29 Temmuz 2006 Cumartesi

TSK ve Ulusal Strateji: Amaç - Araç Uyumu Üzerine Bir Deneme

Clausewitz stratejiyi, "savaş hedefini elde etmek için, muharebeleri bir araç olarak kullanma sanatı" olarak tarif eder. Başka bir deyişle strateji, savaş planını oluşturur, savaşın da dahil olduğu çeşitli harekatların öngörülen akışını tasarlar ve bu seferlerin her birinde yapılacak muharebeleri düzenler.

Ölçeği ne olursa olsun, stratejinin başarılı olabilmesi, amaçlar ile araçların uyumlu olmasına bağlıdır. Yüksek stratejide bu araçlar askeri, ekonomik, sosyal, siyasal olabilir. Askeri stratejide ise değişik askeri araçlar. Ancak hiç bir zaman tek bir vasıtaya dayalı bir strateji kurulamaz. Değişik vasıtaların üzerine inşa edlmiş stratejide ise her bir elemanın eşit derecede önemi vardır.

Şahsi değerlendirmelerim ışığında örnekleyecek olursam:

Yunan anakarası - Girit - Kıbrıs hattı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz, dolayısıyla Avrupa ile ulaşımı açısından hayati önemi haizdir. Bu hattın diğer bir önemi, Yunanistan'ın Kıbrıs ile bağlantısını kontrol etmesinden ileri gelir. Dolayısıyla bu hattın kontrolü ve üzerinde kurulacak baskı Türkiye'yi rahatlatacağı gibi, Kıbrıs - Yunanistan bağlantısını keseceği için, hasma zarar verecektir. Denizaltılar ve su üstü darbe yetenekli savaş uçakları bu açıdan stratejik önemi haiz unsurların başında gelmektedir. İlaveten stand-off hassa güdümlü mühimmat ile donatılmış darbe uçakları ile havada yakıt ikmal kabiliyeti, bu strateji içinde önemli bir yere sahiptir. Bu elemanların hiç birinin önemi diğerinden daha az değildir.

Almanlar 1940'da Fransa'yı işgal ederken Ardenler'in yoğun ormanlık arazisini kullandılar. Bu bölge müttefikler tarafından "geçilemez" varsayıldığı için savunulması göz ardı edilmişti. Ancak barış zamanı Almanlar bölgedeki ağaç yoğunluğu, ağaç tipi ve aralarındaki mesafe hakkında etaylı istihbarat topladığı için bölgenin zırhlı taarruza elverecek nitelikte olduğunu keşfettiler. Sonuç Belçika, İngiltere ve Fransa için felaket oldu. Alman ordusunun istihkamcılarının (günümüz ÖK unsurları gibi düşünelim) bu açıdan stratejik bir silah olarak rol oynadığını düşünebiliriz. Ancak PzKpfW-I/II tipi hafif tanklar olmasaydı bu strateji işe yaramayacaktı. Zira yoğun ormanlık araziden daha büyük ve ağır tankların geçişi bunlara oranla daha zor olacaktı, dolayısıyla saldırının momentumu düşecek, düşmana ilk şoku atlatıp toparlanma için fırsat verilmiş olacaktı. İstihkamcılar ile hafif tankların önemini ölçebilir miyiz bu durumda?

Öte yandan ilginç bir örnek olarak Azerbaycan'ın Azadlık Meydanı'nda 1 milyon kişiye yapılan Türk Yıldızları gösterisini sayabiliriz.

İran ile Azerbaycan'ın, Hazar Denizi'ndeki hak iddiaları nedeniyle artan gerilime sahne olan günlerde gerçekleşen gösteri, dış politikamız açısından çok önemli bir mesajdı. Bu gövde gösterisinden sonra İran geri adım attı, gerilim bıçak gibi kesildi. Türkiye'nin Kafkaslar-Orta Asya politikası açısından bir anda stratejik öneme sahip oluverdi emektar F-5'lerimiz.

Benzer şekilde Nisan ortalarında gazete ve televizyonlara çarşaf çarşaf görüntüleri yansıyan M-44, M-55, M-60'lar da dış politika açısından önemli araçlar olarak hizmet gördüler.

Hiç bir silah sisteminin diğerinden daha az stratejik önemi yoktur. Caydırıcılık öyle bir şeydir ki, bir ülkenin satın aldığı savaş uçağının yarattığı tehdidi bertaraf etmek için ille de uçaksavar füzesi değil, ama lafın gelişi tanksavar füze almanız bile yeterli olabilir ("dolaylı mütekabiliyet"). Kamuoyunda sıkça gündemde olan Yunanistan'ın S-300 füzelerine karşı Türkiye'nin Popeye-I füzeleri aldığı yorumu bu açıdan "kısmen" doğrudur. Zira güç dengesi, salt zehir-panzehir formülasyonu ile sağlanmaz.

Şunu da eklemek isterim ki:

Kendi topraklarından binlerce km ötede, başka hiç bir ülkeden destek görmeden tamamen kendi imkanları ile komple harekat icra edebilecek ülkelerin stratejik silahlarından bahsedilebilir. Bu konuda en güzel örnek, İngiltere'nin Falkland Adaları'nı geri almak için icra ettiği "Operation Corporate" harekatıdır, konunun ilgililerine şiddetle tavsiye ederim. Eğer Türk devletinin âli menfaatlerinin sınırları Balkanlar'dan Doğu Türkistan'a kadar uzanmaktaysa, Türk Ordusu'nun da stratejik silahları bu saha üzerinde her hangi bir yerde bağımsız harekat icra edebilecek olanlardır sadece. Ve bunlar arasında önem sıralaması yoktur.

Hiç yorum yok: