30/05/2021

Demir Kubbe ve Sürdürülebilir Asimetri

Demir Kubbe ve Sürdürülebilir Asimetri [PDF]

Mayıs ayı başında Kudüs’teki Şeyh Cerrah bölgesindeki Filistinlilerin evlerinden çıkartılmasıyla ilgili süren bir davanın yarattığı gerilim, aynı günlerde el Aksa camii çevresindeki olaylar ve bunların neden olduğu çatışmalar, kısa süre içinde Gazze Şeridi ile İsrail’in güneyi arasında karşılıklı ateşlenen çok sayıda füzenin başrolünde oynadığı bir çatışmaya dönüştü. Yaklaşık 10 gün süren karşılıklı bombardıman süreci sonunda Mısır'ın ara buluculuğunda varılan ateşkes anlaşması, 21 Mayıs saat 02.00'de başladı.

Bu çatışmada, bir tarafta Gazze’den HAMAS ve İslami Cihad’ın salvolar halinde ateşledikleri roketler, diğer tarafta da bunları havada vurmak için Iron Dome hava savunma bataryalarının ateşledikleri Tamir füzeleri ön saftaydı. Iron Dome ile bir diğer unsur olarak Spike NLOS adlı uzun menzilli güdümlü füzenin de yaygın kullanımı dikkat çekti: İsrail ordusu tespit ettiği roket batarya ve mevzilerini, uçuşu sırasında uzaktan kumanda edilebilen Spike NLOS füzeleriyle vurdu.

Çatışma boyunca Gazze Şeridi'nden atılan çok sayıda roketin ve onları havada vurmak için Iron Dome (Demir Kubbe) füze savunma sistemlerinden ateşlenen füzelerin gece karanlığındaki köşe kapmaca oyununu tüm dünya anlık olarak televizyon ve sosyal medyadan takip etti. Büyük çoğunluğu gece saatlerinde ateşlenen roketler ve onları kovalayan Tamir’lerin havadaki kıvrak manevraları, uzun pozlama ile çekim yapan kameraların yakaladığı görsel olarak etkileyici ama aynı zamanda düşündürücü fotoğraflarla belgelendi.[1]

Bu füze düellosunun bir tarafında teknolojik olarak oldukça ileri bir mekanizma, diğer tarafında ise sınırlı kaynaklara sahip bir yapı bulunuyor. Her biri birkaç yüz dolar maliyet ile üretilebilen çok sayıda roketi vurmak için, roket başına en az iki adet, her biri ortalama $20 ila 50 bin maliyetli Tamir ateşlendi. Öte yandan açık kaynaklara göre bir Iron Dome bataryasının fiyat etiketi $40-50 milyon dolaylarında. Yani ortada sadece teknoloji değil, kabiliyet ve maliyet bakımlarından da büyük bir asimetri var.

Öyle görülüyor ki, Iron Dome sisteminin, roketleri havada vurmaya ilaveten en önemli ikinci görevi, bu asimetriyi sürdürmek.


İsrail’in Hava ve Füze Savunma Şemsiyesi

Iron Dome, İsrail'in hava ve füze savunma şemsiyesinin en alt katmanında yer alıyor. İç içe geçmiş katmanlardan oluşan bu yapını en üstünde de Arrow sistemi bulunuyor.

İsrail, balistik füzelere karşı korunma için 1980'lerin ortalarında ABD ile imzalanan bir mutabakat muhtırası ile çalışmaya başladı. Maliyetinin %80'ini ABD'nin üstlendiği bir proje ile ortaya çıkan Arrow 1 füzesavar sistemi, 1,000km'ye kadar menzile sahip balistik füzeleri ve hava soluyan hedefleri (uçak, seyir füzesi vb) önlemek üzere geliştirilmişti. Bu sistemin erken ihbar ve hedef tespit radarı ise Elta tarafından geliştirilen ELM-2080 Green Pine. İlk test atışı Ağustos 1990'da gerçekleştirilen Arrow 1'in test süreci, 1994'te tamamlandı. Daha sonra başlayan Arrow 2 projesinde de ABD, maliyetlerin %72'sini karşıladı. 2,000kg ağırlığa sahip selefinden 700kg daha hafif olan Arrow 2'nin balistik füze tespit menzili azami 500km, imha menzili ise 50 - 90km arasında. Green Pine ve diğer radar ve istihbarat sistemlerinden gelen veriler, Citron Tree adlı bir komuta kontrol sistemi tarafından birleştirilerek Arrow 2'ye önleme verisi olarak iletiliyor.[2]

