10 Ekim 2012 Çarşamba

5. Deniz Sistemleri Semineri

ODTÜ Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen ve 8 Ekim günü başlayan 5. Deniz Sistemleri Semineri, dün gerçekleştirilen oturumlarla kapandı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğe katılım geçen seneki seminerden daha fazla olmasına rağmen, gündemin ve projelerin içeriğinden olacak, daha az "gösterişliydi".

Son sözü en başta söylemekte fayda var: Bu seminerin ana fikri “amatörler taktikleri, profesyoneller lojistiği tartışır” idi.

Seminerin açılışında konuşan Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Serdar Demirel, müsteşarlığın önümüzdeki dönemdeki öncelikleri ve yol haritasına ilişkin genel bir resim çizdi. Demirel, 2006 yılında başlayan yerli askeri gemi inşa sanayii projelerinde artık gelinen noktada esas önceliklerin ihracat ve uluslararası işbirlikleri olduğunu söyledi. Demirel’in hatırlattığı önemli bir husus, artık projelerin yavaşlamakta olduğu, çok fazla sayıda yeni gemi inşa projesinin olmadığı idi. Bu yeni dönemde, sektörün büyümesini sürdürülebilir kılması için lojistik ve ihracat istikametlerine yönelmesi, uluslararası piyasalarda yarı ömür modernizasyon projelerinden pay kapmaya çalışmasının önemine değindi.

Sektörün geleceğinin üçlü bir sacayağının teşkil edilmesine bağlı olduğunu belirten Demirel, bu etkenlerin dünya pazarlarına en yeni ürünlerin sunulması, ucuzluk ve rekabetçilik ile güçlü bir yan sanayi ile desteklenmiş kalite olduğunu söyledi.

Serdar Demirel’in çizdiği istikamette MilGem proje modelini örnek olarak vermesi oldukça dikkat çekici idi. Nitekim Deniz Kuvvetleri’nde oturmuş çok güçlü bir tasarım altyapısının şekillendiğini, bu kabiliyetin ve MilGem projesinde oturan bu tecrübenin diğer projelere de uyarlanabileceğini söyledi.

Serdar Demirel’in gündeme getirdiği ve kanımca bu seminerin en önemli haberi, askeri gemi inşa sanayiine yönelik olarak SSM’nin üzerinde çalıştığı konsolidasyon, yani birleşme projesi.

“Dünyada bizdeki gibi çok fazla sayıda askeri tersanesi olan ülke yok” diyen Demirel, sektördeki tersanelerin bir araya geleceği bir çatı organizasyonun kurulmasının gerekliliğine işaret etti. Anlaşılan önümüzdeki dönemin yeni gündemi bu olacak.

Demirel’den sonra konuşan Deniz Sistemleri Daire Başkanı Mustafa Şeker, dairesinin gündemini, projelerini ve önümüzdeki döneme dair planlarını paylaştı.

2012 – 2016 Stratejik Planı’ndan bahseden Şeker, bu planın dört ana boyutunu şu şekilde özetledi:

1. Sürdürülebilir Sanayi: Yan sanayinin desteklenmesi ve güçlendirilmesi ile derinlik kazanılması ana hedef. Bu kapsamda Sanayi Katılımı ve Offset (SK/O) üzerinde hassasiyetle durulmakta. İhracat hedefi USD2 milyar; sektör toplam ciro hedefi USD8 milyar.

2. Teknolojik Yetkinlik:
Tasarım projelerine ağırlık verilecek bir süreç söz konusu. Bu kapsamda ArGe ve test merkezlerinin artırılması ile ArGe çalışmalarının bir sistematik ve strateji kapsamında yönetilmesine önem verilecek.

3. Program Yönetimi: İhtiyaç yönetimi ile stratejik kaynak yönetimi hususlarına önem verilecek. Savunma Sanayii Destek Fonu (SSDF) ile ilgili yeniden yapılandırma bu kapsamda gündemde ilk sıralarda.

4. Değer Yaratan – Değer Gören Çalışanlar: SSM’nin kurumsal yetkinliğinin ve veriminin artırılmasının hedeflenmekte.

Şeker, artık gündemlerindeki yeni konunun lojistik olduğunu, bu konunun ise dört ana prensip çerçevesinde ele alınmakta olduğunu söyledi. Bu prensipleri şu şekilde sıraladı:

1. Performans bazlı yaklaşım
2. Lojistik süreçlere ana yüklenicilerin katılımı: Ana yüklenicinin, teslimattan sonra işletme / idame sürecinde de son kullanıcı ile birlikte mesaisi
3. Modernizasyon ve idamenin birlikteliği: Sistem bakım / onarımının aynı zamanda modernizasyon ve güncelleme işi haline dönüşmekte olması
4. Ömür devri ürün yönetimi

Şeker, dairesinin dört ana grupta (amfibi, destek, karakol ve harp gemileri) toplam USD8 milyar tutarında sözleşme yürüttüğü bilgisini verdi. Bu projelerin en önemlilerindeki durumlar ise şu şekilde:

