22 Nisan 2009 Çarşamba

Haftalık Bakış #6: Ağlarla Donatılan Savaş Alanları


Ağlarla Donatılan Savaş Alanları

Son yıllarda savunma sistemleri ile ilgili değerlendirme, haber yorum ve sair yazılarda sıkça adı geçen bir kavram var: Ağ Merkezli Muharebe (Network Centric Warfare). Bu kavrama eşlik eden ve klişeleşmeye başlayan pek çok da terim bulunuyor: “Transformation”, “Situational Awareness”, datalink gibi. Peki nedir bunlar? Nedir bu kavramların ifade ettiği şey?

Aslında çok yeni ya da devrimsel şeyler değil. Bir örnek üzerinden gidelim:



"Black Hawk Down" filmini izleyenler anımsayacaktır: Mogadişu şehir merkezine harekâta gitmekte olan ABD özel kuvvet helikopterlerini gözleyen küçük bir Somalili çocuk, Farah Aidid'e bağlı militanlara telefonla haber verir. Helikopterler Mogadişu banliyölerinin üzerinden geçerken birden ilerlerinde kesif siyah dumanlar belirmeye başlar. Helikopterlerden birindeki bir ABD askeri diğerine "bunlar nedir?" diye sorar, aldığı cevap militanların lastikleri yakarak Amerikalılar'ın geldiklerini haber verdikleridir.

Bu durumu madde madde irdeleyelim:

1. Kent merkezini savunan ve dağınık biçimde mevzilenmiş unsurlar, tehdidin geliş yönüne, sayısına, gücüne göre değişen miktarda lastik yakarak diğer unsurlara haber vermektedir.

2. Dolayısıyla savunan unsurlar arasında şu bilgileri kapsayan bir veri alış verişi gerçekleşmektedir:

- Düşmanın yaklaştığı,
- Düşmanın yönü,
- Düşmanın hızı,
- Düşmanın sayısı ("kalabalık", "orta", "az")

3. Saldıran unsurun, bu bilgi alışverişinin niteliğinden haberdar olma ihtimali ortalamanın üzerinde olmakla birlikte, farkındalık kesin değildir (yerel çatışmalardan kaynaklanma tahmini, yangın, yağma vb kanılar)

4. Saldıran unsur, amacını anlasa bile bu bilgi alışverişi kesme imkanına sahip değildir. Zira:

4a. Sürpriz faktörü kaybedilmiştir,
4b. Bilgi alışverişinin kesilmesi için lastik ateşlerinin söndürülmesi gerekmektedir. Bunun için de ateş civarına kuvvet sevk edilmelidir. Maliyet - etkin bir çözüm olamayacağı açıktır.

5. Yukarıda sayılan bilgiler duman vasıtasıyla iletilmektedir. Yakılan lastiklerin oluşturduğu duman, çevre unsurlar tarafından görülebilecek yoğunluk ve yüksekliğe erişene kadar geçecek süre ("settling time") görece oldukça kısadır ve "sistem"in "kararlı hale" ulaşmasından (dumanın çevre unsurlar tarafından görülmeye başlaması) itibaren veri iletim hızı ışık hızına eşittir. Yani veri iletimi son derece hızlıdır.

6. İletilen bilgilerde herhangi bir savunan unsurun işine yaramayacak veri bulunmamaktadır. Bölgede dağınık olarak bulunan tüm savunan unsurların savunmalarını plan ve icra edebilmeleri için ihtyaç duydukları asgari bilgiler iletilmektedir.

Sonuç itibariyle, bireysel ya da grup olarak geniş bir coğrafi alana dağılmış dost unsurlar birbirleri ile süratli, verimli ve kesilemeyen bir bilgi iletim ağı ile bağlıdırlar.

İlkel de olsa -ki işlevsellik açısından kanımca hiç de ilkel değildir- son derece etkin bir Ağ Merkezli Muharebe örneğidir bu araba lastiği dumanları.