Arrow ailesinin en son üyesi olan Arrow 3 ise atmosfer dışında (uzay ortamında) önleme yapan bir hava savunma sistemi. Seleflerinin aksine, Arrow 3'te harp başlığı bulunmuyor: Hedefini, fiziksel olarak vurarak, yüksek hızından kaynaklanan kinetik enerji ile tahrip ediyor. PATRIOT PAC III füzesinde de kullanılan bu tekniğe, "hit-to-kill" adı veriliyor. İki kademeli füzede, öncülleri gibi katı yakıt kullanılıyor. Vurucu başlığı içeren ikinci kademede, çift darbeli (dual pulse) motor ve itki yönlendirme sistemi bulunuyor. Hedefe son yaklaşmada kızılötesi arayıcı başlık devreye giriyor. Aynı Arrow 2 gibi, Arrow 3'te de "Block" adı verilen kabiliyet ve performans artım aşamaları bulunuyor. Her iki sistemin de yazılım ve donanım güncellemeleri aracılığı ile geliştirilmelerine devam ediliyor. Örneğin bu kapsamda Green Pine radarının yeni nesil versiyonu olan Super Green Pine radarı geliştirilmekte. Sistem 2017 yılında hizmete girdi.

Arrow ailesinin alt katmanlarında ise ABD yapımı Patriot PAC II ve PAC III sistemleri ile taktik balistik füzelere karşı ABD ile ortak geliştirilen David's Sling (Davud'un Sapanı) füzesavar sistemi bulunuyor. 2017 yılında hizmete girmeye başlayan David's Sling, Golden Almond adlı bir komuta kontrol sistemi tarafından idare ediliyor. Öte yandan ABD'nin İsrail'de konuşlu bir THAAD füzesavar bataryası bulunuyor.[3]

En altta ise Iron Dome bulunuyor.

Iron Dome

Iron Dome, Rafael firması tarafından üretilen bir füze savunma sistemi. Görevi, kamuoyunda yaygın olarak "Katyuşa" şeklinde anılan kısa menzilli roketler ve topçu mühimmatlarını havada vurmak. Bu tür roket ve mühimmatlar, Hamas, İslami Cihad ve Hizbullah tarafından 2000'lerin başlarından bu yana giderek artan oranda kullanılmakta. Nitekim Iron Dome'un geliştirilmesine, 2006 Lübnan Savaşı'ndan hemen sonra başlanmıştı.[4] Savaş sırasında Lübnan'ın güneyinden İsrail'in kuzey kesimlerine doğru çeşitli tiplerde 4,000'den fazla roket ateşlendiği biliniyor.



ABD'nin finans desteği sağladığı Iron Dome sistemi 2011 yılında hizmete girmeye başladı.[5] İsrail ordusu envanterinde en az on bataryanın hizmette olduğuna dair açık kaynak bilgisi mevcut. Öte yandan ABD kısa süre önce bu sistemden iki batarya sipariş vermişti. ; ABD'li Raytheon firması da üretim için lisans anlaşması yapmıştı. Sistemin ABD'de üretilmesi için 2020 Ağustos ayında Rafael ile Raytheon firmaları, Raytheon Rafael Area Protection Systems adlı bir ortak girişim (Joint Venture) şirketi kurdular.

Iron Dome bataryası üç bileşenden oluşuyor. Bunlar hedef tespit ve takip radarı, komuta kontrol merkezi ve füze fırlatma sistemi.

Hedef tespit ve takip radarı

Iron Dome bataryası bünyesinde ELM-2084 adlı bir hedef tespit ve takip radarı kullanılıyor.

