12 Aralık 2017 Salı

Rusya'nın Stratejik Nüfuz Operasyonları



Business Insider sitesinde Jim Edwards imzasıyla 3 Aralık günü "British security services are vastly outgunned by the Russian counterintelligence threat" (İngiliz güvenlik servisleri Rus karşı istihbarat tehdidi karşısında büyük bir zafiyet içinde) başlığı ile bir haber yayımlandı.[1]

Haberde, İngiliz güvenlik ve istihbarat kurumlarının hem personel sayısı hem de altyapı olanakları açısından, Rusya'ya karşı büyük bir zafiyet içinde olduğu kaydediliyor.


Habere göre MI6 Rusya'yı, İslamcı terörizmle birlikte birinci seviye tehdit olarak yeniden sınıflandırmış durumda. İngiliz Ulusal Güvenlik Konseyi'nin yıllık Stratejik Savunma ve Güvenlik Gözden Geçirme Belgesi'nin (Strategic Defence and Security Review; SDSR) 2010 sürümünde Rusya'nın adı geçmiyordu. 2015 sürümünde ise ulusal güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit olarak tanımlanmıştı.

Kasım ayında gerçekleştirilen NATO zirvesi sırasında MI6 başkanı Alex Younger, Rusya'ya karşı Avrupalı müttefikler ve ABD'nin güçlerini birleştirmeleri çağrısında bulunmuş.

Rusya'nın, özellikle "Brexit" olarak adlandırılan Avrupa Birliği'nden çıkış kararı ile sonuçlanan referandum sürecinde İngiltere kamuoyuna yönelik ciddi bir dezenformasyon kampanyası yürüttüğü iddia ediliyor. Öte yandan Rus "oligarkların" Londra emlak piyasasında manipülasyon yaptıkları ve Rus istihbarat servislerinin İngiltere'deki Kremlin muhaliflerine karşı suikastler düzenlediği belirtiliyor. Bu kapsamda 2003 yılından bu yana Rusya tarafından 14 kişinin İngiltere topraklarında öldürüldüğü iddia ediliyor.

Öte yandan Rus istihbarat servislerinin personel sayısının büyüklüğü, MI6 açısından bir başka kaygı unsuru olarak belirtiliyor. İngiltere'nin istihdam ettiği 16,000 civarında istihbarat ve güvenlik personeline karşın Rusya'nın 705,000 - 940,000 civarında istihbarat, güvenlik ve karşı istihbarat uzmanına sahip olduğu tahmini yapılıyor. Bu değerlendirmeyi yapan düşünce kuruluşu Institute for Statecraft'a göre kurumlara göre kırınım şu şekilde:

Federal Güvenlik Servisi (FSB): 387,000
Dış İstihbarat Servisi (SVR): 13,000
Baş İstihbarat Müdürlüğü – Askeri İstihbarat (GRU): 280,000-480,000
Özel İletişim ve Bilgi Servisi (Spetssvyaz): 53,000-120,000

Institute for Statecraft'tan Victor Madeira’ya göre Rusya, devlet yönetiminde barış dönemini bir sonraki savaş ya da krize hazırlık aşaması olarak algıladığı için bu dönemlerde özellikle stratejik nüfuz operasyonlarına ağırlık veriyor. Bu kapsamda özellikle son dönemde Rus güvenlik ve isithbarat kurumlarının bütçelerinde %15-20 civarında bir artışın olduğu ve yapılan harcamaların altyapıdan ziyade operasyonlara yönelik olduğu kaydedilmiş.

Madeira’nın İngiliz parlamentosuna sunduğu rapora göre bu servisler içinde görev ve sorumluluk alanı en geniş servis GRU.[2] 2008 Gürcistan Savaşı’ndan sonra kapsamlı bir yenilenme geçiren bu servis, son dönemde Ukrayna’nın ilhakında başrolü oynamış bulunuyor. Raporda ayrıca, başta GRU olmak üzere Rusya’nın halihazırdaki istihbarat ve karşı istihbarat faaliyetlerinin Soğuk Savaş dönemini de geçtiği tespiti yapılmış.

Rapora göre Rusya'nın uyguladığı ve Batı'daki çoğu yorumcunun "yeni bir savaş türü" olarak adlandırdığı aslında, yüzlerce yıllık bir senaryonun aktif tedbirlerle yeniden oynanmasından başka bir şey değildi. Soğuk Savaş'ta edindiği tecrübeleri ve dersleri hızla unutmaya başlayan Batı için, uygulananlar yeni gibi gelmişti sadece. 21'nci yüzyılın sosyal medya ve basın kanallarının kullanımının eklenmesi bir yana, bahsi geçen aktif tedbirlerin amaçları aynıydı: Hasmın akılcı ve eleştirel düşünce kabiliyetinin akamete uğratılması. Kremlin böylelikle hasmın davranışlarını etki altına alma ve yönetme kabiliyetine sahip olmakta. Karşı tarafın kamuoyu içinde bölünmeler ve gruplaşmalar yaratarak karar alma yeteneğini felç ve en nihayetinde "savaşma" azmini kırma imkânı elde ediliyor.

Rapor, bu stratejiye örnek olarak, Kırım'ın ilhakına karşı Avrupa Birliği'nin (AB) yekpare ve güçlü bir tepki gösterememiş olmasını veriyor.

Madeira ayrıca, GRU’nun “Avrasyacılık” akımını jeopolitik bir araç olarak kullandığını, bu kapsamda babası da eski bir GRU personeli olan Aleksandır Dugin’in Rus Genelkurmayı nezdinde büyük itibar görmüş olduğunu eklemiş.

Gerek Business Insider, gerekse Victor Madeira’nın raporundaki bilgilerin doğruluğunu teyit etmek kolay değil. Ancak atıfta bulunulan kaynakların ve çalışmaların ciddiyeti nispetinde, gerçek resme oldukça yakın oldukları söylenebilir. Rusya’nın istihbarat servislerini dış politika icrasında etkili bir şekilde kullandığı, özellikle son 10 yılda bu kapsamdaki faaliyetlerinde deyim yerindeyse bir patlama yaşandığı bir sır değil. Ukrayna’daki kriz, Kırım’ın ilhakı, Baltık ülkeleri ile yaşanan gerilim ve Suriye İç Savaşı’nda bunun örnekleri görüldü, görülmeye devam ediyor.

Sosyal medyanın ve siber harp imkân ve kabiliyetlerinin kullanımında Rusya’nın Çin ile birlikte önde gelen iki ülke olduğu malum. Sosyal medya ve internet ortamı kullanılarak yürütülen nüfuz operasyonlarını yalnızca “troll” olarak tabir edilen hesapların mesaj yayması olarak görmek, meseleyi hafife almak olacaktır. Hedef / hasım ülkenin sosyal, kültürel, dini vb yapılarına uygun olarak sesli, yazılı, görsel oluşturulan mesajlar, bunların kanaat önderleri, etki grupları vb ile yayılması kapsamlı bir planlama ve eşgüdümlü bir icra yeteneği gerektirir. Bu da ancak hasım ülkenin anılan faktörlerini sağlıklı şekilde analiz edebilecek bir kadro ile mümkündür. Başta GRU olmak üzere Rus istihbarat servislerinin neden bu kadar fazla personele sahip olduğunun bir nedeni de bu.

Yüzlerce yıllık bir geçmişe dayanan Türkiye – Rusya ilişkilerinin, karşılıklı fayda esasına dayalı olarak devam etmesi, işbirliği alanlarının sayı ve kapsamının artması Türkiye’nin çıkarınadır. Ancak bu, İngiltere’ninkine benzer bir “alarm” ve farkındalık durumunda olmamamız için bir gerekçe değil. Özellikle son dönemdeki jeopolitik gelişmeler hesaba katılırsa, benzer stratejik nüfuz operasyonlarının Türkiye için de yürütülüyor olması kuvvetle muhtemel.

