Siyah Gri Beyaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Siyah Gri Beyaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25/04/2025

Siyah Gri Beyaz 20 Yaşında

Eser: "Portrait of Diego Martelli"
Edgar Degas
Başlarken "neden" değil yalnızca "nasıl" sorusu için yanıtım vardı kafamda, o da epey basitti: Yazmak ve yayımlamak.

Şimdi dönüp baktığımda, Siyah Gri Beyaz'ı 20 yıl önce başlatırken aslında bunu neden yaptığımın da en başından belli olduğunu anlıyorum. Siyah Gri Beyaz'ın kendisi için.

Evet, Siyah Gri Beyaz 20 yaşında. İlgi duyduğum ve araştırdığım, çalıştığım konularda düşündüklerimi, bildiklerimi ve gördüklerimi paylaştığım bu blog, 20 yılda benim için yoldaş, not defteri ve öğretmen karışımı. Bu süre zarfında hayatımda, Türkiye'de, dünyada büyük değişimler oldu. Pek çok şey öğrendim ve pek çok hata yaptım ve doğru bildiğim pek çok şeyin yanlış olduğunu gördüm. Siyah Gri Beyaz'a kaydettim bir kısmını, belki istediğimden daha azını.

Bu süreçte önce "Dört Deniz Bülteni" ardından da "Silahlar ve Tereyağı" gibi iki güzel yan proje çıktı ortaya. Siyah Gri Beyaz'daki yazılarımda olduğu gibi bunların da yarattığı ilgi ve etkilere tanık oldukça hala şaşırıyor, mahcubiyetle karışık bir mutluluk duyuyorum (Vesileyle not düşmek isterim, Dört Deniz Bülteni'ni yayımlamaya devam etmeyi planlıyorum. Bunun için bazı yazılım altyapısı denemeleri yapıyorum).

"Nereye kadar" sorusuna da bir yanıtım yok. "Gittiği yere kadar" demek en kolayı. Ancak 20 yılın sonunda hala ilk günkü heyecan ve enerjiyi taşıdığımı hissediyorsam doğru yanıt "uzun süre" olabilir.

Sadık okura bu süre zarfında bana yoldaşlık ettiği için şükranlarımı sunuyorum.

29/04/2024

Siyah Gri Beyaz 19 Yaşında

Eser: Portrait of a Writing Man
Gustave Caillebotte

Bilgi, netameli bir kavram. Normal şartlar altında, deniz seviyesinde bir tencere dolusu suyun kaç derecede kaynadığı bir bilgidir. Deniz seviyesinde kaynamakta olan bir tencere suya parmağımı sokunca ne olacağı da bir bilgidir. Deniz seviyesinde kaynamakta olan bir tencere suya soktuğum parmağımı ne kadar süre orada tutabileceğim de bir bilgidir. Okuyarak, dinleyerek, tadarak ve dokunarak öğrendiklerim de bilgidir; yaşayarak, deneyimleyerek, hissederek edindiklerim de.

Öğrendiğim bir bilgiyi karşımdakine aktarabilmem için öncelik muhatabımla aramda bir bağ kurabilmem gerekli. Okuyucu, izleyici, dinleyici rolleri için bu bağ, haliyle tek taraflı olacaktır. Ancak okuyucunun ya da izleyicinin ya da dinleyicinin benim ilettiğim mesajı alıp bir bilgiye dönüştürmesi için kendi mevcut bilgi, deneyim ve hisleri ile harmanlaması gerekli. Mesaj benden çıktığı an muhatabıma ait bir bakıma. Bir hammaddeye dönüşüyor: Benim tasarladığım, ürettiğim bilgi ile muhatabımın o hammaddeyi alarak tasarlayıp ürettiği bilgi aynı olmuyor.

Bu, güzel bir şey. Çünkü bir birim bilgiden onlarca, yüzlerce bilgi üretmek mümkün. Ama tek bir şartla: Muhatap, aldığı mesaja bakmayacak, onu görecek. Duymayacak, dinleyecek. İşlemeden önce sorgulayacak.

Türkiye'de, ulusal savunma ve güvenlik camiasında çok denk geldiğimiz şeyler değil ne yazık ki bunlar. Karşı karşıya bulunduğumuz tehdit ve risklere; coğrafi, siyasi, askeri, toplumsal ve tarihi özkütlemize kıyasla "güdük" dahi denemeyecek bir akademik ve entelektüel tartışma iklimine, ortamına sahibiz. Dolaşıma giren düşünce ve yorumların çok büyük bir kısmı, belirli paket mesajların yeniden dolaşıma sokulmasından ibaret. Eleştirel düşünce ve sorgulayıcı bakış ile desteklenmiş güçlü bir fikrî altyapının varlığından söz etmek güç. "Yok" denemez elbet, ancak olması gerektiği yerde kesinlikle değil.

Olması gerektiği yere ulaşabilmesi için dolaşıma sokulan mesajların ve daha önemlisi bu mesajlar ile üretilen bilgilerin nitelik ve nicelik bakımından güçlenmesi gerek. Bilgiyi üretenlere de muhataplara da sorumluluk var burada.

Siyah Gri Beyaz okuruna, geride kalan 19 yılda benimle muhatap olduğu için teşekkür ederim.

04/07/2023

Alıntı ve Yeniden Yayımlama Hakkında Zorunlu Açıklama

Savunma ve Havacılık dergisine abone olduğum 1994 yılını, savunma ve havacılık alanındaki araştırmacılık kariyerimin başlangıcı olarak kabul ediyorum. Zira o tarihte yalnızca Savunma ve Havacılık ve diğer dergileri düzenli takip etmeye başlamadım aynı zamanda notlar alıp çapraz okumalar yaparak ilgimi çeken bu konularda kendimce araştırmalar yapmaya başladım.

Geride kalan yaklaşık 30 yıllık süre içinde gerçekten öğrendiğim tek şey, bilginin paylaşarak çoğaldığıdır. Emeğe, emek sahibine saygı çerçevesinde paylaşılan bilgi, taşın üstüne konan taş misali, büyür ve gelişir. İçeriği ne olursa olsun. Üreticisi kim olursa olsun; sıfatı, ünvanı, geçmişi, kurumu önemli değil.

Bu girişi şunun için yaptım:

Bir süredir bazı internet siteleri, sosyal medya sayfaları ve içerik paylaşılan ortamlarda Siyah Gri Beyaz'da yayımladığım içeriklerin alıntı ve adil kullanım sınırlarını aşacak şekilde kullanıldığını, hatta yazılarımın kaynak belirtmeksizin kısmen veya tamamen yeniden yayımlandığını görüyorum. Malesef bu tür intihal ve yeniden yayımlama vakaları son yıllarda giderek artmış durumda.

Siyah Gri Beyaz sitesindeki tüm içerik, iyi niyet, emeğe ve emek sahibine saygı kaideleri ve etik prensipler doğrultusunda ve hiçbir maddi karşılık olmaksızın araştırmacıların, meraklıların ve dahi tüm kullanıcıların istifadesine açıktır. Bugüne kadar Siyah Gri Beyaz sitesinde yayımladığım yazılar pek çok içerik üreticisi, web sitesi, haber organı ve akademisyen tarafından haber, video, yazı, tez ve benzeri çalışmalarında, bu ilke ve esaslar doğrultusunda kullanılmıştır. Benimle irtibat kuran mesleği, konumu, kurumu ne olursa olsun tüm kişilerle gerek yazılarımı gerek naçizane bilgi ve görüşlerimi de yine bu esaslar çerçevesinde, hiçbir maddi ya da manevi menfaat beklemeksizin ya da talep etmeksizin paylaşmaktayım. Bu duruşumda da hiçbir değişiklik yoktur.

Ancak Siyah Gri Beyaz'daki içeriği kendi çalışmasında kullanmak isteyen içerik üreticileri ve basın mensuplarından bir ricam var:

  • Lütfen, "Kullanım Koşulları" sayfasını dikkatle inceleyiniz.
  • Siyah Gri Beyaz sitesindeki yazılardan, yazının %20 kadarlık bölümüne kadar bir kısmı, adım ve yazının aktif linkini paylaşmak şartı ile alıntılayabilirsiniz.
  • Siyah Gri Beyaz sitesinde yayımladığım herhangi bir içeriği "yeniden yayımlama" yapmayınız. Yazılı ve açık iznim olmaksızın Siyah Gri Beyaz'daki bir yazının %20'lik kısmından fazlasını veya tamamını alıntılamayınız, yeniden yayımlamayınız.
  • Siyah Gri Beyaz'daki yazıları, aktif linkleri paylaşmak suretiyle internet siteleri ve sosyal medya kanallarında yayabilirsiniz.

Bilgi, paylaşıldıkça büyür. Emeğe ve emek sahibine saygı ise bunun ön şartıdır.