Sözleşmesi imzalanmış projeler: Denizde İkmal Muharebe Destek Gemisi tasarım paketi, Denizaltı Kurtarma Ana Gemisi (MOSHIP) ve Kurtarma ve Yedekleme Gemisi (RATHSIP), MTA Sismik Araştırma Gemisi, SAR-33 sistem / cihaz modifikasyonu projesi

Devam eden projelerdeki teslimat durumları ise şöyle:

MilGem: Birinci gemi hizmete girdi
YTKB: 7 adet teslim edildi
Ani Müdahale Botu: 20+ adet teslim edildi
SAR-35: 4 adet teslim edildi
25t Sahil Güvenlik Botu: 3 adet teslim edildi
LCT: 8 adet teslim edildi
Yakın zamanda teslim edilecekler: Sahil Güvenlik Arama Kurtarma Gemisi (“İnşallah bu sene sonunda teslim edilecek”)

Şeker’in sunumunda, çok önemli bilgilerle dolu bir yansıda aktardığı üzere, dairenin kısa ve uzun vadedeki hayata geçirilecek projeleri şunlar:

Kısa vadede hayata geçirilmesi planlanan projeler

MilGem S
Denizde İkmal Muharebe Destek Gemisi
Hava Yastıklı Çıkarma Aracı (LCAC)
Milli Denizaltı Kavramsal Tasarım çalışmaları
LPD (Kasım ayındaki Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısında karar bekleniyor)

Uzun vadede gündeme gelecek projeler

TF-2000
Türk tipi hücumbot
600t sınıfı Sahil Güvenlik botu
Mayın tarama gemisi
Yelkenli okul gemisi

Şeker ayrıca gündemlerindeki bazı projelerin tahmini bedelleri de verdi

Ani Müdahale ve Dalış Eğitim Botu: USD7,443,000
MilGem S: USD1,500,000,000
TF2000: USD1,600,000,000
LPD: USD1,700,000,000
Türk Tipi Hücumbot: USD600,000,000
LCAC: USD100,000,000
Yelkenli Okul Gemisi: USD30,000,000
Denizde İkmâl Muharebe Destek Gemisi: USD200,000,000
Mayın Tarama Gemisi: USD300,000,000
Liman Kıyı Römorkörü: USD50,000,000
İstihbarat Gemisi: USD120,000,000
SAR33 Modernizasyonu: USD40,000,000
600t Sahil Güvenlik Botu: USD600,000,000
TOPLAM: USD6,847,443,000

Daire Başkanı’nın verdiği bilgilere göre, 10 yıl içinde gerçekleşecek bu 13 projenin yaklaşık toplam USD7 milyar bedelin yıllık USD700 payı, yaklaşık olarak USD500 milyon sistem / malzeme tedariği, USD200 milyon kadarı ise tersane payı olacak. Her biri, tabiri caizse “dükkanı döndürmek için”, yıllık yaklaşık USD40 milyon ciro ihtiyacı olan 5 ana yüklenici adayının bu USD200 milyonluk pastadan pay kapmaya çalıştığı düşünülecek olursa, manzara açık seçik önümüze çıkmış oluyor:

Türkiye’de askeri gemi inşa sanayiinin durumu sürdürülebilir değildir.

“Yerli tersanelerimiz dünyadaki rakiplerinin çok gerisinde” diye konuşan Şeker, teklif verirken oluşan mühendislik ekiplerinin inşa aşamasında ortadan kaybolduğunu, birikim ve tecrübenin korunması konusunda sıkıntı olduğunu ve TSK + sektör + SSM üçlüsü ile bir tasarım çatısının oluşturulmasının gündemde olduğunu söyledi.

Peki tersaneler ne yapmalı? Yanıtlarını şöyle sıraladı:

1. Yüksek nitelikli iş gücü girdisine sahip olunmalı
2. ArGe ve teknoloji yatırımları yeterli seviyeye getirilmeli
3. Tasarım ve mühendislik kabiliyetleri ön plana çıkarılarak “farklılaşma” sağlanmalı

Mustafa Şeker’in, Türkiye’de faaliyet gösteren askeri tersaneler ile dünyadaki belli başlı tersanelerin toplam alan, çalışan sayısı, ArGe personeli, ciro ve sermaye verilerini karşılaştırdığı tabloyu, moral bozmamak için paylaşmıyorum. Durumun hiç de parlak olmadığını söylemek yeterlidir sanırım.

“DIMDEX fuarında toplam 10 tersane vardı, 5’i Türkiye’den, 5’i tüm dünyadandı” diyen Şeker, kompozit gövdeli teknelerde iki ana üretici, diğer tüm gruplarda (amfibik, destek ve harp) faaliyet gösterecek tek bir çatı şirketine sahip olmayı hedeflediklerini söyledi.

Şeker’in, tabiri caizse “fragmanını verdiği” filmin ilk gösterimi, Nisan 2013’te düzenlenecek olan Askeri Gemi İnşa Sanayiinde Öğrenilen Dersler Çalıştayı’nda yapılacak ve o güne kadar yapılanlar, yapılamayanlar, yapılacak olanlar masaya yatırılacak.


Gözlem ve Değerlendirmeler

Mustafa Şeker'in yaptığı "reality check" aslında seminerin genelinde de gözlemlenmesi mümkün olan bir duruma işaret etmekte: Çok fazla yeni gemi projesi yok, uzun süre de olmayacak ve artık esas odak, mevcut projelerin idamesi, yurtdışı projeler ve uluslararası işbirliklerine yönelmiş durumda.

RMK Marine, Dearsan, ADİK, Yonca Onuk gibi şirketlerin seminerde, stand da dahil olmak üzere herhangi ciddi bir varlıklarının olmaması da bu durumun bir yansıması olarak görülebilir. Karar aşamasına gelinmiş LPD projesi hariç bu tersaneler kovaladıkları ciddi gemi inşa projelerini zaten almış durumdalar. İş geliştirme ya da tanıtım için bu gibi bir etkinliğe zaman ya da kaynak ayırmak istememiş olabilirler. Buna karşılık alt sistem ve teknoloji üreticilerinin yoğun katılımı söz konusu, aynı geçen seneki seminer gibi.

SSM'nin gündeminde olan konsolidasyon projesi muhtemelen taş ve dikenlerle dolu bir yoldan gidilmesini gerektirecek. Bu kapsamda bir kültürel dönüşüme ihtiyaç duyulduğu aşikar, zira Türkiye'deki neredeyse tüm sektörlerde ortak sorun, rekabetin birbirine sürtünen tebeşirler misali geliştirici değil, eritici rol oynaması. SSM'nin, başları boş bırakıldıklarında kanlı bıçaklı olabilecek şirketlere karşı aynı anda hem müşfik bir baba hem de gaddar bir Gestapo olabilmesi lazım.

Öte yandan askeri gemi inşa sektörü bir yol ayrımına girmiş görünüyor: Ya bu şekilde devam edip dünya çapında katma değeri yüksek olmayan küçük bot, çıkarma aracı vb "kılık kırtık" projeleri toplayan, ikinci kademe bir oyuncu olunacak, ya da maliyet - performans açısından rekabetçi, ileri teknolojiye sahip ve yaratıcı bir oyuncu olarak uluslararası işbirlikleri ile dev projelerden, büyük pastalardan pay kapacak. Türkiye'nin ihracat için gözüne kestirdiği Ortadoğu, Uzakdoğu ve Afrika pazarları, kendi geleneksel pazarlarında doyuma zaten ulaşmış Fransa, Hollanda, Almanya gibi güçlü ülkelerin hedefinde. Dolayısıyla, daha büyük projelerden pay almak için sektörün yurt içinde güçbirliği ile kendini geliştirmesi ve yurtdışında da işbirlikleri kurması gerekiyor.

6 - 7 yılda gelinen güzel noktanın bir zafer sarhoşluğuna neden olmaması gerekiyor. Aksi takdirde modern Türk askeri gemi inşa sanayiinin tarihini yazacak araştırmacıların işi çok kolay olacaktır.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Yazınız için teşekkürler Arda bey

Yalnız bir şeyi tam anlayamadım kısa vadeli planlarda MİLGEM S denilmiş bu çok amaçlı fırkateyn muadili olacak bir sistemmidir, yoksa tf-100
ün proje ismimidir, veya ada sınıfı üzerinden yola çıkılmış başka bir korvetmi?

Hopidik falcon

Arda Mevlutoglu dedi ki...

Merhaba,

"MilGem S" MilGem projesinin 6 adetlik seri üretim safhasına verilen isim. İlk iki gemi, Heybeliada ve Büyükada Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın İstanbul Tersanesi'nde inşa edildiler. 6 adet seri üretime ilaveten 4 adet de opsiyon mevcut. Bu 4 adetlik opsiyon paketinin daha büyük bir versiyon olarak üretilebileceği konuşulsa da henüz kesinleşmiş ya da en azından kamuoyuna açıklanmış bir plan bulunmuyor.

Adsız dedi ki...

Detaylı bilgilendirme için teşekkürler Arda bey

Şu konuyu merak ettim. Hem sözleşme altına alınan projelerde, hem de kısa ve uzun vadeli planlanan projelerde 2 adet LST projesi gözükmüyor. Adik'in ihaleyi aldığını hatırlıyorum. Sizin bilgilendirmenizde bulunmamasının sebebi bu projenin iptal edilmiş olması mı ?

Tayfun dedi ki...

Merhaba;

17 sene önce aksiyon dergisi knox gemilerden bahsetmiş. Bunlar hala duruyor mu son zamanlarda benzer alımlarımız var mı?

http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-277-26-devletin-mali-deniz.html