14 Temmuz 2014 Pazartesi

Müşterek?

Geçtiğimiz ayın son günü Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan bir açıklama ile 2 - 3 Temmuz tarihleri arasında Karadeniz ve Marmara Denizi'nde Hava Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri unsurlarının katılımı ile Müşterek Hava Sahası Kontrol ve Yönetimi Tatbikatı'nın düzenleneceği duyuruldu. [*]

Tatbikatın amacı, "...müşterek bir harekatta, hava sahası kontrol ve yönetimi usullerini denemek ve problem sahalarını tespit etmek, müşterek görevlerde nokta hava savunma unsurlarının birlikte çalışabilirliğini test etmek, atış görevlerinin müşterek icrasını deneyerek hava savunma personelinin eğitimlerini arttırmak..." olarak belirtildi.

Genelkurmay Başkanlığı, tatbikata Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan hava savunma unsurlarının, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan bir fırkateyn, bir korvet, iki hücumbot; Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan ise Havadan Erken İhbar ve Kontrol Uçağı, Havadan Yakıt İkmal Uçağı, F-4 ve F-16 uçakları ile arama kurtarma helikopterinin katılacağını açıkladı.

Tatbikatın icrası ile ilgili ayrıca bir basın açıklaması ya da bilgiye rastlamadım. Gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini bilemiyorum, zira buna dair bir habere de ulaşamadım. Ancak bu tatbikat, en başta ismindeki "müşterek" ifadesi nedeniyle dikkatimi çekti.


İngilizce "Joint" kelimesinin Türkçe askeri literatürdeki karşılığı olan Müşterek kelimesi, hava, kara, deniz, uzay ve benzeri unsur ve kuvvetlerin ortak bir hedef için birbiri ile uyumlu, eşgüdümlü biçimde harekât icra etmesi olarak tanımlanabilir. Müşterek muharebe etkili ve verimli bir takım çalışmasını gerektirir, dolayısıyla takımın her bir mensubunun diğerleri ile mükemmel bir iletişim ve eşgüdüm içinde olması gereklidir: Aynı dil konuşulmalı, aynı resme sahip olunmalı, aynı ağın birer düğümü olunmalıdır. Planlama, ihtiyaç tespiti, sevk ve idare, ikmâl ve iaşe gibi konularda aynı standartların tutturulması şarttır.

F-35 Lightning II yeni nesil savaş uçağı projesinin adının "Joint Strike Fighter" yani Müşterek Taarruz Uçağı olmasının bir nedeni budur: ABD Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Deniz Piyadeleri Birliği'nin kendine özgü ihtiyaç, ister ve koşullarına yanıt verebilecek tek bir platformun geliştirilmesi projesidir - ve projenin bu denli dev bir biçimde çuvallamasının da bir nedenidir. Sadece JSF değil, ABD'de son yıllarca geliştirilen ya da hizmete alınan pek çok araç gereç ve sistemin adının başındaki "J" harfi de buradan geliyor. 

Müştereklik, ortak bir paydada buluşmak olarak tanımlanabilir. Her kuvvetin ya da kullanıcının kendine özgü ister ve koşullarının bir araya getirilmesi kolay değildir. Hava Kuvvetleri muharip unsurlarının taktik bir manevrası dakikalar mertebesinde gerçekleşebilmektedir, harekat alanı irtifadan dolayı üç boyutludur ve yüzlerce kilometrekareyi kapsayabilir. Bir zırhlı tugayın manevrası ise saatler sürebilir, iki boyutlu bir muharebe alanı söz konusudur ve harekat alanı kimi zaman onlarca metre mertebelerine inebilir (bilhassa son dönemde artan meskûn mahalde muharebe koşullarından dolayı). Deniz kuvvetlerinin bir muharip unsurunun, söz gelimi bir firkateynin taktik bir manevrası (örneğin kriz bölgesine intikali) günler alabilir; yüzlerce ya da binlerce km'lik bir bölge kapsanabilir.

Tüm bu unsurların müşterek bir ortamda, eşgüdüm ile manevra yapabilmesini sağlayabilmek için klasik, ayrık hiyerarşik düzen işlemez; dönüşüm gereklidir. Bu dönüşümü modern ordulardan gerçekleştirmeye en yakın olanı ABD gibi görünüyor. Orada bile bürokratik ve teknolojik muhafazakârlık zaman zaman ciddi krizlerin doğrudan ya da dolaylı müsebbibi olabiliyor. JSF projesi bunun en güzel örneği.
Mutlak gücün yegâne iki kaynağı vardır: Bütçe ve kadro. Yerkürede doğuya gidildikçe bu iki silahın özgül ağırlığı artar, şeffaflık ve yaratıcılık azalır. Sonuç en iyi olasılıkla hantallıktır. 

Müşterek Hava Sahası Kontrol ve Yönetimi Tatbikatı'na geri dönelim.

Basın açıklamasından anlaşıldığı kadarıyla tatbikata üç kuvvet komutanlığından unsurlar katılıyor:

Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK): Hava savunma unsurları
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (DzKK): Bir fırkateyn, bir korvet ve iki hücumbot
Hava Kuvvetleri Komutanlığı (HvKK): Barış Kartalı HEİK uçağı, KC-135R Tanker Uçağı, F-4E 2020 ve F-16 savaş uçakları

Müştereklik, sistemin, algıların ve tanımların ortak olmasını gerektirir. Analiz edelim.

KKK teşkilatında ana muharip birlikler dört adettir: 1. Ordu (İstanbul), 2. Ordu (Malatya), 3. Ordu (Erzincan) ve Ege Ordusu (İzmir). Başka bir deyişle KKK, görev ve sorumluluk sahasını dört ana bölgeye ayırmıştır. Bu dört ordu, sevk-idare, lojistik ve teşkilat açısından birbirinden bağımsızdır. Soğuk Savaş döneminde şekillenen bu teşkilat yapısında, bölgelerin kendine has coğrafi ve taktik özellikleri etkindir.

DzKK teşkilatında üç ana muharip komutanlık bulunmaktadır: Donanma Komutanlığı, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı (KDSK) ve Güney Deniz Saha Komutanlığı (GDSK). Görev sahası açısından KDSK Boğazlar, Marmara Denizi ve Karadeniz; GDSK ise Ege Denizi ve Akdeniz'den sorumlu bulunuyor. Yani başka bir ifadeyle DzKK açısından harekât alanı iki bölgeden oluşmakta. Bu yapı, Soğuk Savaş döneminden bu yana üç aşağı beş yukarı bu şekilde devam etmekte.

HvKK teşkilatında iki ana muharip komutanlık bulunmakta: Eskişehir'deki 1. Hava Kuvvet Komutanlığı ve Diyarbakır'daki 2. Hava Kuvvet Komutanlığı. Yakın döneme kadar bu komutanlıkların ismi "Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı" idi; savunma basınına yansıyan son haberlere göre ise, sürdürülen yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında bu birimler, tek bir muharip komutanlık çatısı altında birleştirilecek. Yani HvKK açısından şimdiye kadar iki ana sorumluluk bölgesinden oluşan görev sahası, tek bir alan haline gelecek. 

Yani Türkiye ve çevresi, KKK için dört; DzKK için iki, HvKK için ise bir bölgeden oluşan bir muharebe sahasıdır.

"Müştereklik" daha başlamadan burada bitiyor. Soğuk Savaş'ın, tek görevi Avrupa'daki müttefik ordulara zaman kazandırmak için Anadolu düzlüklerinde canı pahasına Sovyet ordularına siper olmak olan Türkiye için belki makûl bir teşkilatlanma bu. Ancak günümüzde, bir ayağı Orta Asya'dan Kuzey Kafkaslar'a, Aden Körfezi ve Somali'den Akdeniz'in tamamına varlık göstermek durumunda olan; ekonomik, askeri, ticari ve kültürel ilgi alanı bu coğrafyayı kapsayan Türkiye'nin ihtiyaçlarına cevap vermekten çok uzak bir manzara.

Bu, meselenin jeopolitik boyutu. Konunun bir de teknik boyutu var.

Söz gelimi proje çalışmaları devam eden TF2000 hava savunma firkateynini ele alalım. Taşıyacağı gelişmiş radar ve algılayıcı sistemler ile oldukça geniş bir alanda gözetleme, keşif ve istihbarat toplama kabiliyetine sahip olacak TF2000, aynı zamanda alan hava savunması ve belki de füze savunma görevlerinde de kullanılabilecek. Geminin radar ve füzelerinin menzili, rahatlıkla bir Deniz Saha Komutanlığı'nın görev ve yetki sahasını aşıp diğerininkine uzanabilecek. Dahası, stratejik hava savunması kabiliyetine, yani sadece HvKK'nın görev ve yetkisine sahip olduğu bir alanda kabiliyet barındıracak. Bu da, geminin hava ve deniz kuvvetlerinin eşgüdümünde kullanılması zaruriyetini doğuracak. Hatta ve hatta, söz gelimi doklu çıkarma gemisi ile icra edilecek ve KKK unsurlarının da katılacağı bir görevde, her üç kuvvetin de müşterek harekât icra etmesi gerekebilecek. Bu da, her üç kuvvetin aynı teknik, idari ve lojistik dili konuşmasını zorunlu kılacaktır.

Her üç kuvvetin de aynı müşterek taktik ve stratejik resmin bilgi kaynağı ve kullanıcısı olması gerekmekte. Bu ise farklı bir teşkilât yapısını zorunlu kılıyor. 






[*]: Tatbikata dair Genelkurmay Başkanlığı resmî web sitesindeki açıklama kaldırılmış durumda. Resmî açıklama "kopyala - yapıştır" yöntemi ile ulusal basın tarafından haberleştirildi. Örneğin: Müşterek hava sahası kontrol ve yönetimi tatbikatı yapılacak

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Joint'ten kastın ülkeler olmadığını ABD nin Service leri olduğunu bilmeyen yetkililer var. Onlar Joint biz pazar.

Adsız dedi ki...

Sevgili Arda, yakın zamanda kuvvet yapılarıyla ilgili düşünürken müştereklik kavramı çerçevesinde bir şeyler yazıp çizmiştim. Yazdıkların benim için de oldukça ufuk açıcı oldu. Genişçe bir coğrafyada çıkarları bulunan ve bu coğrafyaya daha fazla etki etme zorunluluğu hisseden bir ülke olan Türkiye, silahlı güçlerine müşterek operasyon kabiliyeti kazandırmak için epeyce derinlemesine değişim ve dönüşümler yapmak zorunda. Bir kere bahsettiğin ortak lojistik, idame ve komuta mekanizmaları en öncelikli olanı. Diğer yandan günümüz şartlarında hedef coğrafyanın farklılıkları ve tehdit ölçekleri dikkate alındığında silahlı müşterek komutanlıkların en az bir kaç bölgeye ayrılması gerekmektedir. Bu açıdan klasik dört (+1 merkez) bölgeli bir yapılanmayı önerebilirim.

1. Müşterek Kuzey Bölge K.lığı: Marmara Bölgesi, Karadeniz Bölgesi, Karadeniz, Rusya ve Ukrayna.

2. Müşterek Batı Bölge K.lığı: Ege Bölgesi, Yunanistan, Balkanlar, Adriyatik, Akdeniz'in ortası ve batısı, Kuzey Afrika'nın ortası ve batısı.

3. Müşterek Güney Bölge K.lığı: Akdeniz Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Akdeniz'in doğuşu, Kuzey Afrika'nın doğusu, Suriye, Irak, Arap Yarımadası.

4. Müşterek Doğu Bölge K.lığı: Doğu Anadolu Bölgesi, İran, Güney Kafkasya, Ortaasya.

5. Tüm bu bölgelere ihtiyat amaçlı olarak İç Anadolu Bölgesi konuşlu müşterek bir destek komutanlığı. Bu komutanlık diğerlerinden farklı olarak stratejik bazı kabiliyetleri barındırabilir.

Not: Her bölgenin başında bir orgeneral bulunabilir. Ve doğrudan bölgedeki tüm alt kuvvetlere komuta eder. Bölge komutanının harekat merkezi her kuvvetten gelen kurmay komuta subaylarıyla desteklenir. Her bölge kendi idame ve lojistik sistemini işletir. Ortak tatbikatlar icra eder. Sorumlu olduğu coğrafyadaki diğer dost kuvvetlerle ortak operasyonlar geliştirir.

Gibi gibi gibi.

Saygılarımla. Alekoaler

Adsız dedi ki...

Kıbrıs Harekatı dost ateşi neticesinin açıkça ve çokyönlü eleştirisi ve özeleştirisi yapılmadan müştereklik kavramı anlaşılamaz.Eleştiri ordunun kendi içinde yapılıyor argümanı da kabul edilemez.Demokrasiler böyle işlemez.

Adsız dedi ki...

bende 3 bölge komutanlığı öngörüyorum; batı, merkez, doğu olmak üzere.eğitimle ilgili üsler, tümenler, okullar ve askeri fabrikalar gnkur'a bağlı olsa bide.uygur