Yani bir başka deyişle Ağ Merkezli Muharebe (AMM), savaş alanındaki unsurların birbirleri ile görünmez bir muhabere bağı ile bağlanmasını ifade eder. Daha da açmak gerekirse:

Savaş alanındaki dost unsurlar herhangi bir veri aktarım yolu ile (görsel, işitsel, elektromanyetik vb) birbirlerine bağlılarsa, birbirleri ile gerçek ya da koşullar ve imkanlar dahilinde gerçeğe yakın ("yakın"lık kriteri doğrudan teknolojik kapasite ile de ilintilidir) zamanlı iletişim kurabiliyorlarsa ve bu iletişim, plan ve eylemlerini etkileyebilecek kıymette ise Ağ Merkezli Muharebe icra edilmektedir denebilir.

Teknolojik imkan ve kabiliyetler Ağ Merkezli Muharebe konseptinin kapsam, amaç ve özünü değil, işleyiş şeklini ve usûllerini etkiler. 17. yüzyıl kalyonları birbirleri ile flama ile, 20. yüzyıl firkateynleri Link11 ile haberleşebilirler. Ancak paylaştıkları bilgilerin pek çoğu değişmemiştir: "kendi durumları", "düşmanın durumu" gibi...

Ağ Merkezli Muharebe'yi bu kadar ön plana çıkaran ve odak noktası haline getiren şey, yukarıda da değindiğim gibi 21. yüzyılın değişen tehdit ortamı, teknolojik gelişmeler ve daralan savunma bütçelerinin dikte ettirdiği maliyet - etkinlik zaruriyetidir.

Dolayısıyla şu anda kullanılmakta olan "Ağ Merkezli Muharebe" (Network Centric Warfare) kavramı, aslında varolan bir olgunun, günümüz konjonktürü içerisinde ve günümüz (hatta daha doğrusu yarınımız) teknolojisi ile yeniden tanımlanmasıdır.


Ağ Merkezli Muharebe (AMM) temelde, silahlı kuvvetlerin, Bilgi Çağı’na cevabıdır. AMM kavramı genel olarak unsurları bir ağ yapısı ile birbirine bağlanmış bir silahlı gücün strateji, taktik, prosedür ve operasyonlarını etkili ve sonuç alıcı bir biçimde uygulaması olarak tanımlanabilir.

AMM kavramının temelinde, iletişim ve komuta kontrol bağlamında klasik hiyerarşik yapının aksine, tüm unsurların birbiri ile iletişimde olduğu bir yapı yer almaktadır. Klasik yapılanmada bir çeşit ast-üst ilişkisi çerçevesinde bilgi sadece yukarıdan aşağıya ya da aşağıdan yukarı akar. Zaman-etkin değildir.

Hiyerarşik yapının aksine yoğun ağ mimarisi, duruma ve ihtiyaca göre en verimli bilgi iletişimine olanak sağlamaktadır. Ancak hiyerarşik yapıda söz gelimi en uç hattaki iki unsurunu birbiri ile iletişimi için zaman, bant genişliği gibi değerlerin israfına neden olabilecek bir veri aktarım trafiği gerekmektedir. Ağ odaklı mimari bu gereksiz trafiği en aza indirgemekte, sadeleştirmektedir.

Esasen AMM, tanımladığı olgu açısından yeni bir kavram değildir. Ancak sunduğu yenilik, bilişim teknolojilerinin uzay sistemleri ile bileşimini kullanarak, muharip unsurların bilgi hakimiyeti ile savaşmasını sağlamasıdır. Söz gelimi basitleştirilmiş bir bakış açısı ile, birbirleriyle bayrak ve flamalar aracılığıyla haberleşen bir kalyon filosu ya da telsiz aracılığıyla topçu ateşini yönlendiren bir ileri gözetleme subayı Ağ Merkezli Muharebe icra etmektedir denebilir. Her iki durumda da muharip unsurlar birbirlerine görsel, işitsel ya da diğer vasıtalarla bağlanmıştır, bilgi alışverişi yapmaktadırlar ve değerlendirdikleri bilgi neticesinde karar verilen eylemleri icra etmektedirler.

Ancak modern anlamda AMM, savaş alanında, hatta günümüz şartlarına uygun bir tanımlama ile “savaş uzayında” geniş bir alanda yayılmış tüm unsurların birbiri ile gerçek ya da gerçeğe yakın zamanlı çift yönlü iletişimini tanımladığı gibi, durumsal farkındalık (Situational Awareness) ve muharebe etkinliğini artırıcı bir niteliğe sahiptir. Bu katma değerler, bilişim teknolojilerinin gelişimine paralel olarak artış trendi göstermektedirler. Dolayısıyla AMM doktrini, bilişim, ekonomi ve üretim proseslerindeki devrimle bağlantılı olarak gelişen üç etkene bağlı olarak gelişmektedir. Bu üç unsur şöyle sıralanabilir:

1. Platformdan ağa doğru kayan odaklanma,

2. Sistemin her bir aktörünü bağımsız olarak ele almaktan ziyade devamlı surette kendini ortama adapte edebilen bir ekosistemin parçası olarak algılama,

3. Devamlı olarak değişim halindeki ekosistemlerde adaptasyon ve varlığını koruma kabiliyetini haiz olma.

Savaş uzayı, dinamik bir ortam olarak ele alınırsa, bu ortamda bulunacak her bir unsurun ve bu unsurların bir ağ ile birbirlerine bağlanarak oluşturacakları yapının da dinamik bir yapıda olması zorunluluğu açıkça ortaya çıkar. Dolayısıyla bu yapı hem kendi içinde, hem de içinde bulunacağı ortam ile sürekli etkileşim halinde bulunmalıdır. Bulundurduğu sensörlerle dış dünyayı algılayacak, algılanan bilgileri uygun unsurlara iletecek, bu bilgileri değerlendirecek ve uygun eylem için uygun unsurlara komut verecektir.

Piyadeden keşif gözlem ve iletişim uydusuna kadar tüm kara, hava, deniz ve uzay unsurlarının birbirleri ve düğüm noktaları ile bağlandığı bu mimari esneklik, kolay onarılabilirlik ve sürat gibi avantajları beraberinde getirmektedir.

Yapı içindeki her bir unsur, sensör ya da durum bilgisi olsun silah kullanımı olsun, diğer unsurlarla etkileşim içinde hareket etmektedir. Söz gelimi bir balistik füzenin tespit ve imhası senaryosunda keşif – gözetleme uydusu, HEİK (Havadan Erken İhbar ve Kontrol) uçağı, İHA ve yer radar / gözlem istasyonları hedef tespit ve teşhis; hava savunma sistemleri ise imha zincirlerinin parçalarıdırlar. Balistik füzenin tespitinden imhasına kadar geçen süreç içerisinde, görevin başarılabilmesi için tüm unsurların etkin, verimli ve süratli bir etkileşim içerisinde bulunmaları şarttır. Diğer bir deyişle anılan unsurların oluşturduğu ağ odaklı yapı, yekpare bir vücut gibi hareket etmek zorundadır. Her bir unsur topladığı verileri diğer unsurlar ve düğüm noktaları ile paylaşarak yapının bir sistem, diğer bir deyişle “sistemler sistemi” olarak başarılı bir şekilde çalışmasına katkıda bulunur.

Doğaldır ki, bu tür bir mimari içerisinde yer alacak unsurların ihtiyaç tanımları, plan ve projelendirilmeleri ile yapıdaki yer ve görevlerinin belirlenmeleri, diğer unsurlarda soyutlanmış bir biçimde gerçekleştirilemez. Yukarıdaki örnek devam ettirilecek olursa, söz gelimi bir HEİK ihtiyacına yönelik olarak HEİK uçağının radar ve sair sensörlerinin özellikleri, uçağın havada kalış süresi, menzil ve irtifa kısıtları, ihtiyaç adedi, hizmet ömrü gibi parametrelerin hesaplanması doğrudan ve dolaylı olarak diğer unsurların planlanan yapıdaki yer ve görevlerine bağlıdır. Nasıl ki operasyon esnasında mutlak başarı, etkinlik ve verimlilik için ağın her bir elemanı bir biri ile etkileşim içerisinde bulunmak zorunda ise, bu elemanların ağa entegre edilmeleri sürecinde de aynı etkileşim ve iletişim anlayışı korunmak durumundadır. Nitekim, “bütün, parçaların toplamından fazlasıdır”.

Hiç yorum yok: