27 Nisan 2017 Perşembe

Stajyer Kurmaylık: ABD'nin SDCFP Sistemi

Değişen ortam koşullarına uyum sağlayabilmek, varlığı sürdürmenin en önde gelen koşulu. Değişim ve dönüşüm, kontrollü bir şekilde uygulanabilirse, gelişmenin aracı olabiliyor. Bu kontrolü sağlayabilmek de kendi niteliklerine hakim olmaya ve değişim ihtiyaçlarının neler olduğunu tespit edebilmeye bağlı. Bu, hem bireysel hem de kurumsal bazda geçerli.

Günümüzde (hem bireysel hem de kurumsal ölçekte) değişim ve dönüşümü etkileyen etkenlerin en başında teknoloji geliyor. Teknolojinin hızlı değişimi, hayat koşullarımızı, yaşam biçimimizi, iş ve ticaret hayatını, sanatı ve doğal olarak savaşı değiştiriyor; bunlara yeni biçimler, anlamlar ekliyor. Dolayısıyla iş yapmak, ülke yönetmek, ilham vermek ya da savaşmak için yenilikçi ve çok katmanlı şekilde düşünebilmek, farklı görüş açılarından bakabilmek gerekiyor.

Askerlerin, özellikle stratejik vizyona sahip olması gereken lider personelin, yani kurmayların bu değişim ve dönüşümün öncüleri olabilmesi gerekli. Ancak burada şöyle bir açmaz var: Bu personel, kurmay olana kadar belli bir düşünce ve eylem teorisi ve pratiği içinde tecrübe kazanıyor. Ancak teknoloji altlığında değişim ve dönüşümü yönetebilmek için, klasik, geleneksel kalıpların dışına çıkabilmeleri gerekli. Başka bir ifade ile, sadece asker değil, aynı zamanda iş adamı, teknokrat ve girişimci ruhlarına sahip olmalılar.

Ancak bu "çok ruhluluk" ile askeri devrim (AD) yönetilebilir*. Nitekim ABD, bu ihtiyaca yönelik olarak 1990’larda çok ilginç bir uygulama başlatmış: Secretary of Defense Corporate Fellows Program (SDCFP; Savunma Bakanlığı Kurumsal Burs Programı).

SDCFP basitçe, ABD ordusunda geleceğin kurmaylarının savunma & havacılık sanayii ve diğer sektörlerde önde gelen şirketlerde bir yıl süreyle staj yaptığı bir ordu - özel sektör işbirliği programı.



Arka Plan


SDCFP programı, 1990'ların ortalarında AD'yi yönetecek kadroların karşı karşıya kalacakları sorunlara yaratıcı çözümler getirebilmeleri ve bu doğrultuda stratejik planlama yapabilmeleri için tasarlandı. SDCFP esasen, ABD Deniz Kuvvetleri için 1990'ların başlarında tasarlanan bir kurum içi staj uygulamasından türemiş. Her yıl, gelecek vaat eden personel içinden seçilen birkaç donanma subayı, harekât komutanlığında, komuta kademesinin yanında görev yaparak, stratejik bir soruna dair kendi tespit ve çözüm önerilerini içeren bir rapor hazırlıyor. Bu raporu hazırlarken kendilerine, kurmay heyeti de eşlik ediyor. Bu sayede, genç kurmay adaylarına stratejik ölçekte düşünme yeteneğinin kazandırılması hedeflenmiş. [1]

O dönemde, ABD Savunma Bakanlığı'na bağlı Office of Net Assessment (ONA) dairesinin başında bulunan Andrew Marshall, bu programın başarısından etkilenerek, dönemin ABD Savunma Bakanı William Perry'ye kapsam ve içeriğinin geliştirilmesini teklif etmiş. Perry de bu teklifi onaylayarak, Eylül 1995'te 1322.23 numaralı yönerge ile SDCFP programını yürürlüğe sokmuş. [2]


Programın Ayrıntıları

Bahsi geçen yönergede, SDCFP'nin hedefleri aşağıdaki niteliklere sahip bir kadro yetiştirmek olarak belirtilmiş:

i. Bilgi teknolojilerindeki devrimsel değişimi, gelecek on yıllar içinde bunun Amerikan toplumu ve iş hayatına etkilerini kavrayabilen; bu konulardaki problemleri çözebilen,

ii. Burs programı ve kariyerlerinin müteakip safhalarında bilgi teknolojilerindeki devrimsel değişikliklerden kaynaklanan karmaşık askeri harekât ve teşkilatlanma fırsatlarını, yeniliklerini ve seçeneklerini kavrayabilen,

iii. Bilgi teknolojilerindeki devrimsel değişikliklere yenilikçi çözümlerle yanıtlar vermek üzere kendi kuvvetlerini motive edebilen ve önderlik edebilen, aynı zamanda muhataplarını bu tür sorunları çözmeye teşvik eden ve bu şekilde Savunma Bakanlığı'nın faaliyet ve teşkilatlanma süreçlerinin gelişmesine katkıda bulunan.

Bu kapsamda, ABD Silahlı Kuvvetleri'nin tüm kuvvetlerinden (hava, kara, deniz ve deniz piyadeleri) yarbay ya da albay rütbesinde iki subay seçilerek, özel sektörde 10 ay boyunca staj yapıyor.

Subayların staj yapacağı şirketlerin seçiminde belirleyici kriterler ise şunlar:

- Değişen küresel ortama uyum sağlayabilen
- Bilgi teknolojileri devriminden azami ölçüde faydalanan
- Yeniden yapılandırma ve teşkilat dönüşümü süreçlerinden geçmiş ya da geçmekte olan
- İnovatif süreçler geliştirebilen

Seçilen subaylar, işbirliği protokolü imzalanan şirketlerde şu sahalara ve sorumluluklara yönlendiriliyor:

- Stratejik planlama
- Teşkilat
- Değişim / dönüşüm yönetimi
- İnsan kaynakları
- Bilgi teknolojileri
- Tedarik zinciri yönetimi
- Dışarıdan hizmet alımı (Outsourcing)

Subaylar, şirket bünyesinde staja başlamadan önce güncel askeri ve siyasi konular ile gelişen teknolojiler hakkında brifing alıyor; kıdemli askeri ve sivil bürokratlar, iş adamları, Kongre üyeleri ve programı önceki yıllarda tamamlamış diğer bursiyerler [3] ile görüşmeler gerçekleştiriyorlar. Bu hazırlık sürecinden sonra staja başlayan subaylar, yukarıda sayılan konularda şirket bünyesinde yürütülen planlama ve icra faaliyetlerine katılıyor, gözlemler yapıyorlar.[4] Yaklaşık bir yıl süren bu sürecin sonunda da hazırladıkları raporları Savunma Bakanlığı'nın üst düzey yöneticilerine ve sunuyorlar. [5] [6]

Bugüne kadar SDCFP programı kapsamında subayların staj yaptıkları şirketler şunlar:

3M Company
Accenture
Amgen
Apple
Boeing
Booz Allen Hamilton
CACI International
Caterpillar
Cisco Systems
Deutsche Bank
DuPont
EADS North America
ExxonMobil Corporation
FedEx Express
General Dynamics
Georgia Power
Google
Honeywell Aerospace
Insitu, Inc.
iRobot
Johnson & Johnson
JPMorgan Chase & Company
Lockheed Martin Corporation
McKinsey & Company
Mereck Sharp & Dohme Corporation
Microsoft Corporation
Morgan Stanley & Company
NCR
Norfolk Southern Corporation
Northrop Grumman
Oracle Corporation
Pratt & Whitney
Raytheon
Sarnoff
Shell
Sikorsky
SpaceX
SRA International
SRI International
Sun Microsystems
Time Warner
Union Pacific Railroad

Liste incelendiğinde yalnızca savunma ve havacılık sanayii değil, finans, yazılım, basın gibi çok farklı sektörlerden de önde gelen ve küresel ölçekte iş yapan şirketlerin de bulunduğu görülüyor.


Değerlendirme

Yukarıdaki listede yer alan büyük şirketlerde önemli sorumluluklar alan stajyerlerin, stratejik iş planı hazırlama, proaktif (önalıcı) düşünme, karar alma ve uygulama gibi yeteneklerinin gelişmesi beklenebilir. Bu subayların, program sonunda yalnızca askeri düşünce sistemi dışına çıkabilmeleri mümkün olacaktır. Programı tamamlayan subayların neredeyse tamamının, ABD Silahlı Kuvvetleri’nde önemli pozisyonlara getirildiği belirtilmektedir [1]; bu da programa ABD Savunma Bakanlığı’nın verdiği önemi ve programın başarısını göstermekte.

Her bir politika ya da genel olarak başarı öyküsü, o ülkeye has koşulların birer sonucudur: Aynen başka ülkelere, dolayısıyla başka ortam koşullarına uyarlanmaları mümkün olmaz. Dolayısıyla SDCFP’nin Türkiye gibi bir ülkeye aynen uyarlanması en azından kolay olmayacaktır. Ancak burada esas önemli olan, bu programın özüdür: Askeri değişim ve dönüşümü tasarlayacak, yönetecek ve uygulayacak kurmay kadroya daha geniş bir bakış açısı sağlayabilmek. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, değişim ve dönüşümü hem hızlı hem de geniş kapsamlı kılmış durumda. Bu süreci yönetecek liderleri yetiştirmek ve önlerine çıkacak sınava hazırlamak için de yaratıcı ve cüretkâr olunmalı.





*: Bu kavram İngilizce literatürde "Military Technical Revolution" ve "Revolution in Military Affairs" olarak geçmekte. Kapsam ve bağlamlarında bazı farklılıklar bulunmakla birlikte genel olarak ifade ettikleri olgu, savaş ve barış zamanında orduların işlevlerinin, teknoloji başta olmak üzere çeşitli etkenlerin etkisiyle büyük bir değişim geçirmesidir.







Kaynakça

[1]: Krepinevich, Andrew F.; Watts, Barry D.. The Last Warrior: Andrew Marshall and the Shaping of Modern American Defense Strategy (p. 225). Basic Books. Kindle Edition.

[2]: Department of Defense Directive, 1322.23, 02.09.1995, https://biotech.law.lsu.edu/blaw/dodd/corres/pdf/d132223_090295/d132223p.pdf




[6]: Bugüne kadarki SDCFP yıl sonu değerlendirme raporları: http://dcmo.defense.gov/Products-and-Services/SecDef-Corporate-Fellows-Program/Outbriefs/










7 yorum:

Adsız dedi ki...

e rağmen hırslı çıkıp okuyanları da elimizden kaçırıyoruz. Devleti yönetenlerin "Bu bilişime fazla kafa yorursan sıyırırsın. Kullan ötesine karışma." dediği bir ülke, nasıl bir Amerika, en azından bir Güney Kore seviyesine gelebilir?

İSMAİL ENVER dedi ki...

PEKİ ARDA BEY BİZDE NE YAPILABİLİR?

Adsız dedi ki...

Arda Bey bence ülkemizde mükemmel aday olabilirdiniz bu proje için. Ama muhtemelen sizin fikirleriniz ve kapasiteniz ülke standartlarının 20 yıl ilerisinden gittiği için uzaylı muamelesi görürdünüz. Altay tankı ilk çıktığında Tiger IV den hallice dediğimde bayağı dalga geçmişlerdi benimle. Güney Kore tankının başarısız klonuna motor bile bulamadık. milli piyade tüfeği diye Hk 416 yı yutturmaya çalıştılar. En son mpt 76 da karar kıldık. Her ne hikmetse savaş hattındaki güvenlik güçlerimiz yeni silahımıza alışamamış olacakki hala amerikan ve alman menşeeli piyade hücum tüfeklerini tercih ediyor.
Sizde benim gibi yapın 2023 ü bekleyin Lozan ın süresi bitiyomuş bol bol maden çıkaracakmışız. Petrol rafinerileri kuracakmışız. GSMH kişi başı ben diyim 100000 dolar sen de 150000 dolar olacakmış. ohh kafam mis gibi oldu valla. ver mehteri

Adsız dedi ki...

Yönetici mi lider mi? Alaylı mı mektepli mi? Yıllardır çözülemeyen tartışılan meseleler. Lider, liderlerden seçilmelidir. En iyi takım komutanlığı yapanlardan bölük komutanı, en iyi bölük komutanlarından tabur komutanı, en iyi tabur komutanlarından da, alay tugay komutanı.. seçilmeli, eğitimle takviye edilmeli, geliştirilmeli. Bu liderin karargahına lider olmayan ama yöneticiliği çok sağlam subay/astsubaylar verilebilir, onun karar verme sürecine katkı sağlayabilir, bu ayrı mesele.Proaktiflik, inisiyatif, karar alma melekesinin gelişimi lider açısından şirkette staj yaparak olmaz, o şirkette modern teknolojik meselelerle takviye edilirse lider, update edilmiş lider olur. ABD de bölük komutanlığı seçimle olan önemli birşey, bölük komutanı seçilen kokteyl verir, bizde bölük komutanlığı herşeyden sorumlu ''Mazlum'' olduğundan kazasız belasız bitiren kurban keser.Kurmaylık müessesesi rayından çıkmıştır.Ayrı bir kariyerist sınıf yaratılmıştır. Taktik idare yeteneği gelişmeden, güneydoğuda tecrübe kazanmadan, ne biliyim, bir bölük timi atışlı tatbikatı, bir tabur görev kuvveti atışlı tatbikatı icra etmeden, bir Harekata Hazırlık Denetlemesine girmeden, bir Karma Birlik Geçit Açma bir Nehir Geçiş Harekatı yapmadan bölük ve tabur komutanıyken, 3 sene kurmaylıktan, 2 sene yüksek lisans ve mümtaz terfiden 5 sene kıdem almış, iki sene de yurt dışı daimi görevde 100,000 dolar dünyalığını gömmüş, 40 yaşında Komutan Yardımcısı olduğunda emir vermekten aciz, olan bitenin farkına varamayan generallik sırasında el verilmiş prensler, ya seçilmezsem korkusuyla en ufak bir hatanın tüm kariyere maloluş gerçeğinde ürkek bekleyiş esnasında bozulan kişilikler. Adam maliyeci, kontenjandan kurmay oluyor, maliyeci kurmay olmadığından tankçıya devşiriliyor, hayatında tank görmemiş maliyeci tank tabur komutanı atanıyor 1 seneliğine, 9 ncu ayında yurt dışı göreve seçiliyor, hülle gibi tabur komutanlığı yapmış sayılıyor.Sizin dediklerinize gelene kadar :) Kurmaylık komutanlık meselesi dışında kurumsal hafıza, bir konuda ihtisaslaşma meselesi var ki, o da evlerden ırak.Adama ABD de bilgisayar yazılımcılığı öğretilmiş, sistem yöneticisi, tam olaya girecek, hop Çemişkezek şark sırası karargah bölük komutanı. Üst karargahta adamın önüne bir mesele bırakılıyor, bütün personel sistemini matematiksel olarak modellemesi gerekiyor oysa ki o altı üstü piyade bölük komutanlığı yapmış, hasbelkader yüksek lisans yapanları karargahlara verin onlardan istifade edin buyrulduğundan atanmış, diyor ki buna bir matematik doçenti profesörü bir o kadar da girdi toplamak lazım diyorum otur çalış diyorlar diyordu.Benim gördüğüm şu; bir çatışmada 100 kişiden 80 i, pısar, 15 i sağa sola bakmadan ateş eder, sadece 5 kişi soğukkanlılığını korur, keşfeder gözetler ona göre mevzi alır nişan alarak ateş eder. 20 kişilik üst karargah darmadağın pıstığında, koca koca albaylar, bir komando bölük komutanının emir komuta bende diyerek emir komutayı almışlığını ve topçuya atış yaptırarak saldırıyı püskürttüğünü görmüşlüğüm vardır. Lider bütün sorumluluk bende ''Ateş'' diyebilendir, haksızca götürülmeye çalışılan astına bütün kariyerini ortaya koyup göğsünü siper edebilendir. Lider, sağdan soldan keskin nişancı atışı geldiğinde etrafında birlik komutanlarının siper olduğu kişiye denir. Ulan savaş mavaş çıkarsa ilk bunu götürmek lazım, yoksa hepimiz mahvoluruz tasavvuru yapılan değil.Neyse..

Adsız dedi ki...

Yukarıdaki ifadelerde yanlışlar var. O yanlışları düzeltmek gerekir:

-Kurmayların kıt'a komutanlığı tecrübesinin azlığı Harp Akademileri giriş sınavının 9'uncu hizmet yılından 6'ncı hizmet yılına düşürülmesiyle başlamıştır. Ondan önce zaten Yüzbaşı rütbesinde yani Bl.K iken giriyorlardı. Bu şekilde Akademiye (Kurmay eğitimine) geç girenlerin komutanlık tecrübesi diğerlerinden fazladır. Çünkü diğer subayların çoğunluğu Bnb. olduklarında artık komutanlık yapmazlar. Tabur ve Alay Komutanlıklarını kurmaylar ve azınlıkta olan seçilmiş diğer subaylar yapar. Kurmaylar, Albay rütbesinde Kurmay Başkanlığı yaparlar. Kurmay Başkanı bağlı ayrıca birlikler vardır. Kurmay Başkanı aynı zamanda komutandır. Yani Kurmay albayların komutanlık tecrübeleri devreleri sınıf subaylarından genelde fazladır. Akademi giriş sınavlarının 6'ncı hizmet yılına alınmasına önayak olanlar FETÖ'den atılmıştır.

- Daimi görevlere sadece kurmaylar değil hatırı sayılır sayıda sınıf subayları da gitmektedir. Daimi görevde 100.000 dolar gömülmesi mümkün değildir. Daimi görev demek aileyle yurt dışında 2 sene yaşamak demektir. Gelir olduğu gibi gider de vardır. Toplam 2 sene yurt dışı geçici görevlere gitmek aynı sürede daimi görevden daha fazla gelir getirir

Adsız dedi ki...

- Akademiye erken yaşlarda giren kurmay subayların çoğunluğu da son KHK'larla kamu görevinden çıkarılmıştır.

- Üst karargahlara Yüzbaşı rütbesinden itibaren Yüksek Lisans yapmış subayların atanması doğru bir karardır. O subaylar yüksek lisans yaptıkları için kıdem almaktadır. Kıdem almanın bir mahzuru yoksa üst karargahta görev yapmanın da bir mahzuru olmamalıdır.

-Birliklere komutanları emir ve komuta ederler. Kıdemli diye karargah subayları değil. Yukarıda bir baskın örneği verilmiş. Elbette karargah subayları değil oradaki bölük komutanı çatışmayı sevk ve idare edecek. Aksi takdirde kaos olur. Bölük Komutanı zaten yapması gerekeni yapmış. Eğer o "pıstığı" iddia edilen albaylar, bölük komutanına müdahale etseler emir ve komuta çökerdi.

-Bir birlikte çatışma esnasında personelin çoğu ateş etmiyorsa ciddi bir eğitim eksikliği vardır. 1990'lı yıllarda; içinde bulunduğumuz dönemden çok daha fazla teröriste karşı, hem de ciddi teçhizat eksikliğne rağmen, çok başarılı operasyonlar icra edilmiştir. Üstelik çok az sayıda özel kuvvet dışında doğru düzgün profesyonel birlik yok iken, başarılar kazanılmıştır.

Adsız dedi ki...

Son söz olarak;
-Subay eğitiminde yapılan en vahim yanlışlık ise kurmaylık eğitiminin az sayıda subaya verilmiş olmasıdır. Bu durumda az sayıda kurmay subay çoğunluğu yönlendirmektedir. Aslında kurmay eğitimi; Kıdemli yüzbaşı- Yarbay rütbeleri arasında kademeli olarak bütün subaylara verilmelidir.
- Yazıda belirtilen şekilde şirketlerde staj eğitimi de çok faydalı olacaktır.