31 Ağustos 2016 Çarşamba

Scorpene Skandalı: Binden Fazla Nasihata Bedel bir Musibet

Türkiye'de neredeyse tüm gündem 15 Temmuz darbe girişimi, devlet kademelerinin Gülen cemaati mensuplarından temizlenmesi ve Fırat Kalkanı Harekâtı ile meşgul durumda. Bu nedenle, geçtiğimiz hafta dünyanın öteki ucunda patlak veren bir skandal pek farkedilmedi. Skandalın boyutları, üç ülkede deprem etkisi yarattı ve farklı ülkelere de sıçrayabilir. Mali boyutu ise on milyarlarca dolar mertebesinde.

Avustralya'da yayımlanan bir gazete, Fransa'nın Hindistan için inşa etmekte olduğu denizaltıların tüm proje dokümanlarını ele geçirdi. 22,000 sayfa tutan ve denizaltıların tüm sistemlerinin tasarım ve performans ayrıntılarını içeren bu dokümanların bir kısmı yayımlandı. Skandala çarpan etkisi yapan ise, Fransa'nın Hindistan ihalesini rüşvet ile almış olması iddiaları ve kısa süre önce Avustralya'nın yaklaşık USD40 milyar tutarındaki denizaltı ihalesini de -benzer tipteki denizaltı için- Fransa'ya vermiş olması.

Skandal, çıkış şekli ve muhtemel sonuçları nedeniyle yakından incelenmeyi hak ediyor.


Arka Plan

Hindistan, Project 75 programı kapsamında açtığı ihalede 2002 yılında Fransız DCNS şirketi tasarımı Scorpene dizel elektrik denizaltısını seçti. Yaklaşık üç yıl sözleşme görüşmeleri, 06.10.2005 tarihinde altı adedi kesin, dokuz adedi de opsiyon olmak üzere 15 adet Scopene denizaltı için, teknoloji transferini de içeren USD6 milyarlık bir sözleşmenin imzalanmasıyla sonuçlandı.

Kesin sipariş paketindeki dört denizaltının klasik dizel elektrik tahrik sistemine sahip olması öngörülürken, son iki botun havadan bağımsız tahrik (AIP; Air Independent Propulsion) sistemi ile donatılması planlanmıştı. Şili için inşa edilen O'Higgins sınıfı baz alınarak üretilecek olan Hint Scorpene'leri, SUBTICS muharebe kontrol sistemi, WASS Black Shark torpidoları ve MBDA SM.39 Exocet gemisavar füzeleri ile donatılacaktı.

Adı Kalvari olarak belirlenen Hint Scorpene'lerinin ilki olan S50 Kalvari, Mazagon Tersanesi'nde 30.10.2015 tarihinde denize indirildi, Eylül ayında hizmete girmesi bekleniyor. İkinci denizaltı S51 Khanderi'nin ise bu yıl içinde denize indirilmesi planlanıyor.

Proje, daha başından yolsuzluk skandallarının öznesi idi. Fransızların USD6 milyarlık ihaleyi kazanabilmek için Hint bürokratlara USD175 milyon dolayında rüşvet dağıttığı iddia edildi. Yapılan soruşturmalar sonucunda herhangi bir bulguya rastlanamadı ve dosya kapatıldı. Ancak denizaltılda kullanılacak 98 adet torpido için İtalyan WASS şirketi ile imzalanan USD300 milyonluk sözleşme, WASS'ın bağlı olduğu çatı şirket Finmeccanica'nın (şimdi Leonardo) ülkede karıştığı rüşvet ve yolsuzluk skandalı nedeniyle askıya alındı. Denizaltıda kullanılmak üzere yerli geliştirilen Varunastra torpidosunun atış denemelerine bu yıl içinde başlanması planlanıyor.

Avustralya ise, deniz kuvvetleri hizmetindeki altı adet Collins sınıfı denizaltıyı, 2020'lerin ortalarından itibaren yeni nesil AIP tahrikli denizaltılarla değiştirmek için SEA 1000 adı verilen bir programı 2007 yılında başlatmıştı. Avustralya tarihinin en pahalı ve kapsamlı savunma projesi olan SEA 1000 kapsamında Fransız DCNS şirketi, Shortfin Barracuda 1A tasarımı ile bu yıl Nisan ayında seçildi. Fransız Donanması için geliştirilen Barracuda nükleer denizaltısının AIP tahrikli bir türevi olacak bu botlardan 12 adet üretilecek. Projenin toplam maliyeti yaklaşık USD40 milyar. Denizaltıların 2030 - 2070 arasında hizmette kalması planlanıyor.


Skandal

Skandal, Avustralya'nın en büyük gazetelerinden haftalık The Australian'da Cameron Stewart imzası ile 24 Ağustos günü, "Sub Builder in Leak Scandal" (Denizaltı Üreticisinin Sızıntı Skandalı) başlıklı bir haber yayımlandı. Haberde, Avustralya'daki USD40 milyarlık ihaleyi kazanan Fransız şirketinin Hindistan'da inşa etmekte olduğu altı adet denizaltıya ait 22,400 sayfalık tasarım dokümanları gazete muhabirleri tarafından görülmüş ve edinilmişti. Denizaltının sonar, haberleşme, tahrik, silah vb tüm sistemlerinin tasarım, performans ve kullanım bilgilerini içeren dokümanların bir kısmı, karartma uygulananarak gazetenin internet sitesinde yayımlandı, ancak kısa süre sonra kaldırıldı.

Son derece ciddi bir güvenlik açığı anlamına gelen bu sızıntı, Hindistan'da kısa süre içinde büyük ses getirdi. Denizaltı gibi en kritik silah sistemlerinden birine dair bu denli kapsamlı bir bilgi ifşası, ülkenin savunmasında ciddi bir zafiyete yol açma riski taşımaktaydı. Hint Deniz Kuvvetleri, gazetenin sitesinde yayımlanan bilgilerin kritik bir güvenlik riski doğurmayacağını açıkladı ancak bu açıklama, söz konusu 22,400 sayfalık paketin hangi ellerde olduğuna ve daha ne kadar güvende kalabileceklerine dair bir teminat içermemekte.

Skandalın patlak verdiği sıralarda Hindistan, Kalvari projesinin son iki denizaltısında kullanılacak AIP sisteminin ortak üretimi için hazırlıklar yapmakta, ilave altı adet Scorpene üretimi için DCNS ve Fransız hükümeti ile görüşmeler yürütmekte ve yılan hikayesine dönen Rafale jetinin sözleşme imzası için masaya oturmak üzereydi. Belgelerin yayımlanması, halihazırda üretilmiş olan dört Scorpene'in hizmete girdiğinde kullanımını önemli oranda etkileyecek nitelikte. Gizli kalması gereken tüm bilgilerin, özellikle gürültü özellikleri ve performans bilgilerinin açığa çıkması, Hint Donanması'nı bu denizaltıları ön hatta kullanmaktan vazgeçirebilecek önemde.

Bir açıklama yapan DCNS ise, konuyla ilgili bir soruşturma başlatıldığını, ilk bulgulara göre sızıntının kaynağının Hindistan dışında başka bir ülke olduğunu açıkladı. Açıklamada, bu kaynağın, başka bir ülkedeki DCNS çalışanı olup olmadığına ilişkin bir bilgi verilmedi.

Haberi yayımlayan The Australian ise haber kaynaklarının, dokümanların 2011 yılında Fransa'da hazırlandığını, DCNS için çalışan eski bir Fransız donanma mensubu tarafından aynı yıl ülke dışına çıkarılarak Güneydoğu Asya'daki başka bir şirkete götürüldüğünü ve bir aracı tarafından ikinci bir şirkete aktarıldığını söylediğini açıkladı. Söz konusu kaynağa göre bu veriler, bu ikinci şirket tarafından bir harici disk içinde ve normal posta yoluyla Avustralya'da bir şirkete gönderilmiş. Tüm bu trafik içinde verilerin herhangi bir ülke istihbarat servisi tarafından ele geçirilip geçirilmediği ise spekülasyona açık.


Değerlendirmeler

Skandal sonucunda DCNS şirketi, Fransa ve Hindistan büyük zarar görmüş durumda.

DCNS, hem Hindistan hem de uluslararası pazarda şimdilik yalnızca büyük bir itibar kaybı yaşamış bulunuyor. Ancak şirketin Hindistan'daki yürürlükte olan sözleşmelerinin geleceği belirsiz duruma düştü. Hem bu ülkede hem de uluslararası pazarda takip edilen projelerde kazanma şansı da büyük ölçüde düşmüş durumda. Bu denli büyük bir güvenlik açığı ve gizli bilgi ifşası, sadece şirketin değil, Fransız savunma sanayiinin de itibarına gölge düşürmüş durumda.

Denizaltılar, bir ülkenin en stratejik silah sistemleridir. Barış zamanında da çok hassas, istihbari nitelikte görevler üstlenirler. Bu nedenle her türlü tasarım bilgileri, özellikle gürültü özellikleri, performansları ve taşıdıkları sistemlerin kapasiteleri gibi bilgiler mümkün olan en üst seviye güvenlik önlemleri ile korunurlar. Bu nedenle de, Hint Scorpene'lerinin tüm tasarım dokümanlarının böyle bir şekilde ifşası, Hint Deniz Kuvvetleri'ne büyük zarar vermiştir.

Bu skandal dolayısıyla Hint - Fransız savunma sanayii ilişkilerinin büyük yara alması muhtemeldir. Fransa, MMRCA projesi kapsamında Hindistan'a 35 adet Rafale savaş uçağı satmak için sözleşme görüşmeleri yürütüyordu. Scorpene denizaltılarından ilave siparişler de beklenmekteydi. Bu projelerin suya düşmeleri olasıdır. Fransa'nın özellikle Ortadoğu'da ivme kazanan savunma satışlarının zarar görmesi de bir başka olasılık.

Sızıntının arkasında kimlerin olduğunun tespiti kolay değil. Basit bir sanayi casusluğu olabileceği gibi karmaşık bir istihbarat servisi operasyonu da olabilir. Bir olaydan kimlerin menfaat kazanacağına bakılarak failin tespiti kaidesi burada işe yaramayabilir, zira skandalın boyut ve kapsamı o kadar geniş ki, hem mağdur hem de faydacı listesi bir hayli kabarık olacak gibi görünüyor.

Bu olaydan çıkarılabilecek dersler şu şekilde özetlenebilir:

1. Savunma sanayiinde, özellikle kritik teknoloji içeren projelerde bilgi güvenliği ve istihbarata karşı koyma konularında en ufak bir hata ya da ihmâl affedilemez.

2. Savunma sanayiinde her türlü sistem, teknoloji ve bileşenin yurt içinde üretilmesi ya da geliştirilmesi mümkün değildir. Bir şekilde yurt dışı kurum ya da kuruluşlarla işbirliği ya da alış veriş içine girilmesi kaçınılmazdır. Bu durumda, bilgi güvenliği konusunda ayrıca özen gösterilmesi gerekir.

3. Savunma sanayii, ülkelerin ulusal güvenlikleri için olduğu kadar dış siyasetlerinde de son derece önemli ve etkili bir araçtır. Bu aracın etkin kullanımı için devletin başta istihbarat olmak üzere tüm imkân ve kabiliyetlerinin, sektör ile birlikte eşgüdüm içinde kullanımı gerekmektedir.

1 yorum:

doğukan dedi ki...

bizim durum daha da acıklı galiba: http://uskudar.biz/seyir-defteri/acayip-mevzular/askeri-projeler-ve-a%C3%A7%C4%B1k-istihbarat-s%C4%B1z%C4%B1nt%C4%B1lar%C4%B1