna uçağı düşürülmeden saatler önce İran, daha yaşarken neredeyse efsanevi bir kimliğe bürünmüş, bir nevi “gölge operasyonlar süperstarı” haline getirilmiş Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin intikamını almak için Irak’taki ABD üslerine balistik füzelerle saldırmaktaydı. ABD’nin bir karşılık vermesi ya da kontrol edilemeyen bir gelişme ile sürecin hızla bölgesel bir savaşa dönüşmesi riski son derece yüksekti. Yaşananları bir kovboy düellosuna benzetmek mümkün: Yüksek gerilimli bir bakışmadan sonra kovboylardan biri panik içinde silahını çekmek isterken önce kendi ayağına (Süleymani’nin cenazesinde izdihamdan dolayı 50 kişinin hayatını kaybetmesi) sonra da sokaktakilere (Ukrayna uçağı) ateş etti.

Böylesi yüksek riskli, yüksek gerilimli bir süreç içinde bir ülkenin askeri ve diplomatik tüm kademe ve aygıtlarının en üst derece alarmda olması yetmez; neredeyse robotik bir hassasiyette risk ve kriz yönetimi melekesine de sahip olmaları gerekir. Yapılacak en ufak bir hata, alınacak bir yanlış karar yahut yapılacak veya yapılmayacak bir şeyde gecikme, zincirleme tepkime oluşturarak ülkenin ulusal çıkarları ve güvenliğini riske atacak boyutta bir fiyaskoya dönüşebilir. Atın nalının çıkması gerçekten de orduya savaşı kaybettirebilir.

İran, özellikle son on yıllık süreçte Ortadoğu coğrafyasında nüfuz alanını büyük ölçüde genişletti. Bu genişlemenin en önemli mimarı şüphesiz Kasım Süleymani idi. İran ordusunun konvansiyonel kapasite ve kabiliyetleri, söz gelimi en son Rusya’nın Suriye’de sergilediği gibi bir kuvvet aktarımı gerçekleştirmeye uygun ve yeterli değil. Buna karşın İran’ın devlet dışı silahlı aktörler, istihbarat operasyonları, dini ve ideolojik motivasyonlu psikolojik harp gibi konularda sergilediği maharet, Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen’de çok önemli kazanımlar elde etmesini sağladı. Ancak konvansiyonel silahlı gücün bu türden bir nüfuz ve operasyon alanı genişlemesini destekleyebilecek kabiliyeti olmaması, bu genişlemenin sürdürülebilirliği ve korunması konusunda riskler doğurur.

Daha yalın bir ifadeyle, devletin askeri, istihbari, ticari, siyasi ve kültürel tüm kolları aşağı yukarı eşit uzunlukta olmalıdır. Bu konuda yaşanacak bir zafiyet sonucu ABD ve Avrupa’yı korkutan balistik füzeler üretebilen, Irak’taki üslere yaptığı saldırıda bu füzelerle kayda değer bir isabet hassasiyetine sahip olduğunu gösteren ülke, o füzeleri ateşlerkenki panik ve beceriksizliği ile kendi kendini uluslararası camiada köşeye sıkıştırıp tüm Ortadoğu coğrafyasında “karizmayı çizdirir”.

Bu sergilenen beceriksizlik de asimetrik ve istihbari operasyonlardaki tüm yeteneğe karşın İran’ın klasik / konvansiyonel askeri kapasite, kriz yönetimi ve eşgüdümlü harekât konularında büyük zaaflarının olduğunun göstergesidir.

ii. İran devlet mekanizması

Devrim Muhafızları Ordusu ile Arteş arasında, devrimden bu yana süregelen rekabet ve bu iki kurum arasında ciddi bir kopukluk olduğu bir sır değil.[25] Bu son olay ile birlikte bu kopukluk iyice su yüzüne çıktı. Her iki silahlı güç ve sivil bürokrasi arasında sağlıklı bir iletişim ve eşgüdüm olmaması, son derece kritik bir süreçte İran’ın itibar ve pozisyon kaybına neden oldu.

Uçak düşer düşmez İranlı yetkililerin olayın teknik arızadan kaynaklandığını açıklaması, uçuş kayıt cihazının üreticiye gönderilmeyeceğinin ifade edilmesi ama daha sonra bu konuda gel - gitler yaşanması, kaza bölgesinin aceleyle temizlenmesi gibi gelişmeler alt alta konduğunda, resmî itiraf gelmese bile uluslararası kamuoyu uçağı İran’ın düşürdüğüne neredeyse tamamen ikna olmuş durumdaydı. Tüm bunlar ve İran’ın aleyhinde oluşmaya başlayan hava, Süleymani’nin suikastı ve her ne kadar cılız olsa da bu suikasta füzelerle verilen yanıt ile bölgede elde edilebilecek moral avantajı yok etti.

Uçağın düşmesinden itirafın gelmesine kadar geçen üç günlük süre zarfında İran bürokrasisi ve devlet mekanizmasının büyük kısmı, bizzat İran devlet mekanizmasının diğer bazı aygıtları tarafından karartmaya tabi tutuldu. Bu da, böylesine önemli bir süreçte İran devletinin etkili bir kriz yönetimi sergileyememesine neden oldu.

iii. Hava savunma sistemi mimarisi

İran hava savunma teşkilatlanması ve envanteri incelendiğinde iki önemli husus dikkat çekiyor: Çok başlı bir teşkilat düzeni ve çok sayıda, farklı tip ve kabiliyette sistemin mevcudiyeti.

Teşkilat bazında sorunların ana kaynağı, Devrim Muhafızları ve Arteş arasındaki kopukluk. Teçhizat bazında ise çok sayıda farklı nitelik ve kabiliyette sistemin birbirleri ile iletişiminin sağlanmasının teknik zorluğu. Hava savunmasının özünde, her türlü hedef tespit, teşhis, takip sistemi, silah ve komuta – kontrol sistemlerinin birbirleri ile veri alış verişi yaptığı; stratejik, operatif ve taktik seviyede hava resminin yedi gün 24 saat kesintisiz bir biçimde tüm ilgili unsurlara dağıtıldığı; gerçek zamanlı olarak güncellendiği bir mimari yer alır. Bu “organizma”, barış ya da çatışma durumunda elektronik / siber ya da fiziksel taarruzlara karşı kendini koruyabilmelidir.

Binlerce km menzilli füzeler üreten, nükleer program yürüten İran’ın, böyle bir kabiliyetinin olmadığı ortaya çıktı.

Devrim Muhafızlarının, “elektronik karıştırmadan dolayı irtibat kurulamadı, bundan dolayı da atış izni alınamadı” şeklindeki açıklaması kara mizahtır.

Komedyen Cem Yılmaz’ın son derece başarılı birşekilde tanımladığı üzere “yalancı”, yalan söyleyemeyen kişiye denir, yalanı tespit edilmiştir çünkü. Söylediği sözün yalan olduğu fark edilemeyen kişi, “yalancı” olarak yaftalanamaz, çünkü ortada bir yalan olduğu anlaşılamamıştır.

Benzer şekilde, elektronik harbe maruz kaldığını, bu nedenle muhaberesinde sıkıntı yaşadığını söyleyen bir komutan aslında farkında olmadan şunları itiraf etmektedir:

i. Tor M1 bataryası muhabere karıştırmasına maruz kalmıştır yani hem kendisi hem ülkesi bir çeşit taarruz altındadır ama buna rağmen uçağa kendi inisiyatifi ile ateş açmıştır. Bu da demektir ki söz konusu Tor M1, reklamı yapılan her türlü yerli radar sistemi, sivil hava trafik kontrolü, Hatemül Enbiya Komutanlığının komuta – kontrol ağından mahrumdur veya tüm bu hava savunma şebekesi düzgün çalışmamaktadır. Tor M1’in operatörü, ekranında sürat, irtifa ve yönelim bilgilerini gördüğü bir noktayı, panik ve beceriksizlikle seyir füzesi olarak yorumlamış; arama ve takip radarları ile komuta kontrol yazılımının hassasiyetiyle veri güncelleme hızının muhtemel düşüklüğü de eklenince olay gerçekleşmiştir.