İntihal, bilgi ve emek hırsızlığı malesef akademik, profesyonel ve toplumsal hayatımızın tüm katmanlarında her gün -hatta giderek artan şekilde- tanık olduğumuz bir sorun. İntihal, yalnızca akademik dünya ya da akademik araştırmalarla ilgili bir kavram değildir. Emeğe ve emek sahibine saygı ile ilgili bir kavramdır. Bir kişinin, başka bir kişinin emeği ile oluşturduğu içeriği, sahibine atıf yapmaksızın kendi bilgi ya da görüşü gibi sunması, paylaşması hem etik ve ahlaki olarak, hem de hukuki olarak suçtur.

Naif değilim. Bu sorunun çözülmeyeceğinin, sık sık intihal vakalarıyla muhatap olacağımın farkındayım.

Ancak emeğimin çalınmasına ya da kötü niyetle kullanılmasına da asla sessiz kalmam. Bu, aynı zamanda Siyah Gri Beyaz okuruna karşı da sorumluluğumdur.

29/04/2023

Siyah Gri Beyaz 18 Yaşında

Eser: Opus 217
Paul Signac

Bilim-kurgu yazarı Isaac Asimov'un yakın arkadaşı Arthur Obermayer'in aktardığı ve MIT Technology Review'da yayınlanan "How Do People Get New Ideas?" ("İnsanlar Yeni Fikirleri Nasıl Bulur?") başlıklı bir makalede Asimov, yaratıcı düşünmenin ve yenilikçi fikirler bulmanın bazı ön şartlarını sıralar.

Makalenin yazılış öyküsü bir hayli ilginç: 1959 yılında Obermayer'in çalıştığı MIT bünyesindeki Allied Research Associates şirketi, DARPA'nın öncülü olan Advanced Research Projects Agency (ARPA) tarafından, nükleer silahlara karşı savunma tedbirleri geliştirme projesi alır. Üzerinde çalıştıkları pek çok yöntem ve tekniğin yetersiz kalacağının anlaşılması üzerine, sıradışı fikirler edinebilmek için farklı branşlardan insanları işe almaya karar verirler. Obermayer şirket yönetimine yakın arkadaşı Asimov'u önerir.

Projeye katılan Asimov, kısa süre sonra gizli belge ve bilgilere erişiminin yaratıcılığını ve özgür düşünmesini kısıtlayacağı için ayrılma kararı alır. Ancak ayrılmadan önce proje ekibi için bu makaleyi kaleme alır: Projeye tek katkısı bu kısa makaledir.

Birey ve ekip bazında yaratıcılığın koşullarının sıralandığı yazıda, en çok dikkatimi çeken konulardan biri, "noktaları birleştirme" idi. Burada Asimov, belli bir konuda yeni bir fikir oluşturmanın esasen mevcut bilgilerin farklı şekillerde birbirlerine bağlanması olduğunu, bunu yapmak için çalışılan alanda yetkinlik kadar, "noktaları birleştirme" yeteneğinin de gerektiğini belirtir.

Ancak noktaları birleştirirken, belli bir cesaret ve özgüven de gereklidir. Daha önce düşünülmemiş olanı kurcalamak, cüret gerektirir. Ayrıca ortaya çıkacak yeni fikir çoğunlukla mevcut kalıp, bilgi ve kanaate ters olacaktır. Kurulu düzene, otoriteye ya da ortak akla aykırı görünen bu fikri savunmak, fikir sahibi için kolay olmayacaktır.

Siyah Gri Beyaz ile geride kalan 18 yıla baktığımda bazı noktaları birleştirdiğimi, bazılarını beceremediğimi görüyorum. Pek çok veri ve fikir ile oynayıp, dev bir aşure kazanında karıştırmışım gibi. Tadı daha tam olmadı muhtemelen. Ne zaman olur, bilemem.

Bu süreçte bana eşlik eden sadık okura teşekkürlerimi sunuyorum.

28/04/2022

Siyah Gri Beyaz 17 Yaşında

John Keats portresi
Joseph Severn

"İlham perisi" diye bildiğimiz Yunan mitolojisindeki Müzlerin, tarih, şiir, dans, müzik gibi farklı alanlarda insanlara esin lütfettiklerine inanılırmış. Her biri farklı alanlarda ilham üfleyen dokuz peri varmış: Tarih için Klio, flüt için Euterpe, komedi için Talya gibi.

Müz, ilhamın dışsal bir etki olduğunu betimleyen bir kavram aslında. İlham perisinin şaire, yazara, müzisyene ya da mimara ilhamı sunması, yaratıcı sürecin başlangıcını teşkil ediyor. Peki ya sanatçının ya da düşünürün tüm bilgi, beceri ve deneyimi olmadan Müz'ün getirdiği ilhamın kıymeti nedir?

İlham kavramını, yaratıcı süreci tetikleyen etki olarak tanımlamak mümkün. Bu etki, duyu organlarıyla algılanan bir sinyal olabilir. Yalnızca bu hali ile alındığında, ilhamı yalnızca harici bir uyaran olarak düşünebiliriz. Ancak bu sanırım eksik ve hatta hatalı bir çıkarım olur, zira ilhamın aynı zamanda içsel bir mekanizması da var.

Müz'ün, verdiği ilhamı alıp ürüne dönüştürebilecek bir muhataba ihtiyacı var.

Siyah Gri Beyaz'da yazdığım ve yazmadığım, başladığım ve bitiremediğim yazılar -ki bununla birlikte 1,018 adede ulaşmış durumda- bana daha fazlasını araştırmak, anlamaya çalışmak ve daha fazla yazmak için ilham veriyor onyedi yıldır.

Bu süreçte bana ilham veren sadık okura en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

26/04/2021

Siyah Gri Beyaz 16 Yaşında

Eser: The Old Guitarist
Pablo Picasso

Uzun mesafe koşmanın inceliklerinden biri nefesi ve enerjiyi idareli kullanmak. Başlangıç ve varış noktası belli ama aradaki yolda nefesin nasıl harcanacağı, ne kadar sürede harcanacağı deneyim ve antrenman gerektiren konular. Yol düz mü, toprak mı, beton mu, yokuş mu, çukur mu? Duruma göre nefesi sıklaştırmak mı gevşetmek mi gerek?

Doğum başlangıç, ölüm varış ise; aradaki yolda alınıp verilecek nefes sayısı da sınırlı ise; aynı idareli ve esnek (adaptif?) nefes stratejisini uygulamak gerekir, değil mi? Yerine ve duruma ve yola göre uyarlamak, uyum göstermek.

Ama bir şekilde varış noktasına varmak gerek. Koşmaya başlamak, o kararı vermek bir şey ama koşuyu bitirmek çok daha önemli bir şey.

Zaman zaman tıknefes kalsam da bu koşuda bana eşlik eden sadık okura teşekkürlerimi sunuyorum.

26/04/2020

Siyah Gri Beyaz 15 Yaşında

Eser: Lonely Car
Eugen Eidukaitis
Amazon ormanlarında yaşayan Amondawa kabilesinin konuştuğu dilde, zaman kavramının yer almadığı keşfedilmişti. "Bugün", "yarın", "hafta", "ay" gibi zaman dilimi veya belli bir anı ifade eden kelimeleri yokmuş. Ayrıca, dillerinde bir olayın diğerinden önce ya da sonra gerçekleşmesine dair kalıplar veya cümle yapıları da yok. Daha da ilginci, bu kabilenin mensupları, Portekizce gibi, soyut zaman kavramı bulunan yabancı dilleri sorun yaşamadan öğrenebiliyorlar, yani algı kapasitelerinde zaman hanesi boş değil.

Zamanı (veya ömrü) olayların (veya "şey"lerin) birleşimi; uç uca eklemlenerek meydana getirdikleri bir bütün olarak algılamak gerek belki de. Uç uca eklenen anıların, olayların ve eserlerin niteliği mi niceliği mi yoksa ikisi birden mi önemli, emin değilim.

Geride kalan 15 yılın sonunda Siyah Gri Beyaz da aşağı yukarı benim için böyle bir anlam ifade ediyor.

Bu süreçte beni yalnız bırakmayan okura en içten teşekkürlerimi sunuyorum

24/04/2019

Siyah Gri Beyaz 14 Yaşında

Eser: The Lonely Man
Clark Hulings
Geride kalan on dört yılın sonunda öğrendiklerim arasında belki de en önemlisi, öğrenmenin, karatahtaya ve hatta belki dev bir zımpara kağıdına tebeşirle yazmaya benzediğidir.

Öğrendikçe, öğrenilecek daha ne kadar çok şey olduğunu görmek. Belki de öğrenilmesi gereken tek ve yalnız tek şey bu.

Matematikte bunun karşılığı, "evrenin ve diğer her şeyin modellendiği tek bir denklem bulmaya çalışmak" olurdu herhalde.

Konu ne olursa olsun; güzel sanatlardan uzay teknolojisine, bir şeyi anlamak için o şeyi meydana getiren tüm ana ve yardımcı bileşenleri anlamak gerek. Her birinin de kendi ana ve yardımcı bileşenleri olduğunu öğrenerek. Bitmek bilmeyen bir iniş, dibi olmayan bir kuyuya.

Siyah Gri Beyaz benim için böyle bir kuyu. Sadık okuyucuya, bu inişte beni yalnız bırakmadığı için teşekkürlerimi sunarım.

25/04/2018

Siyah Gri Beyaz 13 Yaşında

Eser: Man on a Balcony
Gustave Caillebotte
Psikolojide "akış" olarak tanımlanan bir kuram var, İngilizce'de "flow" olarak geçiyor. Macar psikolog Mihaly Csikszentmihalyi tarafından geliştirilmiş.[*] Bir insanın bir işe tüm ilgisi ile odaklandığı zaman çevresiyle, zaman olgusuyla ve hatta temel ihtiyaçlarına varacak kadar kendisiyle bağını koparmış olması hali. Bir aktiviteyle uğraşırken ona odaklanma, tüm zihinsel enerjinin hedefe ulaşmak için seferber edilmesini tarifliyor.

Akış hali için bazı etkenler ya da kriterler var. En önemlisi, uğraşılan aktivitenin birey için belli bir zorluk derecesine sahip olması. Bir nevi çözülmesi gereken, basit olmayan bilmece gibi: Ulaşılabilir ancak ulaşılması için kişinin bilgi, beceri ve emeğini ciddi şekilde harcaması gereken bir hedef. Zamana ve fiziksel ihtiyaçlara dair farkındalığın azalması ile birlikte, aktivite sırasında en üst seviye huzur, tatmin ve dinginlik hissi ortaya çıkıyor.

Kafamı kaldırıp 13 yılın nasıl geçmiş olduğuna şaşakaldığımda, Siyah Gri Beyaz'ın beni bir akış hali içine çekmiş olduğunu fark ediyorum.

Okura, bu deneyimde beni yalnız bırakmadığı için teşekkürlerimi sunuyorum.





*: https://www.ted.com/talks/mihaly_csikszentmihalyi_on_flow?language=tr

24/04/2017

Siyah Gri Beyaz 12 Yaşında

Eser: Otoportre
Emile Friant
İlkokul ve ortaokuldaki günlük tutma denemelerim hep hüsranla sonuçlanmıştı. En uzun süreli günlük tutma girişimimin, Mayıs ayına kadar dayandığını hatırlıyorum. Sonra da bir daha denemedim zaten.

Şimdi düşünüyorum da, bunun en başta gelen sebebi galiba, her gün bir şeyler yazmak için kendimi zorlamamdı. O gün ne yaşamış olursam olayım, yazmam gerekiyordu. "Günlük" tutmayı kelime anlamı ile uygulamaya çalışıyordum. Kendimi böyle bir boyunduruğa sokunca, heves ve enerjimin bir yerden sonra tükenmesi doğal sonuçtu.

Halbuki günlüğü, o gün yaşadıklarımı kayda geçirmek yerine, hayal ettiğim, düşündüğüm şeyleri tarihe not etmek için tutsaydım, muhtemelen şimdi ciltler dolusu günlüklerim olacaktı.

Siyah Gri Beyaz, bunun farkına varmamı sağladı: Mesleki ve akademik günlüğüm olarak. Sık sık geriye gidiyor, eski yazdıklarımı okuyor, hem hafızamı tazeliyor hem de geçmişteki kendimle hasret gideriyorum.

Siyah Gri Beyaz okuruna da, geride kalan 12 yılda beni yalnız bırakmadığı için en içten şükranlarımı sunuyorum.

24/04/2016

Siyah Gri Beyaz 11 Yaşında

Edmond Duranty portresi
Eser: Edgar Degas
Zaman, onu nasıl kullanırsanız kullanın hızlı akıyor. Bir tekerlek gibi, sabit hızda dönen. Önünde durmaya çalışanı ezen. Bu hızı algılayışımız, duruma, koşullara göre farklı olabiliyor. Ama her halükârda o tekerlek sabit hızda dönerek ilerliyor.

Akıp gittikçe zaman, geriye bakıp "durum muhasebesi" ya da "geçmişle hesaplaşma" yapmak gerek sık sık. İleriye giderken yolu bulabilmek için. Peki ya "gelecek muhasebesi"? Geleceğe yönelik eleştirel bakabilir mi insan? Tekerlek gelip geçmeden nereye gideceğini kestirebilir mi? Kestirmeye çalışmalı mı?

11 sene önce Siyah Gri Beyaz'ı başlatırken hiç böyle şeyler düşünmemiştim. Düşünmeli miydim? Belki. Ama muhtemelen ne yaparsam yapayım Siyah Gri Beyaz'ın kendi kendini yazmasının önüne geçemezdim. Onun bana okuttuğu, benim ona yazdığım bu mutualist ilişki başka türlü süremezdi muhtemelen.

Siyah Gri Beyaz okuruna, bu tatlı sert öğretmen karşısında beni yalnız bırakmadığı için teşekkürlerimi sunarım.

20/04/2015

Siyah Gri Beyaz 10 Yaşında

Eser: "The Passion of Creation"
Leonid Pasternak

Bu dahil Siyah Gri Beyaz'da yayımladığım altıyüzaltmış yazının hepsi ayrı bir doğum sürecinden geçti. Bazıları bir oturuşta, bazıları birkaç haftada meydana geldi. İlk yazıları yazarken yeni mezun genç bir mühendistim. Şimdi evli, bir çocuk babasıyım; ömrümün Cahit Sıtkı'nın tarif ettiği yerdeyim.

10 yılın ardından, Siyah Gri Beyaz için yazarken ve dahi yazmak için araştırırken ve hatta zaman zaman yazmayı beceremezken hala 10 yıl önceki gibi heyecan duyabiliyorum. Bu beni şaşırtıyor. Onuncu yılda yalnız değilim: Dünyanın en iyi eleştirmeni (eşim) ve dünyanın en acar asistanı (oğlum) var ekipte. Onlarsız zaten yapayalnız, değersiz ve beceriksizim.

"Yürümekle varılmaz lâkin varanlar yürüyenlerdir"... Ne kadar da doğru bir söz. Hatta bu 10 yılda Siyah Gri Beyaz'ın bana öğretebildiği tek şey bu oldu sanırım. Bilmediğim, bilmenin sınırından dahi geçemediğim ne kadar çok şey olduğunu da gösterdi ayrıca. Bilmek, görmek için "yolun kalan yarısı" yeter mi, emin değilim.

Yürüyerek göreceğim.

Siyah Gri Beyaz okuruna, bu on yıllık yolda bana eşlik ettiği için en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Arda Mevlütoğlu

20/06/2014

Durumlar


Son bir ay biraz yoğun geçti.

7 Haziran günü ODTÜ Vişnelik Tesisleri'nde Proje Yönetim Derneği için "ArGe ve İnovasyon: Doğru Bilinen Yanlışlar" başlıklı bir söyleşi verdim. Sunumumda, çok kullanılan, dillere pelesenk olan ve bir o kadar da bağlamından uzaklaştırılmış inovasyon ve ArGe kavramlarının tanımları ve genel içeriklerini sunup, İsrail ve Güney Kore örnekleri üzerinden Türkiye'deki mevcut duruma ve geleceğe yönelik beklentilere değinmeye çalıştım. ArGe çok kabaca paranın bilgiye, inovasyon ise bilginin paraya dönüştürülmesi sürecidir ve ne yazık ki Türkiye'de ArGe ya da inovasyon yaptığını iddia eden neredeyse hiçbir kişi ya da kuruluş aslında bu kavram ve süreçlerin doğrusundan haberdar değil. Benim buradaki amacım, temel teorik çerçeveyi çizebilmek ve bu farkındalık yaratmak idi. Sunum dosyasına buradan erişebilirsiniz.

10 Haziran günü, ODTÜ Modelleme ve Simülasyon Topluluğu'nun düzenlediği Simathon simülasyon yarışması kapsamındaki söyleşide, sektöre ilişkin bilgi ve deneyimlerimi öğrenci arkadaşlarımla paylaştım. Modelleme ve Simülasyo sektörü, benzer bazı teknoloji alanları ve sektörlerle birlikte henüz kaçırmamış olduğumuz bir tren. ABD ve Avrupa'daki simülasyon sektöründe tartışılan pek çok konu Türkiye'deki sektörde de gündem maddesi halinde. Buradaki avantajımız, dünyanın geri kalanı ile başabaş rekabet şansına hala sahip olabilmemiz. Bu rekabeti artı değere dönüştürmek ise, özellikle genç girişimci ve alan uzmanlarının sayısının artmasına bağlı. Söyleşide bu hususa vurgu yapmaya çalıştım ve gençlere naçizane hata yapmaktan korkmamaları gerektiğini, istikrar ve üretkenliğin anahtar olduğunu söyledim.

