20 Ekim 2010 Çarşamba

İngiltere'de Yer Yerinden Oynuyor

David Cameron'u dinleyen İngiliz askerleri.
Yüzlerindeki ifade her şeyi açıklıyor.
(Kaynak: Press Association)
İngiltere Başbakanı David Cameron, önümüzdeki 4 yıllık süreçte ülkesinin savunma ve güvenlik alanındaki politika ve yatırımlarına yön verecek Strategic Defence and Security Review (Stratejik Savunma ve Güvenlik Gözden Geçirme dokümanı) belgesini yayınladı (ilgili BBC Haberi ve konunun yankıları).

Ve Ada'da kıyametler koptu.


Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana İngiltere, silahlı kuvetler bütçe ve envanterini düzenli bir biçimde düşürüyor. Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin (Royal Air Force; RAF) pek çok üssü kapatıldı, uçak ve helikopter miktarları azaltıldı, deniz kuvvetlerinde de benzer şekilde çok sayıda savaş gemisi erken emekliye ayrıldı; personel mevcutları hatırı sayılır şekilde düşürüldü ve pek çok birlik lağvedildi.

Bu küçülme sürecinin yeni aşamasını teşkil eden ve Cameron'un açıkladığı önlemlerin en dikkat çekenleri şunlar:
  • Personel sayılarının, kara kuvvetlerinde 7,000, deniz kuvvetlerinde 5,000, hava kuvvetlerinde 5,000 adet azaltılması. Ayrıca savunma bakanlığındaki sivil çalışan sayısının 25,000 adet azaltılması.
  • Nimrod MRA.4 deniz karakol / gözetleme uçağı projesinin iptali,
  • Invincible sınıfı HMS Ark Royal hafif uçak gemisinin derhal emekliye ayrılması,
  • Kara Kuvvetleri'ndeki Challenger 2 tipi ana muharebe tank sayısının %40 oranında azaltılması ve 200 adet zırhlı muharebe aracının hizmet dışı bırakılması; bir zırhlı tubayın lağvedilmesi,
  • Kara Kuvvetleri'ndeki AS90 kundağı motorlu obüs sayısının %35 oranında azaltılması,
  • Deniz Kuvvetleri'ndeki toplam destroyer ve firkateyn sayısının 23'ten 19'a indirilmesi,
  • Deniz piyadelerinin topçu gücünün 40% azaltılması,
  • RAF Tornado envanterinin azaltılması; İngiliz taktik savaş uçak gücünün Typhoon ve F-35 üzerine kurulması,
  • Harrier saldırı uçaklarının 2011 yılından itibaren (erken) emekliye ayrılması,
  • Vanguard sınıfı nükleer füze denizaltılarının hizmet ömürlerinin uzatılması. Ayrıca Trident nükleer füzelerinin yerini alcak füze için çalışmaların iptal edilmesi, toplam Trident envanterinin azaltılması,
  • Afganistan'daki görevleri bittikten sonra ASTOR Sentiner R.1 keşif gözetleme uçaklarının hizmetten çekilmesi
  • RAF Kinloss üssünün kapatılması (RAF Lossiemouth üssünün de kapatılması muhtemel).
  • C-130J Hercules nakliye uçaklarının emeklilik tarihinin 2032'den 2022'ye alınması ve taktik nakliye görevleri için A400M'ye ağırlık verilmesi,
  • Özel kuvvetler bütçesinin artırılması, yeni silah ve sistemlerin tedarik edilmesi
Öte yandan alınan kararlar arasında F-35 Lightning II savaş uçağının F-35B dikey kalkış iniş (V/STOL) modeli yerine F-35C uçak gemisi modelinin alımına karar verilmesi de bulunuyor. İngiltere, CVF (Future Aircraft Carrier) projesi kapsamında üretilecek Queen Elizabeth sınıfı uçak gemisi için F-35B almayı planlıyordu. Alım planlarının F-35B'den F-35C'ye kayması, CVF tasarımında değişiklikler yapılmasını gerektirecek kuşkusuz. HMS Queen Elizabeth ve HMS Prince of Wales isminde iki uçak gemisinin üretilmesinin planlandığı projede, ikinci geminin daha düşük kabiliyetli bir helikopter / amfibik taarruz gemisi olarak inşa edilmesi gündemde.

İngiliz Silahlı Kuvvetleri'nin gücünü hatırı sayılır şekilde düşüreceği mutlak olan bu önlemler, ülkenin savunma sanayii sektörüne de zarar verecek gibi görünüyor. Nimrod MRA.4 gibi son derece problemli bir geçmişe sahip bir projenin, olağanüstü yüksek maliyet ve takvim süre aşımından sonra iptal edilmesi önemli bir gelişme.

Öte yandan İngiliz Başbakanı, ABD Başkanı Barack Obama'yı telefonla arayarak, "İngiltere'nin birinci sınıf bir askeri güce sahip olmaya devam edeceğini" ve "NATO kapsamındaki sorumlulukları karşılama ve ABD ile güvenlik tehditlerine birlikte karşı koyma hususlarındaki kararlılıklarını" ifade etmiş.

İngiliz Silahlı Kuvvetleri'nin, hani deyim yerindeyse iyice "güdükleşmesi" anlamına gelen bu kararlar aynı zamanda ülkenin savunma ve güvenlik politikasının temelinde ABD ile yakın stratejik işbirliğini esas olarak aldığının da yansıması diye düşünüyorum. Ülkenin bir yandan denizaşırı menfaatlerini koruma ve uluslararası harekâtlara katılım kararlılığında olup, bu tür küresel harekâtların gerektirdiği kuvvet aktarım kabiliyetini tırpanlamasını başka türlü izah edemiyorum. Soğuk Savaş döneminde Avrupa'nın ABD ile bağlantısının bir ucunu koruyan ve aynı zamanda çok ciddi bir hava ve deniz gücü idame ettiren bir silahlı gücün kademeli olarak bu kadar küçülmesi çok ilginç.

Peki bu, İngiltere kendi başına küresel ölçekte siyaset geliştirip icra edemeyecek anlamına mı geliyor? Hiç sanmıyorum. Sadece işin "kas gücü" kısmını, kısmen de olsa ABD ve NATO'ya havale ediyorlar.

Diye düşünüyorum.

Hiç yorum yok: