28 Ekim 2015 Çarşamba

Stratejik Hava Savunma Sistemleri ve Türkiye'nin Yol Haritası Paneli

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) düzenlediği Stratejik Hava Savunma Sistemleri ve Türkiye'nin Yol Haritası başlıklı panel 26 Ekim günü SETA'nın merkez binasında bulunan konferans salonunda düzenlendi.

SETA Güvenlik Araştırmaları Masası Başkanı Dr. Murat Yeşiltaş'ın moderatörlüğünde düzenlenen panele konuşmacı olarak Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir, MEF Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kibaroğlu, İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Sıtkı Egeli, ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kaval ve ROKETSAN Genel Müdür Yardımcısı Sartuk Karasoy katıldılar.

Basının yoğun ilgi gösterdiği panelde, SSM'den daire başkanı seviyesinde yoğun katılım vardı. Panele konu sistemlerin son kullanıcısı olan hava kuvvetlerinden ise iki personel, dinleyiciler arasında hazır bulundu.

Savunma ve güvenlik alanında örneği çok görülmeyen bir etkinlik olan panele ilişkin notlarım ve değerlendirmelerim şu şekilde:

Açılışta konuşan SSM Müsteşarı İsmail Demir, genel hatları ile hava savunma sistemlerinin özellikleri, kullanım alanları ve Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi Projesi (T-LORAMIDS; Turkish Long Range Air and Missile Defence System) ihalesi ile ilgili bilgiler sundu.

Demir'in konuşmasından önce gösterilen ve SSM tarafından hazırlanan videolar özellikle dikkat çekiciydi. Bu videolarda çok genel hatları ile hava savunma konsepti, hangi tür sistemlerin hangi hedeflere karşı ve nasıl kullanıldığına dair bilgiler kolayca anlaşılabilir şekilde verilmiş. Umarım söz konusu videolar kısa süre içinde kamuoyu ile paylaşılır. Zira içerdikleri görsel ögeler itibariyle hava savunma konseptini kolayca izah etme açısından faydalılar.

Müsteşar'ın, ihale değerlendirmesinin sadece teknik kriterlere göre yapıldığı, seçimin politik yansımalarının değerlendirmeye dahil olmadığını ifade etmesi özellikle dikkat çekiciydi.

Demir öte yandan, ihalenin artık Teklife Çağrı Dosyası'nda (TÇD)  belirtilen kapsamın dışına çıkmış olduğunu, teknoloji transferi odaklı ve siyasi seviyede görüşmelerin yürütülmekte olduğunu söyledi. Sorulan bir soruya verdiği yanıtta Müsteşar, Rusya'nın teklifini yinelediği haberlerini kesin bir dille yalanladı.

Müsteşardan sonra konuşan Prof. Dr. Mustafa Kibaroğlu, uzun menzilli hava savunma sistemleri ile ilgili genel teorik bilgiler sundu. Kibaroğlu'nun verdiği bilgiler arasında, 1991 Körfez Savaşı'nda ABD PATRIOT hava savunma sistemlerinin vuruş isabet oranlarının %13 olduğu verisi dikkat çekiciydi. Her ne kadar yıllar içinde sistemin etkinliği artırılmış olsa da, avantajın saldıran tarafta olduğunu vurgulaması açısından ilginç bir veri.

Kibaroğlu ayrıca LORAMIDS projesindeki Çin sisteminin seçim kararından dolayı uluslararası akademik ve siyasi platformlarda Türkiye'nin maruz kaldığı, kimi zaman hakarete varan eleştiri ve baskılara da değindi.

Stratejik hava savunma sistemleri ve balistik füze tehditlerinin niteliklerine ilişkin ayrıntılı bilgiler veren Dr. Sıtkı Egeli'nin sunumu, teknik açıdan en yoğun konuşmaydı. Öne çıkan hususlar şu şekilde sıralanabilir:
  • Stratejik hava savunması, ülkenin grand stratejisi ve dış politikası ile çok yakından, doğrudan ilgili bir konudur.
  • Balistik füzelerin kendilerine özgü bazı özellikleri bulunmaktadır. Bunlar tespit edilmelerinin ve yakalanmalarının çok zor olması, çok yüksek sürate sahip olmaları ve bu nedenle savunma sistemlerine reaksiyon için çok kısa süre bırakmaları, menzillerinin uzaması ile çıkabildikleri irtifanın artması ile vuruş hız ve açılarının çok yüksek olması olarak sıralabilir.
  • Balistik füzelerin çoğu, aynı mesafeyi jet uçaklarına göre 5 ila 10 kat daha hızlı kat edebilmektedirler.
  • Uzun menzilli füzeler, uçuşlarını uzay ortamında, farklı fizik kurallarının hakim olduğu bir ortamda gerçekleştirmektedir. 
  • Balistik füzelere karşı geliştirilen savunma çözümlerinin bir kısmı, mevcut sistemlere yeni kabiliyet kazandırılması şeklindedir. Bu ise, belli bir seviyeye kadar savunma imkânı sunmaktadır.
  • Savunma sistemlerinin özellik ve yetenekleri, atılan füzenin özelliklerine doğrudan bağlıdır.
  • 1,500km ve daha uzun menzilli balistik füzeleri, atmosfer içinde önlemek imkânsızdır. Bunlar için uzay konuşlu erken ihbar ve ikaz uyduları, Kürecik'teki radar istasyonu gibi özel sensörler gereklidir. Bunların geliştirilmeleri, üretilmeleri ve kullanılmaları son derece pahalıdır.
  • Balistik füzelere karşı savunma geliştirirken komuta - kontrol süreçlerinin tamamen otomatize edilmesi gerekmektedir. Önleme kurallarının, angajman politikasının önceden belirlenmesi, yetkilendirmelerin baştan tanımlanması gerekmektedir. Reaksiyon süresi son derece kısa olduğu için, olası bir tehdit anında emir - komuta zinciri içinde onay mekanizmasının işletilmesi mümkün olamayabilir.
  • Füze savunması, "iki sistem tedarik ettik, şuraya konuşlandırdık" diyerek çözülebilecek bir mesele değildir. 
  • Ülkenin genelini bir savunma şemsiyesi altına alabilmek için önlemeyi mümkün mertebe uzayda gerçekleştirmek gereklidir.
  • Saldıran taraf, bu alanda her zaman savunan tarafın bir adım önündedir
  • Balistik füze alanında yeni teknoloji ve çözümler geliştirilmekdir. Bu kapsamda yakın gelecekte hizmete girecek sistemler, mevcut savunmaları anlamsız kılacaktır. Bunlar arasında öne çıkanlar: Dekoy ve aldatıcı hedeflerdeki gelişmeler, çoklu başlıklar ve en önemlisi hipersonik araçlardır (Hypersonic Glide Vehicle).
  • ABD tarafından son dönemde itiraf edilen bir husus, füze savunmasının rakamlarla sağlanmasının mümkün olmadığıdır. Günümüzde tanesi 20 - 30 milyon USD maliyete sahip bir füzesavar füze ile etkin bir savunma şemsiyesi sağlamak mümkün değildir.
  • ABD füze savunması için son 30 yılda USD350 milyar harcamıştır. Bu, yalnızca ABD hükümetleri tarafından harcanan para olup özel sektör ve sanayi harcamaları dahil değildir. Halen yılda ortalama USD10 milyar dolar, füze savunmasına harcanmaktadır. 
  • Rusya ve Çin'in stratejik hava savunma sistemleri geliştirmelerindeki ana amaç, savunmanın nasıl aşılabileceğine dair teknik, teknoloji ve taktiklerin tespitidir. 
  • Türkiye, 1960'lı yıllardan bu yana balistik füze tehdidi altındadır (FROG ve SCUD'lardan başlayarak). Buna karşı geliştirilmiş hiç bir savunma bulunmamaktadır, zira NATO savunma şemsiyesine güvenilmiştir.
  • İlk kez 1991 - 1992 döneminde SSM tarafından PATRIOT alımı gündeme gelmiştir.
  • 600-700km menzilli sistemlere karşı savunma, mevcut hava savunma sistemleri ve bunların yeni kabiliyetler kazandırılmış türevleri ile önlenebilmektedir. Ancak örneğin İran'ın elinde 10 yıldır 1,200km menzilli sistemler bulunmaktadır ve halen bu kabiliyetini 2,000 - 2,200km menzillere taşımıştır.
  • Rusya, 2008 savaşında Gürcistan'a taktik balistik füze fırlatmıştır ve halen 500km menzilli Iskander füzesini bir dış politika aracı olarak Kırım ve Doğu Avrupa'da kullanmaktadır.
  • Türkiye'nin acilen çözmesi gereken bir hava savunma zafiyeti bulunmaktadır. Bir evin çatısı, evin temeli ve duvarları olmadan inşa edilemeyeceği gibi, hava savunma şemsiyesi de en alt katmanlardan başlayarak kurulmalıdır.

ROKETSAN adına sunum yapan Dr. Sartuk Karasoy, füze savunma sistemleri ile ilgili teknik ayrıntıların olduğu bir konuşma yaptı. Sunumunda gelişen ve evrim geçiren hedeflerden bahseden Karasoy, yakın gelecekte gündeme gelecek tehdit tipleri ile ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:

i. Konvansiyonel tipte hava soluyan hedefler: Uçak, helikopter, İHA, seyir füzeleri. Özellikle "küme" (swarm) taktiği uygulayan İHA ve füzeler

ii. Konvansiyonel olmayan tipte hava soluyan hedefler: Seyir füzeleri ve özellikle hipersonik uçuş yapan füzeler

iii. Balistik füzeler: Manevra yapabilen balistik füzeler

Türkiye'nin NATO füze savunma kalkanı projesindeki esas rolünün, Kürecik'teki radardan dolayı bir ileri gözetleme üssü olmak olduğunu belirten Karasoy, Avrupa'daki "Phased Adaptive Approach" benzeri, aşamalı ve uyarlanabilir bir yaklaşımla milli savunma sistemini kurulması gerektiğini vurguladı.

Karasoy, füze savunma sistemleri alanında teknoloji ve bilgi birikiminin hiç bir ülke tarafından paylaşılmadığını, dolayısıyla bu alana yönelik uluslararaası projelere girmenin mümkün olmadığını belirtti.

ASELSAN adına sunum yapan Mustafa Kaval, şirketin hava savunma ve komuta kontrol alanında yürüttüğü proje ve hedeflerini anlattı. Kaval, ASELSAN'ın hava savunma sistemlerinin ana ve alt bileşenlerine yönelik şirketin hazırlamış olduğu yol haritalarını paylaştı. Aynı zamanda milli geliştirilmiş hava savunma sistemi projesine yönelik kavramsal tasarım çalışmalarının devam ettiğini belirten Kaval, 2006 yılında SSM tarafından hazırlanan fizibilite çalışması sırasında alçak irtifa sistemlerini kolaylıkla geliştirebileceklerini, orta irtifa sistemlerin zaman alabileceğini ancak uzun menzilli sistemlerin boylarını aşacağını bildirdiklerini söyledi. Kaval, aradan geçen süreç zarfında kabiliyet ve teknoloji kazanıldığını, artık durumun değiştiğini söyledi.


Değerlendirmeler

Panel ve ele aldığı konuya dair gözlem ve değerlendirmelerimi şu şekilde sıralayabilirim:

1. Bu tür etkinliklerin sayısının kesinlikle artması gerekmektedir. Savunma ve güvenlik konularında karar alma mekanizması, son kullanıcı, akademi ve düşünce kuruluşlarının paydaşlığında bu tür beyin fırtınası, açık / kapalı oturum, panel ve benzeri etkinliklerin artması gerekmektedir. Türkiye, kendi ulusal savunma ve güvenlik politikalarının tasarım, geliştirme ve uygulama süreçlerinde çok ciddi entelleküel zafiyetlere sahip bir ülkedir. Bu açığın süratle kapatılması için bunun gibi düşünce ve bilgi paylaşım ortamlarının hızla kurulması elzemdir. Bu çalışmaları, söz konusu faaliyetlerin kurumsal bir yapı altında toplanması ve yürütülmesi izlemelidir.

2. Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir'in de dolaylı olarak teyit ettiği üzere, T-LORAMID ihalesinde, her bir adaya dair stratejik, politik, sınai ve ekonomik analiz ve öngörü çalışmaları gerçekleştirilmemiştir. Değerlendirme yalnızca teknik parametrelerle sınırlı kalmıştır. Halbuki hava savunma sistemleri gibi bazı askeri sistem konularında, yapılan seçimlerin politik ve stratejik etkiler, teknik kapasite ve performansın çoğu zaman önüne geçmektedir. Bu konular, doğrudan doğruya ülkelerin dış politika yönelim ve stratejilerinin bir uzantısı halindedir. Bu nedenledir ki, Çin seçiminin açıklanmasından sonra Batı tarafından muazzam bir tazyikle uygulanan politik ve endüstriyel baskılar karşısında herhangi bir oyun planı ve stratejisi bulunmayan ülkemiz, tabiri caizse fara tutulmuş tavşan gibi kalakalmıştır.

3. Savunma sistemlerinin ihtiyaç planlama ve tedarik süreçlerindeki bu "grand strategy" eksikliği, T-LORAMIDS projesinde kendisini çok yakıcı şekilde hissettirmektedir.

4. Yaklaşık 10 - 15 yıl sonra yaygın kullanıma girmesi beklenen hipersonik silahlar, manevra yapabilen balistik füzeler gibi sistem ve teknolojiler, mevcut ve planlanan balistik füze savunma sistemlerini anlamsız kılacaktır. Bu tür sistemlere karşı savunma geliştirmenin pratikte imkânsız oluşu bir yana, mevcut uzun menzilli balistik füzelere karşı bir savunma şemsiyesi kurmak, onlarca yıl ve onmilyarlarca dolara mâl olacak ArGe projelerini gerektirmektedir. Bugün, ABD gibi bir ülke bile bu konudaki başarısızlığını itiraf etmekteyken, Türkiye'nin en acil ihtiyacı olan kısa - orta menzil hava savunma ve C4ISR kabiliyetini güçlendirmeye odaklanmas, bir yandan da hızlı bir şekilde hava soluyan hedeflere karşı yüksek irtifa - uzun menzil hava savunma sistemi tedarik etmesi daha doğru bir tercih olacaktır.


5 yorum:

Aykut SAĞIRKAYA dedi ki...

orko gene döktürmüş...
yazının bülbül gibi şakımasıdır siyah gri beyaz

Adsız dedi ki...

Harcadığınız emek ve çabaya, yaptığınız değerli yorumlara sağlık. Herkesin konu hakkında bilgilendirilmesi açısından da mükemmel bir yazı olmuş.

Cemal KALINTAŞ dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş. Video için ayrıca teşekkürller gerçekten çok açıklayıcı bir panel olmuş. Sizin Yapılması gerekenler hususunda (bu konu ile ilgili) fikirlerinizi okumak çok iyi olurdu

Adsız dedi ki...

Buraya yazıyorum arda bey geleceğin milli savunma bakanı (gönlümdeki)

Unknown dedi ki...

Hocam madem arge çok pahali kısa ve orta vadede sonuçtan uzaksa turkiyenin caydiriciligi arttirmak için orta ve uzun menzilli füze projelerine odaklanmasi daha mantikli degilmidir hem bu konu savunma fuzesindeki gibi bilgi paylasimina da cok kapali bir konu degil