14 Ağustos 2017 Pazartesi

Karadeniz'de Sessiz Rekabet

2015 Kasım ayında bir Su-24 savaş uçağının düşürülmesinin ardından Türkiye – Rusya ilişkileri kopma noktasına gelmişti. Bu gerilim, geçtiğimiz yıl 15 Temmuz darbe girişiminden kısa süre sonra yerini yakınlaşmaya ve ilişkilerin tamirine bıraktı. Bu sürecin en medyatik yansımalarından biri de S400 hava savunma sistemi alımı için yürütülen görüşmeler oldu.

S400, Türk kamuoyunu yalnızca hava savunma sistemi ihtiyacına yönelik alınması düşünülen bir sistem olması nedeniyle ilgilendirmiyor. Bu sistem aynı zamanda Rusya’nın Karadeniz Havzası’nda bir süredir uygulamakta olduğu A2/AD (Anti Access – Area Denial; Erişimi Engelleme / Alan Hakimiyeti) stratejisinin temel unsurlarından biri. Rusya A2/AD’yi, çeşitli uzun menzilli füze sistemleri ile deniz ve hava gücünün modernizasyonu ile Karadeniz’de uygulamakta.

Ve dolayısıyla Karadeniz’de Türkiye ile belli bir mesafeyi korumaya özen gösteren bir rekabet yürütmekte.


Türk Deniz Kuvvetleri bu yıl 27 Mart ile 7 Nisan tarihleri arasında Karadeniz’de “Deniz Yıldızı 2017” adlı geniş kapsamlı bir tatbikat düzenledi. Bu seneki tatbikata on firkateyn, üç korvet, sekiz karakol botu / hücumbot, iki mayın avlama gemisi, dört denizaltı ve üç destek gemisi katıldı. Gerçek mühimmatlarla yapılan atışlara ilaveten Bulgaristan’ın Varna, Romanya’nın Köstence, Ukrayna’nın Odesa, Rusya’nın Novorossisk ve Gürcistan’ın Batum limanları ziyaret edildi.

15 Temmuz’un ardından yaralarını saran Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve donanmanın ciddi bir gövde gösterisi olma niteliği taşıyordu Deniz Yıldızı. Ancak aynı zamanda karşı kıyıdaki komşuya da bir yanıt idi.

Güney Askeri Bölge Komutanlığı’nın 2016 Eylül ayındaki tatbikatının kapanış konferansında konuşan Rus Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov, Rus Karadeniz Filosu’nun artık Türk Deniz Kuvvetleri’nden daha güçlü olduğunu iddia etmişti. “Türkiye Karadeniz’in efendisi konumundaydı, ancak artık her şey farklı” şeklinde konuşan Gerasimov, Rus donanmasının taarruz menzilinin Boğazlar’a kadar eriştiğini de iddia etmişti. Rus Genelkurmay Başkanı’nın bu sözleri, tam da o günlerde yeniden tesis edilen iki ülke ilişkilerindeki ılımlı havayla tamamen zıt bir tondaydı.

Gerasimov, bahsi geçen konuşmasında özel bir yer ayırdığı ve kabiliyetlerini övdüğü Kalibr füzeleri, S400 hava savunma sistemi ve Bastion kıyı konuşlu gemisavar füzeleri ile birlikte Rusya’nın A2/ADstratejisinin sacayaklarından birini teşkil ediyor. Rusya bir süredir deniz kuvvetlerindeki pek çok farklı muharip gemiyi Kalibr füzeleri ile donatmakta. Bu kapsamda özellikle Karadeniz Filosu için inşa edilen Proje 636.3 Varşavyanka sınıfı denizaltılar, Proje 11356 Admiral Grigoroviç sınıfı firkateynler ve Proje 21631 Buyan-M sınıfı korvetler, Kalibr füzeleri ile donatıldılar (Karadeniz Filosu’ndaki iki Buyan-M korvetin geçtiğimiz Kasım ayında Baltık Filosu’na kaydırıldığını eklemekte fayda var). Ancak yürütülen iddialı gemi inşa programları, Ukrayna’dan gemi gaz türbinleri başta olmak üzere pek çok alt sistemin sevkiyatının durması nedeniyle ciddi zarar görmüş durumda.

Karadeniz Filosu, Rusya’nın Suriye’de yürüttüğü harekâtın merkezinde yer alıyor: Filoya bağlı çıkarma ve destek gemileri, “Suriye Ekspresi” adlı lojistik destek görevi kapsamında bu ülkeye teçhizat, personel ve malzeme taşımakta.

Karadeniz Filosu’nun gemileri aynı zamanda aktif olarak taarruzlarda da görev almakta. 19 Ağustos 2016 günü Doğu Akdeniz’deki Rus görev gücü bünyesindeki, her ikisi de Karadeniz Filosu’na bağlı Buyan M sınıfı korvetler Zeleni Dol ve Serpuhov, Halep’teki el Nusra hedeflerine üç adet Kalibr NK füzesi ateşledi. Aynı bölgeye ertesi ay, 20 Eylül günü de üç Kalibr NK ateşlendi. Kalibr NK taarruzları 15 Kasım’da Doğu Akdeniz’deki Proje 1135.6M sınıfı Admiral Grigoroviç firkateyninden İdlib ve Humus’taki hedeflere atılan üç füze ile devam etti. Filo için inşa edilen B-237 Rostov-na-Donu denizaltısı, Karadeniz’e geçiş yapmadan önce Doğu Akdeniz’de iken 8 Aralık’ta Suriye’deki Rakka’daki bir IŞİD karargâhına dört adet 3M-14K Kalibr PL tipi, denizaltıdan fırlatılan seyir füzesi ateşledi. Bu yılın 31 Mayıs günü, bir başka Proje 1135.6M sınıfı firkateyn olan Admiral Essen Kalibr NK; Proje 636.6 sınıfı Krasnodar denizaltısı ise Kalibr PL füzeleri ile Palmira’daki IŞİD hedeflerini vurdular.

Rusya ayrıca Karadeniz’deki hava gücünü de takviye ve modernize etmekte. Kırım’ın 2014 yılında ilhakından hemen sonra yarımadaya Suhoy Su-27 ve Su-30SM savaş uçakları ile Tupolev Tu-22M3 stratejik bombardıman uçakları konuşlandırıldı. Donanma havacılığına bağlı Su-24MR taktik keşif uçakları, Karadeniz üzerindeki uçuşlarını artırdılar; bu uçaklar sık sık bölgedeki Amerikan gemilerinin yakınında uçarak ABD’nin protestolarının hedefi oldular.

2016 yılında önce Ağustos, ardından da Kasım aylarında Rusya'nın Kırım'ın doğusuna Bastion tipi kıyı konuşlu gemisavar füzeleri konuşlandırdığına dair haberler yer almıştı. Sesten yaklaşık 2.5 kat hızla uçabilen ve deniz hedeflerine karşı 350km civarında bir menzili olduğu kaydedilen Bastion füzesi, 250kg yüksek infilaklı harp başlığı taşıyabiliyor. Seyyar bir fırlatıcı araç ile taşınan füze, kara hedeflerine karşı da kullanılabiliyor. Yine Ağustos ayında Kırım'a konuşlandırılan bir S400 bataryası, personel eğitimlerinin tamamlanmasının ardından bu yıl Ocak ayında faal duruma geçmişti. S400, arama ve takip radarının menzili itibariyle Karadeniz'in neredeyse tamamını; kullandığı füzeler ile de büyük kısmını kapsayabiliyor.

Rus birliklerinin, ilhaktan hemen sonra Kırım'a Iskander tipi taktik balistik füzeleri sevkettiğini eklemekte de fayda var.

Rusya’nın Karadeniz Havzası’ndaki bu yığınağının tek hedefinin Türkiye olduğunu iddia etmek doğru olmaz. Türkiye’ye karşı, 1990’ların başlarında kaybedilen askeri üstünlüğün tekrar kazanılması için yoğun bir çaba olduğu muhakkak. Öte yandan 2008 Savaşı’ndan alınan dersler ile Karadeniz Filosu’nun hareket ve atış kabiliyetinin geliştirilmesine de ağırlık verilmiş durumda. Ancak tüm bu faaliyetlerin öncelikli amacının, “dış güçlerin”, yani özellikle ABD’nin bölgedeki hakimiyetini artırmasını önlemek olduğu not edilmelidir.

Burada ise ilginç bir şekilde, Türkiye ve Rusya’nın çıkarları açısından bir kesişim olduğu görülmekte: Her iki ülke de, Karadeniz’in güvenliğinin, kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanması konusunda ortak bir görüşe sahip. Her iki ülke de BLACKSEAFOR’a büyük önem vermekte. Yine her iki ülkenin, Karadeniz’in güvenliğinin teminatı olarak Montrö’yü gördüğü, en azından açık kaynaklara yansıyan beyanlara dayanarak iddia edilebilir.

Dolayısıyla Rusya’nın Karadeniz’de Türkiye’ye karşı “düşük profilli” bir rekabet politikası yürüttüğünü söylemek mümkün. Ülkenin sanayisinin ve ekonomisinin durumu, bu rekabetteki performansını doğrudan etkileyecektir.


Not: Bu makaleyi, Jane's Aerospace Defense and Security Blog'da 01.08.2017 tarihinde yayımlanan "Peshrev over the Black Sea: The silent competition between Turkey and Russia" başlıklı makalemi esas alarak yazdım. Bu konuda daha önce Kırım Haber Ajansı'na verdiğim mülakata da buradan erişebilirsiniz.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

TR'nin S400 alımını neden Rusya'nın A2/Ad stratejisi kapsamında değerlendiriyorsunuz?

Arda Mevlutoglu dedi ki...

Merhaba,

Böyle bir değerlendirmem olmadı. S400, hem Türkiye'nin gündeminde hem de Rusya'nın A2AD stratejisinde yer alan bir sistem. Bu ortak noktayı vurguladim sadece.

Adsız dedi ki...

Şu an Rusya donanması Ukrayna'dan Türbin temini yerine ne yapmamaktır? Tabii Halihazırda mevcut sistemler için yedek parça temininde durum nedir ? elinizde bu konuda bir bilgi var mı acaba? Çünkü bu durumun Karadeniz donanmasının hazırlık durumuna menfii etkisinin gözardı edilmemesi lazım.

cemal kalıntaş dedi ki...

Rusyanın sadece karadenizde değil tüm alanlarda bir üstünlük kurma, soguk savaş dönemindeki etkisini tekrar göstermek istemesi gibi değerlendirelecek bir tutum içinde. ABD etkisini kırmaya çalışıyor. Bu yarış bizim gibi bölgesel güç sınıfındaki ülkeler için sürekli tedirginlik ve askeri yatırım olarak geri dönüyor. Ayrıca Karadeniz de Türk donanmasının Rusyaya karşı üstün olduguna çok şaşırdım bilmiyordum . Sebebini bilmemekle beraber Milgem projesindeki gemi sayısını konusundaki öngörünün eksik hesaplandıgını düşünüyorum. Birde neden bu kadar uzun zaman alıyor bizim gemi inşaa etmemiz anlam veremiyorum. Arda bey tespitleriniz için teşekkürler.

Adsız dedi ki...

Aslında rus s 400 ve s500 sistemleri fazla sıkınntı değil. Yapmamız gereken Sadece som füzesini MALD füzesine çevirmek. Bakın bir anda havaları sönecek. Hele bir de 10 yıllık projemiz sealth harpy2 muadilini yapabilirsek o genel kurmay başkanının dili lal olur. Hele hele som u 2000 km ye çıkarırsak, bize gardaş demeye başlarlar.