18 Haziran günü Hava Harp Okulu'nun düzenlediği III. Ulusal Havacılıkta İleri Teknolojiler Konferansı'nın ilk gününde, "Bilgi Harbinde Hâkim Konumu Elde Etme Ve Korumada Hava Gücünün Etkisi" başlıklı bildiriyi sundum. Bu bildirimde bilgi kavramı ve bilgi harbinin esaslarına değindikten sonra, ağ merkezli muharebe ile ilgili genel bir çerçeve çizip, hava gücü odağında 5 maddeden oluşan bir tartışma sundum. Bu 5 madde şunlar:

1. Ağ merkezli muharebe kavramı iletişim sistemleri değil, iletişimin kendisi ile ilgilidir. Odak noktası platformlar değil, bilgiyi üreten, işleyen, paylaşan ve depolayan düğüm noktalarıdır.
2. Ağ merkezli muharebe, ancak ve ancak bilgi üstünlüğü üzerinde inşa edilmiş bir vurucu güç ile anlam kazanır. Esas sonucu alıcı unsur silahın ya da platformun kabiliyeti değil, onu sevk ve idare eden bilincin kalitesidir
3. Ağ merkezli muharebede sonuç alıcı etken, hasımla arada asgaride sabit bir δbilgi farkının korunmasıdır. Hava gücü, çok çeşitli algılayıcı sistemlerin irtifa parametresinden dolayı çok geniş bir alanı kapsayacak biçimde kullanılabilmelerine izin vermesinden ötürü, bahsi geçen ağın özkütlesi en yüksek birimidir. 
4. Bilgi harbi ve ağ merkezli muharebe konseptleri ışığında platformdan kabiliyete kayan odak noktası, hava araçlarını taşıyıcı birer unsur haline getirmiştir. Taşınan / entegre edilen sistemlerin kabiliyetleri ön plana çıkmıştır.
5. Savaşuzayının tüm katmanlarına sirayet eden bu kabiliyet dönüşümü, komuta – kontrol katmanında kurumsal ve kültürel bir dönüşümü de kaçınılmaz kılmaktadır.

Siyah Gri Beyaz okuru zaten bildirinin genel içeriğini tanıdık bulacaktır.

Bunların dışında,

Marine and Commerce dergisinin MAST 2014 fuarı için hazırlanan özel sayısı için askeri denizcilik sektörünün güncel durumuna ilişkin bir makalem yayınlandı. Makaleye buradan erişebilirsiniz.

Air Forces Monthly dergisi için Türk Kara Havacılığı, Air International dergisi için ise Türk Hava Kuvvetleri'nde KC-135R ve Türk Hava Kuvvetleri için F-35 tedariği projesindeki güncel duruma dair makaleleri hazırladım. Zannediyorum Kara Havacılık ve F-35 makaleleri Temmuz ayında yayınlanacak.

ODTÜ Bilim ve Teknoloji Politikası Çalışmaları bölümündeki yüksek lisans programım için de "Service Oriented Economies: By-Product of ICT or Myth?", "Global Production Networks, Technology Transfer and Developing Countries" ve "A Different Space Odyssey" başlıklı birer makale / dönem projesi yazdım. Her ne kadar ilk ikisi doğrudan Siyah Gri Beyaz'ın genel içeriğine uymasa da paylaşmayı düşünüyorum. Üçüncü çalışmamda ise, uzayın askeri amaçlarla kullanımını, Stanley Kubrick'in "2001: A Space Oddyssey" adlı kült filmi doğrultusunda sunmaya çalıştım.

Sanırım biraz yoruldum.


25/04/2014

Siyah Gri Beyaz 9 Yaşında

Eser: "Man Writing"
Oliver Ray
Kaynak: http://www.oliverray.ca
Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini ölçmek için, izlerine bakmak gerekli. Ve nasıl geçtiğini de.

Bu hariç Siyah Gri Beyaz'da yayınladığım, çoğu orta halli birer makale boyutundaki 619 yazının her birinin ayrı hikayesi var. Her biri, kişisel yolculuğumdaki birer menzil taşıdır; öğrendiğim, düşündüğüm, tasarladığım ya da araştırdığım konularla ilgili yansımalardır. Çoğu zaman yazdıktan ve yayınladıktan sonra, ilginç bir şekilde, tatmin yerine tatminsizlik, eksiklik ve yoksunluk hissi duyuyorum: Konuyu daha ayrıntılı nasıl ele alabilirdim, daha nasıl açabilirdim, daha neleri araştırmam gerekirdi nitelikli bir içerik için... Her bir yazı, kafamı kaldırmaya yeltendiğimde öğretmenimin eliyle bastırıp yüzümü kitaba gömmesi gibi bir etki yapıyor.

Yazdıkça ve okudukça aslında ne kadar az şey bildiğimi farkediyorum. Kişisel öykümün vazgeçilmez bir parçası olan Siyah Gri Beyaz bu nedenle, her geçen gün, daha doğrusu her yeni yazıda daha da fazlası için zorlayan, talepkâr bir öğretmene dönüşüyor.

