24/05/2021

Küresel Savunma ve Güvenlik Bülteni - Sayı 5

Nisan ayı, Türkiye – ABD ilişkileri açısından dönüm noktası teşkil eden iki önemli gelişmeye sahne oldu. Önce ABD’nin Türkiye’nin F-35 Joint Strike Fighter (JSF) projesinden çıkartıldığını Ankara’ya resmen tebliğ ettiği öğrenildi. Ardından da ABD Başkanı Joe Biden, 24 Nisan günü 1915 Olayları ile ilgili yaptığı konuşmasında “soykırım” ifadesini kullandı. Bu konuşmadan bir gün önce Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayan Biden’ın, Haziran ayında düzenlenecek NATO zirvesinde ikili görüşme talebi ilettiği basına yansıdı. S-400 başta olmak üzere çıkmaza girmiş sorun sayısının artması, iki ülke arasındaki ilişkinin süratle zayıflaması anlamına geliyor. ABD’nin son dönemde Doğu Akdeniz bölgesinde Yunanistan’ı önceleyen bir politika izliyor olması da bu süreçte önemli bir diğer etken.

Biden’ın Afganistan’daki son ABD askerlerinin de 11 Eylül itibariyle bu ülkeden çekileceğini açıklaması, 20 yıl süren bu harekâtın başarısı konusunda yoğun tartışmalara neden oldu. Bazı hesaplamalara göre Irak ve Afganistan başta olmak üzere 20 yıldır Teröre Karşı Küresel Savaş başlığı altında sürdürülen tüm harekât, yatırım ve alımların toplam maliyeti bazı hesaplara göre USD1.6 trilyonu aşmış durumda. Afganistan’da devlet düzeni, güvenlik ve toplumsal barış hala kurulabilmiş değil. Taliban, ülkenin önemli bir kesiminde hakim güç halinde. ABD’ye ilaveten Norveç ve Danimarka da askerlerini bu yıl içinde çekeceklerini açıkladılar.

Nisan ayında Karadeniz’de gerilim süratle tırmandı. Bir süredir Ukrayna sınırı boyunca devam eden Rus askeri yığınağı, ay boyunca daha da arttı. Ukrayna’nın doğusundaki çatışmaların da artması; gerilimin iki ülke arasında bir savaşa dönüşmesi endişelerini tetikledi. ABD’nin önce Karadeniz’e iki destroyer göndereceğini ardından da bundan vazgeçtiğini açıklamasından kısa süre sonra Rusya da sınır boyunca yaptığı yığınağı geri çekeceğini açıkladı. Karadeniz’deki durumun Doğu Avrupa ve özellikle Baltık üzerinde bir baskı unsuru teşkil ettiği değerlendirilebilir. Bu bölgelerdeki NATO müttefikleri, ABD ile askeri ilişkilerini son yıllarda süratle geliştirmekteler. Öte yandan bu son gerilim sürecinde Ukrayna’nın Almanya ve Fransa’dan beklediği desteği bulamaması, Rusya konusunda bu iki ülke ile ABD arasındaki görüş ayrılıklarına işaret ediyor.

İran’da yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in, sözlü tarih çalışması kapsamında verdiği mülakata ait ses kaydının sızdırılması, ülke iç siyasetinde, dış siyaseti de etkileyebilecek bir deprem etkisi yarattı. ABD’nin Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen nükleer anlaşmaya dönüşünün ele alındığı Viyana’daki toplantılar devam ederken meydana gelen bu gelişme, İran’da Devrim Muhafızları ve muhafazakâr kesim ile daha ılımlı kanat arasındaki derin görüş ayrılıkları ve hatta güç mücadelesini de belirgin bir şekilde göz önüne serdi. Zarif, söz konusu röportajında Devrim Muhafızları Ordusunu ve eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi dış politikaya müdahaleyle suçlamış; Süleymani’nin Rusya ile işbirliği yaparak, İran’ın Suriye iç savaşına müdahalesini hızlandırdığını ve böylelikle nükleer anlaşmayı bozmaya çalıştığını söylemişti. Bu sözler, İran’ın son yıllarda bölgedeki faaliyetleri ve bölge ülkeleriyle ilişki dinamiklerini anlamak için de önem taşıyor.


Bültene erişim için:

Düşük çözünürlük (PDF)

Yüksek çözünürlük (PDF)

Bültenin diğer sayılarına buradan erişebilirsiniz.

Hiç yorum yok: