19 Ocak 2017 Perşembe

Asimetrik Harp, Beka Kabiliyeti ve Fırat Kalkanı

Güney Lübnan'daki Mlita Direniş Anıtı
Kaynak: socks-studio.com
24 Ağustos günü başlayan Fırat Kalkanı Harekâtı, halen Halep'in kuzeydoğusundaki el Bab kasabası odağında devam ediyor. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve onu destekleyen Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurları, bu stratejik kasaba ve çevresinde IŞİD terör örgütü ile şiddetli çatışmalara girmekte.

Harekât, ÖSO'nun TSK'nın zırhlı ve topçu birlikleri ile hava kuvvetleri desteğinde ilerlemesi şeklinde başladı. Cerablus ve çevresindeki yerleşim yerlerinin ele geçirilmesi ve PYD'nin kurmaya çalıştığı "Kürt Koridoru"nun engellenmesini içeren ilk aşama büyük ölçüde bu hareket tarzı ile tamamlandı.

Harekâtın sonraki safhalarında TSK'nın bölgeye sevkettiği takviye kuvvetlerin, özellikle zırhlı birlik ve özel kuvvet unsurlarının arttığı gözlemlendi. Nitekim el Bab'a gelindiğinde harekâtın momentumunun ÖSO değil, TSK tarafından belirlendiği şeklinde bir görüntü vardı.

Öte yandan, aradan geçen beş aylık sürede kayıplar yaşanmadı değil. Harekâta katılan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na (KKK) ait bazı ana muharebe tankları, zırhlı muharebe aracı (ZMA) ve zırhlı personel taşıyıcı (ZPT) araçlar, başta tanksavar güdümlü füzeleri olmak üzere düşman ateşi ile hasar aldı, bazıları tümden imha oldu.

Dolayısıyla Fırat Kalkanı, özellikle yerleşim bölgeleri (meskûn mahal) içinde ve çevresinde gerçekleşen asimetrik nitelikli harekâtlara yönelik beka kabiliyetini artırıcı tedbir ve teknikleri gündeme getirdi.

Tankların Birinci Dünya Savaşı'nda sahneye çıkmalarından sonra 20'nci yüzyıl boyunca görevleri hep aynı oldu: Düşman üzerine dosdoğru sürmek. Dolayısıyla düşman tanklarına ve tanksavar silahlarına karşı ön bölgelerinin (frontal arc) korunmasına öncelik verildi. Tankların zırhlarının en kalın olduğu bölüm bu nedenle hep ön tarafları oldu. "Fury" filmini izleyenler, Amerikan Sherman ve Alman Tiger tankları arasındaki meşhur düelloyu, iki tankın birbirinin arkasına geçebilmek için yaptıkları manevraları anımsayacaktır.


Asimetri

Savaşın simetrik nitelikte olduğu geçmiş yüzyılda tankın tasarımı, temel tasarım özellikleri ve öncelikleri bu nedenle belliydi. "Simetrik" ile kastedilen, savaşan tarafların aşağı yukarı benzer nitelikte araç - gereç, taktik ve eğitim ile donatılmış olmalarıdır. Savaşan taraflar da, savaş alanı da bellidir. Kazanan taraf, taktik, donatım, moral - motivasyon ve benzeri etkenlerde öne çıkandır.

Ancak Afganistan, Çeçenistan, Irak, Suriye gibi bölgelerde yaşanan savaşlar asimetrik niteliklidir: Bir tarafta düzenli bir ordu vardır evet; ancak karşısında bırakın bir düzenli orduyu, bir devlet dahi yoktur. Ya da "vekalet savaşları" (proxy wars) kavramının açıkladığı üzere, düzenli ordunun karşısındaki silahlı gruplar, başka devlet ya da devletler tarafından "vekil" ya da "maşa" olarak kullanılmaktadır.

Bu, bir asimetridir. Söz konusu asimetrinin teknik, taktik, etik ve hukuki boyutları bulunmaktadır. Silahlı grupların donatımı, düzenli ordu gibi organize ya da sofistike olmayabilir. Ancak özellikle tedarik konusunda düzenli orduların ve devletlerin hiç bir zaman sahip olamayacakları hız ve esnekliğe sahiptirler. Kendilerini destekleyen devletlerden, karaborsadan ya da faaliyette bulundukları bölgedeki diğer örgütlerden kolaylıkla, hızla ve çoğu zaman çok ucuza her türlü silah sistemi, ekipman ve araç - gereç temin edebilirler. Bunun örneklerini son dönemde Suriye ve Irak'ta sıkça görmekteyiz.

Taktik alanda da kayda değer bir esneklik ve inovatif kabiliyet mümkün olmaktadır: Düzenli orduların, özellikle büyük ülke ordularının taktik geliştirmeleri, belli bir akademik ve profesyonel sürecin sonucu olmaktadır. İhtiyaçlar ve edinilen tecrübeler ışığında bir taktik konseptin geliştirilmesi, denenmesi ve yaygın olarak kullanıma sokulması zaman alıcı bir süreci gerektirmektedir. Ancak karşılarındaki silahlı gruplar, değişen koşullara göre kolaylıkla ve hızla uyum sağlayabilmekte, bilhassa gelişen iletişim teknolojilerinden de faydalanarak bunları hızla yayabilmektedir.

Etik ve hukuki boyutta ise asimetrinin makası açılmaktadır. Düzenli ülke orduları, özellikle Batı demokrasilerinde, kamuoyunun ve devlet mekanizmasının sıkı denetimi altındadır. Alınan hatalı ya da tartışmalı kararların iç kamuoyunda yansımaları hızlı ve büyük olabilmektedir. Silahlı grupların eylemleri ise, özellikle aşırı dinci ya da etnik motivasyonlarla hareket ediyorlarsa, çoğunlukla etik, hukuki ve ahlaki normlarla sınırlanmış değildir.

Bu, şu demektir:

Ele geçirdiği T-72 ve M1 Abrams tanklarını, önlerinde canlı kalkan olarak kullanılan çocuklarla birlikte ileri süren, bu esnada da bir balkon, bir teras katı ve bir apartman enkazındaki mevzilerinden aynı anda MILAN, TOW 2 ve Metis tanksavar füzeleri ile ateş etmek için bekleyen örgütün militanları, saldıracakları birliğin hareketlerini rotorlu bir dron ile takip ediyor ve bir yandan da ellerindeki GPS spoofing sistemi ile o birliğin hedef tespit / işaretleme sistemlerini yanıltıyor olabilir.

Yeni teknoloji, teknik ve taktikleri bu kadar hızlı, etkin ve esnek şekilde özümseyip uygulayabilen asimetrik ordularla mücadele için, ihtiyaç belirleme, planlama ve tedarik mekanizmasının aynı esneklik ve süratte çalışabilmesini sağlamak gereklidir.

Modern ordular, özellikle ABD, Rus ve İngiliz silahlı kuvvetleri bunu zor yoldan öğrendiler. Bu öğrenme ve uygulama sürecinin en ilginç örneklerinden biri, ana muharebe tankı başta olmak üzere zırhlı araçların beka kabiliyetlerinin artırılmasına yönelik alınan tedbirler oldu.


Beka Kabiliyetini - Hızlı, Etkin ve Esnek Şekilde - Artırmak

İsrail'in Lübnan'da, Rusya'nın Çeçenistan'da ve ABD'nin Afganistan ve Irak'ta edindiği tecrübeler şunu gösterdi: Asimetrik harpte, meskûn mahalde yürütülen harekâtlarda piyadenin ve tankların eşgüdümlü hareketi şart. Ancak bu ortak hareket tarzı, klasik zırhlı / mekanize birlik harekâtından teknik ve taktik olarak oldukça farklı olmak durumunda. Hem piyadenin hem de tankın donanımı, bu tür harekâtın gereksinimlerine uygun olmak durumunda.

Askeri kara araçlarını sınıflandırmak için çok farklı yöntemler bulunuyor. Şu şekilde bir sınıflandırma yaygın olarak kullanılmakta örneğin:

i. Muharip (Combat)
ii. Muharebe destek (Combat support / fire support)
iii. Ulaştırma (Transport)

Muharip araçlar, en ön safta savaşan veya bulunan araçlardır. Bunlara tanklar, zırhlı muharebe, keşif ve personel taşıyıcı araçlar dahil edilebilir.

Muharebe destek araçları ise, en ön saftaki birliklere başta ateş olmak üzere destek sağlayan, bilfiil muharebenin içinde görev alan araçlardır. En önemlileri namlulu ve namlusuz topçu araçlarıdır (kundağı motorlu obüsler, çok namlulu roketatar sistemleri, kundağı motorlu havanlar gibi).

Ulaştırma araçları ise taktik ve idari intikalde, personel ve yük taşımada kullanılan araçlardır.

Bir önceki yüzyılın savaşalanı algı, koşul ve gereksinimlerine göre zırh koruması ya da daha doğru bir ifade ile beka kabiliyeti en yüksek olan araçlar, doğal olarak birinci kategoridekilerdi. Düşmanla ilk ve doğrudan karşılaşacak unsurlar bunlardı çünkü. Bu nedenle tankların en güçlü zırhları önlerindeydi. Ancak bir kundağı motorlu obüsün zırhı, tank kadar güçlü, kalın olmak durumunda değildi. Düşman tanksavar silahı ya da piyadesi ile doğrudan karşılaşması gerekmiyordu. En önemli koruma gereksinimi, çevresinde patlayabilecek topçu mermi veya roketlerinin basınç ve şarapnel etkilerine dayanıklılıktı. Ulaştırma araçları, yani kamyon ve jipler ise zaten çoğunlukla cephe gerisinde bulunacakları için asgari seviyede zırh koruması ve beka kabiliyetine sahiplerdi.

Ancak Çeçenistan, Afganistan, Irak ve Suriye'de görüldüğü üzere başta tanklar olmak üzere zırhlı / mekanize birlikler, her an her yönden farklı niteliklerde tehditlere maruz kalabiliyor. El yapımı patlayıcılar (EYP; Improvised Explosive Device - IED), her türlü araca karşı etkili bir şekilde kullanılabiliyor. İçerdikleri patlayıcı miktarı yüzlerce kg'ye kadar çıkabilen EYP'ler, tankları dahi safdışı bırakabiliyor. Dahası, EYP ve tanksavar silahları yalnızca basit birer pusu aracı olarak değil, karmaşık taktikler ile kullanılır hale geldi.

Sonuçta 60 tonluk bir ana muharebe tankı da, tepesi branda kaplı bir jip de herhangi bir anda herhangi bir yönden gelebilecek aynı nitelikte tehditlere maruz kalmaya başladı. Bir kaç yüz kg patlayıcı ihtiva eden bir EYP'nin, asker dolu bir kamyona karşı kullanıldığına tanık olundu. Halbuki o kamyon yüksek olasılıkla en fazla 7.62mm mermi isabetine karşı dayanıklı olacak şekilde tasarlanmıştı. Suriye, Libya, Doğu Ukrayna, Irak gibi bölgeler, dünyanın en modern tanksavar güdümlü füzelerinin ve roketlerinin "all-star" karşılaşmalarına sahne olmaya başladı. Farklı silahlı gruplar, daha doğrusu "vekiller", bu silahları sadece "saklan, nişan al, ateş" şeklinde değil, yaratıcılık ve taktik zekâ içeren yöntemlerle kullanmaya başladılar.

Nitekim Air Combat Information Group (ACIG) araştırmasına göre, Suriye'de 24.05.2012 - 24.12.2016 tarihleri arasında yani yaklaşık 4.5 yıllık süre içinde Suriye rejim ordusuna ait,
  • 438 zırhlı muharebe aracı ve personel taşıyıcı (çoğu BMP-1/2) imha edildi; 216 adedi ele geçirildi (toplam 654 araç)
  • 866 ana muharebe tankı imha edildi; 420 adedi ele geçirildi (toplam 1,286 araç)
  • 48 ZSU-23-4 kundağı motorlu uçaksavar imha edildi; 43 adedi ele geçirildi (91 araç)
  • 30 2S1 ve 2S3 kundağı motorlu obüs imha edildi; 21 adedi ele geçirildi (51 araç)
Kabaca yaklaşık 20 yıl süren bu değişim ve dönüşüm sürecinde, başta tanklar olmak üzere muahrip araçlara yönelik bir dizi beka kabiliyetini artırıcı tedbir ve sistem geliştirildi. Özellikle EYP tehditlerine karşı personel ve yük naklinde klasik kamyonların yerine MRAP (Mine Resistant Ambush Protected: Mayına Dayanıklı Pusuya Korumalı) araçlar yükselişe geçti.

Tank özelinden devam edelim. Ana muharebe tanklarının, başta meskûn mahal harekâtı olmak üzere asimetrik harp ortamının tehditlerine göre tadil edilmesi uygulamalarına kısaca göz atmak, son 20 yıllık süreçte üzerine yoğunlaşılan sistem ve çözümleri belirlememize yardımcı olacaktır.


M1 TUSK

M1 Abrams ana muharebe tankının Irak'ta karşı karşıya kaldığı EYP ve tanksavar tehdidine yanıt olarak geliştirilen TUSK (Tank Urban Survival Kit), mevcut  M1A1, M1A2 ve M1A2 SEP tanklarına uygulanan bir paket. Paket kapsamında tanka şu eklemeler yapılıyor:
  • Tankın yan taraflarına infilaklı tepkimeli zırh (ERA; explosive reactive armor) blokları
  • Arka gövdeye kafes zırh (slat armor)
  • Sis veya parça tesirli bomba atabilen 32 adet fırlatıcı tüp
  • Doldurucu pozisyonundaki 7.62mm makinalı tüfeğe zırhlı kalkan
  • Doldurucu için termal görüş sistemi
  • Komutan tarafından idare edilen yeni bir 12.7mm makinalı tüfekli uzaktan kontrollü silah istasyonu
  • Tankın arka tarafına piyadenin iletişimi için telefon
TUSK, tanklara sahada uygulanabiliyor. Yani tadilat için tankın bakım merkezi ya da fabrikaya çekilmesine gerek bulunmuyor.

Abrams tanklarının üreticisi General Dynamics Land Systems, Ağustos 2006'da ABD Kara Kuvvetleri ile 505 adet Abrams için TUSK kitlerinin üretilmesi ve uygulanmasını içeren bir sözleşme imzaladı.


Leopard 2 PSO

İlk kez 2006 yılında kamuoyuna tanıtılan Peace Support Operations (PSO) modernizasyon çözümü, mevcut Leopard 2'lerin meskûn mahal harekâtındaki beka kabiliyetini artırmayı hedefliyor. Prototip testleri tamamlanan PSO'nun içeriği şu şekilde:
  • Tankın alt gövdesine ilave zırh modülleri
  • Tankın çevresinde 360 derece görüş sağlayan kameralar
  • Üç adet ilave termal kamera
  • İki adet projektör
  • FLW 200 uzaktan kumandalı silah istasyonu
  • Ön gövdeye monte edilen hareketli dozer bıçağı
  • Piyade iletişimi için telefon
  • IFIS dost birlik konum takip sistemi
  • Mürettebat için yüksek performanslı yeni nesil iklimlendirme sistemi
Üretici Krauss Maffei Wegmann, PSO tecrübesine binaen, Kanada'nın Almanya'dan kiraladığı Leopard 2A6M tanklarına bir dizi iyileştirme uygulamıştı. PSO'daki sistem ve kabiliyetlerin bir kısmı, yeni nesil Leopard 2 türevi olan 2A7+'de de kullanılıyor.


Leclerc AZUR

Leclerc tanklarının meskûn mahal harekâtlarına uygun hale getirilmesi için geliştirilen AZUR (Action en Zone Urban) modernizasyon kiti, aynı PSO gibi 2006 yılında kamuouna tanıtıldı.
  • Tank yan taraflarına ilave kompozit zırh blokları
  • Gövdenin ve taretin arka kısımlarına kafes zırh (ön taraf için opsiyon)
  • Motor bölmesinin üstüne, molotof kokteyllerine karşı ilave koruma kaplaması
  • İlave bomba fırlatıcı tüpleri
  • Taret üstüne ilave 7.62mm uzaktan kontrollü silah istasyonu
  • Tarete, 360 derece görüş sağlayan kameralar
  • Meskûn mahal harekât ihtiyaçlarına göre geliştirilmiş 120mm HE F1 yüksek infilaklı mühimmat
  • Piyade iletişimi için telefon
  • Gövde arkasına mühimmat ve teçhizat saklama kutuları
Tankın üreticisi Nexter şirketi, AZUR kitinin, saha koşullarında yarım gün içinde uygulanabildiğini, uygulama için herhangi bir ilave araç - gereç ve ekipman gerekmediğini belirtiyor. Şirket 2011 yılında Leclerc'in Fransa dışındaki tek kullanıcısı olan Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) bir sipariş verdiğini duyurmuştu. 2012 yılı itibariyle bir tank bölüğünü donatacak kadar AZUR kiti BAE'ye teslim edilmişti.

Meskûn mahal harekâtlarında beka kabiliyetini artırmayı hedefleyen bu üç modernizasyon projesinin içerdikleri ortak bileşenleri şu şekilde özetlemek mümkün:

Leopard 2 tankı üzerinde FLW 200 silah sistemi
i. Uzaktan kumandalı silah istasyonu: Bu sistemler, içerdikleri termal kamera ve lazer hedef işaretleyiciler ile mürettebata, tankın içinden çkmadan etrafı gözetlemek ve nokta atış imkânı veriyor. Sistemlerin kameraları, ana silah için yedek bir hedef tespit / işaretleme sistemi olarak da kullanılabiliyor. Tankın ana silahı ve eşeksenli makinalı tüfeği farklı yöne bakarken uzaktan kumandalı istasyon farklı yöndeki tehditlere karşı kullanılabiliyor. Bu da, tehdidin 360 dereceden gelebileceği şehir ortamında önemli bir kabiliyet.

Bu tür sistemlerin tasarımında giderek öne çıkmaya başlayan bir gereksinim, silah ile termal kameranın birbirinden bağımsız olarak da hareket edebilmesi. Sivil nüfusla iç içe girilmesini gerektiren meskûn mahal harekâtlarında, çevresini gözetlerken silahı ile birlikte dönen kamera, sivil nüfus üzerinde tedirginlik ve tepki yaratabilir. Bu da, özellikle yurtdışı / denizaşırı görevlerde sivil halkın desteğini kazanmak ve korumak zorunda olan birlikler için önemli bir husustur.

Uzaktan kumandalı silah istasyonlarına ucuz ve basit bir alternatif olarak ana silaha bağlı ilave bir makinalı tüfek de işe yarayabiliyor. İsrail'in 1982 Lübnan tecrübesi ile Merkava tanklarına uygulamaya başladığı bu çözümü Türkiye de M60 tanklarında kullanmakta.

ii. İlave zırh koruması: Bu bileşeni dört alt başlıkta incelemek mümkün: ERA, kompozit zırh, kafes zırhlar ve zırh kalkanları.

ERA zırhlar kabaca iki plaka arasında patlayıcı ihtiva eden zırh blokları olarak tanımlanabilir. Bu patlayıcı, tanksavar mühimmatın teması anında infilak ederek delme kabiliyetini kayda değer oranda azaltıyor. Kompozit zırhlar ise, bloklar ve plakala halinde tankın gövdesine (bilhassa yan taraflarına) ve taretine uygulanarak, ek bir koruma katmanı teşkil ediyorlar. Kompozit denilmesinin nedeni, bileşenlerinde farklı malzemelerin bulunuyor olması.

Kafes zırhlar, özellikle RPG türevi roketatarlara karşı tankın ve diğer araçların beka kabiliyetini artırmak amacıyla kullanılmakta. RPG'lerin tanklarda en etkili oldukları yerler, gövde arkası ve motor bölmesi; dolayısıyla kafes zırhlar tanklarda genelde arka ve arka-yan taraflara ekleniyor. Ancak diğer hafif zırhlı araçları çepeçevre kaplayan kafes zırh uygulamaları mevcut. Kafes zırhların esprisi, gelen roketi aracın gövdesine ulaşmadan infilak ettirmek ve/veya fünyesini erken patlattırarak araca hasar vermesini engellemek. Bu tip zırhlar doğal olarak tanksavar füzelerine ya da zırh delici mermilere karşı etkin bir koruma sağlamıyorlar.

İlave zırh korumasının son bileşeni ise, taretteki personel pozisyonlarına eklenen ilave balistik zırh kalkanları. Makinalı tüfeğe ve giriş - çıkış kapağı çevresine eklenen kalkanlar, personele özellikle keskin nişancı ve yakında patlayan mühimmata karşı hatırı sayılır bir ek koruma sağlayabiliyor.

iii. Sensör ve kameralar: Meskûn mahal harekâtlarının en önemli özelliği, muharebenin belli bir cephe hattının olmaması, tehdidin 360 dereceden gelmesidir. Bu durumda da aracın personelinin, çevresine dair kesintisiz ve net bir durumsal farkındalığa (situational awareness) sahip olması zorunludur. Dahası, dost birliklerin konum ve hareketlerine dair de net ve gerçek zamanlı bilgiye erişim gereklidir. Bu nedenle araçlara 360 derece görüş açısı sağlayan yüksek çözünürlüklü kameralar, her bir personel için ilave termal görüş sistemleri, yüksek hızlı veri haberleşme sistemleri ve dost birlik takip sistemleri uygulanmaya başlamıştır.

iv. Piyade telefonu: Asimetrik harpte ve özellikle meskûn mahal harekâtlarında zırhlı birlikler, piyade ile yakın eşgüdümde çalışmak zorundadır. Bunun için de son dönemde tanka monteli piyade telefonları yeniden popülerlik kazanmaya başladı. Piyade telefonuna alternatif olarak kısa mesafe telsiz haberleşme sistemleri de kullanılmakta.

Her ne kadar söz konusu modernizasyon kitlerinde yer almasa da giderek yaygınlaşan bir diğer bileşen olarak aktif koruma sistemine de (AKS; Active Protection System) değinmekte fayda var.

AKS'ler genel olarak üç bileşenden oluşur: Algılayıcılar, karşı tedbir mühimmatı ve atış kontrol sistemi. Araca, 360 derece kapsama sağlayacak şekilde takılan ve çoğunlukla yüksek performanslı radar olan algılayıcıların tespit ettiği tanksavar mühimmatı, atış kontrol sisteminin hesapladığı parametreler doğrultusunda ateşlenen karşı tedbir mühimmatı ile vurularak etkisiz hale getirilmeye çalışılır.

AKS'lerin son dönemde en bilinen ve popüler örneği, İsrail'in Trophy sistemi. 2006 Lübnan Savaşı'nda elde edilen tecrübeler ışığında geliştirilen sistem, Güney Lübnan ve Gazze'de oldukça iyi bir performans gösterdi. Türkiye'de de Altay ana muharebe tankı projesi kapsamında ASELSAN tarafından Akkor adlı bir AKS geliştirilmekte. Sistemin 2020 civarında seri üretime hazır hale gelmesi planlanıyor. Trophy ve Akkor dışında dünyadaki belli başlı diğer AKS'ler şunlar:
  • EADS: MUSS
  • IMI (İsrail): Iron Fist
  • Artis (ABD): Iron Curtain
  • Raytheon (ABD): Quick Kill
  • Textron (ABD): TRAPS
  • Kolomna (Rusya): Arena
  • Şipunov (Rusya): Drozd
  • Saab (İsveç): LEDS-150
  • ADS (Almanya; Rheinmetall - IBD Diesenroth ortaklığı): AMAP-ADS
  • Microtek (Ukrayna): Zaslon
  • Thales (Fransa): SHARK
Tüm bu tedbir ve sistemler çoğunlukla sahada, aracı uzun süre görevden çekmeden uygulanabiliyor. Bunlara dair mühendislik ve tasarım süreçleri de uzun süren ya da maliyetli kalemler değil. Fabrika seviyesinde uygulanacak, dolayısıyla belli bir mühendislik ve geliştirme maliyetine (NRE; Non Recurring Engineering) sahip uygulamalar, daha kapsamlı analiz ve değerlendirmeler gerektirir. Nitekim bunların sonucunda da sıklıkla aracın yeni bir versiyonu ortaya çıkar.


Kağnı Devrildikten Sonra Yol Gösteren Çok Olur

Beka kabiliyeti, çok sayıda katmandan oluşur, bu nedenle de İngilizce literatürde "survivability onion" olarak tanımlanır; soğanın kabuklarına ithafen. Bu tanımın vurguladığı en önemli gerçek, beka kabiliyetinin tek bir sistem ya da tedbirle sağlanamayacağıdır: Çok sayıda farklı teknik, taktik ve yöntemin bir arada, uyum içinde kullanılması gereklidir.

Sosyal medyada yayılan bu listeye ilişkin herhangi bir
yalanlama gelmemiş olması, içeriğinin doğru olduğunun
zımnen kabul edildiği anlamına gelir. Fırat Kalkanı'nda
uygulanmakta olan taktik ve kullanılan teçhizatla
kaşılaştırıldığında, listenin "mucize" denebilecek kadar
kısa olduğunu belirtmek gerekir.
Fırat Kalkanı'nda yaşanan kayıpların açık kaynaklardan faydalanılarak incelenmesi ne yazık ki kolay değil. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri, akıl almaz bir bilgi harbi ve psikolojik harp zafiyeti içinde yürütülen faaliyetler hakkında beylik açıklamalar yapmakta; yaşanan kayıplar hakkında ise mutlak sessizlik uygulamakta. Bu durumda da meydan, başta IŞİD ve PYD olmak üzere terör örgütleri ve yabancı gizli servislere bırakılmış durumda. Söz konusu örgütlerin yayımladıkları fotograf, video ve bilgiler üzerinden analiz yapmak ise riskli, zira psikolojik harbin çelmesini yemek çok kolay. Profesyonel analistler ya da sağduyulu vatandaşlar bu tuzaklara daha zor düşerler belki ancak kamuoyunun büyük kesimi için ciddi bir risk söz konusudur. Aradan geçen bunca zamana rağmen harekâtın bu boyutunda bir gelişme yaşanmamış olması kahredicidir.

Türkiye'nin, Fırat Kalkanı Harekâtı'nda kullanmakta olduğu kara araçlarının donanım ve koruma seviyelerine bakıldığında, meskûn mahal muharebesine yönelik bugüne kadar herhangi bir hazırlık yapılmamış olduğu görülmekte. Nitekim harekâtın öncüsü olarak Suriye'ye giren tanklar, KKK envanterindeki en eski tanklardan olan M60A3'ler idi. İlk haftalarda bu tankların bazı kayıplar vermeleri üzerine bölgeye, KKK envanterindeki en modern tanklar olan M60T'ler sevkedildi. Talihin garip bir cilvesi, Türkiye'nin Ortadoğu'daki âlî menfaatleri için yaşamsal önem taşıyan bu harekâtın yükünü büyük ölçüde, İsrail tarafından modernize edilen bu tanklar sırtlandı.

M60T'ler ile birlikte Trakya'dan bölgeye Leopard 2A4'lerin sevkedildiği gözlemlendi. Türkiye'nin ikinci el olarak Almanya'dan satın aldığı Leopard 2A4'ler, aslında deyim yerindeyse "Doğan görünümlü Şahin"dirler.

Almanya, Leopard 2 üretimini toplam sekiz kafilede gerçekleştirmiştir. Bunlardan ilk dördü 1979 - 1985 yılları arasında gerçekleştirilmiş ve Leopard 2A0, A1 ve A3 modelleri üretilmiştir (A0'lar peyderpey kısmî modernizasyona tabi tutularak A2 olarak adlandırılmıştır). 2A4 modelinin üretimi 1985'te beşinci kafile ile başlamış ve 1992 yılında tamamlanmıştır.

Leopard 2 üretimi boyunca Almanya, tankın zırh koruma kabiliyetini de iki kez, 1988 ve 1991 yıllarında geliştirmiştir. Öbür yandan da, üretilmiş olan A2 ve A3 modellerini, atış kontrol, muhabere sistemi, mühimmat kabiliyeti konularında geliştirerek A4 seviyesine yükseltmiştir. Bu tanklar, beka kabiliyeti (zırh kalitesi) ve yangın bastırma sistemi gibi unsurlar hariç diğer özellikler bakımından 2A4'e eşdeğerdirler.

Türkiye'nin iki paket halinde Almanya'dan satın aldığı Leopard 2A4'ler, işte bu bahsedilen, sonradan 2A4 seviyesine yükseltilmiş ilk kafile Leopard 2'dirler (Kaynak).

Bunun anlamı ve önemi şudur:

Sadece ön zırhı, dönemin (1980'lerin) Sovyet tanklarına karşı koruma sağlamak üzere geliştirilmiş "eski nesil" Leopard 2A4'lere yönelik olarak Almanya, bir modernizasyon paketi geliştirmiştir. Ek zırh uygulanmasını da içeren bu kapsamlı modernizasyon paketini Singapur kendi Leopard 2A4'leri için tercih etmiştir. Türkiye'de ise, ASELSAN tarafından geliştirilen ve zırh korumasının artırılmasını da içeren Leopard 2NG modernizasyon projesi rafa kaldırılmış durumdadır. Bugün tekrar hayata geçirilmesine karar verilse dahi sahada görülmesi, kayda değer bir zaman ve bütçe gerektirecektir.

Dolayısıyla Türkiye'nin, öncelikli ve acil olarak hızla tedarik edilebilen ve sahada uygulanabilen beka kabiliyeti artırıcı sistem ve çözümlere yönelmesi gerekmektedir.

Yukarıda sayılan beka kabiliyeti artırıcı sistemlerin hiç biri tek başlarına birer çözüm değildir. Son dönemde popülerliği giderek artan AKS'ler, mucizevi kurtarıcılar değildir. AKS'lerin de zaafları, düşmanın da taktik zekası vardır. Pusuya karşı en iyi savunma, pusuya düşmemektir. Bunun için de,
  • 360 derece, 7 gün 24 saat kesintisiz durumsal farkındalık
  • Sensör ile nişancı arasında mesafenin asgariye indirilmesi
  • Karar alma ve icrada inisiyatif
  • Etkin bilgi harbi
konularına azami özen gösterilmesi gerekmektedir.

Savunma "pasif" değil, "proaktif" bir tutumdur. Aksi takdirde beka kabiliyetinden söz edilemez; düşmanın insafına kalınmış olur.






Ayrıca bkz
Günümüz Dünyası Savaşlarında Silahlı Kuvvetlerin Devlet Dışı Aktörlerle Ortak Kullanımı
Asimetrik Saldırı Savaşları, Siyaset ve Uluslararası Hukuk
Değişen Güvenlik Algılamaları Işığında Tehdit ve Asimetrik Tehdit
Modifying the Abrams Tank For Fighting in Urban Areas



9 yorum:

Imyalok Kamlo Tobor dedi ki...

Eline sağlık üstat.
"gelen roketi aracın gövdesine ulaşmadan infilak ettirmek ve/veya fünyesini erken patlattırarak araca hasar vermesini engellemek" demişsiniz. İkisi de aynı şey değil mi?

Ayrıca, RPG mermisi de çukur imla hakkı taşıyor, ATGM füzesi de. Kafes zırh neden birini bertaraf ederken ötekini yavaşlatmıyor bile? Arada alt tarafı azıcık ebat ve ağırlık farkı var.

Adsız dedi ki...

@Imyalok Kamlo Tobor

tandem başlık var biri sap diğeri saman

Imyalok Kamlo Tobor dedi ki...

Hayır, klasik Rpg sapsa tandem başlık saman değil, sap artı sap. Kafes, öndeki sapı harcarsa geriye tek sap kalmaz mı?

Adsız dedi ki...

Özet: Madem öok dağınık milletiz ve aramızda işe yarayan neferlerin gücü durumu idrak etmeye yetse de tam toparlamaya yetmiyor, mecburen ve daha iyisi olana kadar hızlı pratik acil çözümler üretebilir miyiz
:

Eldeki zayıf ve acil ihtiyaçlara cevap vermeyen LeoA4'lerin en azından yarısının (envanterde 300küsür tane var) motor ve vites sistemlerini üretilecek Altay kasalarına peyderpey ve geçici olarak (daha iyisi geliştirilene veya alınana kadar) monte etmek gerçekçi olur mu. Hem Leo hem Altay MTU motor kullanıyor modelleri farklı ama köken, mekanik, ebad olarak yakın olmaları durumunda tasarım değişikliği yapmadan bu Türk işi montaj pratik 1 çözüm olabilir mi. Sorunlu olan lisans ilişkilerini daha da sorunlu yapmayacaksa. Veya Suriyede kaybettiğimiz Leo'ların hasar görmemiş motorlar veya vites sistemlerini demirbaştan düşürüp gizlice ilk 10-20 Altay'a monte etsek. Olmadı İsrail'den parayı bastırıp Sabra veya Ukrayna'dan depolardaki T80 veya ERA'lı T72 T64B. Savaşın daha biteceği yok Ukrayna'ya 3 aylık intibak eğitimine tankçı gönderip Batı'dan alacağımızdan daha ucuza kelepir ama göreceli dayanıklı tank alımı olmazmı.

cemal kalıntaş dedi ki...

Bir musibet bin nasihatten iyidir şeklinde bazı şeylerin fakına vamamız, kabul ediyorum çok etkili ancak çok acı sonuçlar doguan bi yöntem. e üzücü tabi. Arda bey uzun bir ara verdiniz ardından etkili 2 yazı ile tekrar uzmanlıgınızı konuşturdunuz. Teşekkürler.

Adsız dedi ki...

belki M48 modernizasyonunda olduğu gibi aşamalı bir iyileştirme paketi uygulamak lazım. almanlardan fayda gelmeyeceği kanaatindeyim. ilk aşamada (T1) durumsal farkındalığı arttırma maksadıyla Aselsan'ın Leo2NG modernizasyonunda yer alan algılayıcıların tanklara takılması gerek. benzer olarak, 2020'leri beklemeden Akkor'un yaklaşma tapalı bi erken duhul sürümü geliştirilmesi de elzem. sonraki aşamada (T2) Roketsan'ın Altay'ın zırhından yola çıkarak Leo2A4'ler için ek zırh tabakaları tasarlaması ve en son olarakta (T3) tüm bu ağırlık artışını taşıyabilecek motor ve transmisyon meselesi geliyor. uygur

Adsız dedi ki...

bi de bu var. bitiremedim daha, ne kadar uzun!gavur yazıyor arkadaş:)
http://below-the-turret-ring.blogspot.com.tr/search?updated-min=2017-01-01T00:00:00-08:00&updated-max=2018-01-01T00:00:00-08:00&max-results=3
uygur

lıberty dedi ki...

hap gibi bir yazı olmuş. çok teşekkürler. Emeğinize sağlık!

Adsız dedi ki...

Sesli ışıklı lazer ikazı, ERA olmayanlara ERA montesi, yeni tip sis havan mühimmatı, çepeçevre görüş sağlayan 360 derece kamera gözlük sistemi, AKKOR, İHA, olmadı İKA...sürekli teknoloji ihtiyacına indirgeniyor mevzu. Taktik sorgulama es geçiliyor. Ne işi var tankın en önde? Meskun mahalle tank girmezdi doğrusu eskiden. Eee elde bi tek tank var napalım pehh..Her karakola termalli tank vererek başladık, üs bölgelerinin etrafına çapraz gözetleme yapan tanklarla devam ettik.90 larda konvoy emniyetine bile çıkardık.Meskun Mahal çatışması başlayınca daracacık sokaklara sokmak da absürt gelmedi haliyle, tank neticede bi koydu muydu...Uzayacak, farklı zırhlı araç konseptleri türleri geliştirilmeli, bekası arttırılmış, ağırlık da arttığından menzili düşmüş, kısa toplu, tekerlekli, 90 mm. lik olsun mesela 120 mm.yi ne yapacaksın gibi. Tabi bu zırhı araç çeşitliliği, miktarları kuvvet büyüklükleri tehdit algısı tanımına bağlı, nedir bizim optimizasyonumuz.Bu kısmını burada kesiyorum ki 10-15 yıl önce dile getirilmiş şeyler bunlar.Diğer mevzu; oluşturulması gereken karma birlik yapısı tanımlanmalı.Adam tanksavar savunması yapıyor, tandemli TAS vermişler,insanlı(!) kara araçları gani madmax tarzı..soru basit ''Düşman tanksavar silahları açısından güçlüyse nassı taarruz edilir?''..niye bütün tugayların tank taburları ihtiyat öyleyse, önden tanklar gitsin piyade ölmesin. Muharebe böyle birşey, bence zayiatlarımız çok az.Tek şartla nerede duracağımızı kestirmemiz lazım. Amaç koridoru bölmek idiyse, Esedle kapışmadan, ABD ile iyice papaz olmadan, fazla Rusyaya da güvenmeden, yaratılan güvenli bölgeyi dünya kamuoyunda ve uluslararası zemine oturtarak durmayı bilmek lazım.Zira toparlanmak ve nefes almak gerekiyor. Mesele belki de şu an, nefes alma zamanını yaratabilme becerisidir.Arkadan ne geliyor bakmak lazım.