Değerli Siyah Gri Beyaz okuruna, bu öğretmen karşısında beni yalnız bırakmadığı için teşekkürlerimi sunuyorum.

25/04/2013

Siyah Gri Beyaz 8 Yaşında

Eser: "Okuyan Genç Adam"
Ignat Bednarik

Kaynak: readingandart.blogspot.com
8 yıl önce Siyah Gri Beyaz'a ilk yazılarımı yazarken savunma teknolojileri, jeopolitik ve strateji konularında bildiklerimi paylaşma hevesim vardı. Bir çeşit "bildiklerini paylaşma ve yayma sorumluluğu" taşıyordum sanki.

Aradan geçen yıllar boyunca, ilgilendiğim konularda ayakları yere sağlam basan yorum ve değerlendirmeler yapmak için bilgi birikimimin aslında ne kadar yetersiz olduğunu anladım. Bunda yaklaşık bir buçuk yıldır çıkardığım Dört Deniz Bülteni'nin de büyük katkısı oldu. Siyah Gri Beyaz sitesine bu adı neden verdiğimi tekrar keşfettim.

Ve Siyah Gri Beyaz benim not defterim oldu. Üzerinde düşündüğüm, yazmak istediğim her konu, bir kılcal damar sistemi gibi, başka konulara bağladı beni. Araştırdıkça ve okudukça öğrendiklerimi de Siyah Gri Beyaz'la paylaştım, paylaşıyorum.

Ve Siyah Gri Beyaz benim öğretmenim oldu. Fikir sahibi olmak için bilgi sahibi olmayı öğretti. Doğru bilgiye ulaşmanın çok zor ama sonucu bir o kadar da haz veren bir çaba olduğunu öğretti.

Umarım okur da benimle aynı hazzı alıyordur.

25/04/2012

Siyah Gri Beyaz 7 Yaşında

Siyah Gri Beyaz 7 yaşında...

Zaman zaman geçmişte yazdıklarıma dönüyorum. Okudukça "ben bunu ne zaman yazmışım? Ben bunu nasıl düşünmüşüm?" diye kendi kendime sorduğum oluyor. Şaşırıyorum. Siyah Gri Beyaz'ın bir "defter"den, canlı bir varlığa dönüşümünü izliyor gibiyim. Benimle birlikte öğrenen, unuttuklarımı hatırlatan bir asistan - dost gibi.

Çok konuşkan değil bu dost; gösterişten uzak ve sade. Az ama öz konuşmayı seviyor. Kafasındakilerin hepsini de her zaman kelimelere dökemeyebiliyor, paylaşamayabiliyor. Ama kesinlikle öğrenmeye, daha fazlasını öğrenmeye aç; doymak bilmez bir iştahı var.


Ve kendisine ilgi gösteren, eleştiren, dikkat eden herkese teşekkür ediyor bu 7 yaşındaki öğrenci. 32 yaşındaki kıdemli öğrenci sahibi ile birlikte.

17/04/2012

Kıyafet Değişikliği

Uzun süredir deneyip deneyip son anda vazgeçtiğim değişikliği en sonunda, artan eleştirilerin de yardımıyla, gerçekleştirdim.

Siyah Gri Beyaz artık yeni renk düzeni ile devam ediyor. Bu hali de bir yedi sene gider herhalde...

Özellikle eski yazılarda font rengi ile ilgili gözümden kaçmış sorunlar olabilir. Okurdan ricam bu gibi aksaklıkları bildirmesidir.

23/03/2012

Biraz Müsaade...

Değerli Siyah Gri Beyaz okuru,

Bir süredir önce iş temposu ve ardından sağlık sorunları nedeniyle Siyah Gri Beyaz'a zaman ve enerji ayıramamaktayım. Kısa bir süre müsaadenizi rica ediyorum.

İlginiz ve sabrınız için teşekkür ederim.

Arda Mevlütoğlu

06/01/2012

Blog Ödülleri 2011: Yarışma Sonucu

2011 Blog Ödülleri'nde kategorilerinde jüri değerlendirmesi sonucu ilk üçe giren bloglar, 5 Ocak günü Point Barbaros otel'de düzenlenen törenle açıklandı.

Haber Gündem kategorisinde finale kalan Siyah Gri Beyaz, ne yazık ki ilk üçe giremedi.

Bu süreçte Siyah Gri Beyaz'a oy ve mesajları ile destek veren tüm okurlara en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Yarışmada ilk üçe giren blogların listesine http://www.blogodulleri.com/ adresinden erişebilirsiniz.