26 Nisan 2013 Cuma

Simülasyon Teknolojileri ve İnsansız Hava Araçları

Giriş (*)

Teknolojideki gelişmeler doğrultusunda İnsansız Hava Araçları'nın (İHA) kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Çok farklı faydalı yük ve motor donanımına sahip, farklı görev ve kabiliyetlere sahip İHA'lar kullanıma girmiştir. Bunlar arasında elden atılan ve birkaç metre çapındaki bir bölgede uçabilen mini İHA'lardan, atmosferin üst katmanlarında 24 saatten fazla havada kalabilen stratejik İHA'lara kadar, çok sayıda farklı tip ve görevde hava aracı tasarlanıp üretilmeye başlanmıştır.

Görev ve kullanım alanına göre İHA'larda çok farklı tiplerde faydalı yükler taşınabilir hale gelmiştir. 1970'li yıllarda silahlı kuvvetler hizmetine giren ilk İHA'larda sadece elektrooptik sensörler bulunurken günümüzde ayrıca çeşitli tiplerde radar, elektronik istihbarat (ELINT; Electronic Intelligence) ve sinyal istihbaratı (SIGINT; Signals Intelligence) donanımı, telsiz ve uydu muhabere (SATCOM; Satellite Communications) gibi farklı sistemler kullanılmaktadır.

Kullanılabilecek faydalı yüklerin sayı ve çeşidindeki bu artış, ihtiyaca uygun görev sistemi seçimini, İHA tasarım ve üretim sürecinin en önemli aşaması haline getirmiştir. Mümkün olan en maliyet – etkin İHA platformunun tasarımı için, modelleme ve simülasyon teknolojilerinin kullanımı öne çıkan bir çözüm yöntemi olmuştur. İHA platformunun ve görev sistemlerinin isterlerinin belirlenmesi, prototiplenmesi ve karşılaştırılması için, analiz ve simülasyon araçları, objektif, düşük maliyetli ve düşük riskli bir ortam sunmaktadır.

25 Nisan 2013 Perşembe

Siyah Gri Beyaz 8 Yaşında

Eser: "Okuyan Genç Adam"
Ignat Bednarik

Kaynak: readingandart.blogspot.com
8 yıl önce Siyah Gri Beyaz'a ilk yazılarımı yazarken savunma teknolojileri, jeopolitik ve strateji konularında bildiklerimi paylaşma hevesim vardı. Bir çeşit "bildiklerini paylaşma ve yayma sorumluluğu" taşıyordum sanki.

Aradan geçen yıllar boyunca, ilgilendiğim konularda ayakları yere sağlam basan yorum ve değerlendirmeler yapmak için bilgi birikimimin aslında ne kadar yetersiz olduğunu anladım. Bunda yaklaşık bir buçuk yıldır çıkardığım Dört Deniz Bülteni'nin de büyük katkısı oldu. Siyah Gri Beyaz sitesine bu adı neden verdiğimi tekrar keşfettim.

Ve Siyah Gri Beyaz benim not defterim oldu. Üzerinde düşündüğüm, yazmak istediğim her konu, bir kılcal damar sistemi gibi, başka konulara bağladı beni. Araştırdıkça ve okudukça öğrendiklerimi de Siyah Gri Beyaz'la paylaştım, paylaşıyorum.

Ve Siyah Gri Beyaz benim öğretmenim oldu. Fikir sahibi olmak için bilgi sahibi olmayı öğretti. Doğru bilgiye ulaşmanın çok zor ama sonucu bir o kadar da haz veren bir çaba olduğunu öğretti.

Umarım okur da benimle aynı hazzı alıyordur.

18 Nisan 2013 Perşembe

Ya İçindesindir Sistemin Ya Dışında...

Can Dündar Milliyet gazetesinde bugün (18 Nisan) yayınlanan yazısında, Afganistan'ın Kunar eyaletinde düzenlenen NATO hava saldırısı sonucunda hayatını kaybeden 11 çocuk ile, 16 Nisan günü ABD'nin Boston kentindeki maraton sırasında düzenlenen bombalı terörist saldırıda ölen 8 yaşındaki Martin Richard'ın basında ve kamuoyunda yarattığı tepki farkını gündeme taşımış. 8 yaşındaki Martin için gösterilen tepkinin 11 çocuk için gösterilmeyişini eleştirmiş ve sorgulamış.

Halbuki ortada sorgulanacak pek fazla bir durum yok. Dünya çapında binlerce insanın Martin için, Kunarlı 11 çocuktan daha fazla üzülmesi, Martin'in ölümünün basında daha fazla yer alması son derece normal ve beklenmesi gereken bir sonuç.

15 Nisan 2013 Pazartesi

Evdeki Hesap Çarşıya Uymayınca


Northrop firması tarafından 1984 yılında
yayınlanan bir F-20 reklamı. F-20 savaş uçağı,
savunma projelerinin siyasi gelişmelere ne kadar
bağlı olduklarını göstermesi açısından ibretliktir.
(Kaynak: ebay)
Clausewitz, meşhur deyişi ile savaşı, siyasetin farklı araçlarla icrası olarak tanımlar. 20. yüzyılda, 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki dönemde dış politika icrasında savaş kavramının yanına terörizm ile birlikte savunma sanayii de, artan bir oranda girmeye başlamıştır. Sadece cephede yürütülen savaş değil, bu savaşı yürütmek için kullanılacak askeri mekanizmanın nitelik ve niceliği de bir dış politika aracı haline gelmiştir.

Bu yüzden mesela Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin kaç batarya S-300 hava savunma sistemi siparişi verdiği değil, bu sistem için verdiği siparişin ta kendisi uluslararası bir krizin öznesi olmuştur.

Benzer şekilde savunma sistemi geliştirme projeleri ile birlikte bunların satışı (ya da satışının engellenmesi), uluslararası ilişkilerde önemli bir konu durumunda. Belli bir ihtiyaca yönelik sistemin geliştirilmesi (ya da geliştirilmesine izin verilmemesi), satışı (ya da satışına izin verilmemesi) gibi kararlar, devletlerarası ve sektörel çok ciddi yan etkiler doğurabilmekte. A400M, JSF F-35 gibi projeler sadece birer sistem geliştirme projesi değil, aynı zamanda paktların, müşterek politikaların sembolleri haline geldi.

Bir uçağın üretildiği fabrikanın, bir siyasetçinin seçim bölgesinde yer alması (V-22 örneğindeki gibi), ihtiyaç miktarı ve teknik analizlerin önüne geçebilmekte. Ya da sırf iki ülke arasındaki ilişkilerin seviyesinin yükseltilmesi için hiç ihtiyaç olmayan bir sistemin alımı için onay verilebilmekte.

Bazen de savunma sanayii firmaları, ticari risk alarak, piyasa araştırmaları ve teknolojik yönelimler doğrultusunda kendi kaynak ve inisiyatifleri ile sistem geliştirmeyi tercih edebiliyorlar. Oldukça riskli bir yöntem bu ve bazen sonuçları son derece ağır olabiliyor.

1980'li yıllardan bu konuda
iki ibret hikayesi var. Dikkatle incelenmeleri gerekir, zira günümüz için de geçerli olabilecek dersler barındırıyorlar satır aralarında.

5 Nisan 2013 Cuma