Küresel Savunma ve Güvenlik Bülteni

22/03/2022

Rusya'nın Ukrayna'ya Kinjal Taarruzu Ne Anlatıyor?

Rusya Savunma Bakanlığı 19 Mart günü Ukrayna'nın batısındaki İvano Frankivsk yakınlarındeki Delyatin'de bulunan bir yeraltı mühimmat deposunu Kinjal tipi havadan atılan hipersonik füze sistemiyle vurduğunu duyurdu. Bu, Kinjal füzesinin gerçek harekât ortamındaki ilk kullanımı olması nedeniyle önemli bir gelişme idi. Ertesi gün, 20 Mart'ta Rus Savunma Bakanlığı bir başka Kinjal füzesiyle Nikolayev'deki bir yakıt deposunun vurulduğunu açıkladı.

Kinjal, Rusya'nın yakın dönemde hizmete aldığı yeni nesil füzelerinden biri. Havadan ateşlenebilen, uzun menzilli ve nükleer harp başlığı ile de donatılabiliyor. Rusya'nın Kinjal dahil bir dizi yeni nesil seyir füzesi ve balistik füze üzerinde yoğun geliştirme ve test faaliyetleri yürüttüğü biliniyor, bu füzeler özellikle Batı savunma camiası tarafından yakından takip ediliyordu. Nitekim Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) 2021 Yılı Faaliyet Raporu'nda da hipersonik füze denemelerindeki artışa dikkat çekilmişti.

Kinjal'in kullanımı askeri ve siyasi olarak ne anlam ifade ediyor? Bu sorunun kısa yanıtını "evet, bir anlamı var ancak o kadar da büyük değil" şeklinde vermek mümkün. Uzun yanıtı için ise öncelikle bazı temel tanım ve kavramları sunmak gerek.


Hipersonik uçuş


Ses hızı, havacılık mühendisliğinde temel tasarım parametrelerinden biridir. Hava-uzay aracı, özellikle atmosferin üst katmanlarında ya da uzay ortamında görev yapacaksa, sesten hızlı uçup uçmayacağı, uçacaksa hangi hızlarda uçacağı, tasarımını doğrudan etkiler. Ses hızında yapılan uçuşa transonik uçuş, sesten hızlı süratlerde yapılan uçuşa ses-üstü ya da süpersonik uçuş denirken, ses hızından en az beş kat yüksek hızlara ise hipersonik denir. Hipersonik hızlarda uçan hava araçlarının tasarım, geliştirme ve testleri, hava-uzay mühendisliğinin en ileri ve karmaşık konularındandır.

Balistik füze

Kimyasal, biyolojik, nükleer ya da klasik harp başlıklarıyla donatılmış uzun mesafelere ulaşabilen füzelerin, uçuş şekillerine göre iki ana türü bulunuyor. Bunlar, ilk örnekleri İkinci Dünya Savaşı sonunda ortaya çıkmış balistik füzeler ve seyir füzeleri.

Balistik füzeler hedeflerine aerodinamik etkiler altında, eğik atış prensibiyle ulaşan silah sistemleridir. Fırlatmadan itibaren belli bir aşamaya kadar kazandıkları enerjiyi, uçuşlarının geri kalanında kullanarak hedeflerine ulaşır. Balistik füzelerin radarlarla tespit edildikten sonra düşeceği noktayı tespit etmek görece kolaydır. Zira atmosferik etkiler altında olduğundan, belli bir süre takip edilmeleri halinde uçuş rotaları hesaplanabilir. Böylelikle de yaklaşık düşme noktaları tespit edilebilir.

Bu nedenle modern balistik füzelerin çoğunda tespit edilmeyi ve vurulmayı güçleştirmek için hedefe yaklaştığı sırada manevra yapma kabiliyeti bulunuyor.

Seyir füzesi

Seyir füzeleri ise aynı uçaklar gibi hedeflerine yatay şekilde düz uçuş yaparak ve manevralar tatbik ederek ulaşır. Balistik füzelerin aksine, seyir füzelerinin hem çok alçaktan uçtukları hem de öngörülemeyen manevralar yapabildikleri için tespit ve takip edilmeleri çok daha zordur. Özellikle ses-üstü hızlarda uçan seyir füzeleri, hava ve füze savunma sistemleri için büyük tehdit oluşturur.

Hipersonik hızlarda uçan seyir füzelerinin tehdit katsayısı ise çok daha yüksektir. Zira süratlerinin yüksekliği, hava savunma erken ihbar sistemlerine tespit, teşhis ve takip için gerekli zaman bırakmamaktadır. Hava savunma sistemi önleme yapana kadar geçecek süre içinde silah hedefine varabilmektedir. Bu, hipersonik silahlara sahip olan tarafa sürpriz etkisi avantajını sunan önemli bir farktır.

Balistik füzelerin büyük kısmı aslında hipersonik silah olarak nitelendirilebilir, zira uçuşlarının en azından bir kısmında hipersonik süratlere ulaşırlar. Gerçek anlamda hipersonik silah sistemlerini iki ana grupta incelemek mümkündür: Hipersonik seyir füzeleri ve hipersonik süzülme vasıtaları (Bu konu ile ilgili ayrıntılı bir makale için bkz: "Hayaldi, Gerçek Oldu! Hipersonik Silahlar", Dr. Sıtkı Egeli)

Hipersonik seyir füzeleri, klasik seyir füzelerinin hipersonik hızlarda uçan türevleridir. Uçtukları hız rejiminin kendine özgü aerodinamik koşullarından dolayı motor tasarımları tamamen farklıdır. Zira diğer turbojet ya da turbofan motorlar gibi sesaltı ya da yüksek sesüstü hızlarda kullanılan motorlar hipersonik uçuş için uygun değildir. Hipersonik uçuşun sınırına kadar yeterli olabilen ramjet teknolojisinin de ötesinde, Scramjet ya da türbin bazlı çevrim (TBCC) gibi karmaşık motorlar kullanılır. Hipersonik seyir füzelerinin uçuş profilleri de klasik seyir füzelerinden farklıdır.

Rusya'nın testlerine devam ettiği ve seri üretimine başlandığı bildirilen gemiden ateşlenen 3M22 Zircon füzesi, hipersonik seyir füzelerine örnek olarak verilebilir. Bir diğer örnek de Rus - Hint ortak projesi olan BrahMos seyir füzesinin yeni modeli olan BrahMos II.

Hipersonik süzülme vasıtası (Hypersonic Glide Vehicle; HGV) ise bir balistik füze yardımıyla atmosfer dışına taşınan, oradan da hedefe doğru süzülerek serbest uçuş gerçekleştiren bir uzay aracı olarak nitlendirilebilir. Atmosferden giriş ve süzülme sırasında çeşitli manevralar yaparlar. Hem ulaştıkları muazzam sürat hem de yaptıkları bu manevralar nedeniyle tespit edilmeleri ve önlenmeleri son derece zordur.

Rusya'nın 2019 yılında hizmete giren Avangard adlı silahı, bir hipersonik süzülme vasıtasıdır. Benzer bir diğer sistem de Çin'in DF-ZF'sidir.

Rusya'nın Ukrayna işgalinde ilk kez kullandığı Kinjal ise, uçaktan ateşlenen bir hipersonik balistik füze.


H-47M2 Kinjal


Arka plan

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, 01.03.2018 tarihinde yaptığı bir konuşmada Rusya tarafından geliştirilen yeni stratejik silah sistemlerini tanıtmıştı. Bunlardan bir kısmının varlığı Batı savunma ve istihbarat çevreleri tarafından biliniyor, bunlara dair tahminler yapılıyordu. Putin'in ayrıntılı sunumunda tanıttığı silah sistemlerinden biri de, Kinjal füzesiydi.

H-47M2 Kinjal, İskander M sisteminde kullanılan 9M723 tipi taktik balistik füzenin uçaktan atılabilecek şekilde uyarlanmış bir modeli. MiG-31 (NATO kodu "Foxhound") av - önleme uçağının modernize edilmiş modeli MiG-31BM'nin bu füze için uyarlanmış türevi (MiG-31K) tarafından atılabiliyor. Tu-22M3 (NATO kodu "Backfire") bombardıman uçağının modernize edilmiş modeli olan Tu-22M3M de Kinjal'i ateşleyebiliyor.

Kinjal'in üzerinden geliştirildiği 9K720 İskander (NATO kodu SS-26 "Stone") taktik balistik füzesi, OTR-21 Toçka'nın (NATO kodu SS-21 "Scarab") halefi olarak 2006'da hizmete girmeye başladı. Toçka, Rusya - Ukrayna Savaşı sırasında Ukrayna tarafından sıkça kullanılıyor. İskander'in çıkışını ise 1980'lere kadar dayandırmak mümkün.

