9 Haziran 2011 Perşembe

Airshow Türkiye 2011 ve 100. Yaşında Hava Kuvvetleri

4 - 5 Haziran günlerinde, Türk Hava Kuvvetleri'nin kuruluşunun 100. yıldönümü kutlamaları çerçevesinde İzmir Çiğli 2. Ana Jet Üssü'nde uluslararası Airshow Türkiye 2011 etkinliği gerçekleştirildi. Etkinliğe çok sayıda hava gösteri ekibi katıldı; ayrıca üs alanında çok sayıda uçak ziyaretçilerin gezmesine, yakından incelemesine açıldı.


Ben bu etkinliğe 5 Haziran Pazar günü katıldım. Ulaşımdan sergi alanlarının düzenlenmesine, küçük çocuklar için oyun parkı ve palyaçolardan hediyelik eşyalara, yiyecek içeceklerden müzik ve ses sistemine tüm organizasyon kusursuzdu. Getirebileceğim en ufak bir eleştiri, "şurası da şöyle olsaydı keşke" şeklinde bir serzenişim yok. En fazla "neden bu gösteri 1 - 2 ay sürmedi" diyebilirim belki.

Nitekim hem gösterinin akşamı biraraya geldiğim Hollandalı Scramble havacılık camiasından arkadaşlarım hem de Air International dergisinin editörleri hemfikirdi: Airshow Türkiye dünya çapında son derece kaliteli bir organizasyondu.

Uçuş gösterisi yapan ekipler, uçuşların ne kadar güzel olduğu ya da nasıl etkilendiğimi anlatacak değilim. Statik sergideki uçak, helikopter ve mühimmatlar için de söyleyecek çok fazla şey yok, açık kaynaklarda yeteri kadar bilgi, fotograf ve video dolaşıma girmiş durumda.

Ben başka bir şeyden bahsetmek istiyorum.

İstisnasız hangi uçağın başına gittiysem, paylaşmak için, yardım etmek, bilgi sunmak için can atan subay, astsubay ve mühendislerle karşılaştım. Sorularıma samimi cevaplar aldım. Aslında düşünüyorum da, çok fazla soru da sormadım, sadece sohbet ettim. Ve karşımda benden daha heyecanlı, benden daha samimi ve benden daha gururlu gençler gördüm. Bir pilot yarbayımız açık açık "benim 1, 2 sene daha uçuşum var en fazla sonra masabaşına geçeceğim oradan da emeklilik. Bayrağı devretmemiz gerek, son zamanlarda çok kan kaybettik, gençlere bayrağı devretmemiz gerek" diye içini döktü örneğin.

MDM'nin (Menzil Dışı Mühimmat) başındaki asker ve TÜBİTAK SAGE mühendisleri travmatik bir geliştirme sürecinin sonundan kuş gibi rahatlamış ve bir o kadar da kendine güvenen bir duruşla konuştular. MDM devrimsel bir eşiği temsil ediyor; HGK'nın (Hassas Güdüm Kiti) başarısı muazzam bir özgüven kazandırmış ve Hava Kuvvetleri başlangıçta sadece Popeye muadili bir füze isterken, SAGE çok daha fazlasını geliştirerek sunmuş. Mart 2012'de tamamlanacak geliştirme ve deneme sürecinin sonunda CCIP modernizasyonundan geçecek Block 40/50 F-16'lar ve F-4E 2020'lerle birlikte kullanılacak. NEB (Nüfuz Edici Bomba) ve KGK (Kanat Güdüm Kiti) ile birlikte HvKK'nin havadan yere mühimmat alanında yurtdışına bağımlılığı büyük ölçüde sona ermiş gibi görünüyor. Sırada havadan havaya füzelerin, özellikle orta menzil sınıfı füzelerin bulunduğunu tahmin ediyorum.

Gözlerinde yorgunlukla birlikte gurur okunan bir başka ekip ise Gözcü-1 (Heron) operatör ve teknisyenleri idi. Son derece yoğun görev programı arasında zor bela Çiğli'ye gelen Heron'un, bölücü terör örgütünün şimdiye kadar kullanageldiği sınır geçiş ve sızma taktiklerini baştan aşağı bozduğunu, basına yansımasa da çok sayıda "kellesi" olduğunu, motor tadilatı ile birlikte irtifa sorununun çözüldüğünü ve ASELSAN ASELFLIR-300T ile çok yüksek kalitede görüntü alındığı bilgisini verdiler. Halen uçakların 2 senelik garanti süresinin işlediğini söyleyen bir operatör, "2 sene sonra da Anka geliyor zaten, o zaman da İsrailliler istedikleri kıllığı yapabilirler" derken ulusal savunma sanayiinin pratikte ne anlama geldiğini anladım.

"Çağ atlama" çok klişe bir kalıp olacak belki Hava Kuvvetleri çağ atlamış, belli kalıpları ve duvarları aşmış. Subay, astsubay ve mühendislerde bu heyecanı kanlı, canlı gayet ateşli bir biçimde görmek mümkün. Tarif etmesi çok zor, anlamak için konuşmak, yanyana gelmek gerek.

İşte bu yüzden Çiğli'deki hava gösterisi bulunmaz bir fırsattı.

Caydırıcılık, göreli bir kavram aslında ve eskiden olduğu gibi gösterişli resm-i geçitlerle, devasa tatbikatlarla falan sağlanmıyor artık. Dünyanın dört bir yanından fotografçıları getirip, kusursuz bir organizasyon ile tüm kabiliyeti göstermek, son derece medeni, halkla ilişkileri çözmüş personeli halkın arasına salmak, internete yüzlerce fotograf ve video ile nüfuz etmek, alacalı renklerle boyanmış uçaklar ile tehlikeli manevralar yapmak, yakışıklı pilotlar ile fotograf çektirtmek, filmler hazırlamak... Sivil kamuoyunun algısında bir algı ve ilgi oluşturmak.. İşte esas caydırıcılık budur. İzmir hava gösterisi bu açıdan muazzam bir fırsattı ve sonuna kadar etkili bir biçimde kullanıldı. 

Öte yandan şöyle de bir şansı var Türkiye'nin: Avrupa'nın genelinde savunma bütçeleri gittikçe daralıyor ve tedarik ve geliştirme programları en iyi ihtimalle aksıyor. Yeni proje pek yok, olanlar kuşa dönmüş durumda. İşte böyle bir ortamda çok sayıda farklı projesi olan Türkiye'ye ilgi giderek artıyor. Ülke F-35 siparişi vermeye hazırlanıyor, çok sayıda farklı tipte güdümlü silah sistemi projesi var ve hazır olarak da tedarik ediyor, havadan erken ihbar uçağı, İHA projeleri, saldırı ve genel maksat projeleri gibi çok sayıda program yürütüyor ve söz konusu rakamlar da oldukça yüksek. Dolayısıyla hava kuvvetlerinin halkla ilişkiler ve dünyaya kendini tanıtma açısından elinde önemli bir fırsat var, üzerine çekmeye başladığı yoğun ilgiden dolayı.

Kuvvet aktarımı (force projection) sadece hava, kara ve deniz unsurlarını bir yerden bir başka yere intikal ettirmekle olmuyor; kamuoyunun ilgisine nüfuz etmek, kuvvetli bir algı yaratmak ve bu algıyı korumak esas etkili kuvvet aktarımı artık. Hava kuvvetlerimiz Çiğli'de bunu unutulmaz bir biçimde başardı. Her şeyi ile dört dörtlük bir etkinlik düzenleyerek yerli yabancı tüm katılımcılara çok güzel bir gösteri sundu. Ama bu etkinliğin benim açımdan en önemli tarafı, hakkında yazıp çizdiğim, okuyup araştırdığım sistemleri kullanan, mızrağın en ucundaki genç subay, astsubay ve mühendislerin gözlerinin içine bakmak, o gözlerdeki heyecan ve aşkı görmek idi.
Not: Etkinlikte çektiğim fotografları https://picasaweb.google.com/100656503623824807062/AirshowTurkiye2011 adresinde paylaştım.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Sayın Arda, itiraf etmeliyim ki sektörün içinden birisi olmanız nedeniyle hava gösterisi ve içeriği hakkındaki yorumlarınızı merakla bekliyordum. Umduğumu tam olarak buldum mu emin değilim, ancak önemli bir açıdan yaklaşarak sunulan onca şeyin teknik özellikleri arasında boğulmaktansa sürecin nasıl değiştiğini, fiziksel ve daha önemlisi psikolojik bariyerleri yıkmaya başladığımızı vurguladınız. Böylece ağaçlara odaklanmak yerine ormana odaklanmamız gerektiğini görmüş olduk. Burada size mi, yoksa bu ürünlerin her safhasında ter akıtan, beyin ağrıları çeken o isimsizlere mi teşekkür etmeli emin değişim; sanırım ikisi de..

Mehemetto dedi ki...

Merhaba,
Beyefendi bir sorum olacak fotoraflarınızdan 4. cüsü(P1010980.jpg)
Bu KC-135 e giriş serbest miydi içeride ve hatta kokpitte fotoraf çekebiliyor/çekilebliyr muyduk acaba?

Gerçekten çok pişman oldum kaçırdığıma bir daha ne zaman olur seneye yine haziran da belki? Sizin bir bilginiz var mı?

Adsız dedi ki...

Çok hakikatli gözlemeler Arda. Kuvvet bu etkinlikle pahalı oyuncaklarını getirip sükse yapmaktansa, her sınıftan personeli ile havacılığı belki de 60-70 yıl aradan sonra yeniden milli bir meselemiz haline getirmeyi amaçlamış. Herkesi kucaklayan, bu derece kendinden emin ama bir o kadar da mütevazi bir sunuma alışık değiliz. Ben bu derece açıklığı, samimiyeti, rahatlığı hiç bir ülkede görmedim.
Caydırıcılık dediğin gibi, gürültülü, boyalı makinelerde değil, misal TRS-22'nin önünde sana her şeyi büyük bir profesyonellikle anlatan subaylarda ve astsubaylarda. Artık kullandığı ekipmanı ile bir "zanaat" mertebesinde meleke ve ilişki geliştirmiş personelde.

Sağolsunlar çok çalışmış, çok hazırlanmışlar. Sanırım bütün güzellikleri bir yana kuvvetin ve kuvvete destek veren halkından mühendisine herkesin ne mertebeye geldiğini göstermesi açısından da bir mihenk taşı oldu. Daha çok konuşuruz o iki günü.

HDS

Adsız dedi ki...

Bir pilot yarbayımız açık açık "benim 1, 2 sene daha uçuşum var en fazla sonra masabaşına geçeceğim oradan da emeklilik. Bayrağı devretmemiz gerek, son zamanlarda çok kan kaybettik, gençlere bayrağı devretmemiz gerek" diye içini döktü örneğin.
konuyu açarmısınız lütfen.
ist_eternal

Tal-Amera dedi ki...

Böyle büyük ve kalabalık kitlelerin bulunduğu bir etkinliği sıkıntısız olarak ve büyük bir başarı ile tamamlayabilen Hava kuvvetlerinin gösterilerde sunduğu gerek fiziki yetenekleri (mühimmatlar, hava ve kara sistemleri vs.) gerek pilotlarımızın havadaki yetenekleri kişisel olarak insanı gururlandırmakla birlikte genel bakış açısıyla da hava kuvvetlerimizin günümüz ve gelecekteki yetenek ve kabiliyetlerini sunmakta çok büyük getiriler sağladı.

Bunun dışında yarattığı dolaylı etkiler açısından da başarılı idi. Gösteriler için gelen insanların yarattığı ekonomik ve turistik hareketlenme de ayırca düşünülmesi gereken bir konu.

Belki de çeşitli alanlardaki başarısı nedeni ile gösterilerin daha sık aralıklarla tekrarlanması hakkında görüşler ve düşünceler dolaşmaya başladı. (İki yılda bir yapılması ile ilgili bir haber dönmekte)