25 Eylül 2013 Çarşamba

Calût'u Davud Yapmak Mümkün mü?



Mark Bowden'ın The Atlantic için kaleme aldığı ve 14 Ağustos tarihinde yayınlanan "The Killing Machines - How to Think About Drones” (Ölüm Makinaları – Dronlar Hakkında Nasıl Düşünmeli) başlıklı makale ve makalenin girişinde kullandığı benzetme, uzun zamandır taslak halinde olan ve bir türlü bitiremediğim bu yazı için hem ilham kaynağı hem de ateşleyici oldu.

Bu son derece kapsamlı ve bir o kadar da dolu makalesinde Bowden, insansız hava araçlarının (İHA) çıkış noktasını, içerdikleri temel teknolojileri ve halen devam eden çeşitli teknolojik, hukuki ve siyasal tartışmalardaki yerlerini oldukça yalın bir dille okuyucuya sunuyor.

Bowden, yazısına Davud (David) ve Calût’un (Goliath) efsanevi düellosuna atıfta bulunarak başlıyor. Benim de taslağımın girizgâhı bu şekilde idi. Ancak ben bu düelloyu, sadece İHA değil, daha geniş bir bağlam içinde kullanmayı düşünüyorum. Çığır açmak ya da “gerçekleri göz önüne sermek” gibi bir niyet ya da hevesim yok, sadece kafamın içindeki tilkilerden bir kısmını kuyruğundan yakalayıp teşhir etmek, soruyu ya da sorunu maddeler halinde özetlemek istiyorum, bulutlar ardında gizlenmiş olsa da.

Kahve stoğum taze olduğuna göre yakalayacağım tilki sayısı az olmayabilir.

17 Eylül 2013 Salı

Levant'ta Kriz: Türk Jetleri, Suriye Helikopterini Düşürdü

16 Eylül 1430 sularında Doğan Haber Ajansı, "Hatay'ın Yayladağı İlçesi'nde Suriye sınırına 400 metre uzaklıkta, Suriye topraklarında savaş uçağı düştüğü ihbarı üzerine bölgeye ekipler sevk ediliyor" şeklinde bir haber geçti. Haber zaten bir süredir kimyasal silah krizi ve uluslararası müdahale tartışmaları nedeniyle yüksek olan tansiyonun daha da artmasına neden oldu. 2012 Haziran ayında Suriye'nin Türk Hava Kuvvetleri'ne ait bir RF-4ETM keşif uçağını düşürmüş olması akıllara geldi hemen.

Kısa süre sonra haber değiştirildi ve bir Suriye helikopterinin, sınırın Suriye tarafında 400m öteye düştüğü bilgisi verildi. Bu bilgi tansiyonun kısmen düşmesini sağladı.

Derken akşam 1845 sularında Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'ın açıklaması, tam anlamıyla gündeme bomba gibi düştü: Arınç, "Suriye’ye ait bir Mi-17 helikopteri bugün Hatay Güveçli bölgesinde 2 km hava sahası ihlalde bulunmuştur. Tüm uyarılara rağmen ihlalin devam etmesi nedeniyle söz konusu helikopter Malatya’dan havalanan hava kuvvetlerimize ait jetlerimizle füze ile vurularak düşürülmüştür" şeklinde konuştu. Kısa süre sonra da Genelkurmay Başkanlığı, radar iz kayıtlarını içeren bir harita ile birlikte bir basın açıklaması yayınladı.

Olay özellikle Türk kamuoyunda birden "savaşa mı girildiği" endişesine sebep oldu. Kadrolu tele-stratejistler ekranlarda komutancılık oynamaya başladılar. Geçtiğimiz sene yaşanan RF-4 krizinde aşina olduğumuz isimler, aynı şekilde saçmalamaya devam ettiler.

16 Eylül günü yaşanan olay önemli, ancak ne komplo teorilerine ne de savaş borularına mahal verecek bir içeriğe sahip. Olayın bileşenleri tek tek dikkatlice incelendiğinde bu manzara açığa çıkıyor zaten. Şöyle ki:

10 Eylül 2013 Salı