ii. İran, olay sırasında elektronik karıştırmaya uğradığını fark etmemiştir. Bunu ancak olaydan sonra anlayabilmiştir. Dolayısıyla İran hava savunmasının elektronik taarruzlara karşı ciddi zafiyeti bulunmaktadır.

Ve bu olay, İran’ın başkentinde gerçekleşmiştir.

Hava sahasının gerçek zamanlı olarak takibi, savaş – barış dönemi şeklinde ayırt edilemeyecek, son derece kritik önemi haiz stratejik bir konudur. Günümüzde savaş ve barış zamanları arasında ayrım bulanıklaşmıştır. Kısa süre kriz ve çatışmaların sayısı artmaktadır. Bu olayda görüldüğü üzere askeri ve sivil erken ihbar ve trafik yönetim sistemlerinin koordinasyonu, büyük önem taşımaktadır. Hava savunma sistemlerinin, en küçüğünden en uzun menzilli stratejik olanına kadar tamamının, iç içe girmiş şebekeler (network) halinde birbirlerine bağlı olmaları; stratejik, operatif ve taktik resimlere kesintisiz erişimlerinin sağlanması gerekmektedir.

Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Basra Körfezi bölgelerinde görüldüğü gibi, çatışma bölgelerinin yakınındaki hava sahasında anlık olarak çok sayıda sivil, ticari ve askeri hava aracı bulunmaktadır. Bu bölgelerdeki askeri hava araçları da çok sayıda farklı ülkeye aittir. Dolayısıyla herhangi bir kriz durumunda alınacak yanlış bir ateş kararı kısa süre içinde büyük bir uluslararası krize dönüşebilecektir. Bu durumda, tüm hava savunma silah, algılayıcı ve komuta kontrol sistemlerinin birbirine bağlı olarak çalışmaları, anlık ve gerçek resmin oluşturulabilmesinin önemi ortaya çıkmaktadır.




[1] "İran'da düşen yolcu uçağındaki 176 kişi hayatını kaybetti", Ahmet Dursun, Muhammet Kurşun, AA, 08.01.2020: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iranda-dusen-yolcu-ucagindaki-176-kisi-hayatini-kaybetti/1695682

[2] "İran'dan 'yolcu uçağı füzeyle düşürüldü' iddiasına yalanlama", Muhammet Kurşun, AA, 08.01.2020: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/irandan-yolcu-ucagi-fuzeyle-dusuruldu-iddiasina-yalanlama/1695846

[3] "İran düşen yolcu uçağının kara kutusunu vermeyecek", Hürriyet, 08.01.2020: http://www.hurriyet.com.tr/dunya/iran-dusen-yolcu-ucaginin-kara-kutusunu-vermeyecek-41415203


[5] "İran, Ukrayna uçağını 'yanlışlıkla' düşürdüğünü itiraf etti, mağdurlar adalet istiyor", BBC Türkçe, 11.01.2020: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-51056225

[6] "Iran explains why it shot down Ukrainian passenger plane: communication error", Olga Rudenko, Kyiv Post, 11.01.2020: https://www.kyivpost.com/ukraine-politics/iran-explains-why-it-shot-down-ukrainian-passenger-plane-communication-error.html

[7] "Russian missiles delivered to Iran: Ivanov", Guy Faulconbridge, Reuters, 21.01.2007: https://www.reuters.com/article/us-russia-iran-missiles/russian-missiles-delivered-to-iran-ivanov-idUSL1626058820070116