4 yorum:

cemal kalıntaş dedi ki...

Merhaba Arda bey. Benim farklı anlamlar yüklemeye çalıştığım bir konu var sizinle paylaşmak isterim. İngiltere’nin MMU projesinde bize bu denli fayda sağlaması neyin karşılığı olabilir yani çıkarı ne. Tabi bir çok cevapla var kafamda. Ancak son 1yıldır referandum dam önce AB ülkelerinin reaksiyonu, ötekileştirme çabası vb. bir çok mevzuda İngiltere’nin sessiz kalıp bir köşede sanki itilmiş irdelenmiş birinin en ihtiyaçlı anında ona yardım eden kahraman gibi gözükmeye çalışmasıyla zannediyorumki herkesin az çok fark ettiği bir vaziyettir. Yok amaç siyasi bir yorum eklemek değil ama İngilizler karşılıksız (yani politik) bu desteği neden yapsın. Bunlar diplomasinin altın çocukları bilir bütün dünya. Denize düştük yılana mı sarılıyoruz diyorum yada köprüyü geçene kadar mı acaba. Tabi bir sürü diplomatik manevra ve strateji de geliyor aklıma. En çok üzerinde durdugum düşünce ise Yeni bir dünya düzeni kuruluyor bu kesin biriken stres elbet bir an boşalacak İngilizler yeni düzende bağımsız politika geliştirerek ABD’nin popülist başkanını fırsat bilip saha da yeni oyun kurmaya çalışıyor ve bunun için çok büyük alt yapı hazırlıyor bunun bir parçası olarak büyümesini engelleyemedikleri bazı gelişmekte olan ülkelere dost elini uzatıp yeni düzende saflarını mı kabartıyor. Kraliçeye bağlı Kanada, Avusturalya astronomik sayılabilecek bir silahlanmaya gidiyor. Bütün bunları cahil aklımla yorumlamaya çalışıyorum kendimce bir çok cevab da buluyorum. Yani kafamda deli sorular dönüp duruyor endişe halindeydim. Özet olarak Bayram değil seyran değil bu İngilizler bizi neden öptü.

Adsız dedi ki...

Rusya dibe vurdu ordan yükseliyor,küresel finans sistemi ise Mortgage ile uçurumun kenarından döndü,resmen yüzlerce milyar dolarlık devletleştirme yaptıklarını gördük kapitalist sistemin.Son manevralar bu faturanın pay edildiğinin göstergesi,VW,Alman Deutche Bank cezaları,Suudilerin büyük askeri harcamalara zorlanması,bloke konan İran paralarının ABD li şirketlere verilen siparişlerle harcanması koşuluyla serbest bırakılması Airbus bu aralar İrana çalışıyor.Öte yandan da petrol arzını arttırarak Rusya ve Suudileri eziyor ki,Suudlar çoktan yola geldi.

Komple millileşerek özellikle bu siber tehlikeye tamamen tedbir getirmek hayalcilik olur.Keşke Pardusu Windowsun yerine koyabilseydik mesela ama küreselleşme engel oluyor.Daha çok Çin gibi yerel sosyal ağlar,çıkarılacak kanun ve yönetmeliklerle,yerel GSM şirketleriyle entegre edilerek,bu sinerjiyle yönlendirilip ülke içinde kalması sağlanabilir bigdatanın büyük kısmının.Kamunun siber ağ ihtiyacı yerel kapalı optik kablo altyapısıyla sağlanabilir.Yine kamuda tamamen milli yazılımlar yer alabilir,hoş MOBESE nin hikayesi aklına gelince insanın,bunun bile yeterli olmadığı ortaya çıkıyor,yetkiler,protokoller herşey özenle kurgulanmalı.

Eski KGB ajanının Başkan olduğu ülkede gelişmeler ancak normal diye değerlendirilebilir.Öte yandan ne diyordu ABD başkanı 2.Dünya savaşı zaferini ilan ederken;sıra artık askeri gücumüzü barışta da kalkınma için kullanmaya geldi.Saygılar Bir Atlı

Dip not:Farkettiniz mi geçen hafta Fuller açıklamasında,Türkler komplo teorilerini çok seviyor dedi.Dün de İngiltere Büyükelçisi vedasında,keşke komplo teorilerini bu kadar sevmeseniz dedi.Aslında bu da küreselleşen hızlanan haberleşmenin ve bilginin,derin operasyonlara tersten bir etkisi,hiçbirşey gizli kalmıyor,boşlukları anında dolduran çözümleme getiren birileri çıkıyor yığından.Eskiden sadece bir araştırmacının,gazetecinin,yazarın patron müsadesiyle yaptığı çözümleme,yorumu,şimdi kim olduğu bilinmeyen biri özgürce yapıp veriyor milyonlara.1919 da İngiliz Ordu Karargahı olarak kullanılan Büyükadadaki otelde 15 Temmuz gecesi ortadoğu uzmanları toplanmış bir 'eski' CIA görevlisi başkanlığında,birşey yokmuş aslında biz çok komplo meraklısıymışız.Ee bu ülkede Polat Alemdar Baron Felleri öldürüp yüzünün alçıdan kalıbını çıkardı,bir nesil bununla büyüdü yahu..buna şükredin ;-)

Adsız dedi ki...

Yorumun tamamı nedense gönderildi göründüğü halde sonradan çıkmıyor ilk kısmı; Facebook,Twitter,İnstagram,Whatsapp,Microsoft,Windows,İOS,Android,Google/Maps/Earth/Gmail,Playstore ve Apple Storedaki binlerce bedava uygulama.Donanım denince neredeyse tamamı.İnsana dair ne varsa toplayıp gönderiyorlar...

Açılmış meşhur davalar var Google Davası,Apple Davası,11 Eylülden hemen sonra daha Google Gmaili satın almadan önce Zimmerman davası,niye gmail kripto algoritmasını vermedin bak gmail üzerinden haberleşmişler diye.Adamların yasası var,ABD vatandaşları hariç herkesi dinleyip takip edebiliyorlar.

Yani yukarıda sayılan bütün yazılım ve donanımlar üzerinden herşey mümkün.Basit,örtülü,gönüllülük esasında,olabildiğince kişisel olduğu için oluşan bigdata tam bir demografik resim.Sadece twitter map ve analizi ile bile bu yapıların anlık tepkilerini,tercihlerini geçerliliği yüksek bir örneklem temsili ile tespit etmek mümkün.

Zuckerberg de farketmiş olacak ki,ön kamerasına o bile bant yapıştırmış.İstemsizce kameralar,GPS ler,mikrofonlar açılıp kayıt yaparak rapor adı altında gönderiyorlar.Üstelik neden basit bir programın kameraya,SMS lere,GPS e erişim hakkı istediğini sorgulamadan,ilk kurulumda biz izin veriyoruz bütün permissionlara.

Google bir proje başlattı zamanında bu permissionlardan arındırılmış tamamen yerel çalışan apk projelerini hizmete sunacaktı,başlamadan bitti.

Hatırlayalım bakalım 10 yıllık yakın dönemi;internet üzerinden çalışan diğer bütün kurumlara entegre,GBT yapılabilen polis programının şifresinin 1234 olduğu ortaya çıkmıştı.Sonra bütün seçmen kütüğümüzün TC Nu,Adres,Tel bilgileri ile sanal alemde indirilebildiğini de gördük.Uzatmadan tablo iç açıcı değil.+×

Adsız dedi ki...

yazıdan alıntı ; Hasmın akılcı ve eleştirel düşünce kabiliyetinin akamete uğratılması. (Kremlin) böylelikle hasmın davranışlarını etki altına alma ve yönetme kabiliyetine sahip olmakta. Karşı tarafın kamuoyu içinde bölünmeler ve gruplaşmalar yaratarak karar alma yeteneğini felç ve en nihayetinde "savaşma" azmini kırma imkânı elde ediliyor.

Bakın bize yapılanı buldum.