28 Aralık 2015 Pazartesi

Palavra Dedektörü: Milli!

"Millilik" kavramı ne yazık ki uzun süredir bağlamı oldukça esnetilmiş ve muğlaklaştırılmış bir şekilde kullanılıyor. Bir ürün ya da çözümün neye göre ve ne oranda milli olduğunu belirlemek kolay değil. Yer yer dezenformasyona varan bu kafa karışıklığını vurgulayan iki ayrı haber girdi Palavra Dedektörü'nün menziline:

A Haber televizyon kanalında 26.12.2015 tarihinde yayınlanan Ajans Hafta Sonu programında muhabir Kerim Ulak, Hakkari Şemdinli'de görev yapan bir birliğe konuk oldu. Yayınlanan haber dosyasında, birliğin yaptığı görevler ve kullandıkları teçhizatlar tanıtıldı.

Yayının sunulduğu şu satırlar ve muhabirin kullandığı benzer ifadeler dikkat çekici:

Türk Savunma Sanayi son yıllarda üst üste başarılı projelere imza atıyor. Bunlardan biri de "Ekürisi" keskin nişancı tüfeği... İşte o tüfekler Mehmetçik tarafından başarıyla kullanılıyor.. A Haber ekibi de, Hakkari Şemdinli'de keskin nişancı tüfeğini kullanan bir timin konuğu oldu.

Rahmetli Ertürk Yöndem'i hatırlatan bir mizansenle kurgulanmış sahnede bir keskin nişancı timine konuk olan muhabir, onlarla sohbet ederek görevlerini icra ediş şekilleri ve kullandıkları teçhizatla ilgili aldığı bilgileri seyirciye aktarıyor. Burada ilk can alıcı kısım, personelin kullandığı kamuflaj ağının adında geliyor. Muhabir personele kullanılan kamuflajın adını soruyor, personelin yanıtı net olarak duyulmuyor ancak muhabir onu "cin süit" olarak aktarıyor.

Personelin kullandığı kamuflaj ağının terminolojideki adı "Ghillie Suit"tir (Ghillie giysisi). Türkçe telaffuzu "cilli süit" olarak yazılabilir. Bu tür giyilebilen ağ kamuflaj giysileri ilk kez İngiliz ordusundaki İskoçlar tarafından geliştirilmiştir, nitekim "Ghillie" kelimesi de İskoçça dilinden gelmektedir.

Tüfeği kullanan personelin bu kelimenin doğru telaffuzu ya da kökenini bilmesi beklenemez elbette. Ancak eğitim, doktrin ve taktik konularında millilik, terminolojide milliliğe hassasiyet göstermekle sağlanabilir.

"Accuracy - Askerin operasyonlardaki ekürisi"
İyi bir reklam sloganı olabilir
Akabinde timin nişancı personeli silahını tanıtıyor. Burada tüfeğin adını zikretmesiyle, yayında ardı ardına iki alt yazı giriyor:

"İşte yerli keskin nişancı silahı"

"Ekürisi 5 jarjör kapasiteli"

Birim zamanda o kadar fazla palavra var ki, kelime oyunu ya da istihza ile vakit kaybetmek istemiyorum.

Söz konusu silah, İngiliz Accuracy International şirketi üretimi AWM-F'dir (İngiliz ordusundaki model ismi ile L115).

"Ekürisi" olarak geçen kelime, üretici firmanın adının okunuşudur.

Söz konusu tüfekten, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin farklı birliklerinin ihtiyaçları için İngiltere'den hazır alım yapılmıştır. Yani bu tüfek yerli tasarım ya da yerli üretim değildir.

Türkçe'de "jarjör" diye bir kelime yoktur. Silahlarda mermi taşınan ve mermileri namluya sürmeye yarayan mekanizmanın adı şarjördür.

İkinci haber ise Anadolu Ajansı tarafından "Milli Uydu 2020'de Uzaya Gönderilecek" başlığı ile 28.12.2015 tarihinde yayınlandı.

TürkSAT Genel Müdürü Ensar Gül'ün açıklamalarına yer verilen haberin içeriğinde öne çıkan kısım şu:

"Ensar Gül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin ilk yerli mühendislik ve tasarımıyla yapılacak uydunun projesinin, geçen yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı bir törenle başlatıldığını söyledi."


Habere konu olan uydu projesi, TürkSAT 6A. USD548 milyon bütçeli proje, 15.12.2014 tarihinde imzalanan anlaşma ile başlatılmıştı. TürkSAT 6A Türkiye için bir ilk olacak, evet. Bu uydu Türkiye'de tasarlanıp üretilen ilk iletişim uydusu olacak. Ancak Türkiye'de tasarlanıp üretilmiş, milli kaynaklarla finanse edilmiş, ilk uydu projesi TürkSAT 6A değil, TÜBİTAK Uzay tarafından geliştirimiş RASAT'tır. İngiliz SSTL şirketi ile birlikte geliştirilip İngiltere'de üretilen BilSAT'tan edinilen tecrübe ile Türkiye'de, tüm tasarımı Türk bilim adamı ve mühendislerce gerçekleştirilmiştir. Gerçek anlamda ilk Türk uydusu olmasının yanısıra ilk milli yer gözlem uydusudur. 2011 Ağustos ayından bu yana uzaydadır. Bu proje ile birlikte uzay alanında kritik önem taşıyan pek çok alt sistem ve bileşen de yerli imkânlarla geliştirilmiştir.

RASAT'ı takip eden Göktürk 2 de, ilk milli istihbarat uydusudur. Dolayısıyla TürkSAT 6A, ilk milli iletişim uydusudur, evet ancak ilk milli uydu değildir.

*     *     *

Her ne kadar ilk haberde muhabirin ve yayın ekibinin bariz cehaleti ve en temel gazetecilik melekelerinden yoksunlukları söz konusu olsa da, iki vakanın da çok temel bir ortak noktası bulunuyor. Millilik konusunda yanlış bilgilendirme ve kafa karışıklığı.

Bir sistemin ya da ürünün neye göre "milli" tasarım ya da üretim olduğunu nasıl ölçecek, nasıl belirleyeceğiz? Bir uçağı ele alalım.

Uçak en temel olarak gövde, motor, elektronik / hidrolik / mekanik aksam ve diğer bileşenlerden oluşan bir taşıttır. Bir uçağın "milli uçak" olarak adlandırılması için aşağıdaki şartlardan hangisini sağlaması yeterlidir?

1. Yabancı tasarım bir uçağın, tamamı veya bir kısmı yurtdışından gelen bileşenlerle yurtiçinde monte edilmesi (Örnek: TAI'de F-16 üretimi)

2. Uçağın tüm ana ve detay tasarımının yurtiçinde, yerli imkânlarla gerçekleştirilmesi, ancak bileşenlerinin tamamının veya bir kısmının yurtdışından hazır alınması, tercihen uçağın son montajının yurtiçinde gerçekleştirilmesi (Örnek: Hürkuş, THK-5)

3. Uçağın civatasından motoruna kadar tüm bileşen, parça ve sistemlerinin yurtiçinde üretilmesi, montajının yurtiçinde gerçekleştirilmesi

Bakış açısı, söylem amacı ya da kapsama göre yukarıdaki üç koşulda da uçağımız "milli" olarak nitelendirilebilir.

Zira artık günümüzde, tasarım ve üretim küreselleşmişken hiç bir ürün ya da hizmetin 100% yerli olması mümkün değildir. Fabrikanın bir ucundan giren hammaddeler diğer ucundan araba, bilgisayar, tank vb olarak çıkmamaktadır. Bunun sebebi teknolojik, ekonomik ve ticaridir.

Dolayısıyla "millilik oranı" diye bir şeyden bahsetmek yanıltıcı olabilir. Modern bir savaş gemisinin maliyetinin %80'lere varan kısmını motor, silah ve elektronikler teşkil eder; ancak tonaj açısından bu kalemler geminin belki de %20'lik kısmını oluştururlar. Bu durumda bir savaş gemisini inşa eden (üretimi sırasında söz konusu kalemleri yurtdışından hazır alan) bir tersane, millilik oranını nasıl hesaplayacaktır? Kesilen faturalar üzerinden mi? Sıkça yapılan bir uygulama ile, yurtdışından gelen motorun üreticisinin distribütörüne kesilen fatura, yerlilik oranına dahil edilebilir mi?

Gururlanma, propaganda ya da salt cehalet sonucu millilik kavramının kullanımı, yanlış bilgilendirme ve yönlendirmeye neden olabilir. Sanayi ve teknoloji politikalarına ilişkin kamuoyunun net bir algı ve bilincinin olması gereklidir. Bu konuda da karar alıcılara çok önemli görevler düşmektedir.

"Milli" bilim ve teknoloji politikaları ancak bu şekilde geliştirilebilir.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Bilim ve bilgi çevremizi görmemizi sağlayan , yolumuzu aydınlatan ışıktır. (Bana bir harf öğeretenin kırk yıl kölesi olurum).29 ekim 1923 de kurulan Türkiye Cumhuriyeti nin Milli Eğitim Bakanlığı nın amblemi meşaledir. Meşalenin ışığı oldukça zayıfladı. Tüm Türk vatandaşları olarak etrafımızdakileri ve yolumuzu ancak silüet halinde zar zor seçebiliyoruz.Yazınızda ışığın ileri derecede zayıflamasına sonucu ortaya çıkan tabloyu çok net ve güzel bir şeklide özetlemişsiniz.