SSCB 1970'li yıllarda SCUD balistik füzelerinin yerini almak üzere OTR-23 Oka (NATO kodu SS-23 "Spider") adlı, 500km menzilli bir füze geliştirmişti. Ancak bu füzeler, 1987 yılında ABD ile SSCB arasında imzalanan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler (Intermediate Range Nuclear Forces - INF) antlaşmasının koyduğu menzil kısıtlarına takıldığından, üretilmiş füzeler imha edildi ve SSCB, 1980'lerin sonlarında Oka'nın INF kurallarına uyacak bir modeli üzerinde çalışmaya başladı. 1998'de başlanan test süreci ise 2005 yılında tamamlandı. Bu arada ABD ve Rusya karşılıklı olarak 2018 yılında INF antlaşmasından çekildiler.

İskander M, Rusya tarafından Ukrayna'ya yapılan bombardımanda sıkça kullanılıyor.

Gövde altında Kinjal taşıyan bir MiG-31K
Hmeymim üssünden kalkış sırasında (Foto: AP)


Hizmet tarihçesi


2010'ların ortalarından itibaren hakkında spekülasyonlar yapılan Kinjal ile ilgili, 2017'nin sonlarında atış denemelerinin başladığına dair haberler yayılmıştı. 1 Mart 2018'deki Putin'in konuşmasından kısa süre sonra da füze ile ilgili daha fazla bilgi Rus kaynaklarında ortaya çıkmaya başladı.

2020 Ocak ayında Karadeniz Filosuna bağlı gemilerin gerçekleştirdiği fiili atışlı tatbikatta Kinjal deneme atışının da yapıldığı bildirilmişti. Ertesi ay ise Rus basını, Tu-160 (NATO kodu "Blackjack") stratejik bombardıman uçaklarının Kinjal hipersonik füzeleriyle donatılmasının gündemde olduğunu yazdı.  

Geçtiğimiz yıl başında Rus Deniz Kuvvetleri Kuzey Filosuna bağlı 98'inci ve 317'inci donanma havacılık alaylarındaki MiG-31 filolarının Kinjal'i hizmete almaya başlayacakları açıklanmıştı. 25 Haziran'da da Rus Deniz Kuvvetlerinin Doğu Akdeniz'de gerçekleştirdiği tatbikat kapsamında Suriye'deki Hmeymim Hava Üssü'ne intikal eden iki MiG-31K'nın Kinjal hipersonik füzesiyle donatılmış olduğu görüldü. Bu aynı zamanda, MiG-31'in Suriye'ye ilk intikali idi. Bu yıl Şubat ayında ise Kinjal ile donatılmış MiG-31K'lar Kaliningrad'a intikal ettiler.


İki adet 9M723 taşıyan İskander M
Teknik bilgiler

İskander'in üç ana türevi bulunuyor: Bunlar 9M723 İskander M, İskander K ve 9M720 İskander E. İskander E ihraç pazarı için üretilen model. İskander M sisteminden, 9M720 ve 9M723 tipi katı yakıtlı taktik balistik füzeleri ateşleniyor. İskander K sisteminden ise 9M728 (SSC-7) ve 9M729 (SSC-8) tipi seyir füzeleri ateşleniyor. Her iki füzenin de, 1980'lerde üretilmiş 3M10 Granat (NATO kodu SS-N-21 "Sampson") seyir füzesinden türetildiği değerlendiriliyor.

Kinjal'in başlıca hedefleri arasında kritik altyapı ve tesisler, komuta - kontrol merkezleri, hava üsleri gibi stratejik önemi yüksek sabit hedefler bulunuyor. Bununla birlikte Rus kaynaklarında füzenin gemisavar görevine de vurgu yapılıyor. Kinjal'in uçaktan fırlatılabilmesi, hedefe çok farklı, kestirilemeyen yönlerden saldırılabilmesi avantajını beraberinde getiriyor.

Kinjal'in menzili açık kaynaklarda 1,500 ila 2,000km arasında geçiyor. Bu menzil değeri, füzenin fırlatıldığı uçağa bağlı: Rusya, Kinjal'in MiG-31K'dan ateşlendiğinde 2,200; Tu-22M3M'den ateşlendiğinde de 3,000km'ye ulaştığını iddia ediyor.  480kg harp başlığı taşıyan füzenin uzunluğu 8m, çapı 1m ve toplam ağırlığı yaklaşık 4,300kg. Uçaktan atıldıktan sonra tırmanışa geçerek yaklaşık Mach 4 sürate ulaşan Kinjal, uçuşu sırasında Mach 10'a kadar hızlanabiliyor. Füzenin manevra kabiliyeti olduğu biliniyor ancak bunu uçuşun hangi aşamasında ve nasıl yaptığına dair net bilgi yok. Kinjal'in gemisavar görevli olması, vuruş aşamasında da bazı manevraları yapabildiğini düşündürüyor.