[8] "Almaz-Antey/Kupol 9K331M/M1 Tor M/M1 SA-15B/C Gauntlet Air Defense Missile System", Air Power Australia: https://www.ausairpower.net/APA-Rus-PLA-PD-SAM.html#Gauntlet


[10] "Tor missile system", Wikipedia: https://en.wikipedia.org/wiki/Tor_missile_system


[12] "Iran-Contra Affair Began More Than Two Years Ago", Jim Drinkard, AP, 27.02.1987: https://apnews.com/3e1db1be58834476805ef568bcaf8b92

[13] "Iran’s Developing Military Capabilities Part III: Air Defences Section I", Shahryar Pasandideh, NAOC, 07.10.2014: http://natoassociation.ca/irans-developing-military-capabilities-part-iii-air-defences-section-i/


[15] "Iran’s Developing Military Capabilities Part III: Air Defences Section II", Shahryar Pasandideh, NAOC, 09.10.2014: http://natoassociation.ca/irans-developing-military-capabilities-part-iv-air-defences-section-ii/



[18] "Khatam al-Anbiya Air Defense Headquarters (PADAJA)", The Arkenstone, 07.05.2016: http://thearkenstone.blogspot.com/2016/05/overview-khatam-al-anbiya-headquarters.html

[19] "Iran Military Power", Defense Intelligence Agency, 2019

[20] "Iran’s new air defense commanders appointed", The Iran Project, 29.05.2019: https://theiranproject.com/blog/2019/05/29/irans-new-air-defense-commanders-appointed/

[21] "Khatam al-Anbia Air Defense Academy", Wikipedia: https://en.wikipedia.org/wiki/Khatam_al-Anbia_Air_Defense_Academy

[22] "Khatam al-Anbiya Air Defense Headquarters (PADAJA)", The Arkenstone, 07.05.2016

[23] "Persian Gulf Air Defense HQ inaugurated in Bushehr", Mehr News, 07.10.2019: https://en.mehrnews.com/news/150933/Persian-Gulf-Air-Defense-HQ-inaugurated-in-Bushehr

[24] "Anatomy of a Lie: How Iran Covered Up the Downing of an Airliner", Farnaz Fassihi, New York Times, 26.01.2020: https://www.nytimes.com/2020/01/26/world/middleeast/iran-plane-crash-coverup.html


[25] "Eternal Rivals? The Artesh and the IRGC", Ali Alfoneh, Middle East Institute, 15.11.2011: https://www.mei.edu/publications/eternal-rivals-artesh-and-irgc

1 yorum:

Ahmet dedi ki...

Arda Bey,
Öncelikle gayet güzel ve dolu dolu bilgilendirici yazı için çok teşekkür ederim; emeğinize, bilginize sağlık.
Nacizane belirtmek istediğim bir konu var, o da bu uçak hakkında ortalıkta gezinen bazı komplo teorileri. Söylendiğine göre uçakta İran'dan kaçmaya çalışan bir grup CIA ve NSA ajanı olduğu, dolayısı ile İran'ın bu uçağı kasten düşürdüğü. İlk başta bana da youtuber ergen komplosu gibi geldi. Lakin uçakta 60'tan fazla Kanada vatandaşı olduğunu duyunca işkillenmedim değil. Zira Kanada gibi gayet uzak bir coğrafyadaki ülkenin kaç tane vatandaşının İran'a yolunun düşme ihtimali nedir? Hem de 60 küsurunun birden? Üstelik hepsi de bir arada ve de Ukrayna'ya giden bir uçakta? Belki 10 yıl sonra eski bir istihbaratçı emekli olup günah çıkartma amaçlı yazacağı bir kitapta (Victor Ostrovsky'nin "Hile Yolu" gibi mesela...) bu konuya değinir ve gerçekleri o zaman öğreniriz.