9 Haziran 2006 Cuma

Profil: Ebu Musab el Zerkavi

The image “http://www.ntvmsnbc.com/news/215693.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.

Irak'ta bugün öldürülen Ebu Musab el Zerkavi hakkında Foreign Policy dergisinin son sayısında "Bir Katilin Portresi" başlığı ile Loretta Napoleoni imzası ile ayrıntılı bir dosya yayınlanmıştı. Dergi birkaç gün önce piyasaya çıktı, ilginç bir tesadüf oldu bu yüzden. Makaleyi özetlemek gerekirse:

Dünya Zerkavi'nin adını ilk kez, ABD Dışişleri eski bakanı Colin Powell'ın 05.02.2003 tarihinde BM Güvenik Konseyi'nde yaptığı konuşmada duydu. Powell konuşmasında Irak rejimini, El Kaide ve El Kaide'nin işbirlkçisi Zerkavi'ye ev sahipliği yapmakla suçlamıştı.

Zerkavi Ürdünlü yoksul bir işçi aileden geliyor, eğitimini yarım bırakmış. Toplumda kendisini sıyıracak, ayırt edilmesini sağlayacak herhangi bir özelliği yok, bu yöönüyle de varsıl ve eğitimli Bin Ladin'in tam zıttı denilebilir. Powell'in BM konuşmasından yaklaşık 3 sene sonra da Bin Ladin, Zerkavi'yi El Kaide'nin Irak emiri ilan etti. O güne kadar radikal İslamcı hareket içerisinde belirgin bir rolü olmayan Zerkavi'nin bu dramatik yükselişi, El Kaide hareketinin yoksul alt sınıfa da hitap ettiği mesajını içermekte.

Babasının ölümünün ardından liseyi terk eden Zerkavi, suç oranı olağanüstü yüksek memleketi Ürdün'ün Ez Zerka kentindeki bir çetenin lideri oldu. Burada bol alkol ve uyuşturucu dolu bir şiddet hayatı geçirdi ve tecavüz suçuyla tutuklanarak cezaevine kondu. Zerkavi'nin radikal İslamcı hareket ile tanışması da hapishane günlerine rastlıyor. Burada ideolojik eğitim alan Zerkavi, hapisten çıktıktan sonra evlendi ve Ez Zerka'daki Hüseyin Ben Ali camii cemaatine katıldı. Buradaki cemaat vasıtası ile Afgan mücahid hareketi ile bağlantı kurdu ve 1989 baharında Afganistan'a gitti. Ancak o Afganistan'a ulaştığında Sovyet birlikleri çekiliyordu.

Bu durum Zerkavi için büyük bir handikap oldu, zira o Afganistan'da hiç bir savaş tecrübesi olmayan, savaşta "pişmemiş" bir gönüllüydü. Burada kişisel etki alanını genişletmek haliyle çok zor oldu.

Afganistan'dan Ürdün'e döndükten sonra bu ülkede radikal İslamcı hareket içerisinde etkin rol almaya başladı. Ancak 1994 yılında yasadışı Beyat el İmam örgütü üyesi olmak suçundan 15 yıla mahkum edilerek cezaevine kondu. Mahkumiyeti süresince çok ağır işkencelere maruz kaldı. Zerkavi bir yandan da mahkumiyeti süresince kendisini fiziki ve zihni yönden geliştirmeye, etki alanını olağanüstü şekilde genişletmeye başladı.

Zerkavi'nin mahkumiyeti, 1999 yılında çıkarılan genel bir af ile sona erdi. Kısa süre sonra Çeçenistan'a geçmek için Pakistan'a hareket etti. Ancak vize problemi sebebiyle Pakistan'da tutuklandı ve daha sonra tekrar Afganistan'a gitti. Bu, Zerkavi için dönüm noktası oldu, çünkü 2000 yılında Kandahar şehrinde Usama bin Ladin ile tanıştı.

Zerkavi, bin Ladin'in hareketine katıldıktan sonra çoğu uzmana göre onun sadık ve sıkı bir takipçisi olmadı. Bin Ladin ile pek çok konuda görüş ayrılıklarına sahip olduğu kanısı hakim. Zaten kısa süre sonra da örgütün liderlerinden Saif el Adel'İn tavsiyesiyle İran sınırındaki Herat şehrine giderek, Taiban desteği ile kendi eğitim kampını kuruyor. Bu kampın kuruluş amacı, Ürdün'de eylem yapacak militanların eğitilmesiydi. Ancak ABD'nin Afganistan harekatı sırasında Zerkavi Kuzey Irak'a kaçtı ve burada yeni kamplar kurdu.

İşte ABD istihbaratının Zerkavi'den haberdar olması da, bölgedeki Kürt unsurlar vasıtası ile 2001 sonlarına rastlıyor. Kısa süre sonra ABD istihbaraı, Ürdün yetkilileri ile temasa geçerek kendisi ile ilgili ortak bir soruşturma yürütüp geçmişteki eylemleri ve bağlantılarını saptamaya çalışıyorlar. Bu çalışma sırasında pek çok eylemi planladığı ya tespit ediliyor ya da bu kanıya varılıyor. Sonuçta 2002 civarında ABD gzli servisinde oldukça kabarık bir Zerkavi dosyası oluşuyor. Bundan sonra da Powell'ın meşhur konuşması ile birlikte gündeme gelmesi ve 11 Eylül sonrası hemen hemen tüm El Kaide eylemlerinin odak noktasına oturtulması var.

Kendisi hakkında genel kanı, tüm bu eylemleri planlamış olsun olmasın, kendisini ABD ile mücadeleye hazırlamış olduğu. Dolayısıyla 2003 işgali, onun için sürpriz değildi. İşgalin sonrasında planladığı eylemlerde ise iki genel amacı olduğu değerlendiriliyor: Koaslisyon güçlerine ve Şii nüfusa karşı baskı oluşturmak. Sünni - Şii çatışmasının, Zerkavi'nin ana amacı olduğu değerlendiriliyor. Kendisinin bin Ladin ile gerçekleştirdiği yazışmalarda bu husustan sıkça bahsetmesi bu tespitin dayanağı.

Zerkavi'nin, Sünni - Şii çatışmasını bu kadar arzulamasının sebebi ise, Irak'a dair sofistike bir analiz: Eğer Irak'taki Sünni ve Şii gruplar aralarındaki farklılıkların üstesinden gelip ulusal bir kimlik ("Iraklılık" bilinci) oluştururlarsa, Koalisyon güçlerine yönelik direniş milli bir nitelik kazanır, ve dışarıdan gelen "cihatçılar"a karşı bir tavır oluşma ihtimali artar. Bu da Zerkavi ve benzeri grupların Irak'ta tutunmasını imkansız kılar. Makalede, Zerkavi çapında bir kişinin bu kompleks analizi tek başına yapmış olmasına şüpheyle yaklaşılıyor.

İşte bu ortamda, bin Ladin ile yazışmalarında (Nisan 2004 civarı), bin Ladin'e iki seçeneği olduğunu yazıyor Zerkavi: Ya Irak'tan ayrılacak, ya da Irak'ta kendisine muhalif edenlerle çatışacak. Bundan sonra da Aralık 2004'te Usama Bin Ladin, Zerkavi'yi El Kaide Irak sorumlusu ilan ediyor, ve tüm grupların kendisine biat etmesini istiyor. Bunu da, internetten yayınlanan infaz görüntüleri, artan intihar eylemleri ve adam kaçırmalar takip ediyor.

http://www.ntvmsnbc.com/news/177738.jpg

Hiç yorum yok: