18 Eylül 2014 Perşembe

Bilişim Teknolojileri ve HD Savaşlar Devri

1991 Körfez Savaşı'nın en önemli özelliklerinden biri, savaşın neredeyse anbean televizyonlardan naklen izlenmesiydi. CNN kanalı aracılığı ile Bağdat'ın bombalanması, şehirdeki uçaksavar bataryalarının gökyüzüne açtığı yaylım ateş, güdümlü bombaların hedefleri vurması, dünya çapında milyonlarca seyirci tarafından izlendi. Çok net hatırlıyorum, televizyon yayınları sık sık ya iki tarafın yetkililerinin açıklamaları ya da Bağdat'ta sirenlerin çalması ile kesilir, olay yerine canlı bağlantılar yapılırdı.

Kitle iletişim araçları ve bilişim teknolojilerindeki gelişmeler ile takip eden yıllarda gerçekleşen savaş ve çatışmalar daha net, aracısız ve sansürsüz evlerimize girmeye başladı. Savaşlar artık HD kalitesinde.

Birinci Dünya Savaşı, savaşın sadece meydanlarda değil şehirlerde de savaşılmaya başladığının habercisiydi. Cephe gerisindeki halk, savaşın etkilerini, dehşetini ve sıcak nefesini daha yakından hissetmeye başlamıştı. İkinci Dünya Savaşı ile bu dönüşüm tamamlandı: Savaş orduların değil, ulusların topyekûn dahil olduğu bir olgu haline geldi. Ve artık teknoloji sayesinde savaş CNN ile naklen izletilen değil, internet üzerinden anlık takip edilebilen bir şeye dönüştü.

Bilişim ve iletişim teknolojilerinin (BİT; Information and Communication Technologies; ICT) yaygınlaşması, ile "yurttaş gazetecilik" (ciziten journalism) kavramı yeni bir boyut kazandı. Fotograf makinası, yüksek çözünürlüklü / HD video kamera, ses kayıt cihazı, not almak için kelime işlemci, GPS vb özelliklere sahip akıllı telefonlar ya da tabletler, artık gündelik hayatın doğal birer parçası oldular. Bu cihazları kullanarak tanık olunan bir olayı anında kaydedip internette yayınlamak, geniş kitlelerle paylaşmak ve yorum yapmak ya da yorum almak mümkün hale geldi.

BİT, kriz, çatışma ya da savaş ortamında "yer seviyesinde" bulunanların tanıklıklarını, aracısız ya da katıksız dünya ile paylaşmalarını mümkün kıldı. Zira 1991'de CNN ne gösterirse (ya da göstermezse) onu izlemek durumundaydı seyirci. Ancak şimdi, 23 sene sonra, Suriye ya da Ukrayna'daki çatışmalara dair yeni görüntüler görmek için YouTube video paylaşım sitesine girmek yetiyor.

Tabi ki bu durum, BİT'in, olan biteni tüm çıplaklık ve gerçekliği ile görmemizi sağlayan bir kapı açıcı anahtar olduğunu göstermez. Sonuçta BİT, onu kullanan neyi kayıt altına alır ya da neyi nasıl hazırlarsa onu iletir yığınlara.

Suriye İç Savaşı'nı ele alalım.

Suriye'de Arap Baharı'nın etkisiyle 2011 Mart ayında başlayan rejimi protesto gösterileri kanlı şekilde bastırıldı ve rejimin sert tedbirleri ile gerginlik hızla yerel çatışmalara ve ardından tüm ülkeyi yutan son derece kanlı, çok taraflı bir iç savaşa dönüştü. Çatışmaların taraflarından IŞİD adlı terör örgütünün vahşeti, Irak'a da sıçradı ve şimdi Irak'ta da oldukça şiddetli çarpışmalar yaşanmakta.

Ancak Suriye İç Savaşı'nın çok ilginç başka bir özelliği daha var: Modern tarihin belki de en iyi belgelenen savaşı olması.

İç Savaş'ın başından bu yana Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), Nusra Cephesi ve en son Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütleri, interneti son derece etkin bir şekilde kullanmakta. Videolar çoğunlukla çatışmaları ve pusuları gösteriyor. Bu videoların hatırı sayılır bir kısmı, ele geçirilen rejime bağlı askerlerin işkence ile infazını ya da çok daha beter dehşet görüntülerini içeriyor. Ancak çoğu fotograf ve videonun konusu, rejimin şehirlere düzenlediği saldırılar: Özellikle hava kuvvetlerinin bombardımanları ya da hayatını kaybetmiş sivillerin görüntüleri bunları teşkil ediyor.

Öte yandan Esad rejimi de interneti etkin biçimde kullanıyor. Suriye istihbarat servisi El Muhaberat, Facebook ve YouTube mecralarında rejim ordusunun başarılarını yayınlıyor. Yayınların bir kısmı da, isyancı elebaşlarının kimliklerinin ve ilişkilerinin deşifresi şeklinde. Suriye Gerçekleri isimli facebook sayfası, Syria Tube isimli YouTube kanalı ve Suriye Elektronik Ordusu isimli bilgisayar korsanı grubu, Muhaberat'ın sanal ortamdaki önemli silahları arasında.

Rejimin de isyancıların da videolarını paylaştıkları esas iki ortam YouTube ve Liveleak. Liveleak, aşırı şiddet içeren videolara göre YouTube'a kıyasla daha esnek olduğu için daha geniş bir arşive sahip. Savaşa dair arşiv o kadar genişlemiş durumda ki, söz gelimi Suriye ordusunun toplam imha edilen ve isyancıların ele geçirdiği zırhlı araç, top ve tank sayılarının ay ay dökümünü çıkarmak bile mümkün (böyle bir çalışma ACIG.info'da yürütülmekte.)

Rejimin BİT cephesindeki çok ilginç bir hamlesi de, Abhazya Haber Ajansı ANNA (Abkhazian News Network Agency) isimli haber ajansının, Suriye Ordusu birlikleri, özellikle 4'ncü Zırhlı Tümen ile birlikte kaydettiği görüntüler oldu. ANNA, 4'ncü Tümen'e bağlı tank ve zırhlı araçlara monte ettiği GoPro marka yüksek çözünürlüklü ve zor koşullara dayanıklı video kameralar ile, ordunun isyancılara karşı şehirlerde düzenlediği operasyonları, çoğu zaman Google Earth haritaları ve ayrıntılı sözlü anlatım ile aktarıyor. Hatta ANNA muhabirlerinin bazı ordu mensupları ile harekât taktik ve tekniklerine yönelik gerçekleştirmiş olduğu röportajlar da var. Özellikle tank taretine monte edilen GoPro kameralarla çekilen videolar, son derece etkileyici: İzleyeni bir bilgisayar oyunu seyrediyormuşçasına hissettirebiliyor. Bu videoların çok ilginç bir özelliği de, meskûn mahal ortamında asimetrik tehditlere karşı eşgüdümlü mekanize harekât usül ve tekniklerine yönelik son derece kıymetli veri ve ipuçları içermeleri. ANNA videolarından anlaşıldığı kadarıyla Suriye Ordusu, şehir ortamında tank ve zırhlı personel taşıyıcıları, topçu ve hava birlikleri ile eşgüdümlü kullanıma dair hatırı sayılır bir tecrübe geliştirmiş durumda.

Tabi burada dikkat çekmesi gereken ufak bir ayrıntı var: Suriye gibi bir ülkede, ordu bünyesinde "gömülü" (embedded) gazetecilik yapabilecek, hele hele operasyonlara bilfiil katılabilecek bir haber ajansının, "bağımsız" olması mümkün değildir. Yani kısacası, ANNA, Rus istihbaratının bir paravan şirketidir. Nitekim aynı haber ajansı Ukrayna'daki çatışmalarda da benzer bir "yayıncılık" performansı sergilemekte.

Suriye rejimine bağlı ordu ve istihbarat birimlerinin internet üzerinden propaganda ve psikolojik harp maksatlı olarak video, fotoğraf, sosyal medya vb unsurları kullanmaları normal; zira rejimin elinde hem bu maksatla kullanılabilecek BİT altyapısı mevcut hem de kolaylıkla başta Rusya olmak üzere çeşitli ülkelerden açık ya da örtülü şekilde temin edebilir. Ancak silahlı isyancıların, neredeyse tüm hücrelerde, tüm sokak ve semtlerde çatışmaları kaydedebilmesi, neredeyse günlük ve hatta anlık bazda YouTube, twitter, Facebook vb ortamlarda paylaşabilmesi nasıl mümkün olabiliyor? Suriye, iç savaştan önce de BİT altyapısı çok gelişkin olmayan, mevcut iletişim kanalları da devletin çok sıkı kontrolünde bir ülkeydi. Benim şahsen ACIG'den tanıdığım ve ülkenin göreceli olarak dışa açıldığı dönemde Suriye Hava Kuvvetleri'nin tarihçesi ile ilgili paylaşımlar yapan bir Suriyeli üyesi, bir gece ansızın gözaltına alınmış ve "kaybedilmişti". İşte bu altyapı, savaş ile birlikte büyük ölçüde de tahrip olmuş iken, isyancıların bu kabiliyetinin kaynağı ne olabilir?

Yanıt açık: İsyancılar, kendilerini destekleyen ülkelerden silah, mühimmat ve erzağın yanı sıra BİT sistem ve araçlarını da temin etmekte (Örneğin bkz: Hakara Makara'nın Kitlesel Psikolojik Savaş Silahı Olarak Yeri ve Önemi)
Dolayısıyla BİT, aynı güdümlü tanksavar füzeleri ya da keskin nişancı tüfekleri gibi, bir silah olarak tam kapasite kullanıma sokulmuş durumda. Bu uygulama kısmen Libya'da da görülmüştü ancak Suriye İç Savaşı, BİT'in bir savaş aracı olarak geniş kapsamlı, organize ve eşgüdümlü kullanıldığı belki de ilk çatışma.

İnternete yığılan bu geniş görsel ve işitsel malzemenin bir başka özelliği de, Suriye İç Savaşı'nı bir çeşit laboratuvara ya da etkileşimli bir meskûn mahal / asimetrik harp dersine dönüştürmüş olması. Özellikle ANNA'nın yüksek çözünürlüklü videoları, şehir ortamında mekanize unsurların çatışmaları, tankların teknik ve taktik harekât isterleri, hava kuvvetlerinin asimetrik harp ortamındaki kullanımı gibi konularda çok ilginç doneler sağlamakta. YouTube'daki videoları izlerken zaman zaman "acaba Suriye, çok daha büyük ve kapsamlı bir çatışmanın test ortamı mı?" diye düşünmemek mümkün değil.

Sosyal medya ve YouTube üzerinden yayınlanan malzemeler ayrıca, açık kaynak istihbaratı (HUMINT) kavramına da yeni bir boyut getirmiş durumda. Bu süreçte öne çıkan BrownMoses kullanıcı adlı Eliot Higgins gibi yüzlerce amatör meraklı, paylaşılan fotoğraf ve videolar üzerinden teçhizat ve konum teşhisini kısa sürede yapabiliyor; hatta Higgins, bu şekilde çalışan amatör meraklıları bir araya getirmek için Bellingcat isimli, benim de üyesi olduğum bir site de kurdu.

Sonuç olarak, istihbarat da, savaş da, terörizm de boyut değiştiriyor. Bu değişimin merkezinde de, doğal olarak BİT bulunuyor. Bu değişimi algılamak, kavramak ve buna göre uygun pozisyon almak ise yalnızca gerekli zihinsel dönüşümü gerçekleştirmiş bir irade ve ortak akıl ile mümkün.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Arda Bey ACIG.info da yürütülen zırhlı araç kayıp sayılarıyla ilgili bilginiz var mı son durum nedir acaba

ALFACINO dedi ki...

Muhtemelen 2000 e yaklasti. Fakat anladigim kadariyla bu rejimi büyük sıkıntıya sokacak bir rakam değil henüz.