Kinjal'in güdüm - kontrol sistemine dair açık kaynaklardaki bilgiler kısıtlı ve çoğu çelişkili. Atalet seyrüsefer (INS) ve GLONASS küresel konumlama sistemini kullandığı kesin. Kinjal'in tasarım bakımından atası sayılabilecek 9M723 füzesi, INS ve GLONASS'a ilaveten 9E436 ya da 9B318 arayıcı başlıkları ile donatılabiliyor. 9E436 elde ettiği kızılötesi görüntüyü, hafızasına yüklenmiş hedef görüntüsüyle karşılaştırıyor. 9B318 ise aynı karşılaştırma işlemini radar ile yapıyor.


Değerlendirmeler

Rusya'nın Kinjal'i kullanımının taşıdığı askeri ve siyasi anlamlara değinmeden önce, 19 Mart günü yapılan taarruza ilişkin bazı önemli şüphelerin bulunduğunu not etmekte fayda var. The Drive sitesinde Tyler Rogoway ve Stetson Payne'nin dikkat çektiği üzere, Rus Savunma Bakanlığının yayınladığı video kaydında, Delyatin'de vurulduğu iddia edilen yeraltı mühimmat deposunda isabetten sonra gerçekleşmesi beklenen artçı patlamalar görülmüyor. Yazarlar, Planet Labs'den temin edilen uydu görüntülerinden hareketle vurulan hedefin Ukrayna'nın doğusunda, Harkiv'in güneydoğusunda bulunduğunu belirtiyorlar.

Peki Rusya neden bu füzeyi kullandı?

Kinjal'in en önemli özelliği, yüksek süratli, yüksek irtifada uçabilen bir uçaktan atılabilmesi. Böylece ilk hız, menzil ve en önemlisi düşman hava savunmasını zorlayacak şekilde 360 dereceden taarruza olanak sağlıyor. Bu da düşman hava savunma sistemlerinin ve hava tehdidinin olduğu harekât bölgelerinde önemli bir kabiliyet. Başka bir deyişle hava hakimiyetinin tesis edilmesi bölgelerde Kinjal, stratejik değeri yüksek hedefleri vurmak için etkili bir silah.

Rusya, savaşın başlangıcından itibaren Ukrayna üzerinde hava hakimiyetini tesis etmediği gibi bu yönde çok görünür bir çaba göstermedi veya gösteremedi. Her ne kadar savaşın dördüncü haftasında Ukrayna Hava Kuvvetlerinin muharip uçak ve helikopter uçuşları gözle görülür şekilde azalmış olsa da, hava savunma sistemlerinin hala belli bir seviyede etkili olduğu görülüyor. Omuzdan ateşlenen uçaksavar füzeleri bir yana, Buk (NATO kodu SA-11 "Gadfly") gibi radar güdümlü hava savunma sistemlerinin dahi zaman zaman atışlar yaptığı görülüyor. Dolayısıyla Rusya'nın, Ukrayna hava savunması menzili dışından taarruzlar yapmak için Kinjal'i tercih etmiş olması bir olasılık olarak öne çıkıyor. Rusya'nın harekâtın başından itibaren düşman hava savunmasının bastırılması (Suppression of Enemy Air Defence; SEAD) ve imhası (Destruction of Enemy Air Defence; DEAD) konularındaki belirgin zafiyeti göz önüne alınacak olursa, makul bir gerekçedir bu.

Ancak bu da tek başına ikna edici bir açıklama değil. Zira Ukrayna'nın neredeyse tamamı, Karadeniz'deki gemilerden, Kırım'dan, Belarus'tan ve Rusya'nın içinden ateşlenecek Kalibr, İskander v.d. füzelerin menzili içinde. Nitekim ABD Savunma Bakanlığı kaynakları Rusya'nın 24 Şubat'tan 22 Mart'a kadar toplam 1,000'in üzerinde füze ateşlediğini iddia ediyor. Bu arada savaşın başlarında Rusya, İvano-Frankivsk'teki bir hava üssünü -bazı iddialara göre Kalibr füzeleriyle- vurmuş, pist alanında bulunan gayrı faal olması muhtemel MiG-29'lardan bir kısmını tahrip etmişti. Dolayısıyla Rusya'nın, Ukrayna'nın neredeyse tamamındaki hedefleri vurabilecek bir kabiliyeti bulunuyor.

Bu durumda Kinjal'in tercih edilmesinin bir sebebi olarak, diğer füze sistemlerinin stoktaki sayılarının azalmış olması akla geliyor. 1991 Körfez Savaşı'ndan bu yana neredeyse tüm savaş ve harekâtlarda güdümlü mühimmatın, tüm değerlendirme ve öngörülerin ötesinde süratlerde sarf edildiği bir vakıa. 2011 Libya Harekâtı buna bir örnek olarak verilebilir. Benzer bir durum Rusya için de geçerli olabilir: Kalibr ve 9M723 İskander stokları öngörülenden hızlı şekilde harcanmış ve sayıları belli bir eşiğin altına düşmüş olabilir. Ancak bu durumda da 19 Mart'tan bu yana ateşlenen Kinjal sayısının daha yüksek olması beklenir.

Bir diğer olasılık ise, yeni hizmete girmiş böylesine stratejik bir sistemin gerçek harekât ortamında denenmesi ve performansının görülmesidir. Kinjal için şimdiye kadar çok sayıda test atışı yapılmış olmakla birlikte gerçek savaş koşullarında, düşman hava savunmasının belli bir seviyede de olsa faal olduğu bir ortamda kullanımının görülmesi istenmiş olabilir. Bu, askeri ve teknik açıdan en makul açıklamalardan biri olarak öne çıkıyor.

Kinjallerin kullanımı Batı kamuoyunda geniş yankı yarattı. Türkiye dahil pek çok ülkede "Rusya'nın hipersonik füzeleri" kullanmaya başladığı, bu füzelerin hava savunma sistemleri tarafından önlenemeyeceği gibi değerlendirmeler yapıldı. Kinjal zaten şimdiye kadar Rusya'nın deyim yerindeyse reklamını çok aktif şekilde yaptığı bir silah idi. Böyle bir silahın kullanımı ile Rusya, bir gövde gösterisi ve caydırıcılık mesajı vermek istemiş olabilir. Bu durumda Kinjal'in kullanımını nükleer kuvvetlerin alarm seviyesinin yükseltilmesiyle birlikte okumak gerekir.

Bu bağlamda bir diğer etken olarak Kinjal'in konuşlandırıldığı yerlere de bakmak gerekir. Rusya'nın bu füzeyi hizmete alır almaz Kaliningrad, Kırım ve Suriye'ye konuşlandırmıştır. Her üç bölge de Rusya'nın NATO ile deyim yerindeyse burun buruna olduğu noktalardır. Kinjal, bu bölgelerdeki NATO deniz ve kara unsurlarına karşı Rusya'nın en stratejik silah sistemlerindendir.

Dolayısıyla Kinjal'in kullanımını askeriden ziyade siyasi / stratejik bir hamle olduğu olasılığı öne çıkmakta.

Kinjal ve İskander'in Türkiye'yi çepeçevre kuşatmış olması da bir diğer önemli husus...



Ayrıca bkz:

Rusya'nın nükleer silah sistemleri ile ilgili bir değerlendirme: Hans M. Kristensen & Matt Korda (2021) "Russian nuclear weapons, 2021", Bulletin of the Atomic Scientists, 77:2, 90-108: https://www.tandfonline.com/doi/pdf/10.1080/00963402.2021.1885869?needAccess=true


1 yorum:

  1. ses hızının, Uzaydaki cisimlerden ziyade 'uzaydan hızlanarak düşmekte olanlar' için bir anlamı olsa gerek, değil mi? öte yandan kinzhal için verilen ebat ve kütle değerleri yanlış olabilir mi? hatta iskander-m füzesi için dahi fazla. açıkçası MiG-31 gibi bir uçağın taşıyabileceği yükün ağırlığının 2t'u aşmasını beklemem. menzilleri arasında 1000 km gibi bir fark olduğuna göre, belki de MiG-31BM'den ve Tu-22M3M'den atılan 2 farklı Kinzhal füzesi türevi var. Tu-22'den atılan türev, daha büyük bir motor veya ikinci bir kademe taşıyor olabilir.
    uygur

    YanıtlaSil