Israel Aerospace Industries (IAI) bünyesindeki Elta firması tarafından geliştirilmiş ELM-2084 "Multi Mission Radar" (MMR), S bandında çalışan bir çok işlevli radar. MMR'a IFF, sinyal istihbaratı (SIGINT), elektro-optik kamera gibi ilave aktif ve pasif algılayıcıların eklenmesiyle de "Multi-Sensor MMR" (MSMMR) adlı, her türlü hava tehdidinin erken tespit ve takibinde kullanılmak üzere türetilmiş bir modeli de bulunuyor.

ELM-2084, aktif elektronik taramalı dizin (Active Electronically Scanned Array - AESA) teknolojisine sahip, üç boyutlu ve çok hüzmeli bir radar. Hava savunma erken ihbar (Air Situation Picture - ASP), topçu silah tespit (Weapon Locating Radar - WLR) ve atış kontrol radarı (Fire Control Radar - FCR) olmak üzere üç ana çalışma modu bulunuyor. WLR modunda radar, gelen topçu roket ve mermilerinin tespiti, yörünge ve tahmini çarpma noktasının hesaplanması işlevlerini yerine getiriyor. Bu modda radar aynı zamanda roketin ateşlenmiş olduğu konumun tespitini de yapıyor.

FCR modunda ise radar, hava savunma füzelerine önleme için gerekli komut verisini iletiyor. Hedefi önlemek için ateşlenen hava savunma füzesi, Söz gelimi Iron Dome bataryasından ateşlenen Tamir füzesi, hedefe yaklaşana kadar MMR'ın ilettiği (uplink) komutlarla idare ediliyor; hedefe yaklaştığında kendi radar arayıcı başlığını çalıştırarak önlemeyi gerçekleştiriyor.

IAI Elta tarafından MMR için azami tespit menzili SP modunda 256 deniz mili (yaklaşık 474km), WLR modunda ise 100km olarak verilmiş. Radar ASP ya da WLR modlarında sabit olarak 120 derecelik bir sektörü kapsıyor; ASP modunda dönerek 360 derecelik kapsama da sağlayabiliyor. Sistem, aynı anda 1,100 adede kadar hava hedefini tespit ve takip edebiliyor. MMR'ın, C bandında çalışan küçük boyutlu ELM-2311 Compact Multi Mode (C-MMR) adlı bir türevi de bulunuyor.

MMR, Iron Dome'a ilaveten David's Sling ve Barak hava savunma füze sistemleriyle de birlikte kullanılıyor. İsrail'e ilaveten MMR'ın farklı modelleri Çekya, Finlandiya, Hindistan, Kanada, Macaristan, Singapur tarafından da kullanılıyor.

Komuta – kontrol sistemi

Iron Dome'un mimarisinin merkezinde, radar ve füze fırlatma birimini kontrol eden bir komuta kontrol sistemi bulunuyor. Bu sistem, radarın elde ettiği verileri işleyip füze fırlatma birimine ateşleme komutu veriyor; ateşlemeden sonra da füzeyi takip ve kontrol ediyor.

Komuta kontrol sisteminin en önemli işlevi, radar tarafından tespit ve takip edilen hedef roketin yörüngesini analiz ederek muhtemel çarpma noktasını tespit etmek; bu noktanın yakınlarında sivil yerleşim yeri ya da önemli başka bir tesis, altyapı vb var ise füze fırlatma birimine ateşleme komutu iletmek. Tamir adlı füze ateşlendikten sonra da bu sistem tarafından hedefe tevcih ediliyor. Tüm bu işlemler, insan müdahalesi olmadan yapay zeka idaresindeki bir sistem tarafından yönetiliyor.

