20 Ağustos 2009 Perşembe

Fair Game

Ünlü ABD'li gazeteci ve yazar Bob Novak, 18 Ağustos günü beyin kanserinden vefat etti.

Ünlü ABD'li aktris Naomi Watts, 2010'da gösterime girecek "Fair Game" (Adil Oyun) adlı sinema filminde başrolü Sean Penn ile paylaşacak.

Bu iki alakasız gibi görülen haberin aslında son derece çarpıcı bir ortak noktası var: Yakın tarihin en ilginç siyasi skandallarından biri.

6 - 7 yıl öncesine dönelim:



ABD'nin 2003'te Irak'a açtığı savaşın en önemli gerekçelerinden biri, Irak'ın kitle imha silahları üretmeye çalıştığı iddiasıydı. ABD, Colin Powell'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sunduğu istihbarat raporlarını, Irak'ın dünya güvenliğine arz ettiği tehdidin kanıtı olarak sunmuş, bu ülkeye karşı çok uluslu bir kalisyon kurmaya çalışmıştı. Savaştan sonra bu istihbarat raporlarının neredeyse tamamının hatalı ya da uydurma olduğu, Irak'ın ciddi bir kitle imha silah imkân, kabiliyet ve potansiyeline sahip olmadığı ortaya çıkmıştı.

İşte bu hatalı / sahte istihbarat raporlarından biri, ABD'de ciddi bir siyasi skandala sebep olmuştu: Valeri Plame Skandalı.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nda 20 yıldan uzun bir süre çeşitli mevkilerde çalışan ve özellikle Afrika konusunda uzman olan Büyükelçi Joseph Wilson, "özel ama gizli olmayan" bir resmî görevle, 2002 yılında CIA aracılığı ile Nijer'e gitti. Görevi, Irak'ın bu ülkeden işlenmiş Uranyum aldığı iddialarının araştırılması ve bir rapor hazırlanması idi. Daha önce bu ülkede görevli bulunan, bölgeyi iyi tanıyan Wilson, Nijer devlet görevlileri, ülkedeki Uranyum madenlerini işleten yabancı şirketlerin yöneticileri, bu madenlerdeki cevher akışını kontrol eden IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) yetkilileri ile görüştü. ABD'ye dönüşünde CIA'ye bir brifing veren Wilson, Irak'ın Nijer'den uranyum aldığına dair herhangi bir kanıt olmadığını, bu satışın gerek ülkedeki sıkı mevzuat gerekse uluslararası denetimler nedeniyle neredeyse imkansız olduğunu belirtti.

Ama sonradan anlaşıldı ki, Wilson'un görevi, Nijer'e gittiği gün zaten tamamlanmıştı.

Eylül 2002'de İngiliz hükümeti, yayınladığı bir raporda Irak'ın Afrika'dan uranyum almaya çalıştığını iddia etti. Daha sonra dönemin ABD Başkanı, aptallığı ile meşhur George W. Bush, Ocak 2003'te yaptığı bir konuşmada İngiliz istihbarat raporlarına atıfta bulunarak Irak'ın bir Afrika ülkesinden uranyum alma girişimlerinden bahsetti. Ancak zaten ABD Dışişleri Bakanlığı, Aralık 2002'deki bir raporunda bu ülkeyi Nijer olarak ifade etmişti.

Beyninden vurulmuşa dönen, ziyareti, temasları, raporları çarpıtılmış ya da belki en iyi ihtimalle görmezden gelinmiş olan Wilson, 06.07.2003 tarihinde, yani Irak Savaşı'nın sona ermesinden kısa süre sonra The New York Times gazetesinde "What I Didn't Find in Africa" (Afrika'da Ne Bulmadım?) başlıklı bir makale yayınladı. Makalede Wilson, Nijer seyahatinden, seyahat sırasındaki bulgularından, sonrasında hazırladığı rapordan ve ABD yönetiminin bulgularını görmezden gelmesi ve çarpıtmasından bahsetti.

Kıyamet de bundan sonra koptu.

Makalenin yayınlanmasından kısa süre sonra 14.07.2003 tarihinde, Bob Novak, The Washington Post gazetesindeki köşesinde "Mission to Niger" (Nijer Görevi) başlığı ile kaleme aldığı makalesinde, Joseph Wilson'ın Nijer'e gönderilmesini, CIA'de gizli ajan olarak çalışan eşi Valerie Plame'in üstlerine tavsiye ettiğini yazdı. Novak'ın makalesine göre Plame, özellikle silahlanma ve kitle imha silahları konusunda uzman bir ajandı.

Gizli bir istiharat görevlisini deşifre eden bu makale, ciddi bir suç unsuru taşıyordu. CIA hemen harekete geçerek ABD Adalet Bakanlığı'ndan olayı soruşturmasını talep etti. Adalet Bakanlığı da topu FBI'ya attı (kahrolası federaller!) Takip eden süreçte Valeri Plame'in neredeyse tüm CIA kariyeri, katıldığı operasyon ve görevler deşifre oldu, Plame CIA'den istifa etti. Dönemin Başkan Yardımcısı, haysiyetsizliği ile meşhur Dick Cheney'in başdanışmanı Lewis Libby hüküm giydi.

Olayın aslı sonradan çözüldü:

Bush hükümeti, savaş açma bahanesi olarak kullandığı Irak - Nijer komplosuna şiddetle muhalefet eden Wilson'u cezalandırmak için, eşini deşifre ve rezil etmek istemiş, bunun için de Dick Cheney, gazeteci Bob Novak'ı kullanmıştı.

İşte bu hikaye, Sean Penn ve Naomi Watts'ın oynayacağı "Fair Game" (Adil Oyun; aynı zamanda "avlanmasında sakınca olmayan av" anlamına gelen bir deyim - Plame'i tanımlamak için güzel bir seçim. Zaten bu ifade de soruşturma raporlarında geçmektedir) adlı sinema filminde anlatılacak. Film hakkında çok fazla detay yok, ancak siyasi görüşü ve muhalif tavrı bilinen Sean Penn'in oynuyor olması gözönüne alınırsa, dönemin ABD hükümetinin set biçimde eleştirileceğini bekleyebiliriz.

Ne dersiniz, belki de Fair Game, Obama hükümetinin günah çıkarma adımlarından birisidir?

Konu ile ilgili Wikipedia makaleleri:

http://en.wikipedia.org/wiki/CIA_leak_grand_jury_investigation
http://en.wikipedia.org/wiki/Plame_affair#cite_note-novakcolumn-9

Joseph Wilson'un The New York Times'da yayınlanan makalesi: What I Didn't Find in Niger



Not: Bu arada Naomi Watts'ın Valerie Plame'e benzerliği dikkat çekici...




Hiç yorum yok: