21 Ekim 2014 Salı

Bölgesel Jeopolitik Gelişmeler ve Savunma Teknolojileri: 2020 Öngörüleri

Eser: "Geopoliticus Child Watching
the Birth of the New Man"
Salvador Dali
Bu makaleyi, geçtiğimiz hafta Bahçeşehir Üniversitesi tarafından düzenlenen İleri Teknolojiler Çalıştayı için hazırlamıştım. Çalıştay programında son gün oturumunda konuşmacı olarak duyurulmuş olmama rağmen, herhangi bir açıklama ya da mazeret göstermeden bildirimi sunmama fırsat verilmedi. Her ne kadar önemli eksiklikleri olsa da, makaleyi aşağıda paylaşıyorum. Çalıştay için hazırlamış olduğum sunumu da geliştirip ayrıca paylaşacağım.


1.   Giriş

Savunma teknolojileri, doğası gereği ekonomik, ticari, askeri ve bilimsel çok sayıda boyuta sahip, disiplinlerarası bir konudur. Savunma teknolojilerinin yönünü ve kapsamını belirleyen ana etken, ülkelerin askeri güçlerinin ihtiyaçlarıdır. Bu ihtiyaçlar ise, ulusal güvenlik algısının ve ulusal stratejilerin ışığında şekillendirilmektedir. Dolayısıyla savunma teknolojileri, üreten ya da tedarik eden (müşteri) ülkelerin jeopolitik gündemleri ve güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmektedir.

Savunma sanayiinin sadece ulusal güvenliği kurma ve korumada bir araç değil, aynı zamanda ulusal ekonomiye katma değer sağlayan bir sektör olduğu hususu gözden kaçırılmamalıdır. Bu katma değer, sadece ulusal ihtiyaçların karşılandığı, iç pazara yönelik bir sektörel faaliyet olarak değerlendirilmemelidir. Savunma sanayii bir dışsatım (ihracat) kalemi olarak aynı zamanda bir uluslararası ilişkiler ve yumuşak güç (soft power) unsurudur. Başka bir deyişle savunma teknolojilerinin ihracatı, ülkelerin uluslararası ilişkilerinin ana konularından biridir.

Bu ana hususlardan hareketle, savunma teknolojilerine yönelik kısa, orta ve uzun vadeli eğilimleri tespit etmek için, bu teknolojilerin geliştirilmesine yön veren bölgesel jeopolitik gelişmelerin incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, dünya çapında halen gündemde olan başlıca jeopolitik kriz bölgeleri ve bu bölgelerin savunma sistem ihtiyaç ve eğilimlerine etkileri genel bir çerçevede incelenecek, tespitler ışığında 2020'li yıllara dair değerlendirme ve görüşler paylaşılacaktır.



2.   Bölgesel Jeopolitik Gelişmeler

21’nci yüzyıl, özellikle enerji güvenliği alt metnine sahip çok sayıda bölgesel rekabet, anlaşmazlık ve çatışma ile başlamıştır. Soğuk Savaş’ın ideolojik eksenli ve iki kutuplu ortamının sona ermesinden sonra anlaşmazlık, kamplaşma ve çatışmaların ana nedenleri, mikromilliyetçilik, enerji ve su kaynaklarına ulaşım ve hakimiyet, ticaret hatlarının güvenliği, insani kriz ve doğal afetler gibi etkenler olmuştur. Bu etkenlerin şekillendirdiği çok sayıda sorun ve anlaşmazlığın, bazı coğrafi bölgelerde yoğunlaşmış olduğu gözlenmektedir. Sıcak Bölge (Hot Spot) olarak adlandırılan bu bölgelerin en önemlileri şunlardır:

2.1.   Doğu Akdeniz

Coğrafi konumu nedeniyle Doğu Akdeniz, tarih boyunca farklı medeniyet ve devletlerin egemenlik savaşlarına sahne olmuştur. Bu durumun en önemli nedeni, bölgenin Asya, Avrupa ve Afrika arasında bir kavşak konumunda olmasıdır. Bölgenin jeostratejik önemi, özelikle 20'nci yüzyılın ikinci yarısında, Ortadoğu petrol kaynaklarına açılan kapı hüviyeti kazanmasıyla daha da artmıştır. Sovyetler Birliği'nin dağılması ile Orta Asya enerji kaynaklarının uluslararası pazarlara açılması, bölgenin değerini pekiştirmiştir. (1)

Doğu Akdeniz'in jeostratejik önemini şekillendiren gelişmelerin en önemlisi olarak 1869 yılında Süveyş Kanalı'nın açılmasını göstermek mümkündür. Söz konusu kanalın açılması ile o zamana kadar Ümit Burnu'nun çevresi dolaşılarak yapılmakta olan deniz ticaretinin süre ve maliyetinde ciddi tasarruflar sağlanmış; Asya, Afrika ve Avrupa pazarları birbirine bağlanmıştır. Günümüzde Akdeniz'de yılda ortalama 220,000'den fazla geminin seyir yaptığı tahmin edilmektedir. Bu rakam, dünya deniz ticaretinin yaklaşık üçte birlik bir kısmına tekabül etmektedir. (2)

2000'li yılların başında bölgede yapılan hidrokarbon keşifleri, bölgesel güç ve egemenlik mücadelesini başka bir boyuta taşımıştır. Özellikle Kıbrıs adası etrafında yapılan keşiflerde tespit edilen kaynakların boyut ve mali değerleri, kıyıdaş ülkelerin yoğun bir güç mücadelesine girmesine neden olmuştur. Söz konusu bu mücadeleye bölge dışı aktörlerin de dâhil olmasıyla Doğu Akdeniz, Kutuplar - Kuzey Denizi, Güneydoğu Asya - Malakka Boğazı, Doğu Afrika ve Kafkaslar gibi bir "sıcak bölge" (Hot Spot) niteliği kazanmıştır.

ABD Jeolojik Araştırmalar Dairesi'nin (USGS; U.S. Geological Survey) 2010 yılında yayımladığı bir araştırmaya göre, Kıbrıs Adası ile İsrail arasında kalan "Leviathan" sahası başta olmak üzere Doğu Akdeniz'de, bilhassa Kıbrıs Adası çevresinde bulunan toplam enerji rezervinin 30 milyar varil petrol eşdeğeri olduğu tahmin edilmektedir. Söz konusu bu rezervin pazar değerinin USD1.5 trilyon olduğu belirtilmektedir. Varlığı tahmin edilen rezervler ile ispatlanan rezervler arasında kayda değer bir fark bulunmaktadır. Özellikle 2000'lerin ortalarından bu yana devam eden sondaj çalışmalarına bağlı olarak rezerv miktarı ve piyasa değerinin güncellenmesi mümkündür. (3)

Enerji kaynaklarının tespit, işlenme ve pazara arz güvenliğinin sağlanması amacıyla kıyıdaş ülkeler silahlı kuvvetlerinin tedarik ve modernizasyon programların donanma sistem ve unsurlarına verdikleri ağırlığı artırmaya başlamıştır. Bu durumun en belirgin örnekleri Türkiye, İsrail, Mısır ve her ne kadar ekonomisi çökmüş durumda olsa da Yunanistan'dır. Bu ülkeleri, kısıtlı altyapı ve bütçe imkânlarına rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) takip etmektedir. (4)

2.2.   Kuzey Kutup Bölgesi

Küresel ısınma nedeniyle eriyerek çekilen buz sınırı, Kuzey Kutup (Arktik) Bölgesi'ndeki zengin hidrokarbon yataklarını açığa çıkarmıştır. Bu durum aynı zamanda yeni deniz ticaret ve ulaşım hatlarının da oluşmasını sağlamıştır. Örneğin deniz ulaşımında yaygın olarak kullanılan Kuzey Deniz Rotası (Northern Sea Route; NSR) ve Kuzeybatı Geçidi (Northwest Passage; NWP) hatları, yaz aylarında da gemi ulaşımına açık hale gelmiştir. Bölgenin görece ortasından geçen yeni bir deniz hattının da 2040 itibariyle gemi seyrine müsait olacağı değerlendirilmektedir. (5) (6)

Kuzey Kutup bölgesi, 19 adet coğrafi havzadan oluşmaktadır. USGS tahminlerine göre bu havzalarda bulunan hidrokarbon yataklarında 90 milyar varil petrol ve 44 milyar varil sıvı doğal gaz bulunmaktadır. (7) Söz konusu 19 havzadan sadece Alaska açıklarındaki Beaufort Denizi ve Batı Barents Denizi'ndeki yatakların işletilmekte olduğu değerlendirilirse, bölgenin enerji açısından bulunduğu bakir durum daha net görülecektir.

Uluslararası hukuka göre Kuzey Kutbu'nda ya da çevreleyen denizde hiçbir ülkenin hükümranlığı söz konusu değildir. Bölgeye komşuluğu bulunan beş ülke olan Rusya Federasyonu, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Norveç ve Danimarka'nın kıyılarından itibaren 200 deniz millik Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sahaları bulunmaktadır. Ancak söz konusu enerji kaynaklarının büyük kısmının bulunduğu ve uluslararası sulara denk düşen bölgelere erişim ve bu bölgelerin kontrolü için söz konusu ülkeler arasında oldukça yoğun bir hukuki, siyasi ve askeri bir rekabet söz konusudur. (8) Bu kapsamda özellikle Rusya Federasyonu, bölgeye yönelik ciddi bir silahlanma ve modernizasyon faaliyeti yürütmektedir.

2.3.   Doğu ve Güneydoğu Asya

Yaygın kabul gören tanımı ile Brunei, Çin, Doğu Timor, Endonezya, Filipinler, Kamboçya, Laos, Malezya, Myanmar, Singapur, Tayland ve Vietnam ülkelerinin kıyılarının bulunduğu bölgeyi kapsayan Güneydoğu Asya, özellikle Güney Çin Denizi bölgesindeki çeşitli kıta sahanlığı ve egemenlik anlaşmazlıkları nedeniyle önemli bir Sıcak Bölge niteliği taşımaktadır. Bölgede neredeyse tüm ülkelerin birbirleri ile farklı anlaşmazlıkları bulunmaktadır. Bölgenin, dünyanın en işlek deniz ticaret hatlarına ve zengin enerji kaynaklarına ev sahipliği yapıyor olması, konuyu dünya ölçeğinde önemli kılmaktadır.

Bölgedeki başlıca anlaşmazlıklar şu şekilde sıralanabilir: (9)

1. Vietnam, Çin ve Tayvan arasındaki karasuları anlaşmazlığı,
2. Endonezya, Çin ve Tayvan arasındaki Natuna Adaları sorunu
3. Vietnam, Çin, Tayvan, Malezta, Filipinler ve Brunei arasında Borneo’nun kuzeyindeki karasuları hükümranlık sorunu
4. Vietnam, Malezya, Filipinler, Brunei, Tayvan ve Çin arasında Güney Çin Denizi’nin güney kesimlerinde karasuları anlaşmazlığı,
5. Filipinler, Çin ve Tayvan arasında Palawan ve Luzon açıklarında karasuları anlaşmazlığı
6. Vietnam, Çin ve Tayvan arasında Paracel Adaları anlaşmazlığı
7. Filipinler ve Tayvan arasında Luzon Boğazı deniz sınırı anlaşmazlığı
8. Malezya ve Filipinler arasında Kuzey Borneo / Sabah sorunu
9. Brunei, Malezya, Filipinler, Vietnam ve Çin arasında Güney Çin Denizi MEB sahası anlaşmazlıkları
10. Çin -  Tayvan sorunu

Bu sorun ve anlaşmazlıklar nedeniyle bölge ülkeleri silahlı kuvvetleri karşı karşıya gelebilmekte, sık sık gerilim artmaktadır. Ayrıca bölge ülkeleri askeri güç gösterisi ve caydırıcılık maksadıyla bölge dışı müttefik ülkeler ile birlikte müşterek tatbikatlar icra etmektedirler. Özellikle Çin’in silahlı kuvvetler kapasitesini artırması ile birlikte bölge ülkeleri, ulusal menfaatlerini ve jeopolitik çıkarlarını korumak için silahlanmaya ağırlık vermişlerdir.

2.4.   Ortadoğu ve Kuzey Afrika

2011 yılında Tunus’ta patlak vererek hızla Kuzey Afrika ve Ortadoğu bölgesine yayılan ve “Arap Baharı” olarak adlandırılan halk hareketleri, bölgenin jeopolitik dengeleri üzerinde büyük değişime neden olmuştur. Tunus, Libya ve Mısır’da rejim değişikliği ve Suriye’de iç savaşa neden olan bu hareketler, bölgede çeşitli radikal dinci ve ideolojik silahlı grupların etkinliğini artırmasını da sağlamıştır. Monarşi ile yönetilmekte olan Arap Yarımadası’ndaki ülke yönetimleri, bu tür halk hareketlerini engellemek ya da bastırmak için iç güvenlik ve istihbarat faaliyetlerine ağırlık vermektedirler. (10)

Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaş, bölge ülkelerinin ulusal güvenliklerini doğrudan tehdit eder bir duruma gelmiştir. Çatışmaların 2014 yazında Irak’a da sıçraması ile birlikte, her iki ülkedeki terörist gruplara karşı ABD liderliğindeki koalisyon tarafından hava saldırıları başlatılmıştır. Krizin, bölge ülkelerini içine alan bir savaşa ya da daha derin bir krize dönüşmesi riski bulunmaktadır. (11)

Bölgenin en önemli enerji üreticilerinden İran’ın yürütmekte olduğu nükleer program ve bu programın muhtemel askeri boyutu, bölge ülkeleri olduğu kadar uluslararası sistem tarafından da ciddi bir tehdit olarak algılanmaktadır. İran’ın özellikle uzun menzilli roket ve füze teknolojileri ile Basra Körfezi’ndeki deniz trafiğini engelleyebilecek nitelikteki sistemlere yapmakta olduğu yatırım, bu tehdit algısını pekiştirmektedir. İran ile İsrail arasındaki gerilimin bir çatışmaya dönüşme olasılığı söz konusudur.


3.   Öne Çıkan Savunma ve Güvenlik Teknolojileri ve Sistemleri

Savunma sistemlerine yönelik ihtiyaç tanımlama, projelendirme, geliştirme, üretim, tedarik ve kullanım süreçleri, doğrudan doğruya ulusal savunma mekanizmasının plan, program ve stratejileri ile şekillendirilirler. Dolayısıyla savunma sistemlerinin ortaya çıkışında, üretici ya da ihtiyaç sahibi ülkelerin ulusal güvenlik gündemlerinin belirleyici olduğunu iddia etmek mümkündür.

Bu kapsamda, savunma ürünlerinin ve bu ürünleri meydana getiren sistem, alt sistem, bileşen ve teknolojilerin ortaya çıkmasının, önceliklendirilmesinin ve geliştirilmesinin, uluslararası ilişkiler ve jeopolitik gelişmelerin sonucu olduğu tespiti yapılabilir. Söz konusu gündemin niteliği, ülkelerin askeri ihtiyaçlarını belirlemesinde, bu ihtiyaçlar arasında önceliklendirme yapmasında ve tedarik programlarını yürütmesinde yol gösterici olmaktadır.

Bu açıdan bakıldığında, savunma sanayini, bir ülkenin uluslararası ilişkilerinde ve ulusal ilgi ve menfaatlerini korumada kullandığı bir araç olarak değerlendirmek mümkündür.

Savunma ve güvenlik mekanizmasının kurulması, korunması, güncel ve caydırıcı tutulması süreçlerinin yanı sıra, savunma sanayinin ulusal ekonomiye bir girdi kaynağı olarak da büyük önemi bulunmaktadır. Zira savunma sanayinin öznesi olan sistem ve platformlar ileri teknoloji içeren, yüksek maliyetli ve işletme idamesi kimi zaman onlarca yıla sâri ürünlerdir. Bu ürünlerin satışı, ilgili işletme, idame, bakım ve onarım hizmetleri, üretici ve geliştirici ülkelere yüksek gelirler kazandırmaktadır. Öte yandan savunma sistem satışının, üretici ve tedarikçi ülkeler arasında siyasi ve askeri farklı boyutlarda ilişkilerin hem sağlayıcısı hem de koruyucusu olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu hususlar ışığında, bir önceki bölümde özetlenen bölgesel jeopolitik gelişmelerin ön çıkardığı ve önümüzdeki on yılda gündemde olması beklenen savunma sistem ve teknoloji eğilimlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:

3.1.   Siber Harp

Bilişim ve iletişim teknolojilerindeki (BİT) gelişmeler, askeri ve sivil neredeyse tüm sistem ve araç gerecin birer bilgisayar bileşeni taşıması sonucunu doğurmuştur. Münferit ya da bir ağ mimarisi ile birbirine bağlı sistemlere karşı BİT vasıtası ile düzenlenen saldırılar, siber harbin özünü teşkil eder. (12)

Siber harbin çeşitli amaç ve yöntemleri bulunabilir. Bunlar arasında hedef sistemin çalışmasının tamamen ya da kısmen engellenmesi, sabotaj, istihbarî bilgi elde edilmesi ya da bilgi toplanmasının engellenmesi sayılabilir. Siber harp şahıslar arası ilişkilerde, ticari, askeri ya da terörizm maksatlı icra edilebilir. (13) Şahıs, grup, kurum ya da kuruluş bazında yürütülebilmektedir. Siber harp ile elde edilecek etkilerin maliyetine oranı, diğer harp ve operasyon türlerine kıyasla çok daha yüksektir, bu da sonuç alıcı veya sonuç almayı kolaylaştırıcı en önemli etken olarak 21’nci yüzyıl muharebe ortamında siber harbi aslî unsur haline getirmiştir. Siber harp vasıtalarının hedefleri arasında enerji üretim ve nakil altyapısı, e-devlet ve e-ticaret sistemleri, hava savunma ve komuta kontrol muhabere ağları, hassas bilgilerin işlendiği ve depolandığı veri merkezleri sayılabilir. (14)

Günümüzde siber harp usul, teknik ve teknolojilerine yatırım yapan ülkeler arasında Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, ABD ve Hindistan özellikle dikkat çekmektedir. Çin, siber harbi bölgesel ve küresel güç mücadelesinde etkin bir unsur olarak kullanmaktadır. Bu ülke siber harp sistem ve teknolojilerini başta ABD olmak üzere rakip ülkelerin teknolojik bilgi ve sırlarını elde etmede ve başta Tayvan ve Japonya olmak üzere bölgesel rakip ve hasımlarının askeri ve sivil altyapılarına zarar vermede kullanmaktadır. Benzer şekilde Rusya Federasyonu, siber harbi 2007 yılında Estonya ve 2008 yılındaki savaş sırasında Gürcistan’a karşı kullanmış, her iki ülkenin de idari ve iletişim altyapılarını felce uğratmıştır. (15)

Maliyetinin oldukça düşük olması, istihbarat toplama ya da yanlış bilgi yaymada (dezenformasyon) etkinliği ve çok geniş kapsamlı hasar verebilme potansiyeli, siber harbin önümüzdeki onyılda savunma ve güvenlik gündeminin bir numarasında tutacaktır.

3.2.   İnsansız Sistemler

İnsansız sistemler, özellikle insansız hava araçları, stratejik, taktik ya da operatif seviyede ortam koşulları, dost ve düşman unsurların takibi vasıtası ile durumsal farkındalığın sağlanmasında kullanılırlar. Farklı niteliklerdeki sensör sistemlerinin topladığı verilerin birleştirilmesi ve değerlendirilmesi ile müşterek bir resim oluşturulur. Bu resmin gerçek zamanlı, doğru ve güvenilir olması, karar verici makamların sağlıklı strateji ve politikalar geliştirmelerini ve muhtemel krizlere hızlı ve etkin müdahale yapılmasını mümkün kılar. Bu sistemler arasında uzun menzil ve yüksek irtifada görev yapan insansız hava araçları, açık denizde uzun süre havada kalabilmeleri dolayısıyla özellikle faydalıdırlar. (16)

Kabiliyet ve kapasitelerinin artması, İHA’ların çok çeşitli amaç ve alanlarda kullanılmalarını mümkün kılmıştır. Başlangıçta kısa mesafeli ve sınırlı ölçekli keşif ve gözetleme görevlerinde kullanılan, sadece önceden belirlenmiş bir rota üzerinde kısa süreler için uçabilen İHA’lar artık çok daha uzun süre ve yüksek irtifalarda görev yapabilmektedir. Farklı tip sensörlerle keşif ve gözetleme yapabilmekte, güdümlü silah sistemlerini kullanabilen İHA’lar, arama ve kurtarma, topografi, çevre kirliliği ile mücadele gibi sivil maksatlar için de kullanılmaktadırlar. Bu, İHA’ların bölük gibi küçük askeri birimlerden, stratejik ölçeğe kadar geniş bir yelpazede, farklı motor, menzil ve altsistem konfigürasyonlarında kullanılabilmesini mümkün kılmıştır. (17)

Sensör ve iletişim sistemlerindeki gelişmeler, birim zamanda iletilebilen veri büyüklüğünün artması, savaş ve çatışmaların asimetrik nitelik kazanarak meskûn mahallere kayması gibi etkenler, savaş alanındaki her unsurun birbiri ile çift yönlü iletişim kurmasını ve gerçek ya da gerçeğe yakın zamanlı bilgi paylaşımını zorunlu kılmıştır. Zira, savaş alanının gerçek ya da gerçeğe yakın netlikte bir taktik ve / veya stratejik resmini çıkarmak için gereken bilginin nitel ve nicel büyüklüğü artmış, karar alıcıların hâkim olması gereken bilginin hacmi şişmiş, otomasyon bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu zorunluluk, Ağ Merkezli Muharebe (AMM) adı verilen bir yapılanmanın ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Bu ortam koşulları içerisinde, özellikle son yıllarda orta ve yüksek irtifada, uzun süre görev yapabilen, birden fazla tipte gelişmiş sensör ve algılayıcı sistemlere sahip İHA’lar yaygın biçime kullanılmaya ve pek çok gelişmiş ülkede havacılık kuruluşlarının Araştırma ve Geliştirme (ArGe) faaliyetlerinin odağında yer almaya başlamıştır. Söz konusu sistemler kabiliyet bazında ve taktik ve stratejik ölçekte kuvvet çarpanı niteliği taşımaktadırlar.

3.3.   Deniz Sistemleri

Özellikle Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra deniz kuvvetleri dünya çapında sadece savaş ya da kriz döneminde kullanılan unsurlar olmaktan çıkmıştır. İnsani yardım, barışı kurma ve koruma harekâtları, deniz ticaret yollarının güvenliği, terörizm ve deniz korsanlığı ile mücadele gibi savaş dışı harekât (Operations Other Than War; OOTW) görevleri, giderek artan oranda deniz kuvvetlerinin harekât ve sistem isterlerinde rol oynamaya başlamıştır.

Kuzey Kutup Bölgesi, Güneydoğu Asya, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz gibi sıcak bölgeler, hem işlek deniz ticaret hatlarını hem de zengin enerji kaynaklarını barındırmalarından dolayı, bölge ve bölge dışı ülkelerin deniz kuvvetlerinin güç mücadelesine sahne olmaktadırlar. Bu bölgelerde ilgili ülkelerin ulusal güvenlik alaka ve menfaatlerinin korunması kadar, bayrak gösterme ve istihbarat toplama gibi görevlerde de deniz kuvvetleri asli unsur niteliğindedir.

Bahsi geçen görev tipleri ve 21’nci yüzyılın harekât ortamı, askeri deniz platformlarının tasarımında da etken rol oynamaktadır. Bu noktada ön plana denizaltı ve korvet tipi savaş gemilerinin çıkmakta olduğu gözlenmektedir.

Denizaltılar, sahip oldukları stratejik güç nedeniyle 21’nci yüzyıl donanmalarının ana tedarik hedefi haline gelmişlerdir. Taşıdıkları elektrooptik ve elektronik istihbarat sistemleri ile bu gemiler, barış ve kriz dönemlerinde en ön saflarda görev yapan birer stratejik istihbarat ve nokta operasyon unsuru olarak kullanılmaktadırlar. Bu nedenle de, deniz ilgi ve sorumluluk sahasının kesintisiz olarak kontrol altında tutulması, güvenliğinin sağlanması ve bölgedeki diğer devletlerin faaliyetlerinin izlenmesi açısından son derece etkin platformlardır. (18)

Korvetler, tasarım özellikleri itibariyle kıyı sularında görev yapan ve özellikle barış ya da savaş dışı gerginlik dönemlerinde bayrak gösterme, kriz müdahalesi, caydırıcılık, terörizm ve asimetrik tehditlerle mücadele gibi görevleri üstlenen gemilerdir. Firkateynler kadar büyük ya da karmaşık donanımlı olmadıkları için ilkalım, işletme ve idame maliyetleri daha düşüktür. Bu nedenle de özellikle barış ya da gerginlik dönemlerinde ön plana çıkmaktadır. Öte yandan hücumbot ve karakol botlarından tonaj olarak daha büyük olmalarından dolayı nispeten daha açık sularda ve daha sert deniz koşullarında görev yapabilirler ya da deniz komandosu, özel kuvvetler, kurtarılan rehine ya da ele geçirilen terörist / deniz korsanlarını barındırarak denizde yüzen bir karakol unsuru olarak kullanılabilirler. (19)


4.   Sonuç ve Değerlendirmeler

Savunma teknolojileri, ülkelerin ulusal güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilirler. Bu süreç ise, ulusal güvenlik algısı ve jeopolitik durumun bir yan sonucudur.

Dünya genelindeki sıcak bölgeler ve çatışma alanları incelendiğinde, stratejik ticaret hatları ve enerji kaynaklarının büyük kısmının kapsandığı görülecektir. Bu durum, söz konusu bölgelerin jeopolitik önemlerini olduğu kadar askeri ve ticari özkütlelerini de artırmaktadır. Başka bir ifade ile söz konusu sıcak bölgelerin askeri, siyasi ve ekonomik gündemleri, dünya çapında etki yaratma potansiyeli taşımaktadır. Buradan hareketle, sıcak bölgelerde bulunan ülkelerin savunma ihtiyaçlarının, dünya genelindeki üreticilerin savunma teknolojileri geliştirme süreçlerini şekillendirdiği tespitini yapmak mümkündür.

Bilişim ve İletişim Teknolojileri (BİT) alanındaki gelişmeler, bu yeni dönemde özellikle belirgin öneme sahiptir. BİT’in sağladığı asimetri ve yüksek etki – maliyet oranı, bu unsurun devlet veya devlet dışı kurum ve gruplar tarafından öncelikli tercih olmasını sağlamıştır. Arap Baharı sürecinde de görüldüğü üzere BİT’in, geniş kitleleri organize etme, yönlendirme ve bilgi harbi icra etmede olağanüstü bir etkisi bulunmaktadır. Öte yandan Çin ve Rusya gibi ülkelerin BİT’i bir istihbarat ve sabotaj aracı olarak başarıyla kullanmaları, önümüzdeki onyılda siber harbin savunma ve güvenlik sanayiinin ana öznesi olacağının habercisidir.

BİT alanındaki gelişmelerin bir başka sonucu da insansız sistemler ile komuta – kontrol ve istihbarat sistemlerindeki yeniliklerdir. Stratejik seviyeden yerel ölçeğe kadar çeşitli boyut ve kabiliyette insansız sistemler, muharebe icrası ve istihbarat toplamada ana unsur haline gelmişlerdir. Son dönemde bu sistemlerin hassas güdümlü silahlarla da donatılabilmeleri, onları birer sonuç alıcı platform haline getirmiştir. Bu tür sistemlerin görece düşük maliyeti, kullanan personelin hayatının risk altında olmaması ve sonuç alıcı operasyon yapabilme potansiyelleri, insansız sistemleri ve özellikle insansız hava araçlarını savunma araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde ön sıralara taşımıştır.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra savunma mekanizmalarının planlama, kurulma ve idamesinde bütçe ve teknoloji anlamında önemli değişiklikler ve dönüşümler yaşanmıştır. Silahlı kuvvetler için ayrılan bütçeler daralmış, harbe her an hazır büyük orduları idame etme zorunluluğu ortadan kalkmıştır. Sürecin bir başka sonucu da, savunma teknolojileri ile sivil maksatlı teknolojiler arasındaki ayrımın belirsizleşmeye başlamasıdır. Çift kullanım (dual use) teknolojiler, geliştirme, tedarik ve kullanım maliyetlerinin düşürülmesi anlamında önemli etki yaratmıştır. Soğuk Savaş döneminde radikal inovasyonun ana itici gücü askeri ihtiyaçlar iken, 21’nci yüzyılın başından itibaren durum tersine dönmüş, savunma ve güvenlik teknolojileri sivil alandaki inovasyon ve gelişmeleri takip eder hale gelmiştir. Bugün başta insansız sistemler olmak üzere savunma sanayiindeki pek çok yenilikçi ürün ve çözüm, sivil alandaki uygulama ve inovasyonlardan beslenmektedir. Bu sürecin, önümüzdeki onyılda daha da hızlı ve geniş kapsamlı bir şekilde devam edeceği değerlendirilmektedir.

Soğuk Savaş sonrası dönemde daralan savunma bütçelerinin ve serbest piyasa ekonomisinin bir başka yan ürünü de, hizmet alımı ve tedarik süreçlerindeki dönüşümdür. Ordular ve güvenlik birimleri artık eğitimden bakım – onarıma pek çok süreç için hizmet alımını tercih etmektedir. 2001 Afganistan ve 2003 Irak harekâtlarında da görüldüğü gibi özel şirketler aynı zamanda özel operasyon ve güvenliğin sağlanması gibi ihtiyaçlar için de askeri hizmet sağlamaktadırlar. Başta bakım – onarım ve eğitim olmak üzere muharip olmayan görev ve ihtiyaçlar için özel şirketlerden hizmet alımının artarak süreceği, bu kapsamda yenilikçi çözüm ve formüllerin geliştirilebileceği değerlendirilmektedir.

Savunma sanayii, ileri teknolojilerin jeopolitik koşullarla doğrudan etkileşim içinde olduğu bir alandır. Bu alanda politika ve çözüm geliştirmek, çok boyutlu ve uzun vadeli bir ortak akıl geliştirebilmeyi ve idame edebilmeyi zorunlu kılmaktadır. Teknolojiyi tüketen değil üreten bir mekanizmanın, böyle bir ortak aklı bağımsız bir şekilde kurması şarttır.



5.   Kaynaklar

1. Doğu Akdeniz'in Yeni Enerji Jeopolitiğinde Bölge Ülkeleri Deniz Güçlerinin Yeri Ve Etkisi. Mevlütoğlu, Arda. Kocaeli : Uluslararası Enerji ve Güvenlik Kongresi, 2014.

2. Yaycı, Cihat. Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Paylaşılması Sorunu ve Türkiye. Bilge Strateji. 2012, Cilt 4, 6.

3. BilgeSAM Bilge Adamlar Kurulu. Doğu Akdeniz'de Enerji Keşifleri ve Türkiye. Ankara : BilgeSAM, Aralık 2013.

4. Israel-Cyprus exclusive economic zone set. Ynet News. [Çevrimiçi] 19 12 2012. [Alıntı Tarihi: 19 09 2014.] http://www.ynetnews.com/articles/0,7340,L-4000679,00.html.

5. IHS Jane's. Cold War: The Race for Arctic Resources Continues. 26 11 2013.

6. Territorial claims in the Arctic. Wikipedia. [Çevrimiçi] [Alıntı Tarihi: 12 09 2014.] http://en.wikipedia.org/wiki/Territorial_claims_in_the_Arctic.

7. United States Geological Survey (USGS). 90 Billion Barrels of Oil and 1,670 Trillion Cubic Feet of Natural Gas Assessed in the Arctic. [Çevrimiçi] 27 07 2008. [Alıntı Tarihi: 20 09 2014.] http://www.usgs.gov/newsroom/article.asp?ID=1980.

8. Yenikeyeff, Shamil ve Krysiek, Timothy Fenton. The Battle for the Next Energy Frontier: The Russian Polar Expedition and the Future of Arctic Hydrocarbons. Oxford Institute for Energy Studies. 2007.

9. Territorial disputes in the South China Sea. Wikipedia. [Çevrimiçi] [Alıntı Tarihi: 06 10 2014.] http://en.wikipedia.org/wiki/Territorial_disputes_in_the_South_China_Sea.

10. Dabashi, Hamid. The Arab Spring: The End of Postcolonialism. s.l. : Palgrave Macmillan, 2012.

11. Brownlee, Jason, Masoud, Tarek ve Reynolds, Andrew. The Arab Spring: The Politics of Transformation in North Africa and the Middle East. Oxford : Oxford University Press, 2013.

12. Cyberwar: War in the Fifth Domain. The Economist. [Çevrimiçi] 01 07 2010. [Alıntı Tarihi: 20 09 2014.] http://www.economist.com/node/16481504?story_id=16481504&source=features_box1.

13. Andress, Jason ve Winterfeld, Steve. Cyber Warfare: Techniques, Tactics and Tools for Security Practitioners. s.l. : Syngress, 2012.

14. Janczewski, Lech ve Colarik, Andrew. Cyber Warfare and Cyber Terrorism. s.l. : IGI Global, 2008.

15. Cyberwarfare. Wikipedia. [Çevrimiçi] [Alıntı Tarihi: 20 09 2014.] http://en.wikipedia.org/wiki/Cyberwarfare.

16. İnsansız Hava Araçları ve Ağ Merkezli Muharebe Kavramı. Mevlütoğlu, Arda. Eskişehir : V. Ulusal Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Kurultayı, 2009.

17. Geleceğin Harekât Ortamında İHA Sistemleri: Askeri Uygulamalar & Teknoloji Gereksinimleri. Karaağaç, Cengiz. İstanbul : 3. Ulusal Havacılıkta İleri Teknolojiler Konferansı, 2014.

18. Submarine. Wikipedia. [Çevrimiçi] [Alıntı Tarihi: 15 09 2014.] http://en.wikipedia.org/wiki/Submarine.

19. Gürel, Hakan. Korvet Sınıfı Gemiler. Jeopolitik ve Jeostrateji. [Çevrimiçi] 30 05 2007. [Alıntı Tarihi: 23 09 2014.] http://modusstrateji.blogspot.com.tr/2007/05/korvet-snf-gemiler.html.


2 yorum:

Adsız dedi ki...

Rica etsem Sukhoi PAK FA / T - 50 hakkindaki görüşlerinide yayinlayabilir misin? TŞK.

Hazerfen dedi ki...

Senkaku Adaları meselesi de eklenirse önemli bir eksiklik giderilirse sanıyorum.