Komuta kontrol sistemini geliştiren, mPrest adlı bir firma.[6]

mPrest, gerçek zamanlı çalışan otomasyon ve komuta kontrol yazılımları konusunda çalışan, Yapay Zekâ (Artificial Intelligence - AI) ve Nesnelerin İnterneti (Internet of Things - IoT) alanlarında uzman bir yazılım firması. Faaliyet gösterdiği başlıca sektörler enerji, akıllı şehir ve Sanayi 4.0 uygulamaları.[7]

2003 yılında kurulan şirketin 200 civarında çalışanı bulunuyor. Firmanın kurucularından ve halen Genel Müdürü olan Natan Barak İsrail Deniz Kuvvetlerinden 2003 yılında Albay rütbesiyle emekli olmuş. Görevi sırasında İsrail donanmasının komuta kontrol ve istihbarat altyapısının kurulmasını yönetmiş. Firmanın diğer kurucusu olan Rusya doğumlu Alexander Arlievsky de İsrail Deniz Kuvvetlerinde komuta kontrol sistemlerinin yazılımları üzerine çalıştıktan sonra Barak'la birlikte ayrılmış.[8]

Tamir füzesi

Fırlatıldıktan sonra yaklaşık Mach 2.5 sürate ulaşan füze, hedefe yaklaşana kadar (ortayol aşaması) ELM-2084 radar tarafından kontrol ediliyor. Füzenin en kritik bileşenlerinden biri, hakkında çok ayrıntılı bilgi bulunmayan roket motoru. En son çatışma sürecinde sosyal medyada yayılan videolarda da net şekilde görüldüğü üzere roket motoru Tamir'e, fırlatılışından hedefini vurana kadar kesintisiz olarak yüksek enerji sağlıyor. Roket motoru, füzenin havada çok keskin manevralar yapmasını sağlayabilecek bir performansa sahip. Açık kaynaklara göre Tamir'in menzili asgari 4km, azami ise 17km civarında.[9]

Tamir, hedefe hedefi vuruş aşamasında (endgame) burun kısmındaki aktif radar arayıcı başlığı devreye alıyor. Bu radar, füzeyi hedefi imha edebileceği kadar yakına getirecek kumanda komutlarını üretiyor. Burada da füzenin lazer yaklaşma tapası devreye giriyor. Radar arayıcı başlığın hemen arkasında bulunan ve füzenin ön tarafına doğru geniş bir koni şeklinde tarama yapan lazer algılayıcı, hedefe belli bir mesafe yaklaşıldığında parça tesirli 11kg ağırlığındaki harp başlığını infilak ettiriyor. Hedefi ıskalaması, yani hesaplanan önleme noktasında bir infilak gerçekleşmemesi durumunda füze kendini imha edebiliyor. Normal bir önleme görevinde hedef başına iki Tamir ateşleniyor.

2019 Kasım ayında bir Tamir'in arayıcı başlık ve tapa kısmı büyük ölçüde tek parça olarak Gazze'ye düşmüş, parçanın görüntüleri savunma basınında yer almıştı.[10]

Gazze’nin Roketleri

Ortadoğu coğrafyasında sadece HAMAS ve Hizbullah değil, pek çok diğer örgüt tarafından çok çeşitli roketlerin kullanıldığı görülüyor. Bunlardan basında sıklıkla "Katyuşa" şeklinde bahsediliyor. Halbuki aslında bu bölgede son 15 - 20 yılda hızla gelişen bir "yeraltı savunma sanayii" bulunuyor ve bu sektörün kendine özgü dinamikleri, ürün geliştirme ve pazarlama yöntemleri bulunuyor. İnsansız hava araçları, roketler ile psikolojik ve siber harp alanlarında özellikle yoğunlaşmış bu sektörde, aktörler arası "know how" ve teknoloji transferleri de var.

Galat-ı meşhur zamanla galat-ı meşru olur" sözünü doğrularcasına, Katyuşa (Rusça Катю́ша) ismi, zaman içinde çok farklı roketleri tanımlayan bir isme dönüştü. 2. Dünya Savaşı'nda Kızılordu topçu birliklerinin kullanımı için üretilen karadan karaya roket sistemlerinin kodu "K" harfi idi. Bu harften dolayı, cephedeki askerler söz konusu roketlere, o dönem çok popüler olan bir şarkıdan hareketle, Katyuşa lakabı taktılar. Zamanla Katyuşa, Rus yapımı topçu roketleri için kullanılan genel bir lakap oldu. Gerçek Katyuşa aslında, 1941'den itibaren hizmete giren 82mm çapında M-8, 132mm çapında M-13 ve 300mm çapında M-30/31 roketlerini kullanan, sırasıyla BM-8, BM-13 ve BM-31 sistemlerinden oluşan bir aile. Katyuşa'nın tasarım prensiplerini baz alan çok sayıda farklı topçu roketi, savaştan sonra başta SSCB ve Çin olmak üzere, özellikle Doğu Bloku ülkeleri tarafından geliştirildi ve kullanıma sokuldu. Bunların en yaygın olanlarından biri de 122mm BM-21 "Grad"dır. Bu sistemin uzaktan akrabası da Türkiye'de ROKETSAN tarafından T-122 adı ile geliştirilmişti.[11]

Bu roketlerin Ortadoğu'daki çatışmalarda ve bu çatışmalarda yer alan devlet ve örgütler tarafından yaygın kullanılmalarının başlıca nedenleri şunlar:

i. Üretim, kullanım ve bakımlarının kolay ve ucuz olması,

ii. Çok geniş bir alanı çok kısa süre yoğun ve etkili bir şekilde ateş altına alabilmeleri ("satüre edebilmeleri"),

iii. Fırlatıcı tüplerin kamyon, paletli araç ve benzeri çok farklı araçlara takılabilmeleri, dolayısıyla yüksek manevra kabiliyeti (hızlı bir şekilde mevzilenebilme, tüm roketleri ateşleyebilme ve hızla mevzi terk edebilme).




İslami Cihad örgütünün kullandığı roketler. Kaynak: twitter: @fab_hinz

HAMAS'ın kullandığı roketler. Kaynak: twitter: @fab_hinz

Özellikle Hizbullah ve HAMAS örgütleri tarafından İsrail'e karşı Güney Lübnan ile Gazze Şeridi ve Batı Şeria'dan yoğun olarak kullanılan, Arap Baharı'ndan sonra patlak veren çatışmalarla iyice yaygınlaşan bir silah türü de bu roketlerin habis bir mirasçısı oldu. Merdiven altı olarak tabir edilebilecek atölyelerde üretilen çeşitli roketlerin kullanımı, kolaylıkları ve etkili bir savunma geliştirmenin zorluğu ile psikolojik etkileri nedeniyle arttı. Suriye İç Savaşı ve Irak'taki çatışmalar, bu tip silahlar için aynı zamanda laboratuvar ve test sahası oldu.

HAMAS, İslami Cihad ve Hizbullah gibi örgütler hem dışarıdan temin ettikleri hem de kendi kurdukları imalathanelerde ürettikleri çok sayıda farklı roket tasarımını kullanıyorlar. 2000'lerin ortalarında ivme kazanan bu tedarik ve üretim faaliyeti sürecinde her geçen yıl isabet hassasiyeti, menzili ve harp başlığı kapasitesi daha da gelişen roket tasarımları ortaya çıkıyor. Nitekim HAMAS en son, 1996'da İsrail'in suikastı ile öldürülen İzzeddin el Kassam Tugayları komutanlarından Yahya Abdullatif Ayyaş'a ithafen "Ayyaş 250" adını verdiği ve 250km menzile sahip olduğunu iddia ettiği bir roketi ateşledi. Ancak İsrail’e bugüne kadar ateşlenmiş roketlerin neredeyse tamamı, boyutlarına bağlı olarak bazıları kamyonet pikap gibi araçlara monte edilmiş fırlatıcılardan, bazıları da mahalle arasında ya da açık arazide kısa süre içinde kurulup sökülebilen ray ya da tüplerden ateşlenen tiplerde.

Bu roketlere karşı etkili bir savunma geliştirebilmek çok zor. Bunun en başta gelen sebepleri ise şunlar:

i. Ateşlenen roketin küçük boyutu,

ii. Roketin ateşlendiği konum ile düştüğü mesafe arasının kısa olması,

iii. Roketin yüksek sürati.

Bu üç etkenden dolayı, söz konusu roketler, bu amaçla geliştirilmiş bazı radar sistemlerinin menzili içine girip tespit edilebilseler bile, onları önlemek çok zor. Çünkü, roketin havada uçuşunun tespiti, rotasının ve yönünün tayini, füze ya da uçaksavar topu ile onu vurmak için gerekli hesaplamaların yapılması ve önleyici füzenin / uçaksavar mermisinin tevcihi için belli bir süre harcanması gerekir. Bu sürede de roket zaten hedefine varmış olacaktır. Bu nedenle hedef tespit radarının çok yüksek performanslı olması; önleme füzesine kumanda eden komuta kontrol sisteminin de çok kısa süre içinde hesaplama yapıp ateşleme kararı verebilmesi; fırlatılan füzenin de enerjisini önleme anına kadar koruyabilmesi gerekiyor.

Değerlendirmeler

Iron Dome sisteminin başarılı önleme performansı uzun süredir tartışılan bir konu. Üretici firmanın bu konudaki iddiası, %90’ın üzerinde başarılı vuruş yapıldığı şeklinde. İsrail ordusu, Mayıs ayındaki çatışmalarda 4,360 roket ateşlendiğini, bunlardan 680’inin Gazze içine düştüğünü, diğerlerinden de sivil yerleşim yerlerine tehdit teşkil edenlerinin %90’ının havada vurulduğunu ve yerleşim yerlerine 60 ila 70 civarında roketin düştüğünü açıkladı.[12] Kaydedilen ya da açık kaynaklara düşen sivil can ve mal kaybının düşüklüğü, bu verilerin doğruluk olasılığını yükseltiyor.

Gerçek performans verileri, yüzdeler ne olursa olsun, her iki tarafın da ama özellikle Filistinli çocukların can kaybının yüksekliği, büyük bir trajedi. Bu husus bir tarafa, askeri – teknolojik perspektiften bakıldığında, iki tarafın da çatışmayı belli bir dengede tutturduğunu; askeri, ekonomik ve teknolojik asimetrinin sürmesi yönünde çok garip bir tür mutabakatın olduğunu iddia etmek mümkün.

Öncelikle Gazze Şeridi ve Batı Şeria, İsrail’in her türlü istihbarat teknik ve sistemleriyle devamlı gözetim ve abluka altında tuttuğu bölgeler. Bu bölgelerdeki örgütler, kullandıkları roketleri üretmek için ihtiyaç duydukları hammadde (gövde parçaları, kimyasal maddeler) ve üretim araçlarına (torna – tesviye tezgahlarından kamyonetlere kadar) erişimleri; bunların organizasyonu, üretim atölyelerinin kurulması, işletilmesi ve en nihayetinde üretilmiş roketlerin depolanması süreçlerini başarılı ve kesintisiz şekilde devam ettirebiliyorlar. Gazze Şeridi gibi kabaca 40 kilometreye 10 kilometre genişlikte bir yerleşim bölgesinden yaklaşık 10 gün içinde 4,000’den fazla roketin ateşlenmiş olması, en az bir o kadar daha roketin depolarda ve hatta bir o kadarının da üretim tezgahında olduğu pek ala düşünülebilir.

Roketleri havada vurmak için 1.5 – 2 kat sayıda Tamir’in ateşlenmesinin maliyetini karşılamak, ABD’nin sınırsız gibi görünen askeri ve mali desteğine sahip İsrail için çok büyük bir sorun gibi görünmüyor. Benzer şekilde konumu tespit edilen roketlerin ateşlendikleri bataryaların vurulması için harcanan pahalı güdümlü füzelerin, bunları bombalayan jetlerin maliyetleri de İsrail için ciddi bir finansal yük değil: İsrail ABD’den her yıl çok yüksek miktarda, düşük fiyata jet yakıtı alıyor örneğin.[13] [14]

Tüm bu istihbarat imkân ve kabiliyetlerine; coğrafi avantaj ve askeri üstünlüğüne karşın İsrail’in bu roket üretim altyapısına ciddi bir darbe vuramamış olması iki şekilde açıklanabilir: Birincisi, ortada İsrail namına ciddi bir istihbarat başarısızlığı (ve aynı şekilde HAMAS v.d.’nin başarısı) vardır. İkincisi de çeşitli iç ve dış etkenler ile askeri – siyasi değerlendirmeler ışığında bu yapıya müdahale tercih edilmiyor veya edilemiyordur.

Kişisel kanaatim, gerçeğin, her iki açıklamanın bir bileşimi olduğu şeklinde.

Ancak Iron Dome’un bu denklemdeki yeri, İsrail’e bu asimetriyi sürdürme imkanı sağlıyor gibi görünüyor. Kendisine fırlatılan roketlerin can ve mal kaybına yol açma potansiyeli ile psikolojik etkilerini kayda değer şekilde düşürerek, bunu bir kısır döngüye dönüştürmeyi mümkün kılıyor.[15] Ateşlenen her bir roket, onu vuran Tamir ve karşı saldırı olarak ateşlenen Spike NLOS füzeleri, SPICE güdümlü bombaları ile aslında İsrail yönetimi, sorunu zamana, daha doğrusu sonsuzluğa yakınsatıyor.

Sonuç olarak Iron Dome, post-modern bir yıpratma savaşının (war of attrition) öznesi olmuş durumda.



[1] Arda Mevlütoğlu, "Gazze’deki füze düellosunun anlattıkları", Yetkin Report, 22.05.2021, https://yetkinreport.com/2021/05/22/gazzedeki-fuze-duellosunun-anlattiklari/

[2] Arda Mevlütoğlu, "Hava Savunma Füzelerinin Düellosu", Siyah Gri Beyaz, 23.03.2017, https://www.siyahgribeyaz.com/2017/03/hava-savunma-fuzelerinin-duellosu.html

[4] Karl Vick, "The Secret of the Wonder Weapon That Israel Will Show Off to Obama", Time, 19.03.2013, https://world.time.com/2013/03/19/the-secret-of-the-wonder-weapon-that-israel-will-show-off-to-obama/

[5] Tal Inbar, "Israel’s Security Award Goes to the "Iron Dome"", Israel Defense, 25.06.2012, https://www.israeldefense.co.il/en/content/israel%E2%80%99s-security-award-goes-iron-dome

[7] "Our Story", mPrest, https://mprest.com/about/

[9] "Iron Dome's  - Tamir Missile", Full Afterburner, 14.07.2017, http://fullafterburner.weebly.com/terrain-battle-machines/iron-domes-tamir-missile

[10] Tyler Rogoway, "Intact Seeker Section From An Iron Dome Tamir Interceptor Fell Into Gaza", The Drive, 14.11.2019, https://www.thedrive.com/the-war-zone/31018/intact-laser-fuse-section-of-an-iron-dome-tamir-interceptor-fell-into-gaza

[11] Arda Mevlütoğlu, "Katyuşa'lar, HIMARS'lar ve Ötesi", Siyah Gri Beyaz, 29.04.2016, https://www.siyahgribeyaz.com/2016/04/katyusalar-himarslar-ve-otesi.html

[12] "Middle EastIsrael’s Gaza challenge: stopping metal tubes turning into rockets", Reuters, 23.05.2021, https://www.reuters.com/world/middle-east/israels-gaza-challenge-stopping-metal-tubes-turning-into-rockets-2021-05-23/

[13] "U.S. Exports to Israel of Kerosene-Type Jet Fuel (Thousand Barrels)", U.S. Energy Information Administration, https://www.eia.gov/dnav/pet/hist/LeafHandler.ashx?n=PET&s=MKJEX_NUS-NIS_1&f=M

[14] "Israel May Buy Jet Fuel, Diesel from United States for $990M", Defense World, 07.07.2020, https://www.defenseworld.net/news/27364/Israel_May_Buy_Jet_Fuel__Diesel_from_United_States_for__990M#.YLOgOaFRX4Z

[15] Bu konuyu ele alan bir makale için: Sebastien Roblin, "Mow the Lawn: Israel’s Strategy For Perpetual War With the Palestinians", National Interest, 22.05.2021, https://nationalinterest.org/blog/buzz/mow-lawn-israel%E2%80%99s-strategy-perpetual-war-palestinians-185775


Hiç yorum yok: