Küresel Savunma ve Güvenlik Bülteni

28/05/2022

Top Gun: Maverick İzlenimleri

Ben dahil pek çok havacılık tutkununun gönlüne bu ateşi yerleştiren 1986 yapımı Top Gun filminin devamı olan Top Gun: Maverick, 27 Mayıs günü gösterime girdi. Filmin aslında 2019'da gösterime girmesi planlanmıştı, ancak başta COVID-19 pandemisi olmak üzere bir dizi sorundan dolayı gecikti.

Top Gun: Maverick, ilk tanıtım videolarının internete düşmesinden bu yana havacılık camiası tarafından sabırsızlıkla bekleniyordu. İlk filmin Tom Cruise ve Val Kilmer ile birlikte başrolünde F-14 Tomcat savaş uçağı vardı. Bu uçak ve filmin atmosferi, 1980'li yıllara damgasını vurmuş; Soğuk Savaş'ın en hararetli olduğu yıllarda ABD'nin askeri - endüstriyel kompleksinin kültür - sanat endüstrisi ile birlikte en başarılı kampanyalarından biri olmuştu. Bu nedenle devam filminin teması, alt metin ve mesajları da merak konusuydu.

Filmi görmeden önce beklentilerim yüksek değildi; özellikle 1986'da yüzbaşı rütbesindeki Pete "Maverick" Mitchell'ın 30 yıl sonra nasıl hala görevde olabildiği ve hala albay rütbesinde kaldığını nasıl açıklandığını merak ediyordum. Öte yandan F-14 gibi bir efsanenin yerini F/A-18E/F Super Hornet gibi bir sümsüğün almış olmasından dolayı da rahatsızdım. Yine de, senaryo ve içerik ne olursa olsun Top Gun'ı izlememek olmazdı. Nitekim ben de, eşimle birlikte izledim.



 


Filmin künyesi

Yapımcılığını Jerry Bruckheimer, Tom Cruise, Christopher McQuarrie ve David Ellison; yönetmenliğini ise Joseph Kosinski'nin yaptığı Top Gun: Maverick, USD170 milyonluk bir bütçeyle çekilmiş. Çekimleri 2019'da tamamlanan filmin müziklerinde Hans Zimmer'in de imzası var. Top Gun: Maverick, ilk filmin yönetmeni Tony Scott'ın anısına ithaf edilmiş. 2012 yılında intihar eden Scott o dönemde Tom Cruise ile Top Gun'ın devam filmi üzerinde çalışıyordu. Yönetmenin ölümü üzerine proje iptal edilmişti. Proje 2017 yılında Kosinski ile yeniden başlamıştı.


UYARI: Yazının buradan sonraki kısmında, filmin içeriği ile ilgili bilgiler yer almakta ("Spoiler").


Filmdeki uçaklar

Top Gun filminin başrollerinden birinde, Grumman firması üretimi F-14 Tomcat vardı. ABD Deniz Kuvvetlerinin ihtiyacı için uçak gemisi konuşlu bir av - önleme uçağı olarak geliştirilen F-14 Tomcat'in ana görevi, uçak gemisi görev gruplarının hava savunmasını sağlamak, Sovyet bombardıman uçakları ve bunlardan ateşlenecek seyir füzelerini, AIM-54 Phoenix uzun menzilli havadan havaya füzelerle düşürmek idi. İlk uçuşunu 1970 yılında gerçekleştiren Tomcat 1974 yılında hizmete girdi. 2006 yılında da emekliye ayrıldı.

F-14 Tomcat'in ABD dışındaki tek müşterisi İran oldu. Şah Rıza Pehlevi döneminde İran, 1974 yılında 80 adet F-14 ve çok sayıda Phoenix füzesi siparişi verdi. 1978 yılında tamamlanan teslimatlardan sonra ilave 70 F-14 ve teslim alınmış uçakların motorlarının değiştirilmesi için görüşmeler devam ederken 1979 yılında İslam Devrimi gerçekleşti. Uçuştan çekilen F-14'ler için müşteriler aranırken bir dönem Türkiye de bu uçaklarla ilgilendi ancak satış gerçekleşmedi (Bu konuyu "Türkiye'nin Gerçekleşmeyen F-14 Tomcat Alımının Hikayesi" başlıklı makalemde ele almıştım)

İran, 1980 - 1988 savaşında Irak'a karşı etkili bir biçimde kullandığı F-14'leri uçar durumda tutmak için olağanüstü çaba sarfetmekte. Yedek parça temini için karaborsa ve dolaylı yöntemlerin yoğun kullanımından dolayı ABD, emekliye ayırdığı Tomcat'leri imha etti. Çok az bir kısmı müzelerde sergileniyor.

ABD Deniz Kuvvetlerinin Willow Grove hava üssü içinde sergilenen bir F-14A Tomcat.
Philadelphia yakınlarındaki üssün hemen yanındaki Wings of Freedom havacılık müzesini ziyaretim sırasında fark etmiştim.
Müze sınırları dışındaydı hemen yanı başındaki devriye aracından dolayı fotoğrafını çekerken tedirgin olmuştum.




ABD Deniz Kuvvetleri F-14 Tomcat'in yerini almak için 1991 yılında, F/A-18C/D Hornet'in yeni nesil türevi olan F/A-18E/F Super Hornet'i seçti. Yeni bir uçaktan ziyade mevcut bir uçağın yeni teknolojilerle donatılmış modelinin seçilmesinde, Soğuk Savaş'ın sona ermiş olması ve yeni uçak geliştirme maliyetlerine olanak sağlayacak bir bütçenin olmaması etkili olmuştu. Nitekim aynı dönemde A-6 Intruder'ın yerini almak için geliştirilmiş A-12 Avenger II projesi de iptal edilmişti.

İlk uçuşunu 1995 yılında yapan Super Hornet 1999 yılında hizmete girdi. Halen ABD Deniz Kuvvetlerine ilaveten Avustralya tarafından da kullanılıyor. 2015 yılında da Kuveyt tarafından siparişi verildi. Almanya 2020 yılında nükleer caydırıcılık ve elektronik taarruz görevleri için Super Hornet'i seçmişti ancak Rusya - Ukrayna Savaşı'nın başlamasından kısa süre sonra bu planın rafa kaldırıldığı, F-35'in alınacağı açıklandı.

Filmde adı açıklanmayan ancak İran olduğu ima edilen düşman ülkenin, "5'inci nesil savaş uçağı" olarak nitelendirilen jeti ise, Su-57. Rus Suhoy firması tarafından geliştirilen ve 2002 yılında seçilen Su-57, ilk uçuşunu 2013'te yaptı. Rus Savunma Bakanlığı 2018 yılında 76 uçak için sipariş verdi. Projede özellikle yeni geliştirilen İzdelye 30 motorundan kaynaklanan önemli gecikmeler bunuyor. (Ayrıntılar için bkz: "Devam Eden Savaş Uçağı Geliştirme Projeleri ve Bazı Değerlendirmeler - 1")


Filmin içeriği

Film, 1986'daki Top Gun'ın efsanevi açılış sahnesinin neredeyse birebir aynısı bir sahne ile başlıyor. Tek fark bu sefer F-14'lerin yerini F/A-18E/F Super Hornet'lerin almış olması. F-35'in uçak gemisi modeli olan F-35C de kısa bir süre, muhtemelen ayıp olmasın diye, bu sahnede gösterilmiş.

Filmin başında Pete Mitchell'ı, Mojave Çölü'ndeki bir test merkezinde uçuşa hazırlanırken görüyoruz. Test pilotluğunu yaptığı uçak, Lockheed Martin firması tarafından geliştirilmiş, sesten 10 kat hızlı uçabilen bir stratejik keşif uçağı. Filmde adı açıkça geçmese de bu uçağın, varlığı uzun süredir iddia edilen ve yaklaşık görünümüne dair tahminler yürütülen SR-72 olduğunu söylemek mümkün. Bu arada Maverick'in bu uçakla uçtuğu sahnede gaz kolu üzerindeki Lockheed Martin logosu, itinayla ekranda gösteriliyor.

Mitchell, uçuşa hazırlandığı sırada projenin sona erdirildiğini öğreniyor. Subay rolü oynamak üzere yaratılmışa benzeyen Ed Harris'in canlandırdığı Amiral Cain, SR-72 yerine insansız hava aracı projelerini savunuyor ve bütçenin bunlara ayrılmasını sağlamış. Projeyi kapatmak için de üsse geliyor. Tam o sırada Mitchell, SR-72 ile izinsiz bir uçuş gerçekleştiriyor, bu uçuşta sürat rekoru kırıyor ancak uçağı da kırıyor. Üsse dönüşünden sonra da, Cain tarafından gizli bir görev için seçilen bir ekibi hazırlamak için North Island'daki üsse gönderiliyor.

Eğiteceği seçkin pilotlar arasında, ilk filmde hayatını kaybeden arkadaşı ve F-14'teki radar önleme subayı Nick "Goose" Bradshaw'ın oğlu Bradley 'Rooster' Bradshaw da bulunuyor. Rooster, Maverick'e karşı oldukça kinli ve öfke dolu: Çünkü Maverick Rooster'ın deniz harp okuluna girişini engellemiş ve kariyerinde gecikmeye sebep olmuş. Filmin sonraki kısmında bunun, Maverick'in Rooster'ın annesine verdiği sözden dolayı olduğunu ama bunu Rooster'dan sakladığını öğreniyoruz.

Sinemanın büyüsü: F/A-18E gibi bir şeyi bile sempatik gösterebiliyor.



Ekibin seçildiği görev, adı verilmeyen bir ülkenin, son derece sarp bir arazide dağlar arasındaki uranyum zenginleştirme tesisini, faal hale girmeden önce vurmak. Maverick'in, üs komutanları ile ayaküstü yaptığı durum değerlendirmesine göre, arazi yapısından dolayı GPS sinyalleri çalışmayacağı için F-35'lerin işe yaramayacağını, ancak lazer güdümlü F-18'lerin kullanılabileceğini, düşman hava savunması ve av uçaklarının tehdidi nedeniyle de çok zorlayıcı bir uçuş profilinin hazırlanması gerektiğini öğreniyoruz. Hedef ülkenin adı verilmiyor ancak çok sarp arazideki yeraltı nükleer tesisi, yakınlardaki bir hava üssünde bulunan F-14'ler gibi bilgilerde İran iması var. Ancak şöyle bir durum da var: Bu İran taklidi ülkenin adı hiçbir zaman açıkça anılmasa da (filmde hep "5'inci nesil savaş uçağı" deniyor) Su-57'leri var. Uçakların milliyet işaretleri de İran'ınkilerden çok farklı bu arada.

Maverick, üs yakınlarındaki bir barda eski sevgilisi, daha doğrusu eski sevgililerinden birini, Penny Benjamin'i görüyor. Penny'nin Amelia adında ergenlik çağında bir kızı var. Kızın ismi muhtemelen ABD'nin havacılık öncülerinden Amelia Earhart'a bir saygı duruşu olarak seçilmiş. Amelia, filmdeki ilk sahnesinde Maverick'in sorusuna yanıtında annesinin boşanmış olduğunu ima ediyor; buradan da Maverick ve Penny aşkına icazeti almış oluyoruz.

Maverick, yetiştireceği pilotlara ilk derste etkileyici bir gösteri yaparak F-18'in uçuş talimnamesini çöpe atıyor, "yüreklerinizle uçun" anafikirli kısa bir konuşma yapıyor. Filmin bu kısmında, ilk Top Gun'daki bir sahne aklıma geldi. Top Gun'a gelen kursiyer pilotlara konuşma yapan Binbaşı Mike "Viper" Metcalfe, Kore ve Vietnam hava savaşlarındaki zafer ve kayıp oranlarından hareketle ABD'nin hava gücüne dair bir özeleştiri yapmış; taktiklerin, pilot becerilerinin ve deneyimin önemini vurgulamıştı. Maverick'in konuşması kısmen benzer içerikli: Ekibin bir "takım" olmasını istiyor. Zaten bu takım oluşturma sürecinin bir parçası olarak, ilk filmdeki meşhur voleybol sahnesinin devamı şeklinde plajda Amerika futbolu oynuyorlar.

Zorlu bir eğitim sürecinden sonra, iki uçaklık ikişer kol, Maverick komutanlığında görev için havalanıyor. Uçakların uçak gemisinden havalanmasıyla eşzamanlı olarak Ticonderoga sınıfı USS Leyte Gulf kruvazöründen nükleer tesisin yakınındaki hava üssüne yönelik Tomahawk seyir füzeleri ateşleniyor. Her bir kolda bir F/A-18E bir de F/A-18F bulunuyor. "F"ler, üzerlerinde taşıdıkları AN/ASQ-228 ATFLIR hedefleme podlarıyla tesisin havalandırma girişini işaretleyip bombalarıyla burayı tahrip edecek; arkalarından gelen "E"ler ise bomba isabetiyle açılacak delikten bombalarını bırakarak yeraltındaki tesisi tahrip edecekler.

Alçak irtifada, derin bir vadinin zikzakları boyunca yüksek hızda uçan F/A-18'ler, podlardan birinin arıza yapmasına rağmen tesisi tahrip etmeyi başarıyor. O sırada hem vadi boyunca sıralanmış SA-3 hava savunma füzelerinin hem de yakınlarda olup bombardıman üzerine bölgeye geçen iki Su-57'nin tarrruzuna uğruyorlar. Bu sırada Maverick'in uçağı bir SA-3 ile vuruluyor. Su-57'lerin ve hava savunmasının tehdidinden dolayı ABD güçleri Maverick için bir arama-kurtarma görevi başlatmıyor.

Atlayarak kurtulan Maverick'e, bir Mi-24 taarruz helikopteri saldırıyor (Esir almak varken neden öldürmek istediğini pek sorgulamadım). Maverick'i Mi-24'ün çift Gatling topundan, Rooster kurtarıyor. Helikopteri düşüren Rooster'ın uçağı kısa süre içinde SA-3'ler tarafından düşürülüyor. Rooster atlayıp Maverick ile buluşuyor. Ve iki pilot, yakınlardaki daha yeni bombalanmış hava üssünde mucizevi bir şekilde hasar görmemiş bir F-14'e binip, taksi yolundan havalanıyorlar.

Uçak gemisine giderken iki Su-57 tarafından sıkıştırılan F-14'ün pilotu Maverick ilk başta tereddüt ediyor. Bu, ondan beklemeyeceğimiz bir davranış. Neyse ki Rooster, ihtiyacı olan motivasyonu veriyor ve Maverick'in idaresindeki Tomcat, Su-57'lerle it dalaşına başlıyor. İlk Su-57'yi kısa süre içinde vuran Maverick, ikincisiyle mücadelesinde zorlanıyor ancak onu da düşürerek uçak gemisine doğru devam ediyor. Bu sırada tüm makinalı top mermilerini ve füzelerini tüketen F-14, uçak gemisine dönüş yolunda üçüncü bir Su-57 ile karşılaşıyor. Su-57'nin makinalı top ateşiyle ağır hasar alan F-14, son anda Rooster'ın pek geçinemediği ve tavırlarıyla Iceman'i andıran Hangman tarafından kurtarılıyor.

Bu arada Oramiral Tom "Iceman" Kazinsky, Pasifik Filosu Komutanı olarak filmde kısa süre görünüyor. Gırtlak kanseriyle mücadele eden Val Kilmer'ın sesini fısıltı şeklinde birkaç replik olarak duyabiliyoruz. Maverick'i kariyeri boyunca koruyucu melek gibi kollayan Iceman, bilge bir dost kimliğinde yol gösteriyor Maverick'e.

Üçüncü Su-57'yle mücadelesinde ağır hasar alan F-14'ün uçak gemisine acil inişi ile görev sona eriyor. En son sahnede ise Tom Cruise'u, gerçek hayatta da kendisine ait olan P-51 Mustang'i, arka koltuğunda Jennifer Connely olduğu halde keyifle uçarken seyrediyoruz.


İzlenimler

Top Gun: Maverick'in ana temasının kuşaklar arası çatışma ve en nihayetinde uzlaşma olduğunu söylemek mümkün. Bu kuşak çatışması temasının ilk örneğini film başında SR-72 projesinin iptal edilmesinde görüyoruz. Daha sonra Maverick ile Rooster ve diğer genç pilotların eğitimleri sürecinde de sık sık benzer çatışma ve uyumsuzluklar oluyor. Hatta F/A-18 ile düşmanın "5'inci nesil savaş uçağı" arasındaki kabiliyet farkı da sık sık gözümüze sokuluyor. Belki F-35C'nin ön plana çıkartılmamasının bir nedeni de bu kuşak farkını ortaya çıkarabilme maksadıdır.

Ancak en sonunda günün kahramanı, iki Su-57 düşüren F-14 oluyor. Bir önceki yüzyılın, bilekli pilotların uçağı yani. F/A-18 sümsüğü 4 uçak gittiği görevde iki kayıp verip iki podundan bir arıza yapmışken hem de.

Filmde askeri havacılık bakımından bazı ciddi hatalar var elbet. Harekât planı nasıl yapılır, böyle riskli bir harekatta hangi unsurlar görev alır, böyle bir yüksek profilli taarruz görevinde sadece lazer güdümlü bomba mı kullanılır gibi pek çok detay var. Bunları görmezden gelerek izlemekte fayda var. Ama mesela radar güdümlü SA-3'lerden ısı fişeği (flare) atarak kaçmayabilirler ya da ilaç niyetine bir iki elektronik harp podu vb taşıyabilirlerdi. Tabi arka arkaya salınan flare'lerin görsel etkisi ile elektronik taarruz sisteminin görünmez elektromanyetik dalgaları arasında sinematik açıdan büyük fark olduğu gerçeğini de teslim etmek gerek. Bunlara takılmıyorum.

Ancak not düşmek istediğim bir ayrıntı, filmde LVC (Live-Virtual-Constructive; Canlı-Sanal-Yapısal) simülasyon teknolojisine atıf yapılmış olmasıydı: Ekip görev için hazırlanırken görev yapacakları arazinin 3 boyutlu topografik verilerini uçağın seyrüsefer sistemine yüklüyorlar; uçakla gerçekten o arazide uçuyormuşçasına hazırlık yapıyorlardı. İş hayatımın önemli bir kısmında üzerinde çalıştığım LVC teknolojileri ve çözümleri ile, gerçek sistemler ile simülatörler ve sanal ortamda oluşturulan araziler, düşmanlar aynı "dünyada" çalışabiliyorlar. Söz gelimi gerçek bir F-16 uçağının pilotu, yerdeki bir simülatördeki pilotun kullandığı F-16 ile, gerçekte var olmayan ancak sanal ortamda oluşturulmuş bir S-300'e taarruz edebiliyor. Top Gun: Maverick'te bu teknolojiye kısmen de olsa değinilmiş olması dikkatimi çekti.

İlk film bir bakıma ABD Deniz Kuvvetleri tanıtım filmi gibiydi: Yüksek adrenalin ve testosteron dolu bir ortam vaat ediyordu gençlere. Bu filmin, ABD Savunma Bakanlığının yoğun desteği ile çekilmiş olmasına rağmen aynı propaganda / psikolojik harp etki ve gücüne sahip olduğunu söylemek zor. ABD'nin son dönemde üzerinde çalıştığı ya da reklamını yaptığı kabiliyet ve sistemlere neredeyse hiç yer verilmemiş. ABD'nin bir uranyum zenginleştirme tesisine düzenlediği harekatta sadece dört adet sümsük F/A-18E/F ve bir E-2 Hawekeye erken ihbar uçağı görev alıyor; bir de en başta ateşlenen Tomahawk füzeleri. Ağ merkezli harekat, istihbarat unsurları, İHA'lar, elektronik harp sistemleri vb yok. Bunlar bir yana, düşman topraklarında düşmüş pilot için arama kurtarma riski dahi alınamıyor. Taarruzu gerçekleştiren dört jetten ikisi Soğuk Savaş ürünü füzelerle düşürülüyor; kritik öneme sahip iki hedefleme podundan biri arıza yapıyor; 30+ sene deneyimli en çılgın pilot dahi Su-57 görünce savaştan kaçmayı düşünebiliyor vs.

Bu bakımlardan, film bir ABD ordusu reklamı gibi durmuyor. Ancak şu da var: Filmin başından itibaren görevinin ne olduğu anlaşılamayan, Maverick'in asistanı gibi ortalarda gezen siyahi Hondo karakteri, ekibin üyeleri arasında siyahi, Hispanik, kadın gibi çeşitliliği vurgulayan kimlikler var. Bir süredir başta Netflix yapımlarında olmak üzere çeşitliliği kör gözüne parmak vurgulamak için yapılan senaryo ve karakter tercihlerinin bir benzeri olabilir. Bu noktada ilk filmdeki Iceman karakterine de değinmek gerek belki. Soğuk Savaş'ın en yoğun yıllarında çekilen bu filmdeki Iceman karakterinin, Doğu Avrupa kökenli olduğunu düşündürecek bir soyadı vardı ("Kazinsky").

Her şey bir yana, filmin en etkileyici kısmı, olağanüstü kalitedeki hava çekimleriydi. Kısaca, uçakların göründüğü tüm sahneler harikuladeydi. Beni özellikle etkileyenler, SR-72'nin uçuşu, Maverick ile Rooster'ın kavga eden yırtıcı kuşların pençelerini birbirine kenetleyip dönerek yere dalmasını andıran manevrası ile F/A-18'lerin kendilerine ateşlenen SA-3'lerle mücadelesi sahneleriydi. Filmde uçakların bulunduğu tüm sahneler çok etkileyiciydi.

Ufak bir ayrıntı olarak, filmdeki telsiz konuşmalarında teknik jargon ve terminoloji gerçeğe bir "tık" daha yaklaşmış. İlk filmde pilotların konuşması olabildiğince sade ve bolca "come on" ("haydi") ya da "talk to me" ("konuş benimle") içeriyordu.

Bu film ile Pete "Maverick" Mitchell, kariyeri boyunca üç MiG-28, iki de Su-57 düşürerek bir "as pilot" oldu. Daha da önemlisi bu hava zaferlerinin hepsini F-14 ile kazandı. Filmde her iki Körfez Savaşı ve Bosna'da görev yaptığını öğrendiğimiz Mitchell'ın bu savaşlarda hava zaferinin olmamasını, daha ziyade hava-yer görevlerinde uçtuğunu, dolayısıyla önce F-14D, ardından F/A-18C uçurduğunu tahmin ediyorum.

Sonuç olarak Top Gun: Maverick, ilk film ile birlikte gönlüne havacılık sevdası düşmüş bir nesli tatmin edebilecek, ilk filme yaptığı gereğinden fazla göndermelere rağmen keyifle izlenebilecek bir yapım.



...Yine de bu sahnenin verdiği heyecan bambaşka...

4 yorum:

  1. mustafa özülker29 Mayıs 2022 11:25

    Harikulade. Arda Mevlutoğlu farkı budur diyemiyorum,zira fark benzer şeyler arasında olur. Çok zevkli bir okuma oldu,teşekkürler. Sümsük kelimesi yerine kıtıpiyoz'u tercih ederdim şahsen ama sonuçta aynı kapı. İyi ki varsın Arda.

    YanıtlaSil
  2. Harika bir makale. Elinize emeğinize sağlık. Bir çırpıda okuyup bitirdim.

    YanıtlaSil
  3. Arda Hocam, GPS calismayacagi icin F35 kullanilamaz önermesi gercekci miydi? Stealth ucaklari ile gündüz gözüyle araziye baka baka gidip yine ayni sekilde lazer isaretleyerek vuramaz miydilar?

    YanıtlaSil
  4. Eline sağlık bir çırpıda okudum. Çok detaya girmezsek güzel filmdi bence de. Benim için en etkili sahne kimseniz yapilamaz dediği süreden daha kısa sürede parkuru tamamladığı yine illegal uçuşu yaptığı ve herkesr kanıtladığı sahneydi. Saglicakla kal.

    YanıtlaSil