2 Nisan 2006 Pazar

Bir sene olmuş...

Tam bir sene değil aslında. Bu internet günlüğüne (blog) ilk yazıyı 26 Nisan 2005'te yazmışım, bunu da 2 Nisan 2006 günü yazıyorum. Aslında "yazmışım" değil de "kopyalamışım" daha doğru bir fiil olurdu. Çünkü o yazı ("Osiris'in Ölümü: Osirak Saldırısı") bir süre önce internet ortamından tamamen kaybolan Turkish Defence dergisinin forumu için tarafımdan kaleme alınmıştı; dokuz saat, yanılmıyorsam altı fincan koyu kahve ve bir kaç kaşarlı sandviçe bedel bir mesai sonunda...

Televizyondaki "Top Gun", "Demir Kartal" benzeri filmler, Falkland ya da İran - Irak ya da Körfez Savaşı görüntüleri, Uçantürk ya da M5 ya da Savunma Teknolojileri ya da Savunma ve Havacılık dergileri, PM uçak maketleri, THK şubelerinin vitrinlerindeki uçak posterleri, yakınlardaki bir hava üssünün jetleri, fazlasıyla meraklı bir ağabey ya da akraba... gibi etkenlerin bir ya da birkaçının bileşimi ben ve benim gibi pek çok insanın dünyayı algılama şeklini, dikkat ve enerjisini odaklayacağı şeyleri belirledi. Eminim ki ben ve benim gibi pek çok insanın çocukluk ve gençliklerinde pek çok gülümseten anı vardı: kitap arasında Uçantürk okumalar, deftere çizilen haritalar üzerinde yapılan savaş planları, PM maketleri birbiriyle savaştırmalar gibi.

Buradan sonra "daha sonra lise yıllarında hobim giderek bir yaşam biçimi halini aldı, üniversite tercihimi belirledi, giderek daha ciddi şekilde konuya eğildim ve tadaaa!! Buradayım" türü bir yazı bekleyen okuru hayal kırıklığına uğratacağım. Olası "hadi be"lerden dolayı şimdiden özür dilerim (veya umrumda değil)

Çünkü bu, o tür bir yazı değil.

Bu, hiç de "Geçmişe baktığımda ne yollardan geçmiş, ne tercihler yapmışım.. Maziyi hatırlarım da..." türü bir yazı değil. Bu "Geçen bir sene içerisinde mümkün olduğu kadar fazla insana ulaşmış ve faydalı olmuş olduğuma inanıyorum" türü bir yazı da değil. Kendime bir görev biçmedim; faydalı olmak, bilgi kazandırmak için kendimi sorumlu kılmadım, sorumlu hissetmedim. İlham alıp ilham vermekti tek amacım, halen de öyle. Ama paylaşarak, ama sorarak, ama araştırarak, ama tartışarak, hem de yeri geldiğinde kıran kırana tartışarak kısacası etkileşerek, iletişerek yapmak istedim bu "ilham alışverişini"; halen de istiyorum.

Kendi yazım veya buraya koyduğum bir makale olsun (bu arada umarım telif hakkı konusunda bir acemilik yapmamışımdır!), bu internet günlüğünü okuyan insanın "hakikaten böyle de bir bakış açısı var" demesini umdum. Hayatın sadece siyah ve beyaz renklerden ibaret olmadığını, grinin tonlarından meydana geldiğini anlatmak istedim. Konu iki devlet arasındaki ilişki de olabilir, bir tank ihalesi de, bir siyasetçinin demeci de, hayattaki trilyonlarca (altı sıfır atılmış haliyle hem de) başka şey gibi: Bunlarda da sadece iki renk yok, olamaz da.

Bu arada bazen de sırf bir şey yazmış olmak için yazdım: Sırf tembelliğimden yalın bir ihale haberi koydum; itiraf ediyorum.

Hayattaki yegane amacım, arkamda bir iz, bir eser bırakmaktır. Bu bir makale (ya da makaleler) şeklinde olabilir, çizdiğim bir resim şeklinde olabilir (ki bunun ihtimali gittikçe düşüyor, ellerim çizim kaleminin ve kağıdın dokunuşunu unutmaya başladılar), bir kişiye ilham kaynağı olacak bir fikrim ya da kelâmım şeklinde olabilir... Bilmiyorum. Bir şey yaratmak, hem de katma değer olacak bir şey yaratmak ve onu arkamda beni temsil etmek üzere bir iz, bir imza olarak bırakmak istiyorum.

"Siyah, Gri, Beyaz" bu amacım doğrultusundaki umutsuz çabalarımdan bir tanesidir.





Arda "orko_8" Mevlütoğlu

Hiç yorum yok: